X-Files   Return to Index
Özel Mesajlar
şiir Dükkanı
Sayfa: « Önceki  1, 2
 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu :: Kitap Kurtları
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj
elisa day
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 16.05.2005
İletiler: 1239
Konum: Eldorado

İletiTarih: Per Şub 23, 2006 12:46 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
KEDı

I.

Beynimin içinde gezinir durur,
Evinde rahat gezindiği gibi,
Güzel, güçlü, hoş, sevimli bir kedi,
Miyavlar, sesi pek hafif duyulur,

Öyle yumuşak, usuldur tınısı;
Bazen homurdanır, bazen dingindir,
Ama hep derin, her zaman zengindir.
Burdan doğar çekiciliği, sırrı.

Yuvarlanır damla damla, süzülür
Bu ses karanlıklarımın dibine,
Doldurur beni, uyumlu bir dize,
ıksirdir, gönlüm onunla haz bulur.

Uyutur en feci ağrılarımı,
Bütün coşkuları taşır içinde;
Ne gerek var o uzun tümcelere,
Sözcüklere yok onun ihtiyacı.

Yüreğimden iyi keman olur mu!
En tiz telinin üstünde gezinsin,
şarkısını saltanatla söylesin,
Sürsün yayını, yürek yorulur mu!

Ey gizemlerle dolu kedi, sesin,
Ey göksel yaratık, garip ve soylu,
Meleğinki kadar yüce, uyumlu
Sesin saltanatla şarkı söylesin!

Charles BAUDELAIRE
_________________

http://ruyasam.blogspot.com/
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
364 SaD SaM
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 13.07.2006
İletiler: 983
Konum: istanbul

İletiTarih: Cum Ekm 13, 2006 9:17 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
uzun biraz ama benim çok hoşuma gitmişti okuduğumda...sizin hoşunuza gider mi bilemem tabi..

ÖLÜME DAıR

Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.

Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
ıstanbul limanında
kömür yüklerken bir ıngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...

şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Yayalar-köylü Yakup,
iki gözüm,
merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?

Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.

Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
Ben sizi ölmüş zannediyordum.
Başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...

Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor, -
"aynı haşmetle vurur şahı fakiri."

Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?...

Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdil..."
şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...

Bir eski Acem şairi...
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?

Nazım Hikmet
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder E-Posta gönder MSNM
elisa day
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 16.05.2005
İletiler: 1239
Konum: Eldorado

İletiTarih: Cum Ekm 13, 2006 11:50 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Ölüm Serenadı

1.
Baharların peşi sıra, selam bırakmadan
Gitti aydınlığı sabahların.
Daha çeşmeler akmadan;
Bir tepeden sesleniyor ölüm,
Bir tepeden

Kuşluk vaktinde bir cami avlusu
Mermerlerde gülen kanat sesleri,
Kubbe dolusu hafiflik, gönül dolusu;
Ak bir şadırvanda ıslanıyor ölüm,
Ak bir şadırvanda.

2.
Daha öğle üzerleri ikiye bölünmek var
Yeşil sarhoşluğunda zamanın.
Sonra alabildiğine bir rüzgar
Bulutlara nasip olur en güzel ölüm,
Bulutlara nasip olur.

Gönlümce bir sonbahar ikindisi
ılk yaprak toprağa düştüğü zaman,
Söylenmemiş sevgilerin habercisi
Bir mısra gibi gel ölüm,
Bir mısra gibi.

3.
Akşam üstlerine kalan nedir
Toprağa uzanan gölgelerden başka?
Yollarda eski şarkılar söylenir,
Susar dal uçlarında ölüm,
Susar dal uçlarında.

Geceye doğru, elde taşan kadehle
Sonu bilinmeyen yolculuk;
Aşk bulutları görünen, ilerler,
Kaybolur masal burçlarında ölüm,
Kaybolur masal burçlarında.

Mustafa Necati KARAER
_________________

http://ruyasam.blogspot.com/
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
elisa day
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 16.05.2005
İletiler: 1239
Konum: Eldorado

İletiTarih: Cmt Ekm 14, 2006 12:00 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Bir gün herkes öleceğine göre
Ölümün adaleti eksiksiz ve güzeldir anne
Beni her şey bir şey için zorluyor
Aynaların uzak köşesinden el sallama

Zeki ÖZER
_________________

http://ruyasam.blogspot.com/
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
364 SaD SaM
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 13.07.2006
İletiler: 983
Konum: istanbul

İletiTarih: Cmt Ekm 14, 2006 1:23 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Ziller Çalacak

Zil çalacak... Sizler derslere gireceksiniz bir bir.
Zil çalacak, ziller çalacak benimçin,
Duyacağım, evlerden, kırlardan, denizlerden;
Tâ içimden birisi gidecek ardınızdan uça ese...
Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.

Zil çalacak... Siz geminize, treninize gireceksiniz bir bir.
Zil çalacak, ziller çalacak benimçin,
Duyacağım, iskelelerden, istasyonlardan bütün;
Tâ içimden birisi koşacak ardınızdan...
Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.

Sonra bir gün zil çalacak yine,
Hiç kimseler, kimsecikler duymayacak...
Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
Tâ içimden birisi kalacak oralarda...
Ben gideceğim.

Zeki Ömer Defne
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder E-Posta gönder MSNM
merkabah

Kayıt: 27.10.2006
İletiler: 1
Konum: KIRIKKALE

İletiTarih: Pts Kas 06, 2006 5:24 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
ağacı yaprak,
çiçeği renk
gökyüzünü bulut
kendimi SEN sandım.
ben...
_________________
en iyisi evreni ve onun ?arkIsInI anlamaktIr,çünkü onun uyumu sizin içsel gerçe?inizi anlatIr."sirius anlayI? kitabI'ndan"
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder E-Posta gönder MSNM
man of the west
Çaylak
Çaylak

Kayıt: 26.02.2007
İletiler: 59
Konum: Istanbul

İletiTarih: Per Mar 08, 2007 3:19 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Kara Kule'nin mimarisi Robert Browning'in çok zor şartlar altında biraraya gelebildiği eşi için yazdığı bir şiir...



Seni nasıl seviyorum?

Anlatmaya başlayayım mı?

Seni derinlikler ve yükseklikler kadar seviyorum.

Ruhum duygularımın ulaşamadığı noktalar kadar ulaşıyor.

Varlığını ve zerafetini seviyorum.

Ben seni günlerin ötesinde seviyorum .

Güneş ve mum ışığı kadar çok

Seni özgürce seviyorum bir erkeğin hakkı olduğu gibi..

Seni safça seviyorum bu övülmeye değmezmi?

şehvetle seviyorum..

Eski üzüntülerim adına seviyorum seni ruhumla

Kaybedebileceğim kadar seviyorum..

Bütün azizler adına nefesimi tutarak seviyorum..
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM
isatay
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 28.05.2006
İletiler: 834

İletiTarih: Per Mar 08, 2007 4:08 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
şeyh Galip'in şu beyti beni her zaman etkilemiş ve düşündürmüştür:

"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "

Zübde-i Alem: alemin özeti
Merdüm-i dîde-i ekvân: varlıkların gözbebeği
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
auroriel
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 09.04.2005
İletiler: 3600
Konum: Istanbul

İletiTarih: Sal Mar 13, 2007 12:57 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Komik ama Cameron Diaz'lı "In Her Shoes" filminde duydum bunu.. E. E. Cummings'den.. Orijinalinin kafiyeleri çok hoşuma gitti, önce onu koyayım:

i carry your heart with me(i carry it in
my heart)i am never without it(anywhere
i go you go,my dear; and whatever is done
by only me is your doing,my darling)
i fear
no fate(for you are my fate,my sweet)i want
no world(for beautiful you are my world,my true)
and it's you are whatever a moon has always meant
and whatever a sun will always sing is you

here is the deepest secret nobody knows
(here is the root of the root and the bud of the bud
and the sky of the sky of a tree called life;which grows
higher than the soul can hope or mind can hide)
and this is the wonder that's keeping the stars apart

i carry your heart(i carry it in my heart)

******

taşırım kalbini yanımda(taşırım onu
kalbimde)asla onsuz değilim(her nereye
gitsem sen de gidersin, sevgilim;ve her neyse yapılan
tek başıma senin yapıtındır, sevgilim)
korkmam
hiçbir yazgıdan(çünkü yazgımsın, tatlımsın)istemem
hiçbir dünyayı(çünkü güzel dünyamsın, vefalımsın)
ve ay daima her ne anlama geliyorsa sensin o
ve günes daima her neyi şakıyacaksa o sensin

işte en gizli sır kimsenin bilmediği
(işte kökünün kökü ve goncasının goncası
ve göğünün göğü hayat adlı bir ağacın;öyle ki büyür o
daha yükseğe umabildiğinden ruhun ya da gizleyebildiğinden aklın)
bu mucizedir işte yıldızları birbirinden ayrı tutan

taşırım kalbini(taşırım onu kalbimde)


Bir de bu var, ama Türkçe'leri çok kötüydü, olduğu gibi ekliyorum.. Kaybetme sanatını anlatıyor şair.. Oy oy.. Çok güzel yaa Razz

ONE ART
The art of losing isn?t hard to master;
so many things seem filled with the intent
to be lost that their loss is no disaster.

Lose something everyday. Accept the fluster
of lost door keys, the hour badly spent.
The art of losing isn?t hard to master.

Then practice losing farther, losing faster:
places, and names, and where it was you meant
to travel. None of these things will bring disaster.

I lost my mother?s watch. And look! my last, or
next-to-last, of three loved houses went.
The art of losing isn?t hard to master.

I lost two cities, lovely ones. And, vaster,
some realms I owned, two rivers, a continent.
I miss them, but it wasn?t a disaster.

-Even losing you (the joking voice, a gesture
I love) I shan?t have lied. It?s evident
the art of losing?s not too hard to master
though it may look like (Write it!) like disaster.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
man of the west
Çaylak
Çaylak

Kayıt: 26.02.2007
İletiler: 59
Konum: Istanbul

İletiTarih: Pts Mar 19, 2007 1:33 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder




Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
gördüğüm bu tümsek, Anadolu'nda,
istiklal uğrunda, namus yolunda,
can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğuldu sele,
mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
bir harbin sonunda, bütün milletin,
hürriyet zevkini tattığı yerdir.




NECMETTıN HALıL ONAN
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM
364 SaD SaM
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 13.07.2006
İletiler: 983
Konum: istanbul

İletiTarih: Pzr Mar 09, 2008 3:33 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
BIR FOTOGRAF'A...
Karsimdasin iste...
Bana bakmasan da oradasin, goruyorum seni.
Ah benim sevdasinda bencil, yureginde saglam sevdigim.

Kalbime gomdum sozlerimi, ceset torbasi oldu yuregim.
Tikandigim o an,
elimi nereye koyacagimi sasirdigim o an iste,
aklimdan o kadar cok sey gecti ki takip edemedim.
Ellerim boslukta, ben darda kaldim.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldim.

Bir senfoni vardi kulagimda calinan,
bitti artik hepsi...
Koseme cekildim, hani hep kaldigim koseme.
Bakis acim belli oldu yine.
Geride kalan, ardindan bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak ruzgarim dahi kalmadi benim.
Daglara carptim her esisimde.
Yollara kufrettim her gidisinde.

Demistim sana hatirlarsan:
"Onemli olan
'zamana birakmak' degil,
'zamanla birakmamak'tir.."
simdi bana, gecen o zamanin
Unutulmaz sancisi kalir

Gittigim eger bensem, soyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


En son 364 SaD SaM tarafından Pzr Mar 09, 2008 7:16 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 defa değiştirildi.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder E-Posta gönder MSNM
amor fati
Özel Ajan
Özel Ajan

Kayıt: 18.01.2006
İletiler: 443

İletiTarih: Pzr Mar 09, 2008 5:58 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Tahir ile Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?

Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet
------------------------------------------------------------------
Gelmiş Bulundum

Benmişim -neymiş- su sesiymiş
Oymuş -cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

Edip Cansever
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM
elisa day
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 16.05.2005
İletiler: 1239
Konum: Eldorado

İletiTarih: Per May 20, 2010 8:02 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Efenim size bir şiirimi sunuyorum. Diğer şiirlerimi bu blogdan görebilirsiniz..Wink

http://ruyasam.blogspot.com/2010/05/ouroboros.html
_________________

http://ruyasam.blogspot.com/
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu :: Kitap Kurtları Saatler GMT +3 zaman dilimine göredir
Sayfa: « Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız




Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group phpBB2 Türkçe: phpBB Türkiye 
X-Files by Scott Stubblefield