5x12 :: BAD BLOOD

SAHNE 1

CHANEY, TEXAS
10 ŞUBAT

(Karanlık bir gecede, ağaçlıkta bir genç çığlık atarak koşmaktadır.)

RONNIE: Yardım edin! Biri bana yardım etsin! İmdat! Bu adam beni öldürecek! İmdat! (Görüntü çocuğun arkasından koşan adamın ayaklarına kayar. Pardösüsü bir pelerin edasıyla uçuşmaktadır.) Yardım edin! Biri bana yardım etsin! Yaklaşma! (Adam çılgınca bağırmakta olan çocukla arasındaki mesafeyi kapatmaktadır.) Lütfen yardım edin!

(Çocuk tökezler ve adam çocuğun üstüne düşer. Çocuğu sırt üstü çevirir ve hareketsiz bırakır. Ve çocuğun göğsüne tahta bir kazık çakar. Bir taş alır ve kazığa bununla vurur. Kazık, artık hareketsiz durmakta olan gencin göğsüne daha da fazla girer. )

SCULLY: Mulder?

(Adam ter içinde kalmış olan Mulder' dır! Scully' nin sesini duyunca döner. Scully ona doğru koşar ve çocuğun öldüğünü anlayarak duraksar. Dizlerinin üstüne çöker. Mulder gencin sivri dişlerini gösterir)

MULDER: Şuna bak. Ne…?

(Scully parmağıyla dişi yoklar. Diş düşer. Scully sahte dişleri alır ve Mulder' a gösterir)

MULDER: Oh, kahr...

SAHNE 2

FBI GENEL MERKEZİ, GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder masasında oturmaktadır. Scully kapıyı açar ve içeri girer. İçeri girdiğinde derin bir sessizlik hakimdir. Mulder'a şöyle bir bakar ve oturur.)

SCULLY: Mulder--

MULDER: Yapma. Yine başlama (Bir parça kağıdı buruşturur ve karşıdaki çöpe atar. Atışı isabet etmez. Kalkar, çöp kutusunu ayağının altına alıp tekmelemeye başlar. Scully onu izlemektedir. Bir süre sonra durur. Masaya doğru yürür.) Ne gördüğümü biliyorum.

SCULLY: Skinner bir saat içinde rapor istiyor.Ona ne anlatacaksın?

MULDER: Ona ne anlatacaksın da ne demek? Ne gördüysem onu anlatacağım. Sen ne anlatacaksın?

SCULLY: Ben de ne gördüysem onu anlatacağım

MULDER: Peki bunlar nasıl birbirinden farklı olabilir? (Scully öfkeli bir bakış atar) Bak, Scully, burada hapishaneye gidecek biri varsa o da benim. Yine de beni destekleyip desteklemeyeceğini bilmek zorundayım.

SCULLY: Öncelikle, eğer Ronnie Strickland’ın ailesi FBI'ı dava etmeye karar verirse—ki bu davanın yaklaşık  446 milyon dolarlık olacağını sanıyorum-- bundan ikimizde sorumlu olacağız. Ve ikinci olarak... İkinci bir fikrim bile yok, Mulder. 446 milyon dolar. Ben de senin kadar batmış durumdayım ve aşırı tepki göstermiyorum. Ben şunu yapmadım… (Eliyle kazık çakma hareketini yapar.) Şu şeyi.

MULDER: Aşırı tepki göstermedim. Ronnie Strickland bir vampirdi.

SCULLY: Kanıtın nerede?

MULDER: Sen benim kanıtımsın. Sen de oradaydın. (Scully derin bir soluk alır.) Tamam, şimdi beni korkutuyorsun. Skinner'a ne anlatacağını bilmek istiyorum.

SCULLY: Oh, hikayelerimizin aynı olmasını istiyorsun.

MULDER: Hayır, hayır. Öyle bir şey demedim. Sadece senin ne gördüğünü dinlemek istiyorum.

SCULLY:Bu konuda kendimi pek rahat hissetmiyorum..

MULDER: Hapis, Scully. Hücre arkadaşının adı Dev Marge olacak. Ve Gertrude Stein okuyacak.

(Scully eliyle yüzünü kapatarak gülümser.)

SCULLY: Pekala.

MULDER: Tamam, en baştan başla.

SCULLY: En baştan mı? (Mulder masasına döner ve  çekmeceden küçük bir ses kaydedici alır. Sesi kaydetmeye başlar.) İyi. (Scully ayağa kalkar ve yavaş adımlarla gezinirken anlatmaya başlar) Dün sabah... işe geldiğim zaman, sen, şey… her zamanki gibi oldukça coşkuluydun.

SAHNE 3

DÜN
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder masaya bir uçak bileti atar.)

MULDER: Umarım kovboy çizmelerini almışsındır. (Scully, biletleri alıp bakar.)

SCULLY: Dallas'a gitmemizi mi istiyorsun?

MULDER: Yuppi! Aslında, 50 mil kadar güneyde Chaney adında, nüfusu 361 olan, küçük eski bir kasaba... fakat asıl önemlisi, gizemli, geceye özgü olayların merkezi olması.

SCULLY: Gizemli olaylar mı? Kimin gizemi?

(Mulder projektörü açar.)

MULDER: Buna ne dersin?

SCULLY: Bu bir…?

(Slayt ölü bir ineği göstermektedir, sol ayağı havada durmaktadır.)

MULDER: Ölü inek! Tam olarak böyle. Hem de, 900-poundluk bir Holstein. Bir damla kanı kalmamış, tıpkı burada da olduğu gibi… (Pek çok ineğin fotoğrafını göstermektedir. Scully ise bunların neden bu kadar önemli olduğunu anlamaya çalışmaktadır.) ...bu, bu, bu ve bu. Toplamda altı tane. Yani geçen altı haftalık süre içerisinde her hafta için bir tane.

SCULLY: Üzerlerinde herhangi bir iz--?

MULDER: Boyunlarındaki iki küçük diş izi mi?

SCULLY: Bunu sormamıştım.

MULDER: Çok kötü. Çünkü elimizde bu var. Şuna bir bak.(Yeni bir slayt gösterir. Bu, ineğin boynundaki ısırık izlerinin yakın plan bir çekimidir.)

SCULLY: İyi de, bunlar şırınga izleri de olabilir.Doğru yeri bulmaya çalışırken yapılmış olabilir. Bazı ritüellerde kan akıtma ayinlerinde… (Scully, Mulder’ın suratındaki alaycı bakışı fark eder.) Ne? (Mulder güler.)

MULDER: Evet, muhtemelen budur. Satanist bir mezhep. Haydi, Scully.

SCULLY: Bana bunun, Meksika’daki kan emen keçilerin hikayesi olduğunu anlatmayacaksın, değil mi?

MULDER: El Chupacabra mı? Hayır, onlarda dört diş olur, iki değil. Ve sadece keçilerin kanını emerler, isimleri de buradan gelir.

SCULLY: Öyleyse bu…

MULDER: Bildiğimiz vampirlik.

SCULLY: …inekleri öldüren.

MULDER: Ve dün gece de bir insan. New Jersey'li bir tatilci. Haydi, gitmeliyiz.

SCULLY: Bana bunu neden baştan söylemedin?

MULDER: Çıkarken kapıyı da kilitle.

(Scully homurdanır.)

SAHNE 4

HUZURLU UYKULAR CENAZE EVİ

(Görüntüye tabutlar gelir. Scully'nin sesi duyulmaktadır.)

SCULLY: Chaney kasabası bir morg mekanı olması için çok küçük. Bu yüzden de yeni ölmüş olan Bay Dwight Funt’un cesedini incelemek için Huzurlu Uykular Cenaze Evi’ne geldik.

(Mulder ve Scully, tabutların ortasında cenaze evinden bir adamla birlikte durmaktadırlar. Scully odaya bakar. Dış ses devam etmektedir. Kovboy çizmeleri, kot pantolon, kemer, gömlek, ceket, arma ve harika bir gülümseme görürüz. Kovboy şapkalı bir adam içeri girmiştir.)

Orada yerel güvenlik güçlerinin temsilcisi olan şerifle tanıştık…

HARTWELL: Lucius Hartwell. Siz FBI ajanları mısınız?

(Scully, yakışıklı görevliye bakmaktadır.)

MULDER: Evet, ben… Ajan Mulder ve... (hatırlamaya çalışıyormuş gibi parmaklarını şıklatır) şey... Scully. Kurbana bir göz atacağız.

HARTWELL: Evet, elbette. Önden buyrun. (Mulder kapıya yürür. Scully ve Lucien bakışırlar ve Scully gülümser.)

MULDER: Haydi Scully, şu küçük ayaklar biraz hareket etsin. Haydi. (Gülümsemekte olan yüzü Mulder'ın söyledikleri sonrasında bozulur. Kapıya doğru yürür.)

HARTWELL: Tanrım. (O da Scully’den hoşlanmıştır.)

SAHNE 5

MUAYENE ODASI

(Hepsi ölüye bakmaktadır.)

HARTWELL: İşte.

MULDER: Güzelmiş. (Cesedin üstünde bir Hawai t-shirt’ü vardır. Scully latex eldivenlerini eline geçirir ve kurbana bakmak için Mulder’ın yanına gelir.)

SCULLY: Hiç muayene yapılmadı mı?

HARTWELL: Hayır, hanımefendi Onu otel odasında bulduğumuz haliyle bıraktık. Sizin böyle işlerle ilgilendiğinizi duymuştum. İşi uzmanlara bırakmanın daha doğru olduğunu düşündük.

(Scully adama gülümser.)

MULDER: Sizin satanistler küçük sivri dişlere sahipler.

HARTWELL: Ne satanisti?

MULDER: Haydi, ona senin (parmaklarıyla dalga geçer gibi denden işareti yapar.) "teorini" anlat.

SCULLY: Teorim oldukça gelişti. Temelde çok fazla Bela Lugosi filmi izlemiş birini aradığımızı düşünüyorum.Vampir olduğuna inanan ve bu yüzden…

HARTWELL: Onlar gibi davranıyorlar. Evet. Evet. Bu pek çok şeyi açıklar. Bence o haklı.

(Scully gülümser ve utanmış gibi yere bakar. Ama Mulder son derece şaşkındır.)

MULDER: Peki diş izlerine ne dersiniz?

SCULLY: Şey, oldukça takıntılı biri bunu taklit edebilir. Bu izlerden alacağımız kalıp kimlik tespitinde kullanılabilir.

HARTWELL: Kalıp almak, gayet iyi bir fikir. (Scully çok mutludur. Sonunda haklı olduğunu düşünen birini bulmuştur.) İnsanın kendisini vampir sanmasına neden olan bir hastalık yok muydu?

(Lucien, Scully'e yaklaşır. Mulder için yer bırakmaz. Geriye çekilir ve ikisine bakar.)

SCULLY:  Psikolojide Hematodipsia adı verilen, kişinin insan kanı içerek cinsel tatmini hedeflemesine neden olan bir saplantı tipi vardır.

HARTWELL: Cinsel. Evet.

(Scully gülümser.)

SCULLY: Hmm. Ayrıca pek çok genetik hastalığı da beraberinde taşıyor olabilir. Işığa, sarımsağa aşırı duyarlılık… kseroderma pigmentosum --

HARTWELL: İşini biliyorsun, Dana.

SAHNE 6

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder Scully'nin lafını keser.)

MULDER: Dana mı?! (Güler) İlk adını bilmiyordu bile.

SCULLY: Sözümü kesmeye devam edecek misin?

MULDER: Hayır. Devam et… Dana.

SCULLY: Her neyse... O sırada o büyük… buluşunu yapmıştın.

SAHNE 7

DÜN
MUAYENE ODASI

HARTWELL: Ajan Scully, işinizi gerçekten biliyorsunuz.

MULDER: Şerif, bu adamı böyle bulduğunuzu mu söylüyorsunuz?

HARTWELL: Evet, bayım, raporumda.

MULDER: Bağcıklarının bağlı olmadığına dikkat etmiş miydiniz? (Mulder bunu, “Evreka! İşte yanıtı buldum”, der gibi demiştir.)

HARTWELL: Evet, öyleydiler.

SCULLY: Mulder, ne demek istiyorsun?

MULDER: Bunun bir anlamı var. Şerif, şehir dışında, bir patika üzerinde falan eski bir mezarlığınız var mı? Ne kadar ürkütücü olursa o kadar iyi.

HARTWELL: Şey, evet.

MULDER: Beni hemen oraya götürün. (Şerife doğru parmaklarını şıklatır.)

SCULLY: Mulder...

MULDER: Scully, bu adamın tam bir otopsisine ihtiyacımız olacak. Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur.

SCULLY: Hey, hey, hey! Ne arayacağım? (Mulder’a doğru yürür. Mulder ellerini Scully’nin omuzlarına koyar ve onu yakına çeker.)

MULDER: Bilmiyorum.

(Mulder, Scully’nin omuzlarını bırakır ve çıkar. Scully, Lucien'e gülümser.)

SCULLY: Bunu hep yapar.

MULDER: Haydi, Şerif Hartwell.

(Şerif, Scully'nin yanından geçerken şapkasıyla selam verir.)

HARTWELL: Bayan.

Daha sonra… (Scully önlük giymiştir. Üzerinde bir takım tıbbi araçlar bulunan tepsiyi cesedin yanına götürür. Küçük bir teybe konuşmaktadır.)

SCULLY: 16:54, otopsi başladı. 60 yaşlarında beyaz bir erkek, Texas' da benden kötü zaman geçirdiği tartışılır.(Elinde bir neşter tutmaktadır.) Göğsü “y” şeklinde kesip açacağım. (Bıçak yere düşer.) Yi-haaa. (Sesi hiç de heyecanlı çıkmamaktadır.)

Sonra… (Scully kalbi çıkartır ve tartar.)

SCULLY: Kalbin ağırlığı 370 gram, doku sağlıklı. (Akciğeri alır ve tartar.) Sol akciğer 345 gram, doku sağlıklı. (Kalın bağırsağı alır. Bağırsak tartının sağından solundan aşağı sarkar. Scully bağırsağı toplayıp tartıya koyar ve tartar.) Bağırsak… 890 gram, vesaire vesaire…

Sonra… (Ceset, ortasından yarılmıştır. Scully mideye bakmaktadır.)

SCULLY: Midenin içindekiler ölümden az önce yemek yendiğini gösteriyor. İçinde... Pizza. Pepperoni, yeşil biber, mantar var... Mantar.... Kulağa çok hoş geliyor. (Boynunu kütürdetir ve işine devam eder.)

SAHNE 8

SAM HOUSTON MOTOR LODGE – GECE

(Scully’nin dış sesi devam etmektedir.)

SCULLY: Otopsiyi bitirince Davey Crockett Motor Court'ta bir oda kiraladım.

MULDER: Oranın ismi aslında Sam Houston Motor Lodge idi.

(Ekrandaki isim Sam Houston Motor Lodge olarak değişir.)

SAHNE 9

SCULLY'NİN ODASI

(Scully “Sihirli Parmaklar” kutusuna bir jeton atar ve yatak sallanmaya başlar. Cennetteymişçesine uzanır. Ayakkabılarını çıkartır. Mulder kapıyı açar ve ona bakar.)

SCULLY: Kloral hidrat

MULDER: Ne? (İçeri girer.)

SCULLY: Sana ne oldu? (Yatakta oturur. Mulder’ın ceketinin ve pantolonunun ön tarafı çamur içindedir.)

MULDER: Hiçbir şey. Kloral hidrat mı?

(Scully'nin sesi konuşurken titremektedir.)

SCULLY: Evet. Şu aradığını bilmediğin şey kloral hidratmış. Daha çok bayıltma hapları olarak bilinirler. Bunu cinayet kurbanımızın zehir raporunu yolladığım zaman bol miktarda buldum. Şimdi, Mulder, gerçekten. Ne oldu sana?

MULDER: Hiçbir şey.  Bunu ona kim vermiş?

SCULLY: Benim ... (parmaklarıyla dalga geçer gibi denden işareti yapar) “teorim” mi? Senin vampirin. Zavallı Bay Funt'un kanını akıtmak için onu uyuşturmak gerektiğine karar vermiş... Bunu muhtemelen ineklere de yaptı.

MULDER: Ne tür bir vampir böyle bir şey yapar ki?

SCULLY: Kesinlikle.

MULDER: Bu arada ölü bir turistimiz daha var. Bir otopsi daha yapmak zorundasın.

SCULLY: Bu gece mi? “Sihirli Parmaklar”a daha yeni para atmıştım!

MULDER: Boşa gitmemesini sağlarım.

(Mulder yatağa atlar ve Scully'nin yanına uzanır. Scully burnunu tutar. Scully yataktan kalkıp ayakkabılarını giyerken Mulder hınzırca güler. Scully ceketini alıp kapıya doğru yürürken hala gülmektedir.)

SCULLY: Bu benim odam, Mulder. Her yere çamur bulaştırma.

MULDER: Tamam, tamam, tamam.

Dışarıda… (Scully çıkarken pizzacı çocuk elinde pizzayla kapısına yaklaşır.)

RONNIE: Afedersiniz bayan, pizza siparişi verdiniz mi?

SCULLY: Evet. Parasını içerideki adam ödeyecek. (Arabasına yürür ve çocuğun yüzü açığa çıkar. Bu en başta görünen çocuktur.)

SAHNE 10

MUAYENE ODASI

(Scully ikinci otopsiyi yapmaktadır. Dış ses vardır. Scully pek de iyi değildir. Oldukça dağınık bir şekilde hareket etmektedir.)

SCULLY: Yemek yemek ve uyumak yerine, cenaze evine geri dönmüş Naples, Florida’dan gelen Bay Paul Lamabardini' nin cesedini inceliyordum. (Bu defa organları tartıya atmaktadır.) Kalp... Akciğer... Kalın bağırsak. (Bu sırada kalın bağırsak yere düşer, ama Scully tepkisizce ona bakar. Yavaşça konuşurken boynunu kütürdetir.) Önceki kurbanda olduğu gibi bu kurban da, büyük ihtimalle kloral hidrat ile uyuşturulmuş. (Cep telefonu çalar.) İlaç ya enjekte edilmiş ya da ağızdan verilmiş. Hangisi olduğundan emin değilim. (Telefon tekrar çalar. Scully bu kez cevap verir.) Scully. (Sadece soluk alıp verme sesleri gelmektedir.) Alo? Alo? (Telefonu kapatır, iç çeker ve yeni bir eldiven takar.) Nerede kalmıştım? Midenin içindekiler. (Cesedin üstüne eğilir.) Midenin içinde… pizza var. (Ani bir nefes alır.) Kloral hidrat pizzadaydı. Pizzacı çocuk. Mulder!

SAHNE 11

SCULLY'NİN ODASI

(Scully, silahını doğrultmuştur. Kapıya tekme atar.)

SCULLY: Mulder?

(Yarı yenmiş pizza, sallanan yataktan düşer. Scully, Mulder'ın ayaklarının yatağın öbür tarafında olduğunu görür. Ronnie ortaya çıkar ve tıslar. Scully ona ateş eder. Ronnie yatağın üstünden Scully’nin üstüne atlar. Scully’yi yere düşürür. Dışarıya kaçar. Scully yerde yuvarlanır ve karanlığa ateş eder.)

SAHNE 12

GÜNÜMÜZ  
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder’ın başı masasının üstündedir.)

MULDER: Bu kadar mı?

SCULLY: Evet , şansına tam zamanında geldim. Sana ilaç verilmiş olmasına rağmen neredeyse… hiç zarar görmemiştin.

SAHNE13

DÜN
SCULLY'NİN ODASI

(Scully yatağın diğer tarafına yürür. Mulder yerde yatmaktadır.)

SCULLY: Mulder? İyi misin? (Scully, Mulder’ın yüzünü kendisine doğru çevirir. Hafif bir tokat atarak Mulder’ı kendine getirmeye çalışır. Mulder uyanır ve şarkı söylemeye başlar.)

MULDER: Who's the black private dick who's a sex machine with all the chicks? (Ses incelir.) Shaft! Can you dig it? They say this cat Shaft is a bad mother ...(Ses incelir.) Shut your mouth! Talkin' 'bout Shaft.

SAHNE 14

GÜNÜMÜZ 
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder ayağa fırlar.)

MULDER: Bunu yapmadım!

(Scully'nin yüz ifadesi, "Ah, evet yaptın, bunu gördüm ve bunu asla unutturamayacaksın.", demektedir.)

SCULLY: Kısa kesecek olursam. Attığım ilk dört kurşun Ronnie Strickland’a isabet etmemiş olsa da beşincisinde arabasının tekerleğini isabet ettirmeyi başardım. Yaya olarak kaçmak zorunda kaldı. Seni orada bıraktım ve arkasından ormana girdim. Sakatlandığını falan düşünüyordum. Sonra bir çığlık duydum. Açık alana vardığımda onu benden önce yakaladığını ve… aşırı tepki verdiğini gördüm. Ve vampir dişlerinin sahte olduğunu.

MULDER: Skinner'a anlatacakların bunlar mı?

SCULLY: Evet, her ne kadar doğaüstü olmasa da bir katili yakaladığımızı iddia edeceğim. Ve senin de onu yakalama isteğinin sana verilen kloral hidrat'tan kaynaklandığını.

MULDER: Gerçeği anlatmaktan korkuyorsun. (Parmağını Scully’nin yüzüne doğrultur.)

SCULLY: Pardon?

MULDER: Olaylar pek de bu şekilde olmadı. Yani, neden korkuyorsun ki? Gerçekleri olduğu gibi anlatırsan benim gibi bir aptal olarak görüneceksin diye mi?

SCULLY: Mulder? Neden sen bana neler olduğunu anlatmıyorsun? En baştan başlayarak.

MULDER: Çok haklısın. Dün de tıpkı diğer sabahlar gibi başlamıştı. Ofise her zamanki gibi gayet sakin girdin.

SAHNE 15

DÜN - MULDER'IN VERSİYONU
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

(Mulder kibarca biletleri masaya koyar)

MULDER: Umarım kovboy çizmelerini almışsındır.

SCULLY: Neden Dallas' a gidiyoruz?

(Bu versiyonda, Mulder sakindir. Toparlanmıştır ve Scully'nin aklındakileri söylemesi için her türlü fırsatı vermektedir. Öte yandan Scully ise homurdanıp durmaktadır.)

MULDER: Aslında oranın daha güneyinde kalan, Texas'da Chaney adında küçük bir kasaba . Son zamanlarda burada, senin de katılacağını düşündüğüm, oldukça tuhaf olaylar olmuş.

SCULLY: Ne gibi?

MULDER: Daha iyi anlatabilmek için bir kaç slayt getirmiştim. İşte. (İlk slaytı gösterir.)

SCULLY: Bu ölü bir inek.

MULDER: Aslında altı ölü inek var. Ve asıl ilginç olanı...

SCULLY: Neden altı ölü ineğe bakıyorum?

MULDER: Ölüm şekilleri yüzünden. Altısı da oldukça garip şekilde öldürülmüşler.

SCULLY: Yani?

MULDER: Ve boyunlarında iki diş izi var. Bak burada da bir slayt var. (Altı slaytı da gösterir. Scully’yi bunlarla uğraşmak zorunda bıraktığı için utanmıştır. Yaptığı işi hızlandırması için Scully Mulder’a bakar. Sonunda izlerin olduğu yere gelir. Scully sert bir şekilde başını sallar.) Ve insan olan bir kurban daha. Dün gece olmuş, New Jersey'li bir tatilci. Vücudunda hiç kan kalmamış ve boynunda iki küçük diş izi var. Tamam, bak, Scully. Herhangi bir sonuca varmak istemiyorum, ama buradaki güçlü kanıtlar karşısında şunu diyebilirim. Burada vampirliği ya da vampirliğe benzeyen bir dizi olayı araştırıyor olabiliriz.

SCULLY: Bunu neye dayandırıyorsun?!

MULDER: Kanı tamamen çekilmiş cesetler ve boyunlarında iki diş izi... (Scully gözlerini yuvarlar ve Mulder hafifçe güler.) Fakat, her zaman olduğu gibi, senin fikrini duymayı sabırsızlıkla bekliyorum.

SCULLY: Tamam, kesinlikle bir vampir değil.

MULDER: Neden değil?

SCULLY: Çünkü öyle bir şey yoktur?

MULDER: Tamam... Bu da... bir fikir ve buna saygı duyarım. Yine de bir cinayet işlendi ve oraya gidip ölümlü ya da ölümsüz, ne olursa olsun bu katili adalete teslim etmeye yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.

SCULLY: Bu aynı zamanda Meksika’daki şu keçi kanı içen şey de değil.

SAHNE 16

HUZURLU UYKULAR CENAZE EVİ

(Aynı sahneyi Mulder anlatmaktadır.)

MULDER- DIŞ SES: Cenaze evine ulaştığımızda ilginç bir gözlemde bulundum. Ve anladığım kadarıyla bunu duymadın.

MULDER CENAZECİYLE KONUŞUR: Ne kadar çok tabut var.

MORTICIAN: Eyaletin en kapsamlı tabut katalogu bizde.

MULDER: 361 nüfuslu bir kasabada neden bu kadar çok tabuta ihtiyaç duyulsun ki?

CENAZECİ: Hep aynı iş. (Gülen tek kişi kendisidir.) Cenazeci şakası. Afedersiniz. (Oradan ayrılır.)

MULDER: Görünüşe göre aklın başka yerdeydi. (Şerif Hartwell içeri girer. Scully ona bakakalır.)

SCULLY: Vay canına.

(Mulder'ın versiyonu da görünüş açısından aynıdır. Sadece şerif konuşurken iri iki tavşan dişi olduğu görülür.)

HARTWELL: Hükümetin adamları olmalısınız. (Mulder, kendi versiyonunda Lucien’in olduğu gibi dudakları açık bir şekilde korkmuş bir surat yapar.) Ben Lucien Hartwell. (Birbirlerine gülümserler. Lucien onları karşılamak için gülümser, Mulder korktuğu için, Scully de memnun olduğu için.)

SAHNE 17

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Büyük sivri dişleri mi vardı?

MULDER: Fark edilecek kadar büyük.

SCULLY: Hayır, yoktu. (Mulder omuz silker.) Ve bu önemli bir şey mi? Nasıl?

MULDER: Eksiksiz anlatmaya çalışıyorum. Neyse, sonra cesede bakmaya gittik.

SAHNE 18

MUAYENE ODASI

(Sahne boyunca Scully, korkunç dişleri olan şerifin karşısında kendinden geçmiştir.)

HARTWELL: İşte.

MULDER: (Profesyonelce) Daha önce hiç inceleme yapılmadı mı?

HARTWELL: Hayır efendim. Otel odasında bulduğumuz gibi bıraktık.

SCULLY: (Rüyada gezer gibi aynı soruyu tekrar eder.) Daha önce hiç inceleme yapılmadı mı?

HARTWELL: Şey... Hayır, hanımefendi. Sizin böyle işlerle ilgilendiğinizi duyduğumda işi uzmanlara bırakmanın daha doğru olduğunu düşündüm. (Scully gülümser.) Bu şey… göründüğü gibi değil, değil mi?

MULDER: Sizin bunu ne olarak gördüğünüze göre değişir, Şerif Hartwell. İlk insanlardan bu yana bize aktarılan bütün hikayelere ve eski mitlere göre vampirler hep aramızdaydı. (Scully Mulder’ın arkasında durur. Gülümsemektedir. Gözlerini iyice açmıştır. Sağa sola sallanır.) Babillilerin Ekimu’sundan Çinlilerin Kuang-Shi’sine; Yahudilerin Motetz Dam’ından antik Yunan ve Roma’nın Mormo’suna ve daha aşina olduğumuz Transilvanya’nın Nosferatu’suna kadar.

HARTWELL: Mormo. Evet.

SCULLY: Özetle, şerif, hayır. Göründüğü gibi bir şey olamaz. Bence burada karşılaştığımız şey bir delinin işi. (Gülümser.) Çok fazla Bela Lugosi filmi izlemiş birinin. Kendisini bir gece yaratığına dönüştürmek istiyor.

HARTWELL: Evet. Tamam. Tam da söylediği gibi düşünüyorum. Evet. (Scully haklı çıkmanın gururu içindedir.)

MULDER: Hala belirsiz bir şeyler var, çünkü onlardan korkan kültürler kadar çok vampir çeşidi var. (Scully esner ve ağzını kapatır.) Bazıları kanla bile yaşamaz. Örneğin Bulgarların Ubour’u sadece gübreyle beslenir.

SCULLY: Teşekkürler.

MULDER: Sırplara göre, vampirliğin belirtilerinden biri kızıl saçlardır. (Eli Scully'nin başına uzanır.) Bazı vampirlerin ölümsüz olduğuna inanılır. Diğerlerinin ise 40 gün yaşadıkları düşünülür. (Scully saatini işaret eder. Gözlerini yuvarlar.) Gün ışığı bazı vampirleri öldürürken bazıları gece ya da gündüz, canları ne zaman isterse dışarı çıkabilirler.

(Scully sıkıntıyla içini çeker.)

SCULLY: Söylemek istediğin neyse, Mulder, lütfen söyle artık.

MULDER: Tam olarak neyi aradığımızı bilmiyoruz demek istiyorum. Ne çeşit bir vampiri ya da bu katilin olmak istediği türde bir vampiri.

(Mulder cesedin ayakkabılarının bağcıklarının açık olduğunu fark eder ve eğilip kafasını iki ayağın arasında tutar. )

SAHNE 19

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Şimdi, ayakkabı bağcıklarının açık olmasının neden bu kadar önemli olduğunu anlatır mısın?

MULDER: O bölüme geliyorum.

MEZARLIK – DÜN

MULDER – DIŞ SES: Sen otopsi için geride kalırken, şerif beni kasabanın mezarlığına götürdü.

(Hartwell kapıyı açar ve yürürler.)

HARTWELL: Ajan Mulder, neden burada olduğumuzu sorabilir miyim?

MULDER: Tarihsel olarak kaleler, katakomplar, bataklıklar gibi yerler tıpkı mezarlıklar gibi vampirler için bir sığınılacak bir liman vazifesi görmüşlerdir. Ama ne yazık ki burada bunlardan hiçbiri yok.

HARTWELL: Bataklıklar vardı, EPA onlara ıslak topraklar dememizi istedi.

MULDER: Evet. Bu yüzden şimdi, burada, vampirlere ilişkin herhangi bir işaret arıyoruz.

HARTWELL: Ne gibi?

MULDER: Kırık ya da yeri değiştirilmiş mezar taşları. Kuşların ötmemesi.

HARTWELL: İşte. Çünkü kuşların öttüğünü duymuyorum. Bu doğru değil mi? Çünkü kış mevsimindeyiz ve hiç kuş yok. Başka bir şey var mı?

MULDER: Yeraltından gelen hafif bir ses. Bir kemirgenin sesi -- Kendi kefenini kemiren yaratığın sesi.

HARTWELL: Hayır. Kem… Kemi…

MULDER: Kemirgen.

HARTWELL: Kemirgen. Hayır.

MULDER:  Şerif, benim yöntemlerim size biraz tuhaf gelebilir, ama…

HARTWELL: Hey, bakın. Hepiniz federal hükümet için çalışıyorsunuz ve bilmem gereken tek şey bu. Yani CIA, Gizli Servis – gösteriyi yapanlar sizlersiniz--

MULDER: İçgüdülerimi bana katilin buraya tekrar geleceğini söylüyor. Burasının bir çeşit büyüsü olabilir – burasının yaptığı bir çağrı gibi, bilirsiniz. (Korna sesi duyulur.)

RONNIE: Naber, Şerif.

(Bir genç, kırmızı arabasının içinde oturmaktadır.)

HARTWELL: Oh, hey, Ronnie. Nasıl gidiyor?

RONNIE: Fena değil.

HARTWELL: Tamam o zaman.

(Ronnie arabayla uzaklaşır.)

MULDER: Belki güneş battıktan sonra Şerif, ama gelecek. Evet, gelecek.

(Arabanın uzaklaştığını görürüz.)

SAHNE 20

MEZARLIK; GECE

(Mulder feneriyle etrafa bakmaktadır)

MULDER - DIŞ SES: Bu yüzden mezarlıkta pusuya yattık.

SAHNE 21

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Mulder, ayakkabı bağcıkları?

MULDER: Ne?

SCULLY: Cesetteki. Bağlı olmayan ayakkabı bağcıklarının ne açıdan önemli olduğunu anlatacaktın.

MULDER: Şimdi oraya geliyorum.

SAHNE 22

MEZARLIK; GECE

(Mulder çekirdekleri mezarlığa doğru serper. Şerifin arabasına biner.)

MULDER: Çekirdek? (Kazayla birkaçını yere düşürür.) Üzgünüm.

HARTWELL: Hayır, teşekkürler. Bana… (Mulder’ın paketinden düşen bir çekirdeği alır ve atar.) ne yaptığınızı…

MULDER: Tarihsel olarak, bazı tohumların vampirleri çektiğine inanılır. Özellikle yulaf ve darının, ama elinizdekiyle de bunu yapabilirsiniz. Daha önce ne tür bir vampir aradığımızı bilmediğimi söylediğimi hatırlıyor musunuz?

HARTWELL: Evet.

MULDER: Garip bir şekilde, vampirlere ait eski hikayelerin tek bir ortak özelliği vardır. O da vampirlerin gerçekten, ama gerçekten takıntılı olduklarıdır. Birisinin üstüne bir avuç tohum atarsan, o sırada ne yapıyor olursa olsun durup o tohumları toplar. Bağlanmış bir ip görürse çözer. Bu onun doğasında vardır. Aslında, bu yüzden kurbanın bağcıklarının bağlı olmadığını tahmin ediyorum.

HARTWELL: Evet, takıntılı...Yağmur Adam gibi. (Mulder başını sallar.) O ihtiyar kibrit çöplerini düşürdüğünde, onları toplaması gibi. Aynı şey, değil mi?

MULDER: Aslında onları toplamamıştı. Saymıştı.

HARTWELL: Oh, evet. 247 tane. Kafasından.

MULDER: Eğer onları toplasaydı, o zaman bir vampir olabilirdi.

HARTWELL: Evet, ama bir şey söyleyeyim mi? Güvenlik kuvvetlerinden olduğumu biliyorum, ama onu Vegas' a götürmek isterdim. Haksız mıyım?.

MULDER: Ama bu yasal olmazdı, öyle değil mi?

HARTWELL: Küçük bir hesap makinesi gibi.

MULDER: Evet

CHARLENE : Şerif, telsiziniz açık mı?

HARTWELL: Pardon. Hey, Charlene, neler oluyor?

CHARLENE:  RV parkından bir çağrı aldım. Orada bir şeyler oluyor. Bakmak isteyebileceğinizi düşündüm.

SAHNE 23

RV KARAVAN KAMPI

(Ortada daireler çizip duran bir karavan vardır. İnsanlar izlemektedirler. Şerif ve Mulder bölgeye ulaşırlar. Arabadan çıkıp neler olduğuna bakarlar. Ronnie onlara doğru gelir.)

RONNIE: Tekrar merhaba, Şerif.

HARTWELL: Tekrar merhaba, Ronnie.

RONNIE: Sanırım kendinize bir kaçak buldunuz, öyle mi?

HARTWELL: Evet, Ronnie, galiba öyle. (Mulder' a dönerek) Ne düşünüyorsunuz? Tekerleklerine ateş etsek mi?

MULDER – DIŞ SES: Her neyse, buraları geçiyorum...

SAHNE 24

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Neden geçiyorsun? Sonra ne oldu? (sessizlik) Mulder? Tekerleklere ateş ettiniz, sonra ne oldu?

SAHNE 25

RV KARAVAN KAMPI

(Araç hala daire çizmeye devam etmektedir. Mulder ve Şerif tekerleklere ateş ederler.)

MULDER – DIŞ SES: Bu bilmediğin bir şey olabilir: Hareket eden bir karavanın tekerleklerine ateş etmek göründüğünden daha zor bir iş. (Karavan yavaşlamaz bile.) Sonra farklı bir yaklaşım denedim. İmdat! (Mulder arka taraftaki merdivene tutunmuştur. Yerde sürüklenmektedir. Üstü başı bu şekilde çamur içinde kalmıştır.)

HARTWELL:Haydi! Bırak onu!

MULDER: İmdat! (Bırakır ve çamurların içine yuvarlanır. İnsanlar yanına gelirler.)

HARTWELL: Ah. Nasılsınız?

(Şerif, Mulder'a elini uzatır ve onu kaldırır. Karavan yavaşlayarak önlerinde durur.)

MULDER – DIŞ SES: Sonunda başardık

(Karavanın benzini bitmiştir. Kapıyı açarlar ve bir erkek cesedi düşer. Boynunda ısırık izleri vardır.)

HARTWELL: Bu da diğerleri gibi.

MULDER: Ayakkabılarına kadar aynı. (Bağcıklar bağlı değildir.)

MULDER – DIŞ SES: Orada bulunan herkesle görüştük. Kimse bir şey görmemişti.

SAHNE 26

SCULLY'NİN ODASI

(Mulder'ın sakin, yorgun sesi duyulur.)

MULDER – DIŞ SES: Yorgundum, sinirliydim ve sadece bir duş almak istedim. Şeriften beni motele bırakmasını istedim ve orada da seninle karşılaştık.

(Scully’nin sesini duyunca kafasını birden kaldırır.)

SCULLY: İkinci bir otopsi yapmanı istiyorum da ne demek?! (Scully sallanan yatağın üzerinde oturmuştur. Bağırmakta ve hızlı hızlı konuşmaktadır. Sesi sallanmanın etkisiyle titremektedir.)  Peki bunu neden şimdi yapmalıyım? Saatlerce ayakta otopsi yaptım, senin için. Sadece senin için yaptım, Mulder. Ve sabah 6'dan beri hiç bir şey yemedim. Sadece yarım dilim ekmek üstünde biraz krem peynir yemiştim. Hatta krem peynir bile değildi, light krem peynirdi, anlıyor musun? Ve şimdi sen koşup ikinci bir otopsi yapmamı mı istiyorsun? (Mulder' ın üstündeki çamuru fark eder.) Sana ne oldu böyle? (Kalkar ve kapıya yürür.)

MULDER – DIŞ SES: Sonunda… gittin.

SCULLY: Sakın o yatağa dokunma.

(Scully kapıyı çarparak çıkar ve duvardaki çerçevenin bir köşesi düşer. Çerçeve sallanmaya başlar. Mulder televizyonu açar. Paltosunu çıkartarak sandalyenin üstüne koyar. Ceketini çıkartır ve yere atar. Banyoya gider.)

Daha sonra… (Mulder' ın çamurlu ayakkabıları yerdedir.)

RONNIE: Merhaba? Merhaba? Ah, hey, tekrar merhaba. (Mulder üzerinde iç çamaşırı ve atletiyle banyodan çıkar) Dışarıdaki bayan bunu sizin ödeyeceğinizi söyledi.

MULDER: Pizza mı ısmarladı? Mükemmel. Ne kadar?

RONNIE: 12.98 dolar.

MULDER: Cüzdanımı alayım. (Banyoya gider ve cüzdanla gelir.) Ne kadar?

RONNIE:  12.98.

MULDER: Pekala, işte 13 dolar.

RONNIE: Pekala. Afiyet olsun. (Genç ayrılır. Mulder kutuyu açar.)

MULDER: Ah, Scully.

Daha Sonra… (İki dilimi yenmiş pizza sallanan yatağın üzerinde durmaktadır. Mulder bir parça daha alır, ama pizzayı ağzına götürmekte zorlanır. Yatakta yatmaktadır ve kolu başının altındadır.)

MULDER – DIŞ SES: Sonra senin yemeğini yedim. (Titreşim kesilir. Mulder arkasına uzanarak biraz daha para atar.) Ve onu o zaman gördüm. (Ayakkabılarını görür.) Ama artık her şey için çok geçti. (Kendisine uyuşturucu verildiğini fark eder ve telefonuna uzanır. Yataktan düşer. Numarayı çevirir.)

SCULLY (telefonda): Scully. Alo? (Mulder sadece inler.) Alo? (Mulder pencerede Ronnie' nin gölgesini görür.) Pislik. (Scully telefonu kapatır. Ronnie içeri girer. Mulder telefonunu üstüne doğru fırlatır ve yere düşer. Ronnie yaklaşır. Gözleri yemyeşil parlamaktadır. Tıslar, uzun sivri dişleri görünür. Mulder uzanır ve baş ucundan biraz çekirdek alıp Ronnie' ye fırlatır.)

RONNIE: Oh, dostum! Bunu neden yaptın? Başın büyük belada.

(Ronnie tohumları toplamak için eğilir. Mulder ayağa kalkmaya çalışır, ancak düşer.)

MULDER – DIŞ SES: Sonra bayıldım. Ne kadar sürdü bilmiyorum, ama kendime geldiğimde... (Ronnie üzerine doğru eğilmiştir. Gözleri parlamaktadır. Isırmak üzeredir.)

SCULLY: Mulder?

(Ronnie kapıya bakar ve durur. Scully, Ronnie'yi tam göğsünden vurur. Ronnie yatağın üstünden sıçrar.)

 

SAHNE 27

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Yani onu iki kere vurduğumu mu söylüyorsun?

MULDER: Tam göğsünden. Hiç etki etmedi..

SCULLY: Ve bir sincap gibi üstüme mi atladı?

MULDER: Tamam, Skinner ile konuşurken bu deyimi kullanacağımı sanmıyorum, ama… evet, böyle oldu.

SAHNE 28

SCULLY'S ODASI

(Mulder dış sesle anlatmaya devam ederken tahta bir sandalyeyi kırmaktadır.)

MULDER – DIŞ SES: Beni kontrol ettin ve Ronnie’yi takip etmek için dışarı çıktın.

(Mulder kazık şeklindeki bir tahtayı alır.)

SAHNE 29

ORMAN – DİZİNİN AÇILIŞ SAHNESİ

(Ronnie ormanda koşmaktadır.)

MULDER – DIŞ SES: Onu gördüm ve peşinden koştum, sonunda…

(Mulder kazığı Ronnie’nin kalbine saplar.)

SAHNE 30

GÜNÜMÜZ
GİZLİ DOSYALAR OFİSİ

SCULLY: Mulder, sadece ben değil, mantıklı düşünen hiç kimse bu hikayeye inanmaz.

MULDER: İnanmak zorunda kalacaklar. En azından Ronnie Strickland'ın cesedini inceledikleri  zaman.

(Aynı anda saatlerine bakarlar, Skinner ile görüşme zamanı gelmiştir.)

SAHNE  31

DALLAS FORT WORTH PATOLOJİ LABORATUVARI

(Adli tıp görevlisi bir dosyayla içeri girer. Teybi açar.)

ADLİ TIP GÖREVLİSİ: Dava 0026198, Ronald Lavelle Strickland. (Ronnie’nin örtüyle kaplanmış bedenini görürüz. Göğüs bölümünde kubbe şeklinde bir kabarıklık vardır. Adli tıp görevlisi örtüyü açar. Kazık hala göğüstedir.) Muhtemel ölüm sebebi… Tanrım, bu berbat bir şey. (Kazığı çıkartır ve bir masaya doğru yürür. Arkada Ronnie kalkar ve oturur. Adli tıp görevlisi bir ses duyup arkasını döner ve Ronnie’nin gözlerinin yeşil olduğunu görür. Ronnie sivri dişlerini yalamaya çalışır, ama onları oldukları yerde bulamayınca şaşırır. Buna rağmen adli tıp görevlisine saldırır.)

SAHNE 32

FBI GENEL MERKEZİ
SKINNER'IN OFİSİNİN ÖNÜ

(Skinner’ın sekreteri Kimberley masasında oturmaktadır. Mulder ve Scully koltukta oturmuş müdürü beklemektedirler. Scully eğilip Mulder’ın kravatını düzeltir. Mulder Scully’nin ellerini iter. Telefon çalar. Sekreter telefonu açar.)

KIMBERLY: Müdür Yardımcısı Skinner'ın bürosu. Oh, üzgünüm, bir toplantıya girmek üzere. Evet, birkaç saat sürebilir. (Scully bunu duyar ve “Oh, Tanrım”, der.) Rica ederim. (Scully Mulder’a doğru eğilerek fısıldar.)

SCULLY: Mulder, lütfen sana uyuşturucu verildiğini tekrar edip dur.

MULDER: Şunu keser misin?

SCULLY: Denemekten bir şey çıkmaz.

MULDER: Kes şunu. (Skinner kapıyı açar ve başını dışarıya uzatır.)

SKINNER: Scully, Mulder ... (Çabucak ayağa kalkarlar.)

MULDER: Bana ilaç verdiler!

SKINNER: Tekrar Texas'a dönmenizi istiyorum. Ronnie Strickland’in cesedi morgdan kaybolmuş. Bununla birlikte adli tıp görevlisine de saldırılmış. Boynu… ısırılmış.

MULDER: Adli tıp görevlisi ölmüş mü?

SKINNER: Hayır, boynu... ısırılmış. Sanki çiğnenmiş gibi.

(Skinner ofisine döner. Mulder ve Scully bir an şaşkınlıkla oldukları yerde kalırlar.)

SCULLY: Ama… o ölmüştü.

MULDER: Bunu ben de fark ettim.

SCULLY: Kalbine çakılan bir kazıkla.

MULDER: Bunu da fark etmiştim.

SAHNE 33

MEZARLIK – GECE

(Mulder ve Scully bir yandan konuşurken bir yandan da el fenerleriyle mezarlığa doğru ilerlemektedirler.)

SCULLY: Ronnie'yi burada bulmamız gerekiyor, çünkü…?

MULDER: Çünkü geleneklere göre bir vampirin kendi toprağında uyuması gerekir.

SCULLY: Oh.

MULDER: Evet.

SCULLY: Ama Mulder, dişleri sahteydi. Gerçek bir vampirin neden sahte dişlere ihtiyacı olsun ki?

MULDER: Sivri dişlerden eski öykülerde çok az bahsedilir. Gerçek vampirler onlara sahip olmayı düşünmezler. Bu daha çok Bram Stoker’ın bir icadıdır. Daha önce bunun çok fazla Dracula filmi seyreden bir çocuk olduğunu söylediğinde belki de sen haklıydın. Tek farkı, onun gerçek bir vampir olması. (Scully etrafına bakar.)

SCULLY: Peki hangi cehennemde?

MULDER: Ya ailesi --  bize 446 milyonluk davayı açacak olan kişiler?

SCULLY: Hımm, bir teyze ve bir amca. Mektupları genel posta kanalıyla yerel postaneye geliyor.

MULDER: Ev adresi yok mu? (Bir araba yaklaşır.) Bu, şerif.

(Onu karşılamak için kapıya yürürler, Scully gülümsemektedir.)

SCULLY: Şerif Hartwell. (Şerif arabadan çıkar.)

HARTWELL: İyi Akşamlar. Kasabaya geri döndüğünüzü duydum. Yardımcı olabilirim diye düşündüm. (Şerif konuşurken Scully Mulder’a dişlerini gösterir. Hartwell’in tavşan dişleri yoktur.)

MULDER: Evet, aslında olabilirsiniz. Ajan Scully ile beraber geride kalıp, ben bir şeyi kontrol ederken ortalığa göz kulak olabilirsiniz. (Elini Scully'nin omzuna koyar ve tam bir güneyli aksanıyla.) Senin için hiçbir şey yapmadığımı söyleme.

SCULLY: Nereye gidiyorsun?

MULDER: Eğer mektupların genel posta kanalıyla geliyor olsaydı, buralarda nerede yaşardın?

HARTWELL: RV parkta.

MULDER: İyisin

(Mulder ayrılır, Scully ve Şerif birbirlerine gülümserler.)

SAHNE 34

ŞERİFİN ARABASI

(Hartwell, Scully'e kahve uzatır.)

SCULLY: Teşekkürler.

HARTWELL: Hiç önemli değil. (Scully kahveyi içer.) Sen vampirler hakkında ne düşünüyorsun?

SCULLY: Aslında onlara inanmadığım konusu dışında mı?

HARTWELL: Evet, onun dışında.

SCULLY: Oldukça çekici olmalılar. Baştan çıkarıcı. (Kahvesini içer.) Hayır, aslında... Gerçek olsalar bile, böyle olduklarını kim söyleyebilir ki? Ajan Mulder’ın dediği gibi, pek çok vampir çeşidi vardır.

HARTWELL: Evet, kesinlikle öyleler. Size Ronnie konusunda bir özür borçluyum. Adımızı kötüye çıkardı. Artık bizim gibi biri değil. (Scully kahvesinin içine ilaç katıldığını anlamıştır. İlaç etkisini göstermeye başlar.) Demek istiyorum ki, vergilerimizi ödüyoruz, iyi birer vatandaşız. Ronnie sadece… fazla dikkat çekmeme olayını… kavrayamadı. (Scully’nin başı arkaya düşer. Hartwell kahve bardağını alır ve başka bir yere bakar.) Yine de, bir moron olmasına  rağmen, bizden biri. (Scully’ye döner. Gözleri yemyeşil parlamaktadır.)

SAHNE 35

MOTOR HOME

(Mulder yürür ve yerde bir şeyin üstüne basar. Kapıyı açar ve içeriye girer. İçeride bir tabut vardır.)

MULDER: Merhaba? (Mulder tabutu açar. Ronnie içindedir. Kulaklıklarla müzik dinlemektedir. Uyuyakalmış. (Ronnie birden kalkar. Mulder kapağı kapatır ve üstüne oturur. Ronnie dışarı çıkmaya çalışırken kapak sallanır.) Ronnie Strickland… sessiz kalma hakkın var. Söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhine delil olarak kullanılacaktır. Haydi kes şunu, Ronnie. (Mulder pencereden bakar ve kasaba halkının karavana doğru ilerlediğini görür. Hepsinin gözleri parlamaktadır.) Lanet olsun… Kelepçeyi tabutun kollarına geçirir ve Ronnie’yi içeriye hapseder. Feneriyle karavanın içine bakar ve yerde çubuk krakerlerden görür. İki tanesini alır ve dışarıya çıkar. Çubukları haç şeklinde tutarak insanlara gösterir.) Geri çekilin! (Bu yöntem işe yaramaz.) Ahh! Hayır! Aaahh! (Kalabalık Mulder’ın başına toplanır ve Mulder vampirlerin arasında kaybolur.)

SAHNE 36
ERTESİ SABAH - ARABANIN ÖN KOLTUĞU

(Mulder'ın ayakkabıları arabanın dışındadır. Pencerede şerifin montu ve üzerindeki rozeti görünür.)

SCULLY: Mulder? (Scully şerifin paltosunu giymektedir.)

MULDER: Scully, ne oldu?

SCULLY: Mezarlığa geldim. Tek bildiğim bu.

(Mulder dikiz aynasında boynunu kontrol eder. Temizdir. Arabadan çıkar ve Scully'e bakar. Boynunu kontrol eder. Temizdir. Paltoya bakar ve bunun hakkında bir şey söylememeye karar verir. Sonra boşalmış olan karavan parkına bakar.)

MULDER: Kazıkları çıkardılar. (Mulder çamur içindedir ve ayakkabılarının bağcıkları bağlı değildir. Scully onları bağlamak için eğilir.)

SAHNE 37
SKINNER' IN OFİSİ

(Skinner masasında oturmaktadır. Hiç de neşeli değildir.)

SKINNER: Yani, bu kadar mı? İz bırakmadan kayboldular. Baştan sona kadar bütün olanlar bunlar mı? (Mulder ve Scully karşısındaki sandalyelerde oturmaktadırlar.)

SCULLY: Evet, benim bulunduğum mekanlar dışında olan olaylar konusunda Ajan Mulder'ın versiyonunu ne tasvip ne de inkar edebilirim.

MULDER:Ben de Ajan Scully'nin versiyonunu ne tasvip ne de inkar edebilirim, ama…

SCULLY: Neyse... Bana ilaç vermişlerdi.

MULDER: Bu... Aslında aynen böyle oldu.

SCULLY: Gerçekten.

(Ekran kararır.)

MULDER – DIŞ SES: Sivri dişlerin olduğu bölüm hariç.

SON


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.



Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR