6x03 :: TRIANGLE

< TEASER >

< SARGASSO DENİZİ >

( Gündüz. Bozulmuş bir motorlu teknenin su altından görüntüsü. Üstünde teknenin adı olan Lady Garland'ın yazdığı bir tahta parçası ve yüzü aşağı dönük şekilde suda yatan bir adam, Mulder'ı, görürüz. )

< JENERİK >

< 1. SAHNE >

( Karanlık bir hava. Yağmur yağıyordu. Lüks bir geminin güvertesi. Birkaç İngiliz denizci bir adamı sudan çıkarıyorlardı. )

1. DENİZCİ: Yavaş! Yavaş! Dengeleyin! Dayanın arkadaşlar. Neredeyse yukarıda. İşte bu. Kuvvetlice çekin! İşte bu. Onu düşürmeyin. Hadi! Onu buraya doğru çekin! Arkanızdan destek alın! Hadi!

( Kurtarılan adam, Mulder, öksürdü. )

2. DENİZCİ: İşte bu kadar. İçinde bir sürü hayat var. Bırak gitsin dostum. Senin için en iyisi bu. İçine düştüğün bela için alacağın şey bu.

1. DENİZCİ: Belki sadece uzun bir yüzmeye çıkmıştır.

2. DENİZCİ: Evet. Ya da kısa bir uçuşa. Sen bir havacı mısın dostum? Ha?

( Mulder'a vurdu. )

1. DENİZCİ: Hayır. Bir havacı gibi giyinmemiş.

2. DENİZCİ: Öyleyse bu ne çeşit bir üniforma? Sprechen Sie Deutsch, ja? ( Almanca konuşuyor musun? )

( Bir başkası daha kendisine vurunca Mulder inledi. )

1. DENİZCİ: Size söylüyorum. O bir fare ve onu bir fare gibi ön güverteden atacağız.

2. DENİZCİ: Evet hadi onu atalım!

( Denizciler onu yeniden kaldırıp güvertenin ucuna kadar taşıdılar. )

MULDER: ( Hafifçe. ) Hey..

1. DENİZCİ: Atlantikte bir başka dalışa ne dersin kirli Jerry, ha?

2. DENİZCİ: Köpekbalıkları bile onu yemez.

1. DENİZCİ: Seni yeniden atmadan önce son olarak söyleyeceğin birşey var mı, Jerry?

MULDER: Benim adım Jerry değil.

1. DENİZCİ: Ne öyleyse, ha?

MULDER: Adım Mulder. Fox Mulder.

2. DENİZCİ: Bu bir isim mi? Mulder?

MULDER: Cebimde kimliğim var.

1. DENİZCİ: ( Kimliği çıkarttı ve okudu. ) "Fox Mulder - Federal Araştırma Bürosu" Üzgünüm dostum, bunu hiç duymadım.

( Mulder'ı güvertenin aşağısına sürüklemeye başladılar. )

MULDER: ( Şaşırmış bir şekilde. ) Hiç duymadın mı?

2. DENİZCİ: Sana tilkilerle ne yaptığımızı söyleyeyim. ( Güldü. ) Öğrenmek ister misin?

MULDER: FBI'ı hiç duymadınız mı?

2. DENİZCİ: Fikrimizi değiştirmeden önce neden çeneni kapamıyorsun, Jerry?

MULDER: Beni nereye götürüyorsunuz?

1. DENİZCİ: Bu aksanı nereden aldın?

2. DENİZCİ: Büyük ihtimalle Lider'inin gizli servisinden almıştır. Hadi.

MULDER: Siz neden bahsediyorsunuz?

2. DENİZCİ: Diyorum ki onun içini açıp kanının ne renk olduğuna bakalım. Kirli Jerry. Deutschland Uber Alles. ( Almanya herşeyin ötesindedir. )

( 2. denizci Mulder'a tükürdü. İçeri girmişlerdi ve kamaraların olduğu bölümdeydiler. )

MULDER: ( Şaşırmış bir şekilde. ) "Deutschland Uber Alles" mi? Durun bir saniye.

2. DENİZCİ: Şuna bir tıpa tıkamaya ne dersin dostum? Tamam mı?

( Denizci bir kapıyı çaldı. Geminin İngiliz kaptanı, Kaptan Harburg, kapıyı açtı. )

KAPTAN HARBURG: Evet? Ne var?

2. DENİZCİ: ( Fısıldayarak. ) Efendim, onu suda bulduk. Hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Sanırım bir Alman.

KAPTAN HARBURG: Tutukluyu benim odama getirin.

( Mulder'ı odaya soktular ve kaptan Mulder'ı iki kere yumruklarken onu tuttular. )

KAPTAN HARBURG: Dost musun, düşman mı?

MULDER: Ne?

KAPTAN HARBURG: Tutkuyla bağlı olduğun bayrak hangisi?

MULDER: Sanırım burada bir hata oldu. Ve sanırım o hata bana ait.

( Kaptan kendisine bir kez daha vururken Mulder inledi. )

KAPTAN HARBURG: Doğruyu söyle, adam.

MULDER: Bu Queen Anne, değil mi?

KAPTAN HARBURG: Evet.

( Kaptan bir kez daha Mulder'a vurmaya hazırlandı, ama Mulder kaptanın elini durdurdu. )

MULDER: Hey, bu kadarı yeterli. Bu gemiyi bulmaya gelmiştim.

( 1. denizci Mulder'ın boğazına bir bıçak dayadı. )

1. DENİZCİ: Sadece o kelimeyi söyleyin, kaptan. İşini geri kalanlardan önce bitireyim.

MULDER: Bekle bir saniye. Sanrıım ne olup bittiğini açıklayabilirim.

2. DENİZCİ: Bu bir oyun kaptan.

MULDER: Şu anki durumumuz nedir?

KAPTAN HARBURG: Casusluk yapmayı kes.

( Denizciler Mulder'ı odanın dışına sürüklemeye başladılar. )

MULDER: Size söyleyeceğim. Size söyleyeceğim. 30. paralelin 2 derece üstündeyiz. Sargossa Denizi'nde. Yengeç dönencesinin hemen üstünde. Güneybatıya göre 64 derece batı. Plantagenet kıyısının 60 derece güneyinde, Bermuda'nın güneybatısındayız. Madem suyun içindeydim, bunları nasıl bilebilirim?

KAPTAN HARBURG: Evet, bu iyi bir soru evlat. İyi de bir cevap bekliyorum.

MULDER: Bana yanıldığımı söyleyin. Bana pusulayı doğru olarak okuyamadığınızı söyleyin. Şu denizcilik bilimi bazen berbat birşey olabiliyor. Çünkü "Şeytan üçgeni" adı verilen bir şeye yakalandınız. Size haritada gösterebilirim. ( Duvar haritasının yanına gitti. ) Bu üçgen Bermuda'dan aşağıdaki Puerto Rico'ya, oradan da yukarıdaki Florida'ya kadar devam ediyor. Queen Anne bunun doğu ucunda sıkıştı. Bir çeşit zaman döngüsüne yakalandınız. Belirsiz bir boyuttasınız ve şimdi de öteki tarafta 1998'e fırladınız.

1. DENİZCİ: 1998 mi?!

2. DENİZCİ: Bu adam deli.

3. DENİZCİ: Bırakın da bunları balıklara anlatsın.

KAPTAN HARBURG: Yeteri kadar kandırıldım evlat. Devam etmekte olan bir savaş var. Bunun içinde olayım ya da olmayayım ne aklımı ne de gemimi senin gibi bir çakala kaptırmaya niyetim yok.

MULDER: ( Güldü. ) Rahatlayabilirsiniz. Şu an devam eden bir savaş yok. Dünya huzur içinde. Beyaz Saray'da ufak bir sorun var, ama o da geçecek zaten.

KAPTAN HARBURG: Huzur mu? Şu an 3 Eylül 1939! Hitler Polonya'ya girdi. Onun holiganlarından bir grup gemiye bindi. Bu nedenle sakın bana huzurdan bahsetme evlat. Ana İngiltere'ye söyle.

MULDER: ( Sanki kendisine inanacaklarmış gibi saatini gösterdi. ) Hayır, hayır. Bugün 3 Eylül 1939 değil. Bugün 16 Kasım. Bakın.

( Kapı çalındı ve içeri birinci yamak girdi. )

BİRİNCİ YAMAK: Afedersiniz kaptan.

KAPTAN HARBURG: Evet.

BİRİNCİ YAMAK: Almanlar, efendim. Köprünün kontrolünü ele geçirdiler. Rotayı anavatanlarına çevirdiler.

KAPTAN HARBURG: Kaptan Yir Harburg'un gözü önünde böyle birşey yapamazlar. Tutukluyu buraya kilitleyin.

MULDER: Savaş sona erdi. Bırakın sizi Almanya'ya götürsünler. Orada iyi araba yapıyorlar.

( Denizciler ve kaptan Mulder'ı duymamazlıktan gelip kapıyı üstüne kilitlediler ve uzaklaştılar. )

MULDER: ( Kendi kendine sırıtarak ve heyecanlı bir şekilde. ) Bu inanılmaz.

( Mulder telsizin yanına geldi. Düğmeyi çevirip kanal ararken mikrofona konuşuyordu. )

MULDER: ( Telsize. ) Mayday. Mayday. Ben FBI'dan özel ajan Fox Mulder. SS Queen Anne'deyim. ( Başka bir frekansı denedi. ) Gemide sorun var. Mayday. Mayday.

( Düğmeyi çevirirken bir radyo istasyonuna denk geldi. )

RADYO: İngiliz büyükelçisi Alman hükümetine verdiği son notada, eğer birliklerini Polonya'dan çekmeye yanaşmazlarsa iki devlet arasında bir savaş durumu olacağının altını çizdi. Şu ana kadar böyle bir girişimde bulunulmadı. Sonuç olarak bugün, yani 3 Eylül 1939 itibariyle, bu ülke Almanya ile savaş halindedir.

( Mulder oturmuş, şok içinde söylenenleri dinliyordu. )

MULDER: Has..

( Mulder anahtar sesi duyunca arkasını döndü. )

ALMAN ASKERİ: Selam? ( Almanca birşeyler söyledi. ) Selam? Selam?

( Alman askeri karanlık olan odaya girdi. Yüzünü göremiyorduk. Odanın içine baktı. )

RADYO: Eğlence yerlerine kapatma: Tüm sinemalar, tiyatrolar ve eğlence amaçlı diğer yerler bir sonraki duyuruya kadar hemen kapatılacak. İngiliz çocuklarının eğitimleri düzgün ve sorunsuz şekilde devam edecek. Sağlık bakanlığının açıklamasına göre artan..

( Alman askeri radyonun yanından geçerken Mulder üstüne atladı. Boğuşurlarken düğmeye dokundular ve radyo Andrews Sistes'ın "Bei Mir Bist Du Schon" şarkısını çalmaya başladı. Boğuşmayı Mulder kazandı ve bayılan Alman askerine baktı. Adam ajan Spender'ın 1939 haliydi. )

MULDER: Neler oluyor? Spender?

( Kamera odadan ayrılıp koridora yönelirken Mulder 1939 Spender'ın giysilerini çıkarmaya başladı. Daha sonra 1939 Spender'ın giysilerini giymiş şekilde koridorda yürümeye başladı. Koridorun diğer ucunda birkaç Nazi askeri onu gördüler ve arkasından dostça Almanca birşeyler söylediler. Mulder ne cevap verdi ne de arkasını döndü. Nazi askerleri artık dostça davranmıyorlardı. )

1. NAZİ: Halt! Mach schnell! Der rechts! Der rechts! Der rechts! * Kal orada! Çabuk olun! Sağa! Sağa! Sağa! *

( Mulder koşmaya başladı. Naziler Mulder'ı geminin koridorlarında takip ettiler. Mulder onları iki kez yanlardaki koridorlara girerek atlattı. Sonunda bir koridorun sonuna geldiğinde kendini Elmira Gulch ve Lollipop Guild şarkılarıyla dans eden iyi giyimli yolcuların bulunduğu balo salonunda buldu. Mulder dansedenlerin arasında yürüyerek "Jeepers Creepers"ı çalan orkestranın yanına kadar geldi. )

ŞARKICI:

It's got to be sunny to me

When your eyes look into mine

Jeepers creepers, where'd you get those peepers?

Gosh, oh, get up, how'd they get so lit up?

MULDER: ( Sarışın şarkıcıya bakarak kendi kendine yavaşça ) Selam.

ŞARKICI:

Jeepers creepers, where'd you get those peepers?

( Mulder'ın yanında danseden çiftlerden bir tanesi kazayla Mulder' çarptı. )

KADIN: ( Suçlayarak. ) Afedersiniz.

( Mulder gözlerini şarkıcıdan çekip kadına baktığında onun Scully'nin tıpatıp benzeri olduğunu gördü. Scully uzun bir burgonya giysisi giymişti. Kel kafalı bir adamla dansediyordu. Mulder, şaşırmış bir şekilde Scully'yi kolundan yakaladı. )

MULDER: Scully?

1939 SCULLY: Ağzına bir tane yemeden o Nazi pençelerini üzerimden çekmeni öneriyorum.

MULDER: ( Scully kendisini görebilsin diye şapkanın ucunu kaldırırken. ) Scully, benim, Mulder.

1939 SCULLY: Oh, İngilizce konuşuyorsun, öyle mi? Peki Amerikan bayrağındaki yıldızları görmeye ne dersin? ( Yumruğunu yüzü önünde tuttu. )

MULDER: ( Neden Scully'nin kendisini tanımadığını anlamayarak. ) Ben bir Nazi değilim.

1939 SCULLY: Oh, tabi. Sadece onlardan biri gibi görünüyorsun, öyle mi?

( Arkasını dönüp dansetmeye devam etti. )

MULDER: Bu üniformayı çalmak zorunda kaldım. ( Ellerini Scully'nin sırtına koyarak. ) Scully?

( Birdenbire şarkıcı şarkı söylemeyi kesti ve Mulder'ı işaret etti. )

ŞARKICI: Hier ist der Mann, den sie wollen! * Aradığınız adam burada. *

( Kapının yanındaki Naziler Mulder'a doğru yaklaşmaya başladılar. )

1. NAZİ: ( Havaya bir el ateş ederek. ) Halt! Haende hoch! Haende hoch! * Dur! Eller havaya! Eller havaya! *

( Mulder yardım için 1939 Scully'ye baktı. )

1939 SCULLY: ( Çevirisini yaparak. ) "Eller havaya", dedi.

( Mulder ellerini kaldırdı ve Naziler onu yakaladılar. )

MULDER: ( 1939 Scully^ye. ) Görüyorsun işte, sana söylemiştim.

( Nazi Mulder'ı yumrukladı. Müzik kaldığı yerden devam ederken Naziler Mulder'ı salondan dışarı sürüklediler. !939 Scully dansına devam etti. )

ŞARKICI:

Jeepers creepers ...

MULDER: Şu anda hepiniz büyük adamlarsınız, ama Rusya'ya girinceye kadar bekleyin. Umarım kıçlarınız soğuğu sever.

ŞARKICI:

..where'd you get those peepers?

Gosh, oh, get up, how'd they get so lit up?

( Naziler Mulder'ı yağmur altında geminin güvertesine sürüklediler ve orada dövmeye başladılar. Mulder karşılık verdi ve bir tanesini yere devirdi. Mulder'ı tuttular. )

1. NAZİ: Auf schnell! ( Almanca birşeyler söyledi. ) * Çabuk ayağa kalk. *

MULDER: Sana da aynından Adolf!

1. NAZİ: Los! Mach schon! * Gidin. Bunu da götürün. *

( Mulder'ı yine sürükleyerek oradan götürdüler. Mulder'ın yere yıktığı asker de kalkmış onları takip etmekteydi. Dümenin olduğu yere gittiler. Kaptan Harburg dümenin başındaydı. Etrafı Nazi askerleriyle doluydu. Nazi subayının yüzünü henüz göremiyorduk. )

NAZİ SUBAYI: Bringen Sie dieses Schiff auf Fahrtrichtung Deutschland oder wir schaffen Sie vom Steuer weg. Verstanden? * Gemiyi Almanya yönüne çevir yoksa seni dümenin başından alırız. Anladın mı? *

KAPTAN HARBURG: Bu gemiyi bırakmayacağım!

NAZİ SUBAYI: Zeig ihm, was ich meine. * Ona ne demek istediğimi gösterin. *

KAPTAN HARBURG: Beni indirebirlirsiniz, ama cehennemde buluşana kadar bu dümeni bırakmayacağım.. ( Tükürdü. )

NAZİ SUBAYI: Erschiess ihn. * Onu vurun. *

BİRİNCİ YAMAK: Hayır!

( Kamera kaptan Nazi subayının arkasında kalana kadar döndü. 2. Nazi kaptanın kafasına ateş etti ve kaptan oracıkta öldü. Nazi subayı döndü. Adam Sigara İçen Adam'ın 1939 versiyonuydu. Bir sigara yaktı ve Mulder'a baktı. )

MULDER: Sen..

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Wer ist dieser Mann? * Bu adam kim? *

2. NAZİ: Er hat einen meiner Leute zusammengeschlagen und seine Uniform gestohlen. Er ist Spion. * Adamlarımdan birisini dövüp üniformasını çaldı. O bir casus. *

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Wo sind die Waffen versteckt? * Silahlar nerede? *

MULDER: No sprechen. ( Herhalde "Almanca konuşamıyorum" demek istedi!! :) )

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Die Waffen haben Sie an bord, nicht? * Silahlar gemide, değil mi? *

MULDER: Ben Nazice konuşmuyorum.

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Erschiess ihn auch. * Onu da vurun. *

( 2. Nazi silahı Mulder'ın kafasına doğrulttu. )

MULDER: ( Paniğe kapılarak. ) Bekleyin bir dakika. Bana niye ateş ediyorsunuz? Beni neden öldürüyorsunuz? Ben ne yaptım? Bana ne sorduğunu anlamadım.

( Skinner'a benzeyen bir başka Nazi dümenin bulunduğu odaya girdi. )

1939 SKİNNER NAZİ: Halt! Nicht schiessen. Dieser Mann ist Amerikaner. Es heisst, sie wollen mehr Leute an dem Krieg beteiligen. ( Mulder'ın kimliğini 1939 Sigara İçen Adam'a uzatarak. ) *Durun! Ateş etmeyin. Bu adam Amerikalı. Daha fazla insanın savaşta yeralmak istediğini söylüyorlar. *

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Bring ihn nach unten. Bring alle nach unten. * Onu aşağı indirin. Herkesi aşağı indirin. *

( Mulder'ı yakalayanlar onu dümen odasından sürükleyerek çıkardılar. )

MULDER: ( Bizim göremediğimiz bir yerden seslenerek. ) Skinner? Beni nereye götürüyorlar? Yardım et, Skinner!

< 2. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ; WASHİNGTON D.C. >

( Scully FBI binası içinde birçok masanın olduğu bir yerde kendi masasında oturmuştu. Eski Silahşörler Scully'ye yaklaştılar. )

SCULLY: Siz burada ne arıyorsunuz?

FROHİKE: Mulder'ın başı belada.

LANGLY: Büyük belada.

SCULLY: Ne demek istiyorsunuz?

BYERS: Hadi bir yürüyüşe çıkalım.

SCULLY: Pekala, nereye gidiyoruz?

( Scully'nin masasından biraz uzaklaştılar. )

FROHİKE: Yerin kulağı vardır.

SCULLY: ( Sabırsız bir şekilde. ) Benim de kulaklarım var. Bana burada neler olduğunu söyleyecek misiniz?

BYERS: Mulder kayboldu.

SCULLY: Nereden kayboldu?

LANGLY: Ulusal arama ofisinin lacrosse orta bölgesindeki radar uydusundan.

( Langly Scully'ye bir fotoğraf uzattı. )

SCULLY: Anlamıyorum. Neye bakıyorum?

FROHİKE: Koca bir hiçe.

BYERS: Bunu 45 dakika kadar önce daha bu sabah Atlantik'in ortasında açıklanamayan bir şekilde beliren bir geminin fotoğrafını gönderen NRO uydusundan çektik.

LANGLY: Gemi 60 yıl önce hiçbir iz burakmadan kaybolan SS Queen Anne.

SCULLY: Queen Anne mi? Şu lüks İngiliz gemisi mi?

FROHİKE: Doğru.

SCULLY: Bir Alman denizaltısı tarafından bombalanmıştı.

LANGLY: Bu hikayenin bir kısmı.

SCULLY: Dahası mı var?

BYERS: Tam pozisyonu casusların gemiyi Axis'e teslim edebileceği korkusuyla gizli tutuldu. Buna dayanarak Queen Anne kaybolduğunda Plantagenet limanının güneyindeydi.

FROHİKE: Burası 60 metreden daha sığ bir yer olmasına rağmen gemi bulunamamıştı.

SCULLY: Öyleyse Queen Anne'in sadece kaybolduğunu söylüyorsunuz.

LANGLY: Bermuda üçgeninde.

FROHİKE: Ve bu sabah doğu standart saatiyle sabah 6:49'da yeniden ortaya çıktı.

SCULLY: Bu imkansız.

BYERS: Uydu yalan söylemez.

SCULLY: Burada hiçbir şey yok.

BYERS: Orjinal fotoğrafları denizde yönünü bulmasına yardım etmek için Mulder'a verdik.

LANGLY: Acelesi vardı.

SCULLY: Nereye gitmek için?

FROHİKE: Başka biri oraya ulaşmadan önce Queen Anne'e gitmek için.

SCULLY: Oraya mı gitti?

BYERS: Bermuda'ya gitti ve oradan bir motorlu tekne kiraladı. Onu uyduda bir buçuk saat boyunca takip ettik.

LANGLY: Ta ki bir fırtına patlayana ve tüm ileticileri bozana kadar.

FROHİKE: Şu anda elinde tuttuğun şey bu.

SCULLY: Ona ne oldu?

BYERS: Bunu bilemeyiz. Alternatif takip verileri olmadan olmaz. Bunun için buradayız.

LANGLY: İyi bilgiler olmadan yapabileceğimiz tek şey beklemek ve en iyisini ümit etmek.

FROHİKE: Evet, ama en kötüsünü de umalım.

SCULLY: Pekala, yardım bulmalıyız.

( Scully masasına geri döndü. )

BYERS: Pozisyonu bilmeden bu iş samanlıkta iğne aramak gibi.

SCULLY: Neye ihtiyacınız var?

BYERS: Askeri AWACS SLAR veya SAR 100 K görüntüleri. Bunları elde etmek için Pentagon'dan birilerini bulmalısın.

SCULLY: ( Kendisine verilen bilgileri bir kağıda yazdı. ) Aşağıda beni bekleyin.

( Scully notu aldı ve silahşörlerden ayrıldı. Koridordan geçip Skinner'ın sekreterinin ofisine girdi. )

SCULLY: ( Sekretere. ) Onunla görüşmem lazım.

SKİNNER'IN SEKRETERİ: Lütfen biraz oturur musunuz?

SCULLY: İçeride mi?

SKİNNER'IN SEKRETERİ: Evet, telefonla konuşuyor.

SCULLY: Üzgünüm. Bu bekleyemez.

( Scully Skinner'ın ofisine girdi. Skinner telefonla konuşuyordu. )

SCULLY: Efendim?

SKİNNER: ( Telefona. ) Bir dakika bekler misin? ( Scully'ye. ) Ne vardı ajan Scully?

SCULLY: Bazı rahatsız edici bilgiler edindim, efendim. Yardımınıza ihtiyacım var.

SKİNNER: ( Telefona. ) Seni beş dakika sonra arayacağım. ( Telefonu kapatıp Scully'ye döndü. ) Buraya böyle dalamazsınız.

( Sessizce fakat aceleyle konuşuyorlardı. )

SCULLY: Efendim, bunu sekreterinize açıklayarak zaman kaybedemezdim.

SKİNNER: Nedir bu kadar acil olan?

SCULLY: Bu ajan Mulder'la ilgili. Aceleyle birşey yaptı.

SKİNNER: Yapamam.

SCULLY: Denizde kaybolmuş olabilir.

SKİNNER: Yapamam, ajan Scully.

SCULLY: Neyi yapamazsınız?

SKİNNER: Size yardım edemem. Yapabileceğim hiçbir şey yok.

SCULLY: Bu benim için değil, ajan Mulder için.

SKİNNER: Ellerim bağlı. Artık başınızda ben yokum.

SCULLY: Bütün bunların neyle ilgili olduğunu bilmek istemiyor musunuz?

( Kapıya doğru yürümeye başladılar. )

SKİNNER: Hayır istemiyorum. Bunu duymak bile istemiyorum.

SCULLY: ( Yalvararak. ) Efendim, bu bir adamın hayatıyla ilgili.

SKİNNER: ( Daha yüksek sesle. ) Sizinle görüşmeye yetkim yok.. Sizinle ya da Mulder'la.

SKİNNER'IN SEKRETERİ: Beni dinlemeden geçti, efendim.

( Scully ofisler arasındaki kapıyı kapattı. )

SKİNNER: Çizgiyi aşıyorsun Scully.

SCULLY: Hayır efendim. Siz aşıyorsunuz. Üzgünüm, size yardım için geldim ve gidebileceğim başka bir yer yok. Birlikte yaşadığımız bunca şeyden sonra en azından söyleyeceğimi dinleyecek inceliğe, terbiyeye ve saygıya sahip olduğunuzu umuyordum. Şimdi, ihtiyacım olan tek şey bilgi. ( Skinner Scully'den notu alıp baktı. ) Başka birşey yapmanıza gerek yok. Bakın efendim, eğer Deniz Haber Alma Ofisi'nden birini tanıyorsanız bunun çok büyük yardımı olabilir.

SKİNNER: ( Biraz duraksadıktan sonra notu geri verdi. ) İşimi, emeklilik hakkımı kaybedebilirim. Hatta hakkımda dava bile açılabilir.

( Scully öfkeli bir şekilde iç çekti ve kapıyı açmaya çalıştı, ama Skinner kapıyı çarptı ve elini de kapıya dayadı. )

SKİNNER: Kafanı kullan, Scully. Bu senin kıçını kurtarabilir.

SCULLY: Sizin kıçınızı kurtarabilir, efendim. Bununla beraber kafanızı da kurtarmış olursunuz.

( Scully Skinner'ın ofisinden çıktı. Bir an dönüp geriye baktı, sonra koridorda yürümeye devam etti. Koridordan geçip oldukça kalabalık olan asansöre bindi ve düğmeye sertçe bastı. Asansör hareket ederken sabırsızca bekleyip notu avucuna vurmaya başladı. Yanındaki bir bayan kendisine garip bir şekilde baktı. Scully asansör durunca hemen çıkmaya çalıştı, ama kazayla elindeki notla bir kadına çarptı. )

ASANSÖRDEKİ KADIN: Ah!

SCULLY: ( Çabucak dönerek. ) Üzgünüm.

( Scully Müdür Yardımcısı Kersh'un ofisine girdi, ama sekreterini yerinde bulamadı. Tam arkasını dönüp kapıdan çıkacakken Kersh'un sekreteri odadan çıktı. Kadın 1939'daki şarkıcıya benziyordu. )

KERSH'UN SEKRETERİ: Evet efendim. Bu dosyaları alıp onu arayacağım ve sonra hat bağlandığında da size haber vereceğim.

SCULLY: Müdür Yardımcısı Kersh ile konuşmam gerekiyor.

KERSH'UN SEKRETERİ: Üzgünüm, şu an meşgul.

( Scully Kersh'u ofisinde otururken gördü. )

SCULLY: Müdür Yardımcısı Kersh bir dakikanızı alabilir miyim acaba?

KERSH: Ne için?

SCULLY: Alabilir miyim efendim? ( Ofise girdi. ) Teşekkürler. Efendim, bana bazı bilgileri bulmanızı isteyecektim. ( Not kağıdını elinde tutarak. ) Neden olduğunu söyleyemem, ama bu oldukça önemli.

( Scully arkasını döndü ve Sigara İçen Adam'ı Kersh'un ofisinde gördü. )

KERSH: Evet?

SCULLY: Ben.. şey.. Üzgünüm. Haber vermeden gelmemeliydim.

KERSH: ( Son derece yumuşak bir şekilde. ) Acaba bana ne göstereceğinizi görebilir miyim, ajan Scully?

SCULLY: Şey.. Bu.. İnanın hiçbir şey değildi.

KERSH: ( Not kağıdını elinden alarak. ) Güzel.

( Scully başka birşey söylemeden ve aptallığına şaşarak ofisi terketti. Koridorda yürürken aklına birden bir fikir geldi. )

SCULLY: Ne düşünüyorum? Ne düşünüyorum?

( Cep telefonunu çıkarttı ve hızlı arama tuşuna bastı. Yeniden asansöre doğru giderken yolda birine çarptı.)

SCULLY: Afedersiniz.

( Asansörün kapıları kapanmadan yetişti. Asansörde tek başınaydı. )

SCULLY: ( Bodrum katı düğmesine basarken birilerinin telefonu açmasını unuyordu. ) Hadi, hadi, hadi, hadi, hadi. Telefonu aç Mulder. Telefonu aç, telefonu aç, telefonu aç.

KAYIT: Ulaşmak istediğiniz cep telefonu kullanıcısı yanıt vermiyor ya da..

SCULLY: ( Telefonu kapatarak. ) Lanet olsun.

( Scully asansörden çıktı ve Gizli Dosyalar ofisine girdi. )

SCULLY: ( Kararlı bir sesle. ) Benim için birşey yapmanı istiyorum. Tartışmasız olarak. Bunu yap yoksa seni öldürürüm. Anlıyor musun?

( Spender ofiste yalnızdı. Ayağa kalktı ve Scully'ye yaklaştı. )

SPENDER: Siz iyi misiniz, ajan Scully?

SCULLY: Hayır değilim. Ateşlenmeye hazır bir silah gibiyim o yüzden beni test etme, Spender. Beni sakinleştirmeye çalışmayı düşünme bile.

SPENDER: Neye ihtiyacınız var?

SCULLY: ( Aynı bilgiyi Spender için de bir kağıda yazar. ) Askeri AWACS SLAR 100 K gözlemcisi. Bermuda'nın güney-güneydoğusu. Bir tekneyi, ya da bir gemiyi arıyorum. 1939'daki lüks gemilerden birini.

SPENDER: 1939 mu?

SCULLY: Çok fazla soru sorma. Ne yapacağın ya da kiminle yapacağın ya da kime yalakalık yapacağın beni ilgilendirmiyor. Bu bilgiye ihtiyacım var. Hem de hemen. Yeterince açık mı?

SPENDER: Son derece açık.

SCULLY: Ve, ajan Spender.. Eğer çabucak geri dönmezsen seni takip edeceğim ve sonra da Tanrı yardımcım olsun.. ( Elini yumruk haline getirdi. )

SPENDER: Tamam.

( Spender ofisten ayrıldı. )

SCULLY: ( Yavaşça. ) Oh, Tanrım.

( Spender'ın masasındaki telefon çaldı. Scully telefonu açtı. )

SCULLY: ( Telefonda. ) Alo?

SİGARA İÇEN ADAM: ( Sadece sesiyle. ) Ajan Fowley?

SCULLY: ( Bir an duraksadıktan sonra sesini alçaltarak. ) Evet.

SİGARA İÇEN ADAM: Ajan Spender'ı arıyordum.

SCULLY: Üzgünüm şu an burada değil. Benim yardım edebileceğim birşey var mı?

SİGARA İÇEN ADAM: Evet, ajan Scully Müdür Yardımcısına üzerinde haber alma sistemiyle ilgili birşeyler yazan bir kağıt verdi de.. ( Duraksadı. )

SCULLY: Evet? Evet efendim?

SİGARA İÇEN ADAM: Kimsiniz?

( Scully yavaşça telefonu kapattı. Telefon arkasında yeniden çaldı. Scully Kersh'un sekreteriyle karşılaştı.)

KERSH'UN SEKRETERİ: Oh, ajan Scully.

SCULLY: Ben sadece..

KERSH'UN SEKRETERİ: Sizi almak için gönderildim.

SCULLY: Evet, ben ajan Spender'ı bekliyordum.. Ondan birşey almam gerekiyordu.

KERSH'UN SEKRETERİ: Ajan Spender Müdür Yardımcısı Kersh'un yanında.

SCULLY: ( Sinirli bir şekilde. ) Seni sıçan!

( Scully asansöre doğru koştu. )

SCULLY: ( Kendine söylenerek. ) Aptal!

( Cep telefonu çaldı. )

SCULLY: ( Telefonda. ) Scully. ( Karşıdakini az çok duyuyordu. ) Mulder? ( Umutlu bir şekilde. ) Sen misin? Hayır, ben.. Asansördeyim. Bekle. Ben birazdan.. Bekle.

( Kapılar açıldı. Scully dışarı çıkıp da Sigara İçen Adam'ı, Kersh'u ve Spender'ı koridorda konuşurken görünce yeniden asansöre girdi. )

SCULLY: ( Telefonda. ) Alo? Hayır.. Anlayamıyorum.

( Kapılar bir kez daha açılınca Skinner'ın orada durmuş cep telefonuyla konuştuğu görüldü. )

SKİNNER: Bu sen miydin?

SCULLY: Bu siz misiniz?

SKİNNER: ( Asansöre bindi. ) Sana ulaşmaya çalışıyordum. İhtiyacın olan bilgiyi elde ettim.

( Scully kağıdı aldı. Skinner'ı yakaladı ve birdenbire dudaklarından öptü. )

SCULLY: Nasıl?

SKİNNER: Hiç sorma.

SCULLY: ( Minnettar bir şekilde. ) Efendim, yaptığınız şey..

SKİNNER: Mulder'ın kıçını kurtarmaktı. Biliyorum.

SCULLY: Evet.

( Kapılar açıldı. Koridorda diğer ajanlar vardı. )

SKİNNER: ( Sert bir şekilde. ) Ve eğer benden bir daha bu siyaseti ve protokolü yıkmamı isterseniz sizi paketleyip FBI'dan yollarım. Anlaşıldı mı, ajan Scully?

SCULLY: Evet.

( Scully oradan sıvışıp asansöre koştu. )

SCULLY: ( Heyecanlı bir şekilde. ) Evet.

( Asansörde bir başka ajanın da kendisiyle olduğunu gördü. Sakin davranmaya çalışıyordu, ama yine de Skinner'ın kendisine verdiği notu heyecanla okudu. Diğer ajan garip bir şekilde kendisine bakıyordu. Asansör durunca garaja doğru fırladı. Bir minübüsün yaklaştığı duyuldu. Frohike Scully minübüsün arkasına bindiğinde kapıyı kapattı. )

BYERS: Aldın mı?

SCULLY: ( Bir zafer kazanmış edasıyla kağıdı havaya kaldırdı. ) Evet.

( Minübüs hareket etti. Bir adam arkalarından koşturdu, ama onlara yetişemedi. )

< 3. SAHNE >

( 1939. Mulder ve denizciler Naziler tarafından ambara indirildiler. )

2. DENİZCİ: Hey.. Amerikalısın, değil mi? Bu senin hayatını kurtardı, dostum. Almanlar sizi de savaşa çekmek istemediler.

MULDER: Sana iki kelime söyleyeceğim dostum: Pearl Harbor.

2. DENİZCİ: Ne?

MULDER: Polonya'dan sonra Hitler'in hedefi Danimarka, Hollanda ve Fransa'nın arasındaki noktalardı. Fransızlar bizi çevirip durdular, İtalyanlar kendilerine verilen fırsatı anladılar ve Japonlar da arka kapıdan girdiler. Bu uzun ve kanlı bir hikaye. Şans eseri mutlu bir sonu var.

2. DENİZCİ: Biz mi kazandık?

MULDER: Evet, bizim en ufak bir yardımımız bile olmadan tarihi şekillendirdiniz. Bir sonraki 50 yılda Spice Girls'ten başka af dileyecek birşey yok.

1. NAZİ: Mach schon! Los! * Devam edin! Gidin! *

( Motor bölümünün kapıları açıldı. İçeri girdiler ve Naziler üstlerine kapıyı kilitledi. )

1. DENİZCİ: Pekala.. Konuğumuza göre burası yatacak yeni yerimiz delikanlılar.

MULDER: Almanca konuşuyorsun. O yukarıdaki bağırışmalar neydi?

1. DENİZCİLER: Amerika'dan ayrılıp silahları İngiltere'ye taşıdığımızı kafalarına takmışlar.

MULDER: Taşıyor muyuz?

1. DENİZCİ: Dinle. Bu gemi 16 feetde 18.000 ton taşıyabiliyor. 21 knot tam güç veriyoruz. Eğer bu gemide cephane varsa dostum, bunlar, birkaç taştan daha ağır gelmeyecektir.

MULDER: Ama kaptan birşey biliyordu. Dümeni bırakmamıştı.

1. DENİZCİ: Naziler gemiye bir radyo frekansını ele geçirdikten sonra bindiler. Sürekli sorup durdukları bir kod kelime var: Thor'un çekici. Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun dostum?

( Jamaikalı bir tayfa kendilerine yaklaştı. )

1. TAYFA: Siz kimsiniz? Siz kimsiniz dedim?

2. TAYFA: Yüzlerinizi gösterin yoksa onları dağıtırız.

DENİZCİ: Demirleri bırakın çocuklar. Tanrı aşkına bu sizin kendi mürettebatınız.

2. TAYFA: Burada ne yapıyorsunuz?

DENİZCİ: Bir bardak çay içiyoruz. Neye benziyor, seni gerizekalı herif?

2. TAYFA: Öyleyse gemiyi kim idare ediyor?

3. DENİZCİ: Oh,. Heil Hitler adına bazı herifler.

2. DENİZCİ: Hiç Almanya'ya gitmedin mi, maymun herif? Senin gibilere karşı özel bir düşkünlükleri var.

4. DENİZCİ: Evet, doğru.

MULDER: Hey bu gemi Almanya'ya gidemez.

2. DENİZCİ: Kendine gel dostum.

MULDER: Size haberlerim var. Cephane taşımıyorsunuz. Bu, çok daha tehlikeli birşey.

1. DENİZCİ: Thor'un çekici mi?

MULDER: Thor'un çekici bir silah değil. O bir adam. Kimin eline geçerse ona savaşı kazandıracak olan bombayı yapmaya yardım edecek olan adam.

1. DENİZCİ: Ve diyorsun ki o şu an bu gemide.

MULDER: Onu balo salonunda gördüm.

( 1. denizci sırıttı ve kapının yanına gitti. Kapıya vurunca bir Nazi kapıyı açtı. )

1. DENİZCİ: Seine Name ist Thor's Hammer. Er hatte einen Plan, eine Bombe zu bauen. Auf Wiedersehen.. Mates. * Adı Thor'un çekici. Bir bomba yapmayı planlıyor. Görüşmek üzere dostlar. *

( 1. denizci dışarı çıktı ve Nazi yeniden kapıyı kapattı. )

2. TAYFA: ( Mulder'ın yüzüne doğru. ) Senin sorunun ne?! Her tarafta casuslar olduğunu bilmiyor musun?! Kimseye güvenme!

2. DENİZCİ: Bakın, bu gemiyi durdurmak zorundayız..şimdi! Pekala arkadaşlar, gidelim!

( Denizciler ve Mulder ambarın motor bölümünün daha da derinine doğru gittiler. Burada daha fazla tayfa vardı. )

2. DENİZCİ: Bu motor bölümünün başında kim var? Oh, sen. Hey, sen! Seninle konuşuyorum. Makinaları kapat. Bu gemiyi hemen durdurmalıyız.

3. TAYFA: İçine biraz işeyin çocuklar.

( Tayfa Kersh'un tıpatıp aynısıydı. )

2. DENİZCİ: Hey, onu duydunuz.. motorları kapatın! Başka yol yok gerizekalı.

3. TAYFA: ( Onlara motora koydukları zincirleri göstererek. ) Eğer dümeni kontrol edemezseniz Almanya'ya gidemezsiniz. Onu kullanan benim. Evimizin rotasında yol alıyoruz.

2. DENİZCİ: Hiç pusulana baktın mı? Yanlış yöne giderek İngiltere'ye varamazsın.

3. TAYFA: İngiltere'ye gitmiyoruz. Jamaica'ya gidiyoruz.

TAYFALAR: Evet!

3. DENİZCİ: Dinle, onu evine götürüyorsun.. ait olduğu yere!

MULDER: Beni dinleyin! Beni dinleyin! Bu gemiyi İngiltere'ye götüremezsiniz. Bunu asla başaramayacaksınız.

TAYFALAR VE DENİZCİLER: Sen neden bahsediyorsun? Dümenin kontrolü bende!

3. TAYFA: Onun gideceği tek yer var. Jamaica!

TAYFALAR: Evet!

MULDER: Gemiyi Jamaica'ya da götüremezsiniz. Almanlar hangi yöne giderseniz gidin sizi takip edecek.

TAYFALAR: Hayır! Hayır! Dinleyin. Dinleyin. Dinleyin.

3. TAYFA: Sen kim oluyorsun, oğlum?

MULDER: Adım Mulder.

2. DENİZCİ: Kanlı Amerika'ya geri dönmek istiyor.

MULDER: Hayır. Bu gemiyi döndürmenizi ve geldiğiniz yöne gitmenizi istiyorum.

TAYFALAR VE DENİZCİLER: Hayır! Hayır!

2. DENİZCİ: Hey, neredeyse yolun yarısındayız!

MULDER: Gemiyi geri döndürmelisiniz.

3. TAYFA: O yönde ne var?

MULDER: Gelecek.

2. DENİZCİ: Ne?

MULDER: Aslında, geçmiş.

3. DENİZCİ: Hmm? Oh, pekala, ikna oldum.

MULDER: Pekala, bunu size açıklayabilirim.

1. NAZİ: ( İçeri girdi. ) Du! Der Amerikaner. Du kommst mit uns, rauf hier. Ja, mit kommen. * Sen! Amerikalı. Bizimle geliyorsun. Evet, bizimle geliyorsun. *

MULDER: ( Tayfalara ve denizcilere. ) Gemiyi döndürün yoksa Hitler patlayacak. Almanya kazanacak ve çocuklarınız özgürlüğün ne olduğunu hiç bilmeyecekler!

( Naziler Mulder'ı dışarı çıkarıp koridorlarda sürüklediler. )

1. NAZİ: ( Konuklara. ) Halt! Halt! Stehen bleiben! Stehen bleiben oder ich schiesse! Stehen bleiben! * Durun! Durun! Olduğunuz yerde kalın! Olduğunuz yerde kalın yoksa ateş ederim! Olduğunuz yerde kalın! *

( Balo salonuna ulaştıklarında müzik durmuştu. Yolcuların hepsi toplanmıştı. 1939 Sigara İçen Adam ve 1939 Spender birlikte duruyorlardı. Naziler Mulder'ı onlara götürdüler. )

NAZİ: Achtung! * Dikkat! *

1939 SPENDER: ( Mulder'a. ) Aufstehen. Mach schnell. Ayağa kalk! Er sagte, .. * Ayağa kalk. Çabuk ol. Ayağa kalk. O diyor ki, ... *

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Wir haben einen Mann an Bord, einen Wissenschaftler, der weiss wie man ein Bombe macht, die den Krieg gewinnen wird. Frag ihn, wer dieser Mann ist.

1939 SPENDER: ( Çevirisini yaparak. ) Gemide bomba yapabilen bir bilimadamı var. Bu adam kim?

MULDER: ( Hafif bir sesle. ) Bilmiyorum.

1939 SİGARA İÇEN ADAM: ( 2. Naziye. ) Waffe bereit. * Silah hazır. *

( 2. Nazi silahını doğrulttu. Yolcular keskin bir soluk aldılar. )

1939 SİGARA İÇEN ADAM: ( 1939 Spender'a ) Sag ihm, wir werden einen Passagier umbringen für jede falsche Antwort. * Söyle ona, verdiği her yanlış cevap için bir yolcuyu öldüreceğiz. *

1939 SPENDER: ( Mulder'a ) Soruya cevap ver yoksa yolcuları öldürmeye başlayacağız. Bilimadamı hangisi?

MULDER: ( Hafif bir sesle. ) Bilmiyorum.

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Schiess ihn. * Ona ateş edin. *

( Nazi yolcuların arasına girdi ve beyaz saçlı yaşlıca bir adamı öldürdü. Yolcular korkuyla nefes aldılar. Bazıları ağlıyordu. )

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Frag ihn, wieviele Personen er sterben lasst. * Ona kaç insanın ölmesine izin vereceğini sor. *

1939 SPENDER: Kaç hayat kurban etmeye razısın?

MULDER: Hiç.

1939 SPENDER: Öyleyse cevabı söyle. Er weigert sich ihn zu nennen. * Onun adını vermekte tereddüt ediyor. *

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Schiess nochmal. * Bir kez daha ateş edin. *

( Bir silah sesi duyuldu, ama biz kimin vurulduğunu görmedik. )

1939 SCULLY: Dur! Bu adam cevabı bilmiyor. ( yürüdü ve tam Spender'ın yüzü önünde durdu. ) Bilmediği birşeyi öğrenmek için masum insanları öldürüyorsunuz!

1939 SPENDER: Kapa çeneni. Kapa çeneni ve çekil şurdan.

1939 SCULLY: Beni dinle, seni küçük gerizekalı..

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Wir haben unsere naechsten Passagier, eine Dame. Richte die Waffe auf sie. Schiess sie.. Wenn er die Frage nicht beantwortet. * Sıradaki yolcumuz bir bayan. Silahı ona doğrultun. Eğer soruya cevap vermezse.. ateş edin. *

( 1939 Spender silahını 1939 Scully'ye doğrulttu. )

1939 SPENDER: ( Mulder'a ) Soruya cevap ver.

( Kısa bir duraksama oldu. 1939 Scully'nin yanında duran Mulder silahı ittirip 1939 Scully'nin önüne geçti. )

MULDER: Soruya cevap vereceğim.

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Beantworte die Frage. * Soruya cevap ver. *

( Mulder ilk önce öldürülen adamı işaret etti. )

MULDER: Bilimadamı olan bu adamdı.

( 1939 Scully Mulder'a yaklaştı. 1939 Spender silahını yeniden 1939 Scully'ye doğrulttu. )

< 4. SAHNE >

( 1998. Alacakaranlık. Küçük bir bot Queen Anne'in yanına yanaştı. Işıklar açıktı. )

FROHİKE: Hey, Scully, buna inanamayacaksın. Buraya gel.

SCULLY: ( Kabinden çıktı. ) Ne?

FROHİKE: Hava açıldı ve işte oradaydı.

SCULLY: Bu Queen Anne mi?

BYERS: Bu o.

SCULLY: Buna inanamıyorum.

FROHİKE: Görmek inanmak demektir.

SCULLY: Enerjileri var.

BYERS: Belki Mulder çoktan gemidedir.

SCULLY: Öyle olmasını umalım.

( 1939 balo salonu. )

1939 SPENDER: ( Silahı hala Mulder ve 1939 Scully'ye doğruluydu. ) Yalan söylüyorsun.

1939 SCULLY: Doğruyu söylüyor.

1939 SPENDER: Kapa çeneni! Bilimadamı kim?

MULDER: ( Yeri işaret ederek. ) Söyledim ya, bu adam bilimadamı.

1939 SPENDER: Subay! ( Almanca birşeyler söyledi. Bir başka Nazi ölü adamın kimliğini çıkarıp 1939 Sigara İçen Adam'a verdi. )

1939 SİGARA İÇEN ADAM: Frag ihn, wie der Mann heisst?

1939 SPENDER: ( Çevirisini yaparak. ) Adamın adı ne?

MULDER: John Brown. Bir kez daha sor da seni oturtayım.

1939 SPENDER: Adı ne?!

MULDER: Puddintame. Bir kez daha sorarsan aynısını söyleyeceğim.

( Kel kafalı adam yaklaştı. )

BİLİMADAMI: Bekleyin. Ateş etmeyin. Bilimadamı olan benim.

1939 SCULLY: Bu adam bir yalancı. Bilimadamı olan benim.

BİLİMADAMI: Lütfen başka biri ölmeden önce onlara gerçeği söyleyin.

1939 SCULLY: Bu adamı tanımıyorum.

BİLİMADAMI: Lütfen onu dinlemeyin. Beni korumak için benimle seyahat ediyordu. OSS için çalışıyor.

( Bilimadamını uzaklaştırdılar. )

MULDER: ( İğnelercesine 1939 Scully'ye fısıldadı. ) Bu harika.

1939 SCULLY: Senin daha iyisini yaptığını görmedim.

( 1939 Sigara İçen Adam uzun bir süre onlara baktı. )

1939 SİGARA İÇEN ADAM: ( 2. Nazi'ye. ) Töte sie zuerst. Töte sie alle. * Bunları öldür. Hepsini öldür. *

MULDER: Ne söyledi?

( Naziler Scully ve Mulder'ı dizleri üstüne çökerttiler. Mulder yavaşça elini Scully'nin omuzuna koydu. 1939 Sigara İçen Adam ve 1939 Spender ayrıldılar. )

MULDER: Uh.. Sanırım ne söylediğini biliyorum.

1939 SCULLY: Çabuk öğreniyorsun.

( Mulder ve Scully başlarını hafifçe öne eğmişlerdi. Silahlı Nazi arkalarında duruyordu. Herşey çok sessizdi. )

1939 SCULLY: Neler oluyor?

MULDER: Motorlar sustu.

( Birdenbire içeri tayfalar ve denizciler girdiler. Nazi askerleriyle kavga etmeye başladılar. Swing müziği çalıyordu. )

( Aynı swing müziği eşliğinde Scully ve Eski Silahşörler ellerinde fenerlerle boş koridorları araştırıyorlardı. Scully Eski Silahşörlerden ayrıldı. )

( 1939 balo salonu. )

MULDER: Hey!

1939 SCULLY: Hey, ne?

MULDER: Benimle gel.

1939 SCULLY: Neden geleyim ki?

MULDER: Çünkü bu gemiyi kurtarabilecek tek kişisin. Hadi.

( Mulder ve 1939 Scully çevrelerindeki kavgadan kaçınarak balo salonundan sürünerek çıkmaya başladılar. )

( Scully bir koridorda yürüyordu. Eski Silahşörler de ona katıldılar. )

( Mulder ve 1939 Scully balo salonundan çıkıp bir koridorda koşmaya başladılar. Arkalarından şu sesi duyuyorlardı. )

MULDER: ( 1939 Scully'nin elini tutarak. ) Hadi.

NAZİ: Stehen bleiben! Stehen bleiben.. oder ich erscheisse sie. Haende hoche.. Hinter ihren Köpfe. Machen sie es! * Orada kalın! Orada kalın..yoksa ateş edeceğim. Eller yukarı. Başınızın arkasına. Yapın şunu! *

( Durdular. 1939 Scully içini çekti ve ellerini başının üstüne koydu. Mulder da aynı hareketi tekrar etti. )

1939 SCULLY: ( Mulder'a ) Şimdi ne olacak, Einstein?

NAZİ: Machen sie es! * Yapın şunu! *

( Bir silah sesi duyulunca ikisi de sıçradılar. Ama arkalarını döndüklerinde yerde yatan Nazi askerini gördüler.Koridorda 1939 Skinner belirdi. )

1939 SKİNNER: Tanrı Amerika'yı korusun. Şimdi o kıçlarınızı buradan çıkarın.

( Mulder ve 1939 Scully koridorda koşarken görüntü ikiye ayrıldı. İki görüntü de aynı koridoru gösteriyordu. Mulder ve 1939 Scully koridorda ilerlemeye devam ettiler. Diğer taraftan Scully'nin sesi duyuldu. )

SCULLY: Byers? Langly? Frohike?

( Scullyler iki tarafta da belirdi. İkisi de durdular ve sanki birbirlerini görebiliyorlarmış gibi yanlarına baktılar. Scully yoluna devam etti. Mulder 1939 Scully'nin elini tutup onu diğer yöne doğru çekti. )

MULDER: Hadi.. Hadi!

( Koşarak uzaklaştılar. )

SCULLY: ( Eski Silahşörleri bulmuştu. ) İşte buradasınız.

( Bir sonraki sahnede Scully ve Eski Silahşörler balo salonuna girdiler. 1939'daki çığlıklar ve kavgalarla dolu salon yerine Scully ve Eski Silahşörler dağınık ve kirli bir odaya girdiler. )

( Mulder ve 1939 Scully geminin güvertesine çıktılar. Hala geceydi. )

1939 SCULLY: Ne yapıyorsun?!

MULDER: Sana gemiyi nasıl kurtaracağını anlatacağım.

1939 SCULLY: Burada mı?

MULDER: Fazla kalamam. Tarihe geri dönmek zorundayım.

1939 SCULLY: Ne?

MULDER: ( 1939 Scully'nin kollarını tutarak. ) Ve bunu kurtarmak zorundasın. Bekle. Beni dinle. Bu gemi şeytan üçgeni denilen bir şeye yakalandı. Bu bir çeşit zaman döngüsü.. uzaydaki bir aralık.

1939 SCULLY: Sen deli misin?

MULDER: Einstein'ı biliyorsun, değil mi? Teorik bir olasılık kehanetinde bulunmuştu. Dünyayı yerle bir edecek bir atom bombası kehanetinde de bulunmuştu.

1939 SCULLY: Evet? Ne olmuş?

MULDER: Eğer bu geminin mürettebatını gemiyi geri döndürmeye ikna etmez ve direkt şeytan üçgenine girerseniz Einstein'ın kehanetleri, tarihin sonu da dahil olmak üzere, gerçekleşecek.

1939 SCULLY: Peki ya gemiyi geri döndüremezsem..?

MULDER: Bu olasılıkta, ben varolmayacağım.

1939 SCULLY: ( İnanmayarak. ) Oh..

MULDER: Sen de varolmayacaksın.

1939 SCULLY: Tamam..

MULDER: Bu arada bir daha asla karşılaşmayacağız..

( Mulder Scully'yi tutup kendine çekti ve sertçe dudaklarından öptü. 1939 Scully de karşılık verdi. Mulder 1939 Scully'yi bırakınca Scully önce bir an Mulder'a baktı, sonra sağ eliyle Mulder'ın yüzüne yumruk attı. 1939 Scully yumruktan dolayı acıyan elini ovuştururken Mulder çenesini tuttu. )

MULDER: Ben sol bekliyordum.

( Mulder koşarak uzaklaştı ve güvertenin parmaklıklarına tırmandı. )

1939 SCULLY: Hey!

( Mulder zıplayıp suya atladı. 1939 Scully koşup bir cankurtaran simidini suya attı. )

( Alacakaranlık. Bir beden, içinde dört kişinin bulunduğu bir bota çekildi. )

< 5. SAHNE >

( Mulder hastane yatağında yatıyordu. Kendinde değildi. Scully ona doğru eğildi. )

SCULLY: Mulder? Mulder, benim. Hmm?

MULDER: ( Uyanarak. ) Neredeyim? ( Oturmaya çalıştı. )

SCULLY: Hastanedesin.

MULDER: Oooo.

SCULLY: Yerinden kalkma.

MULDER: Kendimi.. korkunç hissediyorum.

SCULLY: Seni suçlayamam. Bir burgu içinde olduğunu söyleyebilirim.

MULDER: Ne oldu?

SCULLY: Son derece aptalca birşey yaptın.

MULDER: Ne yaptım?

SCULLY: Bir gemiyi aramaya gittin, Mulder. Bermuda üçgeninde.

MULDER: Şunu bir daha söyler misin?

( Eski Silahşörler odaya girdi. )

FROHİKE: Gilligan uyanmış.

MULDER: Sen oradaydın.

SCULLY: Hmm?

MULDER: Sen oradaydın, Scully.

( İçeri Skinner girdi. )

LANGLY: ( Diğerlerine. ) Sayıklıyor.

MULDER: ( Skinner'dan bahsederek. ) Ve o da oradaydı.

SKİNNER: ( Elindeki çiçekleri başucuna bırakarak. ) Doğru. Ben ve köpeğim Toto.

MULDER: Hayır. Orada Nazilerle birlikteydin.

SCULLY: Mulder, sakinleşecek misin? Bu bir emirdir.

SKİNNER: Sanki emirleri anlıyormuş gibi..

( Mulder elini yatağın yanında duran Scully'nin beline koydu. Mutluydu, ama bedeninde çok fazla sakinleştirici olduğu belliydi. )

MULDER: Dünyayı kurtardın, Scully.

SCULLY: Evet.. Haklısın. Kurtardım.

FROHİKE: Ne çeşit bir uyuşturucunun etkisi altında?

LANGLY: Ben de ondan biraz istiyorum.

MULDER: Hayır, hayır, hayır.. Queen Anne. Onu buldum. Thor'un çekiciyle oradaydın. Sana gemiyi diğer yöne çevirmen gerektiğini söyledim ve aşağı atladım.

SCULLY: Evet öyle dediğine eminim. Üstünde olduğun tekne milyonlarca parçaya ayrılmış. Queen Anne ise hayalet bir gemiden başka birşey değil.

MULDER: Yo, yo, yo.. Sen ve ben o gemideydik, Scully. 1939'da.

SKİNNER: Biraz dinlen Mulder. Çünkü buradan çıktığın zaman kıçını bir güzel tekmeleyeceğim.

( Skinner ve Eski Silahşörler odadan çıktılar. )

MULDER: Seni bir daha asla göremeyebilirdim. Ama bana inandın.

SCULLY: Sadece rüyanda. ( Sanki bir çocukla konuşuyormuş gibi. ) Mulder, senden gözlerini kapamanı ve şunu düşünmeni istiyorum "Ev gibisi yoktur.".

MULDER: Mmm ( Kıkırdadı. )

( Scully gitmeye hazırlandı, ama Mulder onu geri çağırdı. )

MULDER: Hey, Scully. ( Dirseği üzerinde kalkarak. )

( Scully geri geldi ve Mulder'ın yüzüne yaklaşarak. )

SCULLY: Evet?

( Uzun bir suskunluk oldu. Birbirlerine bakıyorlardı. )

MULDER: Seni seviyorum..

SCULLY: Oh, Tanrım.. ( Arkasını döndü ve odadan çıktı. )

( Mulder biraz incinmiş bir şekilde Scully'nin gidişini izledi. Başını yastığa koyar koymaz acıyla geri çekti. Elini 1939 Scully'nin yumrukladığı yere götürüp gülümsedi. )

- SON -


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR