6x04 :: DREAMLAND I

< TEASER >

< 375. KARAYOLU; RURAL NEVADA; 23:17 >

( Gece. Mulder ve Scully boş bir yolda ilerliyorlardı. Çevrede başka araba yoktu. Metal bir tabelanın yanından geçtiler: AMERİKAN ORDUSU UYARISI BU BÖLGEYE GİRMEYİN.. )

MULDER: (Tabelayı göstererek.) Milepost 134. İki kilometre daha gideceğiz.

SCULLY: (Kuru bir sesle.) Yerimde duramıyorum. (Bakıştılar.) Pekala Mulder, seninle bağlantıya geçen şu gizli kaynağının uzaylı yaşam hakkındaki bilgisinin ansiklopedide yazanlardan ve Star Trek'in yeniden gösterimlerinden öteye gitmeyen bir çatlak olmadığını nereden biliyoruz?

MULDER: O çatlağın çalıştığı yerden. Groom Gölü. 51. Bölge. Ordunun..

SCULLY: ..son elli yıldır uzaylı teknolojisini içerdiği belgelenen deneyleri yaptığı yer.

MULDER: Bu sorularımızın tümü. Şüphelendiğimiz, ama bir türlü ele geçiremediğimiz kanıt. Bu.. bu kanıt burada.

SCULLY: Mulder, bizi bu arabada tutan ya da artık sayısını bilmediğim kadar çok gece burada olmamıza neden olan kanıtı bulmamız çok ufak bir ihtimal. (Mulder aptalca Scully'ye baktı.) Binlerce olmasa bile yüzlerce mil şehirlerde, insanların ailelerini yetiştirdikleri ve evler satın aldıkları, çocuklarıyla ve köpekleriyle oynadıkları, kısacası hayatlarını yaşadıkları yerlerde dolaştık. Sürekli yol almaya devam ettik.

MULDER: Ne demeye çalışıyorsun?

SCULLY: Hiç biraz olsun durmayı düşünmedin mi? Şu lanet arabadan dışarı çıkmayı? Durulmayı ve normal hayata yakın bir hayat yaşamayı?

MULDER: (Kendini savunarak.) Normal hayat "bu".

( Scully kendi kendine gülümsedi. Lastik sesleri duydular ve arkadan iki çift ışığın yaklaştığını gördüler. )

SCULLY: Mulder.

MULDER: Şu çatlakla buluşabilecek miyiz bilmiyorum.

( Dört resmi görünüşlü beyaz araç çevrelerini sarınca durdular. Birkaç silahlı asker dışarı çıktı. )

1. ASKER: Arabadan çıkın.

( Askerlerden biri tüfeğini doğrulttu. )

1. ASKER: Bayım, hanımefendi. Arabadan çıkın.

( Mulder ve Scully elleri havada arabadan çıktılar ve arabanın önünde durdular. Araçlardan birinden siyah pantalon ve beyaz gömlek giymiş bir adam, Morris Fletcher, indi. Adam kırklı yaşlarının başındaydı. Sigara içiyordu. Mulder ve Scully'ye yaklaşırken sigarasını yere attı ve ayağıyla ezdi. )

MORRİS FLETCHER: Kimliklerinizi görebilir miyim acaba?

( Mulder ve Scully ceplerinden kimliklerini çıkardılar. )

MORRİS FLETCHER: (Kimliklere bakıp içini çekti.) FBI. Geri dönüp hemen buradan ayrılmalısınız.

MULDER: Neden? Burası umumi bir otoyol.

MORRİS FLETCHER: Burası aynı zamanda Amerikan hükümetinin test bölgesi sınırları içinde. Burada ne işiniz var? (Bir cevap alamaz.) Gecenin bir yarısı burada ne yapıyorsunuz?

MULDER: Siz burada ne yapıyorsunuz?

SCULLY: Çok gizli test uçuşlarını mı saklıyorsunuz? (Mulder Scully'ye baktı.) UFO teknolojisini mi kullanıyorsunuz?

MORRİS FLETCHER: (Alay ederek.) Uçan cisimler. Senin için çok gizli birşeyim var. (Mulder'ın kulağına.)

Uçan daireler diye birşey yok.

SCULLY: Hadi Mulder, gid..

( Bir uğultu başladığında Scully sustu. Ufuktan beyaz bir ışığın üzerlerine doğru geldiğini gördüler. Işık üzerlerinden geçerken Mulder Scully'nin yanında ayrıldı ve beyaz ışığa doğru baktı. Işık üzerlerinden geçip uzaklaştı. Mulder başını indirdiği zaman Morris'i kendi giysilerini giymiş, Scully'nin yanında dururken gördü. Kimse üstlerinden birşeyin geçtiğine ya da birşey olduğuna dair birşey söylemedi. )

SCULLY: (Morris'e.) Hadi, Mulder, gidelim.

( Scully yolcu koltuğuna, Morris sürücü koltuğuna geçerken Morris'in yerinde duran ve onun giysilerini giyen Mulder şok içinde onlara baktı. )

< JENERİK >

< 1. SAHNE >

( Mulder'ı bu bölümde en başta Morris Fletcher'ı oynarken gördüğümüz Michael McKean oynuyor. David Duchovny ise Morris Fletcher rolünde görünüyor. Ya da başka bir deyişle David Duchovny Mulder (Morris olarak) bu bölümde oynuyor. Yani olay biraz karışık. Bilmem anlatabildim mi?! )

( Aynı sahne. Mulder Morris arabayı geri geri götürüp oradan ayrılırken arkasından baktı ve arabaya doğru birkaç adım attı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hey! Hey! Hey!

( Yanındaki asker tüfeğini kaldırıp yol almakta olan arabaya nişan aldı. )

1. ASKER: Efendim, ateş edeyim mi?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hayır! Hayır. Bırak gitsinler. Bırak gitsinler.

1. ASKER: Efendim?

( Mulder ne yapacağını bilemeyerek askere baktı. )

1. ASKER: Emirleriniz efendim?

( Duraksadı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Kendine güvenmeyerek.) Buradan gitmek istiyorum.

( Bir başka asker Morris'in arabasının kapısını Mulder için açtı. Mulder arabaya bindi. Diğer iki siyah giyen adam, Howard Grodin ve Jeff Smoodge, arka koltukta oturuyorlardı. )

HOWARD: Morris. (Cevap alamaz.) Morris? (Mulder onunla konuştuklarını farkederek yana döndü.) Ne yaptığını sanıyorsun?

( Mulder diğer adama baktı, ama cevap vermedi. )

HOWARD: Neden gitmelerine izin verdin?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hiçbir şey bilmiyorlardı.

HOWARD: Onlar buraya biriyle, büyük ihtimalle bilgi veren birisiyle, buluşmaya gelmiş FBI ajanlarıydılar. Kimin bilgi verdiğini öğrenebileceğimiz en büyük şansımızı geri yolladın.

JEFF: Bir çift FBI ajanını öylece kaybedemeyiz, Howard. Onlarla başa çıkmaları için kendi adamlarını göndereceğiz. Morris'in düşündüğü de buydu. Öyle değil mi, Morry? Hadi gidelim.

( Daha sonra. Siyah giyen adamların arabaları etrafı duvarlarla çevrili bir yere girdiler. Yukarıda helikopterler uçuyordu. Kapıda "AMERİKAN HAVA YOLLARI 51. BÖLGE" yazıyordu. )

( Mulder, Jeff ve Howard binaya girdiler. Güvenliği geçtiler. )

BEKÇİ: Efendim.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Evet?

BEKÇİ: Kimliğiniz efendim.

( Mulder Jeff ve Howard'a baktı. Her ikisinin de yakalarına takılmış fotoğraflı kimlikleri vardı. )

BEKÇİ: Kimliğiniz var mı?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Sahte bir gülüşle.) Evet.

( Mulder ceplerini karıştırıp Morris'in kimliğini buldu. Kimliğin üstünde "Görkemli" yazıyordu. Fotoğraf Morris'e aitti. Mulder kendinden emin olmayarak kimliği yüzünün yanında tuttu ve bekçiye baktı. Bekçi dikkatlice bir fotoğrafa bir Mulder'a bakıyordu. Mulder kendi yüzüne dokundu. Parmağında bir yüzük vardı. Bekçinin monitörüne baktığında yüzüne dokunan kişiyi Morris olarak gördü. Jeff ve Howard'ı bir koridorda takip etti. Yaşlı bir adam olan general Wegman'ın telefonla konuştuğu bir odanın açık olan kapısı önünden geçtiler. )

JEFF: (Sessizce Howard ve Mulder'a.) Wegman burada ne yapıyor? Yaşlı adamın burada olması için biraz geç.

HOWARD: Birşeyler olmuş olmalı. Gidip kontrol edeceğim. (Yanlarından ayrıldı.)

JEFF: (Mulder'a sırıtarak.) Yalaka.

( Jeff bir ofisin kapısını açmak için kimlik kartını kullandı. Koridorun diğer ucunda Mulder kendisine yaklaşan bir çift asker gördü. Ofis kapılarından birinin üstünde Morris Fletcher adını gördü. Kimlik kartını kilitten geçirdi ve kapı açıldı. Kapıyı kapattıktan sonra rahatlayarak nefesini bıraktı. Duvardaki resimlere baktı. Bunlar Morris'in Newt Gingrich'le, Reaganlarla ve Saddam Hüseyin'le olan resimleriydi. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Fısıldayarak.) Scully.

( Doğruca telefona gitti. )

( Aynı zaman. Morris ( Mulder olarak ) ve Scully bir benzin istasyonuna girdiler. Bir an sadece oturdular. Scully Morris'e baktı. )

SCULLY: Sen iyi misin, Mulder?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Neden bahsediyorsun?

SCULLY: O adamları otoyolda bıraktığımızdan beri tek kelime etmedin. Bir sorun mu var?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): İyiyim. Gaz pompası senin tarafında.

( Scully Mulder'ın davranışına şaşırmıştı. Bunun normal birşey olmadığı belliydi, ama yine de arabadan çıktı. )

SCULLY: Tamam. Eğer bunun hakkında konuşmak istemiyorsan..

( Scully pompayı alıp arabanın deposuna yerleştirdi. Arabanın içinde bir cep telefonu ötmeye başladı. Scully kapalı camdan Mulder'a seslendi. )

SCULLY: Mulder? Mulder..

( Morris Scully'yi duymazlıktan gelerek radyo kanallarını dolaştı. Scully sinirle gözlerini kapattı. )

( Morris'in ofisi. Mulder Scully'nin telefonu açmasını bekliyordu. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hadi Scully, aç şunu.

( Ofisin kapısı birdenbire açıldı. )

JEFF: Seni piç!

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Çabucak telefonu kapattı.) Ha?

( Benzin istasyonu. Scully arabanın kapısını açtı ve telefona cevap verdi. Morris radyonun sesini sonuna kadar açmıştı. )

SCULLY: Alo?

( Radyonun sesine rağmen duymaya çalışıyordu. Sonra kendisi uzanıp radyonun sesini kıstı. )

SCULLY: Alo?!

( Tiksintiyle telefonu kapattı ve arabadan çıktı. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Şey, Dana? Bana lütfen bir paket Morley alır mısın?

SCULLY: Ne zamandan beri sigara içiyorsun?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Şey.. Bunun yüzünden Nazileşmeyeceksin, değil mi?

( Scully yanıt vermedi. Kapıyı kapatıp benzin pompasının yanına gitti. )

( Morris'in ofisi. )

JEFF: Dışarı yapılan aramaları kontrol ettim. Kesinlikle bir yerden sızıntı var.

( Mulder geriye yaslanırken neredeyse sandalyeyi devirecekti, ama tam zamanında kendisini doğrulttu. )

JEFF: Adam bu sabah Wegman'ın ofisinden FBI'ı aramış.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Wegman mı?

JEFF: Bilgi sızdıran! Wegman'ın ofisindeki misafir telefonunu kullanmış. Burnumuzu buna sokuyor.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hmm. Neye sokuyor?

JEFF: Bu binada çalıştığına. Herşeye, yaptıklarımıza, ulaşabildiğine ve bu adamın kim olduğunu bilmiyoruz.

( Masanın üzerindeki telefon çalmaya başladı. )

JEFF: Morris?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Evet?

JEFF: Telefona bakacak mısın?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Başını salladı ve rahatsız bir şekilde güldü.) Oh, evet. (Ahizeyi kaldırdı.) Alo?

( Bayan Fletcher orta halli bir evdeydi. Kırklı yaşlarda, üzerinde bornozu olan ve pek de mutlu görünmeyen bir bayandı. )

BAYAN FLETCHER: (Telefonda.) Orada ne yapıyorsun?!

( Mulder Morris'in bir kadın, genç bir kız ve bir oğlanla çekilmiş fotoğrafını gördü. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Ben de bunu çözmeye çalışıyorum.

BAYAN FLETCHER: (Telefonda.) Geceyarısı oldu. Seni bekliyordum.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bunu bilmiyordum.

BAYAN FLETCHER: (Telefonda.) Ne demek bilmiyordum? Arayacağını söylemiştin. Morris..

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Unuttum.

BAYAN FLETCHER: (Telefonda.) Hep unutursun. Bu defa sütü unutma.

( Telefonu kapattı. Mulder bir an telefona baktı, sonra o da kapattı. )

JEFF: Karın mıydı?

( Mulder başını salladı. Jeff Mulder'a dönüp şaklayan bir kırbaç taklidi yaptı. )

JEFF: Hadi adamım. Eve gidelim.

( Jeff kapıyı açıp dışarı çıktı. Mulder bir an berbat bir ifadeyle olduğu yerde durdu. )

(Kısa süre sonra. Jeff ve Mulder tipik bir banliyo evi önünde durdular. Mulder yerinden kıpırdamadı. Jeff omuzuna dokundu. )

JEFF: Hadi Morry.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Orada olmaktan mutlu olmayarak.) İşte burası, değil mi? Evim güzel evim.

( Jeff hafifçe güldü. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Arabadan çıktı.) Pekala.

JEFF: İyi geceler.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Görüşürüz.

( Eve doğru yürürken elektrikli çiti farketti. Sessizce eve girdi. Aşağı katta kimse yoktu. Merdivenlerin hemen yanındaki telefonu açtı. Karşısına bir operatör çıktı. )

OPERATÖR: Üs operatörü.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Sinyal sesini bekliyordu.) Oh, şey.. ben, şey..

OPERATÖR: Dışarıya bir arama mı yapmak istiyorsunuz, Bay Fletcher?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Hayır. Teşekkürler. İyi geceler.

( Mulder yavaşça yatak odasının kapısını açtı. Bayan Fletcher yatakta yatıyordu ve elinde bir yastıkla uyuyakalmıştı. Yavaşça kapıyı kapattı ve alt kata indi. Televizyonun önündeki koltuğa oturup kanalları dolaşmaya başladı. )

1. KANAL: (Pee Wee'nin Oyun evi tarzında bir program.) Bakın çocuklar. Bu Larry. Ürpertici..

2. KANAL: (Doğa programı.) Eylül ayında diğer..

3. KANAL: (Bir el silah sesi.)

4. KANAL: Kadın: Oynamak ister misin? Adam: Sanırım zaten oynuyoruz.

( Ekrandaki adam ve kadın birbirlerini soymaya başladılar. İnliyorlardı. )

( Mulder kaşlarını kaldırdı. Çevresine bakındı. Omuzlarını silkti. Koltuğu hafifçe arkaya yatırdı. Yüzünde ufak bir gülümsemeyle televizyon seyretmeye başladı. )

< 2. SAHNE >

( Saat 2:04. Aynı gece. Boş bir arazide. Bir araç kaza mahaline yaklaştı. Çevrede ordudan bir sürü kişi vardı. Yangını söndürüyorlardı. General Wegman minibüsten çıkıp siyah giyen adamlardan biriyle, Howard'la, buluştu. )

HOWARD: Rutin bir test uçuşuydu efendim. Uçak 23:17'de 375. karayolunda irtifa kaybetti.

GENERAL WEGMAN: Ne oldu?

HOWARD: Ne olduğunu daha bulamadık efendim. Kara kutuyu ve iki pilotu bulduk.

GENERAL WEGMAN: Canlı mı?

HOWARD: (Duraksadı.) İkinci pilotu şurada bulduk.

( Howard generali ikinci pilotun neredeyse tamamiyle yere gömüldüğü bir kaya parçasının yanına götürdü. Pilotun sadece kafası ve omuzları dışarıdaydı. Neredeyse ölmek üzereydi ve çok acı çekiyor gibi görünüyordu. )

GENERAL WEGMAN: Aman Tanrım.

HOWARD: Diğer adam yaşıyor, ama şey..

GENERAL WEGMAN: Ama ne?

HOWARD: Henüz kesin emin değiliz.

( Çadırlardan birine doğru ilerlediler. Pilot yerde oturuyordu. )

GENERAL WEGMAN: Ne oldu, kaptan?

( Pilot çaresiz bir şekilde general Wegman'a baktı ve yabancı bir dilde iletişim kurmaya çalıştı. )

< 3. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ; WASHİNGTON, D.C.; 9:42 >

( Ertesi gün. Scully Müdür Yardımcısı Kersh'un ofisinin dışındaki koltukta oturuyordu. Genç ve çekici bir sarışın olan Kersh'un sekreteri masasında oturuyordu. Scully sabırsızca bir çevresine bir de saatine bakıp duruyordu. )

SCULLY: (Kersh'un sekreterine.) Eminim yoldadır.

( Kersh'un sekreteri kendisine pek de arkadaşça olmayan bir şekilde gülümsedi. Scully Morris'in koridordan geçtiğini gördü. Ayağa fırladı ve arkasından seslendi. )

SCULLY: Mulder!

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Ofise girdi.) Hey.. Hey, Dana. Nasıl gidiyor?

SCULLY: Mulder.. neredeydin?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Oh, pardon. Sadece biraz yolumu şaşırdım.

SCULLY: Kayıp mı oldun?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Ben biraz, bilirsin işte, kafam biraz dağınık.

SCULLY: Evet.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Evet. Şu günlerden biri. Evet. (Kersh'un sekreterine.) Selam. Bu sabah nasılsınız?

KERSH'UN SEKRETERİ: Müdür yardımcısı sizi bekliyor efendim.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Harika. Hadi şunu halledelim.

( Scully bir an duraksadı. Sonra Morris'in ardından Kersh'un ofisine girdi. )

KERSH: Benim iki açıkgözüm. Bu konu hakkında yaptığımız iki, üç konuşmadan sonra bile dün Nevada'da olduğunuzu sanıyorum.

SCULLY: Şey, efendim..

KERSH: Bu sabah Pentagon'dan siz ikinizin orduya ait çok gizli bir bölgeye izinsiz girdiğiniz için kınama almanızı isteyen bir telefon aldım. Orada ne yaptığınızı sanıyordunuz?

SCULLY: Bir iz üzerindeydik efendim.

KERSH: Bu şu anki davalarınızla ilgili birşey miydi? Mantıklı bir araştırma mıydı?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Güvenilir bir kaynak ajan Scully ve benimle bağlantıya geçti.

KERSH: Hangi kaynak?

MULDER : Oh, eğer elimde bir isim olsaydı bunu size verirdim. (Scully sertçe Mulder'a baktı.) Olayları körükleyen 51. bölge diye adlandırılan bir yerde çalışan biri. "Çok önemli" bilgiler vereceğini söyledi. Size şunu söylemeliyim ki bu olay bizim açımızdan çok büyük bir hataya dönüştü.

( Scully çok rahatsız olmuştu. )

KERSH: Ajan Mulder, size Gizli Dosyalara ait hiçbir araştırmayı takip etmemeniz özellikle emredilmişti.

MULDER: Efendim tamamiyle haklısınız. Ajan Scully ve kendi adıma direkt emirlerinize karşı geldiğimiz için sizden özür dilerim. Size söz veriyoruz. Böyle birşeyi bir daha asla yapmayacağız.

( Scully'nin dili tutulmuştu. Ofisten ayrıldılar. Koridora çıkar çıkmaz Scully Morris'i durdurdu. )

SCULLY: Mulder. Mulder!

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Arkasını döndü ve Scully'ye gülümsedi.) Ne var?

SCULLY: Bu da neydi?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Ne neydi?

SCULLY: "Eğer elimde bir isim olsaydı size verirdim."mi? Bağlantılarımızı korumaya ne oldu? İşimizi korumaya?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): O sordu. Bekle bir dakika.

( Morris Kersh'un sekreterinin yanına gidip kulağına birşeyler fısıldadı. Sekreter kıkırdayıp başını salladı. Sekreterin sırtına vurup Scully'nin yanına geldi. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Gülümseyerek.) Pekala. Tamam öyleyse.

( Scully kendisine soru sorar gibi baktı. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Kendini savunarak.) Ne?

SCULLY: Neyin var senin?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Lütfen kavga çıkarmaya çalışmaktan vazgeçer misin?

SCULLY: Mulder, garip davranıyorsun.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Sekreterin ofisine baktı.) Kıskandın mı?

( Morris bilgiç bilgiç sırıttı ve Scully'nin yanından geçerken kıçına vurdu. Scully arkasını döndü ve şok içinde arkasından baktı. )

< 4. SAHNE >

( Fletcherların evi. Mulder hala koltukta uyuyordu. Rahatsız bir şekilde yerinde döndü. Televizyonda hala porno kanalı açıktı. Işık açıldı. Bir el Mulder'ın omuzunu sertçe dürttü. Mulder gözlerini açtı ve önünde elleri belinde bir kadın gördü. Kadının yüzü gölgeliydi ve görünmüyordu. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Scully?

BAYAN FLETCHER: (Sinirli bir şekilde.) Sana inanamıyorum. (Televizyonu kapattı.) Sana inanamıyorum! (Koltuğu oturma pozisyonuna getirdi.) Ve Scully kim?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Soru sorarak.) Günaydın mı?

BAYAN FLETCHER: Yatağa gelerek bir incelik gösterebilirdin. Mutlu bir evliliğimiz varmış gibi davranabilirdin. Ya Terry veya Chris buraya önce gelselerdi? Babalarının cinsel bir sapık olduğunu görselerdi! Bunu hiç düşündün mü?

( Bir cevap beklemeden yürüyüp gitti. Mulder ayağa kalktı ve oturma odasına baktı. Üstü başı ve saçları darmadağındı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hey, şey.. (Adını bilmiyordu.) Şey.. Tatlım? Ben.. Araba.. Araba anahtarlarımı gördün mü? Sanırım onları şeyde bıraktım..

( Sarışın bir genç kız koşarak merdivenlerden indi. )

GENÇ KIZ: Günaydın baba.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Günaydın.. Terry.

GENÇ KIZ: Aman Tanrım! (Gözyaşlarına boğulan kız yeniden merdivenlerden yukarı çıktı.)

JOANNE FLETCHER: (Mutfaktan çıktı.) Morris.. Chris'e ne yaptın?

( Mulder cevap vermeye çalıştı, ama söyleyecek birşey bulamadı. Bayan Fletcher yeniden mutfağa girdi. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Kendi kendine.) Anahtarlarım nerede?

( 10 yaşlarında bir oğlan merdivenlerden indi. )

OĞLAN: Selam baba.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Günaydın Terry.

OĞLAN: Terry değil.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Chris.

OĞLAN: (Tiksinerek.) Terrence. Terry başkaları için.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Kendi kendine.) Oh, ve Terence değil, öyle mi? Hey, şey, yaşlı babana araba anahtarlarını bulmasında yardım etmeye ne dersin?

( Mutfakta bayan Fletcher yumurta kırıyordu. Terry masaya oturup tabağına mısır gevreği koydu. Kimse Mulder'ı takmıyordu. Bayan Fletcher buzdolabının kapısını açtı. Sonra suçlarcasına Mulder'a baktı. )

BAYAN FLETCHER: Süt yok.

( Mulder masanın üstündeki anahtar tomarına uzandı. Ama bayan Fletcher önce davranıp anahtarları aldı. )

BAYAN FLETCHER: Minivanı ben alıyorum.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Nerdeyse kendine acıyarak.) Kendi arabam yok mu?

( Chris içeri girdi ve masaya oturdu. )

BAYAN FLETCHER: Chris, babana anahtarlarını geri verdin mi?

( Chris Mulder'a bakmadan bir anahtar tomarını Mulder'a uzattı. Mulder onları almak üzereyken Chris anahtarları yere düşürdü. Mulder eğilip anahtarları aldı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Tamam, pekala.. Herkese.. şey.. iyi günler.. (Kimsenin kendisini takmadığını farketti.) Pekala.

( Arkasını dönüp oradan ayrıldı. )

CHRİS: Anne!

BAYAN FLETCHER: Morris! Chris'e ne olacak?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Chris mi?

CHRİS: Bana bugün bir cevap vereceğini söylemiştin.

BAYAN FLETCHER: Burnu. Ona burnuyla ilgili bir cevap vereceğini söylemiştin.

( Tüm aile merakla bekliyordu. Bu kesinlikle çok önemli bir karardı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Şey.. Sanırım..

( Chris ona küçük bir kız gibi baktı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Sanırım estetik ameliyat için biraz genç, sen de öyle düşünmüyor musun?

( Chris yeniden ağlamaya başladı. )

BAYAN FLETCHER: Tanrı aşkına Morris, bir burun halkası! Bir burun halkası istediğini söylemişti!

CHRİS: (Mulder'a) Senden nefret ediyorum! Ölmüş olmanı dilerdim!

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Pekala, buradaki işim bitti. İyi günler.

( Ön kapıya doğru gitti. Bayan Fletcher onu takip etti. Arka planda melodramatik bir müzik çalmaya başladı. )

BAYAN FLETCHER: Boşanmak istiyorsun, değil mi? Sadece o kelimeleri söyle.. "Joanne, boşanmak istiyorum."

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Joanne? (Adını öğrendiği için mutlu olmuştu.) Joanne, hayır.

JOANNE FLETCHER: Bu şekilde yaşamayacağım, Morris. Bu eve bir yabancı gibi girip çıkmana izin vermeyeceğim. Belki sadece şunu yapsan daha iyi olur..

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Üzgünüm. Son zamanlarda pek kendimde değildim.

JOANNE FLETCHER: Morris.. Dün giydiğin giysiyi giyiyorsun.

( Yukarıda. Mulder sadece siyah takım elbiseler ve beyaz gömleklerle dolu bir dolaba bakıyordu. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bayanlar baylar, Bay Johnny Cash.

( Country müziği duyuldu. Mulder takım elbiselerden birini dolaptan çıkardı ve yatağın üzerine koydu. Soyunmaya başladı, ama birden aynadaki yansımasına gözü takıldı. Aynada Morris olarak görünüyordu. Sadece boxerını, atletini ve çoraplarını giymiş halde aynaya doğru yürüdü. Elini kaldırdı, aynı hareketi aynada görünen Morris de yaptı. Aynaya hohladılar ve sonra elleriyle sildiler. Kıçlarını salladılar. Aynaya arkalarını dönüp biraz yürüdüler, sonra yeniden arkalarını dönüp birbirlerini yakaladılar. Birbirlerini göremeyecekleri bir yere geçtiler. Sonra ikisi birden karşılıklı Chuck Berry stili dansetmeye başladılar. Tam dansın ortasında Joanne Fletcher elinde telefonla içeri girdi. Mulder olduğu yerde kaldı. )

JOANNE FLETCHER: Morris.. Ne yapıyorsun?

( Mulder Joanne için kötü bir Tai Chi hamlesi yaptı. )

JOANNE FLETCHER: (Telefonu ona uzattı.) Sana. (Arkasını dönüp oradan ayrıldı.)

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Sağol. (Telefona.) Mul.. Morris.

JEFF: (Telefonda.) Morry, ben Jeff. Hangi cehennemdesin?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Şey, biraz geç kalacağım.

JEFF: (Telefonda.) Pekala o kıçını hemen buraya getir. Çok büyük birşey olacak.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Neyden daha büyük?

JEFF: (Telefonda.) Telefonda söyleyemeyeceğimden daha büyük. Sadece buraya gel.

< 5. SAHNE >

( 51. Bölgedeki binanın içi. Bir önceki gece kaza mahalinde gördüğümüz pilot gözetleme odasında oturmuş yabancı bir dille konuşuyordu. General Wegman, Howard ve Jeff onu izliyorlardı. )

GENERAL WEGMAN: Ne dediğini anlayabiliyor muyuz?

HOWARD: Dua ediyor gibi, efendim. Dilin ne olduğunu bulduk. Amerikan yerlilerinin dialeği. Tam olarak Hopi. Pilotun adı Kaptan McDonough. Missoula, Montana doğumlu. Bildiği bir yabancı dil yok. Kazadan beri söylediği tek şey 75 yaşında kızılderili Bayan Lana Chee adında, buradan 35 mil ötedeki Moapa bölgesinde doğup büyümüş bir kadın olduğu.

GENERAL WEGMAN: Bombardıman sonrası sinirlerinde ortaya çıkan bir bozukluk olabilir mi?

HOWARD: Sanmıyoruz efendim. Bu Bayan Lana Chee.

( Bir başka odaya girince orada kendilerine keskin bir asker selamı veren yaşlı, ufak tefek Amerikan yerlisi bir kadın gördüler. )

HOWARD: Onu bu sabah kaldığı bölgeden alıp getirdik.

GENERAL WEGMAN: (Kendini tutamayarak o da selam verdi.) Rahat.

( Lana Chee ellerini arkasına koyarak ayaklarını orduda uygulanan rahat pozisyonuna getirdi. )

GENERAL WEGMAN: (Böyle birşeyle nasıl başı çıkacağından emin olmayarak.) Adınız ne?

LANA CHEE: (Ordu sertliğiyle konuşarak.) Kaptan Robert McDonough, efendim. Şu anki durumum ve üniformam olmadığı için özür diliyorum, efendim.

GENERAL WEGMAN: Şey.. Dün gece ne olduğunu.. biliyor musunuz, Kaptan?

LANA CHEE: Efendim, üsten 23:00'te havalandık ve güneye doğru ilerledik. Tahmini olarak 23:15'te sağ arka taraftaki gücü kaybettik.

GENERAL WEGMAN: Güç kaybına.. neyin sebep olduğunu biliyor musunuz?

LANA CHEE: Panelde uyarı işareti yoktu. Bütün sistemler uçuş öncesi kontrol edilmişti. Sadece uçacak durumda değildi, efendim.

< 6. SAHNE >

( FBI binası içinde. Morris ve Scully yanyana olan masalarında oturuyorlardı. Morris bilgisayarında golf oynuyordu. Scully kendi bilgisayarında çalışıyordu, ama arada sırada endişeli bir şekilde Morris'e bakıyordu. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Hadi bebeğim, gir şu deliğe. (Bir atış yaptı.) Ah!

SCULLY: Mulder!

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Gururlu bir şekilde Scully'ye dönerek.) Bir kuş vurdum.

( Telefon çaldı. Scully cevap verdi. )

SCULLY: (Telefonda.) Scully.

( Mulder bir benzin istasyonundaki ödemeli telefondan arıyordu. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Oh, çok şükür Tanrım. Scully, benim.

SCULLY: (Telefonda.) Afedersiniz, kimsiniz?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Benim, Mulder.

SCULLY: (Telefonda.) Mulder.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Üzgünüm daha önceden arayamadım. Bak, dün gece üstümüzden o UFO geçtiğinde çok garip birşey oldu.

SCULLY: (Telefonda.) UFO mu?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Hatırlamıyor musun? Hatırlamıyorsun. Pekala. Şu an birlikte olduğun adam ben değilim. Adı Morris Fletcher. 51. Bölgede çalışıyor.

SCULLY: (Telefonda.) Morris Fletcher.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Evet. Burdaki herkes o olduğumu sanıyor, ama değilim. Ben benim. Ben Mulder'ım.

SCULLY: (Morris'e fısıldayarak.) Şşşt.

( Morris diğer hattı açtı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) O olduğumu düşündükleri sürece bilgilere ulaşabilirim, ama yardımına ihtiyacım olacak. (Morris'in telefonu açarken çıkardığı klik sesini duydu.) Bu da neydi?

SCULLY: (Telefonda.) Şey.. Ne neydi?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Bu güvenli bir hat olmayabilir.

SCULLY: (Telefonda.) Mulder.. şey.. Nerdesin?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Telefonda.) Söylemesem daha iyi. Bak, en kısa zamanda buraya gel.

SCULLY: (Telefonda.) Seninle nasıl bağlantı kurabilirim?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Kuramayacaksın. Ben seninle bağlantı kuracağım.

( Mulder ödemeli telefonu kapattı. Ofiste de Scully ve Morris telefonlarını kapattılar. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Bu da kimdi?

SCULLY: Bu senin kaynağın değil miydi? Öyleyse aramayı takip ettireceğim.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Şey.. Hayır, hayır. Sanırım El Jefe'i hemen haberdar etmeliyiz. (Ayağa kalktı.) Kıçlarımızın tekrar tekrar çiğnenmesini istemeyiz, değil mi?

SCULLY: Mulder? Bunun yapılacak en iyi şey olduğundan emin misin?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Bak, küçük hanım. Sanırım kendine çekidüzen vermenin zamanı geldi. Biz federal görevlileriz. Kitaba uyarız.

( Odadan çıktı. Scully yeniden şok içinde arkasından baktı. )

( Mulder benzin istasyonunda çekirdek alıyordu. )

GÖREVLİ: 1. 89 dolar yapıyor. 11 cent geriye alacaksınız.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Çekirdek torbasını açtı.) Kalsın.

GÖREVLİ: (Madeni paraları masa üstünde bırakarak.) Wow. Belki bugün erken kapatırım.

( Mulder arabaya bindi ve oradan uzaklaştı. Kamera araziye odaklandı. Birkaç titreşimden sonra bir toz bulutu ekrana doğru patladı. Benzin istasyonunun içinde bir uğultu duyuldu ve eşyalar raflardan düşmeye başladı. Bir patlama olunca masa üstündeki bozuk paralar yerlerinde zıplamaya başladılar. Görevli oldukça şaşırmıştı. Sonra istasyonun tüm pencereleri patladı. )

< 7. SAHNE >

( Mulder benzin istasyonundan ayrılıp yoluna devam ederken karşı yönden gelen birkaç beyaz araç yanından geçti. Son araç durdu. Jeff camı indirdi. )

JEFF: Geri dön büyük adam. Bir sorunumuz var.

( Mulder arabayı döndürüp diğerlerini geldiği yöne doğru takip etmeye başladı. Araçlar geçip giderken yolun kenarında iki kızılderili defin görevlisinin yolun kenarındaki haçımsı şeylere baktığı görülüyordu. )

( Benzin istasyonuna ulaştıklarında herşeyin berbat olduğunu gördüler. Pompalardaki benzin yerlerdeydi. )

1. ASKER: Geride durun! Sızıntı var!

( Mulder benzin istasyonu içine girdi. )

1. ASKER: Efendim!

HOWARD: Hey, Fletcher! Ne yapıyor bu?

( Howard ve Jeff Mulder'ın arkasından istasyona girdiler. )

JEFF: Fletcher ne yapıyorsun?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Burada görevli bir adam vardı.

( Mulder tüm istasyonu aradı. Görevliyi masanın arkasında buldular. Bedeninin alt bölümü tamamiyle yere gömülüydü. Neredeyse bilincini kaybetmek üzereydi ve acı içinde inliyordu. )

JEFF: Ulu Tan..

HOWARD: Yeniden olmuş.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Ne yeniden olmuş?

HOWARD: Hadi buradan çıkalım.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bu adama yardım etmeliyiz.

HOWARD: Kendimize yardım etmeliyiz. Buna neden olan şey geri gelebilir.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Onu öylece burada bırakamayız.

JEFF: Morris..

HOWARD: Senin neyin var böyle?

JEFF: Morris..

HOWARD: Ne yapalım diye sormuyorum. Ne yapacağımızı söylüyorum. Hadi gidelim.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bu adamın bir doktora ihtiyacı var.

( Askerlerden biri görevliye ateş etti. )

HOWARD: Artık yok.

( İstasyondan ayrıldılar. )

HOWARD: (Omzunun üstünden askerlere.) Yakın.

1. ASKER: Güvenli yer 200 ayak! Hadi gidelim! Pekala millet, geri çekilin!

( 1. asker dışında herkes güvenli bir yere koştu. )

JEFF: (Mulder'ın kolundan tutarak.) Hadi, Morry. O adam onu bulmadan çok önce ölmüştü.

( 1. asker yaktığı küçük bir ateşi benzin kaplı yere attı. İstasyon patladı. Mulder içini çekti. )

< 8. SAHNE >

( Mulder'ın apartmanı. Scully asansörden çıkıp Mulder'ın kapısına doğru yürüdü. Birkaç adım öteden gülüşme sesleri duydu. Sonra daireden Kersh'un sekreteri ceketsiz ve saçları darmadağın halde çıktı ve son bir öpücük için kapıya doğru eğildi. Kapı kapandı. Ceketini sırtına atıp asansöre doğru yürürken Scully'nin yanından geçti. )

KERSH'UN SEKRETERİ: (Kurnaz bir şekilde rujunu silerek.) Ajan Scully.

( Scully bir an olduğu yerde kaldı. Sonra Mulder'ın kapısını sertçe çaldı. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Dairenin içinde.) Bir türlü doyamıyorsun, değil mi?

SCULLY: (Sakin, ama sinirli bir şekilde.) Benim.

( Sigara içmekte olan Morris kapıyı açtı. Gömleğinin yarısı dışarıdaydı ve kravatı boynunda çözülmüş olarak duruyordu. Sinirini farketmemiş gibiydi. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Oh, hey, Dana.

SCULLY: Sen ne yaptığını sanıyorsun?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Oh bilirsin işte. Ufak bir öğle arası. Ne oldu?

SCULLY: (Profesyonel olmaya çalışarak.) Bu sabah aldığımız telefonun nereden edildiğini tespit ettim. Groom Gölü'nün 3 mil doğusundaki 375. karayolundaki bir benzin istasyonundaki ödemeli telefondan edilmiş.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Ve?

SCULLY: Ve bunun senin kaynağın olduğunu sanıyorum. Her ne kadar neden senmiş gibi davrandığını anlamasam da.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Belki de öyleydi.

SCULLY: Bunu takip etmemiz gerektiğini düşünmüyor musun?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Sen o küçük aklını mı kaçırdın?

SCULLY: (Çok sinirlenmişti ve zar zor konuşuyordu.) Aklımı mı kaçırdım? Mulder, aklını kaçıran sensin! Ne oluyor sana böyle?! Senin akıl sağlığı ya da uyuşturucu.. ya da belki de kötü bir baş yaralanması kontrolünden geçirtmeyi düşünüyorum. Bu bir X dosyası. Hayatının işi, senin savaşın!

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Anladığım kadarıyla artık Gizli Dosyalarda değiliz.

( Scully daha fazla konuşamayarak kapıyı çarptı ve çıktı. )

( Morris yalnız kalmıştı. Kravatını düzeltmek için aynaya baktı. Yansıması Mulderınkiydi. )

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Dudağını büktü.) Kaltak.

< 9. SAHNE >

( 51. Bölge labaratuvarı. General Wegman, Howard, Jeff ve Mulder kafası küçük bir kayaya sıkışmış olan bir kertenkeleye bakıyorlardı. Kertenkelenin bedeni hafifçe kıpırdadı. )

HOWARD: Bu yerel bir veterinere götürüldü. Bir çocuk onu benzin istasyonunun on mil doğusundaki arazide bulmuş.

GENERAL WEGMAN: Haritada göster.

( Transparak bir duvar haritasına doğru yürüdüler. )

HOWARD: (İşaret ederek.) İşte tam burada.

GENERAL WEGMAN: Bu benzin istasyonu görevlisini bulduğunuz yer mi?

HOWARD: Evet, efendim. Kaza mahalindeki pilotu burada ve yerli kadını da burada bulduk.

GENERAL WEGMAN: (Bir başka noktayı işaret etti.) Bu nedir?

HOWARD: Bunun başlangıç noktası olduğunu sanıyoruz. Kara kutuyu analiz ettiğimiz zaman döngünün başladığı yeri kesinleştirmeyi umuyoruz.

( Howard kara kutuyu kaldırdı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): "Döngü" mü?

JEFF: (Mulder'a) Işınla beni , Scotty.

HOWARD: Bu, uzay zamanı sürecindeki bir yırtık. Düşmeden önce ağırlık azaltma işlemini uygulayan uçağın kötü işlemesi yüzünden oluşan bir anormallik.

GENERAL WEGMAN: Bu şeyleri 1953'ten beri uçuruyoruz. Böyle birşeyi daha önce hiç duymadım.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Quantum fiziğine göre bu mümkün.

HOWARD: Ağırlıksız sistemler fırlatma için uzaydaki ve zamandaki dönemeçlerden yararlanır. Uçağın yaptığı ani bir dönüş burada tanık olduğumuz tipte bir bükülmeye neden olabilir.

JEFF: Eğer bu bahsettiğin döngü burada başlamış olsaydı hepimiz görürdük. O sırada üçümüz iki FBI ajanıyla birlikte 375. karayolundaydık efendim.

HOWARD: (İnanmayarak.) Kertenkeleyle kaya aynı zamanda aynı yerdeydiler. Hiçbirimiz bunun benim teorimin doğru olduğunun kanıtı olduğunu gördüğünü hatırlamıyoruz.

JEFF: Nasıl oluyor bu?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Kayıp zaman.

HOWARD: (Başını sallayarak.) Kayıp zaman, ağırlıksız fırlatma sistemlerine yakın yerlerde bulunmanın oluşturduğu bilinen bir semptomdur.

JEFF: Öyleyse neden benim ya da Morris'in kafası taşın içinde değil?

HOWARD: Bu soruya verebilecek bir cevabım yok. Tam olarak haberdar olmadığımız bir şekilde bundan etkilenmiş olmamız olası.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bununla ilgili olarak ne yapacağız?

( Mulder'a garip garip baktılar. )

HOWARD: Bu senin bölümün. Bunu gazetelerden uzak tut, tanıkların ortadan kaybolmasını sağla.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Pekala, tamam. Ama demek istediğim bunun aksini nasıl yapacağız? Kertenkeleyi kayadan nasıl çıkaracağız?

HOWARD: Çıkarabileceğimizi kim söyledi?

< 10. SAHNE >

< 375. KARAYOLU, 22:12 >

( Scully tek başına araba kullanırken bir yandan da haritaya bakıyordu. Yanmış benzin istasyonunun yanından geçti. Sonra geri dönüp park yerini incelemeye başladı. Birbiri içine geçmiş iki madeni para buldu. Paraları eline alıp baktı. )

< 11. SAHNE >

( Fletcherların evi. Ertesi sabah. Mulder yine koltukta uyuyordu. Joanne Fletcher koltuğu oturma pozisyonuna getirdi. )

JOANNE FLETCHER: Bu evlilik değil. Bu saçmalık.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Ne?

JOANNE FLETCHER: Beni artık çekici bulmuyorsun. Seni tiksindiriyorum, değil mi?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Hayır. Hayır. Sen.. sen tiksindirici değilsin. Bu..bu..bu sadece..

JOANNE FLETCHER: Sadece benimle bir daha sevişmek istemiyorsun hepsi bu. Bu ve rüyanda Scully ile ilgili birşeyler mırıldanman. Scully kim, Morris? Başka bir kadın mı?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Scully bir kadın adı gibi mi geliyor sana?

JOANNE FLETCHER: Scully kim? Söyle bana.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Oh, Joanne. Eminim sana geçmişte pekçok kez işimde gizli tutmam gereken şeyler olduğunu söylemişimdir.

JOANNE FLETCHER: Oh, hayır dostum. Bu defa kaçamazsın.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Demek istediğim, benim hakkımda bilmediğin pekçok şey olduğu. Ve.. Ben.. Ben son zamanlarda çok büyük baskı altındaydım. Yukarısı aşağısıydı ve siyah beyazdı. Artık yerimin neresi olduğunu bilmiyorum. Artık kim olduğumu bile bilmiyorum. Ben sadece.. Eminim ki ben evlendiğin adam değilim. Değilim işte. Ve üzgünüm. Gerçekten üzgünüm.

JOANNE FLETCHER: Oh, Tanrım, Morris. Bilmiyordum. Şu hap var artık. (Anlayışlı bir şekilde güldü.) Bunu halledebiliriz. Bunu anlatmanın başka yolları da var.

( Mulder'ı kucakladı. O sırada kapı zili çaldı. )

MULDER (MORRİS OLARAK ): Sanırım kapı çaldı.

JOANNE FLETCHER: Bunu halledebiliriz.

( Joanne kapıya bakmaya gittiğinde Mulder sessiz bir sevinç çığlığı attı. Joanne Fletcher kapıyı açtı. Kapıdaki Scully'ydi. )

JOANNE FLETCHER: Evet?

SCULLY: Merhaba. Adım Dana Scully. Morris Fletcher'ı arıyorum.

( Joanne Fletcher'ın mutlu olan yüzü asıldı. )

JOANNE FLETCHER: (Bağırarak.) Morris!

( Scully'yi görünce Mulder yüzünde geniş bir gülümsemeyle kapıya geldi. Joanne Fletcher Mulder'ı tokatladı. )

JOANNE FLETCHER: Seni orospu çocuğu.

( Eve girdi. )

SCULLY: Afedersiniz. Şey, Morris Fletcher mı?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Sessizce.) Scully, benim. Mulder.

( Mulder kapıyı kapattı ve Scully'yi garaj yoluna götürdü. )

SCULLY: (Sinirli bir şekilde.) Sen.. Sen şu geçen geceki adam mısın? 51. Bölgedeki adam?

JOANNE FLETCHER: (Evin içinde bağırarak.) Yalancı!

SCULLY: Bana telefon ettin. Bunun neyle ilgili olduğunu söyleyecek misin?

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Ben Mulder'ım. Ben gerçekten Mulder'ım. Şu Morris Fletcher denen adamla bedenleri, yerleri ve kimlikleri değiştirdim. Sen onun Mulder olduğunu sanıyorsun, ama değil. (Araba camındaki yansımasını gördü. Morris'in yansımasıydı.) Tabi ki bana inanmıyorsun. Neden farklı birşey bekliyordum ki? Pekala, tam adın Dana Katherine Scully. Kimlik numaran.. Lanet olsun! Kimlik numaranı bilmiyorum. Annenin adı Margaret. Abinin adı Bill Jr. Deniz kuvvetlerinde ve benden nefret ediyor. (Scully'den bir tepki gelmedi.) Son zamanlarda öğle yemeğinde şu küçük altılı yoğurtlardan yiyorsun. Sade yoğurt. Sana senin bir bilimadamı olduğunu ve daha iyi bilmen gerektiğini söylememe rağmen içine arı poleni karıştırıyorsun.

JOANNE FLETCHER: (Morris'in tüm siyah takım elbiselerini evin önüne attı.) Hilekar!

SCULLY: Bak.. Bu tür bir bilgi herhangi birinden alınabilir.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Yoğurtlu olan da mı? Bu tam senlik. Bu tam Scullylik. Değişmediğini bilmek güzel. Rahatlatıcı.

SCULLY: Bütün bunların nereye varacağını bilmiyorum.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Bunu sana kanıtlayacağım.

SCULLY: Hayır. Bunu yapmayacaksın, ama bana şunu açıklamana birşey demem.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): İki gece önce yolda bize olan şey hakkında bilimsel kanıt. Yeterince adaletli mi?

( Joanne Fletcher kapıyı açtı ve bağırdı. )

JOANNE FLETCHER: Polisi arıyorum!

( Mulder ellerini kavuşturup Scully'ye yalvardı. )

SCULLY: Hoşçakalın Bay Fletcher. (Yürüyüp gitti.)

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Sana bunu kanıtlayacağım, Scully. Bu gece. Herşeyi kanıtlayacağım. Tamam mı?

( Scully onunla konuşmadan arabasına bindi. Kamera bir başka arabanın dikiz aynasına döndü. Buradan Mulder'ın Scully'nin gidişini izlediği görülüyordu. Sonra sürücü dikiz aynasını kendisine çevirdi. Yansıma Mulder'ındı. Sürücü Morris'ti. Cep telefonunu açtı. )

( Howard'ın ofisinde telefon çaldı. )

HOWARD: (Ofise girip telefonu açtı.) Howard Grodin.

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Telefonda.) Bay Grodin. Ben Federal Araştırma Bürosundan Özel Ajan Fox Mulder. Bu sabah nasılsınız?

HOWARD: (Telefonda.) Bu numarayı nasıl aldınız?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): Ne gariptir ki sizinle konuşmak istediğim de buydu. Efendim size bölümünüzün güvenliğinde bir delik olduğunu söylemeyi borç biliyorum. Çok yakın olarak çalıştığınız biri benimle birkaç kez bağlantı kurdu ve iyi derecede saklanan bilgiye ulaşma imkanı sağlamayı önerdi.

HOWARD: (Telefonda.) Bu adamın adını biliyor olabilir misiniz?

MORRİS ( MULDER OLARAK ): (Telefonda.) Evet. Evet biliyorum.

< 12. SAHNE >

( Mulder boş labaratuvara girdi ve kara kutuyu aldı. Kara kutuyu kahverengi bir kese kağıdı içine yerleştirip dışarı süzüldü. Kamera Howard'ın kendisini odanın bir köşesinden izlediğini gösterdi. )

< 13. SAHNE >

( Scully araba kullanıyordu. Cep telefonu çaldı. )

SCULLY: (Telefona cevap verdi.) Scully.

KERSH: (Telefonda.) Yine Nevada'dasın.

SCULLY: Şey.. Efendim, ben..

KERSH: Konuşma, ajan. Dinle. Ortağın beni çoktan hava kuvvetleriyle yaptığı konuşmayla ilgili olarak bilgilendirdi. Senin kariyerini etkileyecek korkunç bir hata yapmanı yoğun bir şekilde engellemek istiyor. Bu nedenle emirlerimi harfiyen uygulayacaksın.

SCULLY: (Telefonda.) Efendim, ajan Mulder'ın size ne söylediğini bilmiyorum, ama ben..

KERSH: (Telefonda.) Emirlerimi harfiyen uygulayacaksın. Onun dışında Nevada'dan dönmek için zahmet etme.

< 14. SAHNE >

< AHEARN'IN SERVİS İSTASYONU; LİNCOLN BÖLGESİ, NEVADA >

( Gece. Mulder arabasını benzin istasyonu önünde durdurdu. İçinde kara kutuyu taşıdığı kahverengi kese kağıdıyla yürümeye başladı. Scully'yi soğuk içeceklerin olduğu koridorda dururken gördü. )

GÖREVLİ: Yardımcı olabilir miyim?

( Mulder görevliyi duymazdan gelip Scully'ye yöneldi. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Scully, aldım onu. Kanıtım var.

( Scully birşey söylemedi. Mulder masanın arkasına saklanan görevliyi gördü. Birkaç araç istasyon önüne gelince parlak ışıklar içeriyi kapladı. Askerler içeri girip kara kutuyu Mulder'dan aldılar. Mulder'ı masaya doğru ittirip ellerini kelepçelediler. )

SCULLY: Üzgünüm.

MULDER (MORRİS OLARAK ): (Aldatılmış bir şekilde.) Scully? Sen?

( Jeff, Howard ve Morris içeri girdiler. Morris gidip Scully'nin yanında durdu. Mulder kendisini istasyondan çıkarmaya çalıştıklarında karşı koydu. )

JEFF: Lanet olsun.

MULDER ( MORRİS OLARAK ): Morris. (Morris'e) Sen! Seni orospu çocuğu! Bütün bunlar senin başının altından çıktı! O ben değil, Scully! Ben bunu yapar mıydım?! Bunu yapar mıydım?! Scully..! Scully!

( Scully Mulder'ı dışarı sürüklerlerken arkasından baktı. Yüzünde bir şüphe, hatta belki bir anlayış belirdi. Mulder'a doğru birkaç adım attı. )

MULDER ( MORRİS OLARAK ): (Scully'ye bağırdı.) Hayır, seni piç, onlara gerçeği söyle! Scully, o ben değil! O ben değil! Scully! O ben değil!

( Askerler onu sürükleyerek dışarı çıkardılar. )

- DEVAM EDECEK -



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR