Sendika (veya Konsorsiyum) olarak bilinen bir grup adam, Dünyanın
gerçek ev sahipleri-“sömürgeci” olarak bilinen uzaylılar-ile beraber çalışmalar
yapmaktaydılar. Bu uzaylıların Dünyayı yeniden sömürgeleştirmeleri için 1948’ten
beri büyük bir dikkatle planlar ve hazırlıklar yapıyorlardı. Gezegeni orijinal
olarak milyonlarca yıl önce sömürgeleştirdikten sonra sömürgecilerin çoğu,diğerlerini
Wilkes Land, Antarktika’da yeraltındaki bir merkezi uzay gemisinde uyur durumda
bırakarak terk ettiler. Ancak Sendikanın üyelerinin hemen hepsi öldürüldüler.
(“FIGHT THE FUTURE”, “TWO FATHERS”, “ONE SON”)
Sömürgecilerin hayat çemberinde 3 aşama bulunmaktadır. Birincisi
“Kara Yağ” veya “Kara Kanser” veya “Saflık” olarak biliniyor.
Kara Yağ aslında,temas halinde vücudu beyin epifizinden başlayarak
ele geçiren; insanları kontrol altında tutmaya yarayan bir şey
olarak Sendika tarafından düşünülmüştü. Enfeksiyonun görülebilen
tek kanıtı, gözleri örten bir siyahlıktır. Sendika, Dünyanın
nasıl olsa sömürgeleşeceğini bildiğinden, kendi canlarının bağışlanması
kaydıyla,sömürgecilere yardım etmeye çok önceden karar vermişlerdi.
Buna rağmen, Kara Yağı insanlardan ayırabilecek veya bulaşmasını
tamamen engelleyebilecek bir panzehir yaratmak için Sendika her
zaman vakit kazanmaya çalışıyordu. Ruslar daima bir adım öndeydiler;kehribar
renkli panzehiri Tunguska, Sibirya’da (Mulder’ın Kara Yağa maruz
kaldığı ve erken aşamadaki bir panzehirle tedavi edildiği yer)bir
gulag*ta bir “suçlunun” üstünde test etmişlerdi. Panzehir,sömürgecilerin
asla bilmemesi gereken bir şey. Eğer öğrenirlerse, sömürgeleşmenin
zaman çizelgesi hızlanacaktır. Büyük bir ihtimalle bu durum geçekleşti.
Ruslar,Sendikanın panzehir denemelerini zaten sabote etmişlerdi,
ama Sendika Rusların panzehirini bir çifte ajandan-Krycek’ten-kandırma
yoluyla ele geçirdiler. Mulder’ın Scully’yi kurtarmak için kullandığı
şey buydu. Scully Sendika tarafından Antarktika’ya,yeraltındaki
gemiye getirilmiş ve yağ ona burada bulaşmıştı. Uzaylılar panzehiri
muhtemelen Mulder onu Scully’yi kurtarmak için kullandığında
keşfettiler. Scully’yi tedavi ettiğinde panzehiri gemiye de yayarak
belki de sömürgecilerin ona bağışıklık kazanmasına yardımcı olarak,
Sendikanın sömürgeleşmeye karşı savunmasız kalmasını sağladı.
Sömürgecilerin hayat çemberinin 2.aşaması,Sendikanın yakın
zamana dek bilmediği “tehlikeli” aşamadır. Sömürgeciler bu aşamayı
onlardan gizli tutmaya çalışıyorlardı çünkü aşama, adından da
anlaşılacağı gibi, Kara Yağ bulaşmış kişinin, vücudunda bir çeşit
gebelik yaptığı vahşi ve içgüdüsel bir uzaylıdan oluşuyordu.
Sendika önceden, sadece kontrol sağlayacak bir güç olacağını
düşündükleri Kara Yağı ve 3. aşama olan “Gri Uzaylı”ları-en yaygın
uzaylı olarak anılan tür-biliyordu. Yanlışlıkla Yağ bulaşmış
kişilerin vücudu yarılıp içinden,Sendikanın ve bu insanların
sömürgeciler tarafından kullanıldığını kanıtlayan “canavarlar”
fırlayınca Sendika hayrete düşmüştü. Uzaylıların sömürgeleşmeye
olabildiğince yakın bir zamana kadar saklamak istediği bu gizli
aşama nedeniyle,sömürgeleştirmeden kimse kurtulamazdı,büyük bir
ihtimalle Sendika bile. 2. Aşama, beklenmeyen doğası nedeniyle
Sendika tarafından “değişim-mutasyon” olarak biliniyordu. Scully
Antarktika’ya sömürgecilere bu mutasyonun bir örneği olarak götürülmüştü.
Sendika sömürgecilerin tepkisini ve bu konu hakkındaki bilgilerini
istiyordu. Ancak uzay gemisinin tamamı panzehirlenmişti, bu da
sömürgecilerin artık bu panzehirden haberdar olduğu anlamına
geliyor. Gemi muhtemelen uzaya gitmek üzere Antarktika’yı terk
etti. (“TUNGUSKA”, “TERMA”, “FIGHT THE FUTURE”)
Uzaylılar nereli? Bir “kaçırılan” olan Cassandra Spender Koltuk
Takımyıldızına baya ilgili gözüküyordu. Gökyüzünde sık sık gökyüzünde
ona bakıyor ve bazen yıldızların sıralanışını kendi penceresine
parmaklarıyla çiziyordu. Diğer bir olasılık Mars’tan gelmeleri,zira
Tunguska’da yeraltından çıkarılan ve üstünde Kara Yağ buluna
bir kayaya yapılan araştırmalarda bileşiminin Antarktika’da bulunan
“Mars Kayası” ile aynı olduğu saptanmıştı. Ancak bu sadece bir
spekülasyondu. (“TUNGUSKA”, “TERMA”, “PATIENT X”, “THE RED AND
THE BLACK”)
Kara Yağın, dünyada milyonlarca yıldır Dünyada olmasına rağmen
(sömürgecilerin çoğu terk etti) birkaç şekilde yanlışlıkla yeniden
keşfedildi. Önce 1908’te Kara Yağ taşıyan bir meteorun Sibirya’da
Dünyaya çarptığı söylendi. Meteorun çarptığı yerde şimdi gulag
yer alıyor,ve mahkumlar burayı Kara Yağ bulmak için kazmaya zorlanıyorlar.
Böylece Yağ onlara bulaşacak ve Ruslar panzehirlerini test etmek
için bu mahkumları kullanacaklar. Ama Sibirya’daki soğuk iklim
aynı zamanda bir şans çünkü Kara Yağ soğukta uykuya yatıyor.
Daha doğrusu Kara Yağ soğukta “mutasyon” geçiremiyor. Tehlikeli
aşamadan gri uzaylı durumuna geçişte ısıya ihtiyaç vardır,bu
aynı zamanda gebeliği de hızlandırmaktadır. Rusların da Sendika
gibi tehlikeli aşamadan haberi yoktu. (“TUNGUSKA”, “TERMA”).
Kara Yağın diğer bir yeniden keşfi,Piper Maru adlı Fransız
gemisinin Krycek’in onlara sattığı bilgilerle Yağla karşılaşması
ve bir dalgıca bulaşmasıyla gerçekleşir. Dalgıç düşürülmüş bir
2.Dünya Savaşı uçağında canlı birilerini görür,Kara Yağ tarafından
canlı tutulmuş;ve sonrada Yağ kendisine geçer. Bu olayın gerçekleştiği
yer, Talapus isimli bir gemideki Japon bilim adamlarının yakın
zamanda bir gri uzaylı ele geçirip üstünde genetik deneyler yaptığı
yerle tıpatıp aynıydı. (Griler ve Yağ temelde aynı şey.) Piper
Maru dalgıcına bulaşan Yağ,Tunguska gulagındaki Yağdan biraz
farklı özelliklere sahipti. Piper Maru cinsi akıllı, ve birkaç
yeteneği olan-bunlardan biri ölümcül bir radyoaktif beyaz ışık
saçmak-bir cins olarak gözüküyor. Beyaz ışık ev sahibi vücuttan
yayılıyor. Aynı zamanda ışık ona yaklaşan kişilerde ciddi radyasyon
yanıkları oluşturuyor. Bu Kara Yağın,eğer gemisinden uzaklaşırsa
(gemi her neredeyse)ona geri dönmek için çok gayret ettiği gözükmektedir.
Eğer durum buysa,Yağ insandan insana geçer ve “zincirdeki” herkese
teker teker bulaşır. Diğer durumlarda Kara Yağ bir kişiden pek
çok insana aynı anda bulaşır ve ev sahibinin içinde çoğalarak
nüfusa yayılır. Ayrıca,bu Yağ’ın bulaştığı kişi,normal insanların
cızırtı gibi algıladığı radyo dalgaları aracılığıyla uzay gemileriyle
temasa geçebilir. Yağ’ın bulaştığı kişiler savunma olarak kullanılan
radyoaktif beyaz ışıklara bağışıklık kazanmışlardır. Kara Yağın
diğer cinsi ise daha yoğun,ve ev sahibini tamamen hareketsizleştiren
bir tür olarak tanımlanabilir. Radyasyon yanıklarına sebep olmaz
ve beyaz parlak ışık yaymaz. Ev sahibine bulaştığı zaman,vücudun
içine girebilen daha küçük “solucan”lara bölünebilmektedir. Daha
yakından incelendiğinde her iki türünde aslında değişik durumlar
için değişik şekillerde olduğu anlaşılıyor. Kara Yağ uzaylılar
için her yerde kullanılabilecek bir araçtır,herhangi bir yerde
ve zamanda kendi ihtiyaçlarına göre ayarlanabilecek bir araç.
Genellikle yukarıda belirtildiği gibi üremek için kullanılmakta.
Daha da yakından baktığımızda Kara Yağ’ın kendisinin aslında
dünyanın yüzeyinin altında bulunan yağın içinde bulunan ve radyoaktif
özellikler barındıran bir virüstür diyebiliriz. Bu 2. Dünya Savaşı
pilotuna Kara Yağ’ın nasıl bulaştığını (uçağın motor yağı aracılığıyla)
ve daha önceki ev sahiplerinin üstünde neden yağ birikintisi
olduğunu açıklıyor. Virüs insanlara kendisi de,üstelik yağ birikintisi
bırakmadan bulaşabilir. Virüsün dünyadaki tüm petrolün içinde
uyku halinde,uzaylıların yeni kolonileştirme planı için hazır
bir şekilde bekliyor olması kuvvetli bir olasılık. Son olarak,bazı
insanların Kara Yağ içindeki virüse karşı doğal bağışıklıkları
vardır. Bu insanlar özellikle Meksika’daki yerel kabilelerdir.
Bu Navajo kabilesinin ve/veya diğer yerli insanların “orijinal”
insanlar olduğunu daha da destekliyor;insanlığın kaynağı ve Navajo’lar
hakkında daha sonra bilgi verilecek. Bu yerel insanlara Kara
Yağ bulaştığı zaman içindeki virüs tamamen ölür ve yağ kişinin
vücudunu terkeder. (“PIPER MARU”, “APOCRYPHA”, “AGRIPPA”, “VIENEN”)
Kara Yağ’ın bir diğer keşfi Blackwood,Kuzey Texas’ta gerçekleşti,burada
bir çocuğa Yağ bulaşmıştı. Bunun nedeni,sonradan anlaşıldığına
göre hava sıcaklığı ve çocuğun tesadüfi bir şekilde Kara Yağ
barındıran bir mağaranın içine düşmesiydi. Sendika, çocuğun ve
peşinden gönderilen 4 itfaiyecinin Yağa normalden daha farklı
bir tepki gösterdiklerini fark ettiler. Bu da mutasyonu keşfetmelerini
sağladı. Sömürgecilerin gerçek şekillerini artık görebiliyorlardı.
Kara Yağ uzaylı virüsü taşıyordu (bu konu daha ilerde açıklanacak)
ve aslında sömürgecilerin hayat gücüydü. Bununla rahatlıkla üreyebilir,bütün
insanlığı vahşi uzaylılara dönüştürebilirlerdi. Bu durumdan sonra
vahşi uzaylılar daha uysal olan grilere dönüşebiliyorlar. Sendika
büyük bir olasılıkla vahşi uzaylıların,sömürgecilerin hayat çemberinde
kısa bir aşama olduğunu fark etti ve bu,sömürgeleşmeden hala
daha kurtulabilecekleri anlamına geliyordu. Rus panzehiri hem
kontrol sağlayan hem de aksi halde gebeliğe yol açan Kara Yağ
üstünde etkili olabiliyor.
Sömürgeleşmenin zamanı gelene kadar (esas olarak 1998 yılından
sonraki 15 sene için planlanmıştı ancak sömürgecilerin panzehiri
öğrenmesi ve melezleştirmenin sabote edilmesi nedeniyle hızlandırıldı.)
Kara Yağın aslında basit bir temasa oranla daha etkili bir şekilde
yayılması gerekiyordu. Özel yetiştirilen arıların,özel üretilen
mısırlardan aldıkları “polen”lerle uzaylı virüsünü iğneleri ile
yaymaları planlanmıştı. Bu yöntem Sendika tarafından su çiçeği
virüsü kullanılarak test edilmişti.(Dr. Bonita Charnes-Sayre,bir
suçiçeği uzmanı, panzehiri Yağ üstünde kullanarak deneyler yapmıştı)
Suçiçeği aşıları Sendikanın kataloglama sistemi için büyük önem
taşımaktaydı. Çiçek aşıları,yapılmaya başladığından beri, her
Amerikalıdan bir DNA örneği alınması ve bunun bir “kimlik kartı”
olması için kullanılıyordu. Bu tüm Amerikalıların kimliklerinin,sömürgeleşme
gerçekleştikten sonra en azından bilinmesini güvence altına alacaktı.
Klonlar da bu şekilde tanınabiliyorlardı. Bu yüzden, çiçek aşısının
yapıldığı kol olan sol kolu olmayan insanlar Rus gulagında Kara
Yağ ile test edilmeyeceklerdi. Sömürgeleşme gerçekleştiği zaman,
Federal Acil Durum Yönetim Merkezi (FEMA-Federal Emergency Management
Agency) herhangi bir doğal felaket olayında ABD’nin tek kuvveti
olarak,bütün gücünü kullanmış olacaktı. Bu yolla,FEMA’yı yöneten
Sendika sömürgeleşmenin gerçekleştiği gün olacakları kontrol
altında tutmuş olacaktı. Bu gün,çoğu insanların evlerinden uzak
olacağı ve başkanın ulusal felaket ilan edeceği bir gün olacaktı,
böylece ülke FEMA’nın kontrolü altına girecekti. Ancak Sendika
ve büyük ihtimalle arılar ve kataloglaştırma sistemi için yapılan
planlar öldü. (“TALITHA CUMI”, “HERRENVOLK”, “ZERO SUM”, “FIGHT
THE FUTURE”)
*Gulag: Sovyet tutuklu kampları sistemi;1919’da zorunlu çalışma
kampları olarak kuruldu;1930’da tutuklu kamplarına dönüştürüldü;milyonlarca
insanın tutuklu olduğu bu kamplar siyasal polis örgütünün denetimi
altındaydı;tutuklular arasında köylüler,muhalif aydınlar,etnik
azınlıklar ve adi suçlular bulunuyordu.
BÖLÜM
2 »