» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

 
 
 X – Files, Paranoya ve Komplo: ‘70’lerden ‘90’lara… -3- :...


Toplumsal Eleştiri Olarak Dizi Televizyonu: “Kimseye Güvenme!”:

X-Files kara filmin bazı temasal ve biçimsel göreneklerini paylaştırır. Temel öyküleri belirsizlikle ve gizemlilikle doyurulur ve vicdansız bireyler ile kurumların entrikalarını çözmek için yaptığı araştırma, öykülemeyi ilerletir. Tıpkı kara film gibi, X-Files da dışsesler, flashback’ler, gizemli öyküler, dışavurumcu görsel biçimler, karanlık gülgeler ve gece çekimleri ve sık sık muğlak çözümler veya sona ulaşmada başarısızlık içerir. Tehdit edici meşhum kadınlarla yüzleşen ve kendisinden başka kimseye güvenmeyen dedektif için, X-Files, yine de, birbirlerine güvenen Scully ve Mulder’ın ortaklıklarını barındırır. Bununla birlikte, tıpkı kara filmde olduğu gibi, X-Files’ın kahramanları da anlamak ve kontrol etmek için -imkansız olmasa da- zor olan akıl almaz ve ezici bir dünyayla yüzleşirler.

Kara filmin, nükleer yok oluş, politik baskı ve ekonomik değişiklik yaşandığı bir sırada -II. Dünya Savaşı’nın sonunda- hasıl olması gibi, X-Files da dramatik ve belki de umulmadık etkilere sahip, çoğalan yeni teknolojilerin, hem yerel hem evrensel seviyelerdeki politik parçalanma ve ihtilafın ve refah varmış gibi görünen bir süreç sırasında küçülmeyle, iş ve ekonomik güven kaybıyla sonuçlanan küresel kapitalizmin dramatik bir yeniden yapılanmasının ortaya çıktığı bir dönemde varolmakta. X-Files, bu yüzden, rahatsız edici öykülemesinde anlattığı ve kara film gibi çağdaş toplumun ve kültürün görünüşlerinin alegorik olarak eleştirilmesi için medya kültürünün göreneksel biçimlerini kullandığı bugünün belirgin korku ve belirsizliklerine dokunur.

X-Files; yaratıkları, hükümet komplolarını ve kurt adam, vampir ve değişime uğramış canavarlar gibi klasik korku ve fantezi türleri figürlerini sunan bölümler arasında salınır. Bilinmezliğin, canavar figürleri ve sık sık toplumun en yaygın korku ve endişelerini gösterir; ve bunlar canavarın yok edilmesiyle yatıştırılır. Bu tür muhafazakar korku/bilinmezlik metinleri, genellikle, normalliğe olan tehdit ve kötülüklere karşı bir koruma olan ordu veya polis gibi nüfuzlu toplumsal güçleri meşrulaştırır. Ne var ki X-Files, klasik canavar figürlerinin kullanımında daha karışıktır.

Tepkici korku türü, kendi canavarlarını açıklanamaz bir şekilde doğanın gücü olarak ve sanki doğanın kendisi kötü, tehditkar ve kontrole ve idareye gereksiniyormuş gibi gösterirken, X-Files, canavarlığı sık sık doğanın akıl almaz gücünün değil de toplumsal güç ve kötülüklerin bir sonucu olarak gösterir. Örneğin, yaşlı ağaçların yasa dışı harap edilmesi “Darkness Falls”da (1x19) hareketsiz böcek larvalarını serbest bıraktı; “The Host” isimli popüler bölümdeki “Flukeman – Balıkadam” Çernobil’deki kazadan gelen nükleer atıkların bir ürünü ve mutant insanlar ve hilkat garibeleri üreten “ilkel bir radyoaktif lağım çorbasında” doğuyor. “Sleepless” (2x04) onları birer süperkatil yapacak olan ve ABD hükümeti askeri programı yüzünden çıldıran bir uyuma-yok etme programının kurbanları olan Vietnam gazilerini resmeder. “Vaiz” isimli birisi, Vietnamlılara karşı savaş suçu işleyen askerleri öldüren intikamcı bir melektir. “The Walk”ta (3x07) uzuvları kesilen bir başka Vietnam gazisi ABD ordusu tarafından yaratılan bir başka canavar haline gelerek, uzuvlarının kaybını tazmin etmek için ölümcül telekinetik güçler geliştirir. Ve “Unrequited” (4x16), Vietnam’da kalan, bir ABD sağkanat paramiliter grubu tarafından kurtarılan ve Vietnam’da kalan ABD’li esirleri yok saymaktan sorumlu generallere suikast düzenlemek için ABD’ye dönen bir Vietnam savaş esirini anlatır. Vietnam, açıkça, korkunçluğunu ve ürkünçlüğünü zapt etmek için çürüyen ve üreyen hikayeleri saklayan Carter dönemi kuşağının kapanmamış yarasıdır.

Bu yüzden bazı X-Files canavarları doğanın akıl almaz güçlerinden ziyade doğaya burnunu sokan insanların veya kötü hükümetin veya şirket politikalarının ürünleri olarak gösterilir. Bununla birlikte bazı canavarlar, Yerli İnsanlar’ı ilkellikle ve korkunçlukla bir tutan tepkisi stereotip’lerden yararlanan Yerli Amerikalılarla veya gelişmekte olan dünya ülkeleriyle aynı safta yer alır. “Shapes”(1x18) Yerli Amerikalılar ile kurt adam benzeri canavarları ortak eder; “Fresh Bones” (2x15) Haiti voodoo ritüelleri ile şaytanca olayları bir sayar; “Teso Dos Bichos” (3x18) kutsal bir Güney Amerika gömü sahasından gelen eski araçların hareket etmesiyle serbest kalan kötülüğü betimler; “Teliko” deri giyen bir Afrikalı göçmeni anlatır. X-Files’ın bilinmezlik ve canavar figürleri imgelerinden yararlanışı, bu nedenle, siyasi açıdan muğlaktır ve bunlar bazen hakim ABD hükümetini veya şirket politikalarını ve çalışmalarını eleştirmek için ve bazen de yerli insan ve kültürleri kötülemek için kullanılır.

Bununla birlite, resmedilen kötülükler çağdaş ABD toplumunun ürünüdürler. “Hiç kimseye güvenme!” ikonik düsturu içinde olan karakter Watergate Skandalı’nın yansımalarına kaçınılmaz biçimde neden olarak, “Deep Throat – Derin Boğaz” kod adını alır. X-Files bilinmezliğe ve yaratıklara duyulan korkular kadar kontrol dışı hükümete, tehlikeli devlete ve şirket komplolarına neden olan korkular üzerinde de ilerler. Bu motiflerin birleşimi, karşı mücadeleyi ve fethi bırakıp kavraması son derece güç olan gizemli ve kötücül güçler yüzünden tekin olmayan bir evren imgesi üreterek paranoya atmosferini yoğunlaştırır. Bu, hemen hemen, iyi ile kötü arasında açıkça çizilmiş sınırlara, göreneksel ahlak öykülerine, keskin bir biçimde çizilmiş türsel kodlara veya betimlenen gizemler ya da problemlerin tipik çözümüne sahip TV evrenidir. Bunun yerine, X-Files hükümetinin en kötüsü olduğuna inanması, anlayamadığından korkması ve muğlaklığa ve “uzak olasılıklara” açık olması için izleyicinin eğilimlerini yönlendiren yeni bir zemin bulur.

Genel bir şekilde söylersek, dizide sık sık üst üste gelen bölüm öykülerinin türü iki tanedir. Göreneksel bilinmez korku ve doğaüstü öyküleri izlenerek, meşhum projelerde yaratıklarla çalışmak ve onların varlığının üzerini örtmek için yaratıklar ve hükümet (veya şirket) komplolarına ilişkin sürgit bir hikaye örgüsü vardır. Söyleşilerde, Chris Carter, daima “izleyiciyi iliğine kadar ürkütecek”, “kıyı boyunca sürekli bir heyecan” sağlayacak ve geleneksel bir biçimde eğlenceli olan bir dizi kurduğunu belirtiyor. Fakat dizinin yaratıcısı Chris Carter sürekli olarak olay örgüsünü dile getirse de X-Files’ın yaratık komplo “mitolojisi”nin gelişen öykülemesine oldukça benzeyen başka hiçbir şey şimdiye kadar asla olmadı. Beş ile yedi bölüm arasındaki her sezon doğrudan, küçük parçalar şeklinde katkıda bulunan bazı başka bölümlerle sürgit bir öyküleme üzerine odaklanır. Dizi geliştikçe ve öykü sıklaştıkça komplolar daha karmaşık hale geliyor ve izleyici, yaratıkların varolup olmadığı ve hükümet komplosunun fenomenle ne şekilde ilgisi olduğuna ilişkin muazzam miktarda karmaşık öyküleme malzemesiyle uğraşmaya zorlanıyor. İleride tartışacağım bu karmaşıklık, gerçeğin, kanıtın ve hatta insanoğlunun ve bireysel kimliğin modern kavramlarının doğruluğunu sorguluyor.

Bu, özellikle, X-Files’ın popüler televizyona olan yaygın bakışın genelgeçer tutum, inanç ve biçimleri yıkmak için bir popüler paranoya türünü yerleştirdiği “mitoloji” bölümlerinde söz konusudur. Genellikle, televizyon, izleyicisine, oluşturulmuş kurum, otorite ve icraatlara olumlu bir biçimde, mevcut kanun ve düzene de olumsuz bir şekilde bakmayı öğretmiştir. Bu yüzden, televizyon varolan kurum ve otoritelere olan bir güven ve bunu tehdit eden hakim düzenin dışındaki bu güçlere duyulan korku tutumunu telkin eder. X-Files hükümet kurumlarını temsil eden kurulu otoriteye ve akla gelebilecek en kötü suç ve kötülükte bile parmağı olan aşırı derecede kusurlu olarak mevcut düzene olan güvensizliği telkin ederek bu bakış açısını tersine çevirir. X-Files hükümetin kötü olduğu ve CIA, FBI, ordu ve diğer hükümet kurumlarının kötücül eylemlerle uğraşan ve geleneksel insancıl ahlak değerlerine ve insan yaşamının kendisine yönelik bir tehdit teşkil eden bireylerle dolu olduğu popüler paranoyayla beslenir ve bunun üzerine yoğunlaşır.

Dizi, dışavurumcu aydınlatma ve kamera açıları, Mark Snow’un içedönük ve sık sık rahatsız edici müzik ile ses efektlerini ve korkutucu şeyler ima eden dolaylı öykülemeler kullanır ve izleyicinin gerçekten ne gördüğünü ve neler olduğunu anlamasına izin vermeksizin görülmeyeni devreder. Böylesi araçlar bir korku ve paranoya atmosferi yaratarak izleyiciyi şaşırtır ve kaygılandırır. Üstelik, sık sık otopsi veya tıbbi incelemeler gerçekleştiren Scully’yle ve kendilerini hastanelerde yaşamı tehdit eden durumlarda gösterilen her iki karakterle de tıbbi teknoloji ve yöntemlerin sürekli kullanımı; hastalık, doktor ve tıbbi hapsolma korkusundan yararlanır. X-Files, aynı zamanda, vatandaşlarını kontrol etmek veya asker üstü silahlar geliştirmek için deneylerin betimlenmesiyle ABD hükümeti komploları üzerindeki endişeleri sömürür (ör. “Sleepless”). “Wet Wired”da, televizyon sinyalleri vasıtasıyla bireyleri kontrol etme amaçlı bir hükümet deneyinin psikopatik davranış ürettiği görülür (Cronenberg’in “Videorome”unun bir pastişi).

Postmodern Yüce, Parodi ve Muğlaklık veya “Gerçek Dışarıda Bir Yerde mi”?:

Karanlık hükümet kişileri, gizli ajanları ve hatta ajan patronlarını ve Mulder’ın babasını iğrenç suçlara ortak olarak sunarak, X-Files, izleyicisini mevcut hükümete ve ona bakış şekline karşı şüpheli hale getirir. Popüler paranoya, bu nedenle, hakim toplumsal kurumları kontrol eden ve iğrenç eylemler gerçekleştiren kötücül güçler hakkındaki endişeleri uyandırarak bir temsil edilemezliğin temsil edilme ve bugünün korkularının gösterilme biçimlerini sağlar. X-Files’ın estetiği ve ethos’u, bu yüzden, temsil edilemezliği temsil etmek ve bugünün (1994 ve 1998) bir karmaşıklığı ve korkuları duygusunu belirtmek için alegoriyi, mübalağayı ve ötekiliği yerleştiren Lyotard’ın postmodern bir yüce kavramını somutlaştırır. Geleneksel olarak, Burke’te, Kant’ta ve başkalarında yücenin kategorisi; doğanın tanrısallığı ve yüceliği gibi tüm temsilleri aşan naturalistik temsile karşı konulmasını adlandırır. Lyotard, çağdaş bir estetik için anahtar teşkil ettiğini iddia ederek, postmodern bir esnekliğe sahip yüce kavramını sağlar. Eski sınırların ve kategorilerin bulanıklaşması veya yıkımıyla giderek karmaşıklaşan çağdaş dünyada yücenin göreneksel olmayanı ve temsil edilemez olanı temsil etmek, yeniyi belirtmek ve bugünün yeniliklerini ve farklılıklarını ele geçirmek için çabaladığını iddia eder. Bu kavramı geliştirerek, Jameson (1991), doğanın heybeti, ihtişamı ve hususunu temsil etme girişimlerine işaret eden yücenin önceki estetik kavramının yerine, “teknolojik bir yüce”den bahseder. Bugün, yine de, doğal çevreler, doğanın temsil etmesi dehşetli ve zor niteliklerini yüklenen teknolojik çevrelerle yer değiştirmektedir.

Postmodern yücenin, alegorinin ve paranoyanın böylesi bir kullanımı izleyicinin hakim değerler ve kurumları sorgulamasına yardımcı olup, eleştirel bilinçliliği geliştirebilir. Bilimin, teknolojinin, hükümetin ve göreneksel tavırların görünüşüne olan güvensizlik, bir bireyi, yalanlar ve yansımalar altına sızmaya, karmaşık olanı ve açıklanamayanı kavramaya çalışmaya ve gerçeği aramaya zorlar. Bu nedenle, gerçeğin aranması ve düşünülmesi modern bir idealken, X-Files, modern yöntemlerin (bilim, akılcılık, belgesel kanıt) iş için yeterli olmayabileceğini, birinin daha derine kazması gerektiğini ve yeni temsil ve araştırma türlerinin gerekli olduğunu iddia eder.

Son derece karmaşık bir siyasi alegori hükümet ve yaratık komplolarını betimleyen dizinin mitolojik bölümlerinde temsil biçimi olarak istihdam edilir. İlk bölüm, X-Files “mitolojisini” niteleyecek olan öğeleri tanıtır. Ajanlar; uzaylıların kaçırmasının, kayıp zaman konuşmalarının, burun kanamalarının ve gizemli hastalıkların niteliklerini gösteren birkaç karakterle görüşürler. Tuhaf bir mutant olarak ortaya çıkan bir ceset bulurlar; ancak ceset ortadan kaybolur. Gizemli bir yangında sırayla yok olan yaratık doku örneklerini ve metal bir burun sıvısını iyileştirirler. Hatta Scully ve Mulder kırsal bir bölgede ilerlerken göz kamaştıran bir şimşek görür ve davalarını araştırırken “kayıp zaman”a maruz kalırlar. Bölümün sonu, ABD hükümeti komplosunun ve gizinin olasılıklarını örten geniş bir Savunma Departmanı deposundaki ölü gençlerden birinden alınan uzaklaştırılan küçük bir sıvıyı, geriye kalan yegane kanıt parçasını depolayan kötü “Sigara İçen Adam”ı gösterir. Hükümet – yaratık komplolarına ilişkin başarılı bölümler; yaratık varlığıyla ilgili hükümet gizlerinden bahseden, yaratık DNA’sıyla insanlar üzerinde deneyler uygulayan, insanüstü güçlerle insan/yaratık mutant klonlarının yeni türlerini ve komploları kontrol etmek için çeşitli gruplar ile hükümet ajanları arasındaki mücadeleleri yaratmaya çabalayan inanılmaz derecede karmaşık bir öyküyü açıklığa kavuşturur.

Genellikle dizi, betimlenen fantastik olguları gizlemek amacıyla yaratıklara, uzaylıların kaçırmalarına ve komplolara olan inancı körükler.

Yine de, Darin Morgan tarafından yazılan “Jose Chung’s From Outer Space” isimli fark edilir biçimde postmodern bir bölümde (3x20) tüm mitoloji yıkılır ve gerçeğin ve temsilin son derece postmodern bir işleyişi sunulur. “Jose Chung” bölümü, gökyüzünün çokuzun bir çekimine eşlik eden meşhum bir müziğin olduğu postmodern bir sözcük oyunu ve kurnazlıkla başlar. Müzik mekanik bir vurguyla duyulurken kamera iri bir uzay gemisi gibi görünen şeye zoom yapar. Ne var ki, aniden, bir sıçramalı kesme, elektrik hatlarındaki metal bir sepette çalışan adamları gören izleyiciyi sarsar ve bir elektrik arızasını tartışan işçileri duyarız. İmgeler, sonunda yaratıkla karşılaşan bir elektrik hattı tamircisini niteleyen “Close Encounters of The Thşrd Kind – Üçüncü Türle Yakınlaşmalar”ı anımsatır. Ancak açılış sekansı, gözlerinize güvenmemeniz, bunun basit bir aldatmaca olacağı ve dizinin kendisinin olası bir hilekarlıkla uğraştığı konusunda uyarır. Mesaj; nesnelerin göründüğü gibi olmadığı, görsel olarak yanılınabileceği ve dizinin kendisinin de izleyicisini görsel hilelerle yönlendirdiğidir. Bu motif uzatılır ve kamera UFO yalanlayıcısı ve eleştirmeni olduğu belirtilen Philip Klass figürünü anımsatarak “Klass County, Washington” yazan bir tabelaya pan yapar.

Postmodern ironi, taklit ve pastiş türündeki bu öyküleme kurulduktan sonra sahne; beyaz bir ışık sahneyi doldururken ve huşu içinde devam eden müzik sahneyi dramayla kaplarken, ki bu doğrudan “Close Encounters”daki uzay gemisi sahnesinden bir alıntılama, arabalarını kenara çekerek klişe bir dille tartışan, ilk buluşmalarındaki iki gencin olduğu bir arabaya geçer. Gri yaratıklara benzer şeyler görülür; ancak çift, ışıklardan ve kırmızı gözlü bir yaratıktan korkar. Fakat korkularını ve belirsizliği dile getirirlerken, kamera, genç çifti öldüren yaratıklar olarak giyinmiş genç erkeklere pan yapar.
Bir bakıma, bu bölüm postmodern ironi şeklinde genç uzaylıların kaçırmalarını gösteren ilk bölümü tekrarlar ve onun parodisini yapar; ancak ilk bölüm son derece ciddi melodramatik BK biçimi, göreneksel kurgulama ve kurucu bir öyküleme çizmişken, “Jose Chung” tüm standart televizyon öyküleme göreneklerini eşeler, son derece ironik ve yergicidir ve hatta programın göreneklerini ve izleklerini eğlenceli hale getirir. Bu bölüm, ne Latin ne de Asyalı olan ve gençlerin kaçırılması bölümünden uyarlanan “kurgusal olmayan bir bilimkurgu” romanını araştıran “Jose Chung” adlı bir yazarı anlatır. Programın geri kalanı dramatik olarak tümü de farklı olan çeşitli bakış açılarından anlatılan kaçırma olayına flashback yapar. Kurosawa’nın “Roshomon”unu taklit ederek tek bir doğrunun olmadığı, tersine her bireyin kendi yorumuna sahip olduğu postmodern bir bakış açısından bahseder. Bu nedenle, bu bölümde, gerçek “dışarıda bir yerde olabilir” iken buna ulaşmak zor, çok katmanlı ve yorum farklılıklarına açıktır.

Dizi, bu yüzden, emin ve kesin sonuçları garanti eden uygun yöntemlere ulaşabilir olarak modern gerçek kavramını sorgular. Zıt bir şekilde postmodern kayıttaki gerçek; çok katmanlıdır, inşa edilir ve bakış açısaldır; fakat kesin bir algıya, kesin bir alana veya bir kesinliğe açık değildir. Bölüm, böylece, belki de “gerçeğin orada bir yerde olduğu”nu fakat dramatik bir biçimde çok katmanlı çatışmacı yorumların ve bakış açıların altına gizlendiğini iddia ederek, gerçeğe ulaşmak için dizinin modernist araştırmasının altını inceler. “Jose Chung” bölümü uzaylı kaçırması gibi görünen şeyleri ve kahramanların bunu yorumlamalarını sunar; ancak görsel işaretler vasıtasıyla sorgulama yaparak, her hikayenin sözlü açıklamasını ihtilafa düşürerek ve böylece bu öykülemenin neye yaradığını gerçekten bilmediğimizi iddia ederek, neler olabileceğine ilişkin çok katmanlı yorumlar da sunar. Gerçekten, Mulder’ın kendisi, sürekli delil, görsel tecrübe ve belgeleme için fanatik araştırmasında bilime ayrıcalık tanır. “Jose Chung” bölümü, yine de, görüş ve tecrübenin kendilerinin güvenilmez olabileceğini, tüm kanıtların çoklu okumalara açık bir yapı olduklarını ve hatta belgelemenin gerçek için kesin bilgi veya temel teşkil etmediğini iddia eder.

Bu bölümde Mulder büyük bir heyecanla, dünya dışı bir nesne gibi duran bir şeyin fotoğrafını çeker; ancak nihai analiz bunun görsel kanıtların güvenilir olmadığını tekrar gösteren bir aldatmaca olduğunu belirtir. Bundan dolayı, anahtar gerilim; gerçek ile yalan arasındaki ve doğaüstü türün bilinmezci fantezisiyle çatışma içerisindeki suç dramasının akılcılığı ve akıldışıcılığı arasındaki dizi boyunca ilerler. Gerçekten de daha önce hiçbir şebeke televizyon dizisi, X-Files gibi postmodern dönüşümle işleyen sınırların epistemolojik bir bulanıklığıyla gerçekçilik ile gerçeküstücülük, doğalcılık ve doğaüstücülük ve açıklanabilir olan ile açıklanabilir olmayan arasında böylesi bir türsel gerilim yaratagelmedi. Doğrusu, tuhaflık fenomeninin akılcı ve doğalcı açıklamaya mı yoksa doğaüstücü açıklamaya mı açık olduğuna karar verilemez. Bazı bölümler birisinin lehinde, diğerinin karşısındayken bazıları da bu konuda kararsızdır ve bir TV dizisi sürekli kullanılan böylesi bir belirsizlik ve karamsarlığa nadiren sahip olur.

X-Files’ı modern kültürün ve akılcılığın sınırlarının ve farklılıklarını postmodern bir çözümlenmesi ve sorgulanması haline getiren, tam olarak, bu epistemolojik sınır bulanıklığı, plotun ve epistemolojinin bu öyküleme belirsizliği ve standart açıklama türlerinin bu sorgulanmasıdır. Dizinin açılış sekansında uçan daire gibi görünen bulanık ve belirsiz bir cisimle açılan imgesi bu belirsizliği anlatır. Bu imge, bir dereceye kadar, dizinin “uçan daire” ve yaratık izleğini belirtir. Ancak bir göz yanılsaması, bir askeri deney aracı veya kimsenin bilemeyeceği bir şey olacak kadar bulanık ve belirsizdir bu. Açılış sekansındaki diğer imgeler, yaratıklarca yazılmış ve onların teknolojisi veya insan karışımı olabilecek tuhaf hiyeroglif ve cisimleri gösterir. Dönüşüme uğramış görünen tuhaf kişiler; yaratıklar veya halüsinasyon ve fanteziler olabilir. Bir göz yuvarı dramatik bir şekilde görünen bulutlu, parlak mavi göğe bakar ve orada ne olduğunu görebilir veya göremeyebilir.

Bu nedenle, X-Files’ın, doğaüstü olanı veya eleştirel bir bilimsel doğalcılığı savunup, varolan toplumun en derin değer ve ideolojilerini mi desteklediği yoksa bunları sorguya mı çektiğine karar verilemez. Bazı bölümlerde, izleyicilere sık sık yaratıklar, doğaüstü canlı ve olaylar, bilinmezliğin geleneksel ve tuhaf biçimleri gösterilirken, bilinmezlik ve doğaüstü açıklama tam olarak imtiyazlıdır. Başka bölümlerde, ne var ki, doğaüstü veya bilinmez görünen ya insan ajan ve bireylerin makineleşmesi ya da sadece doğaüstü olarak görünen doğal bir fenomen olarak sunulur. Bazı bölümlerde ve belki de diziyi bir bütün olarak ele aldığımızda, ana hat bulanıktır ve tartışma konusu olan fenomenin doğal mı doğaüstü mü, hükümet komplosunun mu yoksa yaşamın ve varoluşun mevcut kategorilerini çürüten bir yaratık varlığının mı sonucu olduğu açık değildir.

Gerçekten, dizinin internet tartışma gruplarında tartışma konusu olan bu zıt okumalar bazı bireylerin daima doğalcı bir okumayı savunurken veya dizinin gerçekçi öyküleme göreneklerine uymamasını eleştirirken bazılarının da dizinin bilinmezlik ve doğaüstü öğelerinden hazzettikleri şeklinde görülebilir. “The Netpickers Guide To The X-Files” isimli bir web sitesi gerçekçi öyküleme ve bilimsel akılcılık kaynaklı tüm yolları listeler ve bazı hayranlar gizemli olaylar için akılcı açıklamalar üretmeye çalışır. Birkaç UFO ve bilinmezlikten bahseden siteler bilimsel akılcılığın cüretkar çöküşü nedeniyle diziyi kutlarlar ve bazı hayranlara açıkça dizinin doğaüstücülüğü gösterilir. Internet tartışmaları, sonu gelmez bir şekilde, belirli bölümlerin ve tüm dizinin anlamı hakkındadır. Farklı izleyicilere hitap edebilmesi ve böylesi ateşli tartışmalar yaratması dizinin popülaritesini izah etmeye yardımcı olur.


                                                                                                                                                       << Geri   İleri >>


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR