5x20 :: THE END

SAHNE 1

VANCOUVER, BRITISH COLUMBIA

(Satranç turnuvası yapılmaktadır. Büyük bir seyirci kitlesi sessizce, RUS ADAM ve 12 yaşındaki Amerikalı çocuk, GIBSON PRAISE’ın oyununu izlemektedir. Oyuncular, her hamlelerinden sonra zaman sayacına vururlar.)

BU SIRADA:

(NİŞANCI, oyuncuların üzerinden, tesisat yolundan geçer ve silahını birleştirmeye başlar.)

BU SIRADA:

(Çocuk, yani GIBSON, sanki bir ses duymuşcasına ürker. Sinirli bir şekilde etrafındaki kalabalıktan gelen sesleri araştırır. Etrafına ve yukarıya bakar.)

BU SIRADA:

(Silah hala birşeltirilmektedir.)

BU SIRADA:

(GIBSON, oyuna döner.)

BU SIRADA:

(Tüfeğin parçaları birleştirilmiştir. Silah, ilk önce RUS ADAM’a sonra GIBSON’a doğrultulur.)

BU SIRADA:

(RUS ADAM, bir parça hareket eder.)

BU SIRADA:

(NİŞANCI’nın parmağı tetiktedir.)

BU SIRADA:

(GIBSON, kraliçesini ((bizde vezir deniyor)) hareket ettirmek için ayağa kalkar.)

GIBSON: Şah.

(GIBSON, yerine oturur, arkasına yaslanır. Silah ateşlenir. Mermi, RUS ADAM’ı göğsünden vurur. Adam, sandalyesinden düşer ve satranç tahtası dağılır. İnsanlar, çocuğun etrafını çevirirler. Kalabalık giderek daha çok paniğe kapılır, bağrışmalar ve kaçışmalar artar. NİŞANCI, silahını parçalara ayırır ve hemen olay mahalini terk eder. GIBSON, NİŞANCI’nın ateş ettiği yere doğru bakar.)


SAHNE 2

LAURENTIAN DAĞLARI, QUEBEC, KANADA, 06:39

(İki adam, paraşütlü olduğu halde, karla kaplı ormanlık alana iner. Yüzlerinde kar maskesi vardır. Bir kulübeye yaklaşırlar. İçerde çay demliğinin düdüğünün ötmektedir. SİGARA İÇEN ADAM (SİA), ocağı kapatır. Bornozunun önünü kapatırken, göğsündeki yara izi görünür. Silah yarasına benzemektedir. Muhtemelen dışarıdaki adamlar tarafından çalıştırılan alarm zilini duyar. Adamlar yavaşca kulübeye yaklaşırlar. İkiye ayrılırlar. İLK ADAM, yavaşca ön kapıyı açar. Tek bir atışla öldürülür ve karın üstüne düşer. İKİNCİ ADAM, koşarak gelir ve ortağının öldüğünü görür. Karda kanlı ayak izlerini farkeder. Koşarak adımları takip eder.)

BU SIRADA:

(SİA, ağaçlara doğru kaçmaktayken, İKİNCİ ADAM da onu takip etmektedir. İKİNCİ ADAM, bir el ateş eder ancak ıskalar. SİA, durur ve kendini takip eden adama bakar. İKİNCİ ADAM, kar maskesini çıkarır. Bu KRYCEK’den başkası değildir. Silahını SİA’a doğrultur.)

SİA: Hadi devam et! Ateş et, Alex!-

KRYCEK: Burada mı! Seni... geri görütmeye geldim.


SAHNE 3

X DOSYALARI OFİSİ, WASHINGTON, D.C.

(Kamera, MULDER’ın masasının yanındaki duvara odaklanır. Duane Barry’ninkini de içeren pek çok gazete küpürü, MULDER’ın “I Want to Believe” posterindeki UFO’nun üzerinde “Sen buradasın” yazılı bir not ve MULDER ve SCULLY’nin bir kapının yanında dosyalara bakarken çekilmiş fotoğrafları vardır. SKINNER, elinde birkaç dosyayla bu fotoğrafa bakarken, MULDER içeri girer. SKINNER’ı gördüğü için şaşırmıştır.)

MULDER: Waw, Yardımcı Yönetici, ofisini senin için toplaması gerektiği zaman, Federal Büro’da nereye gideceğini biliyorsun. Ne oldu?

SKINNER: Ben, sadece, hmm... bakıyordum.

MULDER: Özel bir şey için mi?

SKINNER: Buraya, sana birşeyler sormak için indim. Ben, hmm, sanırım, burnumu sokacak konu arıyorum – seni merak ettim – senin, mmm, uzun süreli planlarını.

MULDER: Uzun süreli planlarım mı? Zaten tam burada, avucunun içinde hepsi.

(MULDER, dosyaları SKINNER’dan alır ve bir dosya dolabına yönelir.)

SKINNER: Ne bulmayı umuyorsun? Yani sonunda.

MULDER: Bulmayı umduğum herşey bunun içinde. Ve belki de bunu bulduğum zaman öğreneceğim. Bana bunu sormak için mi gelmiştin?

SKINNER: Hayır. Bir dava var – sana normal yoldan gönderemezdim – bir katil... bir Rus satranç oyuncusuna suikast düzenledi. Vuran kişi Ulusal Güvenlik Ajansı’ndan... bizden biri. Olay, pek çok insanı mutsuz etti. Bu çocuk, Jeffery Spender – Özel Ajan Spender – davaya atanmıştı. Sorumlu kişi odur.

MULDER: Davayı ona sen mi verdin?

SKINNER: Hayır. Bu, büro dışında gelen bir emirdi. Onun takımı, şu anda birleşerek üst kademelere tırmanıyor. O kadar özeldir ki, sizi dışarıda bıraktılar.

(MULDER, yavaş ve yaramaz bir bakışla sırıtır.)


SAHNE 4

FBI BRİFİNG ODASI

(SPENDER, RUS ADAM’ın vurulduğu videoyu yavaş harekette gösterir. SCULLY de dahil pek çok ajan onu dinlemektedir.)

SPENDER: Katil, Anatole Klebanow’u kazaya yer vermeyecek kadar yakın bir mesafeden, Amerikan Haberalma Ajansına kayıtlı bir silah kullanarak, tek bir atışla öldürmüştür.

(MULDER ve SKINNER içeri girer. SCULLY, MULDER’a bakmak için başını çevirir.)

SPENDER: Katilin amacının ne olduğu ve suç oratakları saptanamadığı gibi, herhangi bir istek de bildirilmemiştir.

(SPENDER, MULDER’ı görür ve konuşmasını keser.)

MULDER: Lütfen devam edin.

SPENDER: (rahatsız olmuş görünür) Öldüren atışın yörüngesinden, katilin yalnız hareket ettiği düşünülebilir, fakat henüz bir suç ortağı veya tezgahlama saptayamadık. Tek bir mermi, oldukça dik bir açıyla, tesisat yolunda, güneş panellerinin hemen sağından ateşlenmiştir.

MULDER: A... afedersiniz. Kaseti geri sarabilirmisiniz? Lütfen. Nerede duracağını söyleyeceğim. Sadece geri sararmısınız?

MULDER: Şunu bitirmeme izin verin. Eğer sorularınız varsa, daha sonra konuşabiliriz.

MULDER: Sorum yok. Hayır. Sadece hatalı olduğunuzu düşünüyorum.

SCULLY: (sessizce) Mulder... ne yapıyorsun?

MULDER: Bence, hedef olan Rus adam değildi. Hedef, onun rakibiydi.

SPENDER: Rakibi, Ajan Mulder, 12 yaşındaki bir çocuk.

MULDER: Ve iyi bir satranç oyuncusu. Şimdi, sadece şunu geri sararsanız, en iyi hareketini size göstereceğim.

(SPENDER, gönülsüzce kaseti geri sarar.)

MULDER: Tamam, burada durun. Bakın çocuk burada ne yapıyor, tam adam vurulmadan önce. Oynatın. Ne yaptığını görüyormusunuz? Tam olarak geri çekiliyor. Gördünüz mü?

SPENDER: Sadece, bir şah hamlesini tamamladı. Geri çekiliyor, çünkü oyun bitti.

MULDER: Öldüren atış için oldukça dik bir yörünge tanımladınız. Eğer, çocuk doğru anda geri çekilmeseydi, boynunun arkasından mermiye hedef kendisi olacaktı, Rus adam değil.

SPENDER: Artık devam edebilirmiyiz?

(Bir kadın, uzun boylu, çekici, siyah saçlı, 30’ların ortalarında görünen, AJAN DIANA FOWLEY, odanın bir tarafında oturmaktadır.)

DIANA: Bence Ajan Mulder Haklı. Görünüşe bakılırsa, çocuk nişancıyı önceden hissetti. Eğer kaseti geri sararsanız bunu göreceksiniz.

(MULDER, şaşırmış halde DIANA’ya bakar.)

SPENDER: Buna imkan yok. Mümkün değil.

SKINNER: Sadece kaseti geri sarında kendimiz için görebilelim.

(SPENDER, SKINNER’ın emrini yerine getirir. Çocuğun yukarı ve etrafına baktığı görülür. SPENDER ve MULDER birbirlerine bakarlar, sonra MULDER, DIANA’yla göz göze gelir.)


SAHNE 5

GECE

(Bir köprünün altında, KRYCEK ve SİA, aralarında BAKIMLI ADAM (well manicured man)’ın da bulunduğu BÜYÜKBAŞLAR’a yaklaşırlar.)

SİA: Şaşırmış görünüyorsunuz. Nedeni burada olmam mı, yoksa hayatta olmam mı?

BİRİNCİ BÜYÜKBAŞ: Vurulduğunu duyduğumuzda, en kötüsünü göz önünde bulundurduk.

İKİNCİ BÜYÜKBAŞ: Kurtulman için çok kan kaybettiğini söyleyen raporlar var.

SİA: Açıkçası beni tahmin etmiyorudunuz. Daha da açıkçası işi yapması için gönderdiğiniz adama gereğinden fazla önem verdiniz.

(KRYCEK, rahatsız olmuş görünür.)

SİA: (bir sigara yakar) Peki, hadi herşeyi unutalım. Şimdi, benim için bir işiniz var.

BAKIMLI ADAM: Bir kaza oldu... talihsiz bir hata.

SİA: Evet, gördüm. Duydum. Okudum.

ÜÇÜNCÜ BÜYÜKBAŞ: Çocuk bizim için bir sorun.

SİA: Bana yaptığınızı mı yapmak isterdiniz... vurarak öldürmek mi... beynini parçalamak mı?

BİRİNCİ BÜYÜKBAŞ: Bu senin ilgi alanın... bizim de olduğu gibi.

SİA: Benim ilgi alnımı bildiğinizi mi düşünüyorsunuz?

BİRİNCİ BÜYÜKBAŞ: Kabul ettiğini düşünebilirmiyiz?

SİA: (duraklar) Evet.

(SİA, yürüyerek uzaklaşır.)


SAHNE 6

(Arabanın içinde. MULDER, arabayı kullanmakta, SCULLY, onun yanında ve arkada da DIANA oturmaktadır.)

SCULLY: Ne kadar zamandır Bürodasınız, Ajan Fowley?

DIANA: 91’den beri. Duvar yıkıldıktan sonra Avrupa’da görevlendirildim. Yöneticimiz, yabancı terörizm endişeleri yüzünden geri çağırana kadar.

SCULLY: Ve terörizm boyutu yüzünden, seni bu davaya mı atadılar?

DIANA: Hayır. Ben, hmm, geri çağırılmayı istedim. Evde, ilgilenmek istediğime karar verdiğim şeyler vardı.

(MULDER ve DIANA, arabanın dikiz aynasından göz teması kurarlar. SCULLY, anlamaz.)

SCULLY: 1991. (MULDER’a) Bu yaklaşık olarak senin X Dosyalarında çalışmaya başladığın yıl.

MULDER: Aşağı yukarı, evet.

(MULDER ve DIANA, tekrar birbirlerine bakar.)


SAHNE 7

INGET MURRAY PSİKİYATRİ HASTANESİ, GAITHERSBURG, MARYLAND

(GIBSON, TV’de SIMPSONLAR’ı seyretmektedir.)

HOMER SIMPSON: (masaya silahı koyar) Ah.. bunu yere koysam daha iyi olur.

(Silah ateşlenir ve Marge’ın resimini keser.)

LISA SIMPSON: Sana karşı değildi, Anne, ama çok harikaydı.

MARGE SIMPSON: Homer, sanırım sen de...

(MULDER, SCULLY, ve DIANA içeri girer. MULDER, GIBSON’ın yanında diz çöker.)

MULDER: Merhaba. Benim Adım Fox. Bunlar da Dana ve Diana. Nasılsın bakalım?

GIBSON: Burada umurumda değil. Bütün iyi TV gösterilerini var burada. Yaşadığım yerde, Filipinlerde sadece Baywatch ((Sahil Güvenlik)) seyredilebiliyor.

(MULDER, bakışlarını bayanlara çevirir ve sonra tekrar çocuğa döner.)

MULDER: Baywatch’ın neresi kötü?

(GIBSON, MULDER’a daha yakından bakar.)

GIBSON: Senin terbiyesiz bir zihnin var.

(MULDER, ne söyleyeceğinden emin değildir. SCULLY’ye bakar.)

SCULLY: (gülümsemesini bastırarak) Ebeveynlerin seni Cuma günü alacaklar, Gibson, eve götürecekler.

GIBSON: (MULDER’a) Bir daha satranç oynamak istemiyorum.

MULDER: Oynamak istediğimi nasıl bildin?

GIBSON: Çünkü elinde ucuz satranç bilgisayarlarından tutuyorsun.

(MULDER, gerçekten de kolunun altında elektronik satranç oyunu saklamaktadır.)

MULDER: O kadar da ucuz değil. Bunu ne kadar çabuk altedebilceğini görmek istemezmisin?

GIBSON: Hayır.

MULDER: Belki de bunu yapamayacağın için.

(MULDER, televizyonu kapatır. GIBSON, cevap vermez.)

MULDER: Haklıyım, değil mi? Neden bahsettiğimi biliyorsun. Geldiğim anda da biliyordun. Bu şekilde kazandın, değil mi... rakibinin ne yapacağını nasıl biliyorsun? Kafasının içini görüyorsun. Düşüncelerini okuyorsun. Adamın seni vuracağını da bu yolla öğrendin... değil mi?

GIBSON: Zihninde ne olduğunu biliyorum. Getirdiğin kızlardan birini düşünmekte olduğunu biliyorum.

MULDER: Oh?

(SCULLY, kaşlarını kaldırır, DIANA yarım gülümser.)

GIBSON: Onlardan biri seni düşünüyor.

(SCULLY, rahatsız olur, DIANA, ilgili görünür.)

DIANA: Hangimiz?

(GIBSON, MULDER’a yakından bakar.)

GIBSON: Söylememi istemiyor.

(MULDER, oldukça rahatsız olmuş biçimde kıkırdar. Doğrulur ve iki kadınla karşı karşıya gelir.)

MULDER: Bu çocuğun tam saat korumaya ihtiyacı var.

(MULDER, çabukcak koridora çıkar, SCULLY, onu takip eder.)

SCULLY: Mulder... (MULDER döner) Tüm bunlar ne demek oluyor?

MULDER: Çocuk satranç ustası değil. Uygun koşullar altında, ben bile büyük olasılıkla onu yenerim.

SCULLY: Mulder, o çocuk uluslararası alanda bir dahi olarak tanımlandı. Büyük Ustaları yendi.

MULDER: En adice bir üstünlük sayesinde. Tüm yaptığı bir oda dolusu sihir hilesinden başka bir şey değil.

SCULLY: Mulder, seni aptal yerine koyuyordu. Seninle oynuyordu. Bu çocuğun zihinleri okuduğunu düşünüyorsun.

MULDER: Buna benzer bir sürü davayı daha önce de gömüştük, Scully.

SCULLY: Görmüştük, Mulder, sahtekarları ve şanslı tahminleri görmüştük, ama hiçbirinde o kişileri ciddi testlerden geçirememiştik. (DIANA, odadan çıkar, MULDER ve SCULLY’yi seyreder.) Şimdiye kadar hiçkimse, binlerce kişi içinden sadece birinin zihninde yoğunlaşabildiğini iddia edecek kadar ileri gitmedi.

MULDER: Belki de bu yüzden onu ölü istiyorlar.

SCULLY: Kim? Kimden bahsediyorsun sen?

MULDER: Zihin okuyucusu ben değilim.

SCULLY: Yani bu mümkünse olsa bile, o kişilerin, iş hayatında, savaşda, herşeyde sunduğu benzersiz üstünlüğe rağmen... bu çocuğu öldürmek istediklerini mi öne sürüyorsun?

DIANA: Belki de işeri sır saklamak olan birileri tarafından.

MULDER: Öyleyse, hadi deneyelim. Bence çocuk buna direnecek. Hadi, onun üzerinde bir beyin taraması ve ruhsal değerlendirme yapalım. (ileri bakar) Ne yapılacağını biliyorsun, Diana.

(MULDER, koridordan aşağı yürür. SCULLY ve DIANA gidişini seyrederler.)

SCULLY: Yani, siz birbirinizi tanıyormusunuz?

DIANA: Uzun zaman önceydi.

(SCULLY, DIANA’nın gidişini seyreder.)


SAHNE 8

FEDERAL TUTUKLAMA MERKEZİ, FT. MARLENE, MARYLAND

(SPENDER, bir hücreden çıkar ve kapıyı kapatır. MULDER, ona yaklaşır.)

SPENDER: Burada ne işin var?

MULDER: Katille konuşmak istiyorum.

SPENDER: Son altı saatimi onunla konuşarak geçirdim. Söylediklerimi takmaz hale gelmişdi.

MULDER: (kapıya yanaşır) Tamam. Ne yapabileceğimi görmeme izin ver o zaman.

SPENDER: (onu durdurur) Sana dışarda durmanı öneririm. Aslında, tüm bu şeylerden uzak durmanı öneririm.

MULDER: Seni ilk gördüğümde sadece hırslı olduğunu sanmıştım. Bu sabah, fikrim değişti. Sen kibirli birisin. Şimdiyse, neyi koruduğuna şaşırmaya başladım.

SPENDER: Sadece bu şeyi doğru yönetmeye çalışıyorum, bazılarının herkese açık, gülünç paramormal olayları gibi değil.

MULDER: Notlar alman gereken yerde beni aşağılıyorsun. Bir şekilde, sırf giydiğin takım elbise yüzünden büyük kademelere geleceksin, ama bu onun sana uygun olduğu anlamına gelmez. Şanslısın, çünkü uluslararası bir olayda bir seri Rusun kıçını öpmek için, pek çok ajanı yanlış ipuçları peşinden köpek gibi sürebilyorsun. Şimdi, bu olayda çocuk anahtar ve katil nedenini biliyor. Afedersin.

(MULDER, hücreye girerken SPENDER da onu takip eder. NİŞANCI, gayrı ciddi bir halde, elleri yüzüne dayalı olarak, yatağında oturmaktadır.)

MULDER: Bir çocuğu öldürmenin bedeli neydi? Para mı? Yoksa sadece şeytani saçmalıklar mı?

NİŞANCI: Ben bir çocuğu öldürmedim

MULDER: Hayır... onun sayisinde hayır.

NİŞANCI: Kalpsizlik hakkında mı konuşmak istiyorsun? Senin şu devamlı öten arkadaşın (SPENDER’ı işaret eder)... ne yemek verdi ne de su. 16 saat mi oldu ha?

MULDER: Bunu hoş göremem. Spender, bu adama yemek getirmelisin. Hadi.

(SPENDER, bir dakikalığına kin dolu bakışlarını MULDER’a yöneltir. Sonra hücreden dışarı çıkar.)

NİŞANCI: Söyleyecek hiçbirşeyim yok.

MULDER: Evet... geçmişini okudum. Eğitilmişsin. Özel Kuvvetler. Zaire, Grenada’daymışsın. Bomba yağmuru başladığı sırada, bir vurucu timle birlikte Saddam’ın sarayındaymışsın ve onu da öldürememişsin.

NİŞANCI: Söylediğim gibi...

MULDER: (konuşmasını keser) Evet, biliyorum – söyleyecek hiçbir şeyin yok. (yatakta yanına oturur) Orası anlaşıldı. Ben iyi bir tahminciyimdir. Çocuk düşünceleri okuyor. Peki buna ne dersin? Neden bana anlattılarını ona da söyleyip, bu hücreyi ne kadar güvenli ve sıcak bulabileceğini görmüyoruz.

NİŞANCI: Benim için ne yapabilirsin?

MULDER: Bilmiyorum. Dokukulmazlıkla seni çıkarabilirim, veya, hmm... tanık koruma programına aldırabilirim.

NİŞANCI: Bu asla olmaz.

MULDER: Bir düşün.

(MULDER, ayağa kalkar ve kapıyı arkasından kapatır. Koridordan aşağı yürürken SPENDER ve elinde yemek tutan bir gardiyanın yanından geçer.)

SPENDER: Ne elde ettin? Bir şey yakalayabildin mi?

(MULDER, hiç duraksamadan, tabaktaki cipsden bir avuç alır, birşeyler içer ve aşağı yürümeye devam eder.)

MULDER: Sadece onun güvenliği için.

(SPENDER ve gardiyan, MULDER’ın gidişini seyreder.)


SAHNE 9

INGET MURRAY PSİKİYATRİ HASTANESİ

(SCULLY ve GIBSON, elele bir kapıdan geçip koridora yürürler.)

SCULLY: Nasılsın?

GIBSON: Testlerden hoşlanmadım. Bir makinede olmaktan hoşlanmadım.

SCULLY: Hmm... biraz ürkütücü, değil mi?

GIBSON: Merak ediyorsun, değil mi?

SCULLY: Neyi? Seni mi?

GIBSON: Diğer kızı.

(DIANA, elinde bir dosyayla, bir odadan çıkar ve onlara doğru gelir.)

GIBSON: O da seni merak ediyor.

(Sonrası, GIBSON, altı yetişkinin olduğu bir odada oturmaktadır.)

DOKTOR 1: Sana bir miktar kart göstereceğiz ve biz onlara baktığımızda, ne düşündüğümüzü söylemeni istiyoruz. Şimdi, istediğin kadar zamanımız var.

(Her doktor, önündeki resime bakar, GIBSON, her birine bakıp gördükleri nesnelerin isimlerini söyler.)

GIBSON: Sandalye. Piyano. Pasta dilimi. Ampul. Gülen yüz. Heykel. Kedi.

(DIANA ve SCULLY, başka bir odada gözlem penceresinden olanları seyretmektedir.)

SCULLY: Bu çok şaşırtıcı. İnanmazı zor.

DIANA: Geleceği görebilen kişilerin % 90 verimle gösterileni telepatik olarak algıladığına şahit olmuştum, ama böylesine daha önce hiç şahitlik etmemiştim.

SCULLY: Nerede görmüştün?

DIANA: Ajan Mulder ve ben, psikiyatri hastanesinde biraz zaman harcamıştık. Suça karar verme aşamalarına hizmet eden, bizim teşhis koyamadığımız, bazı hastalar vardı.

(Diğer odada, GIBSON, doktorlarla başka resimleri bilmektedir.)

GIBSON: ...omlet. Kahve ve kek. Düz olmayan bir latte ((bunun ne demek olduğunu bulamadım)). İngiliz ekmeği. İki tane, kıymalı ekmeğin içinde Kanada domuz pastırmalı Büyük Slam.

(DOKTOR’lar kahkaha atar ve alkışlarlar.)

DOKTOR 1: (omuzunun üstünden SCULLY ve DIANA’ya) Bize kahvaltıda ne yediğimizi söylüyordu da.

SCULLY: (DIANA’ya bakmayarak gergin bir biçimde) Bir süre için gitmem gerekiyor.

(SCULLY, çabucak odayı terk eder. DIANA, onun gidişine bakar.)

SAHNE 10

(Hapishane. GARDİYAN, NİŞANCI’ya sesizce kapıdan bir not verir.)

GARDİYAN: Bir not aldım. Şimdi onu sana veriyorum.

(Not, bir Morley marka sigara kağıdının arkasına yazılmıştır: “Sen ölü bir adamsın”.)


SAHNE 11

(Yalnız Silahşörler ((Lone Gunmen))’in ofisi. Kapı vurulur. Kapının dışına bakan kamera ekranından, gelenin SCULLY olduğu anlaşılır. FROHIKE, pijamalı bir haldedir.)

SCULLY: (ekranda) Birisi içeri girmeme izin verecek mi?

FROHIKE: Evet. Evet. Geliyorum. Geliyorum.

(FROHIKE, bunun için öncelikle yedi adet oldukça sıkı kilidi açmalıdır. Sonunda kapıyı açar ve SCULLY içeri girer.)

FROHIKE: Üzgünüm. Yatmak için hazırlanırken yakaladın beni. İçeri gel. İçeri gel.

SCULLY: Teşekkürler.

FROHIKE: Bu geç saatte burada bulunmanın verdiği mutluluğu neye borçluyuz?

SCULLY: Yardımınıza ihtiyacım var.

LANGLY: (o da pijamalarıyladır ve ağızında diş fırçaşıyla içeri girer) Neyle?

SCULLY: Hepiniz, satrancın harika çocuğu Gibson Praise’ı duymuşsunuzdur. Bu, onun beyninin ve beyin işleyişinin elektirik sinyal taraması. (GIBSON’ın tarama sonuçlarını bir tepegöze yerleştirir). Bir sahtekar olabileceğine dair şüpheler var.

BYERS: Satrançta mı?

SCULLY: Şey, görünüşe bakılırsa, rakibinin düşüncelerini okuyarak kazanıyor.

FROHIKE: Buna bayıldım.

LANGLY: Ve bizden yapmamızı istediğin?

SCULLY: Veriyi çözümlemeniz... parapsikolojik bir gözle incelemeniz.

FROHIKE: Oohh... Vahşi tarafda bir adım.

SCULLY: (onlara bakmaz, tepegözdekileri değiştirir) Öncelikle beyler... Diana Fowley’in kim olduğunu söylemenizi istiyorum sizden.

BYERS: Diana Fowley mi? Tanrım, bu ismi bir süredir hiç duymamıştık.

SCULLY: Yani onu tanıyorsunuz.

BYERS: Şey... evettt.

FROHIKE: Mulder akademiden yeni mezun olduğu sırada onun bülbülüydü ((burada aslında “chikadee” denen bir tür Amerikan ötücü kuşundan bahsediliyor. Onun ismini bulamadığım için en yakın olarak bülbül dedim)). O, güzeldir.

SCULLY: Peki, onunla bir süre gayet yakın çalıştığını iddia ediyor.

LANGLY: Mulder, X Dosyalarını keşfettiğinde o da onunlaydı. Para – bilim konusunda geçmiş bilgilere sahip.

BYERS: Bir süre önce... Berlin’de orta elçilik görevine atanmıştı. Neden ayrıldıklarını hep merak etmişimdir.

(Bu, SCULLY’yi rahatsız eder. Hafifce gülümser. Hala adamlara bakmamaktadır ve tepegözü kapatır.)

SCULLY: Öyleyse... neden siz çocuklar ne bulabileceğinize bir bakmıyorsunuz?


SAHNE 12

(Hastane. GIBSON, Gümüş Kayakçı cizgifilmini seyretmektedir.)

GÜMÜŞ KAYAKÇI: Mevkimi korumalıyım.

GALACTUS: Mevkin seni yok edecek.

GÜMÜŞ KAYAKÇI: Yaşama ihanet etmeye sonsuza kadar katlanmaktansa, çürüyüp yok olmayı tercih ederim.

GALACTUS: Öyleyse, öl.

(DIANA, başka bir odanın gözlem penceresinden, çocuğu seyretmektedir. GIBSON, başını çevirip, onun olduğu yöne doğru bakar, sonra tekrar televizyona döner. MULDER, gözlem odasına gelip DIANA’ya katılır ve birlikte çocuğu seyrederler.)

MULDER: Küçük Karnac nasıllar bakalım?

DIANA: Önüne televizyon koyuyorsun ve normal bir çocuk oluveriyor. O gerçek bir son nokta, Fox. Onu Zener kartlarıyla, rasgele sayılarla, ESP işleriyle test ettik. Bir kerede yalnız bir değil pek çok düşünceye odaklanma yeteneğine sahip.

MULDER: Bakşa bir şey daha var. Gözden kaçırdığımız bir şey.

DIANA: Video kasetini iyi yakaladın. Etkilendim.

MULDER: (utanmış halde, ileri bakar) Oh, nasılsa sonunda sen yakalayacaktın.

DIANA: Hayır. Çok sayıda Arap teröristin başına sızmak için yıllarımı harcadım. Bu konudaki pratiğimi yitirdim. Ama sen, oyununun zirvesinde görünüyorsun.

MULDER: Tek yaptığım bu. Son beş yıldır yaptığım tek şey. Yaşamım da bunun gibi. (gülümser)

DIANA: Bazen, hakkında duyumlar alıyorum... yaptıkların hakkında. Ve, eğer kalıcak olsam nasıl olabileceğini düşünüyorum.

MULDER: Ah, bir terörist bombası hepimizi havaya uçuracaktı şüphesiz, ha?

DIANA: Bir dostunu kullanabildiğini hissediyorum, her ne kadar – senin gibi düşünen ve geçmiş bilgilere sahip biri var olsa bile.

MULDER: Oh, kastettiğin Scully mi?

DIANA: Konu hakkında açık fikre sahip diyemeyeceğim biri.

(İkisi de kahkahayla güler.)

MULDER: O, hmm... o bir bilim insanı. O sadece herşey için çalışmaya zorluyor beni.

DIANA: Evet, ama ben... eminim ki bir davada aynı fikre sahip iki kafa olduğu zaman daha üstün olunur.

MULDER: Sensiz de halledebiliyorum.

DIANA: Hey... ben senin tarafındayım.

(DIANA, MULDER’ın elini tutar ve birbirlerine bakarlar. Koridorda, SCULLY, GIBSON’ın dosyası elinde kapıya yaklaşmaktadır. Kapının penceresinden, MULDER ve DIANA’nın elele tutuşup güldüklerini görür. Şaşırmıştır ve yürümeye devam eder. Sonra durur, geri döner ve içeri bakmadan kapının önünden tekrara geçer. MULDER ve DIANA hala eleledir. SCULLY, park bölümündeki arabasına gider. Yaklaşık 15 dakika boyunca sadece oturup düşünür. Sonra, derin bir nefes alır ve cep telefonunu açar. Yavaşca nefes alıp vermektedir.)

MULDER: (telefonda, sesi) Ben Mulder.

SCULLY: (telefona) Mulder, benim.

MULDER: (telefonda, sesi duraklar) Neredesin?

SCULLY: (telefona) Ben, hmm, ben işe gidiyorum. Sana göstermeyi umduğum bir şey var. Çocuk hakkında.

MULDER: (telefona) Peki, ben zihinsel yetenekler bölümünde onunlayım şu an. Neden sen de buraya gelip bana göstermiyorsun?

SCULLY: (telefonda, sesi) Hmm, hayır, ben... eğer mümküse iş yerinde göstermek isterim.

MULDER: (telefona) Pekala, nedir göstereceğin?

SCULLY: (telefona) Şaşıracağını düşnüyorum. Çok şaşıracağını.

MULDER: (telefona) Yola çıktım bile.

(SCULLY, telefonu kapatır ve arabasını çalıştırır. Çıkarken SPENDER’ın arabasını park ettiğini görür. Adam onu görmez. SPENDER, araba alarmını çalıştırır. SCULLY’nin arabası görüş alanımızdan çıktığında, arabanın tekerlek seslerinden hızlı gittiğini anlarız.)

(SPENDER, arabadan iner ve gölgede duran SİA ile karşılaşır.)

SİA: Ajan Spender. Sizinle konuşmam lazım.

SPENDER: Sen de kimsin?

SİA: Size karşı ilgisi olan biri... sizin davanıza karşı. Size bu davayı veren benim.

SPENDER: Neredensin? CIA mi? NSA mi?

SİA: Sen parlak bir çocuksun.

SPENDER: Elinde bilgi olduğunu söyledin.

SİA: Panoyu kontrol et. Hangi adamı ne zaman feda edeceğini bil.

SPENDER: Neden bahsettiğini bilmiyorum.

SİA: Başkalarının hedefi veya mücadelesinin bir parçası olma. Kendi ilgilendiğin şeylerin peşinden git. Daima.

(Park bölümünün diğer tarafında MULDER, gelir ve konuştuklarını görür. Onlara doğru koşar, fakat SİA, geri adım atar ve kaybolur.)

MULDER: Ajan Spender! Ajan Spender? (SİA için etrafa bakınır ancak onu göremez) Kiminle konuşuyordun?

SPENDER: Bilmiyorum.

MULDER: Kiminle konuştuğunu bilmiyormusun? Yalan söylüyorsun.

SPENDER: Nereye varmak istiyorsun?

MULDER: Bana onun öldüğü söylenmişti.

SPENDER: Demek ki, o her kim ise, aslında değilmiş.


SAHNE 13

(SKINNER’ın ofisi. MULDER ve SCULLY, masanın karşısında oturmaktadır. SPENDER, DIANA ve başka birkaç ajan da kanepeye oturmuşlardır.)

SKINNER: (oturur) Bana bir hikaye anlatmak için buradasınız.

MULDER: (SCULLY’ye) Bana söylediklerinin aynısını ona da anlat.

SCULLY: (söyleyecekelrinden rahatsız olmuş görünmektedir) Gibson Praise üzerinde yapılan testleri birleştirdim ve hiç beklenmedik sonuçlara ulaştım; bunlardan biri var ki ben de kendi bildiklerimle bağdaştıramamanın güçlüğünü yaşıyorum.

SKINNER: Nedir onlar?

SCULLY: Sinirsel sonuçlar. Yüksek çözünürlüklü EEG kullanılarak çıkarılan beyin işlev haritası.

SKINNER: Ne buldun?

SCULLY: Testlerin gösterdiğine göre beynin bir bölgesinde henüz anlamaya başladığımız tuhaflıklar var. Geçici bölgede, nörofizikçilerin “Tanrı Yumrusu” adını verdikleri kısımda.

SKINNER: Umarım bu veledin gelecek çocuk İsa olduğunu duymayacağım.

SCULLY: Çocuğun beyninin işleyişi, özellikle bu bölgede sıraşıdışı bir faaliyet gösteriyor. Sadece basit bir anormallik değil, bildiğim herşeyin dışında.

MULDER: Doğal sonuçlar da var – bilim anlayışında büyük sıçramalara neden olan bireyler. Newton, Galileo, Einstein, Stephen Hawkin. Tüm bu adamlar beynin özel merkezlerine girişi sağlayan değişik düşünme biçimleri gösteriyorlardı.

SKINNER: Pekala. Bu çocuk acaip bir insan olsun. Bana söylermisiniz, neden birisi onu öldürmek için bu kadar ileri gitsin ki?

MULDER: Belki de bu çocuk sadece insandaki potansiyel için değil, tüm açıklanamayan ruhi paranormal olaylar için de bir anahtardır. X Dosyalarındaki her şeyin anahtarı.

SPENDER: Şunu doğru anlamışmıyım bakalım – bu çocuğun X Dosyaları yüzünden mi öldürüleceğine inanmamızı bekliyorsunuz?

MULDER: Hayır, daha büyük bir şey için.

SPENDER: Hı – hıı. Açıklayın bana. Bize.

MULDER: Yapamam. Ama katil açıklayabilir. Hapse attığınız suikastçi... savcılığa dokunulmazlık için pazarlık önerdi.

SPENDER: Piramidin sırları için bir katilin ortalıkta serbestçe cirit atmasını mı istiyorsun? Bu çılgınlık. Kaçıklık.

SCULLY: Söylediklerimi yanlış tanımlıyorsunuz. Bu, Ajan Mulder ve benim son beş yıldır araştırdığımız herşey için kaydadeğer bir kanıt olabilir.

DIANA: Manevi olarak nasıl ölçersin peki? Bu yapılamaz. Bunun aşamada bir katile dokunulmazlık talep ediyorsun, ve böylece Genel Avukatlık gidip işini görebilecek. Bir göz yummayla X Dosyalarını araştırmana izin verildi. Fakat sen yanlış türdeki dikkatleri üzerine çekiyorsun ve bu yüzden sizi kapatacaklar. Tüm çalışmalarına bir son ver. Kendi duyduğum ilgi yüzünd bunu yapamam.

(MULDER, başını sallarken, SCULLY,ona bakar.)

SKINNER: Herkes dışarı koridora çıksın.

(hepsi ayağa kalkar.)

SKINNER: Ajan Mulder, siz bekleyin.

(MULDER, gidenlere bakar. SKINNER, masanın kenarına oturur.)

SKINNER: Biliyorsun, o haklı. Aldığınız risk, daha önce konuştuğumuz uzun süreli planları...

MULDER: Ya peki Ajan Scully’nin buldukları doğruysa ve buna inanmak için her türlü nedene sahipsem, sonra tüm yaşamımı bulmak için arayacağım cevaplar milyonlarca yapboz parçası gibi bir arada önüme düşerse.

SKINNER: X Dosyalarını riske sokmuş olmayacakmısın?

MULDER: Genel Avukatlığı en çabuk nasıl ararsınız?


SAHNE 14

(Federal Hapishane, MULDER ve SPENDER, NİŞANCI’nın hücresine girerler. NİŞANCI uyanır, şaşırmıştır. Panik içinde ve umutsuz görünmektedir.)

MULDER: Genel Avukatlık, dokunulmazlık isteğimi duydu.

NİŞANCI: Duydu mu? Sen... Oh... Sen bunu halledebileceğini söylemiştin.

MULDER: Daha fazlasını istiyorlar. Oyun oynamadığına dair ikna edebileceğin. Kanıtlayabileceğim bir şey. Cevaplarına ihtiyacım var.

NİŞANCI: Çocuk bir kayıp bağlantıdır.

MULDER: Neye?

(MULDER ve NİŞANCI birbirlerine bakarlar. SPENDER’ı dışlayarak.)

MULDER: O genetik kanıt, değil mi?

(NİŞANCI, hafifce başını sallar.)

SPENDER: Neyin genetik kanıtı? (duraklar) Neyin genetik kanıtı?

MULDER: Çocuk süper insan değil. O sadece insandan daha fazla insan.

(MULDER, aceleyle hücreden çıkar. SPENDER, onu takip eder.)

SPENDER: Ne peki o?

MULDER: Pek çoğumuz kullanmadığımız genlere sahibiz. Çekinik olarak, kapalı gibi dururlar. Bilim onların ney için, neden orada olduğunu veya nereden geldiğini bilmiyor.

SPENDER: Doğru, peki bu neyi kullanmak için sence?

MULDER: Çok uzun süredir bilinen fakat güncel olmayan uzaylı astronotların tarih öncesi varlıklarının kanıtlarına dayalı bir kuram var.

SPENDER: Oraya gidip, çocuğun bir parçasının uzaylı olduğunu söylemeyeceksin.

(MULDER, SPENDER’a dik bir bakış atar ve uzaklaşır.)

SPENDER: Duyduğunun bu olduğunu mu sanıyorsun? Sen buna inandın, Ajan Mulder. Şimdi de inandırılmana izin veriyorsun.

(MULDER, SPENDER’ı önemsemez.)


SAHNE 15

(Gündüz, caddede. SİA, bir binadan dışarı çıkar. Bir araba yanında durur. Şoför, KRYCEK’dir ve BAKIMLI ADAM, yolcu koltuğunun camını açar.)

BAKIMLI ADAM: Senin sorumluluğuna vermiştik. Başaramadın.

SİA: Başarısızlık. Kim başarısız oldu?

BAKIMLI ADAM: Mulder, az önce Adalet Bölümüne gitti. Çocuğun başarı belgesi de elinde.

SİA: Bu sadece oyunun bir parçası.

BAKIMLI ADAM: Bu bir oyun değil. Tanrı aşkına.

SİA: Kesinlikle öyle. Hepsi bir oyun. Sadece birer birer parçaları topluyorsunuz, ta ki tahta tertemiz olana kadar.

BAKIMLI ADAM: (nefes alırken) Tanrım...

(BAKIMLI ADAM, hiç de hoşnut değildir. Pencereyi kapatır. SİA bir sigara yakar.)


SAHNE 16

ENTERVILLE, VIRGINIA

(Gece, araba bir otelin önünde durur. Otel odasının içinde, GIBSON, televizyonda “King of the Hill”i izlemekteyken; SCULLY de, bir sandalyede onu seyretmektedir.)

COTTON: Hey, bayan! Biraz sandiviçe ne dersiniz? Hmm.

(Cotton ve Bobby bir kadına karşı gülmektedirler.)

PEG: Umarım hepiniz açsınızdır.

HANK: Hoş görünümlü bir kahvaltı, Peg.

COTTON: Evet. Domuz pastırması görüyorum, hamburger görüyo...

SCULLY: Gibson?

GIBSON: Bu büyük bir gösteri. Yaşadığım yerde de bunu izlemeyi isterdim.

PEG: Cotton, Safeway’den aşağı yürüyüş yapsan iyi olur...

(SCULLY, bir sandalye kapıp GIBSON’ın yakınına gelir.)

SCULLY: Sana bir sey sormak istiyorum.

COTTON: Gördün mü, Bobby? Kadınlar çalışır, erkeklerse sosislerini kaybeder.

PEG: Biliyorsun, Cotton, bunu seninle tartışmak istemiyorum, ama 20. Yüzyılın ikinci yarısında burada yaşamak için çok meşgulüm.

SCULLY: Bunu nasıl yapıyorsun?

GIBSON: Sadece düşündüklerini duyuyorum... radyodaki gibi. Ve bazen çok fazla sayıda radyo sesi oluyor. Ve onları kapatıp sadece biraz televizyon seyretmek istiyorum.

SCULLY: Bu yüzden mi satrancı seviyorsun? Çünkü sadece bir tek düşünceyi mi duyuyorsun?

GIBSON: Evet, ama sırf bu yüzden sevmiyorum.

SCULLY: Peki başka ne sebeple seviyorsun?

GIBSON: Çünkü orada hiç konuşma olmuyor. Sadece düşünceler var. Gerçek yaşamda olduğu gibi insanların düşündüklerinden farklı şeyler söylemesine benzemiyor.

SCULLY: (hafifce gülümser) İnsanlar bunu mu yapıyor?

GIBSON: Diğer insanların ne düşündükleri hakkında çok kaygı duyuyorlar ki oysa diğerleri de aynı şeyler yüzünden kaygılanmakta. Bu beni hep güldürür.

SCULLY: Neden?

GIBSON: Tüm bu zımbırtıları inanmak için yaptılar, ama bunların hepsi sadece yapmacık. Bazı insanlar iyi insan olmak için çaba harcar ama bazıları buna aldırmaz. Senin gibi.

SCULLY: Sence ben buna aldırmıyormuyum?

GIBSON: Hayır, sen insanların ne düşündüğüne aldırmıyorsun. Sadece o haricinde. Diğer kız.

(DIANA, kapıyı çalar ve otel odasına girer.)

DIANA: Sizi rahatlatmak için buradayım.

SCULLY: (GIBSON’a) Peki, bunu daha sonra konuşuruz, tamam mı?

(SCULLY, kapıya yönelir.)

GIBSON: Beni öldürmek istiyorlar, biliyorsun.

SCULLY: (kapıda) Kimse sana bir şey yapmayacak, Gibson. Söz veriyorum.

GIBSON: Sözünü tutacağını biliyorum.

(SCULLY, kabanını alır ve ayrılır.)

[yakın görüntüde bir an için;

HANK: Peki, bu en tehlikeli şey. Daka önce hiçbir selenoidin kaybolduğunu görmemiştim.

DALE: Bilmiyorum. Bazen cisimler nedensiz yere ortadan kaybolur. Bir gün kuzenim uyandığında anlamış ki böbreklerinden biri gitmiş.]


SAHNE 17

(Hapishane, GARDİYAN, NİŞANCIYA başka bir not verir.)

GARDİYAN: Bir başka not aldım.

(NİŞANCI, gene Morley marka kağıda bakar. Bu sefer hiç yazı yoktur. NİŞANCI, başını kaldırır ve GARDİYAN’ın kendisine silah doğrulttuğunu farkeder. Tek atışla NİŞANCI ölür.)


SAHNE 18

(Otel odası, geç saatler. DIANA uyumaktayken, şaşkınlıkla uyanır. GIBSON, daha önce oturduğu yerde değildir.)

DIANA: Gibson?

(GIBSON’ın pencereden dışarı baktığını görür.)

DIANA: Ne yapıyorsun sen?

GIBSON: Orada silahlı bir adam var.

(DIANA, kalkar ve koşarak çocuğu yatağının yanına götürür. Kendisi pencerede kalır.)

DIANA: Gibson, yere yat. Geri çekil. Geri çekil.

GIBSON: Buraya beni öldürmek için gelmedi. Sana nişan alıyor.

DIANA: Ne...

(DIANA, pencerenin önünde ayağa kalkar, GIBSON’a bakar, şaşırmıştır ve sonra pencereye döner. Pencere kırılırken DIANA da vurularak yere düşer.)


SAHNE 19

(Ertesi sabah, otelin dışı. Suç mahalinde devriye arabaları, ambulanslar vardır. MULDER ve SCULLY olay yerine varır. Arabadan indiklerinde bir kadın cesedinin üstünün örtüldüğünü görürler. Cesede yaklaşırlar.)

SKINNER: Ajan Mulder, Scully. Bir US Marshall’ını öldürmüşler ve Ajan Fowley’i de yaralamışlar.

(DIANA, bilinçsiz halde, otel odasından ambulansa taşınmaktadır. MULDER, endişelenmiştir ve sağlık görevlileri tarafından geri itilene kadar elini tutar.)

SCULLY: Peki çocuğa ne oldu? O nerede?

(SKINNER başını sallar.)

MULDER: Spender nerede?

SKINNER: Federal Tutuklama Merkezine gitti. Suikastçiyi hücresinde vurularak öldürülmüş halde bulmuşlar. Ayrıca bunu da bulduk.

(SKINNER, Morley marka boş sigara kağıdını gösterir.)


SAHNE 20

(Gündüz, bir köprünün altında. SİA ve GIBSON, BAKIMLI ADAM ve KRYCEK’in arabadan inmesini beklemektedirler. BAKIMLI ADAM arabadan iner.)

BAKIMLI ADAM: (GIBSON’a ) Merhaba, genç adam.

GIBSON: Merhaba.

BAKIMLI ADAM: Korkacak bir şey yok.

GIBSON: Sen bir yalancısın. Tıpkı onun gibi.

(BAKIMLI ADAM, geri çekilir.)

SİA: (BAKIMLI ADAM’a) Asla bizim işlerimizi kaldıracak miden olmadı.

BAKIMLI ADAM: Sadece senin uygulamaların için geçerli bu.

SİA: Ben bir zorunluluğum. Beceriksizliklerinizi kapatacak biri.

BAKIMLI ADAM: Şimdi işin tamamlandı.

SİA: İşim daha yeni başlıyor.

(SİA, yürümeye başlar. BAKIMLI ADAM, GIBSON’ın arabanın arka koltuğuna oturmasına yardım eder ve kendisi yolcu koltuğuna geçer.)

KRYCEK: (gitmekte olan SİA’a bakarak) Hoş ve düzgün bir atış yapabilirim.

BAKIMLI ADAM: Hayır o yararlı. Ve ilerde ona ihtiyacın olabilir.

(KRYCEK, SİA’ın yanından geçerken arabayı tam yakınından sürer. SİA, yavaşca sigarasını içine çeker.)


SAHNE 21

(Koridorda, SPENDER, bazı ajanlara bilgi vermektedir. MULDER, sinirli biçimde üzerlerine yürür.)

SPENDER: ...hava alanlarını güvenlik altına alın. Aileye ve Filipinler’e çocuğun kaybolduğunu haber verin, ve...

(MULDER, SPENDER’ı yakalar ve duvara dayar. Morley marka kağıdı suratına yapıştırır.)

MULDER: Kimin için çalışıyorsun!? Onun için - Sen ve Yaşlı Tiryaki – birlikte bu adı mı alıyorsunuz!? Bunun için dibe çökeceksin! Cinayetten hakkında soruşturma açtıracağım! Seyret beni! Olacakları izle! Günlerin sayılı!

(MULDER, sinirli biçimde ayrılır. SPENDER, onun gidişini seyreder.)

SPENDER: (yavaşca) Yanılıyorsun, Ajan Mulder. Günleri sayılı olan sensin.


SAHNE 22

(MULDER’ın apartmanı. SCULLY, MULDER’ın telefon masasına oturmuştur. Bitkin görünmektedir. Yanında, MULDER, gözleri kapalı ve ellerin birbirne kenetlenmiş halde kanepeye uzanmıştır. Odanın içi loştur. Günlük kıyafetlerini giymişlerdir.)

SCULLY: (telefona) Genel Avukatlık’a gitmenin riskli olduğunu biliyoruz.

SKINNER: (telefonda, sesi) Buraya neyin geleceğini biliyorsunuz.

SCULLY: (telefona) Evet, efendim.

SKINNER: (telefonda) Bu konuda çok ciddiler.

SCULLY: (telefona) anlıyorum.

SKINNER: (telefonda) Ajan Mulder’ı bu konudan haberdar edeceğinizi varsayıyorum.

SCULLY: (telefona) Evet, Ben – ben şu an onunla birlikteyim.

SKINNER: (telefonda) Onun kişisel ilgisinin bu davadaki karar yeteneğini körelttiğini söyleyeceğim, ama Genel Avukatlık ne kadar dinler bunu bilemem.

SCULLY: (telefona) Onunla bağlantı kurarım. Başka bir şey varmıydı – başka haberler?

SKINNER: (telefonda) Bilmelisiniz ki Ajan Spender’ın çöküşü, Mulder’dan önce olacak. “Uzaylı Astronotlar” hakkında bazı şeyler söyleyip duruyor. Bu ikinizin de gerçekten kötü görünmesine neden olacak.

SCULLY: (telefona) Doğru. Peki öyleyse, eğer bana ulaşmanız gerkirse, burada olacağım.

SKINNER: (telefonda) Şimdi oraya dönmeliyim.

(SCULLY telefonu kapatır.)

MULDER: (gözlerini açmadan) Diana’dan haber var mı?

SCULLY: (duraklar ve iç çeker) En üst düzey solunum cihazına bağlamışlar, ancak güçlükle basıncını sağlayabiliyormuş.

MULDER: Skinner ne demek zorundaymış?

SCULLY: Şu anda göreve yeniden atanma konusunda konuşuyorlar.

MULDER: (SCULLY’ye bakar) Kimin için?

SCULLY: İkimiz için. Bu konuşmalar Adalet Bölümü’nden gelen X Dosyalarını kapatma emrini de içeriyor.

MULDER: Tüm bunlar strateji – her hareket. Ben sadece göremedim. Hepsi bir planın parçasıydı.

SCULLY: (üzgün ve yorgundur) Mulder, neye inanırsan inan, bu sefer kazanan onlar olabilir.


SAHNE 23

(X Dosyaları ofisi. SİA yalnızdır. Yavaşca bir sigara yakar. Etrafına bakınır. Dosya dolabından Samantha T. Mulder’ın dosyasını çıkarır. Sigarasının dumanını üfler.)


SAHNE 24

(FBI binası, geç saatler. SİA, bir X dosyası taşıdığı halde asansörden dışarı çıkar ve koridorda yürümeye başlar. SPENDER, diğer yönden ona doğru yaklaşır. Başını kaldırıp bakar, şaşırmıştır.)

SPENDER: Yardıcı olabilirmiyim?

SİA: (bunu tahmin etmemiştir) Aslında, hmm... ben size yardımcı olabilirim.

SPENDER: Buraya nasıl girdiniz?

SİA: Geçiş izni, Ajan Spender. Bu izin meselesi. Size verebileceğim, yapabileceğiniz şeylerle ilgili. Bu yüzden sizin için bunu yapıyorum.

SPENDER: Kimsin sen?

SİA: Ben senin babanım.

SPENDER: Ne!?

(Alarm zili çalar. SİA hemen oradan ayrılır.)

BU SIRADA: (X Dosyaları ofisi, alevler içinde yanmaktadır.)


SAHNE 25

(FBI binası, sonrası. Heryerde itfaiyeciler vardır. SKINNER, koridorda bazı ajanlarla konuşmaktadır. MULDER, kot pantolon ve t-şört giymiş halde yanına gelir. SCULLY, oldukça endişelidir ve onu takip eder.)

SKINNER: Mulder...

(MULDER, onu önemsemez ve asansöre gider. İçerisi itfaiyeci ve aletleriyle doludur. Merdivenlere yönelir. Aşağıda X Dosyaları ofisine giren bir başka itfaiyecinin yanından geçer. Ve sonunda şok içinde odanın ortasında durur. Herşey imha edilmiştir. “I Want to Believe” posterindeki yazı kömürleşen duvarda ancak görülebilmektedir. Dosya dolapları kapkaradır. Kapıdaki isim tabelası da erimiştir. Duvarlardan ve tavandan su sızmaktadır. SCULLY, içeri girer ve hasara bakar. Yıkılmış halde duran MULDER’a döner. Ona doğru yürür ve kalonu tutar. MULDER’dan karşılık gelmez. Başını kollarının arasına alır. Daha sonra kamera geriye döner. Acil durum araçlarının lambaları yukarıdaki pencereden içeri sızmaktadır.)

[Ortam kararır]


SON



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR