1x04 :: JERSEY DEVIL



< 1. SAHNE >

< NEW JERSEY; 1947 >

(Gece vaktidir ve bir araba yolda gitmektedir. Arabanın içinde şarkı söylenmektedir.)

AİLE: …adıydı-o. B-I-N-G-O, B-I-N-G-O, B-I-N-G-O, ve onun adıydı-o. Bir çiftçinin köpeği vardı ve Bingo adıydı-o. B-I-N-G-O, B-I-N-G-O, B-I-N-G-O, ve onun adıydı-o. Bir çiftçinin köpeği vardı ve Bingo…

(Arabanın dışından birden patlama sesi gelir.)

OĞLAN: Baba, neydi o? Ne oluyor?

BABA: Her şey yolunda. Sadece lastik patladı.

ANNE: Ohh, olamaz.

BABA: Sorun değil tatlım.

(Yerde duran bir el feneri arabayı aydınlatırken baba, yedek lastiğe ulaşmak için bagajın zemin döşemesini kaldırır. Baba zemin döşemesini yere koyar ve bijon anahtarını alır. Bunu yaparken el fenerini yolun kenarından aşağıya düşürür.)

Agghh! Lanet olsun!

(Bijon anahtarını yere atar ve fenerin peşinden gider. Birinin ya da bir şeyin çalılar arasındaki bakış açısıyla adamın feneri aldığını ve yeniden yukarı tırmandığını görürüz. Çocuklar arabanın içinde uyumaktadırlar ve baba eşinin oturduğu yerdeki camı tıklatır.)

Tatlım, bir saniye şu feneri tutar mısıaaahhhh…

(Baba birden geri çekilir ve gözden kaybolur. Anne arabadan çıkar.)

ANNE: Paul. Paul. PAUL!

(Anne feneri alır ve aşağıya, ormana doğru tutar.)

Neredesin? Paul. Ne oldu?

(Yine çalıların arkasındaki bir şeyin bakış açısıyla annenin elinde fenerle yolun kenarında durduğunu görürüz. Sonrasında ormana doğru çekilmekte olan babanın bacaklarını görürüz.)


< 2. SAHNE >

(Gün ağarmaktadır. Polisler ve köpekleri olan başka adamlar ormandadırlar. Polisler ve adamlardan bazılarında tüfekler vardır. Köpekler kokuyu takip ederken bir ses duyulur.)

SES: Buraya gelin. Bir şey bulduk.

(Adamların hepsi sesin geldiği yöne koşarlar. Aşağıya inerler. Köpekler aşağıya inmek konusunda çekingen davranırlar.)

KÖPEKLERİ TUTAN ADAM: Yavaş. Yavaş…

(Babanın cesedi yerdedir. Adamlar birbirlerine bakarlar.)

POLİS MEMURU: Bacakları koparılmış.

(Başka bir ses duyulur.)

2. POLİS MEMURU: HEEYY. BU TARAFA!

(Adamlar yeniden yukarı tırmanırlar ve sesin geldiği yöne doğru koşarlar. Birkaç polis tüfeklerini bir mağaraya doğrultmuş beklemektedir.)

İÇERİDE! BİR EV KADAR BÜYÜK!

3. POLİS MEMURU: Onu dışarı çıkarabiliriz.

POLİS MEMURU: Peki sonra ne yapacağız?

(Mağaranın içinden bütün adamların tüfeklerini doğrultmuş beklemekte olduklarını görürüz.)

2. POLİS MEMURU: ONU GÖREBİLİYORUM!

POLİS MEMURU: Bize doğru geliyor.

(Adamlar tekrar tekrar ateş eder.)


< 3. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ; WASHINGTON, D.C. >

(Bir adam bilgisayara bir şeyler yazmaktadır. Arka planda sesler duyulur. Scully’nin yoğun bir şekilde çalışan bir ofise girdiğiniz görürüz.)

(Mulder oturmuş “Hanky Panky” dergisinin orta sayfasında yer alan bir resme bakmaktadır. Scully içeri girer ve Mulder’ın neye baktığını görür. Bir an duraklar, sonra çantasını masanın üzerine koyar ve Mulder’ın yanına gelir.)

SCULLY: Yoğun bir çalışma mı Mulder?

(Mulder Scully’nin daha iyi görebilmesi için magazini çevirir.)

MULDER: Bu kadın bir uzay mekiği tarafından kaçırıldığını ve yer çekimsiz bir odada üç gün boyunca aç susuz bırakıldığını iddia ediyor.

SCULLY: Yer çekimsizlik ha, tabi. (Mulder dergiyi masanın üzerine koyar.) Bu önemli araştırmanı engellediğim için üzgünüm, ama çok hoşuna gidecek bir hikaye duydum.

MULDER: Nedir?

SCULLY: Dün New Jersey ormanlarında bir ceset bulmuşlar. Sağ kolu ve omzu yokmuş. Bir insan tarafından koparıldığını düşünüyorlar.

MULDER: New Jersey’de nerede?

SCULLY: Atlantic City’nin hemen dışında.

MULDER: Bedenin bir parçasını kaybetmek için beklenmedik bir yer değil. Çete işi mi?

SCULLY: Hmm, evsiz bir adammış. Bir nedeni yokmuş gibi görünüyor.

(Mulder ayağa kalkar ve paltosunu alır.)

MULDER: Bugün kendini şanslı hissediyor musun, Scully?

SCULLY: Kime göre? (Mulder ofisteki çekmecelerden birine bakmaktadır.) Bu bizim davamız değil Mulder. Olaya yerel polis bakıyor. (Mulder bir dosya çıkarır.) Bir X Dosyası mı?

MULDER: Hiç Jersey Canavarı’ndan bahsedildiğini duydun mu?

(Mulder dosyayı Scully’ye verir.)

SCULLY: Evet. Bu canavarın ormandan çıkıp arabalara saldırması gerekiyor, değil mi? Tabi. Doğu yakasının Kocaayak’ı gibi.

MULDER: 1947’deki bir davanın dosyasını oku.

(Mulder ofisten çıkar. Scully dosyayı kapatır, çantasını alır ve Mulder’ı takip eder.)

SCULLY: Beni uğraştırma.

(Mulder ve Scully kalabalık ofisten geçerler.)

MULDER: 1947, bir aile babalarının ormana çekilişini izledi. Polisler babayı bazı uzuvları koparılmış olarak buldular. Polisler büyük ve çıplak bir adamı ormanda kıstırıp ateş ettiler. (Bir masaya gelince dururlar.) Otopside adamın kalın bağırsağında insan eti ve kemikleri bulundu. Canavar adam. (Mulder masanın arkasındaki biriyle konuşur.) Bir araba isteme formu, lütfen.

SCULLY: Otopsi raporu burada mı?

(Mulder istek formunu doldurur.)

MULDER: Hayır. Orjinali olaydan birkaç yıl sonra Patterson Polis Departmanından kayboldu. Ama otopsiye katılan patolojistin bir ifadesi var.

SCULLY: Mulder, bu çocukluğumdan beri duyduğum bir hikayeyle aynı. Bu bir masal, bir efsane.

MULDER: Çocukken ben de aynı hikayeyi duymuştum. İşin garip tarafı, ben inandım. (Mulder formu masanın arkasındaki kişiye uzatır ve bir anahtar alır.) Sağol Doreen. (Mulder Scully’ye döner.) New Jersey’de yamyamlığa maruz kalmış bir beden var. Orada biri ya da bir şey aç.

(Mulder yürüyüp gider. Scully dönüp ona bakar.)


< 4. SAHNE >

< ATLANTIC CITY MORGU >

(Mulder ve Scully morgta kurbanın cesedine bakmaktadırlar. Adli tabip bedeni örten örtüyü kaldırmıştır.)

GLENNA: Hayvanların insan etine aç oldukları söylenir, ama bu bir hayvan değil. Köprücük kemiğinin hemen altındaki diş izlerini görüyorsunuz. İnsan izleri.

(Glenna yanlarından ayrılır ve eldivenleri çıkarır.)

MULDER: Cesedi kim buldu?

GLENNA: Park korucusu.

(Scully cesedi incelerken Mulder cesedin ayak ucuna yürür.)

SCULLY: Bunlar olurken canlı mıymış?

GLENNA: Bunu söylemek zor.

(Mulder parmaktaki kağıda bakar;

ADLİ TIP DEPARTMANI
İSİM: CROCKET ROGER
DAVA NUMARASI: 2272
TARİH: 29 AĞUSTOS 1993
NEREDE BULUNDU: N.J. MİLLİ PARKI)

Kafatasında çatlak var, ama mücadele belirtisi yok. Kandaki alkol miktarı yüksekti. Muhtemelen ne olduğunu anlayamadı bile.

MULDER: Bu konuda herhangi bir fikriniz var mı?

GLENNA: Isırık izinin boyutu hakkında…

DEDEKTİF THOMPSON: Bunun QT’de yer almasını istiyorum.

(Bir adam köşeden çıkıp üçüne doğru yürür.)

GLENNA: …büyük beyaz bir adam.

ADAM: Elimden geleni yapacağım.

GLENNA: Davayı dedektif Thompson araştırıyor.

DEDEKTİF THOMPSON: Glenna?

(Scully kimliğini dedektife gösterir.)

SCULLY: Merhaba, ben özel ajan Dana Scully ve bu da ajan Fox Mulder.

DEDEKTİF THOMPSON: Kimsenin bu olayı FBI’a bildirdiğini sanmıyorum.

MULDER: Burada resmi yetkiyle bulunmuyoruz. Ajan Scully bir tıp doktorudur. Kurbanınız hakkında bir şeyler duyduk ve ona bir göz atabileceğini düşündü.

DEDEKTİF THOMPSON: Üzgünüm, ama gitmenizi isteyeceğim. Burada bir araştırma yapıyoruz.

GLENNA: Tanrı aşkına Tommy. Böyle olmanın zamanı değil.

DEDEKTİF THOMPSON: Buna yetkimiz var.

MULDER: Herhangi bir şüpheli var mı dedektif?

DEDEKTİF THOMPSON: Sizin adınıza çalışmıyorum efendim ve başsavcı aksini söylemediği sürece bu, yerel bir dava.

SCULLY: Ajan Mulder, gitmeliyiz.

MULDER: Saygısız olmanın gereği yok.

DEDEKTİF THOMPSON: Tam aksine, fazlasıyla saygılıydım.

(Mulder ve dedektif bir süre bakışırlar. Mulder ayrılır.)


< 5. SAHNE >

< DIŞARISI >

(Mulder ve Scully arabalarına yürürler.)

MULDER: Bu adamın sorunu ne?

SCULLY: Kendine göre son derece haklıydı. FBI bir cinayet davasında yetki üstünlüğüne sahip değildir. Biri işine burnunu soksa sen de aynı şekilde hissedersin.

MULDER: Evet. Bence konu hakkında hiçbir fikri olmaması şansı oldukça yüksek. Muhtemelen bir sonraki cesedi getirdiklerinde hala kafasını kaşıyor olacak.

SCULLY: Şansını kaybettin Mulder. Onu gerçekten rezil edebilir ve failin kim olduğunu söyleyebilirdin, Jersey Canavarı.

(Mulder güler.)

(Mulder arabanın yanında durup arabanın öteki yanında duran Scully’yle konuşur.)

MULDER: Hey, bir otele yerleşmeye, bir gece kulübüne gitmeye, birkaç çeyreklik kumar oynamaya ve şu davayı biraz deşmeye ne dersin?

SCULLY: Dalga geçiyorsun, değil mi?

MULDER: Tamam, gece kulübüne gitmeyebiliriz.

SCULLY: Mulder, D.C.’ye geri dönmem gerekiyor.

MULDER:Ne, bir randevun mu var?

SCULLY: Hayır, 18:30’da vaftiz oğlumun doğum günü partisi var.

(Mulder arabanın üstünden anahtarları Scully’ye atar. Scully anahtarları yakalar.)

Ne yapıyorsun?

MULDER: Biraz uğraşacağım, belki hafta sonumu böyle geçiririm.

(Mulder yürüyüp gider.)

SCULLY: Mulder, yalnız başıma 3 saatlik yolu geri döneceğim… (Mulder el sallar.) cuma trafiğinde, oofff.


< 6. SAHNE >

< KUMARHANE >

(İnsanların şans makinelerinde ya da masalarda oyunlar oynadıklarını görürüz. Mulder telefonun yanında durmakta ve telefon rehberine bakmaktadır. Aradığını bulana kadar parmağını sayfa üstünde gezdirir.

PARK HİZMETLERİ – NEY JERSEY EYALETİ Parkları Danışma – Ana Santral … 555-9573

Mulder ahizeyi kaldırır. )


< 7. SAHNE >

< NEW JERSEY MİLLİ PARKI >

(Mulder ve park korucusu korucunun kamyonetinden inerler ve birkaç metre ilerlerler.)

KORUCU PETER BOULAY: Cesedi hemen şurada bulduk. Taşların arasında yüz üstü yatıyordu. Otuz iki yıllık park hizmetimde çok değişik şeyler gördüm, ama hiçbiri buna benzemiyordu.

MULDER: Kurban evsiz bir adammış. Buralarda onlardan çok var mı?

KORUCU PETER BOULAY: Sık sık bazılarını görürüz, ama çoğu ormandan korkar.

MULDER: Korkuyorlar mı? Neyden?

KORUCU PETER BOULAY: Bilmiyorum, canavardan olabilir.

MULDER: İnsanlar bunun sadece bir efsane olduğunu söylüyorlar.

KORUCU PETER BOULAY: Kiminle konuştuğunuza bağlı.

MULDER: Siz ne düşünüyorsunuz?

KORUCU PETER BOULAY: Dediğim gibi otuz iki yıl içinde bir sürü garip şey gördüm. Bir keresinde, dört sene kadar önce, büyük olduğunu düşündüğüm bir adam kayın ağaçlarının arasından çıktı, üstünde tek parça giysi yoktu. 60 yarda kadar ötedeydi. Birden bir köpek gibi havayı koklamaya başladı. Sonra direkt bana baktı ve benim kokumu aldığına yemin edebilirim. Çünkü ormana doğru o kadar hızlı koştu ki insan olmadığına yemin edebilirdiniz.

MULDER: Gerçekten mi? Onu bir daha hiç görmediniz mi?

KORUCU PETER BOULAY: Hayır, ama onu hissediyorum. Bir şeyler buldum, biraz dışkı, kedininki gibi bir kısmı gömülmüştü, ama daha insani gibiydi. Üstünde insana ait köpek dişlerinin olduğu yarısı yenmiş bir tavşan buldum. Ve alet olarak kullanmak için sivriltilmiş birkaç bira şişesi.

MULDER: Bunu yapanın bulduğunuz cesede olanlarla ilgisi olabileceğini mi düşünüyorsunuz?

(Korucu hafifçe güler.)

KORUCU PETER BOULAY: Birkaç yıl içinde emekliliğim gelecek, yanlış şey söylüyorsun.

MULDER: Evet.

KORUCU PETER BOULAY: Sana bir şey diyeyim, artık buraya yanımda silahım olmadan gelmiyorum.

MULDER: Burası kasabadan ne kadar uzakta?

KORUCU PETER BOULAY: Bir, bir buçuk mil kadar.

MULDER: Birkaç günlüğüne Galaxy Gateway’de kalıyorum, eğer bir şeyler düşünecek olursanız beni arar mısınız?

KORUCU PETER BOULAY: Tabi ki.

(Mulder ormandaki patikada yürür.)


< 8. SAHNE >

< SCULLY’NİN VAFTİZ OĞLUNUN DOĞUMGÜNÜ PARTİSİ, D.C. >

(Gorilla maskesi takan bir çocuk Gorilla maskesi takan ve plastik beyzbol sopası taşıyan bir başka çocuktan koşarak kaçar. Duvara çarpınca yere düşer ve ağlamaya başlar. Scully olup bitene bakmaya gelir.)

SCULLY: Oh, hadi. Tamam, her şey yolunda. Ne oldu? Başını mı vurdun? Hmm.

(Çocuklar alkışlarken bir köpek doğum günü pastasını yalamaktadır. Bir kadın köpeği çekip yere indirir.)

ELLEN: Oh Peter, yapma şunu. (Scully kafasını çarpan çocukla içeri girer.) Ne, ne oldu?

SCULLY: Ormanda savaş.

ELLEN: Agghh, bu köpeği öldüreceğim.

SCULLY: Eğer vurucu tim senden önce ona ulaşmazsa öldürürsün.

(Scully ve Ellen güler.)

ELLEN: Burada olduğun için çok mutluyum Dana.

(Ellen cam kırılması sesi duyar ve neyin kırıldığına bakmak için içeri gider.)

(Bütün çocuklar bir masanın etrafında oturmuş yemek yemektedirler. Scully boş bir tabağı kaldırır ve mutfağa götürür. Ellen bulaşıkları yıkamaktadır.)

SCULLY: Oh, sen inanılmazsın.

ELLEN: Ne?

SCULLY: Bu konuda doğal bir yeteneğin var. Her şeyi nasıl bir arada tutuyorsun, bilemiyorum.

ELLEN: Anne radarı.

SCULLY: Mmmm, bunun için yaratıldığımı sanmıyorum El.

ELLEN: Dana FBI akademisini atlattın, annelik için bundan iyi eğitim başka nerede var? (Scully büyük plastik bir kabı kaldırır ve açar.) Gerçekten, çocuklarla çok iyi anlaşıyorsun, neden bahsediyorsun ki?

SCULLY: Bunun için ne zaman vakit bulacağım?

ELLEN: Öncelikle bir hayatın olmalı.

SCULLY: Oooohh.

ELLEN: Ve, tabi ki, bir adam bulman buna yardımcı olur.

SCULLY: Tanıdığın var mı?

ELLEN: Evet, Brezilya yağmur ormanlarından daha hızlı yok oluyorlar. Şu çalıştığın adama ne dersin?

SCULLY: Mulder mı?

ELLEN: Evet, onun çok tatlı olduğunu söylediğini sanıyordum.

SCULLY: Aptalın teki. Aptal değil de, o, şey, işine fazla düşkün.


< 9. SAHNE >

(Mulder patikada yürümektedir. Birinin ya da bir şeyin bakış açısıyla görürüz. Mulder takip edildiğinden habersiz yürümeye devam eder.)

(Scully’nin vaftiz oğlunun doğum günü partisi hala devam etmektedir. Kapı çalar. Scully kapıyı açar. Kapının dışında bir adam vardır.)

ROD: Selam.

SCULLY: Selam.

ROD: Ben Rod. Scott’ın babasıyım.

SCULLY: Oh, içeri girin.

ROD: Teşekkürler. Hey kaplan! Nasılsın? İyi vakit geçiriyor musun?

(Rob oğluyla konuşmak için eğilir. Scully onu izler ve gülümser. Ellen telefonla konuşmaktadır. Eliyle telefonu kapatıp Scully’ye kısık sesle bir şey söyler.)

ELLEN: Boşanmış.

(Scully yeniden Rod’a bakar. Rod da dönüp Scully’ye bakar ve gülümser. Scully de gülümser, başını öne eğer ve başka tarafa bakar.)

< 10. SAHNE >

< ATLANTIC CITY DOLAYLARI; 18:47 >

(Mulder kartonların içinde yaşayan evsiz insanların arasından geçerek bir caddede yürür. Sokak kutu ya da hurda arabalarla doludur.)

MULDER: Burada Roger Crockett’i tanıyan var mı? (Kimse Mulder’ın çağrısına kulak vermez.) İki gün önce öldürüldü. (Mulder bir kadınla konuşmaya çalışır, ama kadın onu görmezden gelerek yanından geçer.) Bayan, ben…

EVSİZ KADIN: Hey tatlım, bana verecek birkaç kuruşun var mı?

MULDER: Roger Crockett? Kimse yok mu?

(Bir adam ayağa kalkıp Mulder’a doğru yürür.)

JACK: Ne öğrenmek istiyorsun?

MULDER: Roger Crockett’i tanıyor muydun? (Adam başını sallar.) Nasıl öldüğünü duydun mu?

JACK: Evet.

MULDER: Bunu kimin yaptığıyla ilgili bir fikrin var mı?

JACK: Sen polis misin?

MULDER: Hayır, FBI’danım.

JACK: Sana bir şey göstereceğim.

MULDER: Tamam.

(Jack Mulder’ı bir kapıdan geçirip bir yere götürür.)

JACK: Biraz paraya ihtiyacım var.

(Mulder cüzdanından biraz para çıkarıp Jack’e verir. Jack siyah bir çantanın içinde bir şeyler arar ve Küçük plastik bir çantadan bir parça kağıt çıkarır. Kağıdı açar ve Mulder’a gösterir. Bir adam gibi görünmektedir, ama daha çok canavarımsı bir adama benzemektedir.)

MULDER: Nedir bu?

JACK: Bulduğum bir ceketin cebindeydi.

MULDER: Bu sana bir şey ifade ediyor mu?

JACK: Onu gördüm.

MULDER: Nerede?

JACK: Hemen burada. Çöpü karıştırıyordu.

MULDER: Burada mı? Benimle dalga mı geçiyorsun?

JACK: Yemin ederim.

MULDER: Bunun kim olduğunu düşünüyorsun?

JACK: Bilmiyorum. Ödümü koparmıştı.

MULDER: Başka gören var mı?

JACK: Oh evet. Herkes bayağı korkmuştu.

MULDER: Kimse bunu polislere söyledi mi?

JACK: Bilmediklerini mi sanıyorsun?

MULDER: Bu gece nerede yatacaksın?

JACK: Şu anda yatak odamda duruyorsun.

MULDER: The Galaxy Gateway’i biliyor musun:? (Mulder Jack’e oda anahtarını verir.) 756 numaralı oda. Hadi git.

JACK: Hey, HBO yayını var mı?

(Mulder güler.)

MULDER: Evet, var.

< 11. SAHNE >

< ARKA SOKAK >

(Gece vaktidir. Mulder Jack’in yatak odasında oturmuştur. Sırtında battaniye vardır. Uyumaya çalışırken bir ses duyar. En başta bir şey göremez, ama ayağa kalkıp sessizce etrafına bakar.)

(Sokağın arka tarafında bir figürün çöpü karıştırdığını görür. Mulder figürü daha yakından görebilmek için çabucak yakınlaşır. Birden figür havayı koklamaya başlar, ama hemen çöpü karıştırmaya devam eder. Figür daha sonra çitten atlar ve gözden kaybolur. Mulder peşinden koşar. Çitten atlar ve figürün bir iskelede yürüdüğünü görür.)

(Mulder arka sokaktan cadde üzerine çıkar ve figürün gittiği yeri bulmaya çalışır. Figür bir binanın çatısında koşmaktadır. Mulder ıslık çalar. Figür durur ve Mulder’a bakar. Bir polis arabası ve minibüsü arkadan Mulder’a yaklaşır ve figür yeniden hareket eder. Polis arabasının ışıkları Mulder’ın gözünü alır. Araçlar durur ve bir polis memuru araçtan çıkar.)

POLİS MEMURU: Bayım.

(Mulder damı işaret eder.)

MULDER: Çatıda bir adam vardı.

POLİS MEMURU: Korkacak bir şey yok. Size uyumanız için sıcak bir yer vereceğiz.

(Polis Mulder’ın kolunu tutar, ama Mulder kolunu silkeleyerek kurtulur.)

MULDER: Hey, geri çekil.

POLİS MEMURU: Pekala, sakin olun.

MULDER: Size söylüyorum, çatıda bir adam var.

POLİS MEMURU: Arabaya binin, hemen.

< 12. SAHNE >

< ATLANTIC CITY POLİS DEPARTMANI >

(Mulder küçük, beyaz duvarları olan bir odada oturmaktadır. Odada sadece bir masa ve birkaç sandalye vardır. Dedektif Thompson içeri girmeden önce kapıdaki bir camdan bakar.)

DEDEKTİF THOMPSON: Sen ne yaptığını sanıyorsun?

MULDER: Güzel Atlantic City’nin gece yaşamında eğleniyorum.

DEDEKTİF THOMPSON: Gerekirse şefin ofisine giderim. Bir araştırmayı engellemek, kötü bir davranış.

MULDER: İyi, gidip beraber görüşelim. Hazır oradayken listeye neden kanıtları saklamayı da eklemiyoruz?

DEDEKTİF THOMPSON: Sen neden bahsediyorsun?

MULDER: Size verilen ifadelerde Atlantic City’nin arka sokaklarında dolaşan bir şeyden bahsediliyordu.

DEDEKTİF THOMPSON: Bu, beni bir balık avı için sabahın 3’ünde uyandırmalarıydı. İnanılmaz.

MULDER: Başka hangi nedenle gecenin bu saati sokaklarda dolaşasınız ki? Orada bir yerde olduğunu biliyorsunuz.

DEDEKTİF THOMPSON: Orada bir fail var. İster Yamyam Hannibal, ister Emler Fudd olsun, insanları korumak gibi bir görevim var.

MULDER: Oh, işiniz bu mu? Yoksa zarların dönmesini ve tur otobüslerinin şehre akmasını sağlamak mı? O kumarhaneleri dolduramazsanız bu kasaba, delikten atılan çeyreklik gibi ortadan kaybolur. (Bir anlık sessizlik olur.) Onu gördüm.

DEDEKTİF THOMPSON: Neyi?

(Mulder arka cebine uzanır ve yaratığın resminin çizili olduğu kağıdı çıkarır. Kağıdı Dedektif Thompson ‘a gösterir. Dedektif resme bakıp güler.)

Süpermarketlerdeki sıralarda haddinden fazla zaman geçiriyorsun.

(Dedektif Thompson kağıdı yeniden katlar ve masanın üstüne atar.)

Bu hikaye şu tepeler kadar eski.

MULDER: İlk turisti kaybettiğinizde sorumlu kim olacak dedektif? Siz olacaksınız.

DEDEKTİF THOMPSON: Hayır efendim, siz olacaksınız. Çünkü zamanımı harcıyorsunuz ve davanın çözümünü engelliyorsunuz. (Dedektif Thompson kapıyı açar ve yanında durur.) Eğer safariye çıkmak istiyorsanız, Afrika’ya gidin. Bu arada, hafta sonunuzun geri kalanında iyi eğlenceler.

(Odadan çıkarken kapıyı arkasından kapatır. Mulder’ı odada tek başına oturur halde bırakır.)


< 13. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ, WASHINGTON D.C.>

(Scully bölüm başında gördüğümüz kalabalık ofiste yürümektedir. Masada oturan bir başka ajan kendisine seslenir.)

AJAN: Ajan Scully. Ajan Mulder üçüncü hatta.

(Scully masanın üstündeki ahizeyi kaldırır ve üçüncü hatta yanıt verir.)

SCULLY: Neredesin?

MULDER: Beni bıraktığın yerden fazla uzakta değilim.

SCULLY: Hala Atlantic City’de misin?

MULDER: Şey Scully, bu sabah işin var mı?

SCULLY: Arkadaki ses ne?

(Mulder’ın bir hücrenin dışındaki ödemeli telefondan konuştuğunu görürüz. Hücrede bir adam eğilmiştir.)

MULDER: Kusan bir adam.

SCULLY: Mulder, neredesin? (Scully’yi yeniden görürüz. Mulder nerede olduğunu söylemiştir.) Sarhoş tank.

(Bir başka ajan Scully’ye bakmaktadır. Scully arkasını döner ve Mulder’ı dinlemeye devam eder.)


< 14. SAHNE >

< ATLANTIC CITY >

(Mulder ve Scully yol boyunca yürümektedirler. Mulder’ın giysileri kirlenmiştir.)

SCULLY: Seni neden bir serseri gibi gördüklerini anlamak güç değil.

MULDER: Bana paçavra gibi mi davranacaksın yoksa bir şeyler yemeye mi götüreceksin?

SCULLY: Ben mi ısmarlıyorum, yoksa hazır oradayken biraz para da kazanabildin mi?


< 15. SAHNE >

< ATLANTIC CITY’DE BİR RESTORAN >

(Mulder ve Scully bir masada oturmaktadırlar. Mulder yemek yemektedir. Çok aç gibidir. Ağzında yemek varken konuşur. Scully kahve içmektedir.)

MULDER: Bir kedi gibi hızlı ve zarifçe hareket etti. Bir insan çatıya o kadar hızlı çıkamaz.

SCULLY: Mulder.

MULDER: Ne var?

SCULLY: Bu, bürodakilerin kulağına gidince ne olacak?

MULDER: Görevi bıraktılar. Şu adam, Thompson, inat olsun diye beni sistemden geçirdi.

SCULLY: Şu Jersey Canavarı’ndan bahsediyorum.

MULDER: Onu gördüm. Tıpkı korucunun tarif ettiği gibiydi. Hareket edişi, havayı koklayışı… Muhtemelen yiyecek bulmak için ormandan çıktı.

SCULLY: Evet, bence de.

MULDER: Çöpü karıştırıyordu Scully. Madem insan yiyordu, neden benim peşimden gelmedi? Herhalde bir şekilde kendini tehlikede hissetti…

SCULLY: Mulder, dediklerini bir dinle. Bunu şimdiden bir güdü ve suçsuzluk olarak görüyorsun. Birinin kolunu koparmak savunma hareketi sayılmaz.

MULDER: Ama bir şey gördüğüme inanıyorsun, değil mi?

SCULLY: Bir şey gördün. Bunu kabul ediyorum, ama gidip bunu başkasına satacak değilim. Karanlık bir arka sokakta yapılmış bir gözlemden fazlası olmadığı için.

MULDER: Hala parasını ödediğim bir otelde kalıyorum.

SCULLY: Evet, pekala, 19:30’da Washington’da olmalıyım, yani…

MULDER: Başka bir doğum günü partisi mi var?

SCULLY: Hayır. Bir randevum var.

(Mulder Scully’ye bakar.)

MULDER: İptal edebilir misin?

SCULLY: Mulder, senin aksine ben, bir hayatım olmasını istiyorum.

MULDER: Benim bir hayatım var!

(Mulder ve Scully birbirlerine bakarlar. Scully hafifçe gülerek kafasını çevirir.)

SCULLY: Hadi, dönüş yolunda tanışmanı istediğim birisi var. Hadi.

(Mulder, ağzı yemekle dolu bir şekilde, elini kaldırır ve onayladığını belirtir. Ama yemeğini bitirmek istemektedir.)


< 16. SAHNE >

< MARYLAND ÜNİVERSİTESİ >

(Mulder kendisine bir bardak kahve koyar. Scully kollarını kavuşturmuş ayakta, konuşmakta olan bir başka adamın yanında, durmaktadır.)

DR. DIAMOND: Hemen hemen her kültürde bunlardan vardır. Yetiler, Sasquatch, Rus Almaları, Dsonogua.

MULDER: Neden?

DR. DIAMOND: Oh, bu bir çeşit evrensel vahşi adam efsanesidir. İnsanlar olarak ikili doğamızın, hayatın yapımcısı ve yıkımcısı olarak, sembolik korkusu.

MULDER: Bu çizelge nedir?

(Dr. Diamond Mulder’a ve çizelgeye doğru yürür.)

DR. DIAMOND: Bu, insanoğlunun her kıta üzerinde ortaya çıkışının tarihini ve bunun diğer canlılar üzerindeki görebileceğiniz üzere feci olan etkisini gösteriyor.

MULDER: Neden?

(Mulder gidip oturur.)

DR. DIAMOND: Biz insanlar evrim sürecinde oldukça zararlı olduğu kanıtlanan kalıtsal özellikleri kaybetmedik. Aile arasında yapılan iş birliğinden ötesini bizim için oldukça güç hale getiren cinsellik ve üreme dürtüleriyle bencilce uyum sağlayarak tribal ve saldırgan bir şekilde sahiplenici olmaya yönleniyoruz.

MULDER: Böylece hayatta kalabilmek için diğer canlıları öldürüyoruz.

SCULLY: Evet, insanlar en tepedeki etoburlardır. Besin zincirinin en tepesinde otururuz ve diğer canlıların yaşama şansını azaltırız.

DR. DIAMOND: Dana’nın burayı sadece bir diplomadan fazlasıyla terk ettiğini bilmek güzel.

MULDER: Peki ya besin zincirine bizim de üzerimizde bir canlı girerse?

(Dr. Diamond kendisine bir bardak kahve koymaktadır. Masaya, Mulder ve Scully’nin yanına gelir.)

DR. DIAMOND: Böyle bir şey olmayacak. Zekamızın bizi nasıl güvence altına aldığını görün, dünya dışı bir yaşam formu ortaya çıkmadıkça hayatımızı dünyanın efendileri olarak sürdüreceğiz.

MULDER: Peki ya doğadaki bir rastlantı sonucu hayvansal içgüdüleriyle hareket eden bir çeşit etobur neanderthal, yani insan doğsa? Besin zincirinde bizim üstümüzde olmaz mı?

DR. DIAMOND: Oh, tabi. Tüm yapması gereken herhangi bir fast-food restoranının kapısında beklemek ve içeri girerken bizi yemek.

MULDER: Evet, ama vahşi doğada hayvanlar tarafından büyütülen, dilsiz ve avlanarak yaşayan insanların olduğu davalar yok mu?

DR. DIAMOND: Evet, ama az sayıda. Yamyamlık çok nadir görülür, en küçük memeliler arasında bile.

MULDER: Türleri tükenişle yüzleşse bile mi?

DR. DIAMOND: Belki Yeni Gine ormanlarında olabilir, ama bahsettiğiniz şeyin uygarlıkta, bu devirde, New Jersey ormanlarında hayatta kalabilmesi mümkün değil.

MULDER: Evet, pek mümkün değil, ama yine de sıra dışı bir olasılık dahilinde değil mi?

DR. DIAMOND: Şey, bu müthiş bir keşif olurdu.

(Dr. Diamond birkaç kere kafasını sallar. Mulder, Scully’ye bakar. Hiçbir şey söylemez, ama kafasını başka yöne çevirir.)


< 17. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ; WASHINGTON D.C. >

< GİZLİ DOSYALAR OFİSİ >

(Mulder karanlık bir odada oturmuş, bazı fotoğraflara bakmaktadır. Fotoğraflar Jersey canavarı ile bağlantılıdır. Ayak izi fotoğrafı ve yaratığın bir çizimi.)


< 18. SAHNE >

(Scully bir restoranda Rod ile oturmaktadır. İkisi de iyi giysiler giymişlerdir. Ortasında bir mum olan bir masada oturmaktadırlar ve ikisinin de önlerinde birer bardak içki vardır.)

ROD: Eşim yeniden evlendiğinde en zorlandığım şey…birden oğlumun ilgisi için yarışır olmuştum. Garipti.

SCULLY: Eminim öyleydi.

ROD: Hafta sonları Scott için bir “süper baba” oluyordum. Bilinçaltımda yerime başkasının geçmesi korkusu vardı. Üvey babasını arabayla ezdiğim rüyalar görmüştüm. Çocuk sahibi olduğunda anlayacaksın. Çocuk sahibi olmak her şeyi değiştiriyor.

SCULLY: Öyle olduğunu söylerler.

ROD: Belki bir hafta sonu, eğer istersen, çocukları alıp günübirliğine denize götürebiliriz.

(Bir garson Scully ve Rod’un yemeklerini getirir.)

SCULLY: Tabi.

ROD: Harika. (Scully Rod’a bakar ve gülümser. Garson Rod’un yemeğini masaya koyar.) Teşekkürler. (Garson masadan ayrılır.) Üzerinde çalıştığın dava hakkında sana soru sorabilir miyim, yoksa bu konuda konuşamaz mısın?

(Scully yemeğinden bir parça alır. Yemeğiyle ilgilenen Rod’a bakar ve duraksar.)

SCULLY: Bence bu, yemekte konuşabileceğimiz türden bir dava değil.

ROD: Sanırım sen de şehir planlamasının inceliklerini ya da vergilendirmeyi dinlemek istemezsin.

(Scully Rod’a bakar ve gülümser. Yemeğini yemeye devam eder.)

(Mulder gözlüklerini çıkarıp gözlerini ovuşturur. Duvar saatine bakar. Saat 19.55’tir. Telefon çalar.)

MULDER: Mulder.

KORUCU PETER BOULAY: Ajan Mulder, ben Peter Boulay, Jersey Parklar Bölümü’nden.

MULDER: Oh, evet. Selam.

(Peter Boulay parkta duran kamyonetinden konuşmaktadır.)

KORUCU PETER BOULAY: Selam. Bugün ormanda bir ceset buldum. Altı ya da sekiz ay önce ölmüş gibiydi. Uzun saçlı bir erkek. Tavşanda bulduğum dişlerin aynıları yoktu. Bu, sizin canavarınız olabilir.

MULDER: Ceset şu anda nerede?

KORUCU PETER BOULAY: Onu adli tabibin ofisine götürdüm.

MULDER: Erkek olduğundan emin misiniz?

KORUCU PETER BOULAY: Tüm takım mevcuttu.

ROD: Pardon.

(Rod kahvesine süt koyar.)

SCULLY: (Scully’nin çağrı cihazıı öter.) Pardon. (Çantasını açar ve çağrı cihazındaki mesajı kontrol eder. Çantasını kapatır ve masadan kalkar.) Afedersin.

ROD: Sorun değil.

(Mulder’ın ofisteki telefonu yeniden çalar.)

MULDER: Scully.

SCULLY: Mulder.

MULDER: Rahatsız ettiğim için üzgünüm.

(Scully restoranda bulunan telefonu kullanmaktadır.)

SCULLY: Sorun değil, ne oldu?

MULDER: Aklıma inanılmaz bir fikir geldi. Belki de aradığımız şey bir canavar değildir.

(Mulder yaratığın çizimine bakar.)


< 19. SAHNE >

< ATLANTIC CITY MORGU >

(Glenna dolaba bakar ve bir dosyayı çıkarır. Scully ve korucuya doğru yürür. Mulder yanındadır.)

GLENNA: Eğer cesedi almış olsalardı, onu dosyaya kaydetmezlerdi. Bunu görmediğimden eminim.

KORUCU PETER BOULAY: Anlamıyorum. Bununla başka ne yapmış olabilirler ki?

SCULLY: Üzgünüm, ama sizi buraya bir hiç yüzünden getirmiş olabiliriz.

(Scully, diğerleriyle birlikte duran Dr. Diamond ile konuşmaktadır.)

MULDER: Bütün bu pisliği örtbas etmeye çalışacaklar.

DR. DIAMOND: Neden?

MULDER: Bu ortaya çıkarsa sokaklar buraya kumar oynamaya gelmemiş olan insanlarla dolar. Bir şeyin hala serbestçe dolaştığı haberi yayılır. Unutun bunu.

DR. DIAMOND: Onun dişi olduğunu söylediniz.

MULDER: Buldukları ceset bir erkeğe aitti. Bir eşi olması olasılığı yüzde elli. Onu bulana kadar kesin olarak bir şey söyleyemeyiz.

DR. DIAMOND: Eğer böyle bir şey doğruysa, onu canlı olarak yakalama olasılığımız nedir?


< 20. SAHNE >

< SOKAK ARASI >

(Mulder bir teli çite bağlar.)

DR. DIAMOND: Eğer bu bir primatsa, doğal olarak yükseklik korkusu olacaktır. Aynı zamanda yiyecek kaynağına yakın olmak isteyecektir.

(Mulder çitin diğer tarafına geçer. Sonra Scully, Dr. Diamond ve Peter Boulay’in de geçmesi için çiti açık tutar. Orman korucusu bir silah taşımaktadır.)

MULDER: Bu şeyin yüksellik korkusu yok. Birlikte hareket edip önce alt katları arayacağız. Bu ok bize ne kadar zaman kazandıracak?

KORUCU PETER BOULAY: Eğer vurabilirsem bu 500 kiloluk bir ayıyı bir saatliğine uyutabilir.

(Birlikte içeriye girerler. Bu, Mulder’ın yaratığı gördüğü binadır. Bina eskidir. Kapılarda ve pencerelerde demirler vardır. Camlar kırılmıştır.)

(Dışarıda, sokakta korucunun kamyonetini fark eden iki polis durur.)

1. POLİS: Bir korucu kamyonetinin burada ne işi var?

2. POLİS: Bilmiyorum.

1. POLİS: Kontrol edelim.

(İki polis de arabadan çıkarlar. İlki yürürken ikincisi telsizi alır.)

2. POLİS: Benim için bir şeyi kontrol etmeni…

(Binanın içi. Scully dolaşırken Dr. Diamond yerdeki pislik tomarını incelemektedir. Birkaç boş çantayı ve plastik kabı kaldırır. Aralarında bir şey dikkatini çeker. Bir parça bezi alır ve koklar.)

DR. DIAMOND: Burada bir şey var. (Diğerleri Dr. Diamond’un yanına gelir.) Kan. Öldürdüklerini buraya getiriyor olabilir. Yaralanmış olabilir.

(S.W.A.T. timinden bir adam binanın dışında durmaktadır. Çevresine bakar. Elinde makineli tüfek, kulağında kulaklık vardır.)

S.W.A.T. TİMİ ÜYESİ: Roger, zebra ekibi yerinde.

(S.W.A.T. timi üyeleri binanın girişinde toplanırlar. Bir adam diğerlerini yönlendirmektedir.)

(Diğerleri hala içeriye bakmaktadır, ancak birkaç kat ilerlemişlerdir. Mulder parmaklıklardan aşağıya bakar. Scully yanına gelir.)

MULDER: Bu şey, ya dişiyse Scully? Sana ya da bana olan yakınlığı nedir? Hisleri var mıdır? Yoksa günleri sadece yiyecek arayarak mı geçer?

SCULLY: Belki günleri alışveriş yapmakla geçiyordur.

MULDER: Afrika’dan çıkmamızın üstünden elli milyon yıl geçti. Birbirimizden pek farkımız olduğunu sanmıyorum.

(S.W.A.T. timi üyeleri sessizce alt katta koşmaktadır.)

SCULLY: Mulder, biz insanları uzaya gönderdik. İnsan beyninden daha hızlı çalışan bilgisayarlar yaptık.

MULDER: Aynı zamanda dünya nüfusunu arttırıp birbirimizi öldürecek yeni teknolojiler de yarattık. Belki biz sadece büyük beyinleri olan yaratıklarızdır. (Scully öylece durur. Boşluğa bakan ifadesiz bir surat ifadesi vardır.) Ne var?

SCULLY: Sadece vaftiz oğlumun doğum gününü düşünüyordum. Sekiz tane altı yaşındaki çocuk, koşuşturup duruyor. Biz de ilkel davranıştan söz ediyoruz.

(Mulder Dedektif Thompson’ın sesini duyar ve yeniden parmaklıklara dayanarak aşağıya bakar. Dedektifin Dr. Diamond’la konuştuğunu ve birkaç polisin yanlarında durduğunu görür.)

DEDEKTİF THOMPSON: Bakın, adı Mulder ve bir federal ajan. Bu ismi hiç duydunuz mu?

DR. DIAMOND: Hayır.

DEDEKTİF THOMPSON: Onu tanıyor musunuz?

DR. DIAMOND: Hayır.

(Mulder parmağını “sessiz ol” dercesine ağzına götürür. Scully de döner ve parmaklıklardan aşağıya bakar.)

DEDEKTİF THOMPSON: Burada ne yapıyorsunuz?

DR. DIAMOND: Antropoloji profesörüyüm.

DEDEKTİF THOMPSON: Mulder adı, size tanıdık gelmiyor mu? Bakın, onun burada bir yerlerde olduğunu biliyorum. Üst katları kontrol eder misin Andrew? Üst katları kontrol et. Bu binanın aranmasını istiyorum…

(Mulder ve Scully araştırmalarına daha üst katlarda devam ederler. Dışarıda, S.W.A.T. üyeleri bir köprü üzerinden binaya bakarlar ve koşmaya başlarlar.)

(Mulder bir odaya bakarken birden bir ses duyar. Sesin geldiği yöne bakınca pencerenin önünden bir şeyin geçtiğini görür. Mulder figürün peşinden koşar. Scully Mulder’ın ayak seslerini duyar. Mulder köşeye gelince durur ve yavaşça koridordan geçer. Mulder Scully’nin sesini duyar. Scully, polislerin duymasını istemiyormuşçasına kısık sesle konuşmaktadır.)

SCULLY: Mulder? Mulder, neredesin?

(Mulder pencereden dışarı bakar ve yaratık-kadının koştuğunu görür. Scully koridorda yürümekte, hem Mulder’ı hem de yaratığı aramaktadır. Mulder yandaki binanın çatısına atlar. Yerde yuvarlanır. Ayağa kalkar ve yaratığın peşinden gider. Scully Mulder’ın az önce geçtiği koridorda yürümektedir. Pencereden baktığında Mulder’ın yandaki binanın çatısında koştuğunu görür.)

(S.W.A.T. timi hızla yukarı katlara çıkmaktadır.)

(Scully de Mulder gibi yandaki binanın çatısına atlar. Ayağa kalkar ve silahını çıkarır. Mulder’ın gittiği yöne doğru gider.)

(Mulder hiç ses çıkarmadan elleri ve ayakları üzerinde sürünmekte, yaratığın nerede olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Yaratık hızlı, ama sessiz bir şekilde yürümektedir. Mulder’ın yakınlarındadır. Yaratık önünden geçer. Mulder da yaratığın peşine düşer.)

(Karanlık bina içine giden bir merdiven vardır. Mulder binaya girince yavaşlar. Merdivenlerin en alt basamağına gelir. Karanlık odaya dikkatlice bakar. Dönmekte olan bir pervanenin arasından ışık gelmektedir. Yaratık aniden Mulder’ın üzerine atlar ve ikisi yere düşer. Mulder sırtüstü yatmaktadır. Kafasını kaldırıp yaratığın nereye gittiğini görmeye çalışır. Yaratık gölgelerin arasından çıkar ve Mulder’ın bacakları üstüne oturur. Mulder hızlı hızlı nefes alarak bekler.)

(Scully basamaklara gelmiştir. Silahı önünde, ateşe hazır halde durmaktadır. Yaratık Mulder’dan uzaklaşır. Mulder olduğu yerde doğrulmaya çalışırken yaratık-kadın Mulder’a vurur ve yere düşerek kafasını vurmasına neden olur. Scully en alt basamaklara gelir.)

SCULLY: Mulder?

(Yaratık-kadın koşarak kaçar. Scully son basamakları da hızla iner.)

MULDER: Scully.

(Scully odaya girdiğinde Mulder doğrulmaktadır. Silahını kaldırır. Mulder’ın yanına gider.)

SCULLY: Kıpırdama. Oh, Mulder, yaralanmışsın.

MULDER: Onu görmeliydin. Çok güzeldi.

SCULLY: Evet, tabi. Neredeyse ciğerini sökecekti.


< 21. SAHNE >

< BİNANIN DIŞI >

(Mulder bir ambulansın arkasında oturmuş tedavi görmektedir. Görevlinin yaraya müdahale edebilmesi için t-shirt ünü kaldırmıştır. Dr. Diamond da ambulanstadır.)

MULDER: Kafamı koparabilirdi Scully, ama yapmadı. Benim onun için bir tehdit olmadığımı sezdi.

AMBULANS GÖREVLİSİ: Kıpırdamayın.

(Scully cep telefonuyla konuşmaktadır.)

SCULLY: Evet, bu davayla ilgilenen federal bir yetkiliyle görüşmek istiyorum. Mulder.

MULDER: Efendim?

DR. DIAMOND: Onun kaç yaşlarında olduğunu söyleyebilirsin?

(Scully ve Dr. Diamond aynı anda Mulder’la konuşmaya çalışmaktadır, ama Mulder dikkatini Scully’ye verir.)

MULDER: Ne var?

SCULLY: Bölge savcısının yardımcısı şu anda büroyla görüşüyor. Burada, Atlantic City’de, ne olduğunu öğrenmek istiyor.

MULDER: Ona elinde gerçek bir neanderthal olduğunu söyle. Gençti. Bilemiyorum. Tam olarak ne olduğunu söylemek…

SCULLY: Atlantic City cinayet masası bir cinayet araştırmasını tehlikeye soktuğumuza dair şikayette bulunmuş.

MULDER: Saçmalık, sen…

(Korucu ambulansa gelir.)

KORUCU PETER BOULAY: Ajan Mulder, onu bir binada sıkıştırdılar.

MULDER: Gidelim.

(S.W.A.T. timi yaratık-kadını bir başka odaya kadar takip etmiştir. Bir görevli telsizle konuşmaktadır.)

DEDEKTİF THOMPSON: Onu görebiliyor musunuz?

S.W.A.T. TİMİ GÖREVLİSİ: Duvar kenarında.

DEDEKTİF THOMPSON: Oraya bir adam gönderebilir misiniz?

S.W.A.T. TİMİ GÖREVLİSİ: Olumlu.

DEDEKTİF THOMPSON: Ve o insanları oradan çıkarın.

(İki polis onlardan kurtulmaya çalışan Mulder’ı tutmaktadır.)

MULDER: Onu canlı olarak yakalayabilirsiniz.

DEDEKTİF THOMPSON: Orada neler oluyor?

S.W.A.T. TİMİ GÖREVLİSİ: Bir adamım yaralandı. Çıplak bir kadın pencereden atladı. (S.W.A.T. timi görevlisi, konuşurken pencereden dışarı bakmaktadır.) Şüpheli yaya olarak güneye, ormana doğru gidiyor.


< 22. SAHNE >

< NEW JERSEY MİLLİ PARKI >

(Polisler köpeklerle ormana yaklaşmaktadır. Mulder, Scully, Dr. Diamond ve korucu, korucunun kamyonetiyle ormana doğru gitmektedirler. Dururlar ve araçtan çıkarlar.)

KORUCU PETER BOULAY: Bu ormanları biliyorum. Eğer saklanacaksa kayalıklarda olmalı.

(Ormanın içlerine doğru ilerlerler. Bu arada polisler de ormanı yavaşça taramaktadır. Diğerleri kayalıkların üstüne gelirler. Korucu yaratık-kadını görür ve diğerlerine gösterir.)

Bakın.

MULDER: Buradan ona ulaşabilir misin?

KORUCU PETER BOULAY: Denerim.

(Peter kadına nişan alır ve ateş eder. Ok sağ omzunun arkasına saplanır. Kadın oku çıkarıp yoluna devam eder. Mulder bir eliyle yarasını tutmaktadır. Diğerlerini kayalıkların aşağısına yönlendirir. Bir köprüden geçerler. Dere kenarında dedektif Thompson görüntüye girer. Diğerleri köprünün sonuna gelmilken geldikleri yönden bir silah sesi gelir. Geldikleri yöne doğru koşarlar.)

SESLER: Onu yakaladım. Şurada. Onu yakaladım. Kolumu kopartmaya çalıştı. İşte tam orada.

(Bir adam oturmuş, kolunu tutmaktadır. Mulder ateş edilen yere varır. Yarasından sızan kan t-shirt üne bulaşmıştır. Durur. Yaratık-kadının cesedine yaklaşır.)

İşte orada. Kendini gömmeye çalışıyor gibi.

(Yaratık-kadın yerde ölü olarak yatmaktadır. Yapraklar bacaklarını ve belini kaplamıştır. Mulder yanına çömelir. Saçlarını çeker ve açık olan gözlerini kapatır. Bir an duraksar. Sonra ayağa kalkar ve dedektif Thompson’a doğru yürür.)

MULDER: Onu neden öldürdünüz?

DEDEKTİF THOMPSON: Vahşi bir hayvanı neden öldürürseniz o yüzden.

(Mulder dedektife bakar. Scully Mulder’ın yanına gelir ve koluna dokunur. Mulder Scully’ye bakar. Scully hiçbir şey söylemeden yürür. Mulder onu takip eder. Peter Boulay cesede bakar.)


< 33. SAHNE >

< FBI GENEL MERKEZİ; WASHINGTON D.C. >
< GİZLİ DOSYALAR OFİSİ >
< 1 HAFTA SONRA >

(Mulder yaratık-kadının cesedinin fotoğraflarına bakar. Fotoğrafları dosyaya koyup dosyayı da dolaba kaldırır. Scully elinde bir dosyayla ofise girer. Mulder oturur. Scully Mulder’a bir şey uzatır.)

SCULLY: Selam. Bunlar daha yeni geldi. Ölüm sonrası kadının cesedinde yapılan tıbbi inceleme. Sindirim sisteminde insan kemikleri buldular. 25-30 yaşlarında olduğunu tahmin ediyorlar. Dr. Diamond’a da ceset üzerinde tıbbi inceleme yapması için izin verdiler, ama o da tarih öncesi çağlara ait kemik yapısı ya da psikolojik bir şey bulamadı. ACDP kadını “kimliği belirsiz” olarak listeledi ve eyalet psikiyatri kayıtlarında kimliği için araştırma yapılmaya başlandı.

MULDER: İyi şanslar.

(Scully elinde tuttuğu dosyayı Mulder’a verir.)

SCULLY: Ayrıca buldukları erkek cesedinin tıbbi incelemesini de ortaya çıkardılar. Kırklı yaşlarda olduğu tahmin ediliyor.

MULDER: Bir çocukları olabilir.

SCULLY: Kadının rahminde yapılan tıbbi inceleme doğum yapmış olabileceğini gösteriyor.

MULDER: Sadece çocuklarını koruyordu Scully. Şimdi her şey mantıklı geliyor. (Mulder ayağa kalkar ve kapının arkasından ceketini alır.) Erkek ölür ve kadın yiyecek arayışı içinde ormandan dışarı çıkar.

SCULLY: Mulder, bana bir iyilik yapıp dışarı çıkar ve bir bira içer misin? Kendine izin ver. Seni idare ederim. Sadece kendine biraz zaman ayırır mısın?

MULDER: Öneri için teşekkürler, ama Smithsonian’da bir ethno-biyolojistle… (Telefon çalar.) …randevum var. Bunu ona söylemek için sabırsızlanıyorum. (Mulder telefonu açar.) Mulder…Bir saniye…Telefon sana.

(Scully telefonu alır. Mulder hızla ofisten ayrılır.)

SCULLY: Alo?

ROD: Selam Dana. Ben Rod.

SCULLY: Oh, selam.

(Rod büyük bir ofiste oturmuş telefonla konuşmaktadır. Önünde büyük bir masa vardır.)

ROD: Seni işten aradığım için üzgünüm. Scott bu gece bende ve Cirque De Soliel için fazladan iki biletimiz var. Belki Ellen’dan Trent’i alıp bize katılmak hoşuna gider diye düşündük.

(Mulder kalabalık bir ofisteki resepsiyona yaklaşır.)

MULDER: Araba istek dilekçesi verir misin Fran? Teşekkürler. (Scully yanına geldiğinde Mulder formu doldurmaktadır.) Telefondaki kimdi?

SCULLY: Bir adam.

MULDER: Bir adam. Geçen gece yemeğe çıktığın adamla aynı adam mı?

SCULLY: Aynı adam.

MULDER: Onunla yeniden mi yemeğe çıkacaksın?

SCULLY: Sanmıyorum.

MULDER: İlgini çekmiyor mu?

(Mulder formu doldurmayı bitirir ve formu Fran’e uzatır.)

SCULLY: Bu defa değil.

(Fran Mulder’a anahtarları verir.)

MULDER: Teşekkürler Fran. (Mulder masadan uzaklaşıp kapıya doğru yürür. Scully de yanındadır.) Ne yapıyorsun?

SCULLY: Seninle Smithsonian’a geliyorum.

MULDER: Bir hayatın yok mu Scully?

SCULLY: Böyle olmaya devam edersen yaratık-kadın gibi canını yakacağım, Mulder.

(Scully kapının önünde durur. Eli kapı kolundadır.)

MULDER: Afrika’dan çıktığımızdan beri geçen sekiz milyon yıl.

SCULLY: Ve kapıyı tutana bak.

(Mulder yürür. Arkasından Scully gider.)


< 24. SAHNE >

< NEW JERSEY MİLLİ PARKI >

(Sırt çantaları olan bir adam ve bir çocuk ormanda yürümektedirler.)

ÇOCUK: Baba, şuradakini gördün mü?

BABA: Neredekini?

(Çocuk ormanın bir kısmını işaret eder.)

ÇOCUK: İşte orada.

BABA: Hayır. Orada bir şey olmadığından eminim.

ÇOCUK: Hayır, bir şey gördüğümden eminim.

BABA: Hey, hiç Jersey Canavarı hikayesini duymuş muydun? Çocukken babam, ormanda yaşayan bu yaratıkla ilgili hikayeler anlatırdı…

(Baba ve çocuk yürüyüp giderken kamera aşağıya doğru iner. Bir çukurda genç bir kızın yüzünü görürüz. Yaratıkların çocuklarının…)


- BİTTİ -



TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR