5x08 :: KITSUNEGARI

SAHNE 1

LORTON HAPİSHANE HASTANESİ, LORTON – VIRGINIA

(Fizik tedavi uzmanı, bir hastanın, yerdeki büyük plastik tekerleği itmesine yardımcı olmaktadır. Hademeler Piero ve Chuck seyretmektedirler.)

UZMAN: Gitmeye devam et. Devam et. İşte böyle. Şimdi durma sakın. Hadi, itmeye devam et. Acı yok, çıkar yok. Beş adım daha istiyorum ve tamamlamış olacaksın. Hıı.. hı... dört... üç... iki... ve... süper.

PIERO: Vur ona.

(Hademeler tekerlekli sandalyeyi, hastanın yanına getirir.)

UZMAN: Güzel ve kolaydı. Gerçekten de iyileşiyorsun, Bobby. Gösterdiğin gelişmenden ötürü çok mutluyum.

PIERO: ( CHUCK’a) Geri dur. Sana daha önce de dediğim gibi, parmaklarını kendi biber püskürtücünden ayırma.

(Piero, hastanın kollarını güvenli biçimde tekerlekli sandalyeye bağlar.)

UZMAN: Bay Piero, bunların hepsi sahiden de gerekli mi?

PIERO: Evet bayan. Daha önce söylemiştim.

(Sonrası, PIERO ve CHUCK hastanın sandalyesini, koridordan aşağı itmektedirler.)

CHUCK: Peki, bu adamın hikayesi nedir?

PIERO: Polis katili. Seri insan katili. Genel olarak, deriden arta kalanlar.

CHUCK: Öyleyse, neden korkuyorsun? Adam tam anlamıyla vejetaryen, demek istediğim, ne yapabilir ki... büyük plastik tekerlekleriyle senden kaçacak mı?

PIERO: Sana neden olduğunu söyleyeyim. Burada bir haftadır bulunuyorsun, kesinlikle bu adamı kestirmeye kalkma. Sakın ona güvenme. Etrafındaki koruyucularını çıkarma. Asla. Anladın mı?

CHUCK: Anlaşıldı, tamam.

(Adamlar, bir hücrenin kapısını açarlar ve hastanın yüzünü görürüz. Bu, bölüm 3x17’deki Robert Modell, namı diğer “pusher, zorlayıcı”dır.)

(Akşam, CHUCK, aynı koğuşta nöbetçidir. MODELL’in hücresinden gelen kırmızı “çağrı ışığı” yanıp sönmektedir. Yerinden ayrılıp, MODELL’in hücresine gelir. İçeri bakar, MODELL yatağına bağlı olmasına rağmen ışık yanıp sönmektedir. Biber püskürtücüsünü hazırlar, kapıyı açar ve hücreye girer. MODELL, bir parmağını yatağına vurmaktadır. CHUCK, bağlarını kontrol eder ki bağlar sağlamdır.)

CHUCK: Ne var Modell?

(MODELL, CHUCK’a anlayamayacağı şeyler fısıldar. CHUCK, dinlemek için daha çok eğilir.)
(Ertesi sabah, PIERO nöbeti devralmaya gelir. CHUCK’ın nöbetçi bölümünde olmadığını görür.)

PIERO: Hey, Chuck?

(Bir seri boğuk patırtı duyar. Sesler MODELL’in hücresinin olduğu yerden gelmektedir. Koridordan aşağı hücreye doğru koşar. Hücrenin kapısı açıktır. Yatağı boş bulur. CHUCK şaşkın bir halde oturmakta ve başını duvara vurmaktadır.)

PIERO: Ne cehennem oldu Chuck? Modell nerede?

CHUCK: O gitmeliydi.


JENERİK

SAHNE 2

LORTON HAPİSHANESİ’NDE BÜYÜK BİR ODA

(SKINNER, bir düzine ajan, US Marshall’ları ve diğer memurlara brifing vermektedir. Bu sırada MULDER ve SCULLY içeri girer.)

SKINNER: Hademeler sorguya çekildi, ruhsal durumu göz önüne alındığında bize fazla bir yardımı olmayacaktır, bu nedenle, şu an için bildiğimiz çok az şey var. Tek bildiğimiz, yatağın 02:04’te kontrol edildiğinin onaylanması. 06:14’te ise adamın kaçtığı rapor edildi. Bundan sonra ne bir gören ne de bağlantı kuran olmuş.

BİRİNCİ MARSHALL: Nasıl olur da bu adam binadan bir çıkış yolu bulur?

SKINNER: Bütün belirtilere bakılırsa, basitçe ön kapıdan yürüyüp gitmiş. Olayın... eşsiz... doğasından ötürü, FBI, bu insanavına başkanlık edecek. Marshall Servisi, en iyi uzmanlarını ödünç verecek ve tüm güçlerini benimle veya iki yardımcım (SAC); Ajan Mulder ve Scully ile paylaşacak. Özne ilk olayını gerçekleştirdiğinde tutuklamayı onlar yapmıştı. Ajan Mulder...

MULDER: Öznenin adı, Robert Patrick Modell. En az 17 kişinin ölümünden sorumlu bir seri katil. Hedefleri, belirgin olarak kanun güçleri. 1996’da bir FBI ajanının ve Loudoun Kasabası şerif görevlisinin ölümüne neden oldu. Bunların hepsi, onun için bir oyundu. Kendi kelimeleriyle “saygıdeğer bir düşman” arıyordu.

SCULLY: Kazanması ona önemli biri olduğunu hissettiriyor. Kendini bir ronin – yani ustasız savaşcı, Japon dövüş yöntemine adanmış biri – olarak düşünüyor. Aslında tam anlamıyla ölme korkusu olmayan bir psikopat. Oyun oynarken ipuçları bırakmayı sever. İşte bu nedenle onunla uzun bir süre yerine kısa zamanda bağlantı kuracağımızı düşünüyoruz.

MULDER: Onun tam olarak kaldığı yerden başlayacağına dair büyük beklentilerimiz var.

İKİNCİ MARSHALL: Öylece binadan yürüyüp gitti demeden önce ne söylemiştiniz?

MULDER: Modell, kendine “zorlayıcı” olarak tanımlıyordu. Teknik olarak söylemek gerekirse, tüm kurbanların yaraları kendileri tarafından yapılmış. Bu adamın, kendi arzularını başkalarına yaptırmak gibi eşsiz bir yeteneği var – kurbanlarını kendilerini yaralamaları veya öldürmeleri için zorluyor.

İKİNCİ MARSHALL: Ne diyor?

MULDER: Tamam, bak, bilmeniz gereken tek şey şu. Bu adama güvenmeyin, onunla konuşmayın, konuşma sırasında nişan almayın, hatta silahlı olsa bile. Sadece oalğanüstü bir dikkat içinde ona yaklaşın ve uygun yardımı çağırın.

BİRİNCİ MARSHALL: Öyleyse, uygun yardım da nedir?

MULDER: Uygun yardım mı? Elinizin altında olabilecek tüm polisler.

SKINNER: Görev için sıraya girin.

(SKINNER, görev çizelgelerini dağıtırken, MULDER ve SCULLY dışarı çıkar.)

MULDER: Modell’in durumu nasıldı?

SCULLY: Oldukça zayıf. Buradaki doktorlar güçlükle yürüyebildiğini söylüyorlar.

MULDER: Oh evet?

SCULLY: Evet, Mulder, ben hayatta kalmasına bile şaşırdım... onu son gördüğümüz durumda, kafasında bir mermiyle komadayken.

MULDER: Nasıl düzeldi?

SCULLY: Şey, görünüşe bakılırsa, altı ay önce bir gün, kolayca uyanmış. Sıradışı, ama duyulmamış değil.

MULDER: Onu öldürmesi beklenen beyin tümöründen ne haber?

SCULLY: Hala beyninde.

MULDER: Burada konuşabileceğimiz bir görevli var mı?

SCULLY: Bir fizik tedavi uzmanı varmış. Mulder... ya Modell kaldığı yerden devam etmeyi planlıyorsa? Seni bıraktığı yerden? Sen onun başlıca hedefiydin. Bu araştırmya başkanlık etmen gerekirmiydi?

MULDER: Neye karşı olarak? Gelmek istediğin nokta nedir?

SCULLY: Bu tam da onun istediği şey. Bir kere daha onun oyununda oynuyorsun.


SAHNE 3

OCCOQUAN, VIRGINIA, 09:13

(TODD, Sport’s Hut’ta çalışmaktadır. Modell’in fotoğrafını gösteren haber bültenini seyretmektedir.)

SUNUCU: (TV’de) Kaçan kişi, Robert Patrick Modell, 1996’da bir kasaba hastanesinde araba kaçırmaktan ve silahlı saldırıdan suçlu bulundu. İki insan öldü. Yetkililer, bölge sakinlerini, bu adama yaklaşmamaları için uyarıyorlar. Oldukça tehlikeli olarak görülüyor...

TODD: Yardımcı olabilirmiyim?

(TODD başını kaldırır ve hemen yüzleştiğinin MODELL olduğunu anlar.)

MODELL: Sen yılanlardan korkmazsın?

TODD: Ne?

MODELL: (aşağı bakar) Görünüşe bakılırsa bir kereste çıngıraklısı.

(Aşağı bakar, fakat tam başının yanında büyük bir “yılan” görür.)

MODELL: Şimdi onu boğazında sıkıca tut. Seni ısırmasına izin verme. Onu düşürme. Düşürürsen, seni yakalarım. Todd? Sence şimdi biraz servis alabilirmiyim?

TODD: (nefessiz) Evet.

MODELL: Arkaya git ve yılanı yere bırak.

(TODD, arkaya gider, hala “yılan”ı taşımaktadır. MODELL, tezgahın arkasına yürür ve bir Carbo-Bar yakalar. Onu yerken, televizyona bakar.)

SUNUCU: ...kesinlikle, Paul. Lorton Hapishanesi’ndeki son durum buydu. Federal Araştırma Bürosu ajanları, US Marshall’ları ve yerel kanun güçleri temsilcileriyle birlikte bir “çok – bölümlü görev gücü” oluşturdu...

(Televizyon, MULDER ve SCULLY’yi arabalarından çıkıp, hapishaneye doğru yol alırken gösterir.)


SAHNE 4

LORTON HAPİSHANESİ

(MULDER ve SCULLY, MODELL’in tıbbi dosyasına bakan, fizik tedavi uzmanıyla görüşmektedirler. )

UZMAN: Hepsini uydurmuş olamaz, tüm söyleyebileceğim bu. Silah yarası, çok sayıda oldukça ciddi hasara yol açmıştı. (MODELL’in dosyasındaki sayfayı çevirir. MULDER’a) Siz onu vuran görevlisiniz.

SCULLY: (Ziyaretçi listesini kontrol eder) Buna göre, dün öğleden sonra, Modell’in bir ziyaretçisi varmış.

MULDER: Kim?

SCULLY: HKK ((LSC)) olarak imzalanmış.

UZMAN: Hayırkurumunun Küçük Kızkardeşleri. Hastanedeki tüm mahkumları ziyaret etmeye çalışıyorlardı.

MULDER: HKK’nin yanında başka ziyaretçileri de olmuşmuydu?

UZMAN: Bildiğim kadarıyla hayır. Kurum tarafdarıymış gibi görünmüyordu. Daha çok sağdık evlerde büyütülmüştü.

MULDER: Görünüşe bakılırsa, onu çok iyi tanımışsınız.

UZMAN: Bana hiçbir zaman sorun çıkarmadı. Daha iyi olmak için çok çalıştı. Onunla bazı zamanlar konuştuğum oldu.

MULDER: Ne hakkında?

UZMAN: Ufak konuşmalar, önemli değil. Nasıl olduğumu sorardı.

MULDER: Oldukça saygılı bir adamdır.

UZMAN: Robert Modell hapishaneye ait diye bir an bile üzülmedim. Fakat, kişisel olarak onunla hiçbir sorunum olmadı.

(Başka bir ajan kapıyı telaşla açar.)

AJAN: Ajanlar! Bu Modell.

(MULDER ve SCULLY toplantı odasına koşar, SKINNER’a katılırlar.)

SKINNER: (MULDER’a) Seni istiyor. Şu anda izini sürüyoruz. Sadece 30 saniyeye ihtiyacımız var.

(MULDER, telefona uzanır.)

SCULLY: (MULDER telefona uzanırken, hafifce) Mulder?

(MULDER, SCULLY’ye başını sallar, uyarısını aldığını belirtir.)

MULDER: (telefona) Evet.

MODELL: (telefoan) İki kelime – o yaşıyor (kahkaha atar).

MULDER: Şu anda senin oyununu oynadığımızı sanmıyorum, Modell.

MODELL: Çok dokunaklı. Bak, Mulder, duymanı istediğim bazı şeyler var.

MULDER: Kişisel olarak söyle bana, Modell.

MODELL: Hayır. Ciddiyim, dinle beni.

MULDER: Hayır, sen beni dinle. Ya kendi kendine buraya geri dönersin ya da senin üzgün kıçını arabamın tamponunda sürüklerim.

SCULLY: (izi süren ekranın başındaki ajana) Zaman?

İZ AJANI: 4 saniye.

MODELL: Ne zaman Clint Eastwood’a dönüştün sen?

SCULLY: (MULDER’a) Seni kandırmasına izin verme.

MODELL: Şimdi sert adammış gibi konuşmayı bırak da dikkatle dinle. Bu konuşmayı izlediğinizi biliyorum. Umurumda değil. Duymanı istediğim...

SCULLY: Mulder, telefonu kapat.

MODELL: ...bazı şeyler var. Mulder, gidip...

(MULDER kapatır.)

İZ AJANI: Onu yakaladık.

<Occoquan’da Sport’s Hut>

(MULDER, SCULLY, SKINNER ve diğer ajanlar içeri dalar. MULDER, tezgahtaki Carbo-Bar ambalajını farkeder. Diğer ajanlar dükkanda etrafa dağılır.)

SCULLY: Arkada hiçbirşey yok.

SKINNER: Ne kadar uzaklaşmış olabilir?

(MULDER, dışarı bakar ve yavaşca hareket eden bir kişi görür.)

MULDER: Dışarıda!

(Dışarı koşarlar. MULDER, neredeyse bir araba tarafından ezilecektir. Sonra, arkasında “D. C. Dept. Of Corrections” yazan bir mont giyen adamın peşinden koşar. Yanına ulaştığında, silahını çeker ve etrafında döner. Bu Sport’s Hut’taki TODD’dur. SCULLY ve SKINNER yanlarına gelir.)

SKINNER: Nerede o? Modell nerede?

TODD: Gitmek zorundaydı.


SAHNE 5

BİR EVİN İÇİNDE

(MODELL, dikkatlice çıplak bir kadının çerçeveli fotoğrafını incelemektedir. Resmi bıraktığında, çerçeve üzerinde parlak mavi bir parmakizi bırakır. Kapının kapanış sesini duyarız ve bir kova boya görürüz. Çeşitli ayak izleri, bir boyama ve boya havuzu, hepsi halıda ve mavi renktedir. Daha sonra bir adamın başını görürüz, o da tamamıyla mavi boyalıdır.)

(Odanın duvarlarında çeşitli semboller görürüz, gene aynı mavi renkte. MULDER, SCULLY ve diğer görevliler araştırmaktadırlar.)

MULDER: (işaretleri göstererek) Keskin bir bıçak alıp bunun ipucu olup olmadığını tahmin edeceğim.

(SCULLY, adamın cesedi üzerinde çalışmaktadır. Ağzını açmaya çalıştığında, bol miktarda mavi boya dışarı akar.)

SCULLY: Görünüşe bakılırsa, aldığı boyadan ölmüş. Tüm bunları yaptıktan sonra kalanını içtiğini hayal edebiliyorum.

(SKINNER, aralarında bayan bir doğu kökenlinin de bulunduğu diğer ajanlarla birlikte içeri girer.)

SKINNER: (bayan ajana) Ne yapabileceğinizi görelim. (SCULLY’ye) Modell?

SCULLY: (yerdeki boya kutusuna bakıyordur) Koyu mavi.

SKINNER: Tüm bunlar da ne cehennem demek oluyor?

SCULLY: Belki de onun kurbanının seçimi. Bu Nathan Bowman, Loudoun Kasabası avukatlık ofisinden. 1996’da Modell’in davasında savcıydı.

SKINNER: Öyleyse bu sence basit bir intikam mı?

BAYAN AJAN: Efendim? Bu bir mesaj değil. Aynı işaretin defalarca tekrarlanması.

SKINNER: Hangisi nedir?

BAYAN AJAN: Şey, kullanılan yordam oldukça baştan sağma, fakat bana kalırsa bu “kitsunegari” – yani “tilki avı” anlamına geliyor.

SCULLY: Fox Mulder.

MULDER: Bu biraz fazla kesin, sizce de öyle değil mi?

(MULDER, çıplak kadın fotoğrafına yürür, mavi parmakizini bulur.)

MULDER: Nathan Bowman evlimiydi?

SCULLY: (cesedin yüzük parmağını kontrol eder ve evlilik yüzüğünü bulur.) Evet.

SKINNER: Ne düşünüyorsun?

(MULDER, telefona yürür ve “çabuk arama”daki isimleri kontrol eder. Bunlardan biri “Linda’nın ofisi”dir.)

MULDER: Linda. Bet, bu onun karısı, ha?

(Çabuk aramanın tuşuna basar ve telesekreteri harekete geçirir.)

RESEPSİYONİST: (telefona) Nova Max Realty.

MULDER: (telefona) Selam, Linda?

RESEPSİYONİST: Üzgünüm. Bayan Bowman, bir müşteriyle görüşmek için ayrıldı. Mesajınızı alabilirmiyin?

MULDER: Bayan Bowman’ın görüşmeye gittiği müşetrinin adını biliyormusunuz?

RESEPSİYONİST: İsmi, mm, Bay Fox Mulder.

SCULLY: Bu o.

SKINNER: Konumu. Nerede olduğunu bulmaya çalış.

MULDER: Bayan Bowman’ın, Bay Fox Mulder’la nerede görüşeceğini biliyormusunuz, herhangibir yer adı?

RESEPSİYONİST: Fall Kilisesi satılık arazisinde olduğunu biliyorum, hmm, biraz beklermisiniz?

MULDER: Evet.

(SKINNER, cep telefonuyla bir numara çevirir.)

SKINNER: (telefona) Bana Fall Kilisesinin telefonunu verin.


SAHNE 6

SATILIK ARAZİ, 214 KANAL CADDESİ, FALL KİLİSESİ

(Fall Kilisesi Polis Bölümü’ne ait bir araç yaklaşır. Burada Nova Max Realty’e ait, LINDA BOWMAN adına bir “satılık” tabelası vardır. İki memur arabadan çıkar. İlk memur kapıyı kontrol eder ve zorla açıldığını belirler.)

İKİNCİ MEMUR: (telsize) Birim 6, 214 Kanal Caddesi’nde. Zorla girildiğine dair işaretler var. Kontrol edeceğiz.

RAPORCU: (telsizden) Son derece dikkatli olun 6. Destek kuvveti yolda.

(Memurlar silahlarını çeker ve içeri girer. İçerisi karanlıktır ve yukarı çıktıklarında ikiye ayrılırlar.)

MODELL: (belli bir mesafede, görülmemektedir) Merhaba. Memur bey? Ben buradayım. (birinci memur sesi takip eder) Bu doğru. Hayır, o yoldan değil. O yoldan da değil, ama gittikçe ısınıyorsun. (ses giderek güçlenir) Tam karşında. Dümdüz önünde. Ufaklık, tam senin önündeyim. Benden ne yapmamı istersin, sana bir harita çizmemi mi? (kahkahayla güler) Gelmeye devam et. Neredeyse geldin.

(Birinci memur köşeyi döner ve MODELL’i silahlı görür.)

BİRİNCİ MEMUR: Yere at onu! Silahı yere at! Şimdi! Yere! (MODELL buna uyar) yüzünü yere dön! Yap şunu! (silahı alır) Marty, onu yakaladım! Buraya gel!

(Dışarıda, çok sayıda araba park halindedir. MULDER, SCULLY ve SKINNER, gelen memurların başındadır. Binaya koşarlar.)

SKINNER: Federal Ajan! Memurlar, neredesiniz?

BİRİNCİ MEMUR: Yukarıda! Efendim, onu yakaladım!

(Sese doğru yukarı koşarlar.)

BİRİNCİ MEMUR: Onu yakaladım.

(Bakarlar ki birinci memur aslında ikinci memuru alıkoymuştur.)

İKİNCİ MEMUR: O delirmiş! Uzaklaştırın benden şunu!

AJAN: (ikinci memura) Bana silahını ver. Sadece ver.

(İkinci memur buna uyar.)

SKINNER: O buradaydı. Buraya kadın için geldi.

SCULLY: Neden Bowman’ın karısı? Neden onu istemiş olabilir?

BİRBAŞKA MEMUR: Hey, bir ziyaretçimiz var.

(Dışarıda LINDA BOWMAN, resimde çıplak olan, bir Nova Max arabasıyla olay yerine gelir. Arabadan çıktığında, MULDER ona yaklaşır.)

MULDER: Linda Bowman? Ben Fox Mulder?

LINDA BOWMAN: Merhaba. Mmm, siz benim 12:15 randevummusunuz?

(Kısa süre sonra, LINDA BOWMAN evdeki bir odada, görüşmeye alınmıştır.)

LINDA BOWMAN: (titreyten bir sesle) Görüşme sekreterim aracılığıyla bu sabah ayarlandı. (iç çeker) Tek beklediğim burada Bay Mulder ile görüşmekti. Bir numara bırakmadı ve ona geç kalacağımı bildiremedim. Neden birileri bunu Nathan’a yapsın ki?

SCULLY: Bayan Bowman? Kocanız hiçbir savcılık görevi hakkında sizinle konuştu mu?

LINDA BOWMAN: Bazı zamanlar.

SCULLY: Hiç Robert Patrick Modell ismininden bahsetti mi?

LINDA BOWMAN: Zorlayıcı mı? O, Nathan’ın en büyük davasıydı. Neden?

SKINNER: Bu adam, Modell’in size ilgi göstermesi için bir neden tahmin edebiliyormusunuz?

LINDA BOWMAN: Kastettiğiniz nedir?

SKINNER: Onun kocanızı öldürdüğüne inanıyoruz. Öyle görünüyor ki, bu randevuyu da sizi görmek için ayarladı.

LINDA BOWMAN: Hayır. Hayır, hayır o hapishanede.

MULDER: Bu sabah 06:00’dan beri değil.

(SKINNER, LINDA BOWMAN’ın yanındaki sandalyeye çöker.)

SKINNER: Bizimle güvendesiniz, Bayan Bowman. Eğer benimle gelirseniz, sizi koruma altına alırız.

(SKINNER, kadına kalkması için yardım eder ve bekleyen marshall’lara götürür.)

SKINNER: (MULDER ve SCULLY’ye) Bulun onu.

SCULLY: Evet efendim.

(SCULLY, gitmeye başlarken, MULDER’ın yanında dikildiğini farkeder.)

SCULLY: Mulder?

MULDER: Neden Modell bu iki polisi kolayca öldürmedi? Onu durduran neydi?

SCULLY: Şey, umutluca söylemek gerekirse, bunu yapamadı.

MULDER: Çünkü çok mu yorulmuştu?

SCULLY: Şey, bunu daha önce görmüştük.

MULDER: Belki. Bilmiyorum. Sadece, bazı şeyler çok anlamsız. (bir marshall’a) Telsizini ödünç alabilirmiyim?

MARSHALL: Evet, efendim.

(Dışarıda, SKINNER ve LINDA BOWMAN bir araca biner. MODELL, civardaki bir yukarı pencereden olanları seyretmektedir. Bir başka Carbo-Bar daha yemekte ve kahve içmektedir. Arka planda bir ispanyol radyo sunucusu konuşmaktadır. Ve bir kapıcı aynı odada mola vermiştir. MODELL odayı terkeder.)

MODELL: (kapıcıya) Gracias, amigo.

(MULDER, aynı binanın giriş kapısına yürür. İçeri girer ve diğer Carbo-Bar ambalajını görür. Silahını çeker ve yukarı çıkmaya başlar. Bir köşeyi döner ve MODELL’in koridorda beklediğini görür.)

MODELL: Neden bu kadar geciktin?

MULDER: (telsize) Scully, onu yakaladım. Çabuk gel.

SCULLY: (telsizde) Neredesin Mulder?

MODELL: Bekle.

MULDER: (telsize) Kanalın kuzey tarafında, ikinci kat. Bir çeşit şirket, mühendislik şirketi gibi.

MODELL: Bekle, bekle, konuşmamız lazım.

MULDER: Kapa çeneni, Modell

MODELL: Mulder, dinle.

MULDER: Sana çeneni kapatmanı söyledim.

MODELL: Sana söylemem gereken şey...

MULDER: Kapat çeneni yoksa seni vururum, orospu çocuğu.

MODELL: Mulder.

MULDER: Seni vuracağım, kapat çeneni.

MODELL: Beni dinleyeceksin. Beni dinleyeceksin, Mulder.

MULDER: Seni vuracağım.

MODELL: Dinle. (fısıldar) Mulder...

(Kısa süre sonra, Scully ve diğerleri, binaya dalar. Mulder, ön kapıdan yürümektedir.)

SCULLY: Mulder, ne oldu? Modell nerede?

MULDER: Gitmek zorundaydı.


SAHNE 7

KANAL CADDESİ’NDEKİ BİNALARIN DIŞINDA

SCULLY: (cep telefonuna) Yaklaşık 10 dakika önce. Çok uzağa gidemez. (binadan çıkmakta olan bir ajana) Herhangi bir şey var mı?

MARSHALL: Bir iz yok?

SCULLY: (telefona) Evet, Ajan Mulder iyi. Evet, efendim.

(Telefonu kapatır ve bir polis aracına dayanmış olan Mulder’ın yanına gider.)

SCULLY: Nasıl hissediyorsun?

MULDER: Şey, şüphelimizin öylece gitmesine izin vermemi bilmenin verdiği rezillik duygusunun ağırlığını bir kenara bırakırsak, oldukça iyiyim.

SCULLY: Bu herkese olabilirdi, Mulder.

MULDER: Hayır, aslında olamazdı. Ben Modell’i bulmadım. O özellikle beni arıyordu. Mesajını duymam için beni istemişti.

SCULLY: Hangisi neydi?

MULDER: “Oyunu oynama.”

SCULLY: Kimin oyununu? Onunkini mi?

MULDER: Sanmıyorum. Hatta oyun oynadığından bile emin değilim.

SCULLY: Sen neden bahsediyorsun? Elbette onun oyunu. Sen kendin bıraktığı yerden başlayacağını söyledin.

MULDER: Peki, neden sonradan polisleri öldürmedi? Veya hapishane gardiyanlarını? Veya, kahretsin, neden, içerdeyken beni öldürmedi? Neden kendi silahıma ait bir silahla ölmeme izin vermedi? Bunu yapabilirdi.

SCULLY: Nathan Bowman’ı öldürdü.

MULDER: Evet, kesinlikle oradaydı, ama bu işi onun yaptığı anlamına gelmez.

SCULLY: Mulder, bu adam seni etkiledi. Düşüncelerini bulanıklaştırıyor.

MULDER: Hayır, bu öyle değil.

SCULLY: Adamın biri bir galon dolusu koyu mavi boya içti. Kitsunegari – tilki avı demek. Sense şimdi tutmuş bunun Modell’in işi olmadığını mı söylüyorsun ?

MULDER: Modell işin içinde. Bir şekilde bunlarla alakalı, fakat senin düşündüğün tarzda değil.

SCULLY: Bu senin görüşün.

MULDER: Evet, bu benim görüşüm

SCULLY: Nasıl sana ait olduğundan emin olabilirsin?

MULDER: Burada hala ortak olarak katıldığımız şey nedir? Modell, Linda Bowman’ı izledi öyle değil mi? Neden olduğunu bilmek istiyorum?


SAHNE 8

FBI GÜVENLİK EVİ; ANNANDALE – VIRGINIA

(MULDER ve SCULLY, LINDA BOWMAN ile görüşmektedirler.)

LINDA BOWMAN: Üzgünüm, daha önce anlattığımdan fazlasını söyleyebileceğimi sanmıyorum.

MULDER: Yardımınızı taktirle karşılarız.

LINDA BOWMAN: Nathan’ın savcılık davasıyla çok gururlandığını biliyorum. O adam, Modell’in çok zeki ve tehlikeli olduğunu, ve topluma karşı tehlike taşıdığını söylemişti. Ayrıca, bir FBI ajanının onu doğrudan vurduğunu belirtmişti. Siz omuydunuz?

MULDER: Evet.

LINDA BOWMAN: Söylediğine göre siz onu sakat bırakıp tekerlekli sandalyeye koymuşsunuz. Nathan’ın, onu tam olarak öldürmemenizin çok kötü olduğunu söylemişti. Bu şekilde vergi ödeyenlerin kazancı duruşmalara harcanmazdı.

SCULLY: Kocanız sizinle bu konu hakkında bayağı konuşmuş.

LINDA BOWMAN: Şey, dediğim gibi, çok gururluydu. Sanırım, bu davanın, onun yetenek fırçasından çıktığına inanıyordu.

(MULDER, başını kaldırır ve LINDA BOWMAN’a dik dik bakar.)

SCULLY: Size Robert Modell’den bahsetmiş olması da mümkün değil mi?

LINDA BOWMAN: Hayır, hayır, bundan kesinlikle eminim. Gördüğünüz gibi, Nathan ve ben, sadece iki aydır evliydik.

MULDER: Onu ne kadar süredir tanıyordunuz?

LINDA BOWMAN: Şey... (kahkaha atar)... iki ay ve iki günlük. Şey, neden doğru aşkı bulunca bekleyesin ki? Ne kadar zamanınız kaldığını asla bilemezsiniz.

MULDER: Hayır, bilemezsiniz.

LINDA BOWMAN: Nathan, itici veya düşüncesiz hareket eden biri değildi. Onu, o şekilde boyanmasını istemezdim.

MULDER: Tam maviye boyanmıştı. (LINDA BOWMAN başını sallar) Teşekkürler.

(MULDER ve SCULLY odayı terkeder ve koridorada konuşurlar. SKINNER onlara katılır.)

MULDER: Nathan Bowman’ı o öldürdü.

SCULLY: Ne?

MULDER: Modell, oradaydı ama başka bir nedenden dolayı. Kadın kocasını öldürdü.

SKINNER: Ajan Mulder, ne yani....

MULDER: Bir dakika, sadece beni dinleyin. Kocasının yetenek fırçası, asla itici olduğu için onu boyamak istememesi. Kim ne cehenneme bu şekilde konuşur?

SCULLY: Sen söyle bana.

MULDER: Burnumuzun altında el sallıyor, bizimle oynuyor. Modell bana söyledi, oyunu oynamamam için beni uyardı. Bence bahsettiği oyun kadınınki.

SKINNER: Modell mi sana söyledi?

MULDER: Hiç kocasının nasıl öldürüldüğünü sordu mu? Hiç detaylara önem verdi mi? Bir seri katil onu yakalamak istiyor. Size, bundan kormuş gibi mi göründü?

SKINNER: Kadın şokta, Ajan Mulder. Kendinde değil. Ve ayrıca senden farklı olarak ben de buna eklenebilirim.

MULDER: Onu sen de duydun içerde, Scully.

SCULLY: Mulder, hayır. Üzgünüm. Sen kendin söyledin, dedin ki “ Modell’i dinlemeyin, ona güvenmeyin”. Fakat sen de yaptın bunu.

MULDER: Ama ya o da Modell’in yaptığını yapabiliyorsa?

SKINNER: Bence sen eve gitmelisin.

MULDER: Sizce eve mi gitmeliyim?

SKINNER: Karar verme yetinin güvenilir olduğuna inana kadar askıya alındın. Bana silahını ver.

MULDER: Kime doğrultacağımdan korkuyorsun ki?

SCULLY: Mulder, söyleneni yapmalısın.

(MULDER, ikisine de dik dik bakar, sonra SKINNER’a silahını verir. LINDA BOWMAN, yanlarındaki kapıdan dışarı çıkar.)

LINDA BOWMAN: Afedersiniz. İçecek birşeyler almam mümkün mü? Su falan?

SKINNER: Mmm, evet bayan. Bunun için birini çağıracağım.

MULDER: Bunu kanıtlayacağım.

(MULDER, onlardan birkaç adım geri atar.)

SKINNER: Ajan Mulder?

MULDER: (sinirlenmiştir) Gidip ona biraz su getirin!


SAHNE 9

LORTON HAPİSHANESİ

(MULDER, fizik tedavi uzmanıyla görüşmektedir.)

UZMAN: Gerçekten de adamın iyi olduğunu bilmiyordum. Sizde yarattığım etkiden dolayı özür dilerim.

MULDER: Hayır, yeni bir şey hatırladığınızda hemen tekrar arayabilirsiniz. Hiç geçmişi hakkında konuştu mu? Bliyorsunuz, önemli biri hakkında, bir kadın, onun gibi bir şey.

UZMAN: Hayır.

MULDER: Söylediği, hatırlayabileceğiniz, kaydadeğer biri.

UZMAN: Sanırım bir keresinde bana oldukça sıradışı gelen birisi, onu sordu.

MULDER: Evet? Neydi o?

UZMAN: Hayırkurumunun Küçük Kızkardeşleri tarafından ziyarete gelen rahibelerden biriydi. O kadın, hmm, onu “fetheden savaşcı” olarak tanıttı. Bu bana biraz garip geldi.

MULDER: Bu, Modell’in kaçtığı geceden önce onu ziyaret edenle aynı rahibe mi?

UZMAN: Evet, herzaman ziyaret edenle aynı kişi.

MULDER: Kaç kere ziyaretine geldi?

UZMAN: Belki üç, dört.

MULDER: Benim için bir bakabilirmisiniz? Rahibe mi, yoksa kadın mı?

(LINDA BOWMAN’ın bir resmini gösterir, fakat telefon çalar.)

UZMAN: Bir dakika bekleyin, bir yarasa kadar körüm.

(Masasına gider ve telefona cevap verir. MULDER, masadaki gözlük kabını alır ve kadına verir.)

UZMAN: (telefona) Terapi odası.

MULDER: Gözlüklerin... burada.

UZMAN: (telefona) Hı, hı, evet. Evet, kesinlikle. (kabı açar) (MULDER’a) Bu boş.

MULDER: Nerede bıraktın onları?

(Telefonda konuşmaya devam ederken masasını araştırır.)

UZMAN: (telefona) Hı, hı. Hımm... Tamam.

(MULDER, yüzünü çevirir. UZMAN bir elektrik düğme kutusunun olduğu köşeye gider.)

UZMAN: (telefona) O evet, o burada.

(MULDER, geri döner ve düğme kutusuna eliyle uzandığını görür.)

MULDER: Hayır!

(UZMAN, eliyle uçlara dokunur ve kıvılcımlar uçuşur. MULDER, yakındaki bir kovadan temizlik sopasını çıkarır ve ağşap kısmını, kadının elini kaldırmakta kullanır. UZMAN, bilinçsiz halde yere yığılır.)

MULDER: Buraya yardım gerek!

(MULDER, UZMAN’ı kontrol eder.)

MULDER: Yardım edin!


SAHNE 10

FBI’IN ANNANDALE’DEKİ GÜVENLİK ODASI

(Ön kapıda bir marshall görevdedir. Bir Fall Kilisesi Polis arabası durur ve marshall kapıyı açar. Marshall arka koltukta MODELL’in oturduğunu farkeder.)

MARSHALL: (sürücüye) Onu yakaladınız mı?

(MODELL arka camı açar.)

MODELL: (marshall’a) Evine git.

MARSHALL: Ne?

MODELL: Evine git.

(Güvenlik evinin içinde, MODELL, LINDA BOWMAN’ın bulunduğu odaya girer ve kapıyı kilitler.)


SAHNE 11

CHAIN KÖPRÜSÜ KAPALI BÖLGESİ

(SCULLY, cep telefonu çaldığında arabadan inmektedir.)

SCULLY: (telefona) Ben Scully.

MULDER: (telefonda) Hey, Scully, benim.

SCULLY: Neredesin?

MULDER: Hapishanedeyim.

SCULLY: Mulder, bu işden uzak durman söylenmişti.

MULDER: Şimdi bunun için biraz geç. Modell’in fizik tedavi uzmanı, gözümün önünde kendine elektrik verdi, ve bunu yaptığında telefonla konuşmaktaydı.

SCULLY: O Modell’di.

MULDER: O Linda Bowman’dı.

SCULLY: Mulder...

MULDER: Uzman onu tanımlamıştı ve Modell’i hapishanede ziyaret ettiğini de kanıtlamıştı.

SCULLY: Bunu yaptı mı? Bilmiyorsun bunu.

MULDER: Dinle, Scully, sadece aramayı takip et, bu kadının herhangibir telefona ulaşmasını engelle. Ben şimdi oraya geliyorum.

SCULLY: Mulder, ben güvenlik evİnde değilim.

MULDER: Değilmisin?

SCULLY: Biz Chain Köprüsü Kapalı Bölgesi’nde, bir cinayeti araştırıyoruz.

MULDER: Neden hiçkimse güvenlik evi telefon santralinde cevap vermiyor?

SCULLY: (kapatır, bir marshall’a) Kamyonlara geri dönün...


SAHNE 12

FBI GÜVENLİK EVİ

(SKINNER, telefonun çaldığını görür, cevapsızdır, ve LINDA BOWMAN’ın odasının önünde görevli kimse yoktur. Silahını çeker ve kapıdan odaya doğru yürür. Kilitli olan oda kapısını tekmeler ve MODELL ile LINDA BOWMAN’ı yanyana dururken görür.)

SKINNER: Model aşağıda!

MODELL: (sakince SKINNER’a) Hey, bu Mel Cooley.

SKINNER: Yüzünü dön, hemen şimdi!

(MODELL, LINDA BOWMAN’a döner.)

SKINNER: Şimdi dedim!

MODELL: Silahım var.

(MODELL, döner ve SKINNER’a bir “silah” doğrultur. SKINNER ateş eder, MODELL yere düşer. LINDA BOWMAN, güçlükle konuşmaktadır. SKINNER, MODELL’e yaklaşır ve sağ elini silah gibi gösterdiğini anlar, ortada gerçek silah yoktur.)


SAHNE 13

LINDA BOWMAN’IN GÜVENLİK EVİNDEKİ ODASININ DIŞI

(Marshall’lar ve tıbbi ekip, MODELL’i tekerlekli sedyeye yüklemektedirler. SCULLY, koridorda, sedyeyle gider. SKINNER, girişde durmaktadır, bu sırada MULDER, koridorun sonundan içeri dalar.)

SCULLY: (SKINNER’a) Sizinle konuşmayı denedi mi?

SKINNER: Adamımızı yakaladığımızı söyledi.

MULDER: Ne oldu?

SKINNER: Sizin eve gitmeniz emredilmişti, Ajan Mulder?

MULDER: Ne oldu?

SKINNER: Silahı vardı. Çok net biçimde gördüm, bir altıpatlardı.

MULDER: Size bir silah mı doğrulttu?

SCULLY: Henüz bulamadık.

MULDER: Size silahı olduğunu söyledi.

SKINNER: Evet, söyledi. Afedersiniz.

(SKINNER, gider.)

MULDER: Modell silahsızdı. Skinner’ın ateş etmesini istedi.

SCULLY: Hangi olası nedenden ötürü?

MULDER: Birini korumak için.

SCULLY: Linda Bowman’ı mı?

MULDER: Olayı üstlendi.

SCULLY: Bu, planın kahrolası bir parçası, Mulder. Bir seri katil, bizi suçlu olduğuna inandırdı, aslında şüpheleri gerçek arazi leydisinden uzaklaştırmak sitedi. Şey, beni bile kandırdı.

MULDER: O nerede?

SCULLY: Evine götürüldü. Onu koruma altında tutmak için bir neden kalmadı, Mulder. Olay bitti.

MULDER: Hayır, bitmedi.

SCULLY: Nereye gidiyorsun?

MULDER: Eğer Modell bu ameliyattan sağ çıkarsa, konuştuğu ilk kişi ben olmak istiyorum.

SCULLY: Mulder, onunla konuşmak sana yeterice zarar verdi zaten.

MULDER: (sinirlenir) Tamam, bak, bana bir iyilik yap, Scully. Hislerime yeniden kavuştuğumda seni aramam için bana bir telefon numarası ver, tamam mı?


SAHNE 14

ANNANDALE TOPLULUĞU TIBBİ MERKEZİ

(MODELL, solunum cihazına bağlanmıştır. Bilinçsizdir. MULDER odadadır.)

HEMŞİRE: Efendim? Hastanın bandajlarını değiştirmem gerek.

MULDER: eğer uyanırsa lütfen bana haber verin.

(MULDER, dışarı çıkar. O gittikten sonra hemşirenin aslında LINDA BOWMAN olduğunu görürüz. Gömleğinin üstüne “hemşire” yazan bir kağıt takmıştır.)

LINDA BOWMAN: (çıkmış olan MULDER’a) Evet, efendim.

(Odaya girer ve MODELL’in yanındaki sandalyeye oturur.)

LINDA BOWMAN: Bobby? (MODELL’in gözleri kısmen açılır) Neden bunu yaptın? Sana peşimden gelmemeni söylemiştim.

(MODELL konuşmayı dener ancak, solunum cihazı yüzünden bunu yapamaz. LINDA BOWMAN, konuşması için parmağını çıkış kısmına koyar.)

MODELL: (fısıldar) Sakın... sakın bir hata yapma.

LINDA BOWMAN: Yapmıyorum. Sana yapılan bunca şeyden sonra, onların öylece gitmesine izin mi vereyim? Senin başlattığını ben bitireceğim.

MODELL: (fısıldar) Hayır. Dur şimdi. Dur...

(LINDA BOWMAN, çıkış kısmından parmağını çeker. MODELL güçlükle nefes alır, acı çekmektedir.)

LINDA BOWMAN: Bobby... Bobby, acı hissetmiyorsun. Harikasın. Hiç bu kadar iyi olmamıştın. (MODELL’in yüzü rahatlar) Kalbin yavaşlıyor. Çok yorgun. Devamlı aymaktan yorulmuş. Dinlenmesine izin ver.

(Ekranda alarm çalar ancak LINDA BOWMAN, bunu susturur. Elini MODELL’in göğsüne koyar.)

LINDA BOWMAN: Yavaşlıyor... yavaşlıyor... duruyor.

(Ekranda düz çizgi görünür.)

(Bir hemşire, yerinden ayrılıp yanından geçtikten sonra, MULDER onu takip eder. MODELL’in odasına giderler.)

HEMŞİRE: Lidocaine’i hazırladım doktor ((lidocaine= sanırım güçlü bir yatıştırıcı veya buna benzer bir şey)).

DOKTOR: Önemli değil. Onu 07:38 olarak kayda geç.

HEMŞİRE: Evet, doktor.

DOKTOR: (hemşire çıktıktan sonra, MULDER’a) Üzgünüm.

(Başka bir hemşire, MODELL’in yüzüne örtü örterken, MULDER, üzerinde “hemşire” yazan rozeti görür. Arkasına bakar, üzerinde “214 Kanal Caddesi” yazmaktadır.)


SAHNE 15

214 KANA CADDESİ

(MULDER, satılık eve girer. Çok karanlıktır. Binada yürür.)

SCULLY: (uzak bir mesafeden gergin sesle) Mulder?

(MULDER, sese doğru koşar, bir köşeyi döner ve belli bir mesafeden SCULLY’yi görür.)

MULDER: Scully, burada ne arıyorsun?

SCULLY: Sen haklıydın, Mulder.

(SCULLY, silahını kaldırır ve MULDER’a doğrultur.)

MULDER: Scully.

SCULLY: Beni bunu yapmaya zorluyor.

(SCULLY, silahının horozunu çeker.)

MULDER: O nerede?

SCULLY: Burada. Mulder, onu durdurmalısın. Kendime yardım edemiyorum.

MULDER: (bağırır) Linda Bowman!

SCULLY: Mulder, onu durdurmalısın.

MULDER: (bağırır) Göster kendini!

SCULLY: Mulder.

(SCULLY silahını kendi şakağına doğru ateşler.)

MULDER: (ona doğru koşar) Hayır! Hayır!

(Silah uzaktadır ve SCULLY yere düşer. MULDER, yanına gelip nabzına bakar. Yaklaşan ayak sesleri duyar ve başını kaldırıp baktığında LINDA BOWMAN’ın silahlı olarak geldiğini görür. SCULLY’nin silahını kavrar.)

MULDER: (silahı doğrulttuğu LINDA BOWMAN’a) Seni öldüreceğim!

LINDA BOWMAN: Onu dinleme, Mulder.

MULDER: Ne?

LINDA BOWMAN: Benim. Sen haklıydın. Linda Bowman seni zorluyor.

MULDER: Ne cehennemden bahsediyorsun sen?

LINDA BOWMAN: Ben Scully’yim. Linda tam senin yanında, kendisinin ben olduğunu söyledi sana.

(MULDER, başını eğer ve SCULLY’yi kan gölü içinde görür.)

MULDER: Onu sen öldürdün!

LINDA BOWMAN: Mulder, ben Scully’yim. Ölü değilim. Senden beni vurmanı istiyor. Kendini asla affetmeyeceğini biliyor.

MULDER: (bağırır) Kapa çeneni!

LINDA BOWMAN: Dinle beni!

MULDER: Çeneni kapat!

LINDA BOWMAN: Annen Tina, kızkardeşin Samantha!

MULDER: Kapat çeneni!

LINDA BOWMAN: Modell seni uyardı. Onun oyununu oynama.

(MULDER’ın tam yanında bir gölge belirir. LINDA BOWMAN’ın ateş etmesiyle gölge yere düşer. MULDER, aşağıda yerdeki cesedi görür, sonra ateş edene bakar. Ateş edenin SCULLY olduğunu görür.)

SCULLY: Mulder...

(SCULLY, yukarı yürür ve MULDER’ın kolunu tutar. Sonra, yerdeki LINDA BOWMAN’a eğilir. )

LINDA BOWMAN: Beni tutabileceğinizi mi düşündünüz?

(SCULLY, cep telefonunu çıkarır.)

SCULLY: (telefona) Evet, 214 Kanal Caddesi’ne bir ambulans istiyoruz.


SAHNE 16

SKINNER’IN OFİSİ

(SKINNER, LINDA BOWMAN’ın beyninin geçici bölgesinde beyaz parlak bir ışığın bulunduğu tarama resmine bakmaktadır.)

SKINNER: Linda Bowman.

SCULLY: Gelişmiş bir geçici bölge tümörüne sahipti, tıpkı Modell gibi. Aileden geçiyor gibi görünüyor.

SKINNER: O ve Modell akrabamıydı?

SCULLY: Çift yumurta ikizleri.

SKINNER: Kızkardeşini korumaya kalktı.

SCULLY: Aslında, onun varlığını altı ay önce öğrenmişti. İki haftalıkken ayrılmışlar ve ayrı yetiştirilmişler. Onun “tilki avı”... sanırım erkek kardeşine yaptığımızdan dolayı almak istediği intikamdı.

SKINNER: (MULDER’a) Eklemek istediğin herhangi bir şey?

MULDER: Bence bu herşeyi açıklıyor.

(MULDER ve SCULLY, ayağa kalkar ve kapıya yönelirler.)

SKINNER: Mulder, bir dakika, lütfen.

(SCULLY, dışarı çıkar, MULDER içerde kalır.)

SKINNER: Sadece iyi bir iş yaptığını söylemek istedim.

MULDER: Nasıl yani?

SKINNER: Senin dışında hiçkimse bunu ortaya çıkaramazdı. Sen Modell değil de Linda Bowman olduğunu biliyordun. Benden çok ötedeydin.

MULDER: Neredeyse ortağımı öldürecektim.

SKINNER: Mulder, bunun dışında, sen baskın çıktın, onun oynunu kazandın.

MULDER: Öyleyse neden hala kaybetmiş gibi hissediyorum?

(MULDER, ofisi terkeder.)


SON


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR