6X08 :: HOW THE GHOSTS STOLE CHRISTMAS

< TEASER >

< NOEL ARİFESİ, MARYLAND'DE BİR YER >

( Gece. Korkutucu görünen büyük, eski bir evin önünde. Araba teybi Noel şarkıları çalıyordu. Bing Crosby'den "Have Yourself A Merry Little Christmas" duyuluyordu. Çalan radyonun Mulder'a ait olduğunu görüldü. Scully arabasıyla Mulder'ın arabasının yanına yaklaştı. İkisi de camlarını açtılar. )

BİNG CROSBY: Have yourself a merry little Christmas let yourself be light. From now on, our troubles will be out of sight...

MULDER: (Scully'yi gördüğü için mutlu olmuş bir şekilde) Neredeyse senden ümidimi kesmiştim.

SCULLY: Üzgünüm. 95'teki çıkışlar en kalabalık saatten bile daha kötüydü. Eğer bir kez daha "Silent Night"ı duyacak olursam birilerini rehin almaya başlayacağım. Burada ne yapıyoruz?

MULDER: Gözetleme.

SCULLY: Noel arifesinde mi?

MULDER: Bu önemli bir gün.

SCULLY: Hiç şüphesiz.

MULDER: Neden burada olduğumuz için önemli. Neden arabayı durdurmuyorsun? Sana detayları vereceğim.

SCULLY: Mulder, hediyeleri paketleyeceğim. Bu Noel arifesi.

BİNG CROSBY: Here we are..

( Mulder Scully'nin arabasının arkasına bakınca torbalarca hediyeyle dolu olduğunu gördü. )

MULDER: Oh.

BİNG CROSBY: Happy golden days of yore...

( Scully penceresini kapatıp arabadan çıktı ve diğer arabaya binip Mulder'ın yanına oturdu. )

SCULLY: Şunu bir duyayım. Bana detayları anlat.

MULDER: Bak, eğer Noel'le ilgili yapacağın işler varsa, yani bilirsin...

SCULLY: Mulder, buraya kadar geldim. Neden geldiğimi bilsem iyi olacak. Tamam mı?

MULDER: Sadece daha... meraklı olabileceğini düşündüm.

SCULLY: Bu evde kim yaşıyor?

MULDER: Kimse.

SCULLY: Öyleyse kimi gözetliyoruz?

MULDER: Buranın eski sahiplerini.

SCULLY: Geri mi geldiler?

MULDER: İşte hikaye bu.

SCULLY: Görüyorum. Yetinmezlik korusunu saran tüm hediyelerin kuşattığı alçakgönüllülük. Bekle..bu duyduğum bir köpeğin bozkırdan gelen uluma sesi mi?

MULDER: Hayır. Aslında o korkak birinin küstahlığı.

SCULLY: Mulder, beni buraya seninle Noel arifesinde hortlak tutuklamak için çağırmadığını söyle.

MULDER: Teknik olarak onlara hayalet deniyor.

SCULLY: Mulder, ne istersen de. Etrafa yayacağım bir tatil neşesi var. Sabah saat 6'da ağacın altındaki aile yoklamasında olmalıyım.

( Mulder Scully'nin kapısını kilitledi. )

MULDER: Çabuk olacağım. Sadece detayları vereceğim.

SCULLY: Tamam.

MULDER: ( Gizemli bir şekilde ) 1917 Noel'i. Çok ama çok acı bir dönemdi. Evlerinde grip virüsünün ölümcül belirtileri fark gözetmeksizin gencine ve yaşlısına saldırırken, Amerikan askerleri savaşın ayırdığı Avrupa'da ölüyordu. Tüyler ürpertici bir umutsuzluk her adam, kadın ve çocuğun üstüne çökerken, trajedi her eve misafir oluyordu. Çok ama çok acı bir dönemdi.

SCULLY: ( Etkilenmemiş bir şekilde ) Bunu söylemiştin.

MULDER: Ama burada, 1501 Larkspur Lane'deki bir çift sevgilinin trajedisi savaştan ya da bulaşıcı hastalıktan, çizmenin topuğundan ya da bir topçudan değil kendi masum ellerinden oldu.

SCULLY: Devam et.

MULDER: Adamın adı Maurice'di. O.. o sevgili Lyda'sının düşünceli fakat cesur genç sevgilisiydi. Kendisini her gittiği yerde takip eden asil bir güzellik gibiydi. Onlar, tanrıların bu soğuk ve gri dünyayı ziyaret etmekten doğacak kötülüklerden koruyamadığı, cennetten çıkmış iki meleğe benzetilirlerdi.

SCULLY: Onlara ne oldu?

MULDER: Birbirinden ayrı kalmanın verdiği trajik korkuyla sevgililer arasında yapılan anlaşmaya göre sonsuza kadar birlikte olacaklar ve tek bir Noel'i bile ayrı geçirmeyeceklerdi.

SCULLY: Kendilerini mi öldürdüler?

MULDER: Ve hayaletleri her Noel arifesinde bu evde buluşuyor.

( Scully güldü. )

MULDER: Benim tüylerim diken diken oldu.

SCULLY: Bu iyi bir hikaye Mulder.. Ve iyi de anlatıldı, ama ben buna inanmıyorum.

MULDER: Hayaletlere inanmıyor musun?

SCULLY: Bu seni şaşırttı mı?

MULDER: Aslında.. Evet. Herkesin hayaletlere inandığını sanırdım.

SCULLY: Mulder eğer başka bir gece olsaydı bunun hakkında konuşmana izin verirdim. Ama gitmek zorundayım.

( Scully ve Mulder arabadan çıktılar. Scully kendi arabasına, Mulder da eve doğru yürüdü. )

MULDER: Ailene selam söyle.

SCULLY: Ne yapıyorsun? Mulder, başka bir yerde olman gerekmiyor mu?

MULDER: Sadece bakacağım.

SCULLY: ( Kendi kendine ) Bunu yapmayacağım. Yeni yıl kararım.

( Scully ceplerine, Mulder'ın arabasına ve kendi arabasına baktı. Ama anahtarlar yoktu. )

( Mulder eve girerken bir kapı gıcırtısı duyuldu. Mulder fenerini açtı ve girişte gezdirdi. Scully eve gelirken gök gürledi. )

SCULLY: Mulder!

MULDER: Fikrini mi değiştirdin?

SCULLY: Anahtarlarımı mı aldın?

MULDER: Hayır.

SCULLY: Hadi Mulder. Dalga geçme.

MULDER: Neden senin anahtarlarını alayım ki?

SCULLY: Belki.. belki yanlışlıkla almışsındır.

MULDER: Belki de bu bir hayalettir.

( Kafalarını kaldırıp üstlerindeki tıkırtı sesinin geldiği yere, sonra da girişteki saate baktılar. Rüzgarın uğuldama sesi duyuldu. )

MULDER: Bir yerden soğuk geliyor.

SCULLY: Üst katta bir pancere açık olmalı. Hava durumunda %80 yağmur ihtimali olduğu söylendi. Hatta belki beyaz bir Noel..

( Gök gürültüsü duyuldu. Ön kapı çarparak kapandı. Scully kapıyı açmak için koştu, ama kapı hareket etmiyordu. )

< JENERİK >

< 1. SAHNE >

( Aynı sahneden devam. )

MULDER: Sanırım ruhlar bizimle.

SCULLY: ( Hala kapıları açmaya çalışırken.. ) Mulder beni korkutmaya çalışmayı bırakıp şu kapıları açmama yardım edecek misin?

MULDER: Üst katta birisi yürüyor gibi.

( Yukarıdan daha fazla tıkırtı sesi gelir. )

MULDER: İşte. Duydun mu?

SCULLY: Mulder gerçekten gitmeliyim.

MULDER: Korkacak birşey yok.

SCULLY: Korkmuyorum, tamam mı?

MULDER: Hayaletler yardımsever varlıklardır.

( Yukarıdan zincir şıkırtıları gelir. )

MULDER: Genellikle.

SCULLY: Beni korkutmuyorsun, Mulder.

( Scully saatini kontrol etti. Saat 11:03'ü gösteriyordu. Girişteki saate bakınca onun da 11:03'ü gösterdiğini gördü. )

SCULLY: Bak, gerçekten eve gitmeliyim.

( Mulder Scully'yi yalnız bırakarak üst kata çıkmaya başladı. Şimşek çakınca pencerenin yanında bir şeyin silüeti göründü. Şimşek bir kere daha çakınca figürün olduğu yerden kaybolmuş olduğu görüldü. Scully Mulder'ı takip etti. )

SCULLY: Mulder..

MULDER: Shh! Ne var?

( Tıkırdama sesi kesildi. )

SCULLY: Bunlar beynimizin bize oynadığı oyunlar. Bunlar yüzlerce korku filmindeki alışılmış klişelerdir. Bir ses duyduğumuz zaman tüylerimiz diken diken olur. Bir gölge görürüz ve kendimizi mantıklı bir insanın düşünebileceğinden farklı bir şeyi hayal etmeye bırakırız. Tüm bunlar.. Mulder? ( İkinci kata çıkan Muder'ı takip etti. ) Yardımsever varlıklar düşüncesi bahsettiğim şeye mükemmel biçimde uyuyor. Bir ruhun cisimleşmesi ya da kendini göstermek amacıyla dönmesi saçma ve anlamsız. Demek istediğim, bunun gösterdiği böyle saçma ve anlamsız şeylere ne kadar çabuk inandığımız. Yani.. maddesel bedene ilişkin tüm doğa kanunlarını inkar etmemiz.. ( Mulder bir başka kilitli kapıyı açmaya çalıştı. ) bu ruhların kendi sefil giysilerini giymiş olduklarına, eski saç stillerini koruduklarına ve hiç yaşlanmadıklarına, daha rahat bir çevre arayışı içinde olmadıklarına tanık olmamız sonunda ölülerden çok canlılardan bahsetmemize neden olur.

MULDER: (Başka bir kilitli kapıyı denedi. ) Hı hı..

SCULLY: Demek istediğim, Mulder, bilinçaltıyla ilgili bu hayallerin cevabını anlamak için psikolojide gelişmiş bir aşamaya gelmeye gerek yok. Ölümsüzlüğe ulaşma arzusu insanlık yumağının umutlarının ötesinde birşey. ( Mulder kilitli bir başka kapıyı denedi. ) Eğer sevdiklerimiz çevremizde olmazsa fazla dayanamayız. Demek istediğim, bunlar çok ama çok güçlü arzular. Bunlar bizi insan yapan erdemler. Bunlar aslında Noel'i Noel yapan erdemler.

( Bir kapı gıcırtıyla kendi kendine açılmaya başladığında arkalarını döndüler. Odada bir ışık yanıyordu. )

MULDER: Bana korkmadığını söyle.

SCULLY: Pekala.. Korkuyorum.. Ama bu saçma bir korku.

( Scully birkaç nefes alıp açık olan kapıya doğru yöneldi. )

MULDER: ( Kıpırdamadan. ) Arkandayım.

SCULLY: ( Fısıltıyla. ) Sağol.

( Scully kapıyı açtı ve içeri baktı. )

SCULLY: Mulder, hiç bu evde hayaletlerin değil de gerçek insanların yaşadığı aklına geldi mi?

MULDER: Burada kimse yaşamıyor.

SCULLY: Ama arabada otururken hiç ışık açık değildi ve şimdi şuna bak.

( Mulder ve Scully geçmiş yüzyıldan kalmış iki bölümlü bir kütüphanenin içine girdiler. Burada aşağıya inen bir basamak vardı. Eşyalar beyaz bir örtüyle kaplanmıştı. Güzel bir müzik vardı. )

MULDER: Elektriksel bir dalga olmalı.

SCULLY: Mulder aşağıdaki saatin tam zamanı gösterdiğini farkettin mi?

MULDER: Gösteriyor muydu?

SCULLY: Peki bunu nasıl açıklarsın?

( Tüten şömineyi farkedip basamaktan aşağıya indiler. )

SCULLY: Kısa zaman önce sönmüş olmalı.

MULDER: Evet.

SCULLY: Bu kadar bozulma.

MULDER: Neden birileri lanetli bir evde yaşamak istesin ki?

SCULLY: Mulder perili olması yetmiyor mu? Bir de lanetli mi olması lazım?

MULDER: Burada yaşayan her çiftin trajik bir sonu olmuş. Son 80 yıl içinde üç tane çifte cinayet. Hepsi Noel arifesinde.

( Üst kattan bir kapı çarpması ve yumruklama sesi geldi. )

MULDER: Whoa.. İşte yine aynı ses.

( Gıcırdayan yere baktılar. Mulder eşyaları ittirip kulağını yere koydu. Kütüphanenin kapıları gıcırdadı. Scully kapılara baktı ve sonra üst kata çıkan basamağın ve üst katın kaybolduğunu gördü. )

SCULLY: Mulder?

( Scully yerden kalkan Mulder'a döndü. O sırada Mulder fenerin ışığını çenesinin altına tutmuş, klasik gölgelerle korkutma hareketini yapıyordu. Scully bunu görünce bir çığlık attı. Mulder da Scully'nin çığlığına kendi çığlığıyla karşılık verdi. )

SCULLY: Hiç komik değil!

MULDER: ( Kıkırdayarak. ) Sanırım döşemelerin altında gizli bir boşluk var.

SCULLY: Ne yapacaksın?

MULDER: Aşağıda sıkışmış biri olabilir.

SCULLY: Mulder, sakın.

MULDER: Onları oradan çıkarmalıyım.

SCULLY: Şimdi olmaz.

MULDER: Hey, silahın var, değil mi? Bundan çok daha tehlikeli durumlarda kaldın.

( Mulder döşemeleri kaldırmaya başladı. Ölü bir adamın cesedi ortaya çıktı. )

MULDER: Yarı yarıya doğruyum.

SCULLY: Aman Tanrım.

( Mulder döşemeleri kaldırmaya devam edince bir başka ceset ortaya çıktı. )

MULDER: Hey, Scully. Şuraya bak.

SCULLY: Bu bir kadın.

( Scully fenerini çürümüş cesetlerin üzerine tuttu. Kadının karnında, adamın ise göğsünde birer kurşun deliği vardı. )

SCULLY: Mulder, görünüşe göre vurularak öldürülmüşler.

MULDER: Evet.

SCULLY: Garip olan ne biliyor musun?

MULDER: Ne?

SCULLY: Mulder, kadın benim giydiğim kıyafeti giyiyor

( Scully ve kadının cesedi aynı beyaz blüz ve siyah ceketi giyiyordu. )

MULDER: Ne kadar utanç verici.

SCULLY: Pekala, biliyor musun? Adam da seninkini giyiyor.

( Mulder üstündekileri kontrol etti. O da beyaz t-shirt ve deri ceket giyiyordu. )

MULDER: Oh, Scully..

SCULLY: Bu biziz.

( Odadan koşarak çıktılar ve yine.. kütüphaneye girdiler. Fenerlerini önce sağda solda gezdirip sonra birbirlerine tuttular. )

MULDER: ( Farkına vararak. ) Hey, Scully..

SCULLY: Bu aynı oda.

( Yeniden denediler, ama yine kütüphaneye girdiler. Hala cesetleri görüyorlardı. )

MULDER: Pekala. Ne olduğunu.. anlamaya başlıyorum.

SCULLY: Bu kapıdan çıkarsan..

MULDER: Geri gelmeliyim.. Bu kapıdan.

SCULLY: Doğru.

( Mulder odanın öteki tarafına yürüdü ve yeniden kütüphaneden çıktı. Scully Mulder'ın yanındaki kapıdan girmesini bekliyordu, ama Mulder gelmedi. Ayrılmışlardı. )

SCULLY: Mulder!

MULDER: Scully!

( Aralarındaki kapılar kapanmaya başladı. Mulder kapıyı tutup yeniden kütüphaneye girdi. Oda boştu. )

MULDER: Scully!

< 2. SAHNE >

( Aynı sahne devam etti. Mulder Scully'yle bağlantı kurmak için kapıyı yumrukluyordu. )

MULDER: Hey, Scully. Scully beni duyuyor musun?

( Mulder kapının kilidine ateş etti. Kapıyı açınca karşısında tuğla bir duvar gördü. Arkasını dönünce siyah şapka takmış, odanın ortasında duran bir adamla, Maurice'le karşı karşıya geldi. )

MULDER: Hey! Sen kimsin?

MAURİCE: İçinde bulunduğun evin bana ait olduğu düşünülürse bu soruyu benim sana sormam lazım. Bu ev baskınlarından biri daha değil, değil mi?

MULDER: Hayır.

MAURİCE: İyi. Sana kapıyı göstermemi ister misin?

MULDER: Çok komik.

MAURİCE: Şaka yapmadım.

MULDER: Şu kapıya baktın mı?

MAURİCE: Uh- huh. Şu an ona bakıyorum.

MULDER: Bana ne gördüğünü söyle.

MAURİCE: Kilidine ateş edilmiş bir kapı görüyorum. Bu zararı karşılayacak mısın?

MULDER: Bu, arkasında tuğla bir duvar olan bir kapı.

MAURİCE: ( İnanmayarak. ) Evet. Tabi.

MULDER: Beni kandırıyorsun.

MAURİCE: Eğer öyleyse üzgünüm, ama ben hiç aldatmaca bilmiyorum.

MULDER: Öyle mi? Bu kendi içinde bile bir aldatmaca, değil mi? Buraya geldiğimizden beri bizi aldatıyorsunuz.

MAURİCE: Bunu yanlız olmadığımız şeklinde mi algılamalıyım?

( Mulder gülümsedi. )

MULDER: Bir hayalete göre bayağı iyiydi.

MAURİCE: ( Gülerek. ) Evet, oh.. Silah başta beni aptallaştırdı. Sen bir hayalet avcısısın, ha? Ve benim bir hayalet olduğumu düşünüyorsun, ha? Buraya değişik ekipmanla gelen pek çok yabancı insan gördüm, ama sanırım sen silahla gelen ilk kişi olmalısın.

MULDER: Yabancı insanlar?

MAURİCE: Hı hı.

MULDER: Döşemenin altındaki şu insanlar gibi mi?

( Mulder fenerini cesetlerin olduğu yere tuttu, ama cesetler yerlerinde değildi. Döşeme olduğu yerde duruyordu. )

MULDER: Bunu nasıl yaptın?

MAURİCE: Ben birşey yapmadım.

MULDER: Burada cesetler vardı. Döşemenin altında.

MAURİCE: Neden oturmuyorsun oğlum.

( Bir süre sonra. Mulder yüzünü ellerine almış şekilde oturuyordu. )

MAURİCE: İçki kullanır mısın? Uyuşturucu alır mısın?

MULDER: Hayır.

MAURİCE: Uçar mısın?

MULDER: Hayır.

MAURİCE: Ani bir hareket yaparak herkesi kendine inandırır mısın?

( Mulder şaşırarak adama baktı. )

MAURİCE: Akıl sağlığı ilgi alanımdadır. Patolojik davranışa bağlı düzensizlikleri ve delilikleri açıklanamayana aitmiş gibi ayırıyorum.

MULDER: Wow. Böyle birşeyin olduğundan haberim bile yoktu.

MAURİCE: Benim ilgi alanım, kendi deyimimle ruh araştırmacılık. Senin gibi ziyaretçilerle karşılıklı olarak birbirimizi etkileme olarak şifrelediğim çakışan bir sınıflandırma. Hepinizin aynı kategoriye girdiğini buldum.

MULDER: Bu hangi kategori?

MAURİCE: Aşırı yurtsever, ikiyüzlü egomanyak.

MULDER: Bu bir kategori mi?

MAURİCE: Kendini çoğu zaman azimli olarak görmüyorsun, ama kimse seni zorlamadığı halde işkolikliği, anti-sosyalliği kafaya takmaya eğilimlisin. Verimlilik seni tamamiyle bir çöküntüye sürüklüyor.

MULDER: Bunun beni tarif ettiğini sanmıyorum.

MAURİCE: Oh, gerçekten mi? Evimde sağa sola bir silah sallamak mı? Ha? Deli gibi hayali bir duvarla ilgili abuk sabuk konuşmak mı?

( Mulder kapının oradaki duvara baktı. )

MAURİCE: Büyük ihtimalle kendini uzaylıları gördüğüne de inandırmışsındır. O şeyleri neden gördüğünü düşündüğünü biliyor musun?

MULDER: Çünkü onları gördüğüm için mi?

MAURİCE: Çünkü sen yalnız bir adamsın. Acınacak sosyal uyumsuzluğu yüzünden hayatına, başka yerde bulmayı imkansız hale getiren amaç ve anlamı verecek olan ilüzyonları kovalayan yalnız bir adam. Haklı mıyım?

MULDER: Paramasturbatory mi?

MAURİCE: Çoğu insan seninle bir dakika geçirmektense parmaklarını duvardaki bir oyuğa sokmayı tercih eder.

MULDER: Pekala.. şimdi.. şimdi biraz dur bakalım.

MAURİCE: Her Noel aynı şekilde.. Yalnız?

MULDER: ( Kendinden emin. ) Ben yalnız değilim.

MAURİCE: Daha fazla hayal.

MULDER: Hayır. Buraya ortağımla geldim. O evin içinde bir yerlerde.

MAURİCE: Tuğladan bir duvarın arkasında mı?

( Mulder gülümsedi ve başını salladı. )

MAURİCE: Onu yanında nasıl getirebildin? Anahtarlarını mı çaldın?

( Mulder'ın gülümsemeyi kesti. )

MAURİCE: Bunu, onun akla yatkınlıkla ilgili bitmek tükenmek bilmeyen çene çalmasını neden dinlediğini biliyorsun. Çünkü korkuyorsun. Yalnızlıktan korkuyorsun. Haklı mıyım?

MULDER: Sadece ortağımı bulmak istiyorum.

MAURİCE: İyi.. Kolay. Çantada keklik.

( Maurice ayağa kalktı ve açık kapıya doğru yürüdü. Arkasını dönüp Mulder'a baktı. )

MAURİCE: Duvar.. ( kapıdan bahsederek ) ya da duvar? ( Kafasını işaret ederek. ) Git, hayatını değiştir.

( Mulder ayağa kalktı ve şimdi açık olan kapı ağzından geçti. Mulder şeffaf duvarın içinden geçti ve biz duvarı yeniden tuğlalarla örülü olarak gördük. Maurice artık görünmüyordu. Sahne kütüphane içindeki Mulder'dan yine kütüphane içinde olan Scully'ye geçti. )

SCULLY: Mulder!

( Scully kilitli kapıdan uzaklaştı. Arkasını dönüp beyaz bir giysi giymiş olan Lyda'yı görünce bir çığlık attı. Scully'nin çığlığını duyan Lyda da çığlık attı. Scully silahını almak için elini belinin arkasına götürdü, ama o kadar çok titriyordu ki silahını bir türlü tutamadı. )

LYDA: Hayır, hayır lütfen. Sana zarar vermeyeceğim.

SCULLY: Federal ajan! Silahlıyım!

LYDA: ( Işıkları açtı. ) Nesin?

SCULLY: ( Sonunda silahını çıkardı. ) Silahlıyım.

LYDA: Dedin ki..

SCULLY: ( Silahı titreyerek. ) Silahlıyım.

LYDA: Federal ajan mısın?

SCULLY: Lütfen, sınırdayım. Daha yakına gelme. Özel Ajan Dana Scully. Ben.. şey.. ben kimliğimi gösterebilirim.

LYDA: Ulu Tanrım.. Senin bir hayalet olduğunu sandım.

SCULLY: Seni temin ederim ki değilim. Ben.. ben ortağımı ararken bu odanın içinde sıkışıp kaldım.

LYDA: Oh, şu seçkin görünüşlü adam.

SCULLY: Onu gördün mü?

LYDA: Seninle birlikte girişte gördüm. Onun da bir hayalet olduğunu sanmıştım.

SCULLY: Oh, o sendin.

LYDA: Bazen uyurgezerlik yaparım. Onu hayal ettiğimi sandım. Ama sen yine buradasın.

SCULLY: ( Nefesini kontrol ederek. ) Üzgünüm. Üzgünüm.. seni korkutmak istemedim. Biz.. biz bedenler bulduk.

LYDA: Bedenler.. nerede?

SCULLY: Tam ...

( Döşemeye hiç dokunulmamıştı. )

LYDA: Hayalet görmüş gibisin. Bu evde hayaletler var, biliyorsun.

SCULLY: ( Yeniden silahını doğrultarak. ) Sen kimsin?

LYDA: Burada yaşıyorum. Çok teşekkürler.

SCULLY: Ortağım nerede?

LYDA: O silahı neden doğrultuyorsun?

SCULLY: Bu döşemenin altında cesetler vardı.

( Lyda kıkırdadı. )

LYDA: Belki hayaletler sizi kandırmıştır.

SCULLY: Ben hayaletlere inanmam.

LYDA: Öyleyse burada ne yapıyorsun?

SCULLY: Ortağımlayım.

LYDA: O hayaletlere inanıyor mu?

SCULLY: Evet.

LYDA: Oh, benim zavallı yavrum. Çok küçük bir hayatın olmalı. Noel arifeni onunla geçirmek.. Etrafta koşuşturup inanmadığın şeyleri kovalamak.

SCULLY: Yaklaşma.

LYDA: (Yaklaşarak. ) Bunu yüzünde görebiliyorum.. Korku.. Çekişen arzular.. Bilinçaltının bir şeyi bırakıp ötekini bulma arzusu.. Birlikte olma bağımlılığından cinsel ilişki..

SCULLY: Ne?

LYDA: Belki de buraya neden geldiğinle ilgili gerçeği görev dışında ya da bağımlılık diyerek bastırıyorsun. Kendi küçük kirli sırrını kabul etmekten acizsin. Hayattaki en büyük zevkin onun yanlış olduğunu kanıtlamak.

SCULLY: Beni tanımıyorsun. Ve burada yaşamıyorsun. Bu senin evin değil.

LYDA: Davranışlarımdan dolayı böyle düşünebilirsin.

SCULLY: Pekala. Madem öyle neden bütün eşyaların üzeri örtülü?

LYDA: Ev boyanıyor.

SCULLY: Pekala, öyleyse Noel ağacınız nerede?!

LYDA: Biz yahudiyiz. Boo.

( Maurice odaya girince Scully ona döndü. )

SCULLY: Olduğun yerde kal. Beni ateş etmek zorunda bırakma. Neredeysen orada kal.

MAURİCE: Onları gerçekten cezbettik, değil mi?

SCULLY: Mulder nerede?

MAURİCE: Mulder? Adı bu mu?

SCULLY: O nerede?

MAURİCE: Buralarda olacak.

SCULLY: Şu yana gidin.

( Sadece durup Scully'ye baktılar. )

SCULLY: ( Otoriter davranmaya çalışarak. ) İkiniz de. Kıpırdayın. Şu yana doğru. Şu yana doğru.

MAURİCE: Bu bizim kişisel haklarımıza saldırıdır. ACLU'da arkadaşalarım var.

SCULLY: Ellerinizi kaldırın.

( Kaldırdılar. Lyda'nın karnında kurşun deliği vardı. Scully deliğe baktı. Sonra Maurice'nin yanına gitti ve şapkasını kaldırdı. Onun da kafasında bir kurşun deliği vardı. Kamera Maurice'in başındaki delikten Scully'yi gösterdi. Scully bayıldı. Lyda ve Maurice ellerini indirdiler. )

MAURİCE: Neye başvurduğumuzu gördün mü? Basit aldatmacalar. Eskiden bu konuda ne kadar iyiydik.

LYDA: Eskiden onları delirtmek için yıllarımız vardı. Şimdi sadece bir gecemiz var.

MAURİCE: Bu eski psikoloji yaklaşımı tam bir saçmalık. Bütün yaptığı onları sinir etmek. En son ne zaman birini lanetledik?

LYDA: En son ne zaman iyi bir ikili cinayet işledik? Bu ev kullanılmadığından beri hiç.

MAURİCE: Bu çok utanç verici. Amatörce, çocuk oyuncağı.

LYDA: Bak, eğer ünümüzü kaybedersek bizi turist kılavuzundan çıkartırlar. Geçen yıl kimse görünmemişti.

MAURİCE: Oh, o kadar gün içinde neden Noel'i seçtin? Neden Cadılar Bayramı'nı değil?

LYDA: ( Yakasından tutarak. ) Şimdi, kim Cadılar Bayramı'nda umutsuzluk ve boşluğa düşer ki? Noel yılda sadece bir defa gelir.

MAURİCE: Haklısın. Bu ikisi berbat görünüyorlar. Onlara Noel'in ne kadar yalnız olabileceğini göstermeliyiz.

LYDA: İşte bu eski Noel yortusu.

( İkisi öpüştüler ve gülmeye başladılar. )

< 3. SAHNE >

( Mulder'ın içinde bulunduğu kütüphane. Mulder ağzında fenerini tutmuş kütüphane raflarına tırmanıyordu. Lyda aşağıdan onu seyrediyordu. Mulder kendini kaldırdığında Lyda da bir üst basamağa çıktı. )

LYDA: Sen ajan Mulder mısın?

MULDER: Sen kimsin, şimdi?

LYDA: Benim sandalyemi basamak olarak kullanarak ne yapıyorsun?

MULDER: Bu odadan çıkmaya çalışıyorum.

LYDA: Dışarı çıkmaya mı?

MULDER: Afedersiniz.

LYDA: Hayır, hayır. Oradan çıkamazsın.

( Mulder duraksadı. Sonra Lyda'yı omuzundan dürttü. Parmağı omuzuna dokundu. Mulder Lyda'yı duvara doğru itti. )

LYDA: Züppe.

MULDER: Kılıksız.

( Mulder kapıyı açtı ve bir başka duvarla yüz yüze geldi. )

LYDA: Kime kılıksız dediğini bilmiyorum, ama itilip kakılmak ya da bana isimler takılması hoşuma gitmedi. Kesinlikle bu saatte değil.

MULDER: Sen bir hayaletsin.

LYDA: Oh, daha fazla isim!

( Birdenbire beliren basamaklardan bir aşağı seviyeye doğru yürüdüler. )

MULDER: Birbirlerinden ayrılmayan sevgililere ne oldu?

LYDA: Oh, romantizmin kaybolan ilk şey olduğunu söylememe izin ver.

MULDER: ( Farkına vararak ) O sensin. Sen Lyda'sın ve o da Maurice. Ama siz yaşlanmışsınız.

LYDA: Umarım ortağın seni benim bulduğumdan daha sevimli buluyordur. ( Kitaplığa doğru giderek. ) Bir bakalım. Nerede bu?

( Lyda mırıldanırken kitaplar kendi kendilerine kitaplıktan çıkmaya başladılar. Mulder büyülenmişti.)

LYDA: Hayır, hayır, hayır, hayır.. (mırıldanmaya devam ederek. ) İşte burada. ( Bir kitap seçti: Noel'i Çalan Hayaletler. ) Bir zamanlar ben de genç ve güzeldim. Tıpkı ortağın gibi. Whoo! Şuraya bak. Maurice çok yakışıklıydı. ( Ateş yeniden alevlendi. ) O ciddi değildi.

( Lyda Mulder'a içinde çekici bir çiftin resminin bulunduğu kitabı uzattı. Bölümün başlığı: Ayrılmayan Sevgililerin Hikayesi idi. )

LYDA: Umarım bunlardan büyük bir üstünlük beklemiyorsundur.

MULDER: Nelerden?

LYDA: Sanırım buraya benzer bi hata yüzünden geldiniz.

MULDER: Buraya sizi aramak için geldik.

LYDA: Oh, öyle mi? Buraya sonsuza kadar birlikte olmak için gelmediniz mi?

MULDER: (Kıkırdayarak. ) Hayır.

LYDA: Çünkü umutsuzluk ve acıklı bir Noel melankolisiyle dolu olduğun için mi?

MULDER: Neden?

LYDA: ( İç çekerek. ) Öyleyse bu ortağındı.

MULDER: ( Kollarının göğsünün üzerinde birleştirerek. ) Ne olmuş ona?

LYDA: Bu evin lanetli olduğunu biliyordun.

MULDER: Evet.

LYDA: Belki de buraya gelmeden önce gerçek hisleriniz hakkında konuşmalıydınız. Deneyimlerimden biliyorum.

MULDER: Ne deneyimi?

LYDA: Anlambilime girmeyeceğim. Bir cinayet - intihar güven işidir.

MULDER: Sevgililer arasında bir anlaşma yaptığınızı sanıyordum.

LYDA: ( Güldü. ) Şiirsel aldatmacalar bir tarafa, Mulder, sonuç hep aynı.

( Lyda kalktı ve elbisesinin önünü açarak kurşun yarasını gösterdi. )

MULDER: ( Şok olmuş bir şekilde. ) Oh...!

LYDA: Bu deliği kimseye göstermiyorum.

MULDER: ( Biraz tiksinerek. ) Neden bana gösteriyorsun?

LYDA: Nasıl olsa gidip Noel jambonu yemeyeceksin değil mi?

MULDER: Oh, Scully'nin bana ateş edeceğini söylemeye çalışıyorsun. Scully bana ateş etmeyecek.

LYDA: Sen öyle san. Ama eğer sen önce ateş edersen, onun için, gerisi inanca kalacak.

MULDER: Ona ateş etmeyeceğim.

LYDA: Belki o kendisine ateş eder.

MULDER: ( Kendinden emin olarak. ) Buna izin vermeyeceğim.

LYDA: Döşemenin altındaki bedenler.. Belki bu sadece bir Jungian sembolüydü. Belki de.. gizli sevgililer arasında bir anlaşma.

MULDER: ( İç çekerek gülümsedi. ) Biz sevgili değiliz.

LYDA: Ve bu saf bir bilim değil. Ama ikiniz de çok çekicisiniz ve bunu anlamanız için yeteri kadar fazla zaman olacak. ( Elinde tuttuğu silahı uzattı. ) Hadi, al bunu.

( Mulder hemen silahına baktı, ama silahı kılıfında değildi. )

LYDA: Al şunu. Bunun yalnız başına geçireceğin son Noel olduğunu düşün.

( Lyda silahı şaşkın Mulder'ın eline bırakarak kayboldu. )

( Scully'nin içinde bulunduğu kütüphane. Scully kendine geldi. Silahı ve feneriyle çevresine baktı. Kilitli bir kapıyı açmayı denedi. )

MAURİCE: ( Sandalyelerden birine oturmuş olarak. ) Ben kilitledim. Senin güvenliğin için.

( Scully sıçrayarak arkasını döndü. )

SCULLY: Benden uzak dur. Bak, beni buradan çıkarmanı istiyorum. Tetiği çekme konusunda oldukça yetenekliyimdir.

MAURİCE: Bunu duyduğuma sevindim. Kendini şu çılgın ortağına karşı savunabilmelisin.

SCULLY: Ona ne yaptın?!

MAURİCE: Onu kendi çılgınca düşüncelerinden korudum.. en azından şimdilik. Seni neden bu eve getirdiği hakkında bir fikrin var mı?

SCULLY: Bak, tüm bildiğim bunun kötü bir rüya olduğu. Bunların hepsi benim kafamın içinde oluyor.

MAURİCE: Ve hala ortağın gibi bana bir silah doğrultuyorsun.

( Birisi kapıya vurdu. )

MULDER: ( Kapının diğer tarafında. ) Hey, Scully!

MAURİCE: Onun ne kadar rahatsız bir adam olduğunu anlıyor musun? Ne kadar belirsiz ve yalnız olduğunu? Ne kadar yetenekli olduğunu?

MULDER: ( Kapının dışında. ) Scully?!

SCULLY: Mulder!

( Scully kapıya doğru koştu, ama Maurice tarafından durduruldu. )

MAURİCE: Arabanın anahtarlarını ister misin?

( Maurice anahtarları kaldırıp Scully'ye gösterdi. Scully anahtarlara baktı. )

SCULLY: Bunları nereden aldın?

MAURİCE: Noel'de gideceği hiçbir yer yoktu. Gidebileceği birisi. Sevgililerin yaptığı anlaşmayla ilgili bir hikayeden bahsetti mi?

SCULLY: O anahtarları nereden aldın?

MAURİCE: Bu adamın davranişları bilinçsiz bir arzuyla dolu. Yanlız kalmanın verdiği korkuyla.

( Kapıya daha fazla vuruldu. )

MULDER: ( Kapının dışında. ) Scully.. Scully orada mısın?!

SCULLY: Buradayım Mulder!

MULDER: ( Kapının dışında. ) Kapıyı aç Scully!

SCULLY: ( Anahtarlarını aldı. ) Kapıyı aç.

( Maurice ağır ağır kapıya gitti. )

MAURİCE: Bunun bu evde pekçok kez olduğunu gördüm.

SCULLY: Sana inanmıyorum. Sadece kapıyı aç.

MAURİCE: Ama..

SCULLY: Kapıyı aç!

( Maurice kapıyı açtı ve elinde ileri doğrultulmuş silahıyla Mulder girdi. )

MULDER: Scully nerede?

SCULLY: Mulder?

( Mulder arkasını döndü ve Scully'ye ateş etti. )

< 3. SAHNE >

( Aynı sahne devam ediyordu. Mulder silahını doğrultmuş Scully'ye doğru ilerliyordu. Scully de silahını tutmuştu, ama ateşlemiyordu. Mulder ateş etti. Kurşun Scully'nin arkasındaki aynaya isabet etti. )

SCULLY: Mulder ne yapıyorsun? ( Mulder yeniden ateş etti. ) Mulder!

MULDER: Buradan çıkış yok Scully. Eve gitmek için bir yol yok. ( Yeniden ateş etti. )

SCULLY: Hadi Mulder.. Mulder daha fazla yaklaşma. Beni korkutuyorsun. Silahını indir.

MULDER: Bana ateş mi edeceksin?!

SCULLY: Sana ateş etmeyeceğim! Sana ateş etmek istemiyorum!

MULDER: ( Delirmiş gibi ) Ya sen ya ben.. Ya ben ya da sen. Birimizden biri bunu yapmak zorunda.

SCULLY: Mulder, bak.. Bunu yapmak zorunda değiliz.

MULDER: Oh, evet. Yapmak zorundayız.

SCULLY: Buradan çıkabiliriz.

MULDER: Çıkabilsek bile dışarıda bizi ne bekliyor olacak? Daha fazla yalnızlık! Ve daha fazla yalnızlığa kadar 365 gün daha!

SCULLY: Bu söylediğine inanmıyorum! Mulder bu söylediklerinden bir tanesine bile inanmıyorum.

( Mulder silahını hafifçe indirdi ve ateş etti. Scully kendi silahını düşürdü ve şok olmuş bir şekilde göbeğindeki kurşun yarasına baktı. Kafasını kaldırıp sanki kendi acı çekiyormuş gibi alt dudağını ısıran, ama gözlerinde hala o delice bakış olan Mulder'a baktı. Mulder' a bakarak yavaşça yere düştü.)

MULDER: Mutlu Noeller, Scully.

( Mulder silahı kendi şakağına dayadı. Kameranın açısı değişti ve orada duranın Mulder değil Lyda olduğu görüldü. )

LYDA: Ve mutlu yıllar.

( Maurice ilerledi ve Mulder/Lyda'nın ateş etmesini engelledi. )

MULDER/LYDA: Bırak beni!

( Kameranın açısı yeniden değişti ve biz orada duranın hala Lyda olduğunu gördük. Ancak Scully onu Mulder olarak görüyordu. )

LYDA: Bırak beni!

SCULLY: Mulder!

LYDA: Bırak beni.. Bırak beni..

MULDER/LYDA: Bırak beni!

MULDER: Scully!

( Mulder bir başka kütüphaneye girdi. Scully yerde yatmıştı ve kan içindeydi. Mulder koşarak Scully'nin yanına geldi. )

MULDER: Scully?

SCULLY: ( Yavaşça. ) Mulder.. Sen misin?

MULDER: Ne yaptın?

SCULLY: Buna inanmadım, Mulder.

MULDER: Neye inanmadın?

SCULLY: Bunu yaptığına inanmadım.. Sandım ki..

( Mulder başını eğdi ve Scully'nin silahını göğsüne doğrulttuğunu gördü. )

SCULLY: Mutlu Noeller, Mulder.

MULDER: ( Geriye çekilmeden. ) Ne yapıyorsun?

( Scully ateş etti. Mulder kanayan göğsünü tutarak yere düştü. )

( Lyda az önce Mulder'ın kendisini Scully olarak gördüğü yerde yatmış gülüyordu. Eski bir gramafon "Have Yourself a Merry Little Christmas"ı çalmaya başladı. )

( Scully yavaşça doğruldu ve odadan kendisini sürükleyerek çıkmaya başladı. )

MÜZİK:

Have yourself a merry little Christmas

Let yourself be light

From now on, your troubles will be out of sight

( Mulder kan içinde merdivenlerden yuvarlandı. )

Have yourself a merry little Christmas

Make a Yuletide gay

From now on, our troubles will be miles away

Here we are, as in olden days

( Mulder antreye düştü ve düştüğü yerde bir miktar kan gördü. Birkaç adım ötesinde kapıya doğru emekleyen Scully'yi gördü. )

MULDER: Scully?

Happy golden days of yore

Faithful friends who are dear to us

Gather near to us..

MULDER: ( Soluklanarak ) Scully..

Through the years, we all will be together

( Scully yerde yuvarlandı ve silahını Mulder'a doğrulttu. Mulder da kendi silahını Scully'ye doğrulttu.)

Until then, we have..

SCULLY: ( Silahını indirip yeniden yere düşerken fısıldadı. ) Ah.. Bunu yapmayacağım.

MULDER: ( Silahını indirmeden. ) Hayır, yapmayacaksın.. Bensiz yapmayacaksın.

SCULLY: Korkuyor musun, Mulder? ( Soluklanarak. ) Ben korkuyorum.

MULDER: Ben de.

( İkisi de silahlarını atıp acıyla kıvrandılar. )

Faithful friends who are dear to us

Gather near to us..

MULDER: Bunu düşünmeliydin.

SCULLY: Sen düşünmeliydin.

MULDER: ( Suçlayarak. ) Önce sen ateş ettin!

SCULLY: ( Aynı şekilde suçlayarak. ) Ben sana ateş etmedim. Sen bana ateş ettin.

If the fates allow

Until then we'll have to muddle through somehow..

( Mulder birdenbire ne olup bittiğinin farkına vararak ayağa kalktı. )

MULDER: Scully..

SCULLY: Ne var?

( Scully öksürdü. )

MULDER: Ayağa kalk.

SCULLY: Yapamam.

MULDER: Ayağa kalk.. Vurulmadın.

( Mulder kanlı t-shirtünü göğsünden uzaklaştırdı. )

SCULLY: Ne?

MULDER: Hadi. Bu bir aldatmaca. Hepsi senin kafanın içinde olan şeyler.

( Scully'yi ayağa kaldırdı ve kanlı t-shirtünü gösterdi. Scully önüne baktı ve ikisi de hemen, şimdi açık olan ön kapıdan koşarak çıktılar. Dışarı çıktıklarında yeniden temiz görünen t-shirtlerine baktılar. Sonra hemen arabalarına binip oradan hızla uzaklaştılar. )

Faithful friends who are dear to us

Gather near to us once more

Through the years, we all will be together

If the fates allow

Hang a shining star upon the highest bough

And have yourself a merry.. little Christmas now

( İçeride saat tam 12'yi gösterdi. Maurice ve Lyda kütüphanede oturuyorlardı. )

LYDA: Duydun mu? Noel.

MAURİCE: Kitaplar için bir tane.

LYDA: O ikisini neredeyse ele geçiriyorduk, değil mi?

MAURİCE: ( Kıkırdayarak ) Neredeyse.

LYDA: İki yalnız ruh.

MAURİCE: Başarısızlıklarımızın bize engel olmasına izin vermemeliyiz.

LYDA: Burada gerçekte ne aradıklarını biliyor musun?

MAURİCE: Söylemesi zor. Zamane insanları.. Bu sadece yılın bir başka hüzünlü günü.

LYDA: Bizim için değil.

MAURİCE: Hayır. Biz Noel'in anlamını unutmadık.

( Saat yavaş yavaş ilerlerken ikisi elele tutuştular ve kaybolmaya başladılar. )

< 4. SAHNE >

( Mulder 'ın evi. Bir önceki gecenin sabahıydı, ama hava hala karanlıktı. Üzerinde hala ceketi olan Mulder koltuğunda oturmuş "A Christmas Carol" ın siyah-beyaz versiyonunu izliyordu. Bunalımdaymış gibi görünüyordu. )

ADAM: ( Gülerek. ) Bu kadar mutlu olmayı haketmiyorum. Buna engel olamıyorum. Engel olamıyorum.

ANLATICI: Cimri adam söylediğinden daha iyiydi. ( Bir tıkırtı sesi geldi. ) Bu eski şehrin ya da başka eski şehirlerin, kasabanın ya da bu eski, iyi dünyadaki başka bir ilçenin tanıyıp tanıyabileceği en iyi arkadaşlardan, yöneticilerden ve insanlardan biri oldu. Ve Tiny Tim'e ...

( Tıkırtı sesi bir kez daha duyuldu. Mulder tıkırtının kapısından geldiğini farketti. Televizyonu kapatıp kapıyı açmaya gitti. Kapıda bir gece önce giydiği giysileri çıkarmamış olan Scully duruyordu. )

SCULLY: Ben.. ben uyuyamadım. Ben.. şey.. ( İçini çekti. ) İçeri girebilir miyim?

( Mulder elini omzuna koyarak Scully'yi içeri soktu ve kapıyı kapattı. İkisi de çok bitkindi. )

MULDER: İçeri gir. Ailenle Noel hediyelerini açman gerekmiyor muydu?

SCULLY: Mulder.. Dün gece orada olanların hiçbirisi gerçekte olmadı.. Hepsi kafamızın içinde olan şeylerdi, değil mi?

MULDER: ( Ne söylemesi gerektiğinden emin olmayarak. ) Öyle olmalı.

SCULLY: Hmm.. Aslında o değil de.. şey.. hayattaki tek zevkim senin yanıldığını kanıtlamak.

MULDER: Ne zaman benim yanıldığımı kanıtladın?

SCULLY: Pekala.. Başka neden beni orada yanında isteyesin ki?

MULDER: Orada olmak istemedin mi?

( Scully cevap veremedi. İkisi de bunun hakkında düşündüler. )

MULDER: Bunu söylemem belki de ikiyüzlüce, değil mi?

SCULLY: Hayır, yani demek istediğim.. Belki de ben orada seninle olmayı istedim.

( Bir an birbirlerine baktılar. )

MULDER: Birbirimize hediye almayacağımızı söylemiştik. Ama ben sana.. küçük birşey aldım.

( Utangaç bir gülümsemeyle silindir şeklinde bir hediye paketini uzattı. )

SCULLY: Mulder..

MULDER: Mutlu Noeller.

SCULLY: Pekala, ben de sana küçük birşey aldım.

( Scully utanarak dikdörtgen bir paket uzattı. Mulder kendi hediyesini sallayıp gülümsedi ve Scully de sırıttı. Küçük çocuklar gibi koltuğa koşup hediyelerini açmaya başladılar. Kamera pencereden uzaklaşmaya başladı. )

BİNG CROSBY: Have yourself a merry Christmas now.

NOT: Valla "Paramasturbatory" kelimesinin anlamını bi türlü bulamadım!!!Eğer bu kelimenin anlamını bilen varsa söylesin de rahat bi uyku uyuyayım!!!


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR