1x09 :: FALLEN ANGEL

SAHNE 1

TOWNSEND, WI; 00:57

1. GÜN

Ormanda bir patlama olur. Şerif yardımcısının aracı yolun kenarında durur.

ŞERİF YARDIMCISI WRIGHT: D7 numaralı çevre yolunda bir yangın var. Vadi sırtının kesiştiği yerin iki mil batısında. Buraya bir itfaiye ekibi göndermelisiniz. (parazit) Ben şerif yardımcısı Wright. Duyuyor musunuz? (parazit) Kahret… (Arabadan iner. Arabanın çevresinde dolaşarak patlamanın olduğu yere doğru yürür.)

 

SAHNE 2

US UZAY GÖZETLEME MERKEZİ
CHEYENNE DAĞI, CO

ERKEK SUBAY: Efendim, rahatsız ettiğim için özür dilerim. Ama az önce kimliği belirlenemeyen bir cisim tespit ettik. Sanırım bunu kendiniz görseniz iyi olur.

(Her iki subay ve komutanları bilgi merkezine doğru yürürler.)

ERKEK SUBAY: Cisim 23:17'de Connecticut sahili sınırını geçti.

KAPTAN KORETZ: İlk başta rotası kuzeybatıdan kuzeye doğruydu. Sonra garipleşmeye başladı.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Bölgede atış talimi yapan başka bir uçak… olamaz mı?

KAPTAN KORETZ: Efendim. Bilinen hiçbir uçak bu şekilde manevralar yapamaz.

ERKEK SUBAY: O her neyse 24:18'de ekrana düştü efendim. Townsend Wisconsin'ın hemen dışındaki Michigan Göl'ünün batısına çakıldı.

KAPTAN KORETZ: Takip ve şok ekibi tahmini çarpma etkisini saatte 800 mil olarak hesapladı.

ERKEK SUBAY: Kaptan Koretz'e hemen raporunu hazırlaması için emir vermiştim…

ALBAY CALVIN HENDERSON: Olumsuz. İzini bulduğu şey bir meteordu. Aletlerdeki işlev bozukluğunun nedeni apaçık bu meteorun normal olmayan hareketleridir.

KAPTAN KORETZ: Ama efendim...

ALBAY CALVIN HENDERSON: Raporun bu gerçekleri yansıtacak. Anlaşıldı mı?

ERKEK SUBAY: Evet efendim.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Güzel.

(Albay odadan çıkar ve kimsenin olmadığı bir köşeye doğru yürür. Cep telefonundan arama yapar)

ALBAY CALVIN HENDERSON: Kod indigo delta echo niner. Fallen Angel'ın 87. bölgede olduğunu doğruluyorum. Falcon Operasyonu hemen başlasın.

 

SAHNE 2

(Şerif yardımcısı, ağaçların arasında yürürken başka bir patlama daha olduğunu görür. Kamera şerif yardımcısını geçerek hızla yükselir.)

ŞERİF YARDIMCISI WRIGHT: Merhaba?

(Şerif yardımcısı el feneri ile ağaçlara göz gezdirir. Polis aracının ışıkları, uzaktan şerif yardımcısının omzunun üzerinden görülmektedir. Kamera hızla Şerif yardımcısına yaklaşır. Birden beyaz bir ışık ile flaş patlar ve Şerif yardımcısının çığlığı duyulur.)

 

SAHNE 3

BUDGETREST OTEL
TOWNSHEND,WI
12:57

(Televizyondan haberlerin sesi duyulmaktadır.)

… hükümet araştırmasının tamamlanmasına rağmen, hala bir açıklama yok. Hükümet görevlileri, acil olarak Townshend Wisconsin'lı 12000 kişinin tahliye edilmesine neden olan zehirli yük konusundaki belirsizliği koruyorlar. Spekülasyonlara göre zehirli atıkların yükleme merkezi burası… (Ses azalır.)

(Mulder ön planda silahını kontrol eder.)

(Flashback)

MULDER: Eğer oradaki bir tren kazası değilse neydi?

DEEP THROAT: Mulder, Amerika kıtası uzaya doğru 15.000 millik bir alana ulaşan elektronik bir çitle çevrili. Bunu 7,087 insan yapımı objeyi izlemek ve görüntülemek için kullanırız. Geçen gece 23.17'de bu sınır yarıldı.

( Mulder elinde feneri denerken tekrar görülür.)

DEEP THROAT: (devam eder) Bu sabah saat 01:00'da, hava kuvvetlerinin ana reklamasyon uzmanı Albay Calvin Henderson tarafından yönetilen Falcon Operasyonu başladı..

MULDER: Reklamasyon mu?

DEEP THROAT: Soğuk savaş sırasında onun görevi düşen Amerikan uçaklarının teknolojilerinin Sovyetlerin eline geçmemesini sağlamaktı.

MULDER: Bir uçak geri alma birimin parçası.

DEEP THROAT: Hı hı. (aşağıya doğru bakar). Hızlı bir yanıt. Şunu söylemeliyim ki… bütün alan temizlenene kadar 24 saatin var. Sonra orada hiçbir şey olmamış gibi olacak.

 

SAHNE 4

Mulder, sırt çantasıyla ağaçların arasında koşarken görülür. Lazer çite yaklaşır. Etrafın bir askeri kamp olduğu açıkça ortadadır. Helikopterler uçmakta, büyük kamyonlar ana kapıda kayıt yaptırmaktadır. Her tarafta askerler vardır.

 

SAHNE 5

FALCON OPERASYONU
KARARGAH ALANI

(Albay Calvın Henderson ve teğmen çadırdan çıkar)

ALBAY CALVIN HENDERSON: Geç kaldın, teğmen… Yarım saat içinde hava kararacak.

TEĞMEN: Efendim, yakın çevrenin dışında bir düzlük var.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Saat 22.00 da genel bilgilendirme toplantısı var. Ama önce gerçek atışlar yapmak için karargaha gitmek gerekiyor.

TEĞMEN: Gerçek atışlar mı, efendim?

ALBAY CALVIN HENDERSON: Bununla ilgili bir sorunun mu var?

TEĞMEN: Hayır efendim. Bize bunun sadece bir talim olduğu söylenmişti.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Sana yanlış söylemişler.

TEĞMEN: ( Kamyondaki askerlere) Tamam! Herkes dışarı.

(Askerler kamyondan inerler.)

Mulder kamyonun altından atlar ve ormanın içine doğru yürür. Ormana karanlık çökmüştür. Silahlı askerler devriye gezmektedir. Mulder zaktaki ışığı görür, oraya doğru yürümeye başlar. Yangın alanına yaklaşır ve yere çömelir. İnsanlar bağırmaktadır. Mulder, güçlü ışıklarla aydınlatışmış kaza bölgesini görür. Adamlar kaza bölgesinin çevresinde dolaşmaktadırlar. Mulder bu sahnenin fotoğraflarını çeker. Bir adam Mulder'a arkasından yaklaşır. Mulder arkasını döner, yüzüne silahla vurulur.

 

SAHNE 6

(Fallen Angel Operasyonu kumanda merkezi çadırının içi. Yanması için fotoğraf filmi ışığa yaklaştırılır.)

ALBAY CALVIN HENDERSON: Hayatınızın en büyük hatasını yaptınız, Ajan Mulder.

MULDER: Sanırım hakkından geldiniz.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Adamlarımı riske atmanın faturasını ödeyeceksiniz.

MULDER: Ne zamandan beri fotoğraf çekmek birilerinin hayatını riske atıyor?

ALBAY CALVIN HENDERSON: Amerikan Hükümeti'ne ait bir karantina bölgesine izinsiz girdin ve bu federal bir suçtur.

MULDER: Bu bir karantina mı? Böyle mi adlandırıyorsunuz?

ALBAY CALVIN HENDERSON: Biz ekolojik bir felaketi önlemeye çalışıyoruz.

MULDER: Doğayı korumak için biraz fazla silah var.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Emir aldım. Ve uygun gördüğüm şeylerin yerine getirilmesi için yetkim var. Sana tavsiyem, kendi iyiliğin için ne gördüysen, gördüklerin hakkında ne düşünüyorsan unut.

MULDER: O ormanda düşen bir uçak buldunuz, efendim. Ve birlikler atış yapıyor! İkimiz de orada ne olduğunu biliyoruz!

 

SAHNE 7

(Mulder, telden yapılmış geçici bir hücreye götürülür.)

MAX FENIG: MUFON musun yoksa CUFOS mu? (Beyzbol şapkasını ters giymiş, gözlüklü, uzun sarı saçlı biri gölgenin içinden çıkar.) Oturmamın bir sakıncası var mı? Dur tahmin edeyim, sen şu yeni CSICOP grubundansın, doğru mu? (Mulder başka tarafa bakar.) Daha fazlasını söyleme. Tedbirli bir adamsın. Kimseye güvenmiyorsun. Çok zekice. JFK'ye olanlardan sonra bunu tamamen anlıyorum. ( Mulder kafasını çevirir) Oh, kendimi tanıtayım. İsmim Max Fening. Ulusal Hava Fenomenlerini Araştırma Komitesi... NICAP (Baş harflerinin görünmesi için, şapkasını çevirir.) Tanıştığıma memnun oldum.. Keşke el de sıkışabilseydik. Sağlam bir tutuş, gözlerin içine bakmak. Bu yolla birisi hakkında bir sürü şey öğrenirsin. (Mulder başka tarafa bakar.) Hey… Sana bir soru sorabilir miyim?

MULDER: Devam et.

MAX FENIG: Herhangi bir şey gördün mü? Yaklaşabildin mi? Ben hiçbir şey görmedim. (Dinleniyor olma ihtimaline karşı yüksek sesle konuşur.) Hiçbir şey görmedim! (Mulder'a) Hiçbir şey, sıfır. Yoldaki barikatın 90 metre ötesinde beni yakaladılar. Bunu nasıl yaptıkları hakkında bir fikrim yok. Sana söylüyorum, bunun da Roswell olayı gibi üstü örtülecek.

MULDER: Orada olan şey hakkında bu kadar emin olmanı sağlayan ne?

MAX FENIG: (güler) Senin bu kadar emin olmanı sağlayan şeyle aynı değil mi?

 

SAHNE 8

(Kampta şafak sökmektedir. Hücredeki boş yatak görünür. Kamera bu hücrenin yanındaki hücreye döner, Mulder kapı açıldığında uyuyordur.)

MULDER: Oda servisini çağırmamıştım

SCULLY: Komik değil, Mulder.

MULDER: Max ile tanıştın mı?

SCULLY: Kimle?

MULDER: NICAP'tan Max. (Boş ranzaya doğru bakar.) Onu serbest bırakmış olmalılar. Bir dünya dışı varlık peşindeki başka bir araştırmacı ruh.

SCULLY: Bunların nedeni bu muydu?

MULDER: Başka ne olabilir ki?

SCULLY: Bunu bölüm Şefi McGrath'e anlatmayı dene. Sorgulamayı emrederek Blevins'i ezdi geçti. Bir tavsiyeyle… Mulder X-Files'ı kapatmak ve seni bürodan atmak istiyor.

MULDER: Başka haber var mı?

SCULLY: Seni anlamıyorum Mulder. Neden her zaman kurallara karşı geliyorsun? Yetki alanını…

MULDER: Çünkü ne gördüğümü biliyorum Scully. Bu alanın yakınlarında hiçbir yerde tren yolu yok. Öyleyse nasıl oluyor da raydan çıkmış bir konteynır oluyor?

SCULLY: Çünkü öyle değildi. Senin gördüğün zehirli atık değil. Ama UFO da değil.

MULDER: Pekala. Dikkatle dinliyorum. Neydi o?

SCULLY: Nükleer bir başlık taşırken düşen bir Libya jetiydi. (Mulder güler) Birleşik Devletler hava sahası üzerinde.... Plutonyum kaplamanın çatlama ihtimali vardı ve düşük seviyede radyasyon tespit etmişlerdi. Yani kitlesel paniği önlemek için…

MULDER: Bu hikayeye gerçekten inanıyor musun?

SCULLY: Bu hikaye oldukça gizli olarak sınıflandırıldı.

MULDER: Son derece gizli bir yalan. (Üzerlerinden helikopter geçer.) Birini arıyorlar, Scully.

SCULLY: Eğer birini arıyorlarsa, büyük ihtimalle pilottur.

MULDER: Sence bütün bu malzemeleri Libyalı bir pilot için ortaya çıkartırlar mı? (Duraksar.) Ayrıca hiçbir pilot gördüğüm enkazın içinden canlı çıkamaz.

SCULLY: Belki uçaktan atlamıştır.

MULDER: Belki.

 

SAHNE 9

(Predator gibi görünen bir silüet lazer çite yaklaşır. Askeri kamyon yoldan geçerken durur. Sonra çite doğru koşar ve kamyonun arkasından yolu geçer.)

 

SAHNE 10

Mulder ve Scully arabadan otel kapısına doğru yürürler.

SCULLY: Ciddi olamazsın!

MULDER: Güzel Townsend şehir merkezinde olduğumuz sürece neden olmasın?

SCULLY: Mulder, toplantı yarın sabah 10.00'da.

MULDER: Bu da araştırmamız için 24 saatimiz var demek oluyor.

SCULLY: Benim görevim seni geri götürmek, kendi kuyunu kazmana yardım etmek değil.

MULDER: “Son Detay” başrollerde Dana Scully.

(Birlikte otel odasına girerler. Oda karmakarışıktır. Telefonun fişi çekilmiştir.)

SCULLY: Neler oluyor?

MULDER: Kat görevlisi henüz buraya gelmemiş gibi görünüyor.

SCULLY: Kim…

MULDER: SH....

(Banyodan sesler gelir. İkisi birlikte silahlarını doğrulturlar ve banyoya yaklaşırlar. Banyoya girerler ve camdan çıkmaya çalışırken sıkışmış bir adamın bacaklarını görürler.)

MULDER: Max?

SCULLY: Ellerini kaldır!

MAX FENIG: Hey. Ateş etme. Ateş etme.

MULDER: Max?

MAX FENIG: (Şapkasını çıkarır.) Ehem…

(Mulder Max'i yatak odasına götürür, yatağın üzerine oturtur.)

MAX FENIG: Özür dilerim. Lütfen beni affedin. Ben meraklı bir adamım. Bilmek zorundaydım...

MULDER: Neyi?

MAX FENIG: Gerçekten sen olup olmadığını.

MULDER: Ama sen beni tanımıyorsun. Beni ilk kez geçen gece gördün.

MAX FENIG: Bu doğru değil. NICAP'ta kariyerini çok yakından takip ediyorduk. Sen X Files'a bulaştığından beri.

MULDER: Kariyerimi takip etmek mi? Nasıl?

MAX FENIG: Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası sayesinde. Seyahat masraflarınız halka açık. (Durur ve Scully'e bakar.) Bu da esrarengiz Ajan Scully olmalı. (Max elini uzatarak Scully'e doğru yürür, Mulder onu yatağa doğru iter.)

MULDER: Beni nasıl tanıdın?

MAX FENIG: Bir keresinde resmini bir ticaret dergisinde gördüm. Ve elbette Omni'deki Körfez Esintisi gözetlemeleri adlı makaleni okudum.

MULDER: O yazıyı takma isim ile yayınlamıştım.

MAX FENIG: M.F. Luder. M.F Luder'ın, F. Mulder'ın anagramı olduğunu biliyorum. Bunun gerçekten bizi kandırabileceğini düşünmedin, değil mi?

MULDER: Ben kimsenin gerçekten dikkat edeceğini düşünmemiştim.

SCULLY: Şaşırtıcı.

MAX FENIG: Şaşırtıcı mı? Pek değil. Şaşırtıcı bir şeyler görmek ister misiniz? Benimle gelin.

(Mulder otel odasından çıkar.)

MULDER: (Scully'e bakarak) *Esrarengiz* Dr. Scully.

 

SAHNE 11

(Max onları otelin park yerindeki bir karavana doğru yönlendirir.)

MAX FENIG: Bu benim, şey... bu taraftan.

(Karavanın içinde. Max karavanı aramaya başlar. Scully etrafa göz atmaya başlar.)

MAX FENIG: Pekala. Neredeler… Tam buradaydılar. Oh, işte buradalar. Argus Projesi'nden tarla üzerindeki izlerib en son çekilen fotoğrafları. Sence gerçekler mi yoksa sahtekarlık mı?

MULDER: Sahtekarlık.

MAX FENIG: Peki bitkilerin üzerindeki bu anormal kabarcıkları nasıl açıklarsın?

MULDER: Rapor edilmeyen kötü hava şartlarının buğdaylara etkisi ya da bitki dokularını düzenli bir reaksiyonla bulundukları konuma getirmesiyle.

(Scully bir rafın üzerindeki ilaçları fark eder. Birini alır ve üzerini okur: Mellaril)

MAX FENIG: (Mulder'a) Gördüğüm kadarıyla kitap okuyorsun.

MULDER: Takip etmeye çalışıyorum.

MAX FENIG: Peki ya…

MULDER: Max! Bize göstereceğin bir şeyler olduğunu söylemiştin.

MAX FENIG: Oh, evet, evet, evet. ( Üçü de elektronik ekipmanlara yaklaşır.) Wolf Ear 2000. Bunu hiç duydunuz mu?

SCULLY: Evet. CIA'in bütün izleme ekipmanlarını Wolf Industries sağlar.

MAX FENIG: Bir sanat eseri. Arama ve engelleme. Saniyede 100 kanala kadar çıkabiliyor. Şu anda yerel itfaiye ev polis departmanlarına, hücresel yollara bağlıyım. Bazen hava düzgün olduğunda Whitmarsh Hava Gücü Üssü'nün hava kontrol bölümü de oluyor.

MULDER: Elinde ne var Max?

MAX FENIG: Mobil Yayın Ünitesi. Arama modunda. Townshend Şerif departmanı. 2 gece önce.

( --kayıt-- )

"D7 numaralı çevre yolunda bir yangın var. Vadi sırtının kesiştiği yerin iki mil batısında. Buraya bir itfaiye ekibi göndermelisiniz, anlaşıldı mı? Ben şerif yardımcısı Wright. Duyuyor musunuz? "

MAX FENIG: Ve bu. 35 dakika sonra. Muhtemelen itfaiyecilerden biri. Telsizin sesi bir nedenle garipleşiyor.

( --kayıt-- )

"Burası bölüm 53. Yaralı var. Yardım helikopteri istiyoruz. Yardım helikopteri istiyoruz dedim! Parçalanıyorsun!

Çok. Kötü. ÇOK kötü. Dur bir dakika. Bu kahrolası şey de ne? Charlie, bir sorunumuz var! "

 

SAHNE 12

(Falcon Operasyonu karargahı)

ALBAY CALVIN HENDERSON: (Telefonda) Sıkı bir ağ kurduk. (Durur.) Evet efendim. Bölgenin her yeri kontrol altına alındı, kazıldı, kapatıldı ve araştırıldı. (Durur) Hayır, efendim. Kaçamayacak. Bu sefer değil.

 

SAHNE 13

MILLS ROAD LİSESİ
ACİL BOŞALTIM MERKEZİ

18:27
İKİNCİ GÜN

(İnsanlar geçici tahliye merkezindeki yataklara dağılmışlardır.)

MULDER: Bayan. Wright? Merhaba. Ben Fox Mulder. Bu da Dana Scully. FBI'dan geliyoruz. Size kocanız hakkında birkaç soru sormak istiyoruz.

BAYAN WRIGHT: O öldü. Bundan başka ne bilmek istiyorsunuz? ( Çocukla birlikte boş karyolaya doğru uzaklaşır)

SCULLY: Kocanız için üzgünüm.

BAYAN WRIGHT: Oh, lütfen.

SCULLY: Bayan Wright, size yardım etmek istiyoruz.

BAYAN WRIGHT: Öyleyse beni yalnız bırakın.

MULDER: Neden size yardım etmemize izin vermiyorsunuz?

BAYAN WRIGHT: Hiçbir şey bilmiyorum! (Bir ajandan diğerine bakar. Oturur.) Anlamıyor musunuz? Ona uygun bir cenaze töreni yapabilmem için cesedi bile vermeyecekler. Tamam mı?

SCULLY: Hükümet böyle bir şey yapamaz. Eminim eğer müracaat…

BAYAN WRIGHT: Hayır!

SCULLY: Gerçeği bilmeye hakkınız var.

BAYAN WRIGHT: Gerçeğin bedelini ödeyemem. Eğer biriyle konuşursam kocamın emeklilik maaşını vermeyeceklerini söylediler. Ve bakmam gereken bir çocuğum var.

(Tahliye merkezinde elektrikler kesilir.)

 

SAHNE 14

US MICROWAVE ŞUBESİ B21

Albay Calvin Henderson kulaklık takmaktadır. (Tiz bir ses duyulur) Albay kulaklığı çıkartır.

ASKERİ POLİS: 200,000 Mhz ‘de yüksek frekanslı bir sinyal alıyoruz.-- (parazitli tiz ses) Efendim, hedef kuzeydoğu tarafında, yürüyüş hızıyla saatte 7 mille hareket ediyor.

ALBAY CALVIN HENDERSON: (Telsize konuşur) Beta ekibi.

BETA EKİBİ LİDERİ: Dinliyorum.

ALBAY CALVIN HENDERSON : Hedef, bölgenize güneybatıdan giriyor. Bulun ve yok edin. Tekrar ediyorum, bulun ve yok edin.

BETA EKİBİ LİDERİ: Anlaşıldı, efendim!

(Taktik olarak ikişerli iki gruba ayrılırlar. Silahlarını doğrultur ve bölgeyi incelemeye başlarlar. İki ekip farklı yönlere gitmek için ayrılmışlardır, ancak birbirlerini görebilmektedirler.)

BETA EKİBİ LİDERİ: Jackson?

JACKSON: Bir şey yok.

( Diğer ekibe bakar. Ekip lideri kafasını hayır anlamında sallar. Olayları kamera aracılığıyla varlığın bakış açısından görürüz. Beta lideri ve Jackson yaklaşır. Geri çekilir, diğer takıma doğru yönelir.)

BETA EKİBİ LİDERİ: Bir hayvan olmalı.

(Diğer ekip. Varlık yaklaşmaktadır. Parlak beyaz bir ışık görünür. Her iki ekip de düşer.)

 

SAHNE 15

ŞEHİR HASTANESİ

TOWNSEND, WI
23:42

DR. OPPENHEIM: Üzgünüm, fakat mahkeme izni olmadıkça sizinle hastalarım hakkında görüşemem.

SCULLY: Bu, Jason Wright'ın sizin hastanız olduğu anlamına mı geliyor?

DR. OPPENHEIM: Bunun anlamı, size bu konu hakkında başka hiçbir şey söylemeyeceğim.

MULDER: Ya karısı ve çocuğu, doktor? Onlara söyleyeceğiniz bir şeyler var mı? Her kim sizi satın almışsa onu da almış. Bazı büyük tehditlerde etmiş olmalılar. Sizi ne ile tehdit ettiler? Tıp lisansınız mı, IRS mi?

DR. OPPENHEIM: Faşistlerden nefret ediyorum.

MULDER: Aanlayamadım?

DR. OPPENHEIM: Buraya gelen adamlar. Bizleri itip kakmaları.

MULDER: Dr. Oppenheim. Şerif yardımcısından bahsedin. O gece onu gördünüz, değil mi?

DR. OPPENHEIM: Evet. Ve itfaiye ekibinden olan diğer üçünü de. Vücutlarının yüzde 90'ı 5. ve 6. derece yanıklarla kaplıydı. Daha önce gördüğüm yanıkların hiçbirine benzemiyordu. Ve hiçbir patalojik test yapamadan cesetleri götürdüler.

SCULLY: Kadavrada ısıdan kaynaklanan akut bir değişiklik tespit ettiniz mi?

DR. OPPENHEIM: Evet, gerçekten kol ve bacaklarda bir nebze bükülme vardı. Bu konu hakkında nasıl bu kadar çok şey biliyorsunuz?

MULDER: Doktor, sizce bu tür yanıklar yoğun radyasyona maruz kalma sonucu olabilir mi?

DR. OPPENHEIM: Bunu düşünmemiştim.... Sanırım bu mümkün. Eğer öyleyse bu çok yoğun olmuş.

 

SAHNE 16

(Koridorda yürürler.)

[Hastane PA: Kod 5. Bütün ekipler ve...]

SCULLY: Diyelim ki o adamların hepsi radyasyondan öldüler. Bu nükleer savaş başlığındaki çatlaktan olamaz mı?

MULDER: Bu tür yanıklar hakkında bir şeyler okumuştum, Scully.

SCULLY: Evet, ben de. Hiroshima'da Sıfır Noktası'nda.

MULDER: Uzaylı ölümlerinden bahsediyorum. X Files'ta da aynı klinik sebepleri olan bir sürü kayıt var.

SCULLY: Mulder bütün yanıtları bildiğimi iddia etmiyorum, ama yarın sabahki görüşmenin soruşturmasını atlatamazsak, bundan sonra X Files'ımız olmayabilir.

(Birden bir karışıklık olur ve askeri üniformalı adamlar sedyeyle hastaneye getirilir. Ciddi yanıkları vardır ve inlemektedirler. Albay onları takip der. Geçerken direkt Mulder'a bakar.)

 

SAHNE 17

(Scully ve Mulder, Dr. Oppenheim ve Albay Calvin Henderson ile acil servise geri dönerler. Askerler acil servis sedyelerinde çeşitli pozisyonlarda yatmaktadırlar. Hastane personeli çılgınca koşturmaktadır. Dr. Oppenheim askeri üniforma giymiş bir hastayı kontrol etmektedir.)

DR. OPPENHEIM: Buraya hemen bir serum bağla.

MULDER: Orada ne olduğunu anlatacak mısınız?

ALBAY CALVIN HENDERSON: Her ne olduysa Mulder, seninle bir ilgisi yok.

MULDER: Yanılıyorsunuz Albay. İkimiz de aynı şeyi istiyoruz. Sadece siz onu ölü olarak istiyorsunuz. Onu bir hayvan gibi kovalayıp, ona kendini savunmaktan başka şans bırakmadığınızı görmüyor musun? Bu tutumunuzu gözden geçirmeniz için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?

(Görüntüde olmayan bölüm: Yoğun Bakım'dan birilerini buraya alacak mıyız? Yardıma ihtiyacımız var.)

ALBAY CALVIN HENDERSON: Beni dinle. Çünkü bunun için nefesimi daha fazla boşuna harcamayacağım. Eğer sen ve ortağın 30 saniye içerisinde burayı terk etmezseniz…

DR. OPPENHEIM: Ajan Scully burada kalıyor. Personelimiz yetersiz. O bir doktor. Kalıyor.

Scully'e döner) Eğer sizin için de uygunsa.

SCULLY: Elbette, ben…

ALBAY CALVIN HENDERSON: Doktor, sakıncası yoksa sadece adamlarımla ilgilinin ve işimi yapmama izin verin. Tamam mı?

DR. OPPENHEIM: Acil servisin dışında istediğinizi yapabilirsiniz, ama burada kuralları ben koyarım. Tabi ki benden adamlarınıza bakmamı istediğinizi varsayıyorum.

ALBAY CALVIN HENDERSON: (Bir an durur). Şu adamı gözümün önünden alın! (Mulder'a başıyla işaret eder.)

SCULLY: Ellerimi yıkayacağım.

(Mulder dışarı çıkarılır.)

 

SAHNE 18

(Mulder park yerinde arabadan iner ve Max'ın karavanına doğru ilerler.)

MULDER : Max? (kapıya vurarak) Hey, Max. Max?

(Max çırpınarak yerde yatmaktadır. Mulder onu kaldırmaya çalışır. Çırpınması yatışır.)

MULDER: Hey ... Max.

MAX FENIG: Sen...sen kimsin?

MULDER: Max, benim. Fox Mulder… İyi misin?

MAX FENIG: Burada ne işin var?

MULDER: Bir çeşit kriz geçiriyordun.

MAX FENIG: Kriz mi? Bu imkansız.

MULDER: Yerde yatıyordun. Bilinçsizce. Çırpınarak.

MAX FENIG: Bu çok tuhaf. 7 yıldır hiç bir nöbet yaşamadım. İlaçlara devam ettiğimden beri hiç olmadı.

MULDER: Seni hastaneye götürelim.

MAX FENIG: Hayır! Yani… yani gerek yok.

MULDER: Emin misin?

MAX FENIG: Evet. Bütün hayatım boyunca sara ile yaşadım. Tehlikede değilim.

(Mulder bir bardak su alır, Max'e verir.)

MAX FENIG: Evet. On yaşımdayken Güney Dakato'da başladı. Doktor, kafamı çarpmamın sonucunda olduğunu söyledi. Kafamı çarptığımı hatırlamıyorum.

MULDER: Ve bir kriz geçirdiğinde bunu hatırlamıyor musun?

MAX FENIG: Çocukken, neresi olduğumu ya da nasıl gittiğimi bilmediğim garip yerlerde uyanmaya alışmıştım. (İç çeker) Üzgünüm ben...(Suyu Mulder'a verir.) Biraz uyumalıyım.

(Mulder yatmasına yardım eder. Max yatarken kulağının arkasındaki izi fark eder.)

 

SAHNE-19

(MULDER otel odasında bir X dosyasını incelemektedir. Kamera dosyadan kesitler gösterir.)

(Scully iç çekerek içeri girer.)

MULDER: Yorucu bir geceydi, ha?

SCULLY: Berbattı. İkisi dışında hepsini kaybettik. John Hopkins'teki yanık ünitesine giderken hala kritik durumdaydılar.

MULDER: Ne düşünüyorsun Scully? Orada neler oluyor?

SCULLY: Bilmiyorum. Ve farklı koşullar altında bunu ortaya çıkarmak isterdim. Ama bir saat içinde yetişmemiz gereken bir uçağımız var…(Kapıya yönelir.)

MULDER: Önce bir şeye göz atmanı istiyorum.

SCULLY: Neye? (Arkasını döner.)

MULDER: Max. Sol kulağının arkasında alışılmamış bir kesik vardı. Bu kesiği daha önce iki kez görmüştüm. İki kadın. Aralarında bin mil var. Birbirlerini tanımalarına imkan yok. Akrabalıkları yok. İkisi de uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia etmiş.

SCULLY: Max'in kaçırıldığını mı söylüyorsun? Mulder, adam güçlü sakinleştirici haplar kullanıyor. Onları karavanında gördüm.

MULDER: O ilaçlar sara hastalığı için.

SCULLY: Hepsi değil. Dilantin çırpınmayı engelleyen bir ilaç, ama Mellaril şizofreni hastalarını tedavi etmek için kullanılır. Aslına bakarsan, Max saplantılı biri.

MULDER: Anlamış gibi görünmüyorsun Scully. Max yabancılar tarafından kaçırıldığına inanmıyor. Ben öyle olduğuna inanıyorum. Şimdi en azından yaraya bakıp bana fikrini belirtir misin?

SCULLY: Pekala. Sen hazırlan. Hava alanına giderken… Max'e göz atacağım.

 

SAHNE 20

AMERİKAN UZAY GÖZETLEME MERKEZİ
CHEYENNE DAĞI, CO

KAPTAN KORETZ: 24-18'de yoğun trafik var efendim. Kimliği için tekrarlanan çağrılara cevap verilmedi. Yörüngede ya da yörünge dışında değil.

ASKERİ GÖREVLİ: 24-18. Bu…

KAPTAN KORETZ: Tam tamına aynı pozisyonda efendim. Ancak bu defa daha büyük bir uçak olduğunu görüyorum.

ASKERİ GÖREVLİ: Meteor , Bayan Koretz.

KAPTAN KORETZ: Çok daha büyük bir meteor, efendim. Durun bir saniye. (Elini kulaklığına koyar) Bir onay aldık. Whitmarsh Hava Kuvvetleri Üssü takip…

ASKERİ GÖREVLİ: Nerede?

KAPTAN KORETZ: Efendim, meteor Doğu Wisconsin'de küçük bir kasabanın üzerindeymiş.

 

SAHNE 21

(Max'ın karavanı üstten görülür. Kamera havalandırma kapağından içeriye girer. Max'ı sol tarafına doğru yatmış, uyurken görürüz. Kamera sağ kulağına yaklaşır, kanama başlar. Max kafasını kaldırır. Kan ayrıca yastığına da bulaşmıştır. Max gözlerini açar.)

 

SAHNE 22

(Scully ve Mulder karavana doğru yaklaşırlar.)

SCULLY: Haydi Mulder. Şu işi bitirelim.

MULDER: (Karavanın kapısına vurur) Hey, Max. (Kapıyı açar.) Max!

(Karavanın içinde tarayıcıdan sesler gelmektedir)

MULDER: Max!

SCULLY: Mulder şuna bak. (Yastıktaki kanı gösterir)

MULDER: Bu da ne, kan mı?

Mulder ve Scully tarayıcının önünde dururlar ve sesleri dinlerler.

TARAYICI: Tekrar ediyorum… devriyeler limanda tanımlanamayan izinsiz bir geçiş rapor ettiler. Ben Henderson. Hedefe doğru yönelin. (Mulder Scully'ye bakar ve karavandan çıkar.)

 

SAHNE 23

SCULLY: Mulder!

MULDER: Haydi. (Arabaya doğru gider.)

SCULLY: Nereye gittiğini sanıyorsun? Bak, eğer şimdi havaalanına doğru yola çıkarsak uçağa yetişebiliriz. Bu da sana en azından kendini savunma şansını yarı yarıya verecektir.

MULDER: Bir düşün Scully. Max bir çingene. Bir göçebe, değil mi?

SCULLY: Evet, yani?

MULDER: Yani o Şerif Wright'ın son mesajının sevk memuruna gitmesini engellemiş. Bu demek oluyor ki o, kazanın olduğu akşam burada, yani Townsend Wisconsin'deydi. O her yerde olabilir, ama buradaydı. Bunların rastlantıdan daha fazlası olduğunu düşünmüyor musun? Eğer Max kaçırılmışsa bu onun saplantısını açıklamak için uzun bir yol alınması demektir. Eğer biz bunu anladıysak Henderson da anladığından emin olabilirsin. Anahtarlar sende mi?

(Scully anahtarları uzatır.)

 

SAHNE 24

MICHIGAN GÖLÜ LİMANI, MI;
7. RIHTIM

(Max, soluk soluğa, sağ eliyle kulağını tutarak rıhtımda yürümektedir. İçinde iki askerin olduğu bir jip durur.)

MAX FENIG: Bunu yapma.

BİRİNCİ ASKER: Efendim, hedefi yakaladık. Sadece bir sivil.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Negatif, Şahin devriyesi. Ona son derece dikkatli yaklaşın.

(Mulder ve Scully durup arabadan inerler. İki asker yerde yatmaktadırlar. Bedenlerinden dumanlar çıkmaktadır)

SCULLY: Ölmüşler.

(Yakınlardan çığlık sesi duyulur)

 

SAHNE 25

(Mulder ve Scully depoya girerler.)

MAX FENIG: Acıyor. Acıyor. Lütfen dur. Acıyor.

MULDER: Max?

MAX FENIG: Acıyor. Acıyor.

MULDER: Max. Her şey yolunda.

MAX FENIG: Acıyor. Kes şunu. Hayır, hayır. Benim, onlar... (Yukarıdan helikopterin sesi duyulabilmektedir) Benim için geliyorlar. Artık biliyorum… Benim için geliyorlar. Bu yüzden buradalar.

(Mulder helikopteri işaret eder ve Scully depodan ayrılır)

 

SAHNE 26

(Deponun dışında. Askeri jipler ve nakil araçları deponun dışında durur. Albay Calvin Henderson jipten iner)

ALBAY CALVIN HENDERSON: Alfa takımı, odanın güvenliğini sağlayın.

GÖRÜNTÜ DIŞINDA: Olduğun yerde kal. Ellerini yukarı kaldır ve bizimle gel.

(İki adam Scully'ye Albay Henderson'ın yanına kadar eşlik ederler. Mavi üniformalı iki adamın rıhtımın büyük yük kapılarına patlayıcı koydukları görülür.)

ALFA TAKIM LİDERİ: Alfa takımı çatıda hazır.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Anlaşıldı, Alfa.

DELTA TAKIM LİDERİ: Delta takımı yerinde, efendim.

SCULLY: (Albay Calvin Henderson'a) Ne yapıyorsunuz? Orada çok hasta bir adam var.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Şu anda hastanede değiliz, Doktor Scully.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Omega takımı rapor ver.

OMEGA TAKIM LİDERİ: Omega takımı yerinde.

SCULLY: O saplantılı bir şizofren.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Uzaklaştırın onu!

ALFA TAKIM LİDERİ: Efendim, Alfa takım lideri konuşuyor. (ısı kaynağı algılama cihazına bakarak) Yapının içerisinde üç form tespit ediyorum.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Üç form mu dedin?

ALFA TAKIM LİDERİ: İkisi yan yana. Üçüncüsü 30 metre mesafede yaklaşıyor.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Bütün takımlar 30 saniye içinde harekete hazır olun.

 

SAHNE 27

(Deponun içinde)

MULDER: Haydi. Haydi, Max.

MAX FENIG: Neden...Dur. Neden?

MULDER: Sana yardım etmek için buradayım.

MAX FENIG: Korkuyorum.

MULDER: Biliyorum.

MAX FENIG: Beni almalarına izin verme.

MULDER: Seni almalarına izin vermeyeceğim. Haydi Max. Gel benimle.

MAX FENIG: HAYIR!

(Kamera yaratığın bakış açısındadır ve hareket ederek Max ve Mulder'a doğru yaklaşır. Mulder kenara savrulur. Kalktığında Max gitmiştir.)

MULDER: Max, Max! (Mulder başka yöne doğru topallayarak ilerler.) MAX!

(Mulder, Max'i deponun ortasında bir ışığın içinde havada asılı görür. Ayakları yere değmiyordur. Patlama sesiyle ışık daha da parlar. Max titremeye başlar. Mulder ışık daha da parlayana kadar izler. Işık her yeri kaplar.)

 

SAHNE 28

(Deponun dışında)

ALFA TAKIM LİDERİ: Efendim, Alfa takım lideri konuşuyor. Adamlarımız dışında sadece bir cismi seçebiliyorum.

ALBAY CALVIN HENDERSON: Anlaşılmadı!

ALFA TAKIM LİDERİ: Binada sadece bir cisim belirledik.

SCULLY: Ne?!

ALBAY CALVIN HENDERSON: Kapıyı havaya uçurun!

(Kapı havaya uçurulur. Adamlar koşarak içeri girerler. Mulder, Max'in daha önce bulunduğu yere doğru topallayarak gider. Max'in yerde duran NICAP şapkasını alır.)

ALBAY CALVIN HENDERSON: O nerede?

MULDER: Gitti. Ona ilk onlar ulaştılar. Bizi yendiler, Albay.

ALBEY CALVIN HENDERSON: Onu tutuklayın… ve aramaya devam edin.

 

SAHNE 29

(FBI Binasının dışarıdan çekimi)
FBI GENEL MERKEZİ
WASHINGTON, DC

PROFESYONEL SORUMLULUK
TOPLANTI OFİSİ
10:17

4. GÜN

(Scully uzun masanın bir ucunda oturmaktadır. Bölüm şefi McGrath, bir stenograf ve iki adam daha diğer taraftadır.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Ajan Scully, engin bilginize dayanarak soruyorum, Ajan Mulder Townshend'deki tahliye ile ilişkili sorunları araştırmak için görevlendirildi mi?

SCULLY: Hayır, efendim.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Bahsi geçen görev ve yolculuk masraflarını istediği 302 numaralı formu verdiğinizden haberiniz var mıydı?

SCULLY: Hayır, efendim.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Winsconsin'deyken Ajan Mulder şehir eyalet araba kiralama servisine kayıtlı mavi bir Ford Taurus kullandı mı?

SCULLY: Evet.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Teşekkürler Ajan Scully.

SCULLY: Efendim, ifade vermek için izin istiyorum.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: İstek reddedildi.

SCULLY: Efendim, Mulder'ı aynı kriterlerle yargılamak adil değil…

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Çıkabilirsiniz, Ajan Scully.

SCULLY: Ama efendim, ben…

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Hepsi bu kadar.

(Scully ayağa kalkar ve odadan çıkar.)

 

SAHNE 30

( Mulder koridorda oturmuş, gazete okumaktadır. Koltuk değnekleri yanında duvara dayanmıştır. Scully odadan koridora çıkar.)

MULDER: Bu sesi duydun mu, Scully? (Koltuk değneklerini alır.) Çekiç ve çiviler. Şehir meydanında darağacı yapıyorlar. Endişelenme. (Scully eğilir, büyük bir zarf alır.) Sadece bir zaman meselesiydi. (Zarfı Mulder'a verir.) Bu kadar uzun zaman dayandığıma şaşırıyorum.

SCULLY: İyi şanslar.

MULDER: (Koltuk değneklerinin üzerinde topallar.) Bir bacak kıracağım.

(Dana, Mulder'ın odaya girişini izler. Gazeteyi alır ve hikayeyi okur. Başlık: Zehirli Atık Başarıyla Temizlendi. Altbaşlık: Wisconsin'lilerin evlerine dönmelerine izin verildi.)

 

SAHNE 31

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: ....başkaldırma ve kötü davranış gibi. Bu iddialara ne yanıt vereceksiniz, Ajan Mulder?

MULDER: Bir düzineden fazla insan hayatını kaybetmişken ve protokol sorularına yanıt vermemi mi istiyorsunuz?

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Davranışlarınız için uygun yetkiyi elde etmeyi başaramadınız.

MULDER: Çünkü bunun olmayacağını biliyordum.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Ayrıca federal karantinaya izinsiz...

MULDER: (sesini yükseltir) Gerçekler saklanıyordu...

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: (sesini yükseltir) ...kendinizi ve muhtemelen başkalarını zehir bulaşmasına açık hale getirdiniz.

MULDER: (Bağırır) Zehir bulaşması mı? Buna mı döndük? Raporumu okudunuz, Max Fenig'in kaybolmasını açıklıyor.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Raporunuz bu soruşturmanın konusu ile ilgili değil.

MULDER: Ekteki kanıtlarım düşündüklerimi destekliyor-- Mr. Fenig çalışırken çekilen röntgenlerinde, beyinciğinde bir nesne saptanmış. (zarfı gösterir)

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Bunun konumuzla bir ilgisi yok, Ajan Mulder.

MULDER: O adam kaçırıldı. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu odadaki herkes bunu biliyor.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Albay Henderson'ın yazılı ifadesine göre Fenig'in cesedini 2 saat sonra yük konteynırında bulmuşlar.

MULDER: Ne söyleyebilirim ki? (ayağa kalkar) Resmi olarak onaylanmış bu yalanların aksini nasıl ispatlayabilirim ki?

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Hepsi bu kadar Bay Mulder.

MULDER: Gördüğüm her şeyi inkar edebilirsiniz. Bulduğum her şeyi de. Ama bu uzun sürmeyecek. Çünkü orada olanları birçok kişi biliyor. Ve hiç kimse, hiçbir hükümet şubesinin gerçeklerin ötesinde yargılama yetkisi yoktur. (Koltuk değneklerini ve zarfı alır, odadan çıkar.)

 

SAHNE 32

(Bölüm Şefi McGrath Deep Throat'a doğru yaklaşır. İkisi de bir ofis binasının dışındaki avluda durmaktadır.)

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Neden kararımı iptal ettiniz? Mulder sadece büro kurallarını değil federal yasaları da açıkça ihlal etti.

DEEP THROAT: Evet.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Anlamıyorum. Heyetin açtığı dava kaybedilmezdi. Ondan kurtulmak için son şansımızı da mahvettin.

DEEP THROAT: Düş kırıklığını anlayabiliyorum, ama ikimiz de biliyoruz ki Mulder'ın işi kişisel bir tutku. Fakat onun bu başkaldırışları artık daha az tehlikeli.

BÖLÜM ŞEFİ MCGRATH: Yanlış anlamayın ama, neden daha az tehlikeli efendim?

DEEP THROAT: Onu yanlış kişilerle karşı karşıya getirmekten. Bildiği şey… ( güler) bildiğini sandığı şey... (iç çeker) Her zaman arkadaşlarınızı yakınınızda tutun Bay McGrath… ama düşmanlarınızı daha da yakınınızda tutun.

(Deep Throat uzaklaşır)

[SON]

 


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR