6x13 :: ARCADIA


SAHNE 1

SAN DIEGO BÖLGESİ, CALIFORNIA

(Arcadia Şelaleleri’nde, zengin insanların yaşadığı bir sitenin girişini gösteren gösteren çok süslü bir işaret. Bir adam, DAVE KLINE, arabasıyla kapıyı açan bilgisayar kumandasının yanına geliyor. Yeterince yaklaşmıyor ve bilgisayara yetişmek için sinirli bir halde arabasının kapısını açıyor.)

KADIN BİLGİSAYAR SESİ: Şelalelere hoşgeldiniz. Lütfen, şimdi kodunuzu giriniz. Şelalelere hoşgeldiniz. Lütfen, şimdi kodunuzu giriniz.

(DAVE en sonunda kodunu giriyor, sinyal ötüyor ve kapı açılıyor.)

KADIN BİLGİSAYAR SESİ: Eve hoşgeldiniz Bay Kline.

(DAVE kapıdan geçip sitenin içine giriyor. Bütün evler ve çimenlikleri kusursuz ve hepsin de birbirinin benzeri. DAVE, bahçede çalışan bir komşuya gülümsüyor ve el sallıyor, ama adam görüş alanından çıkar çıkmaz gülümsemeyi kesiyor. Arabasını, evinin üç arabalık garajının önüne çekiyor. Arabadan iniyor ve üzerinde “The Klines” yazan posta kutusuna gidiyor. Kutuyu açarken ıslak boya yüzünden elini hızla geri çekiyor. Başka bir komşu, WIN SHROEDER, hemen yan tarafta elinde bir kutu boya ve fırça, yüzünde de bir gülümsemeyle duruyor.)

WIN SHROEDER: (arkadaşça) Oops. Eline bulaştı mı yoksa Dave? [Kapalı çekimde, kamera dışında: “Biraz neft yağıyla yıkanmalı” diyor.] Bunun için üzgünüm, Dave. (boyayı ve fırçayı kaldırarak) Sadece iyi komşu olmaya çalışıyorum. Kuralına uygun olmalı.

(DAVE KLINE zorla gülümsüyor, sonra sinirle orta boy bir paket içeren postasını alıyor. Posta kutusunu açık bırakıp eve giriyor. [Kapalı Çekimde: DAVE KLINE: “Sersem.” ] WIN SHROEDER posta kutusuna yaklaşıyor ve dikkatlice kapağın içine dokunuyor. Evin içinde DAVE KLINE mutfağa, karısının NANCY KLINE’ın yanına gidiyor. NANCY bir vazodaki çiçekleri düzenliyor. DAVE paketi tezgahın üzerine vuruyor.)

DAVE KLINE: (kızgın) Şu Shoeder dışarda posta kutumuzu boyuyor! Ne yapacağımı biliyor musun? Lanet evin her yerini pembeye boyayacağım.

NANCY KLINE: Dave.

DAVE KLINE: (buzdolabından bir bira alır.) Posta kutusunu boşver, tamam mı? Bu lanet olası yerin tamamını, onu kazandığın kozmetiklere benzeteceğim. Nasıl olur ha? O Nazilere gününü gösterir bu.

NANCY KLINE: Tatlım, biraz sakinleşir misin? Kural kuraldır.

DAVE KLINE: Posta kutumuzu “Çöl Adaçayı” değil de “Çöl Sienası” olduğu için yeniden boyuyorlar. Yani, bu adam garip bir kaçık.

NANCY KLINE: Tatlım ... o paket de ne?

DAVE KLINE: Bilmiyorum. Kimin gönderdiği yazmıyor.

(DAVE paketi açıyor. Rüzgar pervaneyi döndürürken ağaç kesen ufak bir adamı gösteren bir biblo. )

NANCY KLINE: Vav!

DAVE KLINE: Güzel.

(İkisi de gülüyor. NANCY pervaneyi döndürüyor.)

NANCY KLINE: Tanrım, komşular bundan kesin nefret edecek.

(DAVE bu fikri bir düşünüyor. Gecenin geç saatlerinde, biblo, çatının kenarında yatak odası penceresinin yanında, dönüyor ve biblodaki küçük adam hafifçe vuruyor. DAVE ve NANCY yataklarında uyuyorlar. Biblonun sesi kesilmesi üzerine DAVE uyanıyor. Bir esinti perdeyi hareket ettiriyor. )

NANCY KLINE: Tatlım ... O neydi?

(Ağır ayak sesleri duyuluyor ve aşağı katta zemin gıcırdıyor.)

DAVE KLINE: Burda kal.

(DAVE lambayı yakar, yataktan çıkıp bir bowling/golf kupası alıp bir sopa gibi tutar. Aşağı inip, etrafa bakınır. Beyaz halının üzerinde büyük kirli ayak izleri görürür. Onun arkasında kocaman bir şeyin yaklaştığını görüyoruz. DAVE arkasını döner ve South Parktan tanıdığımız Mr. Hankey’in ona saldırırken, çığlık atmaya başlar. Gerçekten de büyük, kahverengi yapışkandır.Yukarda NANCY yatakta kıvrılmış, korkuyla aşağıdan gelen çığlıkları ve yumruklamaları dinlemektedir.)

NANCY KLINE: Dave? Tatlım?!

(Yanında duran bir bardak su titreşim yüzünden sallanıyor. Bağrışmalar kesiliyor ve ağır ayak sesleri üst kata geliyor. O büyük şey her neyse, yatak odasına giriyor. NANCY çığlık atıyor. Yatak odasının ışığı sönüyor.)

JENERİK

SAHNE 2

YEDİ AY SONRA

(Bir kadın, PAT VERLANDER, KLINE’ların eski evinin önünde duruyor. Kucağında, üzerinde “Komşular Hoşgeldiniz” yazılı bir kurdeleyle sarılı ÇOK büyük bir sepet var. Ama daha çok gergin görünüyor. Posta kutusunda bu sefer “THE PETRIES” yazıyor. Mavi bir minivan ve bir eşya kamyonu eve yaklaşıyor. Minivandan MULDER ve SCULLY iniyor. MULDER’ın üstünde pembe bir tişört, ve omuzlarına bağladığı koyu bir kazak var. SCULLY ise koyu renk işlemeli bir hırka ve yine koyu bir etek giyiyor.)

MULDER: Vav. Şuna bir bak. Tatlım, ne düşünüyorsun? Burası bizim mi ne? [Kapalı çekimde ayrıca şunu der: “Şunu kontrol et, bitanem.”]

(SCULLY gülümser ve birlikte PAT VERLANDER’ın yanına yürürler.)

PAT VERLANDER: (arkadaşca) Siz Petrie’ler olmalısınız. Merhaba. Hoşgeldiniz. Şelalelere hoşgeldiniz.

(Büyük sepeti SCULLY'nin kollarına bırakır ve sinirli bir biçimde kıkırdar.)

MULDER: (kadının elini sıkarak) Ben Rob... (sevgi dolu biçimde kolunu SCULLY'nin omuzuna atar).. ve bu da benim sevgili eşim Laura.

PAT VERLANDER: Rob ve Laura Petrie.

SCULLY: Aslında biz onu "Pee-trie" olarak telafuz ediyoruz.

PAT VERLANDER: Ohh.

MULDER: Tabak gibi.

(SCULLY sadece gülümsüyor ve onun yanında geliyor. Birlikte PAT VERLANDER’a doğru yürüyorlar.)

PAT VERLANDER: Peki, sizinle tanışmak çok hoş. Ben Pat Verlander. Altı ev aşağıda oturuyorum. Ben komşu karşılama sorumlusuyum.

SCULLY: (MULDER kendisine yardım etmediği için kocaman sepetle başı derttedir) Bizi bilgilendirdiğin için teşekkürler, Pat.

PAT VERLANDER: (saatine bakar, oldukça endişeli görünmektedir) Gerçekten söylemem gerekir ki saat şimdiden 5:00’ı 10 geçiyor. Bunu başarabileceğinizi sanmıyorum.

SCULLY: Afedersiniz?

PAT VERLANDER: Saat 6 kısıtlaması? Tüm taşınma işlemleri 18’e kadar bitirilmiş olmalı. (MULDER ve SCULLY boş boş kadına bakarlar.) Bu CC ve R’lerde var. Kurallarımızdan biri.

[Yazarın Notu: CC ve R’ler "Contracts, Covenants and Restrictions" = “Kontrarlar, Sözleşmeler ve Yasaklar” anlamına gelir.]

(MULDER, SCULLY ve PAT VERLANDER eve girer. Işıldayan bir temizlik vardır.)

MULDER: Vav. Foroğraflar bile bunu hakkıyla yapmazdı.

(Bazı komşular eşyaları ve kutuları evin içinde hemen yanlarına getirmeye başlamışlardır bile.)

PAT VERLANDER: (diğer komşulara, sessizce) Beyler, daha hızlı, hadi.

(MULDER çaktırmadan SCULLY’ye gülümser ve omuzuna vurur. SCULLY döner ve muhtemelen elindeki sepetin alınmasını beklerken, MULDER dönüp eve bakmaya başlar. SCULLY bir ara duraklar, sonra sepeti, eve henüz getirilen bir sandalyenin üstüne koyar.)

MULDER: Daha önceki sahipleri evi oldukça temiz bırakmış.

PAT VERLANDER: Yaşanan bir yer için siz ne yapardınız Bay... Petrie? Doğru olan bu, değil mi?

MULDER: (yüzünde büyük bir sırıtış olduğu halde SCULLY'nin omuzlarına kollarını atar ve onu kucaklar) Evet, ben, hmm... çoğunlukla evde çalışırım ki bu Laura için güzel bir şey, çünkü beni tamamıyla kendine saklayabiliyor.

PAT VERLANDER: (kahkaha atar) Ohh.

SCULLY: Burası gerçektende yepyeni, Pat. Ben, hmm, eski sahiplerine bir teşekkür mektubu göndermeyi çok isterdim

PAT VERLANDER: Bb-bu çok hoş. Hımm... (MULDER'ın omuzunun arkasından kapı girişine bakarak) Güzel.

(PAT VERLANDER sinirli biçimde koşarak kapıdan çıkar. Görüş mesafesinden çıkınca, SCULLY omuzunu silkerek MULDER'ın kollarından kurtulur, ellerini kaldırarak, ona uyarıcı biçimde bakar. MULDER başını sallar. Sonra ikisi de dışarıda sesler duyar.)

ADAM: (dışarda) Acele et! Hadi... hadi...

(MULDER ve SCULLY kapıdan dışarı çıkarlar. Arabanın yanında 10 veya daha fazla sayıda komşu elden ele eşyaları eve taşımaktadır.)

ADAM: Tamam, taşıyın millet. Hadi.

(MULDER ve SCULLY, başında sandalye taşıyan WIN SHROEDER ile karşılaşırlar. Arka koltuğun parmaklığından konuşurlar)

WIN SHROEDER: Rob ve Laura Petrie.

MULDER: Evet.

SCULLY: "Pee-trie."

WIN SHROEDER: Win Shroeder, yan komşunuz. Hoşgeldiniz. Hoşgeldiniz.

MULDER: Selam, Win. Tanıştığımıza sevindim.

WIN SHROEDER: Şimdi, sakın endişelenmeyin millet. Biz, 6:00’dan önce taşınmanızı sağlayacağız. (omuzunun üstünden başka bir komşuya) Saat kaç?!

GORDY: 5:19.

WIN SHROEDER: (MULDER ve SCULLY’yi geçerek eve girer) Ahh... özür dilerim, komşular.

(Diğer komşular da çabucak eşyalar ve mobilyalarla önlerinden geçerler. Hepsi de SCULLY ve MULDER’ın önünden geçerken başıyla selam verir.)

MULDER: Teşekkürler. Teşekkürler. Oğğ, teşekkürler. Teşekkür ederim.

(SCULLY, kamyonda, tatlı yüzlü iri bir adam olan, BÜYÜK MIKE’ın, üzerinde “china” yazılı olan kutuyu kaldırdığını görür. Sinirlenerek adama doğru koşar ve kutuyu yere bıraktırmaya çalışır.)

SCULLY: Afedersiniz! Bunu ben alacağım. Tamam.

BÜYÜK MIKE: Hayır. Hayır, gülünç olmayın. Bu çok ağır. Ben hallederim.

(Adam, kutuyu omuzunun üstüne kaldırır ancak kutu geriye yuvarlanır ve yere düştüğünde içinden kırılma sesleri gelir. BÜYÜK MIKE utanır.)

BÜYÜK MIKE: Oh, hayır. Ben... ben çok üzgünüm. Gerçekten üzgünüm.

(Bir kadın, CAMI SHROEDER, hemen yanlarına gelir.)

CAMI SHROEDER: (bağırarak) Mike. Mike, Mike, Mike, tamam. Hepsi geçti, Mike. Gidip Gordy’ye yardım et.

BÜYÜK MIKE: (SCULLY’ye) Bütün faturayı bana yollayın. Ben... ben üzgünüm.

(BÜYÜK MIKE başkalarına yardıma giderken, CAMI SHROEDER, SCULLY’nin kutuyu eve taşımasına yardım eder.)

CAMI SHROEDER: Bu arada, ben Cami Shroeder. Win'in eşiyim.

SCULLY: Tanıştığımıza sevindim. Ben de Laura.

(MULDER, TAŞIYICI’nın portatif bir basketbol potasını çıkardığı, kamyonun arka kısmında durmaktadır.

TAŞIYICI: Bu nereye gidiyor?

MULDER: Hmm, onu araba yoluna koyabilirsiniz.

WIN SHROEDER: (koşarak) Vay, vay! Bekleyin, bekleyin. Hadi... hadi konuşalım. Hmm... bir t-top hayranı, ha? Atış potası – bu, hımm, bu iyi değil. Bu kesinlikle ön bahçenden uzak durmalı.

MULDER: Uzak mı durmalı, Win?

WIN SHROEDER: Şey, bu, hmm... estetik olarak... göze hoş görünmez. Fakat, biliyorsunuz, Evsahipleri Birliği’nin başkanı Bay Gogolak’tan bunun için özel bir izin alabilirsiniz. Ben kendisiyle konuşurum. Ama, o zamana kadar,... garajda kalsın (gergin biçimde kıkırdar).

MULDER: (ne söyleyeceğinden emin değildir) O zaman... garaja koy gitsin.

WIN SHROEDER: Tamam. Hadi millet şu taşınma işini bitirelim. Hadi millet. Hareket edin! Hareket!

(Sonrası, MULDER'ın Omega marka saati 17:59’u gösteriyordur. Kamyon gider. MULDER, kapının önünde, kollarını SCULLY’ye dolamış olarak oradan ayrılan komşularına el sallarlar ve gülümserler.)

MULDER: Oh, evet. Buradaki hiçbirşey garip değil. (SCULLY’yi takip eder) Hey... ooh, bekle bir dakika. Seni kapı eşiğinden kucağımda geçirmeme izin vermeliydin.

(SCULLY, ceketini çıkarır ve MULDER’a döner.)

SCULLY: Hazırmısın?

MULDER: Hadi yapalım şunu, tatlım.

SCULLY: (gülümser) Öyleyse, pekala.

(SCULLY, MULDER’a bir çift lastik eldiven uzatır ve BÜYÜK MIKE’ın içindekileri kırdığı kutuyu açar. Kırık cam sesleri gelir. Bir parça kırık laboratuvar eşyası çıkarır ve iç çeker.)

SCULLY: Arkadaş canlısı komşularımız sağ olsun, artık floresan kan lekesi araştırması olmayacak.

(MULDER, yerde halının bir kısmını kaldırmaktadır.)

MULDER: Bu pek bir şeyi değiştirmez. Burası o kadar temiz ki bilgisayar çipi üretebilirsin.

(SCULLY, ufak bir video kamerasını alır ve açık konuma geitrir. Evin giriş katında yürümeye başlar, giderken görüntüyüde büyütüp küçültmektedir.)

SCULLY: Tamam. 18:01, 24 Şubat. Ajan Scully ve Mulder, geçtiğimiz Temmuz’da hiçbir iz bırakmadan kaybolan David ve Nancy Kline’ın eski evindeler. Klinelar, 1991’de bu yerleşim bölgesi kurulduğundan beri kaybolan üçüncü çift. Hepsi de görünüşte sakin, şiddet geçmişi, ev içi uyuşmazlığı veya akıl hastalığı olmayan insanlardı ve akrabaları veya iş arkadaşları, arabaları da dahil birkaç kişisel eşyasını alarak gitme nedenlerini anlamamışlardı. Her davada yerel polis – mükemmellik dışında – bakımlı evler ve birinin kaybolması olayında tamamıyla masum oldukları açıkça söylenen komşular dışında hiçbir şey bulamadı.

MULDER: İşin bu kısmının komşuculukla ilgisi olduğunu hesaba katarsak, bu oldukça şaşırtıcı.

SCULLY: Yerel polis bir sonuca varamadı ve FBI’ı aradı. YY Skinner bizi bu davaya atayarak, araştırmaya verimli bir yaklaşım olabileceğini düşündü ve eğer biz beklenen ev alıcıları olarak, bu planlanmış toplulukta karanlık görünen, muhtemelen sessizliğin ölümcül gizemini ortaya çıkarabiliriz.

(MULDER, kameraya yaklaşır.)

MULDER: (cezbedici tavırla) Şimdi bunu balayı videosu mu yapmak istiyorsun?

(SCULLY, kamerayı kapatır. MULDER, mutfaktaki tezgaha oturur ve eldivenlerini çıkarır.)

SCULLY: Rob ve Laura Petrie mi?

MULDER: "Pee-trie."

SCULLY: Mulder, eğer bir daha gizli göreve gelirsek, isimleri ben seçeceğim, tamam mı?

MULDER: İyi.

SCULLY: Bu bana meseleyi ciddiye almadığını anlatıyor.

MULDER: Ciddiye alıyorum. Ben sadece neden bizim bu davada olduğumuzu anlamıyorum. Bu bizim X Dosyaları’na döndüğümüz ilk avlanma olacaktı. Bu bir X dosyası değil.

SCULLY: Elbette öyle. Bu açıklanamamış. Sen ne isterdin, uzaylılar mı? Çekici ışınlar mı?

MULDER: Vav. İtiraf et, sen sadece evcilik oynamak istiyorsun.

(Kapı zili çalar. SCULLY, MULDER’a bakar ve apıya gider.)

MULDER: (istekli biçimde) Kadın, buraya gel ve bana bir sandviç yap!

(SCULLY durur, gülümser ve elindeki eldivenleri çıkarıp MULDER’ın suratına attıktan sonra kapıya gider.)

MULDER: Kendimi yeterince ifade edemedim mi?

(SCULLY, büyük bir gülümsemeyle kapıyı açar. Bu BÜYÜK MIKE’dır. Elinde bir kutu dolusu çin porseleni vardır.)

SCULLY: Selam. Şey, bunu yapman gerekmezdi.

BÜYÜK MIKE: Oh, lütfen. Bende ihtiyacımdan çok daha fazlası var. Genellikle birini kullanır ve sonra onu... yıkarım. (SCULLY gülümser) Hımm... ben... ben, Mike Raskub bu arada.

SCULLY: (elini sıkar) Merhaba.

BÜYÜK MIKE: Açıkça görüldüğü gibi, Büyük Mike. Bir sonraki caddede oturuyorum.

(SCULLY, adamın tıbbi bir nişan taktığını görür.)

SCULLY: Oh. Bu bir nişan. Sen doktormusun, Mike?

BÜYÜK MIKE: Hayır, bir vetim. Veteriner. Eğer siz millet bir köpek veya herhangibir ev hayvanı edinmek isterseniz bana söyleyin, sizin için hallederim, ücret almadan. Sadece, hmm... 16 poundu ((yaklaşık 6 kilogram)) aşan ev hayvanlarını besleme izniniz yok. Bu CC ve R’lerden biri.

SCULLY: Bu çok kibarca, Mike. Ben, hımm... çok şaşırdım, tüm bu konukseverliğe rağmen, Klinelar’ın burayı terk ettiğine inanamıyorum. (BÜYÜK MIKE bayağı rahatsız olmuş görünür.) Bu, hımm... onların ismi buydu değil mi? Klinelar?

BÜYÜK MIKE: Gitmem gerek.

(Çin porseleni dolu kutuyu uzatır, sonra döner ve telaşla oradan ayrılır. SCULLY kapıyı kapatır ve içeri gelir. İçerde MULDER, tavandaki fanın bir palinden birşeyler çıkarmaktadır. SCULLY, çin porselenlerini yere koyar.)

SCULLY: Mulder...

MULDER: Adı... Rob.

SCULLY: Ne buldun orada?

(MULDER bulduğu kalıntıyı bir kanıt kutusuna yerleştirir ve SCULLY’ye gösterir. Yaklaşık 2,5 cm kalınlığında kahverengi birşeydir.)

MULDER: Görünüşe bakılırsa, burayı her kim temizlediyse, bir lekeyi kaçırmış olmalı. Bu sana kan gibi mi görünüyor?

SCULLY: Mm-hmm. (ikisi de fana bakar) Oraya nasıl bulaşmış olabilir?


SAHNE 3

GOGOLAK’LARIN EVİ, 19:49 PM

(GENE GOGOLAK'ın evi. Birkaç komşu daha akşam yemeği masasının etrafında oturmaktadırlar. Ev sahibi, GENE GOGOLAK, seçkin görünüşlü yaşlı bir adamdır. Yemek neredeyse bitmiştir. Kahve içmektedirler.)

PAT VERLANDER: Ben, hımm... gerçekten de onlar hakkında çok şey öğrenmedim. Sadece evde çalıştığını söyledi ki bu bana eve parayı kadının getirdiğini anlatır (sinirli biçimde kahkaha atar).

CAMI SHROEDER: Şey... bu iyi göründü bana. Sevimli çiftler.

BÜYÜK MIKE: Mmm, çok sevimli. Ahh, onlar hoş bir çift.

WIN SHROEDER: Sen ne düşünüyorsun, Gene?

GENE GOGOLAK: Bayanlar, benim iltifatlarım şefe.

[Yazanın Notu: TD NOTE: Açıkça görülür ki ,kadınların odayı terketmesi için bir işaret verilmiştir. Erkek milleti de ciddi konuşmalar başlarlar.]

PAT VERLANDER: (kızarmıştır, hoşnut görünür) Cami? Sissy?

(PAT VERLANDER, CAMI SHROEDER, ve diğer kadınlar tabakları toplayıp odayı terkederler.)

GENE GOGOLAK: Bu Petrieler, basketbol oynayacaklar mı?

WIN SHROEDER: "Pee-tries." Hımm, şimdiye kadar iyiydiler. Gözlerim üzerlerinde olacak.

BÜYÜK MIKE: (sinirli) Hmm... Bay Gogolak... (bir nefes alır) Eğer bu defa onlara söylersek, hmm... daha iyi olacağını düşünmüyormusunuz?

WIN SHROEDER: (uyarır) Mike... sen ve ben daha önce bunu konuşmuştuk. Biz... biz henüz onlara güvenip güvenemeyeceğimizi bilmiyoruz.

BÜYÜK MIKE: Sadece bu mu... daha pek çok... pek çok kural var. Bence aksi halde ne olacağını bilselerdi kurallara uymaları daha kolay olurdu. Komşuluk olarak yapılması gereken bu. Bence gerçekten de bunu yapmalıyız.

GENE GOGOLAK: (ısrarla ona bakar) Oğlum... Yolun açık olsun.

BÜYÜK MIKE: (yatışmıştır) Teşekkürler. Hımm... sizin, şeyi kullabili...?

GENE GOGOLAK: Soldaki ikinci kapı.

(BÜYÜK MIKE ayağa kalkar ve tuvalete yönelir.)

GENE GOGOLAK: (arkasından) Lavabonun altında açık yer var. Gordy, gidip onu bulduğundan emin olmamızı sağlarmısın.There's Glade under the sink.

(GORDY, başını sallar ve BÜYÜK MIKE’ın arkasından gider. WIN SHROEDER ve GENE GOGOLAK, yemek odasında yalnızdırlar.)

WIN SHROEDER: Gene? Ona bundan uzak durmasını söyleyebilirim.

GENE GOGOLAK: Win. (Kapalı Çekimde: “Ne zaman?” der.) Oğlanın güçlü bir zinciri ve zayıf bir halkası var. Zayıf halkayla hayatta kalması imkansız.

(WIN SHROEDER durumdan hoşnut değildir, ama gönülsüz de olsa, GENE GOGOLAK’ın dediklerini kabul eder.)


SAHNE 4

(Aynı günün akşamı. Ön tarafdaki ışık açıktır. BÜYÜK MIKE, evinde tek başına ilkel kabilelerle ilgili bir belgesel seyretmektedir. Kabile üyeleri boyanmıştır ve maskeler takmaktadır ayin şarkıları söyleyerek ateşin etrafında dönerler)

BELGESEL SUNUCUSU: ... bu hayatta kalmanın gereğidir ve içgüdüseldir. Ayin şarkısındaki bir hata genellikle faniliğin kanıtıdır. Topluluk önde gelenleri bir çeşit dışlanma durumundan şüphelendiklerinde daire oluşturur ve dini şarkı söylerler. Bunun şeytanın istem dışı katkısını uzaklaştıracağına inanırlar. Neticede şarkıcılar çevrelerine göre ayırdedilen kişilerdir ve onlar...[Kapalı Çekimde devam eder: “ciddi biçimde cezalandırılırlar, hatta bazen bu ölüm bile olabilir.”]

(BÜYÜK MIKE, dışarda sesler duyar, dışarı bakar ve dışardaki lambanın geçtiğini görür.)

BÜYÜK MIKE: (yerinden fırlar ve yeni bir ampul almak için koşar) Oh, hayır.

(Dışarıda, elinde yeni ampulle lambaya koşar. Eski ampulün sıcağından eli yanar. Yazarın Notu: Lamba kırılmış olmalı.)

BÜYÜK MIKE: Ahh!

(Yanında, yerde kıpırdanmalar olur. BÜYÜK MIKE, umutsuzca, elindeki acıyı unutur ve eski ampulü çıkararak yenisini takmayı başarır.)

BÜYÜK MIKE: Hadi. Hadi. Hadi. Ah, evet.

(Rahatlamış biçimde iç çeker ve yaralanan elindeki kanı silkeler. Ağır ayak sesleri duyarız. Hemen yanında, yapışkan kara bir şekil belirir, giderek yaklaşmaktadır. BÜYÜK MIKE korku içinde arkasını döner.)

BÜYÜK MIKE: Hayır... hayır... hayır, değiştirdim onu! Değiştirdim!

(Mike çığlıklar atar ve biz “Mike’ın Yerine Hoşgeldiniz” yazılı kapı parpasına sıçrayan kanları görürüz.)


SAHNE 5

(Ertesi sabah, WIN SHROEDER, BÜYÜK MIKE'ın sundurmasındki kanı temizlemek için bahçe hortumunu kullanmaktadır. Üzgün görünüyordur. MULDER ve SCULLY, çin porseleni dolu kutuyla olay yerine gelirler.)

MULDER: Günaydın.

WIN SHROEDER: Oh! Oh, Rob, Laura. ("kazayla?" bacaklarına hortumla su sıçratır) Ben, çok üzgünüm. Bu arada, iyi sabahlar. Peki ilk geceniz nasıldı? Huzurlumuydu?

MULDER: (sevgi dolu biçimde SCULLY’ye bakarak) Oh, harikaydı. Buraya henüz yerleştik ve yavru kediler gibi uykuya daldık. öyle değil mi, baltopağım?

SCULLY: (zoraki bir gülümsemeyle) Bu doğru, popokafalım. Win, biz doğru yerdemiyiz? Burasının Büyük Mike’ın evi olduğunu sanmıştım?

WIN SHROEDER: Evet... evet. Ben sadece ona yardım ediyorum. Mike, iş için kasabadan ayrılmak zorunda kaldı.

SCULLY: Ne tür bir iş? Onun veteriner olduğunu düşünmüştüm.

WIN SHROEDER: (gülümser ve duraklar) Veteriner işleri, sanırım. Ben sadece haftalarca gelmeyeceğini biliyorum.

MULDER: (tabak dolu kutuyu belirterek) Yalnız bunu buraya bırakacaktık.

WIN SHROEDER: (onu durdurur) Almama izin verin. Onlrı sundurmada bırakmak, daha da dağınık gösterecektir.

MULDER: Estetik açıdan daha hoş olması için, ha?

WIN SHROEDER: Kesinlikle. Bak ne diyeceğim, bu gün akşam yemeğinde Cami ve bana katılmak istermiydiniz? 6:00 civarında? Erken yeriz de.

SCULLY: Kulağa hoş geliyor. Teşekkürler.

WIN SHROEDER: Harika.

(MULDER, kolunu SCULLY’nin omuzuna atar ve beraber oradan ayrılırlar. MULDER geri döner.)

MULDER: Oh, Win, hmm, benim, ah... baskeybol potamla ilgili biriyle konuşabileceğimden bahsetmiştin ya? Kimdi o tekrar alabilirmiyim? Bay Gogolak’mıydı?

(WIN SHROEDER, zorla gülümser.)


SAHNE 6

(GENE GOGOLAK'ın evi. Kabilelere özgü görünen pek çok heykel dekoru oluşturmaktadır. GENE GOGOLAK, Arcadia’daki Şelaleler adlı kalın bir kitaptan kurallara bakmaktadır. MULDER ve SCULLY kanepede birbirlerine yakın oturmaktadırlar. MULDER’ın bir kolu SCULLY’nin omuzunda diğer eli de onun kolunu tutmaktadır.)

GENE GOGOLAK: Pekala, hadi bir bakalım. Basketbol filesi ve arka tahtası. Taşınabilir. Hayır, üzgünüm. İzin yok.

MULDER: Şaka mı yapıyorsunuz?

GENE GOGOLAK: Üzgünüm ki hayır. Kural kuraldır. Belki herhangibirşey gibi – basit bir basketbol potası – olarak görünebilir, ancak buna göre, dönen yansıtıcılara birkaç kısa adım ve araba yolunda sallanan bir kayık.

MULDER: Diğer bir deyişle, anarşi.

GENE GOGOLAK: Size çok katı gelebilir ama bizimkisi çalışan bir sistem. (adam belli biçimde ayağa kalkarak kitabı yerine yerleştirir. Sanki incil veya bir atlas taşır gibidir) Bu nedenle Şelaleler, tüm California’daki en yüksek seviyeli planlı topluluklardan biridir. Ev sahiplerimizden pek çoğu burada bir gün kaldı.

Most of our homeowners have been here since day one.

(SCULLY, dikkat çekici biçimde MULDER'ın eline vurur, sonra ne yaptığını farketmiş gibi elini geri çeker sıkılmıştır.)

MULDER: Buradaki dekora bayıldım, Bay Gogolak. Bu, hmm... Batıdan mı?

GENE GOGOLAK: Şey, bu, hmm, Nepal ve Tibet’ten, çuğunlukla. Yılda iki kere iş için oraya giderim.

MULDER: Oh.

GENE GOGOLAK: Pier 9 ithalatını yönetiyorum. Eğer ilgileniyorsanız size ratty ((bu kelimeyi bulamadım)) mobilyalarında büyük kolaylık sağlayabilirim. Sadece ev içinde tabii. Ev dışı kullanımı...(kitabına vurur) bizim CC ve R’ler tarafından yasaklanmıştır.

(MULDER ve SCULLY başını sallar.)


SAHNE 7

SCROEDER’IN EVİ, 18:37

(SHROEDER'ın evi. MULDER ve SCULLY, SHROEDER’larla birlikte akşam yemeğindedirler. Beyaz şarap ve ton balığı güveçi vardır. Kesinlikle 16 poundun altında ağırlığa sahip ufak bir köpek masanın başında havlamaktadır.)

WIN SHROEDER: Oh-ohh, Scruffy. Git, şimdi. (CAMI’ye) Tatlım? Bu sefer içinde yunus bulunmayan ton balığı mı kullandın?

CAMI SHROEDER: Yunus olmayandan, tatlım.

WIN SHROEDER: Biz her zaman yunussuz olanlardan kullanırız.

MULDER: (yer) Şu yunusları seviyor olmalısınız... her ne kadar çok leziz de olsalar.

(Etrafdakilerin şaşkınlığı bir an için sessizliğe yol açar, SCULLY sinirleri bozulmuş halde kahkaha atar.)

WIN SHROEDER: Herneyse... Siz ikiniz nerede tanıştınız?

(SCULLY, muhtemelen daha önce belirlenen hikayelerini anlatacakken, MULDER önce davranır.)

MULDER: Aslında, bir UFO konferansındaydık.

WIN SHROEDER: Uçan sosisler mi? İlginç. Siz ikiniz bu konuma geleceğinizi hiç düşünmediniz mi?

MULDER: (kolunu SCULLY’ye dolayarak) Şey, ben Laura kadar tahmin edemedim. O tam anlamıyla bir Yeni-Çağcı’dır. Yani, neyiniz olduğunu gösteren tüm o manyetik kelepçeler ve kristaller ve ruhi halkalarla ilgilenir. [SCULLY, masanın altından MULDER’ı tekmeler] demek istediğim, Tanrı’ya şükürler olsun ki tüm o aletlerin budalasıdır.

CAMI SHROEDER: Şey, ben bunu tahmin etmemiştim, ya sen?

WIN SHROEDER: Mm-mm.

SCULLY: (sahte bir gülüşle) Şaka değil.

MULDER: Evet. Bilirsiniz, Win, hmm, bu sabah bana Büyük Mike’ın iş için kasaba dışında olduğunu söylemen gibi... bunun doğru olmadığını düşünüyorum.

WIN SHROEDER: İnanmadın mı?

MULDER: Mmm. Hayır, çünkü onun ofisini aradık, değil mi, tatlım?

SCULLY: Aradık.

MULDER: Evet.

(WIN SHROEDER, rahatsız olmuş biçimde boğazını temizler.)

MULDER: Bir köpek almaya karar vermiştik ve tavsiyeleri için onu aramak istedik, herneyse, ve belki ofisinden bu konuyla ilgili bir telefon öğrenebiliriz diye düşünmüştük ve onların dediklerini biliyorsun...

SCULLY: Onun orada olmadığını söylediler. Nerede olduğunu da bilmiyorlardı.

MULDER: Evet.

(Duraklama.)

SCULLY: Sen nerede olduğunu biliyormusun Win?

(CAMI SHROEDER, kocasına bakar.)

WIN SHROEDER: (rahatsız bir şekilde güler) Gerçekten size söyleyemezdim.

MULDER: Mmm. Sahiden de uçuk-kaçık bir şey yüzünden olmalı, ha? Yani, onun gibi birinin bu tarz bir yalan uydurması? Belki de vahşice bir gizli yaşam sürdürüyordur.

(SCULLY’ye bakar ve birbirlerine hafifce gülümserler. CAMI SHROEDER oldukça rahatsız olmuştur.)

MULDER: Fakat her topluluğun bir yumuşak karnı vardır, öyle düşünmüyormusunuz?

WIN SHROEDER: (savunmacı) Bizim yumuşak karnımız yok. Bu topluluğun Amerikan Rüyası olduğu konusunda şüphem olmadığı sürece hayır.

(MULDER başını sallar.)

CAMI SHROEDER: Hmm... Ben üzgünüm. Ben, hımm... Scruffy’nin yürüyüşe çıkması gerektiğinihatırladım.

SCULLY: Eşlik etmemi istermiydiniz?

CAMI SHROEDER: Evet.

(Kadınlar ayağa kalkarken, MULDER ve WIN SHROEDER da ayağa kalkar. MULDER, SCULLY’ye sarılır ve onu öper ancak SCULLY, MULDER yerine havayı öpecek şekilde çabuk bir öpücük verir ve uzaklaşır. MULDER, sırıtır. SCULLY ve CAMI SHROEDER köpekle birlikte dışarı çıkarken, beyler geri otururlar. Bayanlarda karanlık sokaktan aşağı yürümeye başlar.)

SCULLY: Demek Amerikan Rüyası bu ha? Bu mekan?

CAMI SHROEDER: (sesi kendinden emin çıkmıyordur) Oh, hmm... iyi komşular, biliyorsun... sadece aileleri için en iyisini isteyen insanlar.

SCULLY: Yani, bu sırf senin hayalin değil. So it's just not your dream. (CAMI SHROEDER omuzunu silker) Biliyorsun, Cami, ben-ben şunu anladım ki, hmm, Mike’ın evinin önünden... iki kere geçtik. Onun için endişeleniyormusun?

CAMI SHROEDER: Hayır... Gerçekten de ne demek istediğini anlamadım.

(Köpek birşeyler duyar,koşar ve bir su kanalında kaybolur.)

CAMI SHROEDER: Scruffy! Scruffy, gel buraya! Scruffy, hayır! Scruffy! (kanalda diz çöker) Dışarı çık! (havlar) Scruffy! (havlamalar devam etmektedir).

(SCULLY, el fenerini açar ve kanala bakmak için CAMI SHROEDER’ın yanında diz çöker.)

SCULLY: İzin ver de bir bakayım.

CAMI SHROEDER: Onu görebiliyorusun?

SCULLY: Hı-hıı.

(SCULLY, BÜYÜK MIKE'ın tıp nişanı kolyesini görür. Kolunu uzatır ancak yetişemez. Tam kolyeye ulaşacağı sırada, köpek ciyaklayarak kanaldan dışarı koşar. CAMI SHROEDER, korkmuş vaziyetteki köpeği kucaklar.)

CAMI SHROEDER: Oh, Scruffy, Scruffy, hepsi geçti, hepsi geçti. Artık yanındayım. Yanındayım. Oh...

SCULLY: (köpeğe) Orada ne buldun?

CAMI SHROEDER: Derin nefes al. Bu sefer çok yakındı, he? Değil mi?

(Köpeğin burnunda kahverengi bir şey vardır. SCULLY mendilini çıkarır ve bir kısmını temizler.)

SCULLY: Şunu silmeme izin ver. İyi çocuk.

CAMI SHROEDER: Tamam, hadi seni eve götürelim. Hadi.

(Onlar eve yöneldiklerinde, bir şey kanalın kapağını kaldırır ve onları seyreder.)


SAHNE 8

(Aynı gün geç saatler. "Petrie" evi ahalisi. SCULLY, yatakodasında, beyaz pijamasını ve bornozunu giyinmiştir. Telefondadır. MULDER içeri girer.)

SCULLY: (telefona) Pekala, teğmen.

(MULDER, tamamıyla siyah giyinmiştir, SCULLY’ye BÜYÜK MIKE'ın kolyesini gösterir. Kanaldan kendi alıp plastik poşete koymuştur.)

MULDER: (fısıldar) Burada. Nişan.

SCULLY: (telefona) Teşekkürler. (telefonu kapatır ve kolyeye bakar) Yerel polis boşuna gel...

(SCULLY, MULDER’ın svetşörtünü çıkarıp fırlatmasıyla durur. Svetşört, başının yanından geçip odanın kenarındaki bir sandalyeye düşer. Sonra MULDER, gri t-şörtünü giyer. )

SCULLY: Mike Raskub. Kredi kartı kullanılmamış. ’97 model Mercury Villager’ı da görülmemiş.

(MULDER, dizüstü bilgisayarına bakarken, SCULLY de banyoya gider.)

MULDER: Evet, evinde olduğuna dair de bir işaret yok. Ayrıca kanalda da onu görmedim. Öldüğünü farzediyorum, Scully.

SCULLY: (banyodan) Laura.

(MULDER alaycı biçimde ağzından geveleyerek "Laura." der.)

SCULLY: (banyodan) Win Shroeder?

MULDER: (getirilen mendile bakarak) Mmm, belki de Win temizlemiştir onu.

SCULLY: (banyodan) Kimin için temizlemiştir ki?

MULDER: Bilmiyorum.

SCULLY: (banyodan) Mulder, temizlikten bahsetmişken, sence bir tüp dolusu dişmacunu nasıl sıkılır?

(SCULLY, kolunu banyodan uzatır ve ortasından sıkılmış tüpü gösterir. MULDER, bunu önemsemez.)

MULDER: Hey, bu mesele hakkında şu ana kadar bildiklerimiz nelerdir?

SCULLY: (banyodan) Yarın San Diego’ya gidip bunu analiz edeceğim.

MULDER: Pekala.

SCULLY: (banyodan) Üçüncü uyarı. (klozet kapağının kapandığını duyarız) Klozet kapağı.

(MULDER banyoya kısaca bir göz atar, sonra yatağa gider ve genişce uzanır.)

SCULLY: Büyük Mike neden öldürüldü?

(SCULLY, banyodan çıkar. Başında bone vardır ve yüzü parlak yeşil çamur maskesiyle kaplıdır. MULDER, ona bakınca korkar.)

MULDER: Oha! ((veya “çüş” de diyebiliriz))

SCULLY: Burada kaçırılan şet amaç. Bunun nedeni ne olabilir?

(Svetşörtünü, MULDER’ın kafasına atar.)

MULDER: Zorunlu temizlik, veya onun şansızlığı. Buradakilerin komşuluk kuralları ve CC ve R’lere ne kadar düşkün olduğunu farkettin mi? Neden var biliyormusun? Sen buraya çok yakışırsın.

SCULLY: (yatakta uzanmış olan MULDER’a anlamlı biçimde bakarak) Ve sen yakışmazsın.

MULDER: (yastıkları kendi için ayarlayarak) Şey, her neyse, yarın kuramımı denemek için, hımm, kesin bir çözüm yolum var.

(Yatağın yanındaki kısmına elini vurarak SCULLY’ye bakar.)

MULDER: (tatlı bir sesle) Hadi, Laura, biliyorsun... biz artık evliyiz.

SCULLY: Scully, Mulder. İyi geceler.

(MULDER, bir yastık alarak yataktan kalkar ve SCULLY’nin ynaından geçerken şunu der...)

MULDER: Heyecan kalmadı.

(MULDER, yatacağı yere giderken, SCULLY, iç çeker ve yatağına yatar.)


SAHNE 9

(Ertesi gün, MULDER, pembe, plastik bir flamingoyu dışarı çıkarıp evin önüne diker. Kendinden emin biçimde etrafı bakar.)

MULDER: Bu tahrik eder.

(İçeri girip buzdolabından Tropicana marka bir portakal suyu kutusu çıkarır. Kutudan içer ve pencereye döner. Ancak flamingo çoktan gitmiştir. Dışarı çıkıp posta kutusunun yanına gelir. Posta kutusu eğilene kadar onu tekmeler, bayrağını dışarı çıkarır ve ek bir düşünce olarak üzerine biraz portakal suyu döker. İçeri girer ve portakal suyu içerek posta kutusunu seyreder. Omega marka saati 13:54’ü göstermektedir. Portakal suyu bittiğinde artık çişi gelmiştir ve saati de 16:54’tür. Rahatsız biçimde hareket etmeye başlar, sonra meyve suyu kutusuna bakar ancak tuvalete gitmenin daha iyi bir fikir olduğuna karar verir. Sonrasında sifon sesini duyarız. [YN: Tuvalet kapağının kapatıldığını duymayız.] Sonra tekrar pencereye döner. Posta kutusu düzeltilmiş ve temizlenmiştir. Bayrak hala yukarıdadır. MULDER kutuyu açar. İçinde katlanmış bir kağıt vardır. Üzerinde “diğerleri gibi ol... etraf kararmadan önce.” Diye yazmaktadır. MULDER, etrafına bakınır ve kağıdı buruşturur.)

22:37

(Aynı günün gecesi, basketbol toğunun zıplama sesleri duyulur. WIN SHROEDER ve CAMI SHROEDER, bornozları içinde dışarı fırlarlar ve MULDER’ın potaya top attığını görürler.)

WIN SHROEDER: Dur orada.

CAMI SHROEDER: (umutsuzca) Durdur onu, Win.

WIN SHROEDER: Dur orada!

CAMI SHROEDER: Durdur onu!

(WIN SHROEDER, sinirli biçimde MULDER’ın üzerine yürür.)

MULDER: Hey, Win. "At" oynamak istermisin? (topu ona atar)

WIN SHROEDER: Ne halt ediyorsun sen?

(Topu MULDER’dan alır ve başka yere fırlatır.)

MULDER: “Ben” mi ne yapıyorum?

(WIN SHROEDER, potayı kapar ve eğerek garaja geri sokamaya başlar.)

MULDER: (potanın eğilmesini önleyerek) Asıl “sen” ne yapıyorsun?

WIN SHROEDER: Kahretsin, Rob, katla şunu! Bu şeyi içeri koymama yardım et.

MULDER: Neden? Eğer yapmazsak ne olur?

WIN SHROEDER: Güzel. Bunu öğrenmenin yolu bu mu?

[Kapalı Çekimde: MULDER: Bu sadece bir basketbol potası, Win. Neden tüm bu saçmalıkları uyguladığını anlamıyorum. WIN SHROEDER: CC ve R’ler buna izin vermiyor. Biliyorsun.

MULDER: Olabilecek en kötü şey nedir ki? Para cezası mı alırım?]

(Sinirli bir biçimde dışarıda bekleemkte olan CAMI SHROEDER’ın yanındaki yer hafifce kımıldamaya başlar.)

WIN SHROEDER: Sen uyarılmıştın.

MULDER: Ne hakında uyarıldım?

CAMI SHROEDER: (çığlık atar) Hayır! Hayır! Lütfen!

(Kapının yanında, büyük bir nesnenin CAMI SHROEDER’a geldiğini görürüz. MULDER, WIN SHROEDER’ı bırakır, kadına koşar ve büyük bir şeyin kaçmakta olduğunu görür.)

MULDER: Dur!

(MULDER, görüş alanından kaçırır. CAMI SHROEDER, hala korku içinde, hıçkırarak ağlamaktadır.)

MULDER: Cami... sen iyimisin?

(WIN SHROEDER, yanlarına gelir ve tıpkı Büyük Mike’ınkinde olduğu gibi sokak lambasının kırıldığını görürler.)


SAHNE 10

(Kısa süre sonra, basketbol potası garaja çekilmiş ve kapı kapatılmıştır. SCULLY, minivanı perkeder ve alış veriş paketlerini eve taşır. Oturma odasına gider ve test sonuçlarını çıkarır. Üst kattan yumruklama sesleri duyar.)

SCULLY: Mulder?

(Hafif bir vuruş daha olur ve sonra ayak sesleri duyulur.)

SCULLY: Mulder, senmisin?

(SCULLY, şömineden bir ocak demiri çıkarıp silah gibi doğrultur ve yukarı çıkamaya başlar. Dışarıda, MULDER, elfeneriyle etrafa bakınmaktadır. Çimenlerin üzerindeyken ayağı tökezler. Çimenleri kaldırır ve kocaman bir delik ortaya çıkar. İçerde, SCULLY, ikinci kattan gelen sesler duyar ve sonra daha hafif sesler aşağı kattan gelir. Aşağıya indiğinde, hızla birinin yukarı koridora kaçmakta olduğunu görür. Şöyle bir bakar ancak bir şey göremez. Aşağıdan gelen sesleri duyarmerdivenlere doğru adım atarak, yaklaşmakta olan şeye demiri sallar. MULDER, eğilerek elini kaldırır ve SCULLY tam vuracakken durur.)

MULDER: Scull...!

(Her iksi de rahatlayarak derin birer nefes alırlar.)

SCULLY: Üzgünüm, Mulder. Evde biri vardı.

MULDER: Temizlik. O her kimse, basketbol potamı aldılar. Birisi dışardan bizi gözetliyor, Scully, kötü olmayabilecek bir şey.

(SCULLY, merdivenlerde onu takip eder.)

SCULLY: Ne demek istiyorsun?

MULDER: Herkesi korkutan o şeyi bir an için gördüm ve onu yakalayacağım. Bu bir X dosyası.

(GENE GOGOLAK'ın evi. GOGOLAK, SCHROEDER'ın lambasında kırılan ampule bakmaktadır. WIN SHROEDER, oldukça üzgündür.)

GENE GOGOLAK: Cami nasıl?

WIN SHROEDER: (hoşnutsuz) Ne yanlış yaptık , Gene? Bizim hoşgeldiniz paspasımız sizinki gibi değilmiydi? Bahçe hortumumu saat yönü yerine tersine mi doladım?

GENE GOGOLAK: Dur şimdi orada. Sen bunun gerçekleşmesinde bir payım olduğunu mu söylüyorsun?

WIN SHROEDER: Başka kimin olabilir? Tamamen aynı şey – benden Mike’a yapmamı istediğin gibi. Başka kim bunu yapabilir?

GENE GOGOLAK: Oğlum, derin bir nefes almak... ve bunu tekrar düşünmek isteyeceksin. O senin yan kapı komşundur, Win. O artalığı karıştıran biri. Büyük “B” ile belanın kendisi. Ve sen ve ben ikimiz biliyoruz ki tek bir çürük elma tüm demeti berbat edebilir.

BU SIRADA:

(MULDER ve SCULLY, ön tarafdadıralr. SCULLY el feneri ile MULDER’a ışık tutar ve MULDER, çimen tabakasını kaldırarak bir başka delik ortaya çıkarır.)

MULDER: İşte gidiyoruz. Evet... tahminime göre her evin önünde bu deliklerden bir tane var. Bence bu, o şeyin nasıl seyahat ettiğini ve yaşadığını açıklıyor.

SCULLY: (şüpheci) Yerin içinde mi. Gördüğünü düşündüğün o büyük yaratık mı?

(Birbirlerine bakarlar. SCULLY iç çeker.)

SCULLY: Bak, Mulder, büyük yaratıklar bir yana benim ne düşündüğümü bilmek istermisin?

MULDER: (fazla alaycı olmayarak) Her zaman.

(SCULLY hafifce gülümser ve getirdiği test sonuçlarını göstermek için onu eve götürür.)

SCULLY: Bunlar, San Diego Polis Bölümünden alınan test sonuçları. Herşeyden önce, fan palinde bulduğumuz şey - kurumuş kan ve kafa derisi kılları ıvır zıvırı mı? Hiçbiri. Kan, aslında çoğunlukla ketçap ve yemek ve şu kıllar da kısa fırça kılları ve aynı şey köpeğin burnunda bulduğumuz örnek için de geçerli. O da kahve artığı, yumurta kabuğu ve motor yağı ve yaklaşık 50 tane bileşenle renk için bir miktar da civakrom da bulunuyor. Başka bir deyişle, Mulder, bu çöp. Bu oldukça anlamlı çünkü bu yerleşim bölgesi doldurma alanaın üzerine inşa edilmiş.

MULDER: Doldurma alanı mı?

SCULLY: Mm-hmm. Bu şeyi heryerde bulduk çünkü o heryerde. Üst toprağın hemen altında ve çimenlerin üzerindeki bu çıkıntı metan gazının boşalmasında görülebilir fakat... Mulder, bunların bizim araştırdığımız kaybolma vak’alarıyla olan hiçbir bağlantısını göremiyorum.

MULDER: Bağlantısı var. Bir şekilde, mesele bu ve aynı. Kline’lar yok mu?

SCULLY: Evet var?

MULDER: Ya hala buradalarsa.

SCULLY: Yani, ön tarafa mı gömülüler? (MULDER başını sallar.) Öyleyse, adli bir kazıya başladığımızda, gizliliğmiz kalmayacak.

(MULDER düşünür.)

SAHNE 11

(Ertesi sabah, MULDER, diğer komşuların korku dolu bakışları arasında, bir çapa ile evinin ön tarafındaki çimenleri yırtmaya başlar. PAT VERLANDER ona doğru koşar.)

PAT VERLANDER: (ısrarlı) Tanrı adına, sen ne yapıyorsun?! Tanrım...!

MULDER: Bir havuz koyuyorum.

PAT VERLANDER: Ön tarafda mı?! SCULLY-s-sen nesin, deli mi? Hiç CC ve R’lere göz attın mı?

Kesinlikle buraya bir yüzme havuzu koyamazsın!

MULDER: (parmağını ağzına götürerek) Ah... Bu bir yüzme havuzu değil. Süs havuzu. Kuralları kontrol ettim. (danışmak için kitabı getirir) Süs havuzu koyamayacağıma dair burada bir kural yok. Bu oldukça sakinlaştiricidir. Seveceksin.

(PAT VERLANDER konuşmayı dener ancak GENE GOGOLAK’ın WIN SHROEDER ile birlikte caddenin karşısından onu seyretmekte olduğunu görür. GENE, buraya gel anlamında başını sallayınca, koşarak caddenin karşısına geçer. MULDER onlara el sallar.)

GENE GOGOLAK: (WIN SHROEDER’a) Kendi mezarına kazmasına izin verelim.

(Aynı günün geç saatleri, SCULLY evden dışarı çıkar ve oldukça derin bir deliğin kenarında durur.)

SCULLY: (sakince) Hey. Mulder.

(MULDER, delikte araştırma yaptığı yerden doğrulur. MULDER, oldukça bitkin görünmektedir.)

SCULLY: (kibarca) Kline’lars orada aşağıda değil. Belki de senin gece diye tabir ettiğin vakit gelmiştir.

(MULDER, çapanın kepçesinden yukarı bakar. Başlagıçtaki yapışkan süs çimeni kepçenin dişlerindedir. MULDER, onu çeker ve ikisi de buldukları şeye bakar.)

MULDER: Zevkli, değil mi?

(Üzerinde “Pier 9 Imports.” Yazan bir etiket vardır.)

MULDER: Gogolak. Hey, buraya bir kazı ekibi geitrebilirmisin?

SCULLY: Evet.

MULDER: Daha derini kazmalıyız.

SCULLY: Sen nereye gidiyorsun?

MULDER: Bazı rattan mobilyaların değerini biçmeye.

(MULDER karşı caddeye geçer. SCULLY cep telefonunu çıkarır ve eve girer. Sonra kamera çukura yönelir ve kirli bir elin çamurun içinden çıktığını görürüz.)


SAHNE 12

(SCULLY, yatak odasında numaraları tuşlar.)

SCULLY: (telefona) Evet, ben Özel Ajan Dana Scully. 450 Ağustos Teraslarında tam donanımlı bir adli ekibe ihtiyacım var.

(Dışarda, oldukça çamurlu ayakların eve doğru yürüdüğünü görürüz.)

SCULLY: (telefona) Hayır, yarın değil. Bu gece.

(SCULLY, aşağıdan büyük gümbürtüler duyar, muhtemelen ön kapı kiitlenmiştir.)

SCULLY: (telefona) Afedersiniz. Sizi sonra arayabilirmiyim?

(Telfonu kapatır ve iç çamaşırı çekmecesinden içi boş olan silah kılıfını alır. Sonra onu elbiseliğe atar.)

SCULLY: (oldukça kormuş halde) Yüce İsa. ((aslında burada sadece “Jezz” demektedir))

(Gürültülü ayak seleri duyar. Biz de çamurlu ayakların merdivenden çıktığını görürüz.)

SCULLY: (fısıldar) Oh, Tanrım.

(SCULLY, yavaşca kapalı olan yatakodası kapısından uzaklaşır. Büyük bir şey ona doğru gelmektedir. SCULLY, çığlık atar ancak büyük çamurlu bir el tarafından ağızı kapatılır ve kendi silahı boynuna dayanır.)

BÜYÜK MIKE: O senin için geldi, Laura. Ses yapmamalısın. Şhh. Şhh.

(SCULLY’yi serbest bırakır ve SCULLY, onu görmek için hemen arkasını döner. BÜYÜK MIKE, oldukça kötü görünmektedir. Her tarafı pislik içindedir ve birkaç yerinden yaralanmıştır. Fısıldaşırlar.)

SCULLY: Mike. Mike. Sana ne oldu?

BÜYÜK MIKE: Buradan çıkmalısın.

SCULLY: Neden?

(Aşağıdan oldukça yüksek sesli gürültüler duyarlar. BÜYÜK MIKE, mobilyaları, oda kapısının önüne itmeye başlar.)

SCULLY: Bekle bir dakika, aşağıdaki kim?

BÜYÜK MIKE: Şhh, şhh, şhh.

SCULLY: Mike... bunu sana kim yaptı?

BÜYÜK MIKE: Süper adam ((veya Üstün insan)). Bu bizim hatamız. Evin ilk sahibi olan kişiler – bunu biz istemiştik ancak şimdi durduramıyoruz.

SCULLY: Neyi durdurmayı, Mike?

BÜYÜK MIKE: Onu Shroeder’a vermeyi denemiştim. Bilirsin yaptığının bedelini ödersin. Tıpkı Shroeder’ın bana yaptığı gibi.

SCULLY: (sakinleşen bir sesle) Mike, dinle beni, sakinleş. Tamam. Sadece ban silahımı ver. Ben federal ajan...

BÜYÜK MIKE: Süper adam seni istiyor, Laura. Kocan – pek çok kuralı çiğnedi. Bense kanalizasyonda saklanıyordum. Onu uyarmaya çalıştım.

(bir şey oda kapısını kırmayı denemeye başlar. BÜYÜK MIKE, SCULLY’yi yanından iterek uzaklaştırır.)

SCULLY: Hadi silahımı ver. Bana ve...

(BÜYÜK MIKE, SCULLY’yi kıyafet odasına iter ve önüne elbiseleri çeker. Dönüp, silahı kapıya doğrultur. Gerçekten de büyük bir şey kapıyı kırar. SCULLY, bir seri silah sesi ve sonra da BÜYÜK MIKE’ın çığlıklarını duyar. Pis şeyler elbise dolabının delikelrine sıçrar.)

BU SIRADA:

(GENE GOGOLAK'ın evi. MULDER, adamı kelepçelemektedir.)

GENE GOGOLAK: FBI mı? Ben ne yaptım ki?

MULDER: (adamı sandalyeye iter) Kline’larla başlamaya ne dersin. Onların ufak parçalar halinde ön bahçemde bulunmasından sorumlusun. Çim süslerini onlara sen verdin. Baltalı adam senmisin?

GENE GOGOLAK: Bu saçmalık.

MULDER: Evet saçmalık. Sizin kurallarınızı ve CC ve R’lerinizi ihlal etmek için yeterince kalitesizdi – Kline’ların öldürülmesi için yeterliydi.

GENE GOGOLAK: Ve sence bu yasal mahkemedye sunmak için güzel bir neden mi? Hakim sna Kline’ları kimin öldürdüğünü sorduğunda tam olarak ona ne diyeceksin?

MULDER: (bir an için bunu düşünür, etrafına bakınır, sonra siyah bir heykeli alır) Bir adet. Tibet düşünüşünün bir örneği. Yaşayan, nefes alan bir yaratık, onun yeteneklerine sahip olmayı arzulayan biri tarafından var edilmiş bir yaratık. Öyle bir yetenek ki bence uzak doğuya yaptığın gezintilerinde aldığın saçmalıklardan kaptın. Neden yaptın bunu? Yan, o kadar önemli mi herkesin kahrolası aynı posta kutularına sahip olması?

GENE GOGOLAK: İnsanların ayak uydurması önemli.

MULDER: Ama, tam olarak sen de nereye varacağını bilemedin, değil mi? Yani, onun varoluşa çağırabilirsin... ona yaşam verebilir ama onu kontrol edemezsin. En iyi umut ettiğin şey onun yolundan uzak durmak.

GENE GOGOLAK: Oğlum, avukatlarım ne kadar aptalca konuştuğunu ispalayacaklar ve böylece ben hiçbir mahemeye gitmezken sen bana kaşrı bütün faturaları ödemek zounda kalacaksın.

(MULDER, GENE GOGOLAK’ı eevden çıkarıp karşıya geçer. Bu sırada evinin ön kapısının kırıldığını ve içerdeki ışıkların yanmadığını görür. GENE GOGOLAK’ı posta kutusuna kelepçeler ve eve koşar. WIN SHROEDER kendi evinden dışarı çıkar.)

WIN SHROEDER: Gene?

GENE GOGOLAK: Win. Evinin yan tarafında yaşayan iki FBI ajanı varmış. Neşelen. Fazla uzun sürmeyecek.

(MULDER eve girer. Oldukça büyük kirli ayak izlerinin yukarı çıktığını görür.)

MULDER: Scully? Scully?

(Yatak odasına yaklaştığıda, etrafın daha da dağıldığını görür. Oldukça endilelidir. Kırılan eşyalara ve etrafa saçılan pisliğe bakar.)

MULDER: Scully?

(SCULLY, kıyafet dolabını yumruklar.)

SCULLY: (elbise dolabında) Mulder?

MULDER: Scully?

SCULLY: (dolapta, rahatlamış bir şekilde) Mulder?

MULDER: Scully, dayan.

(MULDER, önündeki rafları çeker ve dolabın tahtalarını kırarlar. Dışarıda, GENE

GOGOLAK, hala posta kutusuna kelepçeli halde, sinirli bir biçimde kurtulmaya çalışmaktadır.)

GENE GOGOLAK: Gel buraya. Şundan kurtulmama yardım et. Win, gel buraya. Win...

(WIN SHROEDER kararsızdır. CAMI SHROEDER dışarı çıkar.)

CAMI SHROEDER: (kolunu tutarak) Win, Win, Win. Hayır. Hayır. Yaptığının cezasını çekecek.

(SHROEDER’lar GENE GOGOLAK’a son bir kez bakarlar ve sonra dönüp evlerine yürürler. İçeride, MULDER, hala elbise dolabını perçelemektadır.)

SCULLY: (dolapta) Mulder, o buradaydı.

[Kapalı Çekimde: "Büyük Mike’a saldırdı. O nerede? Hayatta mı? "]

(Dışarıdan çığlıklar duyarlar.)

SCULLY: (dolapta) Mulder!

(MULDER, SCULLY’nın dolaptan çıkmasına yardım etmeyi bırakırakarak, aşağıya, dışarı koşar. Büyük kahverengi yapışkan şey GENE GOGOLAK’ın yanındaki ışıkları ısırmaktadır ((veya adamı ısırmaktadır)). Adamla işini bitirdiğinde, döner ve MULDER’a doğru yürümeye başlar. MULDER, geri adım atar, korku dolu biçimde bakakalır. Tam MULDER’a yaklaştığı sırada, GENE GOGOLAK yerde yatıyorken son nefesini verir ve büyük yapışkan şey, kir parçalarına ayrılarak yok olur. MULDER, ayağının ucuyla yaratığın geride kalan kısmını dürtükler. Gerçekten de yapışkan çamura benzemktedir. SCULLY, ön bahçeye koşar.)


SAHNE 13

(Gündüz, SCULLY ve MULDER’ın sesi eşliğinde, ikisininde normal giysiler içinde evden çıkışını görürüz. MULDER, posta kutusunu doğru durması için düzeltir, sonra ikisi, minivana binerler. Taşınma kamyonu da arkalarında olduğu halde, Arcadia Şelaleleri’nden dışarı çıkarlar.)

SCULLY: (sesi) Şelalelerdeki pek çok kişi, şimdi Ev Sahipleri Birliği başkanı Gene Gogolak’ı meydana gelen ölümlerden dolayı suçluyor. Aynı ev sahipleri Ajan Mulder’ın Gene Gogolak’ın ölümünden suçlu bulunamayacağını, asıl sorumlunun Gogolak’ın kendisi olduğunu savundular. Bu, topluluğun günahlarını gizleme kuralı gibi görünebilir, topluluk sadece yaratıktan değil onun son kurbanı olan yaratıcısından da kurtuldu. Bu arada, Arcadia Şelaleleri, altıncı yılında California’nın en iyi planlanmış yerleşim bölgesi olarak seçildi.


SON



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR