4x22 :: ELEGY

<ANGIE'NIN GECEYARISI BOWLING SALONU>
WASHINGTON D.C.

(Gecenin geç saatleri, Angie Pintero ortalığı temizliyor. Tezgaha yaklaşıyor. Harold Spuller çok yavaş bir şekilde bowling ayakkabılarını duvardaki yerlerine koyuyor.)

ANGIE: Oh tanrım, evine git Harold.

HAROLD: Daha bitmedi.

ANGIE: Harold, duyuyor musun? Şimdiye kadar evde olmalıydın.

HAROLD: Daha bitmedi.

ANGIE: Tanrı aşkına Harold, bu o kadar da zor değil.

(Angie ayakkabıları aceleyle raflara tıkıştırıyor. Harold giderek sinirleniyor.)

HAROLD: (bağırarak) DAHA BİTMEDİ!

ANGIE: (ellerini nazikçe Harold’un omuzlarına koyarak) Harold, uyku saatin geçti. Tamam. Ama doktorlar senin için endişelenecekler. Bugün iyi iş yaptın, şimdi eve git. Hadi.

(Harold uzaklaşırken mırıldanıyor.)

HAROLD: 16 21 37 45 60 71 86 ...

(Angie bir sıradaki lobut makinasının dönüp durduğunu görüyor. Sıranın başına yanına gidip resete basıyor ve bir bowling topu geliyor. Topu kaldırıyor ve üzerinde kan olduğunu görüyor.)

ANGIE: Bu da ne?

(Top şeridinin sonuna kadar yürüyor, ve lobutlardan birinin yanında kan olduğunu görüyor.)

ANGIE: Tanrım!

(Yere eğilip, lobut makinasının içine bakıyor ve mekanizmada sıkışmış genç bir kızın soluk görüntüsünü görüyor. Kızın gözleri açık ve ağzı yavaşça hareket ediyor, ama ses çıkmıyor.)

ANGIE: Tanrım! Aman tanrım! Hayır! Yardım çağıracağım!

(Telefona koşuyor ve 911’i arıyor, ama tam o anda dışarda siren sesleri duyuyor. Dışarı çıkıyor ve caddenin karşısında duran bir polis memuruna koşuyor.)

ANGIE: Memur bey, memur bey!

POLİS: Bayım, bu sizi ilgilendirmiyor.

ANGIE: İçerde bir kadın var, yaralanmış, o...

(Angie polisin arkasına bakıyor ve kaldırımda boğazı kesilmiş genç bir kadının cesedinin yattığını görüyor. Lobut makinesinin içinde sıkışmış gördüğü kızla aynı kız.)

ANGIE: Tanrım! Bu o! Bu benim gördüğüm kız!

SAHNE I

<Angie’nin Geceyarısı Bowling Salonu>

(Normal iş saatleri bu sefer. Scully bowling ayakkabıları giyiyor. [Ç.N.: Ayakkabılar üzerindekilerle iyi gidiyor. :-) ] Arka planda oyuncular kutlama yaparlarken, Scully top şeridinde Mulder ve Angie’ye doğru yürüyor. Mulder ve Angie yere yatmış lobut makinesinin içine bakıyorlar.)

MULDER: Hey Scully, şuna bir bak.

(Scully de yere uzanıp onlara katılıyor.)

SCULLY: Baktığım nedir?

MULDER: Lobut makinesi. Nasıl sıkıştığını ve kırıldığını görüyor musun?

SCULLY: Evet.

MULDER: Bay Pintero bunun ancak yukardan kayda değer bir ağırlık ya da basınç uygulanırsa olabileceğini söyledi.

SCULLY: (Angie’ye) Cesedi burda mı gördünüz?

ANGIE: Evet bayan, makinede sıkışıp kalmıştı. Boynu kesilmişti.

SCULLY: Ve kurbandan akan kan nerde birikiyordu?

ANGIE: (Lobut makinesinin tam altındaki bir noktayı göstererek) Tam burda.

SCULLY: Ama hem kan hem ceset siz döndüğünüz de gitmişti.

ANGIE: Evet, ama ... ama dediğim gibi, park yerindeki kadın ...

SCULLY: Burda makinede sıkışmış olarak gördüğünüz kadınla aynı kadındı.

ANGIE: Evet, doğru.

(Scully Mulder kısa bir bakış atıyor, sonra lobut makinesinin altında çıkıyor. Angie takip ediyor. Mulder başını yere koyuyor, alanı iyice inceliyor. Sonra o da geriye kayıp ayağa kalkıyor. Scully bir bloknota not alıyor.)

ANGIE: Bakın, bunları uydurmuyorum!

MULDER: Kimse uyduruyorsunuz demedi Bay Pintero.

ANGIE: (Scully’yi kastederek) Yüzündeki bakışı gördüm.

MULDER: Bir şey rica edebilir miyim? Bir soda, cola ya da öyle bir şey alabilir miyim?

ANGIE: Tabii.

MULDER: Teşekkürler.

ANGIE: Evet.

(Angie Mulder’ı içeceğini getirmeye gidiyor. Mulder ve Scully şeridin başına yürüyorlar.)

MULDER: O bakış neydi Scully?

SCULLY: Üç yıldan sonra o bakışın tam olarak ne demek olduğunu bilirsin diye düşünmüştüm.

MULDER: Ne, hayaletlere inanmıyor musun?

SCULLY: Bu adamın gördüğünün kurbanın hayaleti olduğunu mu söylüyorsun?

MULDER: Daha ziyade vücudunu terketmiş bir ruh.

SCULLY: Hayalet için başka bir tanımlama.

MULDER: Ayrıca Bay Pintero’ya göre bu seferki iletişim kurmaya çalışıyormuş. Ona konuşuyormuş sanki ona bir şeyler söylemek istermiş gibi. Daha çok bir ölüm alameti gibi geliyor.

SCULLY: Ölüm alameti mi?

MULDER: Evet. Ölümün habercisi olarak gelen bir ruh.

(Mulder bir bowling topu alıp atıyor ve bütün lobutları deviriyor. Scully hafif bir şaşkınlık gösteriyor.)

MULDER: Bu, son üç haftada gerçekleşen üç cinayet için de rapor edilen üçüncü olay. Her defasında suç mahalinin yakınında beliren kurban iletişim kurmaya çalışıyor, bir şeyler söylemeye çalışıyor.

SCULLY: Neyle iletişim?

MULDER: Bilmiyorum henüz ama, ah ... (bir içecekle dönen Pintero’ya) ... teşekkürler. (Scully’ye) Eğer bir saniye beklersen sanırım senin için bir cevabım olacak.

(Mulder tekrar lobut makinesine gidiyor, Scully ve Angie takip ediyorlar. Mulder makinenin altına yatıyor ve colayı Angie’nin gösterdiği yere döküyor.)

ANGIE: Hey! Ne yapıyorsun?

MULDER: O kız benim.

SCULLY: Ne?

MULDER: Cilanın üzerine yazılmış –o kız benim- baksana!

(Scully yaklaşıyor ve cola birikintisinde koyu olarak görünen “o kız benim” yazısını görüyor.)

<Işıkları kapatılmış bir polis görüşme odası>

(Dedektif Hudak yaklaşık bir düzine polise slaytlar göstererek açıklama yapıyor.)

HUDAK: Üç kurban ... hepsi kadın ... hepsi ortalama aynı yaş, boy, kilo, saç rengi ve göz rengine sahip ... hepsi de aynı altı apartmanlık çevrede saldırıya uğramış. Elimizdeki FBI profili beyaz, yirmilerinin sonlarında ya da otuzlarının başında bir erkeği öneriyor. Kurbanları ona büyük ihtimalle tamamen yabancı ... hayatındaki diğer kadınları temsil ediyorlar ... belki de tüm kadınları. (Hudak Mulder’ın Scully’ye bir şeyler fısıldadığını görüyor.) Hey, siz arkadakiler! Rahatsız mı ediyoruz sizi?

MULDER: Yo, yo, hayır.

HUDAK: Çünkü eğer bu profile katacağınız bir şey yoksa...

MULDER: Hayır, aslında ekleyecek bir şeyim var. Bu davadaki FBI modelini izlemek bence sadece katili kaçırmamıza değil,aynı zamanda kesinlikle yeni kurbanlara ve yeni ölümlere de neden olacak.

HUDAK: Kim olduğunuzu ve dediklerinizi neye dayandırdığınızı söyler misiniz?

MULDER: Ben Özel Ajan Mulder. Bu da Ajan Scully. FBI’danız. Burda belli ki gözden kaçırılmış olan bir ipucunu takip ediyoruz – bowling salonun sahibi tarafından yapılan bir iddia ...

HUDAK: ... kurbanı gördüğünü iddia eden adam.

MULDER: Yo, hayır, kurbanı değil. Onun hayaletini. İrlandalıların ‘fetch’ dediği şey, aslında daha çok ölüm habercisi olarak biliniyor.

HUDAK: Oh, tabii.

MULDER: Bu diğer davalarda yazılı herhangi bir mesaj buldunuz mu?

HUDAK: Yazılı mesaj mı?

MULDER: “O kız benim” kelimeleri size bir şey ifade ediyor mu?

HUDAK: Penny Timmons’ın son sözlerini mi diyorsunuz?

MULDER: Ölürken bunları mı söyledi?

HUDAK: Aldığımız 911 görüşmesine göre ...

MULDER: Peki aramayı kim yapmış?

HUDAK: Bir kaçık.

MULDER: Ne demek istiyorsunuz?

HUDAK: Ölürken bir şey söylemedi. Penny Timmons’ın gırtlağı parçalanmıştı. Etrafında isteyecek yardım olsaydı bile isteyemezdi.

MULDER: Ve kimse bu ipucunu takip etmedi?

HUDAK: Hayır, ama, ah, birine numarayı buldurabilirim ve siz de takip edersiniz.

MULDER: Sevinirim.

<Yeni Ufuk Psikiyatrik Merkezi>

(Bir toplantı odasında, hastalar değişik şeylerle uğraşıyorlar. Hastaların arasında Harold Spuller da var. Merkezi başı Bay Alpert, Mulder, Scully ve Hemşire Innes’la beraber içeri giriyor.)

ALPERT: Millet! Millet! Dinleyin beni! Sizinle konuşmak isteyen birilerini getirdim. Hemşire Innes, grubu toplayabilir misin?

INNES: Tamam, hadi! Herkes alıştırmayı biliyor. Yerlerinize geçin. Grup yapın. Hadi geçin. (hala kalkmayan Harold’a) Harold, hadi. Harold.

(Bütün hastalar sandalyelere yerleşiyorlar.)

ALPERT: Herkese günaydın.

HASTALAR: (hep bir ağızdan) Günaydın Bay Alpert.

ALPERT: Bugün birkaç misafir getirdim. Bir suçu araştırıyorlar. (Hastaların çoğu korkuyla geriliyor.) Tamam. Sadece size birkaç soru sormak istiyorlar.

MULDER: Merhaba. Geçen Cuma akşamı biri ordaki, koridordaki paralı telefonu kullandı mı diye soracaktım – çünkü biri polisi aramış ve bir cinayeti ihbar etmiş.

(Hastalardan hiçbiri tepki vermiyor.)

ALPERT: (Mulder’a fısıldayarak) Pasaklı Joe gecesi.

MULDER: Yani Pasaklı Joe Gecesi’nde.

CHUCK (bir hasta): Oh, evet bendim. Ben yaptım. İtiraf ediyorum, ben yaptım. Ama ben sadece bir insanım.

ALPERT: Chuck! Doğruyu söyle.

CHUCK: Hayır. Üzgünüm, öyle istemedim. Yalan ... söyledim. Söyledim ama ben sadece bir insanım.

ALPERT: Polisi aramak için kimse telefonu kullandı mı?

(Hastalardan yine cevap yok. Harold Spuller arkada oturuyor, ileri geri sallanıyor ve çok gergin görünüyor.)

MULDER: (son kurbanın resmini göstererek) Bu kadını tanıyan var mı aranızda?

(Hastaların çoğu sırayla ellerini kaldırıyor.)

CHUCK: Bu öldürülen kadın.

BİRÇOK HASTA: Evet, bu o ...onu tanıyorum ... biliyorum ... öldürüldü ...

(Mulder Harold Spuller’ın cevap vermediğini ve yüzündeki acı dolu ifadeyi görüyor.)

SCULLY: (kapağında Jay Leno’nun resmi olan bir tv rehberini kaldırıp) Ve, aranızda bu adamı tanıyan var mı?

BİRÇOK HASTA: Oh, evet, evet, o yaptı ... O yaptı ... Katil o ... Çok komik bir adam ... Hep gülüyor.

(Scully Mulder’a bir bakış atıyor ve dışarı çıkıyor.)

MULDER: (Alpert’e) Şu arkadaki sessiz adam.

ALPERT: Harold Spuller.

MULDER: Elini tek kaldırmayan, evet. Daha önce bir sorun çıkardı mı?

ALPERT: Harold mı? Hayır. Heyecanlanmaya karşı biraz eğilimi vardır.

MULDER: Sizce onunla konuşabilir miyim?

ALPERT: Evet, tabii.

<Psikiyatrik Merkezin koridorunda>

(Scully suç mahalinin resimlerini inceliyor. Harold, Hemşire Innes ve Mulder ona doğru geliyorlar. Mulder Scully’le konuşmak için dururken, Harold ve Innes bir görüşme odasına doğru devam ediyorlar.)

SCULLY: Evet, Mulder bir şey buldum burda ... polisin çektiği fotoğraflarda. Üçüncü kurban, sol elinde soluk renkte bir halka var. Bu elinde yüzük takıyormuş anlaşılan.

MULDER: (resme bakarak) bir evlilik yüzüğü, evet.

SCULLY: Evet. Ama kurban evli değildi.

MULDER: Yani katil yüzüğü mü çalmış?

SCULLY: Hayır, pek sayılmaz.

(Scully ona aynı kurbanın bir başka resmini gösteriyor. Resimde kurbanın sağ elindeki bir yüzük olduğu görünüyor.)

MULDER: Oh, katil değiştirmiş.

SCULLY: (başka resmileri karıştırırarak) Ve diğer tüm cinayetlerde aynı eylemi tekrarlamış, kurbanların her birinin yüzüğünü değiştirmiş.

MULDER: İyi yakaladın Scully. Psikolojik bir sorun var mı sence?

SCULLY: Ego distoni denilen bir durum var. Obsessif-kompülsif bozuklukların çeşidi. Hasta eşyaları değiştirmek, yeniden ve yeniden düzenlemek için devamlı ve kaçınılmaz istek duyar. Ama bu normalde cinayete kadar götürecek bir istek değildir.

MULDER: Normalde, işin içinde çok daha karışık bir psikoloji, mesela şiddetli bir akıl hastalığı yoktuysa.

SCULLY: Gerçekten katilin burdaki hastalardan biri mi olduğunu düşünüyorsun?

MULDER: Katilin burda mı emin değilim, ama o telefon konuşmasını yapan kesinlikle burda, ve bence adı Harold Spuller.

SCULLY: Konuşurken mi yakalanmış?

MULDER: Hayır ama yakalanmak üzere.

<Merkezdeki bir görüşme odası>

(Mulder ve Scully Harold’ı sorguya çekiyorlar. Harold çok tedirgin görünüyor. Hemşire Innes da odada.)

HAROLD: Ben bir şey bilmiyorum. Bir şey yapmadım. Yalnız bırakın.

MULDER: Polisi sen aradın değil mi Harold?

HAROLD: Hayır!

MULDER: “O kız benim” sözlerini sen mi söyledin?

HAROLD: Hayır!

MULDER: O sözleri daha önce hiç duydun mu?

HAROLD: Hayır!

MULDER: Hiç hayalet gördün mü Harold?

HAROLD: Hayır! Hayır! (daha yüksek sesle ve daha sıkça ‘hayır’ diyerek ileri geri sallanmaya başlıyor) Lütfen beni rahat bırakın.

(Mulder ve Scully geri çekiliyorlar, Hemşire Innes Harold’ı yatıştırmaya çalışıyor ama o ‘hayır’ diye bağırmaya devam ediyor.)

SCULLY: Eh ... haklı olduğunda, haklısındır.

HAROLD: (artık bağırarak) 17 ... 30 ... 37 ... 45 ... 53

<Psikiyatrik merkezde bir ofis>

(Scully bir masada oturmuş tıbbi kayıtları inceliyor. Mulder içeri giriyor.)

SCULLY: Harold Spuller, bazen atipik otizm de denilen, yayılan gelişim bozukluğu yaşıyor. Tüm hayatını aynı bunun gibi merkezlere girip çıkarak geçirmiş. İlaç tedavisi almış, şok terapisi uygulanmış ve diğer bozukluklarının yanında, şiddetli ego distonik obsessif-kompülsif bozukluk teşhisi konmuş ... bu da kurbanların yüzüklerinin değiştirilmesini açıklıyor.

MULDER: İyi de neden birdenbire?

SCULLY: Onu ne mi değiştirdi diyorsun? Neden? Bence az önceki patlaması, zorlayan bir duruma sokulunca şiddete yönelik engellenmiş dürtülerini açıkça gösteriyor.

MULDER: O patlama, ona hayalet görüp görmediğini sorana kadar gelmiyordu.

SCULLY: Mulder, o adam huzursuz. Konuşma başlar başlamaz adamda oluşan baskıyı görebiliyordun.

MULDER: Evet.

SCULLY: Neden şimdi Harold Spuller’ın buraya aramaya geldiğimiz adam olduğuna ikna olmuyorsun?

MULDER: Harold Spuller’ın telefonu kullanan adam olduğundan eminim. Ama bizi ona neyin getirdiği hala belli değil.

SCULLY: “O kız benim.”

MULDER: Hı hı, ve diğer hayaletler, Bay Pintero’nun bowling salonunda gördüğü gibi.

SCULLY: Sanırım bir açıklama olmasa bile bir fikrim var. Harold Spuller bu merkeze gönüllü geliyor, bu da demektir ki, o kadınları öldürmek için, veya işe gitmek için, ya da her ikisi için de istediği gibi girip çıkabiliyor.

(Scully Harold’ın kayıtlarından bir sayfayı gösteriyor, iş yeri olarak Angie’nin Geceyarısı Bowling Salonu yazıyor. Tam işaret parmağının yanına bir kan damlası düşüyor. Scully’nin burnu kanıyor. Eliyle burnunu siliyor.)

MULDER: Oh Scully ...

SCULLY: Evet. Tamam.

MULDER: Emin misin?

SCULLY: Evet, sadece, ımm, iyiyim. Sadece bir lavabo bulmalıyım.

(Mulder’ı yüzünde acı dolu bir ifadeyle bırakıp dışarı çıkıyor.)

<Merkezdeki bir tuvalet>

(Scully içeri giriyor, duvardaki makineden bir kağıt havlu alıp burnuna tutuyor. Lavaboya yaklaşıp aynaya bakıyor, havluyu ıslatmak için öne eğiliyor. Havluyu burnuna tutup başını kaldırıyor ve tekrar aynaya bakıyor. Aynada kandan “O kız benim” kelimeleri yazıyor. Scully aynaya bakakalırken, hafif bir inleme sesi duyuluyor. Tuvaletin köşesini dönüyor ve pencerenin yanında genç bir kadının hayalet gibi bir görüntüsünü görüyor. Kadının üzerine bir kolejin sweatshirt’ü var ve ağzı açık, ancak hiçbir şey duyulmuyor. Scully seyrederken genç kadının boğazı bir çizgiyle açılıyor ve kan akmaya başlıyor.)

MULDER: (tuvaletin kapısını çalarak) Scully?

(Scully kapıya bakıyor, sonra dönüp tekrar pencereye doğru bakıyor, hayalet benzeri görüntü gitmiş.)

MULDER: Scully, içerde misin?

(Scully tekrar lavaboya geliyor, aynadaki kelimeler artık yok.)

SCULLY: (titreyen bir sesle) Evet.

MULDER: (tuvalet kapısını açarak) Başka bir kurban bulmuşlar. Boğazı kesilmiş bir kolej öğrencisi. Burdan sadece yarım blok ötede.

(Mulder kapıyı kapatıyor, Scully ise sarsılmış bir halde.)

SAHNE II

<Şehir merkezi yakınında bir cadde, son cinayetin olduğu yer>

(Scully cesede bakıyor. Kadın, tuvalette gördüğü kadının aynısı, aynı sweatshirt’ü giyiyor.)

MULDER: Adı Loren Heller, 21 yaşında. Bekar, belli ki okuldan sonra part-time çalıştığı bardan eve dönüyormuş. Sol elinde bir yüzük varmış, sağ elindeki pembeleşmiş parmağa geçirilmiş. Bulunduğunda en az bir saattir ölüymüş.

SCULLY: Bu Harold Spuller’ın katil olmadığını gösterir, değil mi?

MULDER: Hayır, aslında göstermiyor. Harold evde değil. Nerde olduğu bilinmiyor. Hemşiresi biz ayrıldıktan sonra onu odasına kitlemiş, ama farkedilmeden kaçmayı başarmış.

SCULLY: Bulunmasının çok zor olduğunu sanmıyor.

MULDER: Evet, ama sanırım onu bulan ilk biz olmalıyız, ancak öyle “O kız benim” ne demek öğrenebiliriz.

(Scully’nin dikkati başka yerde görünüyor.)

SCULLY: Mulder ... ben ...

MULDER: Ne?

SCULLY: Sanırım gidip şununla ilgilenmeliyim. Ben, ah, sanırım gidip bir kontrol ettireceğim, sadece, bilirsin, emin olmak için.

MULDER: Seni bırakmamı ister misin?

SCULLY: Yo, hayır, ben iyiyim gerçekten. Doktorlar yakından izliyorlar ve bu sadece, bu sadece bir önlem.

MULDER: Emin misin?

SCULLY: Ben iyiyim.

(Mulder endişeyle izlerken Scully uzaklaşıyor.)

<Karanlık bir yer>

(Harold bir kağıdın arkasına yapıştırıcı sürüyor, bir yandan da sayılar mırıldanıyor. Kağıdı, bir bowling puan kağıdı, duvara yapıştırıyor. Biraz sola bakıyor ve kanla diğer kağıtların üzerine yazılmış “O kız benim” kelimelerini görüyor. Yavaşça arkasını dönüyor ve dört genç kadının hayaletsi görüntülerini görüyor.)

HAROLD: Yo ... yo ... sadece rahat bırakın beni!

<Bir hastane laboratuvarı>

(Bir hemşire Scully’nin kolunda kan örneği alıyor. Scully üzüntülü bir halde karşıya bakıyor. Hemşire işini bitiriyor ve odayı terkediyor. Scully kalkıyor ve ceketini giyiyor. Yavaşça odanın diğer tarafına gidiyor, bir aynadaki aksine bakıyor.)

<Danışman Karen Kosseff’in ofisi>

KOSSEFF: Korkun hakkında konuşmuştuk. Başkalarına, Ajan Mulder’a belli etmekten korkuyordun.

SCULLY: Bu farklı.

KOSSEFF: Nasıl?

SCULLY: Birkaç ay önce, bende kanserli bir kitle teşhisi kondu – ameliyat edilemeyen ve, ah, şu anki tıp bilimiyle tedavi edilemeyen nazal faranjiyal tümör.

KOSSEFF: Üzgünüm.

SCULLY: Çok korkunçmuş gibi görünsün istemiyorum. Sağlığım iyi gidiyor. Her hafta düzenli olarak kontrol ediliyorum.

KOSSEFF: Çalışmaya devam mı ediyorsun?

SCULLY: Evet. İşim benim için önemli.

KOSSEFF: Neden?

(Scully soruya şaşırıyor ve cevaplamakta gecikiyor.)

SCULLY: Neden? Im ... Ajan Mulder endişeleniyor. Bütün bu zaman boyunca hep destek oldu.

KOSSEFF: İşe devam etmenin ona karşı borcun olduğunu mu düşünüyorsun?

SCULLY: (aceleyle) Hayır. (duruyor) Sanırım bundan önce ona ne kadar güvendiğimi farketmedim ... onun azmi ... hep dayandığım büyük bir güç kaynağı oldu.

KOSSEFF: Dün gece ne oldu, Dana?

SCULLY: Bir şey gördüm. Ben, neye güveneceğimi bilmiyorum. Stres yüzünden mi gördüm, yoksa o görüntü bana gösterildiği için mi, yoksa kendi korkularımın bir işareti olduğu için mi.

KOSSEFF: Onu yüzüstü bırakma korkun mu?

SCULLY: (duygulu bir şekilde nefes veriyor) Belki.

KOSSEFF: Ne gördün?

SCULLY: Çok kısa bir süre önce öldürülmüş bir kadını gördüm. Onu gördüm. Sanki bana bir şey söylemeye çalışıyordu.

KOSSEFF: Ne, biliyor musun?

SCULLY: Hayır.

KOSSEFF: Emin misin?

(Scully duraklıyor, sonra gözleri dolu dolu bir halde Kosseff’e bakıyor.)

<Angie’nin Geceyarısı Bowling Salonu>

(Mulder içeri giriyor ve etrafa bakıyor. Tezgahın arkasından Angie onu görüyor.)

ANGIE: Hey, geri gelmişsin.

MULDER: Evet, Harold Spuller’ı arıyorum.

ANGIE: Harold’ı mı? Neden?

MULDER: Cinayetten şüpheli.

ANGIE: O kadınları Harold’ın öldürdüğünü mü düşünüyorsun?

MULDER: Belli ki sen öyle düşünmüyorsun, değil mi?

ANGIE: Harold 10 yıldır benim için çalışıyor. Deli olabilir ama kimseyi öldürmüş olamaz. Tatlı bir çocuktur.

MULDER: Şimdi nerde biliyor musun?

ANGIE: Sabah geldiğimde burdaydı, ayakkabılar düzenliyordu.

MULDER: Anahtarı var mı?

ANGIE: Hayır, nasıl bulmuşsa yandaki terkedilmiş binadan bir yolunu bulup içeri giriyor.

(Mulder tekrar etrafa bakıyor. Harold’ın servis kısmındaki lobut makinesinin altına uzandığı görüyoruz.)

MULDER: 6’ıncı şerit çalıştırdınız mı?

ANGIE: Kızı gördüğümden beri hayır.

(Mulder tekrar 6’ıncı şeride baktığında birkaç lobutun makineden yere düştüğünü görüyor. Makineye doğru koşuyor ve Harold’ı görüyor.)

MULDER: Harold? (Harold servis kısmına geri kaçıyor ve bir merdivenden tırmanıyor. Mulder makinanın altından servis kısmına kayıyor ve onu takip ediyor.) Harold? (Harold’ın peşinden merdivene çıkıyor) Harold, sadece konuşmak istiyorum. Harold?

(Mulder Harold’ı yerde, bir duvara yaslanmış olarak buluyor.)

HAROLD: (hafifçe) O kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ...

MULDER: Harold?

HAROLD: (hafifçe) O kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ... o kız benim ...

SAHNE III

<Bir görüşme odası>

(Harold, bir avukat ve Dedektif Hudak masada oturuyorlar, Mulder ayakta duruyor. Harold sallanıyor ve mırıldanıyor.)

AVUKAT: En başta şunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Müvekkilim, yargı yeteneğini etkileyen bir akıl hastalığı yaşıyor. Suçluluğuna ya da masumiyetine yönelik hiçbir soruyu yanıtlamayacaktır.

HUDAK: Konuşmayı keserseniz gerçekten çok mutlu olacağım.

AVUKAT: (Hudak’a bir kalem doğrultarak) Harold tedirgin olduğu ya da daha fazla devam etmek istemediği an bu sorgulama biter. Dedektif Hudak?

HUDAK: (saldırgan bir tonda) Bana neden yaptığını söyle, Harold, ha? Hadi, o kadınları neden öldürdüğünü söyle.

AVUKAT: Daha demin ne dedim? Bu kesinlikle kabul edilemez. Müvekkilime devam etmemesini söylemeye hazırım.

MULDER: (nazikçe) Harold? Harold, öldürülen o kadınları tanıyordun değil mi? Korktuğun da bu. Seni görmek için geri geleceklerinden korkuyorsun. Penny Timmons.

HAROLD: 8 17 30 37 45 53 71 80 92 99 108.

MULDER: Missy Shapiro.

HAROLD: 14 29 38 57 71 79 88 101 117.

MULDER: Michelle Chamberlain.

HAROLD: 17 32 49 69 78 87 99.

MULDER: Ayakkabı numarası neydi?

HAROLD: Altı buçuk.

HUDAK: İşte bu kadar.

AVUKAT: Bu bir itiraf değil.

HUDAK: Onları o öldürdü. Onları takip etti, onlara aşırı düşkündü ve onların o şirin küçük boğazlarını kesti. Doğru değil mi ha, Harold?

AVUKAT: Harold, tutulmuş avukatın olarak, sana daha fazla soru cevaplamamanı ve bu sorgulamada daha fazla işbirliği yapmamanı tavsiye ediyorum.

MULDER: Harold, senin o kadınları öldürdüğünü düşünen insanlar var. Ben onlardan biri değilim. Ama bunu kanıtlamama yardım etmelisin. Yapabilir misin bunu? Bence yapabilirsin.

<Angie’nin Geceyarısı Bowling Salonu>

(Mulder, arkasından Harold, avukatı, Hudak ve iki üniformalı memur içeri giriyorlar.)

MULDER: Bay Pintero? Harold’ın bowling salonuna giriş ve çıkış için kullanmış olabileceği yollar için binayı araştırmak isterim.

ANGIE: Oh tabii.

MULDER: Teşekkürler.

ANGIE: Sen iyi misin Harold?

HAROLD: Ayakkabılar düzenli değil Bay Pintero. Üzgünüm.

ANGIE: Hey, sorun değil dostum, dert etme bunu. Şu insanlarla işini bir hallet, sonra geri gelip benim çizgiyi aşmama engel olursun.

HAROLD: Tamam Bay Pintero.

(Harold, Mulder, Hudak ve avukatı bitişikteki binada karanlık bir yerden geçiriyor.)

HUDAK: Neden böyle bir yerden götürüldüğümüzü bilmek istiyorum.

MULDER: Bulduğumuz zaman açığa kavuşacağını umuyorum.

HUDAK: Doğru mu bu? Kendisini açığa çıkartacak bir şey mi gösterecek bize?

MULDER: Sanırım.

HAROLD: İşte.

(Harold duvarda, bowling oyuncularından biri olarak üzerinde “Michelle C” yazan bir puan kağıdını gösteriyor.)

HUDAK: İşte ne? ... Aman Tanrım! Hepsi burda, bütün kurbanlar.

(“Penny T” adına bir başka puan kağıdı görüyorlar. Bütün duvar puan kağıtlarıyla kaplı.)

AVUKAT: Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz.

HUDAK: Onlara aşırı düşkündü.

AVUKAT: Yüzlerce puan kağıdı görüyorum burda, ve binlerce de isim.

MULDER: Bir isim seç. Seç birini, ordakilerden seç birini.

HUDAK: (bir puan kağıdına bakarak) Fred Graham

HAROLD: 17 42 67 88 107 122 131 166 178 201.

(Sayılar hane hane Fred Graham’ın skorlarıyla uyuyor.)

MULDER: 200 oyun. Fena değil.

HUDAK: Bütün bu skorların kafasında olduğunu mu söylüyorsun?

MULDER: Kurbanlarınki de dahil.

AVUKAT: Masum olduğunu kanıtlar demiştin. Nasıl?

(Harold duvar boyunca bakıyor ve koridorda Angie’nin solgun bir görüntüsünü görüyor.)

MULDER: Tam olarak emin değilim, ama sanırım ...

HAROLD: Hayır! Hayır!

(Mulder da aynı tarafa bakıyor ama bir şey görmüyor. Harold hala görmeye devam ediyor, ve Angie’nin ağzı hareket ediyor.)

HAROLD: Hayır! Hayır! Hayır!

(Harold geldiklere yöne fırlıyor. Diğer üçü onun peşinden koşuyorlar.)

(Tekrar salonun girişinde, Mulder yetiştiğinde Harold’ı diz çökmüş ağlar halde buluyor. Polislerden biri yerde yatan Angie’ye CPR uyguluyor.)

POLİS: Birden düştü ... yığılıverdi. Elimden geleni yaptım. Kalp krizi geçirmiş olmalı.

(Harold bağırarak ağlamaya devam ediyor, Mulder bir elini onun omzuna koyuyor.)

<Scully’nin dairesi>

(Scully, elleri çenesinin altında kenetlenmiş, kasvetle boşluğa bakıyor. Kapı zili çalıyor. Kapıya gidiyor, kapı deliğinden bakıyor, zinciri çıkarıp kapıyı açıyor ve Mulder’ı içeri alıyor.)

MULDER: Hey Scully. Çok mu geç?

SCULLY: Hayır. Ne işin var burda Mulder?

MULDER: Bir şeyde yardımına ihtiyacım var. Tıbbi uzmanlığına ihtiyacım var.

SCULLY: Ne için?

MULDER: Harold Spuller. Oh, üzgünüm, sormadım bile. Doktorun ne dedi?

SCULLY: Ben iyiyim.

MULDER: İyi.

SCULLY: Ne oldu Mulder?

MULDER: Angie Pintero, bowling salonundaki adam. Öldü.

SCULLY: Nasıl?

MULDER: Doğal sebeplerden. Kalp tıkanıklığı. Tam bowling salonunun ortasında yere yığılıvermiş.

SCULLY: Benim tıbbi fikrime ihtiyacın olan şey bu mu?

MULDER: Hayır. Harold Spuller patronunun ölümünü haber veren bir görüntü gördü.

SCULLY: Anlamıyorum.

MULDER: Harold bir hayalet gördü – tam ölüm anında veya ölümünden hemen önce Angie Pintero’nun vücudunu terketmiş olan ruhu olabilir.

SCULLY: Nasıl biliyorsun bunu?

MULDER: Çünkü gördüğünde, tam orda duruyordum

SCULLY: Ama sen kendin görmedin.

MULDER: Hayır.

SCULLY: Neden?

MULDER: Öyle bir yeteneğim yok, o türden bir görüntüyü mümkün kılacak öyle bir bağlantım yok kurbanlarla.

SCULLY: Harold Spuller’ın bağlantısı ne?

MULDER: Kesin doğasını tam bilmiyorum ama sanırım otistik olmasıyla ilgisi var ... Harold o kurbanlara karşı derin bir tutkunluk duyuyordu ama hastalığı yüzünden bu ilişkilerinin derinliğini ve gücünü gösteremiyordu, ve bir şekilde, zamanı aşan, ruhsal ya da bilinç öncesi bir bağ kuruldu aralarında.

SCULLY: Oh, bir dakika, yani Harold öldürülen insanları tanıyor muydu?

MULDER: Evet, bowling salonundan, yedi yıl önceden başlayarak.

SCULLY: Söylediğin doğru olsa bile, Harold o hayaletleri gördüğünü iddia eden tek kişi değil.

MULDER: Hayır, ama Harold ve o hayaletleri görenler bir konuda büyük bir benzerliğe sahipler.

SCULLY: O neymiş?

MULDER: Hepsi ölüyormuş ... biri anfizemden, biri kanserden ve şimdi de Angie Pintero.

SCULLY: Harold Spuller da mı ölüyor?

MULDER: Tıbbi fikrine ihtiyaç duyduğum şey de bu.

SCULLY: Peki, ya öyle değilse?

MULDER: O zaman çok şaşırırım. Bir ölüm alameti bizim ölümlülüğümüzün bir görünümü değilse ne? Ve içimizden kimin ölümü görebilme şansı daha yüksek? Harold şu an sakinler evinde.

SCULLY: Seni orda bulurum.

(Mulder ayrılıyor.)

SAHNE IV

<Yeni Ufuk Psikiyatrik Merkezi – 11:42 PM>

(Chuck Forsch yatağında yatıyor, Harold’ın çağırıldığını ve koridorlar sesler duyuyor. Kapıya gidip koridora bakıyor ve iki polisin Harold’ı Alpert’e getirdiğini görüyor.)

ALPERT: İşte, geri geldin. Her şey yoluna girecek artık Harold. Seni ufak bir kontrol için burda tutmamızı istiyorlar. Endişe edilecek bir şey yok. (polislere) Teşekkürler Memur bey.

(Polisler ayrılıyor ve Alpert ve Harold koridorda yürümeye başlıyorlar. Chuck kapıyı daha da geniş açıyor ve Harold ona bakmak için duruyor. Harold altüst olmuş durumda.)

ALPERT: Tamam Chuck. Yatağına git. Harold’ı sabahleyin görebilirsin.

(Chuck kapıyı kapatıyor ve Alpert ve Harold koridorda yürümeye devam ediyorlar.)

ALPERT: Bak. Herkes geri döndüğün için mutlu Harold. Yarın sabah Chuck’la konuşabilirsin.

(Muayene odasında Alpert Harold’a yarım düzine hapla dolu bir bardak uzatıyor. Harold hala sarsılmış halde ve sayılar mırıldanarak ileri geri sallanıyor.)

ALPERT: Hala ilaçlarını almak zorundasın Harold. Seni düzenli ve dengeli tutuyor. Hadi. Her zaman yaptığımız gibi.

(Hemşire Innes içeri girdiği sırada Harold sinirleri gergin bir halde bardağı alıyor.)

ALPERT: İşte evlat. Güzel iş. (Hemşire Innes’a) Merhaba. Az önce geri getirdik onu.

INNES: Numara mı yapıyor?

ALPERT: Hayır, sanırım sadece biraz korkmuş. İlaçlarını alması için ikna etmeye çalışıyordum.

(Harold mırıldanmaya ve sallanmaya devam ediyor. Bardağı tutuyor ama ilaçları almamış.)

INNES: Onunla biraz da ben oturayım, ne dersiniz?

ALPERT: Peki, tabii.

(Alpert ayrılıyor. Innes arkasından kapıyı kapatana kadar bekliyor.)

INNES: Zehirini al, Harold. Hadi. Devam et. Yaşayacak neyin var şimdi , ha? Onlara ne söyledin Harold? Onlara küçük kız arkadaşlarından bahsettin mi? Ha? Onlara nasıl aşık olduğunu söyledin mi onlara?

(Harold giderek daha da gerginleşiyor.)

HAROLD: Hayır!

INNES: Onlara resimlerini gösterdin mi?

HAROLD: Hayır!

INNES: O kızlar senin hakkında ne düşünüyorlardı sanıyorsun Harold? Seni geri sevdiklerini mi? Kimse seni sevemez Harold. (aynayı gösteriyor) kendine bak. Onlar sana baktılar ve çirkin bir kurbağa gördüler. Bir özürlü.

<merkezin danışma masası>

(Mulder içeri giriyor ve Alpert’i görüyor.)

ALPERT: Ajan Mulder.

MULDER: Bize yardımcı olduğunuz için tekrar teşekkürler.

ALPERT: Sorun değil. Harold için hepimiz endişeleniyoruz.

MULDER: Anlıyorum.

ALPERT: Bir doktor mu getiriyorsunuz?

MULDER: Ajan Scully doktordur. Eğer Harold’ın tıbbi kayıtlarının hazırlanmasını ayarlayabilirseniz, o zaman işleri kolaylaşacaktır ...

(Koridordan bir çığlık sesi geliyor. Mulder ve Alpert hemen koşuyorlar. Birçok hasta da aynı zamanda koridora çıkmışlar.)

<Muayene odası>

(Hemşire Innes odada tek başına, yerde yatıyor. Başındaki bir yaradan kan akıyor.)

ALPERT: Oh Tanrım. Ne oldu sana? Dokunma oraya. Dokunma. Sadece bir kesik.

(Scully koridordan geliyor. Muayene odasında hastaların oluşturduğu bir kalabalık var. Scully onların aralarından geçip odaya giriyor. Hemşire Innes muayene masasının üzerinde oturuyor.)

MULDER: Bana tam olarak ne olduğunu söyle.

INNES: Birden deliriverdi. İlaçlarını alması için çalışıyordum ve birden çıldırdı . Üzerime atladı, sanki beni öldürmek istiyormuş gibi vurmaya başladı.

MULDER: Bir şey söyledi mi?

INNES: Hayır, sadece deli gibi bağırmaya başladı. Bir şeyler ters gitti. Bence tamamen kaybetti artık. (Alpert’e) Bundan sonra daha da ona bakarsam lanet olsun bana.

ALPERT: Bak, bence kafandaki kesiğe birinin bakması lazım.

INNES: Belki, sinirlerimi toplamam için bana biraz izin verir misin?

(Alpert, Mulder ve Scully odadan çıkıyorlar, Innes yalnız kalıyor.)

ALPERT: (koridordaki hastalara) Evet herkes, her şey yolunda şimdi. Hadi, yataklarınıza gidin. Hadi bakalım. Gidin artık. Sabahleyin görüşürüz. Hepinize iyi geceler. (Mulder’a) Nasıl yardım edebilirim?

MULDER: Polisi aramanızı istiyorum. Dedektif Hudak’ı isteyin. Onlara olanları anlatın, Harold’ı bowling salonunda aramalarını söyleyin.

ALPERT: Onu tutuklayacaklar mı?

MULDER: Bundan başka bir yolu olduğunu sanmıyorum. Üzgünüm.

(Alpert ayrılıyor.)

SCULLY: Belki de yanılıyorsun.

MULDER: Yüzeysel bir kafa yarasıydı o Scully. Onu öldürmek ya da sakatlamak isteyerek yapmadı. Bana sorarsan bu bir katilin işi değil.

SCULLY: O zaman neden yapsın?

MULDER: Belki Harold düşündüğümüzden daha da hasta.

SCULLY: Belki. Onu inceleyene kadar bunu bilemeyiz.

(Mulder Chuck Forsch’un onlara baktığını görüyor.)

MULDER: Sanırım bunun hakkında konuşabileceğin biri var. Neden oda arkadaşıyla konuşmuyorsun, ben de Harold’ı bulmak için ne yapabileceğime bakayım.

<muayene odası>

(Odada tek başına olan Hemşire Innes cebine bir neşter koyuyor.)

<Chuck Forsch’un odası>

(Scully içeri giriyor.)

CHUCK: Oh, merhaba.

SCULLY: Adın Chuck mı?

CHUCK: Evet, evet öyle. Ah, Chuck Forsch. F-O-R-S-C-H. Chuck Forsch.

SCULLY: Bu odayı, ah, burayı Harold’la mı paylaşıyorsunuz?

CHUCK: Evet, o benim arkadaşım.

SCULLY: Nerde olduğunu biliyor musun?

CHUCK: O ölüyor değil mi? Harold ölüyor.

SCULLY: Niye böyle diyorsun?

CHUCK: Hemşire Innes, o, o onu zehirlemeye çalışıyor.

SCULLY: Kim söyledi bunu?

CHUCK: Harold. Dedi ki, Hemşire Innes’ın ilaçlarına zehir koyduğunu söylemiş ona.

SCULLY: Harold ilaçlarını almıyor muydu?

CHUCK: Bilmiyorum. Her şeyi bilmiyorum. Ben sadece bir insanım. Ama Harold’ın arkadaşım olduğunu biliyorum. Kimseyi incitmezdi. Bilirsiniz, onları gerçekten seviyordu.

SCULLY: Kimi?

(Chuck odanın diğer köşesine gidip, bir çekmeceden bir kitap çıkarıyor.)

CHUCK: Harold. O verdi bunlar bana. Korkuyordu.

(Chuck kitaptan birkaç resim çıkarıp Scully’ye uzatıyor. Resimler öldürülen kadınlara ait.)

SCULLY: Bu resimleri bilen başka biri var mı Chuck?

CHUCK: Hemşire Innes.

< merkezdeki kadınlar tuvaletinde >

(Hemşire Innes tek başına lavaboda. Elinde Harold’ın ilaçları var ve gergin bir halde su içiyor, ilaçların birkaçını yutuyor. Scully girince birden ürküyor.)

SCULLY: Nasıl hissediyorsunuz?

INNES: Ben, bilirsiniz, sarsıldım.

SCULLY: Anlaşılır.

INNES: O insanlarla çalışmak da seni deli etmeye başlar. Eve gitmeyi iple çekiyorum.

SCULLY: Aileniz rahatlatır mı sizi?

(Scully Hemşire Innes’ın sol elinde bir şey tuttuğunu farkediyor.)

INNES: Yalnız yaşıyorum.

SCULLY: Çocuğunuz yok mu?

INNES: Bir tane, onu da kocam alıp götürdü.

(Innes hapları yere düşürüyor.)

SCULLY: Hemşire Innes, korkarım sizden burdan çıkıp koridora geçmenizi isteyeceğim.

(Innes cebinden neşteri çıkarıp Scully’ye saldırıyor, onu duvara sıkıştırıyor. Scully Innes’ın kolunu yakalıyor ve boğuşuyorlar. Scully, Innes’ın elini duvara vurup onu neşteri bırakmaya zorluyor. Boğuşmaya devam ederlerken Innes Scully’nin platosunu kavrayıp onu yere fırlatıyor. Innes neşteri alırken, Scully silahını çıkarıp ona doğrultuyor.)

SCULLY: Olduğun yerde kal! Bırak onu! Bırak!

(Innes bir an için duruyor, sonra neşteri kaldırıp Scully’ye doğru atılıyor. Hala yerde, Scully ateş ediyor.)

(Merkezdeki yukarı tırmanan bir yolda, Mulder silah sesini duyuyor ve geri tuvaletlere koşuyor. Alpert de ona katılıyor. Scully Innes’ın yanında duruyor, Innes omzundaki bir yaradan kan kaybediyor.)

SCULLY: Yaşıyor. Paramedikleri çağırın buraya.

ALPERT: Tamam.

(Alpert yardım çağırmaya gidiyor.)

MULDER: (Scully’nin eline bakarak) Yaralanmışsın.

SCULLY: Evet, bana saldırdı. (Mulder neşteri almak için eğiliyor. Scully’nin arkası Mulder’a dönük) Belki onu poşetlemek istersin. Cinayet silahı olduğundan eminim.

(Bir süre sonra, Mulder ve Scully koridorda yürürlerken Hemşire Innes bir sedyeyle dışarı çıkarılıyor. Konuşurlarken, Mulder’ın az önce olduğu rampadan aşağı iniyorlar.)

SCULLY: Harold’ın ilaçlarını alıyormuş ... clonazepam ve clozapine ... bunların kontrolsüz etkileri şiddet ve önceden tahmin edilemeyen davranışlardır.

MULDER: Evet, ama nasıl oldu da ondan şüphelendin?

SCULLY: Harold’ın oda arkadaşıyla konuşmaya gittim ve Harold’ın Hemşirenin onu zehirliyor olduğunu düşündüğünü söyledi. Onunla konuşmaya gittim ve o da birden kendini kaybetti.

MULDER: O kadınları neden öldürdü sence?

SCULLY: Bilmiyorum. Yani, belki de ilaçların da etkisiyle, mutluluğu öldürmeye çalışıyordu, Harold’ın mutluluğunu, o kadınlara duyduğu sevgiyi, belki bir daha hiç sahip olamayacağı bir şeyi yok etmeye çalışıyordu.

MULDER: O kız benim.

SCULLY: Bilmiyorum. Harold’ı bulmuşlar mı?

MULDER: Evet. Birkaç blok ötede bir sokakta, kaldırımda yüzüstü yatarken bulmuşlar. Yirmi dakika boyunca çabalamışlar ama geri getirememişler.

SCULLY: Ne olmuş?

MULDER: İlk teşhisleri apne ve solunum yetmezliği.

SCULLY: Neyin sonucu olarak?

MULDER: Paramedikler bunu açıklayamıyorlar, ama eğer söylediğin doğruysa, yani Harold ilaçlarını almayı kestiyse, o zaman bu ölümünün bir nedeni olabilir, ya da en azından gördüğü hayaletlerin.

SCULLY: Yani, Harold Spuller ölmüyordu, Mulder. O, o kadının ondan aldıklarının bir sonucu olarak öldürüldü.

MULDER: Bu senin tıbbi görüşün mü?

(Scully susuyor. Yürümeyi kesiyorlar ve rampada duruyorlar.)

SCULLY: Bir şey gördüm Mulder.

MULDER: Ne?

SCULLY: Dördüncü kurbanı. Sen söylemeye gelmeden az önce tuvalette onu gördüm.

MULDER: (hafifçe kızgın bir tonda) Neden bana söylemedin?

SCULLY: Çünkü inanmak istemedim. Çünkü inanmak istemiyorum.

MULDER: Bunun için mi buraya geldin, doğru olmadığını kanıtlamak için mi?

SCULLY: Hayır, buraya geldim, çünkü sen gelmemi istedin.

MULDER: Neden bana karşı dürüst olamıyorsun?

SCULLY: (kendini savunan bir tonda) Ne dememi istiyorsun? Haklı olduğunu mu, yani inanmadığım halde inandığımı mı? İstediğin bu mu yani?

MULDER: Duymak istediğimin bu olduğunu mu sanıyorsun?

SCULLY: (yavaşça) Hayır.

MULDER: Neye inanmak istiyorsan ona inanabilirsin Scully, ama gerçeği benden saklayamazsın, çünkü eğer böyle yaparsan o zaman bana karşı çalışmış olursun ... ve kendine de. (sesi yumuşuyor) Neyden korktuğunu biliyorum. Ben de aynı şeyden korkuyorum.

SCULLY: Doktor iyi olduğumu söyledi.

MULDER: Umarım gerçek de budur.

SCULLY: (sesi fısıltı halinde) Ben eve gidiyorum.

(Scully rampadan aşağı iniyor, Mulder’ı tek başına bırakıyor. Dışarda, Scully arabasına gidiyor. Caddenin aşağısında polis arabalarının ve ambulansların ışıkları görünüyor. Scully arabaya giriyor ve yavaşça göz yaşları akmaya başlıyor. Bir ambulansın uzaklaştığını görüyor, gözleriyle takip ederken dikiz aynasından arka koltukta Harold’ın soluk bir görüntüsünü görüyor. Korku içinde arkasını dönüp bakıyor ama bir şey göremiyor. Tamamen şok olmuş halde, tekrar önüne dönüyor.)

SON



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR