X-Files   Return to Index
Özel Mesajlar
Orhan Pamuk-Nobel Edebiyat Ödülü
Sayfa: « Önceki  1, 2, 3
 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu :: Kitap Kurtları
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj
Balthazar
Fluke Man

Kayıt: 02.10.2006
İletiler: 103
Konum: istanbul

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 2:15 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
ilginç bi sorun var neden hiçbir matematikçi, pure matematik dalından ödül almadı?
_________________
ThE LiFe bEhiNd tHe TrUtH
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM
theredandtheblack
Özel Ajan
Özel Ajan

Kayıt: 01.10.2006
İletiler: 485
Konum: Caprica City, Before The Fall

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 10:01 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
ben her ne olursa olsun bu ödülün verilmesinin gurur verici bir durum olması gerektiğini düşünüyorum.ve açıkçası siyasi nedenlerle verildiğine de inanmıyorum.tamam belki gerçekten tam anlamıyla sevinmek zor..ama orhan pamuk'u eleştirmek,hatta nerdeyse dışlamak bence çok yanlış..bu ödül verilmiş,kabul edilmiş.ve bi anlamda da türkiye adını duyurmuş.bunlar önemli şeyler.gurur duymak lazım,o kadar.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
auroriel
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 09.04.2005
İletiler: 3600
Konum: Istanbul

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 11:07 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
aylinkumm yazdı:
ben her ne olursa olsun bu ödülün verilmesinin gurur verici bir durum olması gerektiğini düşünüyorum.ve açıkçası siyasi nedenlerle verildiğine de inanmıyorum.tamam belki gerçekten tam anlamıyla sevinmek zor..ama orhan pamuk'u eleştirmek,hatta nerdeyse dışlamak bence çok yanlış..bu ödül verilmiş,kabul edilmiş.ve bi anlamda da türkiye adını duyurmuş.bunlar önemli şeyler.gurur duymak lazım,o kadar.


Siyasi nedenlerle verilip verilmediğine inanıp inanmamakla alakalı değil bu. Bilirsin "görünen köy kılavuz istemez" deyişini.. Daha önce belirtildi, bikaç sene öncesinden itibaren verilen Nobel ödüllerine bakman bu konuda fikir sahibi olman için yeterli olacaktır.

Kendisini dışlamak isteyen bir adama kucak açacak değilim. Türkiye bu şekilde adını duyuruyorsa ne acı bize demek istiyorum. Ödül aldı diye ülkemiz onurlandırıldı sanıyorsunuz sanırım. Orhan Pamuk'un söylemleri hala orada duruyor, o söylemler ülkemizin onurunu zedeliyor bizi yüceltmiyor.

Neyse, sadece verilen ve alınan bir ödülden daha fazlası var, o nedenle kesin karara varmadan önce biraz daha düşünün derim. Hatta araştırın. Araştırmak lazım. Bence...
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
jtt0331613
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 16.07.2006
İletiler: 723

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 6:39 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Ben Orhan Pamuk'un Türkiye'yi ne şekilde küçülttüğünü algılayabilmiş değilim.Resmi tarihe ters düşmek ülkeyi küçültmek mi oluyor?Ülkenin (hatta ülkenin değil,biz Osmanlı değiliz)geçmişte kötü bir şey yaptığına inandığını söylediğin zaman ülkeni küçültmüş mü oluyorsun?Almanya çok mu küçülüyor o zaman?
_________________
Of course it is happening inside your head,but why on earth should that mean it is not real?
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
MeryL

Kayıt: 28.10.2006
İletiler: 46
Konum: Istanbul

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 8:06 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
jtt0331613 yazdı:
Almanya çok mu küçülüyor o zaman?

buradan Almanya'nın yaptığı soykırımla bizim durumumuzu bir tuttuğun anlamını mı çıkaralım?
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
jtt0331613
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 16.07.2006
İletiler: 723

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 9:02 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
MeryL yazdı:
jtt0331613 yazdı:
Almanya çok mu küçülüyor o zaman?

buradan Almanya'nın yaptığı soykırımla bizim durumumuzu bir tuttuğun anlamını mı çıkaralım?


Ben demek istiyorum ki,Almanya soykırımı kabul edince "Biz artık Alman değiliz." gibi bir anlam çıkmıyor,ve çıkmaması da lazım zaten.Türkiye'nin resmi açıklamaları ve kabul ettiği şey soykırım olmadığına dair.Ama biri soykırım oldu derse bu onun Türk olmadığı ya da Türklüğü aşağıladığı anlamına gelmiyor bence.
Bu bizim kişisel görüşlerimizle ilgili bir konuşma değil ve ben de soykırımla ilgili kendi görüşlerimi söylemiyorum zaten.
_________________
Of course it is happening inside your head,but why on earth should that mean it is not real?
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
jtt0331613
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 16.07.2006
İletiler: 723

İletiTarih: Cmt Ekm 28, 2006 9:58 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Dünyaya "onlar" ve "bizler" olarak baktıkça,hiçbirşey daha iyi olmayacak.
_________________
Of course it is happening inside your head,but why on earth should that mean it is not real?
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
darkness
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 12.04.2005
İletiler: 1266
Konum: Gotham

İletiTarih: Pzr Ekm 29, 2006 1:57 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
jtt0331613 yazdı:
Dünyaya "onlar" ve "bizler" olarak baktıkça,hiçbirşey daha iyi olmayacak.


Konu giderek Orhan Pamuk dışında çıkıyor ancak şunu söylemeden geçmek istemedim.

Olaylara safça bakmanın da kimseye iyilik getirdiği görülmedi. Biraz gözümüzü şeker kavanozu sandığımız Batı'dan ayırıp kendimize baksak çok iyi olacak. Muasır medeniyetler = Batı demek değil, asla olmadı, bu saatten sonra da çok zor olması.

Soykırım'ın ne demek olduğunu, nasıl planlanladığnı hatta nasıl hayat geçirildiğini biliyor musunuz gerçekten? Hani diyeceğim gidip biraz 2. Dünya Savaşı filmi izleyin, sonra konuşalım ama eminim zaten izlemişsinizdir. Peki Osmanlı'nın çöküşü sırasında olan olayları gerçekten okudunuz mu? Tarih kitaplarının (okul kitapları değil) kaçını okuyup, "Osmanlı"'nın yaptıklarına ve yaptıklarının Alman'ların yaptıklarıyla aynı olduğuna karar verdiniz? Peki Orhan Bey nasıl verdi? Elinde ne gibi bir belge, kanıt veya mezar varki hepsini sayıp 1.000.000 ermeni öldürüldüğüne karar verebiliyor, acaba sadece kulağına gelenleri öylesine söylüyor olabilir mi? Tıpkı burada kulağına gelenleri söyleyenler olduğu gibi. Hsdi geçtim Ermeni'lerle ilgili boş laflarını. 30.000 Kürt öldü ne demek? Ben 30.000 vatandaşımız öldü sanıyordum. TERÖR yüzünden. ıçlerinden biri yakın bir aile dostumuzun yeğeniydi. 32 yaşındaydı. 7 yıldır bebek sahibi olmaya çalışıyordu ve 2 aylık hamile olduğunu öğrendiği gün kutlama yemeği için gittikleri restorana bomba atılması sonucu parçalanarak öldü. Kalkıp kimse bir tarafından rakam uydurarak birilerine yağ çekmeye , sözde demokrat, ucuz aydın olmaya çalışmasın.

Daha fazla kitap, daha fazla araştırma okuyun. Dönüp Osmanlı'nın çöküşünü, Kurtuluş Savaşı'nın gelişmesini, 2. Dünya Savaşını, ASALA'yı, 70'lerde Türkiye'yi, ilk iddiaların ortaya çıkışını araştırın. Bunun milliyetçi, ulusalcı veya vatansever olmakla alakası yok. Bu sadece çıkarının nerede olduğunu çok iyi gören bir Nişantaşı beyefendisinin onu nasıl elde ettiğinin öyküsü. Orhan Pamuk ülkesinin, halkının önünde ne yol açtı bugüne kadar ki en önemli edebiyat adamı? Düşünün... Hiç.


Bu Ermenistan veya Osmanlı'nın çöküşü sırasında olanlarla da ilgili değil, ki ben görüşümü oldu veya olmadı diye belirtmedim. Bu sadece çıkar hakkında.

301 bence de doğru bir yasa değil, bana aykırı ve kalkmasını diliyorum en kısa zamanda ama 301 bu olanlara mazeret olamaz. Orhan Pamuk'un Türklüğü aşağıladığını düşünmüyorum sadece başkalarının büyük çıkar oyunlarında o başkalarının toplumlarının önüne sürülecek güzel bir *hikaye* olduğunu düşünüyorum.
_________________


Live long and prosper
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
jtt0331613
Müdür Yardımcısı
Müdür Yardımcısı

Kayıt: 16.07.2006
İletiler: 723

İletiTarih: Pzr Ekm 29, 2006 2:47 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Alıntı:
Soykırım'ın ne demek olduğunu, nasıl planlanladığnı hatta nasıl hayat geçirildiğini biliyor musunuz gerçekten? Hani diyeceğim gidip biraz 2. Dünya Savaşı filmi izleyin, sonra konuşalım ama eminim zaten izlemişsinizdir. Peki Osmanlı'nın çöküşü sırasında olan olayları gerçekten okudunuz mu? Tarih kitaplarının (okul kitapları değil) kaçını okuyup, "Osmanlı"'nın yaptıklarına ve yaptıklarının Alman'ların yaptıklarıyla aynı olduğuna karar verdiniz?


Yemin ederim böyle birşeye kadar vermedim.Sadece,eğer bir soykırım olduysa,bunu kabul etmek bir halkı küçük düşürmez diyorum.
Gerçekten konudan uzaklaşıyoruz,ben sustum Very Happy
_________________
Of course it is happening inside your head,but why on earth should that mean it is not real?
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
the 8th endless
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 11.04.2005
İletiler: 1458
Konum: Gebze/Istanbul & Izmir.

İletiTarih: Pts Ekm 30, 2006 12:26 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Balthazar yazdı:
ilginç bi sorun var neden hiçbir matematikçi, pure matematik dalından ödül almadı?


Nobel Matematik ödülü diye bir şey yok da ondan.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
auroriel
Sendika Üyesi
Sendika Üyesi

Kayıt: 09.04.2005
İletiler: 3600
Konum: Istanbul

İletiTarih: Pts Ekm 30, 2006 12:42 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
jtt0331613 yazdı:
Alıntı:
Soykırım'ın ne demek olduğunu, nasıl planlanladığnı hatta nasıl hayat geçirildiğini biliyor musunuz gerçekten? Hani diyeceğim gidip biraz 2. Dünya Savaşı filmi izleyin, sonra konuşalım ama eminim zaten izlemişsinizdir. Peki Osmanlı'nın çöküşü sırasında olan olayları gerçekten okudunuz mu? Tarih kitaplarının (okul kitapları değil) kaçını okuyup, "Osmanlı"'nın yaptıklarına ve yaptıklarının Alman'ların yaptıklarıyla aynı olduğuna karar verdiniz?


Yemin ederim böyle birşeye kadar vermedim.Sadece,eğer bir soykırım olduysa,bunu kabul etmek bir halkı küçük düşürmez diyorum.
Gerçekten konudan uzaklaşıyoruz,ben sustum Very Happy


Bunu labul eden insanın bu kabul ettiği şey nedeniyle ödüllendirilmesi (bkz: Nobel) halkın, milletin, devletin yanlış değerlendirilmesine ön ayak olur, onurunu zedeler, bu milleti bi ne yaptığını bilmezin lafları bitirmez merak etmeyin.

Küçük düşürür demek ağır kaçar, zira küçük düştüğümü düşünmüyorum halktan biri olarak. Ben bu milletin bir üyesi olarak bu işi tarihçilere bırakıyorsam, bu milletten çıkma bir edebiyatçı da aynı şeyleri yapmalı, kendi alanında konuşmalı, bildiği şey hakkında yorum yapmalıdır. Edebiyatçı olan birinin soykırımla onunla bununla işi nedir? Sorarım size..

Düşünce özgürdür, özgürce düşünsün, buna bişi mi diyorum? Ben demiyorum! Edebiyatçının politikayla işi nedir ben ona anlam veremiyor, sinirleniyorum. Nobel ödüllerinin nereye geldiği belli, onu da kendi ülkem işin içinde olmasaydı umursayan bir insan değilim. Benim derdim Nobel değil zaten, benim derdim kendi ülkemin bir evladının yaptığı dönekliktir. Ben de özgür düşüncemle buna karar veriyorum. Siz de neyi istiyosanız onu düşünün. Ama işin içyüzünü bilerek, irdeleyerek düşünün, bir ödüle kalmadı bu ülkenin tanıtımı, osu busu... vs. vs.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
Balthazar
Fluke Man

Kayıt: 02.10.2006
İletiler: 103
Konum: istanbul

İletiTarih: Pts Ekm 30, 2006 2:43 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
the 8th endless yazdı:
Balthazar yazdı:
ilginç bi sorun var neden hiçbir matematikçi, pure matematik dalından ödül almadı?


Nobel Matematik ödülü diye bir şey yok da ondan.


evet matematik dalında bi ödül yok, yani matematikçilere kendi(pıre matematikten) dallarında ödül verilmiyor, bu dalda bir nobel ödülü yoktur.nobel ödülü birçok dalda verilmesine rağmen matematik dalında verilmez bunun nedenide nobelin karısının nobeli bir matematikçiyle aldatmasıdır ve doğrudur.nobele alternatif olarak 40 yaşını geçmemiş olmak şartıyla matematikçilere fields ödülü verilir.

daha ayrıntılı bilgi için;
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=nobel+matematik+odulu
_________________
ThE LiFe bEhiNd tHe TrUtH
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM
melampyge

Kayıt: 31.03.2007
İletiler: 7

İletiTarih: Cmt Mar 31, 2007 4:41 am    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder
Horace Engdahl (ya da böyle bir şey) Nobel töreninde yazar hakkında yaptığı yararlı konuşmasında "Orhan Pamuk romanlarının temel itici gücü kıskançlıktır" tarzında bir şeyler söylemişti. çok doğru bir tanımlama olmuş bence; zaten Orhan Pamuk'un ödülü kabul konuşmasından ıstanbul'a, Öteki Renkler'deki öyküsü Pencereden Bakmak'a kadar uzun uzun anlattığı ve diğer romanlarında da izi görülen babası/ailesiyle ilişkisini dikkate alırsak, bu tanımlamanın psikanalitik temelini sağlamış oluruz.

baştan söyleyeyim ben Orhan Pamuk'un büyük bir hayranıyım, Cevdet Bey ve Oğulları'ndan Gizli Yüz'e hatta son çıkan Babamın Bavulu'na kadar tüm kitaplarını okumamın dışında, canım sıkıldıkça Kara Kitap'tan, Benim Adım Kırmızı'dan bölümler açıp okurum: Kara Kitap'ı sıkıcı buluyorsanız bile bence alıp Galip'in hikayesini okumadan Celal Salik'in köşe yazılarını okuyarak ilerleyin: daha ilk yazı Boğaz'ın Suları Çekildiği Zaman'dan sizi etkisi altına alacağından eminim, beğenmediniz ise bir de Hikaye Anlatamayanların Hikayesi'ne, Uyuyamıyor Musunuz'a, ilginç bir akrostişi olan Öpüş'e atlayın; -Mulder'ın hoşlanmayacağı Pascalvari bir mantıkla söylersek "kaybedecek bir şeyiniz yok ama beğenirseniz size çok şey katacağına eminim". her neyse diyordum ki kendim şahsen önyargılara varan bir Pamuk hayranı olduğum için yaptığım yorumlar tam olarak objektif olmayabilir, yine de tarafsız olmaya çalışıyorum ama yine de olamadığım yerler için şimdiden özür dileyeyim, en azından sağlıklı bir tartışma için, özgür dünya için! (bkz: altıkırkbeş yayınları arka kapak yazıları) Smile


bence orhan pamuk iyi bir yazar, çünkü:

müthiş bir hayalgücü var. bu hayalgücü özellikle romanlarının kurgusunda ortaya çıkıyor; özellikle Benim Adım Kırmızı ve Kara Kitap'ta. olayları değişik açılardan ele alan (objelerden hayvanlara!), "öteki"yi "ben"le aynı kılan yaratıcı bir kurgu sayesinde kitapları çok akıcı hale geliyor. evet, çoğu kişiye okuması zor gelen, sıkıcı bulunan Pamuk'un romanları bence en az Kara Kule kadar akıcı bir şekilde okunabilir.

bunun nedeni; kimilerine itici gelen, yazarın Tahsin Yücel'den Selim ıleri'ye hatırı sayılır yazar tarafından Türkçe'yi kötü kullanmakla suçlanmasıyla aynı nedenden ileri geliyor: sonuna gelindiğinde başı zaten unutulmuş olan, uzuuun, (yazarın mimari okumasından oldukça iyi yaptığı) somut eşya/mekan tasvirleriyle ve psikolojik tasvirlerle dolu cümleler, hatta bazen cümle-paragraflar Smile. bence bu uzun, içten, çoğunlukla çocuksu bir hüviyette olan cümleler romanı sıkıcılıktan uzaklaştırıyor. zira tasvirler klasik romandaki gibi yapay, yapmacık değil; bir victor hugo'yla, balzac'la, henry james ile karşılaştırdığımda bu sonuca varıyorum en azından ben (iddia ettiğim pamuk'un onlardan daha iyi yazarlar olduğu değil, yanlış anlaşılmasın sadece üslup olarak akıcı olup olmama konusunu ele alıyorum. bence bir orhan pamuk romanı, bir h. james romanından daha hızlı okunur). üstelik okuduğum birçok iyi roman orjinal dilinden çevrildiği için dilde bir şeylerin kayboluğunu hissediyor insan. orhan pamuk okumanın bir ayrıcalıklı yanı da bu, yani her kitabı can yücel çeviremez öyle değil mi Smile. o yüzden hiç anlamam maureen freely ve güneli gün ingilizce'ye çevirince pamuk'u romanları daha iyi anlaşılmış, nobel almış diyenleri; devrik-uzun-dil bilgisi kurallarına uygun olmayan cümlelerin de bir güzelliği olamız mı?

sonuç olarak bir orhan pamuk romanını, Hakkı Devrim köşe yazısı okuyormuş gibi okumak yerine Perihan Mağden köşe yazısı gibi okumak daha anlaşılır olacaktır. bu şekilde Türkçe'ye hakim olmayan ama zaten romanlarında da dil oyunları yapmayan (misal Sessiz Ev'de karakterler kendi yaşlarına özgü şekilde konuşmazlar, herkes Orhan Pamuk'tur) yazarın bu kendine has üslubunun aslında romanın kendisine güçlü bir hava kattığını anlayabilirsiniz. bunun için en iyi örnek herhalde Yeni Hayat'tır. "bir gün bir kitap okudum, hayatım değişti" diye başlar kitap ama başlangıçta asıl dikkat edilmesi gereken Novalis'ten yapılan alıntı: "aynı masalları dinlemelerine rağmen, ötekiler hiç böyle bir şey yaşamadılar". bence kitabın bütününde görülen o şairane, serbest dil romanın okunmasını daha eğlenceli bir hale getirip dramatik etkisini arttırdığından olumluyken, bir başkası bu üslubu itici, dilin kurallarına bağlı olmadığı için sevmeyebilir (orhan pamuk da kitabı içinden geldiği gibi yazdığını belirtmiştir --Benim Adım Kırmızı'dan sıkıldığı için başlamış bkz: Öteki Renkler) . bu kitapta da görülen yazarın ayrıntı takınıtısı da bu boyutta incelenebilir: bence ayrıntılar doğru kullanıldığı takdirde romanda atmosferi oluşturmada etkili. şöyle diyeyim kısaca: "benim zekamdan kuşkuya düşen saldırgan ve alaycı okura ben de saldırgan bir şekilde elinde tuttuğu kitabın her köşesine yeterince dikkat ve zeka gösterip göstermediğini sorayım mı?"

romanları modernlik ve postmodernlik arasında gidip gelen ve tam olarak ikisinden birine ait olmayan orhan pamuk'un postmodern taraflarından biri (belki de en önemlisi); arada hikaye bütünlüğünden koparak kendi sesini gerek "romanı yazan" karakter aracılığıyla, gerekse de bizzat kendi ismiyle duyurması: yeni hayat'ta yukarıdaki cümleyi yazan bir yerde kitabı yazdığını söyleyen baş karakter osman (pamuk öteki renkler'de osman isminin kendi ismine olan benzerliğine dikkat çeker), kara kitap'ta kitabın sonunu anlatan storyteller orhan pamuk, kar'da şair ka'nın arkadaşı romancı orhan, beyaz kale'yi aslında yazan sessiz ev'deki kardeşlerden faruk darvınoğlu vs vs...

şimdi bu da şöyle yapısal bir sorun oluşturuyor: orhan pamuk beyaz kale'de intihal yaptı, hayır faruk darvınoğlu yaptı! orhan pamuk yeni hayat'ta çok acemi bir dil kullandı; hayır osman yazdı!

"ben yapmadım mickey yaptı" gibi olduğunu fark ettim ama mesela beyaz kale'nin sonuna orhan pamuk yazdığı incelemede kurguya bağlı olarak yazar faruk darvınoğlu'nun başka kitaplardan esinlenebileceğini belirtmiş, dostoyevski'nin beyaz gecelerinden evliya çelebi'ye birkaç isim de saymıştı.

intihal da tabi çok ağır bir suçlama. "gönderme, esinlenme, beğendiğin bir yazara/kitaba/filme saygı duruşu" gibi konseptleri biz internet çocukları daha iyi bilmeliyiz esasında (bkz: trivia). şimdi adamın biri çıkıp derse ki "orhan pamuk yeni hayat ismini dante'nin vita nova kitabından çaldı" tabi ki ciddiye alınmaz. bunlardan en dikkate değer olanı sanırım murat bardakçıoğlu'nunki. bardakçıoğlu'nun alıntıladığı yerleri okudum ve romandakiyle karşılaştırdım. ben orhan pamuk'un avukatı değilim en iyi savunmayı kendisi yapar ama bunca zaman yapmadığına göre herhalde ciddiye dahi almamış adamı. neden? bence:

bardakçıoğlu'nun intihal dediği yerler zaten kısacık olan romanın sadece basit birkaç giriş cümlesi. şöyle söyleyim: porno filmlerde hani asıl olaya geçmeden bir konu uydurulur ya; ama tabi sonra kimsenin umrunda olmaz, hatırlamayız bile bunu... işte pedro'nun günlüğünden alındığı iddia edilen cümlelerin/olayın da romanda tuttuğu yer bu. ki bunlar da çok basit cümleler ve çok basit bir olay: venedikten napoli'ye giden bir adam osmanlı korsanları tarafından tutsak edilir (ya da bunun gibi bir şey). anlatılan olay bu, birkaç da yazılması benim için dahi zor olmayan (haliyle Nobel ödüllü bir yazar tarafından hazmı daha kolay) birkaç cümle. bence fazla takılmayıp tamamen özgün olan romanın kalan bölümlerinden devam etmek gerek.

zira beyaz kale dr jekyll-mr hydevari bi "döppelganger" temasıyla Doğu-Batı ilişkisini oryantalist olmanın ötesinde - özgün bir şekilde anlatan hem politik bir allegorie, hem de orjinal bir Efendi-Köle öyküsü. farklılıkların, öteki-ben, doğu-batı, efendi-köle ayrımının yok olduğu; üstelik fonunda ıhsan Oktay Anar'da gördüğümüz türde bir Osmanlı ıstanbulu olan bir hikaye, bir masal.

ayrıca Murat Bardakçıoğlu'nun aynı yazısından orhan pamuk'a kızmasının asıl nedeni de fantastik: Pamuk'un ıstanbul romanında Reşat Ekrem Koçu'yu eşcinsellikle "suçlaması". suçlamasısuçlamasısuçlamasısuçlaması...

ıstanbul Hatıralar ve şehir kitabını okuduysanız pamuk'un çok sevdiği "ıstanbul milliyetçiliğini" oluşturan dört hüzünlü yazardan bahsettiği dikkatinizi çekmiştir. pamuk kitabın önemli bir bölümünü bu dört yazara ayırmış, onların hayat hikayelerinden, eserlerinden sübjektif bir şekilde bahsetmiş ve onları övmüştür (geçenlerde blog'unu takip ettiğim yeni zelandalı birinin bu kitapta okuduğu bir Ahmet Rasim alıntısından bahsetmesi sizce de hoş değil mi). ama söylediğim gibi sübektif, Orhan Pamukvari bir şekilde.

bu şeklin nasıl olduğu Kara Kitap'ta geçer. Galip'in Celal Salik'in Mevlana ile ilgili yazdıklarını yorumlamasını okuyun, şemsi Tebrizi'yi Kim Öldürdü? bölümünde sanırsam: Celal'in nasıl kendinin yerine Mevlana'yı okuyup köşe yazılarını ona göre yazdığını hatırlayın. en meşhur modern edebiyat temasını hatırlayın: bir başkası olma arzusu, kimlik sorunları, "ben neyim ben?" beyaz kale'den gizli yüz'e, kara kitap'a çok önemli bir Orhan Pamuk teması değil midir bu? daha önemlisi Stefan Zweig gibi başarılı biyografi yazarlarını incelediğimizde, yazarın kendisini incelediği adam yerine koyup yazmasının işlevsel olduğu iddia edilemez mi?

pamuk'un yaptığı da budur: kendisini R. E. Koçu yerine koyar ve o şekilde yazar. Koçu'nun ıstanbul Ansiklopedisi'nden örnekler vererek, hayatındaki olaylara işaret ederek onun eşcinsel olduğunu iddia eder, anlayışlı ve sevecen bir şekilde; Bardakçıoğlu'nun bahsettiği gibi homofobik, seksist, erkek egemen bir dilde değil, onu asla suçlamaz, böyle bir sonuca nerden vardı merak konusu!

yazara Nobel kazandıracak kadar evrensel bir diğer tema da; esrar-arayış-ıstanbul. Kara Kitap'ta Yeni Hayat'ta her kitabında ya asıl konu ya yan konu olarak bir şekilde içeri sızan kaybolan esrar ve onu arayan cinsel olarak tatminsiz, ailesiyle ilişkisi pasif-agresif, sevdiği kız kendisine yüz verse de aslında başkasına aşık "looser" ama sevecen, bağlı, refleksif, kıskanç erkek karakter ve fonda ıstanbul!

şimdi bu hem yazarı özel kılar hem de onu belli bir formüle hapseder. objektif olmak gerekirse Orhan Pamuk'un hep bu konu çevresinde döndüğü, üslubunun da kendini tekrar ettiği aşikardır. bu hiç şüphesiz eksi bir puan yazar için ve bence orhan pamuk'un cesaretsiz, herkese yaranmaya çalışan, siyasi olarak korkak tavrıyla birlikte en büyük zaafı.

öte yandan bu zaaf aynı zamanda orhan pamuk'u özel kılan sebep de ironik olarak: demem o ki, pamuk istanbul'da anlattığı gibi çocuksu, ailesi tarafından şımartılmış, hep ilgi isteyen bir insan. onun çocuksu üslubu, aşk ve hayatı kavrayışı, gözlem yeteneği, kıskanç/şımarık/karizmatik karakterlerinin olması için böyle bir yaşam, böyle bir kültür gerekli! böyle bir kültürün advers etkileri de bu daha önce saydığım zaaflar işte: cesaretsizlik, tutukluk, yer yer yalakalık!

mesela yazar istanbul'da şöyle bir örnek verir: küçükken yaptığı bir resmi babası/annesi/öğretmeni sevince bir süre sonra hep aynı resmi çizmeye başlar, bu şekilde onların onu daha çok sevdiğini düşünür; bu şekilde resme ilgisi başlar. herhalde kitaplarının konularındaki aynılık, formülizasyon da bununla alakalı Smile.

her neyse çok uzattım, yazarın kitapları ve siyasi düşüncelerini başka bir posta erteleyip son olarak yazarın Nobel'i hak ederek aldığını düşünüyorum: bence Yaşar Kemal ile birlikte Türkçe'de Nobel alabilecek kapasitede tek yazar oydu aldı da, ne mutlu biz hayranlarına Wink...
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu :: Kitap Kurtları Saatler GMT +3 zaman dilimine göredir
Sayfa: « Önceki  1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız




Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group phpBB2 Türkçe: phpBB Türkiye 
X-Files by Scott Stubblefield