1x07 :: ICE

< 1. SAHNE >

<KUZEY KUTBUNDAKİ BUZ ÇEKİRDEĞİ PROJESİ; ICY CAPE, ALASKA; KUTUP DAİRESİNİN 250 MİL KUZEYİ>

( Kar fırtınasında bir tesis. Sıcaklık eksi 34 derece ve saat 8:29. Bir köpek odanın içinde inleyerek dolaşmaktadır. Oda darmadağındır ve yerde ölü bir adam vardır. Köpek inlemeye devam ederek bir köşeyi döner ve başka bir ölü adamın yanından geçer. Yaralı bir adam, John Richter, bir kutuyu devirir. Elinde silahı vardır ve ayağından vurulmuştur. Göğsünde iki kurşun yarası vardır ve çok kötü kanamaktadır. Etrafına bakarken ağır ağır nefes alır. Richter şaltere doğru ilerler ve birkaç düğmeyi açıp makineleri çalıştırır. Kamerayı ve bir ışığı açıp oturur. )

RİCHTER: Biz... kendimiz değiliz. Biz... kendimiz değiliz. Bu böyle devam edemez. Bu iş bitmeli... hemen şimdi.

( Birden Richter'in arkasında bir adam belirir ve kolunu Richter'in boğazına dolayıp onu oturduğu yerden aşağıya çeker. Richter adamı arkasındaki duvara çarpar. Adamın aklını kaçırmış olduğu bellidir. Adam Richter'i duvara çarpar. Richter arkasını döner ve adamı dosya dolabına doğru iter. Adamın bileğini kavrayıp dosya dolabının köşesine iki kere çarpar ve adam elindeki silahı yere düşürür. Richter yüzünü adamdan uzaklaştırır, ama adam Richter'in karnını yumruklar. Richter adamın boğazını tutup dosya dolabına çarpar. Sonra adamı cam bir levhaya doğru iter. Richter adamı yumruklar. Ayağa kalkıp bankoya doğru yürür ve silahını alır. Silahı adama doğrultur. Bu sırada adam da yerden kalkmış, silahını Richter'e doğrultmuştur. Silahlar yüzlerine birkaç santim mesafede duruncaya kadar birbirlerine doğru yürürler. Richter yavaşça silahını indirir. Diğer adam da aynısını yapar. Richter silahı yavaşça kendi kafasına doğrultur. Diğer adam da aynı hareketi tekrarlar. Tesisin dışında iki el ateş edildiği duyulur. )


< 2. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ >

( Televizyon ekranı. Statik bir cızırtı ekranın üzerinden geçer. Ekrandaki görüntüde 5 adam bir buz örneğinin çevresinde durmaktadırlar. Birkaç tanesinin elinde bira vardır. Adamlardan biri Richter, diğeri aklını kaçırmış olan adamdır. )

RİCHTER: Takım kaptanı John Richter konuşuyor. Geride birkaç sıkıcı ay bıraktık. Ama takım ruhu sayesinde ve gururla yaklaşık yarım saat önce buz tabakasında en derine inme rekorunu kırdığımızı bildiriyoruz.

ADAM: Pekala!

( Adamlar el sıkışırlar. Görüntü donar. Mulder'ın Scully'ye kaseti gösterdiğini görürüz. Mulder monitörün önünde oturmuştur ve Scully masanın arkasında durmuş dosyayı okumaktadır. )

MULDER: Bu bilim adamları kuzey kutbundaki buz çekirdeği projesinde çalışıyorlardı. Yaklaşık bir yıl önce araştırma bakanlığı tarafından buz çekirdeğini incelemek için Alaska'ya gönderilmişlerdi.

( Scully yerine otururken Mulder ayağa kalkar ve yazıcıdan bir parça kağıt koparır. )

MULDER: Çalışmalarında sıkışmış gazlar, toz ve kimyasallar buldular. İnsanlığın gelişiminden beri olan iklim değişikliklerine kanıttı bunlar. Araştırmaları başarılıydı ve neredeyse bitmek üzereydi. Bulgularla ilgili herhangi bir sorun rapor edilmemişti. Ta ki bir hafta sonra bu bulgu elde edilene kadar..

( Mulder kumandadaki bir düğmeye basar. Monitörde aşağıdaki yazılar belirir:
" AICP
Kuzey Kutbu
Buz Çekirdeği
Projesi
Elde edilen bulgu:
5 Kasım 1993
8:30"
Richter başlangıçtaki sahnede olduğu gibi bir sandalyenin üzerine oturmuştur. Bu defa olayı kameranın açısından görürüz. Richter'in yüzünün sadece sol tarafını görebiliriz. )

RİCHTER: Biz... kendimiz değiliz. Bu böyle devam edemez. Bu iş bitmeli... hemen şimdi.

( Scully gözleri açılmış şekilde olan biteni seyretmektedir. Adam oturulduğu yerden aşağı düşürülür ve ekranı statik cızırtılar kaplar. )

SCULLY: Orada ne oldu?

( Mulder kumandada bir başka tuşa basar ve Scully'nin yanında yere çöker. )

MULDER: Kötü hava yüzünden kimse tesise ulaşamadı. Bizi ya çok zeki ya da gereksiz buluyorlar, çünkü bu araştırma bize verildi.

SCULLY: İzole olmanın yarattığı stres olabilir mi?

MULDER: Bunlar en iyi geofizikçilerdi. Psikolojik yönden de olmak üzere bu proje için akla gelebilecek her şekilde eğitildiler. Bugün Nome'a gidiyoruz.

( Ayağa kalkar ve bir haritaya gider. Scully Mulder'ı takip eder. Mulder işaret parmağıyla haritada Nome'dan Icy Cape'e kadar olan yolu gösterir. )

Orada buz çekirdeği projesini bilen üç bilim adamıyla buluşacağız ve sonra kuzeye, Icy Cape'e gideceğiz. Ulusal Hava Dairesi gelecek fırtınaya kadar üç gün olduğunu rapor etti. Eldivenlerini getir.

( Mulder Scully'nin arkasından bürodan çıkar. )


< 3. SAHNE >

< DOOLİTTLE HAVAALANI; NOME, ALASKA >

( Arka taraftaki adamlar uçağa bir şeyler yüklerken bir adam, Prof. Danny Murphy, hangarın girişinde bir kutunun üzerinde oturmuş walkman dinlemektedir. )

RADYO SUNUCUSU: Fouts Raiderların savunmasına baktı. İşte ani bir hareket. Fouts topu ortada duran Winslow'a attı. 15'te! 10'da! Gol San Diego!!!

( Adam yerinden kalkıp güler. )

MURPHY: Gol! Fouts.. bir.. tanrı!

( Yerinde dönüp dururken kendisine yaklaşan Mulder ve Scully'yi fark edip durur. Kulaklıkları çıkarıp onlara döner. )

Özür dilerim. Takımım sayı yaptı.

SCULLY: Çarşamba günleri futbol olmaz.

( Mulder çantasını yere koyar. )

MULDER: Fouts 87'de emekli olmuştu, değil mi?

MURPHY: Hayır. Bu sadece en sevdiğim maçlardan birinin kaydı. Siz FBI'dan mısınız?

MULDER: Ajan Mulder ve ajan Scully. Siz?

( Mulder önce kendisini sonra Scully'yi işaret eder ve adamın elini sıkar. )

MURPHY: Danny Murphy, San Diego üniversitesinde jeoloji profesörüyüm.

MULDER: San Diego mu? Buz üstünde çalışmak için orda çok şansınız oluyor mu?

MURPHY: Sadece içeceklerin içindeki buzlarla çalışabiliyorum.

( Mulder güler. Bir adam, Hodge ve bir kadın, DaSilva, onlara doğru yürürler. Adam içinde alet olan bir arabayı itmektedir. )

SCULLY: Dr. DaSilva, Dr. Hodge?

HODGE: Evet. Geciktiğimiz için üzgünüm.

( Hodge önce Mulder'la, sonra Scully'yle ve sonra da Murphy'yle el sıkışır. DaSilva da aynısını yapar. )

SCULLY: Merhaba. Ajan Mulder, ajan Scully.

MULDER: Mulder, tanıştığımıza memnun oldum.

HODGE: Nasılsınız Bay Mulder?

MULDER: Selam.

HODGE: Acaba kimliklerinizi görebilir miyim?

MULDER: Ne için?

HODGE: Sadece olduğumuzu söylediğimiz kişiler olduğumuzdan emin olmak istiyorum.

( Herkes kimliklerini çıkarır. Hodge kendisininkini Murphy'ye gösterir. DaSilva kendisininkini ajanlara gösterir. )

Bu benim.

MURPHY: Bu sensin. (Kimliğini gösterir.) Bu benim.

HODGE: Bu sensin.

MULDER: (Kimliğini Hodge'ye gösterip.) Bu benim!

HODGE: Çok teşekkürler. Sağolun.

MULDER: ( DaSilva'nın kimliğine bakarak. ) Bu sensin.

HODGE: Pekala, artık kim olduğumuzu bildiğimize göre neden oraya gittiğimiz konusunda bir tahminde bulunacak olan var mı?

MURPHY: İki federal ajan, bir jeolog, bir tıp doktoru ve bir toksikolog. Bu, onların ne düşündüğü hakkında bize bir fikir vermeli.

SCULLY: Sanıyorum hepiniz teyp kaydını gördünüz.

( DaSilva ve Hodge birbirlerine bakarlar. )

MULDER: Bir sorun mu var?

DASİLVA: Hadi, siz FBI'dansınız. Bizim bildiğimizden daha fazlasını biliyor olmalısınız.

( O sırada gelen bir jeepten yüksek müzik sesi duyulur. Bear isimli bir adam arabadan iner ve arka tarafa doğru gider. )

BEAR: Siz Icy Cape'e gidecek olanlar mısınız?

MULDER: Evet.

BEAR: Öyleyse ben de sizi götürecek olan kişiyim. Adım Bear. Uçak şurada duruyor ve her şey yüklendi. Aletlerinizi alın.

( Bir çanta alır ve yürümeye başlar. )

HODGE: Oh, acaba referans görebilir miyiz?

( Bear durur. Güler ve Hodge'ye doğru yürür. )

BEAR: Referans. Sahip olduğum tek referans sizi oraya götürmeye istekli olan tek pilot oluşum. Eğer bu referansı beğenmediyseniz.. Yürüyün.

( Bear yürümeye devam eder. Murphy ve Mulder eşyalarını toplarken kendi kendilerine gülerler. Uçağın dağları aştığı görülür. )


< 4. SAHNE >

< KUZEY KUTBUNDAKİ BUZ ÇEKİRDEĞİ PROJESİ; ICY CAPE, ALASKA >

( Mulder kapıyı ittirip içeri girer ve diğerleri de onu takip eder. Hepsinin elinde el fenerleri vardır ve hepsi kalın paltolar giymişlerdir. Yere baktıklarında Richter ve diğer adamın yerde ölü olarak yattığını görürler. Adamların yanında silahlar vardır. )

MULDER: Bear? Elektrikleri çalıştırıp çalıştıramayacağına bir bak.

BEAR: Buradan çıkmak için her şeyi yaparım.

( Bear arka tarafa doğru gider. )

SCULLY: Nereden başlayacağız?

HODGE: Ceset torbaları uçakta.

MULDER: Bir şeye dokunmadan önce her şeyi belgelemeliyiz.

( Arka tarafa doğru ilerlerler. Scully fotoğraf makinesini çıkarır. )

SCULLY: Flaş çalışıyor.

( Scully bir poz çeker. Mulder üstünde "Buz çekirdekleri 3,175 - 3,260" yazan bir çekmeceyi açar. Çekmecenin içinde buz örnekleri olan beherler vardır. Buz erimeye başlamıştır. Murphy Mulder'ın yanına gelir. )

MULDER: Bu çıkardıkları şey olmalı. Çeyrek milyon yıl birkaç günde eriyor.

MURPHY: Bu örneklerin bozulmasını engellemek istiyorum.

( Çekmeceden bir beher çıkarır. Kameranın çalışmaya başladığı duyulur. DaSilva kapıyı açar ve aniden başlayan vınlama sesiyle irkilir. Mulder ona doğru yürür. )

MULDER: Jeneratör.

DASİLVA: Oh..

( İçeri girerler. Işıklar açılır ve bir hırlama sesi duyulur. DaSilva arkasını döner ve köpeği görür. )

Ajan Mulder! Dikkat!

( Köpek Mulder'a saldırır. Bear, Murphy ve Hodge koşarak gelirler. Mulder ayağa kalkmaya çalışır, ama yeniden yere düşer. Scully içeri girdiği sırada Bear köpeği tutar. )

BEAR: Dayan.

( Köpek Bear'ı yere düşürüp elini ısırır ve deriyi parçalar. Hodge bir şırınga alırken Mulder bir palto alıp köpeğin kafasına dolar. )

HODGE: Onu yerde tutun!

( Hodge köpeğe bir şey enjekte eder. Köpek inler. Bear yaranın üstüne baskı uygular. Murphy, Mulder ve DaSilva köpeği bir masaya yatırırlar. )

SCULLY: Sen iyi misin?

MULDER: Evet. Deriyi parçalamadı. Bear, sen iyi misin?

BEAR: Beni ısırdı.

HODGE: Şu ceketi çıkart.

BEAR: Eşyaları verin ben kendim hallederim.

DASİLVA: Kuduz mu?

( Hodge köpeğin yanına gider. Scully köpeğin patisine bakmaktadır. )

HODGE: Gırtlakta bir kasılma göremiyorum. Eğer bu kuduz ise benim şu ana kadar görmediğim bir türü olmalı.

( Hodge köpeğin patisini kaldırıp siyah noktaları ortaya çıkarır. )

SCULLY: Şuna bak. Siyah bezeler. Şişmiş lenf bezleri.

DASİLVA: Bunlar veba belirtileri.

HODGE: Önce kan örneği alalım sonra ne yapacağımıza karar veririz.

( Hodge oradan uzaklaşır. Scully köpeğin tüyleri arasına bakınca bir kısmının dökülmüş olduğunu görür. )

SCULLY: Bu köpeğin boynunda tüy dökülmesi var.

MURPHY: Sanki kendi tüylerini kendisi yolmuş gibi.

( Köpeğin derisi altındaki bir şişkinlik hareket eder. )

SCULLY: Şuna bakın! Şuna bakın!

( Hodge Scully'nin yanına gelir. Hareket eden şişlik bir anda yok olur. )

MURPHY: Bu da neydi?

( Birbirlerine bakarlar. Bear banyoda yarasını sarmayı bitirmiştir. Acıdan iki büklüm olarak karnını tutar ve tuvaletin üstüne oturur. Gömleğini çıkarır ve aynaya bakar. Kolunun altında köpekte olduğu gibi siyah noktalar vardır. Scully ayağa kalkar ve bir şeyi not alır. Sonra Mulder'ın yanına gider. )

SCULLY: Otopsilere bakılırsa bu adamların birbirini öldürdüğü çok açık. Üç adamın boyunlarında iple boğulduklarına ilişkin izler var.

( Mulder başını sallar. Bear da söylenenleri dinlemeye başlamıştır. )

Richter ve Campbell intihar etmişler. Ayrıca doku zedelenmesi de tespit ettim ki bu, yüksek ateşin belirtilerindendir.

BEAR: Herhangi birinde köpekte olduğu gibi siyah noktalar var mıydı?

SCULLY: Hayır. Hiçbirinde o siyah noktalardan yoktu.

BEAR: O zaman siyah noktaların o adamların birbirlerini öldürmeleriyle bir alakası yok, değil mi?

( Hodge içeri girer. )

HODGE: Bunu kesin olarak söyleyemeyiz. Köpeği tekrar muayene ettim. Siyah noktalar kaybolmuş.

MULDER: Bu ne anlama gelebilir?

HODGE: Bu siyah noktalar büyük ihtimalle bir hastalığın ön belirtilerinden.

( Hodge, Mulder ve Scully bir laboratuvara giderler. Bear ceset torbaları içindeki bedenleri sürüklemeye başlar. DaSilva bir masanın yanına gider ve delil torbası içindeki silahı diğer delil torbalarının yanına koyar. Sonra eline bir not defteri alır. Mulder masanın üstündeki not defterlerini toplarken bir dosya bulur. Dosyanın üstünde üç kere "Biz kendimiz değiliz" yazılmıştır. Yazılardan iki tanesi büyük harflerle yazılmıştır. )

MULDER: Danny?

( Ağzında bir kalem tutup elindeki kağıda bakan ve walkman dinleyen Murphy'nin yanına gider. )

Danny.

( Elini Murphy'nin yüzü önünde sallayınca Murphy irkilir ve kulaklığını çıkarır. )

MURPHY: Afedersin. 82deki Miami'ye karşı oynanan play-off. Kafamı bunlardan uzaklaştırmama yardımcı oluyor.

MULDER: Bendeki uydunun algıladığı fotoğrafların canlandırması biraz paslanmış.

( Murphy'ye kuzey kutbunun fotoğraflarını gösterir. )

MURPHY: Pekala, burası Icy Cape bölgesi. Eğer uydu ölçümleri doğruysa buz 3000 metre kalınlığında olmalı.

( Mulder ona başka bir dosya gösterir. )

MULDER: Ayrıca bu bilgiyi buldum. Eğer doğru okuyorsam takım buz örtüsünün derinliğinin iki kat olması gerektiğini bulmuş.

MURPHY: Bu çok iyi. Sayılar topografyanın içbükey olduğunu gösteriyor. Görünüşe göre bir meteor kraterini deliyorlardı.

( Hodge ve Scully bir masada oturmuştur. Önlerinde mikroskoplar vardır. )

HODGE: Hayır, yanılıyorsun. Bu imkansız.

SCULLY: İki örneği de analiz ettim.

( Mulder yanlarına gelir. )

MULDER: Ne buldun?

SCULLY: Görünüşe göre Richter'in kan örneğinde amonyum hidroksit var.

( DaSilva da içeri girer ve onlara doğru ilerler. )

HODGE: Bu mümkün değil. Amonyum insanın vücut ısısında tamamen buharlaşır.

DASİLVA: Bütün havalandırma filtrelerini kontrol ettim. Bu tür bir toksik gaza rastlamadım.

( Murphy ayağa kalkar. )

MURPHY: Ben rastladım.

( Hepsi Murphy'ye bakar. )

Buzda. Ama hepsi bu kadar değil.

( Paltosunu çıkartırken Mulder'a yaklaşmasını işaret eder. O sırada Bear odaya girer ve kapıda durur. )

MURPHY: Buz çekirdeğinden elde edilen suda fazla miktarda amonyak var. Dünya atmosferi hiçbir zaman bu kadar çok amonyak üretemez. Çeyrek milyon yıl önce bile.. Mikroskoba bak.

( Mulder mikroskoba bakarken Scully de yanlarına gelir. )

MULDER: Ta ki yabancı bir nesne buraya gelene kadar..

MURPHY: Bana bunun yabancı bir nesne olmadığını söyle.

( Küçük, iskeletimsi bir solucan örneğin içinde hareket eder. )

MULDER: Tanrım.. Scully.

( Mulder mikroskoba bakan Scully'nin yanına gider. Bear masaya yaklaşır. )

SCULLY: Richter'in kanında da aynısından vardı.

( Kendi mikroskobunun yanına gider. )

Ya bu tek hücreli organizma daha büyük bir hayvanın larvasıysa?

( Hodge kendi mikroskobuna bakmayı bırakıp yanına gider. )

HODGE: Bu bir çeşit atılım o zaman, değil mi?

( Mulder mikroskoba bakar. )

SCULLY: Kanıtı burada.

MURPHY: Belki de buz çekirdeği içindeki bu organizma bir şekilde insanların içine giriyordur.

DASİLVA: Hadi ama. Hiçbir şey çeyrek milyon yıl boyunca sıfırın altındaki bir derecede yaşayamaz.

MULDER: Tabi eğer bu şekilde yaşamayı beceremiyorsa..

( Bear yanlarına gelir. )

BEAR: Bakın. Bir çeşit böcek üzerine niye ağız dalaşı yaptığınızı anlamıyorum. Yaptığın otopsilerin adamların birbirlerini öldürdüğünü gösterdiğini kendin söyledin Scully. İşte hepsi bu. Şimdi buradan defolup gidelim diyorum.

HODGE: Katılıyorum. Bir şeyin atlanıp atlanmadığını görmek için cesetleri bir yere göndeririz, ajan Scully.

MULDER: Eğer cesetlere de bilinmedik bu organizma bulaştıysa onları geri götüremeyiz. Bir sonraki vebaya neden olamayız.

BEAR: Diyelim ki dediklerin doğru ve onlara bir şey bulaştı. Bize bulaşmadı ve bulaşana kadar da burada kalmayacağım.

( Arkasını dönüp ilerler, ama Hodge'nin sözlerini duyunca durur. )

HODGE: Sanırım geri dönmekte bir sakınca yok. Bizim de etkilenmiş olmamız için bir neden göremiyorum. Gerekli olan tüm biyolojik korunmayı sağladık.

DASİLVA: Köpek Bear'ı ısırdı.

BEAR: Mulder'ın da üstüne atladı.

( Bear geri döner ve Mulder'ın üzerine yürür. DaSilva aralarına girer. )

MULDER: Deriyi parçalamadı.

SCULLY: Hey, bakın, tek bir yol var. İyi bir doktor her olasılığı düşünmelidir. İçimizden birinin etkilenip etkilenmediğini belirlemeliyiz.

( Rahatsız edici bir sessizlik olur. )

HODGE: Pekala, parazitleri ortaya çıkarma prosedürüne göre herkesin kan ve dışkı örneği vermesi gerekiyor.

BEAR: Dışkı örneği mi?

MURPHY: Bu tür yolculuklar bunu benim için.. zorlaştırıyor.

( Scully bankoya kavanozlar koyar. )

MULDER: Pekala, herhangi birinde bugünkü spor gazetesi var mı?

( Bear kavanozu eline alır. )

BEAR: Dışkımı kimsenin incelemesini istemiyorum.

( Bear kavanozu alıp karşı duvara fırlatır. Kavanoz kırılır ve DaSilva ufak bir çığlık atar. )

Eşyalarımı alacağım, uçağıma atlayacağım ve buradan uçup gideceğim.

( Dışarı çıkmaya hazırlanır. )

MULDER: Gidemezsin. Köpek seni ısırdı.

( Bear arkasını döner ve Mulder'ın dibine kadar gelir. )

BEAR: Anlaşmamızda sadece sizi buraya getirmek ve geri götürmek vardı. Bunun anlaşmanın bir parçası olacağını kimse söylememişti. Anlaşma bitti.

( Bear dışarı çıkar. )

SCULLY: Onu kontrol etmeden gitmesine izin veremeyiz.

DASİLVA: Onu kim durduracak?

MULDER: Durdurmak zorundayız. Organizmanın diğer insanlara da bulaşmasını riske edemeyiz.

DASİLVA: Uçağa bindiği zaman onunla beraber ben de bineceğim.

SCULLY: Pekala, bu konuda tartışmak için zamanımız yok.

MULDER: Oylama yapalım. Kim Bear'ın örnekleri de analiz edilene kadar onu burada tutmamız gerektiğine inanıyorsa el kaldırsın.

( Mulder, Scully ve Murphy ellerini kaldırırlar. )

Tamam öyleyse.

( Bear eşyalarıyla içeri girdiğinde Mulder silahını çıkarır. )

Bear sadece seni kontrol etmek istiyoruz. Eğer parazit ya da virüs izine rastlamazsak hepimiz buradan gideceğiz.

( Herkes Bear'a bakmaktadır. Bear Mulder'ın silahına bakar. Sonra masaya doğru yürür. )

BEAR: Pekala, bana şu lanet kavanozu verin.

( Kavanozu alır. Mulder silahını indirmeye başlar. Bear kavanozu Mulder'ın kafasında kırar. Mulder biraz bağırır. Bear kaçmaya çalışırken Scully onu yakalar. Diğerleri olup biteni seyrederken Mulder da Scully'nin yardımına koşar. )

MULDER: Murphy bir ip getir.

MURPHY: Tamam.

( Murphy ip bulmaya gider. Bear hala direnmektedir. Mulder Bear'ın kafasını kaldırır ve bankoya vurur. Bear'ın kafasıyla camları ve kağıtları iter. Murphy koşarak geri gelir ve Mulder'a ipi uzatır. )

İşte burada!

( Mulder kendisini bağlamaya çalışırken Bear kasılır. DaSilva Bear'ın boynunda hareket eden şişliği fark eder. )

DASİLVA: Aman Tanrım.. oh!

HODGE: Çantamı getir!

SCULLY: Ne yapacaksın?

( Murphy Bear'ın kafasını masanın üstünde tutmaya çalışırken DaSilva çantayı getirir. )

HODGE: Neşter. Onu kesip dışarı çıkaracağım.

MULDER: Bunun hakkında yeterli bilgimiz yok!

HODGE: Bu onu öldürüyor!

( Bear daha şiddetli kasılmaya başlar. )

Scully deriyi tutmama yardım et.

( Scully eldivenlerini takıp deriyi gerince Mulder daha yakından bakar. DaSilva gerekli eşyaları masanın üzerine dizmektedir. )

Rahat dur, Bear!

( Neşter kesmeye başlayınca Bear bağırır. )

Pens!

( DaSilva pensi uzatır. )

Rahat dur , Bear. Sadece bir saniye daha. İyi olacaksın.

( Mulder Hodge enseden solucanı çekerken tiksinerek ona bakar. Bear solucan ensesinden çıkınca inler. Mulder bankoya koşar. Solucan Bear'ın derisi üzerine siyah damlalar sıçratır. Mulder Hodge'nin solucanı koyduğu kavanozla geri döndüğünde DaSilva öksürmektedir. Solucan kavanoza konduktan sonra Mulder kapağı sıkıca kapatır ve kavanozu Murphy'ye uzatır. Sonra telsizi açar. )

MULDER: Burası A.I.C.P. araştırma grubu. Doolittle havaalanını arıyorum.

TELSİZ: Burası Doolittle havaalanı.

MULDER: Ben ajan Mulder. Çok ciddi bir biyolojik sorunla karşı karşıyayız. Uçakla alınıp karantina prosedürünün uygulanmasını istiyoruz. Tamam.

( Statik bir cızırtı. )

Doolittle havaalanı beni duyuyor musunuz?

TELSİZ: Duyuyoruz, ajan Mulder. Bu bölgede büyük bir fırtına var ve yarın da hiçbir uçak kalkamayacak. Belki Kotzebue'deki ordu üssü bir karantina ayarlayabilir. Hemen orayı terk etmenizi öneriyoruz, çünkü fırtına sizin bulunduğunuz yöne doğru geliyor. Tamam.

MULDER: Bize üç gün boyunca havanın iyi olacağı söylenmişti. Tamam.

TELSİZ: Dünyanın diğer ucuna hoşgeldiniz, ajan Mulder. Tamam.

( Mulder diğerlerinin yanına gelir. )

MULDER: Bear uçabilecek durumda mı? Eğer bir saat içinde buradan ayrılmazsak günlerce ayrılmayacağız.

( Scully ve Hodge birbirlerine bakarlar. Ellerindeki kanı silmektedirler. Scully tekrar Mulder'a bakar. )

SCULLY: O öldü.

( Mulder hala masanın üzerinde yatan Bear'ın yanına gider. Masanın üzerinde kan ve solucanın içinde bulunduğu kavanoz vardır. Daha sonra. Kavanoz amonyakla doldurulmuştur ve solucan içinde yüzmektedir. )

HODGE: Kafasında emmeye ve tutunmaya yarayan çengeller olması dışında bir bağırsak kurduna benziyor.

MURPHY: O zaman tanındık bir şey mi? Başa çıkabileceğiniz bir şey mi?

( Kavanoz buzdolabının içindedir. Hodge kapıyı açık tutarken Murphy ve DaSilva arkasında durmaktadır. )

DASİLVA: Ne?

HODGE: Hayır. En azından benim bildiğim diğer bütün organizmalardan farklı.

( Hodge bir masanın üzerinde oturan Mulder'a doğru yürür. )

MULDER: Nasıl bulaştığını çözdünüz mü?

HODGE: Sıvı değişiminden, dokunmadan, havadan ya da yukarıdakilerin hepsinden. Bilmiyorum.

( Scully bir başka kavanozla içeri girer. )

SCULLY: Diğer cesetlerde de bu yaratıktan vardı. Tek yaşayan bu.

( Hepsi bankoya giderler. )

MULDER: Hepsi omurgada mıydı?

SCULLY: Hayır. Hepsi beynin hypothalmus bölgesindeydi.

( Scully elindeki kavanozu masaya koydu ve içine amonyak doldurdu. )

MURPHY: Hypothalmus.. Neydi bu?

SCULLY: Hormon salgılayan bir bez. Parazitin niye oraya ulaşmak istediğini bilmiyorum.

( Scully kavanozu buzdolabına koyup paltosunu çıkarır. Hodge buzdolabına ilerlerken Scully bankoya gider. )

HODGE: Hypothalmus insanların şiddet ve agresif davranışlar göstermesine neden olan hormonu salgılıyor. Bununla bir bağlantısı olabilir. Bunun bulaştığı herkes agresif davranışlar gösterdi. Belki de bu solucan şiddet göstermemizi kontrol eden acetlycholine'i besliyordu.

SCULLY: Bir parazit içinde yaşadığı şeyi öldürmek istemez.

HODGE: Dışarı çıkana kadar öldürmüyor. Çıkınca da bir zehir salgılıyor.

MULDER: Yani diyorsunuz ki, bu solucan ilk takımda olduğu gibi diğer insanları öldürmek istemenize neden olabilir.

DASİLVA: Ya da bize olabileceği gibi.

HODGE: Bu sadece bir teori. Elimizde kesin kanıt yok.

MURPHY: Beş ölü adamdan başka.

SCULLY: Madem solucan insanları çevreye zarar verecek şekilde agresif yapıyordu, o zaman neden Richter ve Campbell kendilerini öldürdüler?

MULDER: Belki bunu bizi kurtarmak için yaptılar.

( Mulder oradan uzaklaşır. Rahatsız edici bir sessizlik olur. Dışarıda fırtına devam ederken Scully cesetleri yeniden kontrol etmektedir. Mulder içeri girerken bir ceset torbasının fermuarını çeker. )

SCULLY: Bir kez daha kontrol ediyordum. Bir şey atlamadığımdan emin olmak için.

MULDER: Biraz uyursun artık, değil mi?

SCULLY: Uyumak mı? O kadar yorgunum ki uyuyamam.

MULDER: Hepimiz gergin ve aşırı duyarlıyız. Yarın sabah taze bir başlangıç yapmak iyi olacak.

SCULLY: Mulder, bu şeyi öldürmenin bir yolunu bulana kadar bir saniye bile kaybetmek istemiyorum.

( Scully dışarı çıkmaya hazırlanır. )

MULDER: Onu öldürüp öldürmememiz gerektiğinden emin değilim.

( Scully şok olmuş bir şekilde arkasını döner. )

Bu bölgedeki buz örtüsü bir meteor krateri üzerinde oluşmuş. Solucan amonyakta yaşamış. Sıfırın altındaki sıcaklıktan sağ olarak kurtulmuş. Alternatif yaşam biçimleri teorilerinde dondurucu soğuklukta olan gezegenlerde amonyağa dayalı yaşam sistemleri olduğuna inanılır.

SCULLY: Hayır.

MULDER: Çeyrek milyon yıl önce buraya çarpan bu meteor belki bu çeşit bir yaşam türünü dünyaya getirdi.

SCULLY: Mulder, pilotta belirtiler birkaç dakika içinde çıktı. Birkaç saat içinde de parazit tüm kontrolü eline aldı. Bu insanlara bulaştığında ne yapabilir? New York büyüklüğünde bir şehir birkaç gün içerisinde bu paraziti kapar.

MULDER: Çok doğru. Ama bunun hakkında ne biliyoruz? Bu organizma başka bir kraterde de bulunuyor olabilir.

SCULLY: Mulder, eğer bunu şimdi öldürmezsek Richter ve Campbell'da olduğu gibi silahları birbirimize doğrultabiliriz.

MULDER: Ama eğer bunu şimdi öldürürsek bunu ya da bunun gibi bir şeyi gelecekte nasıl durduracağımızı bilemeyiz.

( Laboratuarda Murphy kulaklıklarını takmış çalışmaktadır. Hodge ve DaSilva öylece durmaktadır ve Mulder'la Scully'nin arka planda duyulan kavgalarını dinlemektedirler. )

SCULLY: Gelecek mi? Mulder, şu an nasıl gelecekten söz edebilirsin? Senin ya da bir başkasının.. ne hakkı var?

MULDER: Bunu bulacak bir organizmayı yok etmeye ne hakkımız var?

DASİLVA: Burasının sıcak olduğunu söyle bana.

HODGE: Merak etme ateşin yok. Isınma sistemi fazla çalışıyor. Dışarısı eksi kırk derece, ama biz burada sıcaktan bayılıyoruz.

DASİLVA: Ne hakkında tartıştıklarını duyabiliyor musun?

( DaSilva ceketini çıkartırken Hodge oturur. )

HODGE: Büyük ihtimalle küçük hükümet sırlarını tartışıyorlardır.

DASİLVA: Buraya gelmeden önce bunu biliyorlar mıydı dersin?

HODGE: Bundan eminim.

SCULLY: .. bunlar biyolojik bir tehlikeyle ilgili!

HODGE: Biliyorsun, Bear'ın kanı Scully'nin üzerine bulaştı.

DASİLVA: Senin üzerine de bulaştı.

( Ayağa kalkarlar ve arka tarafa doğru yürürler. Mulder ve Scully odaya girer. )

MULDER: Bunun kontrol altına alınamayacağını nereden biliyorsun?

SCULLY: Alınabilir! Yok ederek. Cesetleri, solucanları ve her şeyi dışarı çıkarıp yakmalıyız!

( Hodge, Murphy ve DaSilva içeri girer. )

HODGE: Bilmemiz gereken bir şey mi var? Ajan Scully, iyi misiniz?

SCULLY: Evet, iyiyim. Bir şey yok.

HODGE: Biraz stresli görünüyorsun.

( Scully Hodge'nin ne ima ettiğini anlayana kadar başını sallar. )

SCULLY: Ne demeye çalışıyorsun?

( Scully Hodge'nin üstüne yürür. Mulder aralarına girer. )

MULDER: Hepimiz biraz sakinleşelim. Uzun ve zor bir gündü. Hepimiz yorgunuz ve korku içindeyiz. Birbirimize karşı olmayalım.

HODGE: En azından iyi bir neden olmadığı sürece.

MULDER: Belki de hepimiz biraz uyumalıyız.

HODGE: Dalga mı geçiyorsun? İçimizden birinin uyuyabileceğini mi sanıyorsun? Hadi millet, bu izler için birbirimizi kontrol etmeliyiz. Biri veya birileri bu noktalara sahiplerse onları belirlemeliyiz. Bu konuda anlaştık mı?

DASİLVA: Araştırmayı sen mi yapacaksın?

SCULLY: Hayır. Birbirimizin önünde yapacağız. Hiç sır olmayacak.

( Mulder, Murphy ve Hodge bir odada giysilerini çıkarmaya başlarlar. )

MULDER: Kimse bir yargıya varmadan önce kuzey kutbunda olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.

( Scully kollarını kaldırmış olan DaSilva'yı kontrol etmektedir. DaSilva'nın sadece sırtını görüyor olmamıza rağmen çıplak olduğu açıktır. Scully kollarını indirip elini uzatır ve gülümser. İkisi de sevinmişlerdir. Beş kişi de ellerinde fenerlerle odalarının yolunu tutar. )

HODGE: İyi uykular. Tahtakurularının sizi ısırmasına izin vermeyin.

( Hodge kendi odasına girer. )

DASİLVA: Tabi, iyi geceler.

( Murphy ve DaSilva odalarına girip kapılarını kapatırlar. Mulder ve Scully odalarının kapısında dururlar. )

SCULLY: İyi geceler, Mulder.

MULDER: İyi geceler, Scully.

SCULLY: En azından herkes iyi.

MULDER: Unutma köpekteki noktalar kaybolmuştu.

( Mulder kapısını kapatır. Scully odasına girip ışığı açar, çantalarını ve fenerini yatağın üstüne koyar. Gidip duvardaki ışığı yakıp araştırma ekibinin resmine bakar. Bir an düşündükten sonra komodini kapının önüne iter. Komodinin yanında yere oturur ve duvara dayanır. Murphy radyo dinlerken kapıya bakıp durmaktadır. )

SUNUCU: ..top şu an üç yarda çizgisinde ve oyunun bitmesine 15 saniye kaldı. Fouts topu birden aldı. Gidiyor..

( Hodge oturmuş aşağıdaki listeyi yapmaktadır:
Mulder - Köpek saldırdı.
Scully - Hastalıklı kanla teması oldu.
Murphy - Erimiş buz çekirdeğiyle teması oldu.
Hodge kapıya bakar. DaSilva yatağında dönüp durur. Mulder silahını komodinin üzerine koyar ve kapıya bakar. Daha sonra. Işıklar kapalıdır. Mulder birdenbire sıçrayarak uyanır. Hemen silahına bakar. Ayakkabılarını ararken bir kapının kapandığını duyar. Ayakkabılarını ve gömleğini giyer. Silahını ve fenerini alıp dışarı çıktığında Murphy'nin kapısının açık olduğunu görür. İçeri bakar, ama kimseyi göremez. Walkman yatağın üstünde durmaktadır. Laboratuara gider ve etrafına bakınır. Laboratuardaki köpek hırlamaya başlayınca Mulder silahını önünde tutarak hırlama sesinin kaynağını bulana kadar kendi etrafında döner. Masanın yanına gider. Sonra buzdolabına bakar. Buzdolabının kapağı altından yere kan sızmaktadır. Mulder dolabın kapağını açınca ensesi kesilmiş ve her tarafı kanla kaplı olan Murphy'nin cesedi üstüne düşer. Scully, DaSilva ve Hodge içeri girer. )

SCULLY: Mulder, ne yapıyorsun?

MULDER: Murphy öldü.

HODGE: Onu sen öldürdün.

MULDER: Onu bu şekilde buldum. Kapılardan birinin kapandığını duydum ve kontrol etmek için geldim. Sizden biriydi.

HODGE: Yalan söylüyor.

DASİLVA: Bunu sen yapmış olabilirsin, ama bunun farkında olmayabilirsin.

SCULLY: Hayır, bunu yapmadığını söyledi.

MULDER: Belirtilerden hiçbiri bende yoktu.

SCULLY: Onu kendin kontrol ettin, Hodge.

HODGE: Evet, 6 saat önce.

MULDER: Sizden biriydi!

( Mulder Hodge'nin üstüne yürür, ama Scully araya girer. )

SCULLY: Yeter! Kesin şunu ve kapayın çenenizi!

( Hodge ve Mulder birbirlerine dik dik bakarlar. )

Mulder silahını bırak ve Hodge'nin sana kan testi yapmasına izin ver.

MULDER: Neden, sonuçları değiştirebilsin diye mi? Onun içime bir iğne sokmasına izin vermeyeceğim! Ona da bulaşmış olabilir!

HODGE: Onu hemen şimdi bir yere kapatmalıyız.

SCULLY: Sadece arkanı dön ve ensene bakmamıza izin ver!

MULDER: Kimseye arkamı dönmeyeceğim! Anladığım kadarıyla hepinize bulaşmış!

( Mulder silahını sağa sola sallayarak geriler. Hodge masanın etrafından dolaşır. )

DASİLVA: Hodge haklı. Onu hapsetmeliyiz!

( Hodge eline bir demir alır ve Mulder'a yaklaşır. Mulder Hodge'yi durdurmak için silahını ona doğrultur. Scully de silahını Mulder'a doğrultur. )

SCULLY: Mulder!

MULDER: Scully, şu silahı bana doğrultmayı kes!

SCULLY: Mulder, anlamak zorundasın!

( Mulder silahını Scully'ye doğrultur. )

MULDER: İndir silahını!

SCULLY: Önce sen indir!

MULDER: Scully! Tanrı aşkına, benim!

SCULLY: Mulder.. sen kendin olmayabilirsin.

( Mulder kendine gelir ve silahını indirir. Karanlık bir depoya girer. Scully kapıda dururken ışığı yakar ve Scully'ye döner. )

MULDER: Burada senden daha güvende olacağım.

( Scully kapıyı kapatır ve sürgüler. Kapıya dayanıp ne yaptığını düşünmeye başlar. Sürgüye bakar, sonra yürüyüp gider. Laboratuara girdiğinde DaSilva'yı bir masa üzerinde uyurken görür. Elinde silahıyla sessizce yürür. Gömleğinin arka tarafını aşağı çekip ensesine bakmaya çalışır. Hodge içeri girip elini tutar. DaSilva ufak bir çığlık atarak uyanır.)

HODGE: Ne yapıyordun?

SCULLY: Ne yaptığımı biliyorsun.

HODGE: Biliyor musun, ajan Scully. Silahlı olan tek kişinin sen olduğunu düşünmeden edemiyorum. Eğer sana bulaştıysa hiç şansımız olmaz değil mi?

( Scully onlara bakar. Her iki silahının da kurşunlarını çıkarır ve masanın üzerine koyar. )

Tamam.

( Scully kapıya doğru ilerler ve kurşunları dışarı atar. )

DASİLVA: Bende o noktalardan var mıydı?

HODGE: Sen iyisin, Nancy. Hepimiz iyiyiz. Şimdi üçümüzün kendimizi bırakıp birbirimizin üzerine gelme zamanı değil.

SCULLY: Dört kişiyiz.

HODGE: Mulder artık bizden biri değil.

SCULLY: Eğer bu Mulder'a bulaştıysa bu, onun suçu değil! Ona arkamızı dönemeyiz! Yardımımıza ihtiyacı var!

DASİLVA: Haklı. Parazitin ileri devrelerinin ona ne yapacağını kim bilebilir ki? Bu onu sürekli psikoza sokacak bir noktaya gelebilir.

( Scully oradan ayrılmaya hazırlanır, ama Hodge kolunu tutar. )

HODGE: Eğer ona bulaştıysa geri dönemez! Bu olasılığı göz önüne alamam!

( Scully telsizin yanına gider ve telsizi açar. )

SCULLY: A.I.C.P.'den Doolittle Havaalanına. Lütfen cevap verin.

( Statik bir cızırtı. )

Burası Kuzey Kutbu Buz Çekirdeği Projesi. Acil durum çağrısı yapıyoruz. Lütfen cevap verin!

( Statik bir cızırtı. DaSilva ve Hodge mikroskoplara bakmaktadırlar. Hodge bir larvaya bakar. )

HODGE: Nanc, pilottan aldığımız kanla hastalık bulaşmamış kanı karıştırır mısın?

DASİLVA: Tekrar söylesene.

HODGE: Hastalık bulaşmış kanı hastalık bulaşmamış kanın içine koy.

( DaSilva ayağa kalkıp bir cam parçasıyla kan örneklerinin bulunduğu yere gider. Hodge omzunun üzerinden yaptığına bakar. DaSilva bir damla kanı camın üzerine damlatır. Hodge not defteriyle DaSilva'ya vurur. Scully içeri girer. )

Hayır, lanet olasıca! Sana daha az önce ne dedim? Zaten hastalık bulaşmış olan kana hastalıklı kanı bulaştırdın. Şimdi her şeye yeni baştan başlamak zorundayız.

DASİLVA: Bir hata yaptım. Bağırman gerekmez.

HODGE: Saatlerce yapılan çalışma boşa gitti.. ( Oradan uzaklaşır. )

( DaSilva Hodge'yi takip eder. )

DASİLVA: Pekala öyleyse. Belki hepsini kendi başına yapabilirsin! Lanet olsun! Tanrım, ben senin asistanın değilim!

HODGE: Oh, defol git şuradan..

DASİLVA: Senin tek yaptığın şey.. ( Oradan ayrılır. )

( Scully mikroskoba baktığında larvaların birbirine saldırdığını görür. Birdenbire ikisi de kıpırdamaz ve ölürler. Hodge geri gelir. )

SCULLY: Hodge.

HODGE: Ne var?

SCULLY: Gel de şuna bir bak. İki ayrı solucanın larvaları birbirlerini öldürdüler.

( Hodge mikroskoba bakar. Scully dolaba gidip kavanozlardan birini diğerinin yanına koyar. Solucanlar arada cam olmasına rağmen birbirlerine saldırmaya çalışırlar. DaSilva ve Hodge de gelip bakar. )

Bir solucan kendi bölgesine başka bir solucanın girmesine izin vermiyor. Solucan insanlara ne yapıyorsa bu kendi bölgesine giren solucana da aynı şeyi yapıyor. Onları katil yapıyor.

HODGE: Bir türün kendi türünden birini öldürmesi hiç mantıklı değil. Çoğalmak için birbirlerine ihtiyaçları var.

DASİLVA: Solucanlar tek eşeğlidir. Kendi kendilerine çoğalabilirler.

SCULLY: Mikroskoptaki kanıta bak. Bu şey kendisine arkadaşlık edilmesini sevmiyor.

HODGE: Ne diyorsunuz? Bunu öldürmenin tek yolu solucanı hastalıklı bedene koymak mı?

( Scully başına sallar. Kısa bir süre sonra Hodge köpeğin kulağına uyuşturucu enjekte eder. Scully elindeki pensle tuttuğu solucanı köpeğin kulağına koyar. Solucan kıvrılarak içeri girer ve bir süre sonra köpek inlemeye başlar. Köpeği yeniden kafese koyarlar. Köpek sakinleşene kadar patileri titrer. Köpek karnı üstüne yatıp biraz daha inler. Hodge kapıyı açıp steteskopla köpeğin kalbini dinler. )

Her şey normal görünüyor.

( Scully bir kap köpek mamasını köpeğin önüne koyar. Köpek gelip mamayı yerken Scully başını okşar. DaSilva Scully'nin yanında durmaktadır. Hodge içeri girer. )

Solucanları dışkısıyla dışarı attı. Her ikisi de ölü.

( Scully sürgüyü açar. Hodge kapının karşısında durmaktadır. )

SCULLY: Önce onunla konuşmak istiyorum. Bunu gönüllü yapmasını sağlamak için.

DASİLVA: Ne?

HODGE: İçeri tek başına giremezsin.

SCULLY: Eğer bir şey olursa içeri gelirsiniz. Emin olmadan bunu ona yapamam.

( Kapı açılır ve Mulder ayağa fırlar. )

MULDER: Sadece sen misin?

SCULLY: Evet.

( Kapı kapanır. Scully ışığı yakar. )

MULDER: Onlardan biri.

SCULLY: Burada olduğun süre içinde kimse öldürülmedi.

MULDER: Eeee?

SCULLY: Onu öldürmenin bir yolunu bulduk. Bir taşıyıcı içindeki iki solucan birbirlerini öldürüyorlar.

MULDER: Bana bir solucan verirsen bana bulaştırmış olursun.

SCULLY: ( Fısıldayarak. ) Madem bu doğru neden seni kontrol etmemize izin vermedin?

MULDER: (Fısıldayarak.) İzin verebilirdim, ama üstüme bir silah doğrulttun. Şimdi onlara güvenmiyorum. Sana güvenmek istemiştim.

SCULLY: (Fısıldayarak.) Tamam. Şu an burada değiller.

( Mulder arkasını döner. Scully gömleği aşağıya çeker ve ensesini kontrol eder. Şişlik yoktur. Scully çıkmak için arkasını döner, ama Mulder onu yakalar. Scully ürker. Başını arkaya çevirmeyi dener, ama Mulder nazikçe başını yeniden öne döndürür. Gömleğinin arkasını aşağı çeker ve ensesini kontrol eder. Burada da şişlik yoktur. Dışarıda, DaSilva kavanozla beraber pensi bir masanın üzerine koyar. )

DASİLVA: Bu sonuncusu. Bunu ona vermemize izin vermeyecek.

HODGE: Eğer ona bulaştıysa izin vermek zorunda.

DASİLVA: Onu bir şekilde ikna edecek.

( Kapı açılır. Mulder ve Scully dışarı çıkar. )

SCULLY: Onu kontrol ettim. Ona bulaşmamış.

MULDER: Ona da bulaşmamış.

SCULLY: Bu demek oluyor ki ikinizden birisiniz.

HODGE: Pekala. Ana binaya gidelim. Onu kendim de muayene etmek istiyorum. Sonra o her ikimizi de muayene edebilir. Önden buyurun.

( Mulder önden yürür. Hodge ve DaSilva arkasından ilerlerken birbirlerine bakar. Hodge Mulder'ı yakalar ve kutuların üstüne fırlatır. DaSilva Scully'yi odaya iter ve kapıyı sürgüler. Hodge bir eliyle Mulder'ın kollarını sırtında birleştirip diğeriyle boynunu tutarken Mulder bağırır. DaSilva bir iğne hazırlar, ama Mulder Hodge'yi onun üzerine doğru ittirince iğneyi düşürür. Mulder Hodge'yi deponun kapısına çarpar, ama yine de ondan kurtulamaz. Bu arada Scully bir levyeyle kapıyı açmaya çalışmaktadır. Mulder inler. )

Solucanı getir!

MULDER: Piçler! Hayır!

( DaSilva pensle solucanı getirir ve Mulder'ın kulağı üstünde tutar. Saçlarını kavrayarak Mulder'ın başını yerde tutar. )

Ah! Durun.. hayır!

( Hodge DaSilva'ya bakar ve ensesinde hareket eden şişliği görür. )

HODGE: Aman Tanrım!

( DaSilva'yı odanın öteki köşesine ittirir. Hodge DaSilva'dan uzaklaşırken Mulder ayağa kalkar. DaSilva da yavaş yavaş ayağa kalkmaktadır. )

Mulder! Onda!

( DaSilva Mulder'ı yeniden kutuların üstüne yuvarlar. Mulder ayağa kalkınca Hodge ile Scully'nin bulunduğu yere koşarlar. )

MULDER: Scully!

( Mulder kapıyı açar. )

DaSilva'da!

( Scully levyeyi elinden bırakır ve hep birlikte koşarlar. Hodge pens ile solucanı yerden alır. DaSilva çığlık atarak laboratuara koşar. Bir kapıyı açıp kavanozları ve eline geçirdiği laboratuar malzemelerini yere atar. Delil torbası içinden silahı alır. Tam ateşlediği sırada Mulder onu yere düşürür. Scully de koşarak içeri girer ve DaSilva'yı yerde tutarlar. Hodge yavaşça içeri girer. )

SCULLY: Hodge! Şimdi!

( Mulder Hodge'nin solucanı koyabilmesi için kafasını tutar. )

Mulder! Bundan sonra hiçbiri kalmayacak!

MULDER: Yap şunu!

DASİLVA: Hayır! Hayır, hayııııırrrrrrrr!!!

( Mulder kafasını tutarken Hodge solucanı kulağına koyar. DaSilva'nın çığlıkları kasılmaya başlayınca boğulma seslerine döner. Bir süre sonra yattığı yerde inlemeye başlar.)

SCULLY: Tamam. Geçti. Hepsi bitti. Geçti.

< 5. SAHNE >

< DOOLİTTLE HAVAALANI; NOME, ALASKA >

( DaSilva koruyucu bir giysi giymiştir ve iki adam tarafından bir ambulansa götürülmektedir. DaSilva ve adamlar Mulder, Scully ve Hodge'nin yanından geçer. Hodge kapıyı kapatır ve ambulans içinde DaSilva ile yola çıkar. )

HODGE: Köpekle birlikte karantinaya alınacak. Geri kalan insanlara bir şey bulaştırmayacağından emin olana kadar onu orada tutacağız. Bu arada bizim testlerimiz normal çıktı ve salıverildik. Uçak hazır. Sizi buzdan ne kadar uzağa gitmek isterseniz o kadar uzağa götürecek.

MULDER: Oraya geri döneceğim. Bu defa hazırlıklı olup yanıma tüm gerekli ekipmanı alacağım. Daha bu solucanın genetik yapısını çıkarmak için yapılacak bir sürü araştırma..

HODGE: Bekle Mulder. Bilmiyor musun?

MULDER: Neyi?

( Hodge inanamayarak Mulder ve Scully'ye bakar. )

HODGE: Bizi oradan çıkardıktan 45 dakika sonra her şeyi yok ettiler. Geriye hiçbir şey kalmadı.

SCULLY: Bunu kim yaptı?

HODGE: Ordu, bulaşıcı hastalıklar merkezi.. Bilmeniz gerekirdi. Onlar sizin adamlarınız.

( Oradan uzaklaşır. )

MULDER: O hala orada Scully. 200.000 yıldan beri buzun altında.

SCULLY: Bırak orada kalsın.

( Scully çantasını alır ve oradan uzaklaşır. Mulder uzaklara bakar. Scully arkasını dönüp Mulder'a bakar. Mulder da çantasını alır ve yürüyüp giderler. )


- SON -




TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR