Toplumsal Eleştiri Olarak Dizi Televizyonu: “Kimseye Güvenme!”:
X-Files kara filmin bazı temasal ve biçimsel göreneklerini paylaştırır.
Temel öyküleri belirsizlikle ve gizemlilikle doyurulur ve vicdansız
bireyler ile kurumların entrikalarını çözmek için yaptığı araştırma,
öykülemeyi ilerletir. Tıpkı kara film gibi, X-Files da dışsesler,
flashback’ler, gizemli öyküler, dışavurumcu görsel biçimler, karanlık
gülgeler ve gece çekimleri ve sık sık muğlak çözümler veya sona ulaşmada
başarısızlık içerir. Tehdit edici meşhum kadınlarla yüzleşen ve kendisinden
başka kimseye güvenmeyen dedektif için, X-Files, yine de, birbirlerine
güvenen Scully ve Mulder’ın ortaklıklarını barındırır. Bununla birlikte,
tıpkı kara filmde olduğu gibi, X-Files’ın kahramanları da anlamak
ve kontrol etmek için -imkansız olmasa da- zor olan akıl almaz ve
ezici bir dünyayla yüzleşirler.
Kara filmin, nükleer yok oluş, politik baskı ve ekonomik değişiklik yaşandığı
bir sırada -II. Dünya Savaşı’nın sonunda- hasıl olması gibi, X-Files da dramatik
ve belki de umulmadık etkilere sahip, çoğalan yeni teknolojilerin, hem yerel
hem evrensel seviyelerdeki politik parçalanma ve ihtilafın ve refah varmış
gibi görünen bir süreç sırasında küçülmeyle, iş ve ekonomik güven kaybıyla
sonuçlanan küresel kapitalizmin dramatik bir yeniden yapılanmasının ortaya
çıktığı bir dönemde varolmakta. X-Files, bu yüzden, rahatsız edici öykülemesinde
anlattığı ve kara film gibi çağdaş toplumun ve kültürün görünüşlerinin alegorik
olarak eleştirilmesi için medya kültürünün göreneksel biçimlerini kullandığı
bugünün belirgin korku ve belirsizliklerine dokunur.
X-Files; yaratıkları, hükümet komplolarını ve kurt adam, vampir ve değişime
uğramış canavarlar gibi klasik korku ve fantezi türleri figürlerini sunan bölümler
arasında salınır. Bilinmezliğin, canavar figürleri ve sık sık toplumun en yaygın
korku ve endişelerini gösterir; ve bunlar canavarın yok edilmesiyle yatıştırılır.
Bu tür muhafazakar korku/bilinmezlik metinleri, genellikle, normalliğe olan
tehdit ve kötülüklere karşı bir koruma olan ordu veya polis gibi nüfuzlu toplumsal
güçleri meşrulaştırır. Ne var ki X-Files, klasik canavar figürlerinin kullanımında
daha karışıktır.
Tepkici korku türü, kendi canavarlarını açıklanamaz bir şekilde doğanın gücü
olarak ve sanki doğanın kendisi kötü, tehditkar ve kontrole ve idareye gereksiniyormuş
gibi gösterirken, X-Files, canavarlığı sık sık doğanın akıl almaz gücünün değil
de toplumsal güç ve kötülüklerin bir sonucu olarak gösterir. Örneğin, yaşlı
ağaçların yasa dışı harap edilmesi “Darkness Falls”da (1x19) hareketsiz böcek
larvalarını serbest bıraktı; “The Host” isimli popüler bölümdeki “Flukeman
– Balıkadam” Çernobil’deki kazadan gelen nükleer atıkların bir ürünü ve mutant
insanlar ve hilkat garibeleri üreten “ilkel bir radyoaktif lağım çorbasında”
doğuyor. “Sleepless” (2x04) onları birer süperkatil yapacak olan ve ABD hükümeti
askeri programı yüzünden çıldıran bir uyuma-yok etme programının kurbanları
olan Vietnam gazilerini resmeder. “Vaiz” isimli birisi, Vietnamlılara karşı
savaş suçu işleyen askerleri öldüren intikamcı bir melektir. “The Walk”ta (3x07)
uzuvları kesilen bir başka Vietnam gazisi ABD ordusu tarafından yaratılan bir
başka canavar haline gelerek, uzuvlarının kaybını tazmin etmek için ölümcül
telekinetik güçler geliştirir. Ve “Unrequited” (4x16), Vietnam’da kalan, bir
ABD sağkanat paramiliter grubu tarafından kurtarılan ve Vietnam’da kalan ABD’li
esirleri yok saymaktan sorumlu generallere suikast düzenlemek için ABD’ye dönen
bir Vietnam savaş esirini anlatır. Vietnam, açıkça, korkunçluğunu ve ürkünçlüğünü
zapt etmek için çürüyen ve üreyen hikayeleri saklayan Carter dönemi kuşağının
kapanmamış yarasıdır.
Bu yüzden bazı X-Files canavarları doğanın akıl almaz güçlerinden ziyade doğaya
burnunu sokan insanların veya kötü hükümetin veya şirket politikalarının ürünleri
olarak gösterilir. Bununla birlikte bazı canavarlar, Yerli İnsanlar’ı ilkellikle
ve korkunçlukla bir tutan tepkisi stereotip’lerden yararlanan Yerli Amerikalılarla
veya gelişmekte olan dünya ülkeleriyle aynı safta yer alır. “Shapes”(1x18)
Yerli Amerikalılar ile kurt adam benzeri canavarları ortak eder; “Fresh Bones”
(2x15) Haiti voodoo ritüelleri ile şaytanca olayları bir sayar; “Teso Dos Bichos”
(3x18) kutsal bir Güney Amerika gömü sahasından gelen eski araçların hareket
etmesiyle serbest kalan kötülüğü betimler; “Teliko” deri giyen bir Afrikalı
göçmeni anlatır. X-Files’ın bilinmezlik ve canavar figürleri imgelerinden yararlanışı,
bu nedenle, siyasi açıdan muğlaktır ve bunlar bazen hakim ABD hükümetini veya
şirket politikalarını ve çalışmalarını eleştirmek için ve bazen de yerli insan
ve kültürleri kötülemek için kullanılır.
Bununla birlite, resmedilen kötülükler çağdaş ABD toplumunun ürünüdürler. “Hiç
kimseye güvenme!” ikonik düsturu içinde olan karakter Watergate Skandalı’nın
yansımalarına kaçınılmaz biçimde neden olarak, “Deep Throat – Derin Boğaz”
kod adını alır. X-Files bilinmezliğe ve yaratıklara duyulan korkular kadar
kontrol dışı hükümete, tehlikeli devlete ve şirket komplolarına neden olan
korkular üzerinde de ilerler. Bu motiflerin birleşimi, karşı mücadeleyi ve
fethi bırakıp kavraması son derece güç olan gizemli ve kötücül güçler yüzünden
tekin olmayan bir evren imgesi üreterek paranoya atmosferini yoğunlaştırır.
Bu, hemen hemen, iyi ile kötü arasında açıkça çizilmiş sınırlara, göreneksel
ahlak öykülerine, keskin bir biçimde çizilmiş türsel kodlara veya betimlenen
gizemler ya da problemlerin tipik çözümüne sahip TV evrenidir. Bunun yerine,
X-Files hükümetinin en kötüsü olduğuna inanması, anlayamadığından korkması
ve muğlaklığa ve “uzak olasılıklara” açık olması için izleyicinin eğilimlerini
yönlendiren yeni bir zemin bulur.
Genel bir şekilde söylersek, dizide sık sık üst üste gelen bölüm öykülerinin
türü iki tanedir. Göreneksel bilinmez korku ve doğaüstü öyküleri izlenerek,
meşhum projelerde yaratıklarla çalışmak ve onların varlığının üzerini örtmek
için yaratıklar ve hükümet (veya şirket) komplolarına ilişkin sürgit bir hikaye
örgüsü vardır. Söyleşilerde, Chris Carter, daima “izleyiciyi iliğine kadar
ürkütecek”, “kıyı boyunca sürekli bir heyecan” sağlayacak ve geleneksel bir
biçimde eğlenceli olan bir dizi kurduğunu belirtiyor. Fakat dizinin yaratıcısı
Chris Carter sürekli olarak olay örgüsünü dile getirse de X-Files’ın yaratık
komplo “mitolojisi”nin gelişen öykülemesine oldukça benzeyen başka hiçbir şey
şimdiye kadar asla olmadı. Beş ile yedi bölüm arasındaki her sezon doğrudan,
küçük parçalar şeklinde katkıda bulunan bazı başka bölümlerle sürgit bir öyküleme
üzerine odaklanır. Dizi geliştikçe ve öykü sıklaştıkça komplolar daha karmaşık
hale geliyor ve izleyici, yaratıkların varolup olmadığı ve hükümet komplosunun
fenomenle ne şekilde ilgisi olduğuna ilişkin muazzam miktarda karmaşık öyküleme
malzemesiyle uğraşmaya zorlanıyor. İleride tartışacağım bu karmaşıklık, gerçeğin,
kanıtın ve hatta insanoğlunun ve bireysel kimliğin modern kavramlarının doğruluğunu
sorguluyor.
Bu, özellikle, X-Files’ın popüler televizyona olan yaygın bakışın genelgeçer
tutum, inanç ve biçimleri yıkmak için bir popüler paranoya türünü yerleştirdiği
“mitoloji” bölümlerinde söz konusudur. Genellikle, televizyon, izleyicisine,
oluşturulmuş kurum, otorite ve icraatlara olumlu bir biçimde, mevcut kanun
ve düzene de olumsuz bir şekilde bakmayı öğretmiştir. Bu yüzden, televizyon
varolan kurum ve otoritelere olan bir güven ve bunu tehdit eden hakim düzenin
dışındaki bu güçlere duyulan korku tutumunu telkin eder. X-Files hükümet kurumlarını
temsil eden kurulu otoriteye ve akla gelebilecek en kötü suç ve kötülükte bile
parmağı olan aşırı derecede kusurlu olarak mevcut düzene olan güvensizliği
telkin ederek bu bakış açısını tersine çevirir. X-Files hükümetin kötü olduğu
ve CIA, FBI, ordu ve diğer hükümet kurumlarının kötücül eylemlerle uğraşan
ve geleneksel insancıl ahlak değerlerine ve insan yaşamının kendisine yönelik
bir tehdit teşkil eden bireylerle dolu olduğu popüler paranoyayla beslenir
ve bunun üzerine yoğunlaşır.
Dizi, dışavurumcu aydınlatma ve kamera açıları, Mark Snow’un içedönük ve sık
sık rahatsız edici müzik ile ses efektlerini ve korkutucu şeyler ima eden dolaylı
öykülemeler kullanır ve izleyicinin gerçekten ne gördüğünü ve neler olduğunu
anlamasına izin vermeksizin görülmeyeni devreder. Böylesi araçlar bir korku
ve paranoya atmosferi yaratarak izleyiciyi şaşırtır ve kaygılandırır. Üstelik,
sık sık otopsi veya tıbbi incelemeler gerçekleştiren Scully’yle ve kendilerini
hastanelerde yaşamı tehdit eden durumlarda gösterilen her iki karakterle de
tıbbi teknoloji ve yöntemlerin sürekli kullanımı; hastalık, doktor ve tıbbi
hapsolma korkusundan yararlanır. X-Files, aynı zamanda, vatandaşlarını kontrol
etmek veya asker üstü silahlar geliştirmek için deneylerin betimlenmesiyle
ABD hükümeti komploları üzerindeki endişeleri sömürür (ör. “Sleepless”). “Wet
Wired”da, televizyon sinyalleri vasıtasıyla bireyleri kontrol etme amaçlı bir
hükümet deneyinin psikopatik davranış ürettiği görülür (Cronenberg’in “Videorome”unun
bir pastişi).
Postmodern Yüce, Parodi ve Muğlaklık veya “Gerçek Dışarıda Bir Yerde
mi”?:
Karanlık hükümet kişileri, gizli ajanları ve hatta ajan patronlarını
ve Mulder’ın babasını iğrenç suçlara ortak olarak sunarak, X-Files,
izleyicisini mevcut hükümete ve ona bakış şekline karşı şüpheli hale
getirir. Popüler paranoya, bu nedenle, hakim toplumsal kurumları
kontrol eden ve iğrenç eylemler gerçekleştiren kötücül güçler hakkındaki
endişeleri uyandırarak bir temsil edilemezliğin temsil edilme ve
bugünün korkularının gösterilme biçimlerini sağlar. X-Files’ın estetiği
ve ethos’u, bu yüzden, temsil edilemezliği temsil etmek ve bugünün
(1994 ve 1998) bir karmaşıklığı ve korkuları duygusunu belirtmek
için alegoriyi, mübalağayı ve ötekiliği yerleştiren Lyotard’ın postmodern
bir yüce kavramını somutlaştırır. Geleneksel olarak, Burke’te, Kant’ta
ve başkalarında yücenin kategorisi; doğanın tanrısallığı ve yüceliği
gibi tüm temsilleri aşan naturalistik temsile karşı konulmasını adlandırır.
Lyotard, çağdaş bir estetik için anahtar teşkil ettiğini iddia ederek,
postmodern bir esnekliğe sahip yüce kavramını sağlar. Eski sınırların
ve kategorilerin bulanıklaşması veya yıkımıyla giderek karmaşıklaşan
çağdaş dünyada yücenin göreneksel olmayanı ve temsil edilemez olanı
temsil etmek, yeniyi belirtmek ve bugünün yeniliklerini ve farklılıklarını
ele geçirmek için çabaladığını iddia eder. Bu kavramı geliştirerek,
Jameson (1991), doğanın heybeti, ihtişamı ve hususunu temsil etme
girişimlerine işaret eden yücenin önceki estetik kavramının yerine,
“teknolojik bir yüce”den bahseder. Bugün, yine de, doğal çevreler,
doğanın temsil etmesi dehşetli ve zor niteliklerini yüklenen teknolojik
çevrelerle yer değiştirmektedir.
Postmodern yücenin, alegorinin ve paranoyanın böylesi bir kullanımı izleyicinin
hakim değerler ve kurumları sorgulamasına yardımcı olup, eleştirel bilinçliliği
geliştirebilir. Bilimin, teknolojinin, hükümetin ve göreneksel tavırların görünüşüne
olan güvensizlik, bir bireyi, yalanlar ve yansımalar altına sızmaya, karmaşık
olanı ve açıklanamayanı kavramaya çalışmaya ve gerçeği aramaya zorlar. Bu nedenle,
gerçeğin aranması ve düşünülmesi modern bir idealken, X-Files, modern yöntemlerin
(bilim, akılcılık, belgesel kanıt) iş için yeterli olmayabileceğini, birinin
daha derine kazması gerektiğini ve yeni temsil ve araştırma türlerinin gerekli
olduğunu iddia eder.
Son derece karmaşık bir siyasi alegori hükümet ve yaratık komplolarını betimleyen
dizinin mitolojik bölümlerinde temsil biçimi olarak istihdam edilir. İlk bölüm,
X-Files “mitolojisini” niteleyecek olan öğeleri tanıtır. Ajanlar; uzaylıların
kaçırmasının, kayıp zaman konuşmalarının, burun kanamalarının ve gizemli hastalıkların
niteliklerini gösteren birkaç karakterle görüşürler. Tuhaf bir mutant olarak
ortaya çıkan bir ceset bulurlar; ancak ceset ortadan kaybolur. Gizemli bir
yangında sırayla yok olan yaratık doku örneklerini ve metal bir burun sıvısını
iyileştirirler. Hatta Scully ve Mulder kırsal bir bölgede ilerlerken göz kamaştıran
bir şimşek görür ve davalarını araştırırken “kayıp zaman”a maruz kalırlar.
Bölümün sonu, ABD hükümeti komplosunun ve gizinin olasılıklarını örten geniş
bir
Savunma Departmanı deposundaki ölü gençlerden birinden alınan uzaklaştırılan
küçük bir sıvıyı, geriye kalan yegane kanıt parçasını depolayan kötü “Sigara
İçen Adam”ı gösterir. Hükümet – yaratık komplolarına ilişkin başarılı bölümler;
yaratık varlığıyla ilgili hükümet gizlerinden bahseden, yaratık DNA’sıyla insanlar
üzerinde deneyler uygulayan, insanüstü güçlerle insan/yaratık mutant klonlarının
yeni türlerini ve komploları kontrol etmek için çeşitli gruplar ile hükümet
ajanları arasındaki mücadeleleri yaratmaya çabalayan inanılmaz derecede karmaşık
bir öyküyü açıklığa kavuşturur.
Genellikle dizi, betimlenen fantastik olguları gizlemek amacıyla yaratıklara,
uzaylıların kaçırmalarına ve komplolara olan inancı körükler.
Yine de, Darin Morgan tarafından yazılan “Jose Chung’s From Outer Space” isimli
fark edilir biçimde postmodern bir bölümde (3x20) tüm mitoloji yıkılır ve gerçeğin
ve temsilin son derece postmodern bir işleyişi sunulur. “Jose Chung” bölümü,
gökyüzünün çokuzun bir çekimine eşlik eden meşhum bir müziğin olduğu postmodern
bir sözcük oyunu ve kurnazlıkla başlar. Müzik mekanik bir vurguyla duyulurken
kamera iri bir uzay gemisi gibi görünen şeye zoom yapar. Ne var ki, aniden,
bir sıçramalı kesme, elektrik hatlarındaki metal bir sepette çalışan adamları
gören izleyiciyi sarsar ve bir elektrik arızasını tartışan işçileri duyarız.
İmgeler, sonunda yaratıkla karşılaşan bir elektrik hattı tamircisini niteleyen
“Close Encounters of The Thşrd Kind – Üçüncü Türle Yakınlaşmalar”ı anımsatır.
Ancak açılış sekansı, gözlerinize güvenmemeniz, bunun basit bir aldatmaca olacağı
ve dizinin kendisinin olası bir hilekarlıkla uğraştığı konusunda uyarır. Mesaj;
nesnelerin göründüğü gibi olmadığı, görsel olarak yanılınabileceği ve dizinin
kendisinin de izleyicisini görsel hilelerle yönlendirdiğidir. Bu motif uzatılır
ve kamera UFO yalanlayıcısı ve eleştirmeni olduğu belirtilen Philip Klass figürünü
anımsatarak “Klass County, Washington” yazan bir tabelaya pan yapar.
Postmodern ironi, taklit ve pastiş türündeki bu öyküleme kurulduktan sonra
sahne; beyaz bir ışık sahneyi doldururken ve huşu içinde devam eden müzik sahneyi
dramayla kaplarken, ki bu doğrudan “Close Encounters”daki uzay gemisi sahnesinden
bir alıntılama, arabalarını kenara çekerek klişe bir dille tartışan, ilk buluşmalarındaki
iki gencin olduğu bir arabaya geçer. Gri yaratıklara benzer şeyler görülür;
ancak çift, ışıklardan ve kırmızı gözlü bir yaratıktan korkar. Fakat korkularını
ve belirsizliği dile getirirlerken, kamera, genç çifti öldüren yaratıklar olarak
giyinmiş genç erkeklere pan yapar.
Bir bakıma, bu bölüm postmodern ironi şeklinde genç uzaylıların kaçırmalarını
gösteren ilk bölümü tekrarlar ve onun parodisini yapar; ancak ilk bölüm son
derece ciddi melodramatik BK biçimi, göreneksel kurgulama ve kurucu bir öyküleme
çizmişken, “Jose Chung” tüm standart televizyon öyküleme göreneklerini eşeler,
son derece ironik ve yergicidir ve hatta programın göreneklerini ve izleklerini
eğlenceli hale getirir. Bu bölüm, ne Latin ne de Asyalı olan ve gençlerin kaçırılması
bölümünden uyarlanan “kurgusal olmayan bir bilimkurgu” romanını araştıran “Jose
Chung” adlı bir yazarı anlatır. Programın geri kalanı dramatik olarak tümü
de farklı olan çeşitli bakış açılarından anlatılan kaçırma olayına flashback
yapar. Kurosawa’nın “Roshomon”unu taklit ederek tek bir doğrunun olmadığı,
tersine her bireyin kendi yorumuna sahip olduğu postmodern bir bakış açısından
bahseder. Bu nedenle, bu bölümde, gerçek “dışarıda bir yerde olabilir” iken
buna ulaşmak zor, çok katmanlı ve yorum farklılıklarına açıktır.
Dizi, bu yüzden, emin ve kesin sonuçları garanti eden uygun yöntemlere ulaşabilir
olarak modern gerçek kavramını sorgular. Zıt bir şekilde postmodern kayıttaki
gerçek; çok katmanlıdır, inşa edilir ve bakış açısaldır; fakat kesin bir algıya,
kesin bir alana veya bir kesinliğe açık değildir. Bölüm, böylece, belki de
“gerçeğin orada bir yerde olduğu”nu fakat dramatik bir biçimde çok katmanlı
çatışmacı yorumların ve bakış açıların altına gizlendiğini iddia ederek, gerçeğe
ulaşmak için dizinin modernist araştırmasının altını inceler. “Jose Chung”
bölümü uzaylı kaçırması gibi görünen şeyleri ve kahramanların bunu yorumlamalarını
sunar; ancak görsel işaretler vasıtasıyla sorgulama yaparak, her hikayenin
sözlü açıklamasını ihtilafa düşürerek ve böylece bu öykülemenin neye yaradığını
gerçekten bilmediğimizi iddia ederek, neler olabileceğine ilişkin çok katmanlı
yorumlar da sunar. Gerçekten, Mulder’ın kendisi, sürekli delil, görsel tecrübe
ve belgeleme için fanatik araştırmasında bilime ayrıcalık tanır. “Jose Chung”
bölümü, yine de, görüş ve tecrübenin kendilerinin güvenilmez olabileceğini,
tüm kanıtların çoklu okumalara açık bir yapı olduklarını ve hatta belgelemenin
gerçek için kesin bilgi veya temel teşkil etmediğini iddia eder.
Bu bölümde Mulder büyük bir heyecanla, dünya dışı bir nesne gibi duran bir
şeyin fotoğrafını çeker; ancak nihai analiz bunun görsel kanıtların güvenilir
olmadığını tekrar gösteren bir aldatmaca olduğunu belirtir. Bundan dolayı,
anahtar gerilim; gerçek ile yalan arasındaki ve doğaüstü türün bilinmezci fantezisiyle
çatışma içerisindeki suç dramasının akılcılığı ve akıldışıcılığı arasındaki
dizi boyunca ilerler. Gerçekten de daha önce hiçbir şebeke televizyon dizisi,
X-Files gibi postmodern dönüşümle işleyen sınırların epistemolojik bir bulanıklığıyla
gerçekçilik ile gerçeküstücülük, doğalcılık ve doğaüstücülük ve açıklanabilir
olan ile açıklanabilir olmayan arasında böylesi bir türsel gerilim yaratagelmedi.
Doğrusu, tuhaflık fenomeninin akılcı ve doğalcı açıklamaya mı yoksa doğaüstücü
açıklamaya mı açık olduğuna karar verilemez. Bazı bölümler birisinin lehinde,
diğerinin karşısındayken bazıları da bu konuda kararsızdır ve bir TV dizisi
sürekli kullanılan böylesi bir belirsizlik ve karamsarlığa nadiren sahip olur.
X-Files’ı modern kültürün ve akılcılığın sınırlarının ve farklılıklarını postmodern
bir çözümlenmesi ve sorgulanması haline getiren, tam olarak, bu epistemolojik
sınır bulanıklığı, plotun ve epistemolojinin bu öyküleme belirsizliği ve standart
açıklama türlerinin bu sorgulanmasıdır. Dizinin açılış sekansında uçan daire
gibi görünen bulanık ve belirsiz bir cisimle açılan imgesi bu belirsizliği
anlatır. Bu imge, bir dereceye kadar, dizinin “uçan daire” ve yaratık izleğini
belirtir. Ancak bir göz yanılsaması, bir askeri deney aracı veya kimsenin bilemeyeceği
bir şey olacak kadar bulanık ve belirsizdir bu. Açılış sekansındaki diğer imgeler,
yaratıklarca yazılmış ve onların teknolojisi veya insan karışımı olabilecek
tuhaf hiyeroglif ve cisimleri gösterir. Dönüşüme uğramış görünen tuhaf kişiler;
yaratıklar veya halüsinasyon ve fanteziler olabilir. Bir göz yuvarı dramatik
bir şekilde görünen bulutlu, parlak mavi göğe bakar ve orada ne olduğunu görebilir
veya göremeyebilir.
Bu nedenle, X-Files’ın, doğaüstü olanı veya eleştirel bir bilimsel doğalcılığı
savunup, varolan toplumun en derin değer ve ideolojilerini mi desteklediği
yoksa bunları sorguya mı çektiğine karar verilemez. Bazı bölümlerde, izleyicilere
sık sık yaratıklar, doğaüstü canlı ve olaylar, bilinmezliğin geleneksel ve
tuhaf biçimleri gösterilirken, bilinmezlik ve doğaüstü açıklama tam olarak
imtiyazlıdır. Başka bölümlerde, ne var ki, doğaüstü veya bilinmez görünen ya
insan ajan ve bireylerin makineleşmesi ya da sadece doğaüstü olarak görünen
doğal bir fenomen olarak sunulur. Bazı bölümlerde ve belki de diziyi bir bütün
olarak ele aldığımızda, ana hat bulanıktır ve tartışma konusu olan fenomenin
doğal mı doğaüstü mü, hükümet komplosunun mu yoksa yaşamın ve varoluşun mevcut
kategorilerini çürüten bir yaratık varlığının mı sonucu olduğu açık değildir.
Gerçekten, dizinin internet tartışma gruplarında tartışma konusu olan bu zıt
okumalar bazı bireylerin daima doğalcı bir okumayı savunurken veya dizinin
gerçekçi öyküleme göreneklerine uymamasını eleştirirken bazılarının da dizinin
bilinmezlik ve doğaüstü öğelerinden hazzettikleri şeklinde görülebilir. “The
Netpickers Guide To The X-Files” isimli bir web sitesi gerçekçi öyküleme ve
bilimsel akılcılık kaynaklı tüm yolları listeler ve bazı hayranlar gizemli
olaylar için akılcı açıklamalar üretmeye çalışır. Birkaç UFO ve bilinmezlikten
bahseden siteler bilimsel akılcılığın cüretkar çöküşü nedeniyle diziyi kutlarlar
ve bazı hayranlara açıkça dizinin doğaüstücülüğü gösterilir. Internet tartışmaları,
sonu gelmez bir şekilde, belirli bölümlerin ve tüm dizinin anlamı hakkındadır.
Farklı izleyicilere hitap edebilmesi ve böylesi ateşli tartışmalar yaratması
dizinin popülaritesini izah etmeye yardımcı olur.
<<
Geri İleri >>