6x22 :: BIOGENESIS


Çevirmenin Notu: Belirtmek isterim ki bu çeviride bazı deyimlerin tam karşılığı bulamadığımdan, yaklaşık Türkçe anlamları yazmaya çalıştım. Ayrıca çift parantezle yazılanlar, açıklayıcı bilgi olarak, benim tarafımdan eklenmiştir.Bunun dışında tüm konuşmalar senaryoya uygundur.


SAHNE 1

( Scully’nin sesi, eşliğinde Dünya’nın uzaydan görünüşü, okyanuslar, etrafda kıvaranan tek hücreli organizmalar ve sonra kupkuru çöl manzarası görüyoruz. Sonra bitkiler, böcekler, bir timsah, dinazor resmi, kuşlar, daha çok bitki, erken insan, kar üstünde koşan mağara adamı görüntüsü, mağara resimleri, çağdaş adam, Apollo’nun inişi, pek çok araba, DNA sarmalı, burada araya katılan her seferinde çöl manzarasıdır ki bu, tükenişi temsil eder.)

SCULLY: (arkadaki sesi) O, uzaydan, bir soyutlanma gibi görünebilir—bir sihirbazın karanlık bir sahnedeki el çabukluğu gibi. Ve bu kadar uzak mesafeden kimse onun yaşadığını hayal bile edemeyebilir. O, ilk olarak 4 milyar yıl önce tek hücreli yaşam şeklinde görülmeye başladı. Yaşamın çoğalması için milyonlarca yıl geçti ve ilk çok hücreli organizmalar çoğalmaya başladı...ve sonra durdu. 440 milyon yıl önce, büyük bir kütle tükenişi, gezegendeki büyük okyanuslar haricinde her yarde türlerin büyük kısmını öldürecekti. Yavaş yavaş bitkiler evrim geçirmeye başladı, sonra böcekler, Dünya üzerindeki ikinci büyük kütle tükenişinde kökleri kurudu. Bu döngü tekrar ve tekrar devam etti. Sürüngenler ortaya çıktı, denizden hariç olarak karada ölmeden kalanlar sadece onlardı. Sonra dinazorlar, ilk kuşlarla, balık ve çiçekli bitkilerle birlikte yaşam mücadelesi verdiler – onların tükenişi Dünya’nın 4. ve 5. büyük tükenişiydi. Sadece 100,000 yıl önce, Homo Sapiens görüldü—insan. Mağara resimlerinden incile, Colombus’dan Apollo 11’e kadar yorulmak bilmeyen bir güçle Dünya üzerindeki ve altındaki doğal yaşamı anlamak için – ki kendisini bize zaten gösteriyor olmasına rağmen- kataloglamaya başladık. 5 milyarın üstündeki artan dünya nüfusuyla insanlar, aşağılara indiğimizde, yaşamın ilk kıvılcımı olan o orijinal tek hücreden türediler. Fakat tüm bu bilgimize rağmen, kimsenin kesin olarak ne olduğunu söyleyemediği; ne veya kim ilk orijinal kıvılcımı ateşledi. Varoluşumuz için herhangi bir plan, bir amaç veya bir sebep var mı? Bizden önce olanlar gibi, unutulanı, bilimadamlarının uyardığı ve şu an işlemde olan 6. tükenişi geçebilecekmiyiz?

(KARARIŞ: Afrika sahili. Swahili’de heyecanla bağıran adamlar. Suyun kenarındaki kumdan dışarı çıkmış ve kırılmış metal parçalarının yanında diz çökerler. Üzerinde garip bir yazı vardır. Parçanın üzerini yıkayan dalgalarla birlikte yakın çekim yapılır.)

SCULLY: (arka plandaki sesi) Yoksa gizem bir işaret, sembol veya gösterimle açığa mı çıkarılacak?

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 2

IVORY SAHİLİ – BATI AFRİKA

(Aynı sahne meraklandırıcı biçimde. DR. MERKMALLEN denen bir adam sahildeki bir gölgeliğin altında masası olduğu halde oturmaktadır. Diğerleri ona ‘Profesör’ demektedir. DR. MERKMALLEN, adamları takip eder ve parçaya o da bakar. Oldukça ilgilenmiş ve korkmuş görünür.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 3

COTE D’IVOIRE ÜNİVERSİTESİ – BATI AFRİKA

(Sonrası, DR. MERKMALLEN ofisinde yalnızdır. Parça masasındadır. Bir dolabı açar ve içinden, sarılı duran deri nesneyi çıkarır. Masasına taşır ve deriyi açar. Bu, metal parçanın benzeridir. İkisini de eline alıp kaldırır ve bir bulmacayı çözüyormuşcasına uğraşır. Aniden, her ikisi de mıknatıs gibi birbirlerini çekerler ve elinden uçup odanın karşısında bir kitabı gösterirler. Adam dikkatlice yürür ve kitabı dışarı çeker. Bu, incilin bir kopyasıdır. Gene dikkatlice parçayı yerinden çıkarır ve kitaba döner, bakar, sonra onu masaya yerleştirir. Okumaya başlar. Kitap burada giderek artan bir hızla dönmeye başlar. Şok olan DR. MERKMALLEN, elini onun üstüne koyar, dönmesini durdurur, sonra çabucak deri parçayla kaplar ve telefonu çevirmeye başlar.

DR. MERKMALLEN: (telaşlı biçimde, telefona) Evet, lütfen beni uluslararası operatöre bağlayın. Birleşik Devletler’le bir konuşma yapmam gerek.

(Arkasındaki masada, yakın çekim yapılan İncil ayetlerinden birinde şu yazmaktadır: Genesis I:28 ‘Ve Tanrı onları kutsadı, ve Tanrı onlara dedi ki, verimli olun, ve çoğalın, ve dünyayı yeniden doldurun, ve hakimiyetiniz altına alın onu: ve denizdeki balıklar ve akan hava ve dünya üzerinde hareket eden her şey üzerinde egemenlik kurun.’)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 4

DULLES ULUSLAR ARASI HAVA ALANI – 3 GÜN SONRA

(Gece: uçak iner)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 5

AMERİKA ÜNİVERSİTESİ – WASHINGTON, DC

(Geç vakitler, hala gece, DR.MERKMALLEN bir kampüsde yürümektedir. İki bayan öğrenci görür.)

DR.MERKMALLEN: Afedersiniz, Biyoloji Bölümünden Prof. Sandoz’u arıyordum da.

(Karşı binayı gösterirler. İçerde, bir ADAM, laboratuvar kıyafetiyle, içinde pek çok kafesde maymunun bulunduğu bir lab.dadır. Maymunlar sessizce konuşmaktadırlar. ADAM bir pencereden bakıp seyretmektedir. DR.MERKMALLEN içeri girer.)

DR.MERKMALLEN: Dr.Sandoz? (Elini sallar) Prof. Sandoz, ben Solomon Merkmallen.

ADAM: Dr. Merkmallen. Aman Allahım, size bir şey olduğunu düşünmüştüm.

DR.MERKMALLEN: (şaşırmış) Oh. Mesajımı almadınız m? Frankfurt’ta gecikmeye uğradık.

ADAM: Bak, önemli olan şu an buradasın ve güvendesin.

DR.MERKMALLEN:Evet

ADAM: Şey... bana bir şey getirmişmiştiniz—bu şey.. sizin keşfiniz.

DR.MERKMALLEN: Evet

ADAM: Onu görmeyi çok isterim.

DR.MERKMALLEN: Ben-benim aklım karıştı, onu gümrükte bırakmış olabilirim. Orada, Almanya’da X-ışını makinesinde biraz sorun çıktı.

(Masaya otururlar)

ADAM: Ne çeşit sorun yaşadınız?

DR.MERKMALLEN: Size onun gücünü anlatmıştım.

ADAM: (durur) Evet, tabii ki.

DR.MERKMALLEN: Güvence belgelerim beni sadece tutuklanmaktan korudu.

(DR.MERKMALLEN parçayı dışarı çıkarıp açarken, maymunlar seslerini yükseltir ve mutsuzlaşırlar.)

DR.MERKMALLEN: Nasıl olduğunu açıklayamam... fakat iki parça bir oluveriyor. Sizin bulduğunuz parçayla eşleşeceğini ve böylece onun sihirini görebileceğinizi umuyorum.

ADAM: (parçayı tutmaktadır) Hiç onu okuma şansın oldu mu?

DR.MERKMALLEN: (ADAM’a dik dik bakar) Sen Dr.Sandoz değilsin, öyle değil mi?

(ADAM, tehdit edici biçimde ayağa kalkar ve biz de bir dövüşün sesini duyarız. Kamera maymunların kafesine çevrilir. Maymunlar şimdi, histeri şeklindebağırmaktadır. Kısa süre sonra, ADAM merdivenlere doğru gelir. Binayı terk eder. Ofisde başka bir adam, DR.SANDOZ, ofise girer. Deri parçanın masadaki yerinin boş olduğunu görür, sonra kafeslerin oraya gider ve DR.MERKMALLEN’ın yerdeki cansız bedenini bulur. Başının etrafında bir kan gölü vardır. Korku ve panik içinde geri gider.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 6

FBI KARARGAHI – WASHINGTON, DC

(SKINNER’ın ofisi.MULDER ve SCULLY içeridedir.)

SKINNER: Bunun gibi bir davaya karşı sizin malum ilginizi düşündüm ki—Dr. Merkmallen’s görüşleri ve teorileri, her ne oluyorsa onlar. İnanıyorum ki Ajan Mulder, onun çalışmalarını biliyordur.

(MULDER dosyayı SCULLY’e verir. Dosyada, DR.MERKMALLEN’in bir resmi vardır. FBI dosya no 46742.)

SCULLY: (okur) Dr. Solomon Merkmallen, biyoloji profesörü, Ivory Sahili Üniversitesi.

SKINNER: Dün Afirka’dan uçuş yapmış. İki saat sonra, Amerikan Üni.de açıkça öldürülmüş. Cesedi kayıp fakat yerde adil bir zan için yeterince kan bulundu. Ayrıca bir çift öğrenci, kendilerine Dr. Steven Sandoz’u bulmak için yol sorduğunda onunla konuştuklarını doğruladılar. O da aynı zamanda biyoloji profesörü.

(Dosyada DR.SANDOZ’un da resmi vardır.)

MULDER: Her iki adam da ‘Panspermia’ denen bir uç kuramı desteklemektedir. Bu, inanca göre yaşamın kaynağı...

SCULLY: ...herhangibiryerde... bu evrende.

SKINNER: Bunu daha önce duydun mu?

SCULLY: Evet. (MULDER’a bir bakış atar) Bu görüşe göre Mers veya diğer gezegenler Dünya’dan çok önce yaşama elverişliydi ki bu - şey - bu gezegenlerdeki kozmik çarpışmalar oralardaki mikropları güneş sistemimize saçtı – bazıları buraya indi ve burada gelişti.

SKINNER: Sen de bunu akla yatkın olarak mı kabul ettin?

SCULLY: Şey, neredeyse tüm bilim adamları.. kuramsal olarak. Yani, bu sadece bir kuram. Bu gene de onunla ilgili. Bunun , onun ölümüyle ilgisi olduğunu düşünmüyorsunuz, değil mi?

SKINNER: Dr. Merkmallen kendi ülkesinde bir el yapımı eşya buldu. Bu, o eşyanın kabartması. ( parçanın kurşun kalemle yapılmış kabartmasını SCULLY’e uzatır). O parçanın bir mesaj içerdiğine inanıyordu- sadece Mars kuramı değil geniş anlamda insanın varoluşu.

SCULLY: (MULDER’a anlamlı biçimde bakarak) Daha az akla yatkın.

MULDER: Dr. Sandoz, benzer bir iddia için bir... (SCULLY’e anlamlı biçimde bakarak) ... ‘bilim’ dergisiyle görüşmek için gelmişti. Dediğine göre, üzerinde buna çok benzeyen yazılar bulunan neredeyse aynısı bir el yapımı eşya bulmuş.

SCULLY: Ve onun ne anlattığı farzediliyor?

MULDER: Şey, bunu Dr. Sandoz’a sormamız gerekirdi.

SCULLY: Peki neden sormuyoruz?

MULDER: Yapamayız. Kayıp.

(Sonrası, MULDER ve SCULLY asansöre biner. Kapılar kapanır ve yalnız kalırlar. MULDER, zemin kat için düğmeye basar, sonra yazıtın kabartmasına dikkatlice bakar. Birbirlerine yakın durmaktadırlar.)

SCULLY: Biz ne yapıyoruz, Mulder? Bu tam olarak bir polis meselesi.

MULDER: SKINNER bizi bu davada istedi.

SCULLY: Beni bu davada kişisel ilgin olmadığı konusunda ikna etmeye çalışacakmısın?

MULDER: Ben sadece FBI’ın kiralık silahıyım.

SCULLY: Oh, hadi.

MULDER: Ya peki ortada bununla ilgili bir şey varsa?

SCULLY: İki adam da bizim Marslılar olduğumuzu iddia ediyorlar. Şimdi neden olası kirli oyunlara girişsinler ki?

MULDER: İşte biz de bunu ortaya çıkarmak için istendik.

(Birkaç kişi asansöre biner. MULDER ve SCULLY yoldan çekilirler. MULDER tekrar kabartmaya bakar. SCULLY konuşmaya devam eder, fakat MULDER onu ancak anlayabiliyordur. Onun bakış açısından , SCULLY aniden boğuk, kulak tırmalayıcı bir sesle konuşmaya başlar. Asansörde sessiz duran diğerlerine bakar, sonra karmaşa içinde SCULLY’ ye bakışını yöneltir.)

SCULLY: (neredeyse anlamamıştır) Seni anlamıyorum MULDER. Bağlantısı ne kadar az olursa olsun uzaylılarla ilgili hiçbir davayı kaçırmıyorsun. İlgine bir sınır olmalı... Yani, bu sonsuz gerçeğin peşine düşme isteği, Mulder bu sadece... şu an bana herhangi bir şey ifade etmiyor.

(Diğer insanlar asansörden iner ve kulak tırmalama sona geçer. SCULLY, MULDER’ın kendisine boş boş baktığını anlar.)

SCULLY: Mulder? Az önce söylediklerimden bir şey duydun mu?

MULDER: (uysalca) Hayır.

SCULLY: Hayır? (üzgünce) Peki, belki de duymak istemedin.

MULDER: (karmaşık) Hayır... Duyamadım.

(MULDER kabartmayı SCULLY’ye verir ve ofisinin yolunu tutar.)

SCULLY: Mulder... bak, tüm yaptıklarından sonra, tüm ortaya çıkardıklarından sonra—insanlar üzerinde deney yapan ,şu an ölmüş adamların komplosunu ki sen onların sırlarını açıkladın. Demek istediğim, sen kazandın. Daha fazla ne yapmayı veya bulmayı umuyor olabilirsin?

(MULDER, ona ufak ve üzgün bir gülümsemeyle bakar)

MULDER: Kızkardeşimi.

(SCULLY onun peşinden ofise gider)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 7

AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ – 11:42 am

(DR.SANDOZ’un laboratuvarı. MULDER ve SCULLY kampüsden geçerken, birileri de pencereden dışarı bakmaktadır. Pek çok polis. Suç mahali işlemleri yapılmaktadır. Resimler çekilmektedir. Büyük kanlı bir kemik, havaneli, büyük beyaz bir şey çoktan kanıt olarak paketlenmiştir. Dr. Melkmallen’la görüşen ve onu öldüren ADAM maymunların yanında ayakta durmaktadır. MULDER odada yürüdüğü sırada adamı süzmektedir.)

SCULLY: Tahmin et, bunun bir polis meselasi olduğunu söylemekte haklıymışım. Dedektif?

DEDEKTİF: Yardımcı olabilirmiyim?

SCULLY: FBI’dan ajan Mulder ve Scully. Neler buldunuz burada?

DEDEKTİF: Olası cinayet silahı—üzerinde kan ve saç var. Görünüşe bakılırsa parmak izleri de...

SCULLY: Dr.Sandoz’a ait olduğuna dair bir şey?

DEDEKTİF: Hayır, fakat biz izlerin onunkilere benzediğini söylüyoruz.

SCULLY: Kiminle birlikte söylüyorsunuz?

(MULDER, ADAM’ın, DR.BARNES’ın karşısına geçer.)

MULDER: FBI’dan Fox Mulder.

DR.BARNES: Ben Dr.Barnes, bölüm başkanıyım. Benden dersleri askıya almamı ve fakülteyle görüşmeler ayarlamamı istediler.

MULDER: Ne olduğuna dair herhangi bir kişisel fikriniz var mı?

DR.BARNES: çok sayıda söylenti var.

MULDER: Dr.Sandoz’un kaybolması hakkında mı?

DR.BARNES: Onun soruşturulabilir ünü yerine, gülünç düşüncelerinin bir kısmı, benim meslekdaşlarım tarafından her yöne çekilebilir.

SCULLY: (onlara katılır) Öldürmeye yatkınmıydı?

DR.BARNES: Dr.Sandoz’un tüm sözleri Batı Afrika’dan gelen bir el yapımı eşyayla ilgiliydi. Tıpkı onu buraya getiren ve hala bulunamayan adam gibi.

SCULLY: Acaba, bunun hakkında mı diyorsunuz?

(SCULLY, kabartmayı DR.BARNES’a verir. MULDER aniden elini başına götürür. Bir kere daha seslerin karmaşıklaştığını duyar. Odadan dışarı çıkar. SCULLY endişelenmiştir.)

SCULLY: (endişeli) Mulder?

DR.BARNES: Dr.Sandoz bu yazıların uzaylılardan olduğuna inanıyordu, biliyormuydunuz? Bunlar önemsiz insanlardır. Bilimsel işlemler için sabırları yoktur. Adlarının küçük gazetelerde yayınlanmasında hoşlanırlar. Bilimadamı takma adlılar. Rahatsız edici olmanın ötesinde.

(Dışarıda koridorda, MULDER su içme yerinden yüzünü ıslatmaktadır. Karmaşa yeniden sona ermiştir. SCULLY ona katılır.)

SCULLY: O neydi Mulder?

MULDER: Bilmiyorum. O... şey... bir boşluk sesi. Aynı şey bana bu sabah işde, asansörde oldu.

(MULDER bir mendille yüzünü kurular. SCULLY elini onun alnına koyar.)

SCULLY: Ateşin var mı?

MULDER: Hayır. Bu, sesde garipliğe yol açıyor, fakat bence bu, o şey.

SCULLY: Sen şaka yapmıyorsun. (kabartmaya bakar) Bu sadece bir kağıt parçası.

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 8

(X Files ofisi. SCULLY ve tanıdık bir yüz, CHUCK BURKS projektördeki kabartma resimlerine bakmaktadırlar.)

CHUCK: Düşünüşü anımsadım.

(MULDER içeri girer)

SCULLY: Geç kaldın.

MULDER: Üzgünüm. Düşündüm ki burası benim ofisim

(MULDER ve SCULLY her ikisi de gülerler ve MULDER, CHUCK’ın elini sıkar)

CHUCK: Fox.

SCULLY: Chuck’ı çağırdım, çünkü kendi gerçeklerini ispatlamak için onun profesyonel düşüncesinin seni nasıl etkilediğini biliyordum.

CHUCK: Büyüleyici, Mulder.

MULDER: Buna inanmadın dimi, Chuck?

CHUCK: Hayır hayır. Beni bilirsin. Bu tam da benim hileli küçük bilyelerim gibi. Bu yüzden, şey... tam olarak yaşamakta olduğun ne?

MULDER: Gürültü. Uyumsuz seslerin birleşimi. Geliyor ve gidiyor.

SCULLY: Şimdi oluyor mu?

MULDER: Hayır, fakat birkaç dakika önce vardı.

CHUCK: Bu kabartma tarafından tetiklendi ve sadece seni etkiliyor. Vay be. Bu olay beni alt etti (aştı).

MULDER: Neden?

SCULLY: çünkü kabartma sahte ve ben böyle söyleyen ilk kişi değilim..

CHUCK: Yazılar Cree— sesli Navaho -- fakat yalın bir çeviri anlamsız.

SCULLY: Ve onun Afrikada bulunması, imalat olduğuna dair şüpheleri daha da arttırıyor.

MULDER: Neye dair şüpheler?

CHUCK: Sihirli Karenin ne olduğunu biliyormusun?

MULDER: Evet. Büyüyle yıpılmak zorundadır.

CHUCK: Evet. Çok iyi. İlk olarak 9. yy’da görüldüler fakat, şey... (kamera bir sihirli kare göstermek için çevrilir)... hikaye Tanrı’nın Adem’in işlerinde kullanması için yaratmasına ve sırrın nesilden nesile tüm azizlere ve peygamberlere ve bilge adamlara geçmesine dayanır. Adı veya sayısal ilişkisi bu gücü harekete geçiren kişi biriken gücü bir arada tutabilir.

MULDER: İşte bu şey de o.

SCULLY: Öyleyse, sana inandığın bu şey sayesinde sahip olabilirler.

MULDER: Nasıl bilebiliyorsun bunu?

SCULLY: Hiçbirimizin bulmak için çok ileri gitmesi gerekmeyerek sonuçlandı.

(SCULLY bir dergi makalesini projektöre koyar. DR.BARNES tarafından yazılmıştır: ‘Bilim güncellemesi – Tanrı Geriye Büyüledi. – Eğlence ve Çıkar İçin Dinsel El Yapımı Eşyalar Üretmek)

SCULLY: Barnes bir kere daha Sandoz’un sahtekarlığını kanıtladı. Eğer onunla kendi meşlektaşı konusunda görüştüğümüzde körse tamamen insanlıktan uzak (zalim) demektir.

MULDER: Bunlardan herhangibirine destek olur mu?

SCULLY: Şey, aslında bu makale bayağı bilirkişi yapısında.

CHUCK: Barnes bilimsel kariyerini dinsel ve bilimsel sahtekarlıkları ortaya çıkarmak üzerine biryapmıştır (DR.BARNES’ın başka bir makalesini çıkarır). Senin dünya harikasının adı—burada, çürütmüş o görüşü!!

MULDER: Evet, fakat bilgeliğiyle kanıtlayamayacağı, gizlenen birşeyi ortaya çıkarmak, onun büyük ilgi alanına girmiyormu?

SCULLY: Mulder, eğer o gerçek olsaydı, neden Amerikan yerlilerinin el yazması , Afrikanın batı kıyısındaki kayalıklardan çıkarılsın?

MULDER: 1996 yılında, Mars’dan gelen bir kaya Antartika’da bulundu. Nasıl oraya gitmiş olabilir?

SCULLY: O dış uzaydandı.

(MULDER zafer kazanmışcasına kollarını havaya kaldırır.)

CHUCK: konuyu açıklıyor, değil mi? Neden Afrikada Navaho yazısıyla bir sahtekarlık yapılsın?

(CHUCK, el yazması kabartmasının bulunduğu resmi projektöre koyar. MULDER, bir kere daha ses kargaşası atağına yakalanır. Acı içinde ellerini başına götürür.)

SCULLY: Mulder? Hey.

MULDER: Hmm.

SCULLY: Hadi dışarı çıkalım. Dışarı çıkalım.

(SCULLY, dosya dolaplarıyla dolu hole çıkması için, MULDER’a yol gösterir. Karmaşa sona erer.)

SCULLY: Acı çekiyorsun.

MULDER: Hayır, hayır, geçti.

SCULLY: Mulder, buna her ne sebep oluyorsa, bence hemen ilgi gerektiriyor. Görüntülü tarama için sana bir gün alacağım.

MULDER: Hayır, ben iyiyim. Sahidende.

SCULLY: Mulder, iyi değilsin. Eğer hiçbir şey yoksa bile, evde, yatakta olmalısın.

MULDER: Eve yatağa gitmiyorum, Scully. Sanırım buna neyin yol açtığını biliyorum ve o iki prof.a ve el yazmasına ne olduğunu biliyorum. Dün o adamı, Barnes’i gördüğümden beri bir his var içimde.

SCULLY: Bunun hakkında bir hissin mi var?

MULDER: Evet, o adam Solomon Merkmallen öldürüldü. Barnes bunu biliyor. Adamı o öldürdü -- lab.da öldürdü.

SCULLY: Peki, umarım bu bayağı asılsız zan için onu tutuklamamızı önermeyeceksin.

MULDER: Hayır, yapmayacağım... Onun ceseti ne yaptığını sana gösterene kadar yapmayacağım.

(İkisi de ofise geri döner.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 9

SANDOZ’UN EVİ – SILVER SPRING, MARYLAND

(EV SAHİBİ, sinirli ufak tefek bir adamdır, çok garip bir de aksanı vardır, MULDER ve SCULLY’nin DR.SANDOZ’un evine girmesine izin verir.)

EV SAHİBİ: Bütün mekanı dolaştım. Siz neyi aradığınızı biliyormusunuz?

MULDER: Eğer bulursak size söyleriz.

EV SAHİBİ: Ah... polisler de buradaydı, biliyorsunuz. Onlar da bir şey bulamadılar (apartmandaki hava iğrençtir).

SCULLY: Sizi şey için almaya gele...

EV SAHİBİ: (onu önemsemez)Evet, evet biliyorum.

(EV SAHİBİ ayrılır. Film müziği çalmaya başlar. MULDER yatak odasına gider ve oldukça düzenli elbiselerin bulunduğu dolapta bir valiz bulur. Elinde tuttuğu eski etiketlere bakar.)

MULDER: Dr. Sandoz’a her ne olduysa, kesinlikle kış için güneye uçmakla alakası vardı— çok fazla. Gallup, New Mexico. Bir Navaho bölgesi.

SCULLY: Öyleyse, bence oraya kimi görmeye gittiğini biliyorum.

(SCULLY, DR.SANDOZ’un çerçevelenmiş bir resmine yakından bakar ve tanıdık bir yaşlı Amerikan yerlisini – ALBERT HOSTEEN’ı görür. ((ki bu adam hatırlayacağınız gibi Anasazi ve Blessing Way’de rol almıştır.)))

MULDER: Bu Albert Hosteen.

SCULLY: Senin II. Dünya Savaşı kod çözücün.

MULDER: Belki onu yazıtlardaki işaretleri çözmesi için kullanıyordu.

SCULLY: Veya yazması için. MULDER, aynı zamanda bir ceset bulacağımızı da söylemiştin. Bunda yanılmamaya özen gösterirmisin?

(SCULLY, kendinden emin biçimde mutfağa ilerleyen MULDER’ı takip eder. MULDER, elini burnunun üstüne koyar.)

MULDER: Hiç lateks paketledin mi, Scully?

SCULLY: Hayır. Neden?

MULDER: Birileri çöpü dışarı çıkarmayı unutmuş gibi kokmuyor mu?

(MULDER, bir kurulama bezi alır ve çöp öğütücünün kapağını açar. İkisi de kokudan ötürü güçlükle nefes almaktadırlar. Sinekler vızıldayarak çıkar. MULDER, dikkatle öğütücünün içindeki siyah plastik kapağı açar. Açmasıyla DR.MERKMALLEN’ın yüzü ve parçalanmış vücudu ortaya çıkar. Sinekler geriye kalanlar üzrerinde kümelenmiştir. Çok iğrençtir.)

SCULLY: Oh, Tanrım.

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 10

(SKINNER’ın ofisi. SKINNER tabletin ve DR.SANDOZ’un resmine bakmaktadır. Sahnenin başında sonuna kadar MULDER, başı eğik, acılı bir yüz ifadesiyle duyduğu gürültüler arasından konuşmalara yoğunlaşmaya çalışmaktadır. )

SKINNER: Öyleyse Dr.Sandoz’un masum olduğunu düşünüyorsunuz?

MULDER: Yaşamından endişeleniyordu çünkü her ne biliyorsa ve neye sahipse...

SKINNER: (tableti öne iter) Bu mu?

MULDER: Gerçek el yazması—bilinmeyen bir bütünün birkaç parçasından biri. Dr. Barnes şimdi bir taneye daha sahip. Demek bu yüzden Solomon Merkmallen’ı öldürdü.

SKINNER: Cesedini atmanın yolu...

MULDER: ...Sandoz’u suçlamak, katil gibi göstermekti. Bu aynı zamanda birşeyler saklamak için. Kimsenin düşünmeyeceği ve aramayacağı bir şey (ilgi odağını kaybetmektedir). Scully, anlatmaya devam edebilirmisin... Lab kayıtlarındaki tıbbi çalışmalarında ne buldun?

SCULLY: Vücunun kayıp parçaları – kolları, elleri - şey - hayati organlarının parçaları ve troidi.

MULDER: Hepsi de açık radyasyon izleri taşıyordu.

SKINNER: Radyasyon, neyden?

MULDER: El yazmasından.

SCULLY: Ajan Mulder’ın ısrarları üstüne, deri örneklerini bir yüklü parçaçık kontrollü spektrometre’den geçirttim. C.G.R. dedikleri bir çeşit radyasyon buldular.

MULDER: Kozmik Galaktik Radyasyon ((Cosmic Galactic Radiation=gökadalardan gelen, uzayda bulunan radyasyon)). Bu tür radyasyon sadece güneş sistemimizin dışında bulunur.

SKINNER: Ajan Scully?

SCULLY: Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum ama bir tutuklama yapmamız gerektiğini hissediyorum.

MULDER: Oh, tutuklamayı unut. Bu el yazmalarını bulmalıyız.

(MULDER karmaşık sesler duymaya başlar, karmaşa şiddetlenir ve acıyla başını kapatır.)

SKINNER: Ajan Mulder?

MULDER: Bu davada başka kimler var, efendim?

SKINNER: Efendim?

MULDER: (suçlarcasına) Bu davada başkaları da var—bana söylemiyorsunuz.

SKINNER: Ne cehennemden bahsediyor bu?

MULDER: Onu duydum... Başımın içinde.

SCULLY: Mulder, hadi gidelim.

(SCULLY, MULDER’a koridora çıkmasında eşlik eder. MULDER, çıkarken kapıyı çarpar... SKINNER kapıyı açıp çarptırır ve onları gizlice dinler)

SCULLY: Mulder, davayı kaybediyorsun.

MULDER: Hayır, kaybetmiyorum. Dinle beni-- O doğruyu söylemiyor. İnsanlar duyuyorum. Bizi gözetliyor.

SCULLY: Mulder, doktora görünmen lazım.

MULDER: O el yazmalarını bulmam lazım.

SCULLY: Ben el yazmalarını bulurum. Senin hemen şimdi eve gitmen gerek. Mulder...

(MULDER, çabucak başını sallar, sonra, o ve SCULLY ayrılırlar. SKINNER kapıyı kapatır, sonra ofisindeki bir dolaba gider. Oradaki gizli kameradan kaseti çıkarır ve kaseti masasının karşısında oturan KRYCEK’e verir. KRYCEK teybi alır, güler ve kapıdan dışarı çıkar. SKINNER çoktan suçlu görünmektedir.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 11

GÜNEYBATI GENEL HASTANESİ – GALLUP, NEW MEXICO

(SCULLY bilinçsiz haldeki ALBERT HOSTEEN’ı seyretmektedir. Hosteen, birkaç hastane hademesi tarafından sedyeden indirilmektedir. SCULLY, yatağının yanında başka bir el yazması bulur ve alır. Sayfanın arkasında kaba biçimde elyazısı olarak Genesis I:28’in kopyası vardır. Bir HEMŞİRE odaya girer.)

HEMŞİRE: Aradığınız bir şey mi vardı?

SCULLY: Evet, Mr.Hosteen’le konuşmayı bekliyordum.

HEMŞİRE: Mr.Hosteen şu an ziyaretçi kabul edemez.

SCULLY: Evet, anlıyorum. Onun acil olarak buraya getirildiğini gördüm... Nesi olduğunu söyleyebilirmisiniz?

HEMŞİRE: Bu tür bilgileri vermek için izinli değilim.

SCULLY: (rozetini gösterir) Ben, umm, onu tanıyorum. Geçmişte bana yardım etmişti. Eminim bana söylemenize bir şey demeyecektir.

HEMŞİRE: Albert kanser. Etkisi yüzünden acı çekiyor. O ölüyor.

(SCULLY tabii ki kendisini bu durumla özdeşleştirir.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 12

AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ – 04:58 PM

(AÜ kampüsü. DR.BARNES holden aşağı yürümektedir. Aynı zamanda MULDER, kot, t-şört ve siyah boğazlı süeter giymiş vaziyette kalabalık biyoloji binasında yürümektedir. DR.BARNES’ın ofisine girer. Birşeyler aramaktadır. Masasını kontrol eder, dosya dolabını açar sonra birilerinin DR.BARNES’la koridorda konuştuğunu duyar ve yavaşca çekmeceyi kapatır.)

ÖĞRENCİ: (koridordaki sesler) Dr. Barnes?

(DR.BARNES ofisine girer masaya evrak çantasını koyar, birşeylerin eksik olduğunu farkeder, sonra karanlık ofisde şüpheyle etrafa bakınır. Bitişikteki lab.a girer. MULDER’ın, maymun kafeslerinin arkasında saklandığını görürüz. Maymunlar sohbet etmektedir. MULDER aniden kafasında yoğun biçimdeki ses karmaşası yüzünden acıyla irkilir. Seslere göre DR.BARNES bir telefon konuşması yapacaktır. Kısa süre sonra, DR.BARNES, lab.ı terkeder ve koridordan aşağı, merdivenlere doğru ilerler. MULDER, onu takip eder, hala acı içindedir, sesler duymaktadır, kafası karışmıştır ve etrafından geçen öğrencilere dik dik bakarmaktadır. DR.BARNES’ın arkasından merdivenlere girer, fakat acı yüzünden yere devrilmeden önce merdivenlerin sadece birinci kısımını inebilir.)

(BU SIRADA: SCULLY, New Mexico’da hastane odasında beklemektedir. Uykuludur. Uzun süre beklemişe benzemektedir. Hademeler ALBERT HOSTEEN’ı odasına geri getirirler. Kötü durumdadır. SCULLY, başını kaldırır ve DR.SANDOZ’u kapıda görür. O da görür ve kaçar. SCULLY, takip eder.)

SCULLY: Hey!

(DR.SANDOZ bir adamı yolundan çeker. SCULLY, onu bir iki korodor boyunca takip etsede sonra kabeder. Durur, dinlenir ve kameramız kulağına doğru yaklaşır. Zil sesi duyar. Bu merdiven alarmıdır . Merdivenlere yönelir ilk katı iner ve silahını kendisinden birkaç adım ötedeki DR.SANDOZ’a doğrultur. DR.SANDOZ donakalmıştır ve SCULLY, silahını indirir.)

SCULLY: Tamam... Cevaplarınıza ihtiyacım var.

(BU SIRADA: MULDER, hala üni.deki merdivenlerde yatmaktadır. Ses karmaşası sağırlaştırmaktadır ve sancı çekmektedir. Müzik 4. Sezonun bölümü Teliko’dandır. KRYCEK merdivenlere gelir kendisini anlaşılmaz derecede farkeden MULDER’ı geçer. KRYCEK, DR.BARNES’ı binanın çatısının dışına kadar takip eder.)

DR.BARNES: Sen arayan adammısın?

KRYCEK: Dr. Barnes...

DR.BARNES: Evet.

KRYCEK: Dr. Barnes, siz ve ben... gelecekte de büyük arkadaşlar olmalıyız.

(KRYCEK , SKINNER’dan aldığı video kasetini çıkartır)

(BU SIRADA: ALBERT HOSTEEN’in hastane odası. DR.SANDOZ ve SCULLY girerler. ALBERT kedinde değildir.

DR.SANDOZ: Albert beni kovmayan tek çevirmendi. Ona orijinal el yazmasını gösterdiğimde hemen onun gücünü ve önemini anladı. Sorun, sadece bir parçasının olmasıydı—okumak için yeterli değildi.

SCULLY: Fakat sonra diğer parçalar çıkarıldı.

DR.SANDOZ: Dr.Merkmallen, sığ gelgitte iki tane daha buldu. Bana bir kabartma gönderdi. Aniden , Albert gerçek çeviiryi yapabilmeye başladı.

SCULLY: (çeviriye bakarak) El yazmasında İncilden bir bölüm var ve siz Dünya dışı olduğunu söylüyorsunuz. Ve, şey, Uzaylılar nasıl bunu ele geçirdi?

DR.SANDOZ: Bunu onlar bize verdi. Metin onlardan bize geldi. Bunu kanıtlayabilirim. Burada yazılı. Bundan eminim.

(DR.SANDOZ başka bir parça çıkarır metal yazılmıştır. Masaya yerleştirir. )

DR.SANDOZ: Albert sağlığı bozulduğu sırada başka bir bölümü çeviriyordu.

SCULLY: Ve, şey, bu bize neyi anlatacak?

DR.SANDOZ: Henüz bilmiyorum. Albert bunların sadece rasgele numaralar gibi göründüğünü söyledi.

(Parça masanın üstünde kendi kendine dönmeye başlar. SCULLY masaya bakar, sonra durması için elini parçanın üzerine vurarak koyar. Birbirlerine sabit bakarlar)

(BU SIRADA: MULDER’ın apartmanında telefon çalmaktadır. MULDER, gerçek bir yatakta uzanmaktadır. Halsizdir. Bir KADIN yatağın yanında durmaktadır. Telefona cevap verir.)

KADIN: (telefonda) Alo?

SCULLY: (telefonda) Alo? Afedersiniz. Fox Mulder’a ulaşmaya çalışıyordum.

KADIN: Bekleyin, lütfen.

(Telefonu MULDER’a verir)

KADIN: Fox?

MULDER: (telefonda, iç çeker) Alo?

SCULLY: (telefonda) Mulder, neredesin?

MULDER: Buradayım, dinleniyorum.

SCULLY: Nerede? Telefona cevap veren kimdi?

MULDER: Evdeyim. Herşey yolunda. Sen neredesin?

SCULLY: New Mexico’dayım, şeyle birlikte, Dr. Sandoz’la.

MULDER: El yazması onda mı?

SCULLY: (iç çeker) Mulder, bu – şey - eğer el yazması hakkında ne sölediğime inansaydım

MULDER: Ne?

SCULLY: Genesis’den bir bölüm var.

MULDER: Scully, o el yazması dünya dışı.

SCULLY: Mulder, bu olamaz.

MULDER: Bunun ne anlama geldiğini biliyormuydun?

SCULLY: Hayır, Bu bana hiçbir şey ifade etmedi, Mulder.

MULDER: Hayır, bu bizim genetik atalarımızın uzaylılar olduğu anlamına gelir ki başlangıcımız (atalarımız) uzaylıydı. İşte bu yüzden buradayız; onlar bizi buraya koydu.

SCULLY: Mulder, bu bilim kurgu. Bir su damlasını bile tutamaz

MULDER: Yanılıyorsun. Bu herşeyi tutar. Göremiyormusun? Bilimin tüm gizemi, anlayamadığımız veya açıklayamadığımız herşey, her insan davranışı- kozmoloji, psikoloji, X-Files’daki herşey—hepsi onlara ait. Onlardan.

SCULLY: (bozar) Mulder, bunu kabul edemem. Bu sadece olası değil.

MULDER: Öyleyse, sen devam et ve benim yanıldığımı kanıtla, Scully.

(MULDER, tel.i kapatır ve yatağının içinde döner. KADIN, DIANA FOWLEY’dir. DIANA telefonu alır ve odayı terkeder. Ceketini çıkartır ve bir başka tel. konuşması yapar.)

DIANA: (telefonda) Evet, ben Diana Fowley, onun için aradım. (bekler) Ajan MULDER’dan bu akşam bir tel konuşamsı aldım. Kısmen sıkıntılı durumdaydı. ...Bilmiyorum neden, fakat ortaya çıkarana kadar burada kalıyorum.

(Telefonu kapatır ve yatak odasına doğru ilerlerken bluzunu çıkarır. )

(BU SIRADA: Toplantı odası. Konferans masasının etrafında adamlar oturmaktadır. CSM ((bizim kanser adam)) telefonu kapatır ve konuşan adamı dinlemeye devam eder.)

ADAM: Kütle yıkımı için son sunumlar sadece hayal edebileceğimiz ölçektedir. Onu önlemek için yapabileceğimiz hiçbir şey yok gibi görünmektedir. Ancak krize yön veren bir soru oluverir. Yoksa, kendi kendimizi yoketmekle yüzleşiriz.

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 13

(New Mexico çölü. SCULLY’nin sesi eşliğinde, ufak bir Amerikan yerlileri yapısının etrafında park etmiş birkaç arabanın farlarını görüyoruz. Aynı zamanda yangın da vardır. SCULLY ve DR.SANDOZ, ALBERT HOSTEEN’ı yapıya taşıyan birkaç adamı takip etmektedirler. SCULLY binaya girmez. Onun yerine yıldızlarla dolu çlö göğüne bakar, sonra çadırın kapısındaki battaniyeyi kaldırır. İçerdekiler dinsel tören için hazırlanmaktadır.)

SCULLY: (sesi arka planda) bu ulu bir şiddet olarak başladı—büyük bir patlama (big bang) hep dışa doğru genişledi, madde ve gaz evreni doğdu, madde ve gaz, 10 milyar yıl önce. Bu kimin firkiydi? Bu tür bir buluşu yapacak korkusuz (cesur) kişi kimdi? Ve sebep? 10 milyar yıl önce de biz bu planın bir parçasımıydık? Biz sadece doğar ve ölürmüyüz? Dünya’yı bizden sonraki nesillere devretmeden önce verimli olmak ve çoğalmak ve yeniden doldurmak için mi? Eğer bir başlangıç varsa bir sonun da olması gerekmez mi? Biz, sırf tükenmiş olmak için yanan bir alev gibi kendi zamanımızda yaşarız. Elementlerin sonsuz birleşimi gibi hayatta kalmak. Madde ve gaz... bunların hepsi bir gün sona erecek mi? Yaşam yaşamak için çok fazla izne sahip değil. Dünya, yukardaki yıldızlar gibi, evren gibi verimsizleşecek. Alevi tutuşturan el, onun sönmesine izin verecek mi? Yanarak yokolmasına? Biz de tükenen olabilirmiyiz? Veya, içimizde yaşayan ateş devam etmek anlamına geliyorsa, buna kim karar verir? Ateşi kim yönetir? Giderek soğuyup zayıflasa bile, onu yeniden tutuşturabilir mi?

(SCULLY tekrar içeri bakar. DR.SANDOZ ona yanaşır.)

DR.SANDOZ: İyileştirme töreni başladı, eğer içeri gelmek istersen.

SCULLY: Hayır, ben, şey, bunun doğru olduğundan emin değilim. Onların inancını paylaşmıyorum.

DR.SANDOZ: Tıp doktorları yapabilecekleri her şeyi yaptıklarını söylediler.

SCULLY: Biliyorum. Bence de.

(SCULLY’nin cep telefonu çalar.)

SCULLY: Afedersiniz.

SCULLY: (telefona) Scully.

SKINNER: (telefonda) Ben Skinner. Neredesin?

SCULLY: Dr.Sandoz’la birlikteyim.

SKINNER: Nerede?

SCULLY: Gallup, New Mexico. Siz neredesiniz?

SKINNER: Georgetown’da bir hastanede. Bazı kötü haberlerim var. Mulder burada, durumu ciddi.

SCULLY: Ne oldu ona?

SKINNER: Kimse bilmiyor, Ajan Scully. Mümkünse ne yapıp edip buraya gelmeye bak

(SCULLY kapatır)

SCULLY: Gitmem gerek. Buradan ayrılmalıyım.

DR.SANDOZ: Lütfen, kimsenin nerede olduğumu bilmesine izin vermeyin-- biz bilene kadar.

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 14

GEORGETOWN MEMORIAL HOSPITAL – WASHINGTON, DC

(Geç vakit, SKINNER hastane koridorunda oturmaktadır. SCULLY yaklaşırken ona doğru bakar.)

SCULLY: (endişeli) Bana sadece özel psikiyatri biriminde olduğunu söylediler.

SKINNER: Sana telefonda söyledim...

SCULLY: Hayır, sen kötü haberlerin olduğunu söyledin. Neyin yanlış olduğunu söylemedin (SKINNER bir şey demez). Bak, üzgünüm. Buraya ulaşmam için 3 uçağa bindim.

SKINNER: Yapılabilecek ne var bilmiyorum, Dana. Kimse de yapamaz. Onu görmek ve doktorlarla konuşmak için buraya gelmek isteyeceğini biliyordum.

(Uzun gergin bir duraklama. SKINNER, onun elini tutar.)

SCULLY: Bu, bu ne?

(SCULLY ve SKINNER içerde DIANA FOWLEY’in bulunduğu odaya girerler. DIANA, psikiyatri bölümü hücrelerindeki hasta ekranlarının bulunduğu yerde ayaktadır. Hastalardan biri MULDER’dır. Küçük hücresinde düzgün adımlarla yürümektedir. Üzerinde hastane giysisi vardır.)

DIANA: Geldiğiniz için teşekkürler. Geçen gece sizi sordu.

(SCULLY, DIANA’ya kısa bir bakış atar, sonra yürüyen MULDER’ı seyreder. Çok üzgündür. Bir DOKTOR içeri girer.)

DOKTOR: Gerçekten de burada olmamanız gerekirdi.

SCULLY: Onun nesi var? Bu adam, Fox Mulder?

(MULDER aniden kamereya döner ve SCULLY’nin adını bağırmaya başlar.)

DOKTOR: Onun nesi olduğunu ve onun için ne yapacağımızı bilmiyoruz. Aşırı derecede anormal beyin işlevi var fakat herhangibir çarpma veya darbe izi yok. Daha çok test için bekliyoruz.

SCULLY: Ney için bekliyorsunuz?

DOKTOR: Son derece zorlu biri. Ona vediklerimizle şu an yatıştırıcı komasında olmalıydı, fakat beyinin bölgelerindeki aktiviteler, daha önce hiç görmediğimiz türden.

SCULLY: Onunla konuşmak istiyorum

DOKTOR: Hayır, o herkes için tehlikeli.

SCULLY: (emindir) Bana değil.

DIANA: Koridorda konuşabilirmiyiz?

SCULLY: (savunmada) Ne hakkında?

SKINNER: Ajan Scully.

(SKINNER kapıyı açık bırakır. MULDER açıkça ‘SCULLY’ diye bağırmaktadır ve kameradan doğruca ona seslenmektedir. SCULLY onun görüntüsüne bakakalır, sonra SKINNER ve DIANA ile birlikte koridora çıkar. SKINNER, SCULLY’nin yanında durmaktadır.)

DIANA: Bütün bunlar ne zaman başladı?

SCULLY: Bu davayı aldığımız zaman... Skinner onu bize verdiğinde.

DIANA: Ne çeşit bir dava bu?

SCULLY: Bir katilin soruşturulması.

DIANA: Kimin?

SKINNER: Davanın ona olanlarla bir ilgisi yok.

DIANA: Ajan Scully öyle olduğunu söylüyor. Şimdi, benim X-Files’la ilgili önceki çalışmalarımı biliyorsunuz. Eğer bu davada yardımcı olabilirsem...

SKINNER: ‘The X-Files’ burada aldatmaca. Scully gereğinden fazla kanıta sahip—kanıtlar bilirkişiler ve otorite tarfından geçerli bulundu.

(SCULLY döner ve SKINNER’a dik dik bakar.)

SCULLY: Ben size hiç rapor yollamadım.

SKINNER: Herneyse, dava çözüldü.

DIANA: Ajan Mulder’ı etkilediği sürece değil. Ne olduğunu biliyorsanız, neden bana söylemeyeceksiniz?

SCULLY: neden dün gece onunla birlikteydin?

DIANA: Beni aradı. Onu üni. Kampüsünün merdivenlerinde buldum. Ancak (Güçlükle) konuşabiliyordu. Benim, ona inanacak tek kişi olduğumu söyledi—şu el yazmaları konusunda.

(SCULLY, DIANA’ya dik dik bakar)

SCULLY: Sen bir yalancısın.

(SCULLY ayrılmaya kalkar. SKINNER elini yakalar.)

SKINNER: Scully!

(SCULLY şiddetle elini çeker ve orayı terkeder. SKINNER, döner ve DIANA’ya bakar.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 15

( New Mexico’daki, Amerikan yerli çadırı. Navajo erkekleri ALBERT HOSTEEN’in başında ilahi söylemektedirler. DR.SANDOZ seyretmektedir, sonra aniden ayağa kalkar ve dışarı çıkar.)

(BU SIRADA: X-Files ofisi. SCULLY içeri girer ve çılgınca aramaya başlar. Yukarıdaki yeni kurulmuş olan duman alarmına gözü takılır. İçinde bir gizli kamera vardır. SCULLY’i, ona ulaşmak için mobilyalara tırmanır halde göstermektedir. Tam kameraya ulaşacakken telefon çalar. Cevap verir.)

SCULLY: (telefona) Alo.

DR.SANDOZ: (çölde, telefona) Ajan Scully, ben Dr. Sandoz. Afedersiniz, size nasıl ulaşacağımı bilemedim. Burada birşeyler...

SCULLY: Dr.Sandoz, ben-ben bu güvenli bir hatmı bilmiyorum.

DR.SANDOZ: Evet, tamam, fakat ben bazı şeyleri anladım. Albert’ın çevirdiği harfler... Onların ne olduğunu biliyorum.

SCULLY: Neylermiş?

DR.SANDOZ: Evet. Onlar koordinatlar, Ajan Scully.

SCULLY: Ne için?

DR.SANDOZ: Genler için. Gen kümeleri için işaretler (semboller)—insan genomu ((genom=gen+kromozom))

(SCULLY, şok olmuştur, cevap vermez.)

DR.SANDOZ: Oradamısınız?

SCULLY: Evet.

DR.SANDOZ: Sanırım hepsi burada. Bizim, insan genetik yapımızın her kromozomdaki her genin haritası – söylediğim şeylerin kanıtı. Ancak daha çok parça bulabilirsek.

(Civardaki atlar huysuzlanır. DR.SANDOZ etrafına asabice bakar.)

SCULLY: Dr.Sandoz? Alo?

(SCULLY, telefonda silah sesi duyar. Duman tarayıcısına kısaca bakar.)

SCULLY: Dr.Sandoz?

(Telefon kapanır. KRYCEK’i, çölde DR.SANDOZ’un cesedinin yanında dururken görürüz. DR.SANDOZ’un düşürdüğü metal parçayı alır. Ekran kararır..)

( ... Afrika sahili.)

---XXXXXXXXXXX---
SAHNE 16

FİLDİŞİ SAHİLİ – 36 SAAT SONRA

(Bir AFRİKALI, Swahili dilinde konuşmaktadır ve birkaç el yazması tableti diğer Afrikalılara göstermektedir. Ona cevap verirler ve adam SCULLY’e döner. Çok hoş bir uzun etek ve bej rengi teçhizat giyinmiştir.)

AFRİKALI: Bu aynısı. Sizi götüreceğim, fakat onlar korkuyorlar.

( Adamlar SCULLY’e suyun kenarına gitmek için rehberlik ederler. AFRİKALI, onu belli bir yere bırakır ve ayrılır. SCULLY, diz çöker ve üzerinde kitabe olan, daha büyük metal bir tabakayı fırçalayarak kumalrdan ayırır. Birşeyleri anlamışcasına etrafına bakınır ve yavaşca ayağa kalkar. Yukardan bakış açısıyla, SCULLY’i bir geminin tepesinde görürüz. O kadar yukarıdadır ki dalgalarda da görünmetedir. Müziğin sesi yükselir.)

{DEVAM EDECEK...}



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.



Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR