GİRİŞ
Sosyal gerçekliğin tanımlayıcısı olarak görünen kitle iletişim araçlarının
kamu oyu üzerindeki etkisi, son 30 yılda televizyonun gösterdiği
gelişme ile büyük boyutlara ulaşmıştır. Günümüzde hemen her evde
en az bir televizyonun bulunmaktadır ve ortalama günün 5-6 saati
açık kaldığı bilinmektedir (Giddens, 2000).
Televizyonun insanın özel alanı olan ev dışı ortamlarda da sık sık
karşısına çıkıyor oluşu , günlük hayatın rutini içerisinde gözden
kaçsa da ,üzerinde durulması gereken bir başka noktadır. Bu maruz
kalmadan kaçışın olmadığını söylemek, çok ta yanlış olmaz.
Temelde bilgi aktarımı amacına hizmet ediyor görünen kitle iletişim
araçlarının, suç ve suçun yansıtılış biçimi ile ilişkisi de önem
arz etmektedir. Kimi araştırmacılara göre, televizyonda kullanılan
şiddet, Cook, Kendzierski ve Thomas'ın belirttiği gibi; 'şiddet içeren
suçların artışına neden olurken',(1983) kimilerine göre söz konusu
etki yoktur, varsa bile oldukça önemsizdir.(Freedman,1984) Bu konuda
kesin bir yargıya varılmamakla beraber, izleyicinin TV'de yayınlanan
şiddeti algılamadığı yönündeki araştırma bulguları da mevcuttur.
Özellikle mizah ile süslenmiş şiddet daha az tehdit edici algılanmaktadır.(Morrison
1999; aktaran McCullagh,2002)
Televizyonda suçun yansıtılış biçimi üzerinde durulduğunda programlar
arasındaki temel farklılığında bilincinde olunması gerekir. Televizyonda
yayınlanan programlar, temelde iki kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan
ilki haberleri de içeren gerçek olayları konu alan programlar, diğer
tür ise, kurgusal yayınlardır. Haberlerin tepki şekillendirme konusunda
daha baskın olduğu ve bu amaçla seçici haberciliği kullandıkları
yönünde görüşler mevcuttur. Ancak Morley' e göre insanlar genelde
kurgusal programları seyretmeyi tercih ederler ve kurgusal materyalin
bizleri etkileme konusunda daha fazla gücü vardır. (1999)
Bu çalışmada kurgusal bir yapım olan X-Files dizisi ve suça yansıtışı
incelenecek, sosyolojik ve psikolojik açıdan yorumlanacaktır. Ayrıca
dizinin sürekli izleyicilerinin suça yönelik görüşleri de, araştırma
kapsamında yorumlanacaktır. Öncelikle dizinin genel tanıtımı ve sosyolojik
yönleri üzerinde durulması düşünülmüştür.
X-FILES:GERÇEK ORADA BİR YERDE
FOX Televizyon kanalında, Eylül 1993'te gösterilmeye başlayan ve
9 yıl boyunca yayınlanmaya devam eden X Files, "X Kuşağı"(1)
olarak nitelendirilen izleyiciyi kısa sürede etkisi altına almayı
başarmıştır.
X-Files popüler kültürün pasif bir ürünü olmakla kalmamış, popüler
kültürün diğer kurumları tarafından da benimsenmiştir. Buna en uygun
örnek, pek çok popüler şarkının içinde X Files ve X files ile ilintili
konuların geçmesi olabilir. 20'ye yakın şarkıcı ve grup eserlerinde
X-Files'a gönderme yapmıştır. 1998 yılında Catatonia Grubu tarafından
çıkartılan Mulder and Scully şarkısı bu örneklerden biridir.
X Files'a referans veren popüler kültür ürünleri, müzikle sınırlı
kalmamıştır. Bir dizi film ve pek çok TV programı, X Files'a göndermeler
yapmıştır.
X Files pek çok başka TV programına da ilham vermiştir. İlk başta
dizinin yapımcısı Chris Carter' ın yarattığı Millennium ve Harsh
Realm isimli yapımlar, Uzun ömürlü olmayan paranoya- bilim kurgu
karması Dark Skies isimli TV dizisi, X Files'ın açtığı yolda ilerlemiştir
diyebiliriz. Yine CSI adlı suç draması da, paranormali konu alıyor
olmasa da, X Files'ın ortaya koyduğu janra oldukça yaklaşmaktadır.
Dizinin anlatım tarzı başka pek çok yapımı da etkilemiş, bir öncül
haline gelmiştir.
X-Files kültürel küreselleşmeden de nasibini almıştır. 70 küsür ülkede(2)
gösterilen dizinin İnternette bir araya gelen uluslar arası hayran
kitlesi, X-Phileler olarak adlandırılır. Küreselleşmenin post-modern
bir hareket olduğuna dair söylemde X-Files örneğinde kanıt bulabilir.
Zira X-Files'ta modernizm ve post-modernizmin bir karışımını içermektedir.
X Files'ın sosyolojisi hakkında konuşurken onun post-modernizme yaptığı
vurgulardan da söz etmek gerekir. Bu konu üzerinde Meehan' nın tartışması
büyük önem taşımaktadır.(1998) Ona göre Mulder ve Scully'nin araştırmasının,
gerçeği arayışlarının, temelinde modernist bir yaklaşım yatmaktadır.
İki karakterde tek ve emsalsiz bir gerçeğin varolduğunu varsayarlar.
Onun "bulunabileceğini, ölçülebileceğini ve gerçek olduğunun
yanlışsız biçimde ortaya konulabileceğini" savunurlar.
Ancak dizinin bir çok bölümünde; farklı karakterlerin farklı şekilde
sundukları,tutarsız gerçekler ortaya çıkar. Bu sayede post-modern
soru açığa çıkıyor. "Söz konusu birçok anlamın mevkileri nelerdir?" Vurgudaki
bu değişim, objektiflik ve sübjektiflik arasında yatan gerilim, X-Files'
ı da post modern yapmaktadır aynı zamanda. Ama sırf bu yüzden sadece
post-modern olmakla kalmaz. Dizide konuşlanmış her iki unsurun yönlendirmesi,
aynı zamanda hem modern hem de post-modern bir karışım oluşturur.
Bu oluşuma para-post modern de denilebilir.
Sadece gerçeğin varolup olmadığı değil, güvensizliğin yoğunlaşması
da, X Files'ın post- modernizme yakınlaşmasını içermektedir. Bu güvensizlikten
temellenen komplo teorileri, X Files ve suç başlığı altında ayriyeten
incelenecektir.
X Files doksanlı yıllara damgasını vurmuştur. Bunun küreselleşmeyle
ortak etkisinin sonuçlarını, 90'ların ortalarında ülkemizde de gözlemiştik.
Özel TV kanallarında birbiri ardına yayınlanmaya başlanan gizemli
/realty showları bu etkiye örnek olabilir. Ayrıca 1998 yılında birkaç
bölümü gösterilip yayından kalkan Sır Dosyası isimli kurgusal dizi,
içerik ve şekil açısından adeta X Files'ın bir adaptasyonu olarak
alınabilir.
X-Files'ın ait olduğu türleri tanımlamak istersek;onun bilim kurgudan,
polisiyeye, korku ve gerilime neredeyse tüm türlerin karışımına giden
melez bir türe ait olduğunu söyleyebiliriz. Ancak paranoya da belirleyici
bir temel oluşturmaktadır. Ayrıca X-Files'ın 60'lardaki öncülleri
(Alacakaranlık Kuşağı-Twilight Zone) gibi kendini ciddiye alıyor
oluşu, Baudrillard' ın belirttiği üst gerçeklik kavramına da göndermeler
yapıp duruma bambaşka bir boyut katmaktadır.(Baudrillard; aktaran
Giddens, 2000)
Psikolog/profilci Mulder ve doktor/adli patolog Scully'den oluşan
ikiliyi içeren program, "X Dosyası" adıyla anılan davaları
incelemekle uğraşmaktadır. Söz konusu davalar, dünya dışı varlıkların
ziyareti, paranormal fenomen ve/veya büyük boyutta komploları içermektedir.
Mulder kültürel açıdan kadına yüklenmiş cinsiyet kalıp yargılarından
sezgilerine inananı oynarken, Scully, erkeklere atfedilen kalıp yargısal
cinsiyet rolüne uygun olarak rasyonel şüpheci bir karakteri hayata
geçirir.
Ayrıca dizi; Fox Mulder'ın seri katiller üzerine profil çıkarmaktaki
uzmanlığına da vurgu yapar. Bu sayede büroda yükselme "güç sahibi
olma" şansı bulunmasına rağmen, X-Dosyaları ile ilgilenmeyi
tercih ettiğinin üzerinde durulur.Bu da ona kurum içerisinde "Tuhaf" lakabını
(etiketini) kazandırmıştır.
Daha sonra Mulder'ın X-Dosyalarına olan ilgisinin olası nedenini
öğreniriz.Mulder henüz küçük bir çocukken kız kardeşi hiçbir iz bırakmadan
kaçırılmış, başka bir deyişle X-Dosyası olmuştur.
Dizinin diğer kutbunu oluşturan Dana Scully ise bilime inancı tam
olan bir doktordur.Onun da oldukça zeki olduğu yönündeki vurgulamalara
da dizide sık sık rastlarız. Parks'ın da (1996) belirttiği gibi;
Scully karakteri, kurgusal TV'da, kadının yansıtılış biçiminde devrimsel
bir değişikliğe yol açmıştır. Genel olarak, inanan güçsüz ve marjinal
bir insandır ve çoğunlukla kadındır.Ancak şüpheci neredeyse hep erkektir.
(Hess,1993) Cinsiyete dair kalıp yargısal rolleri ters çeviren Chris
Carter, geleneksel cinsiyet streotiplerini değiştirmek istediği için
Mulder'ı inanan, Scully'i şüpheci yaptığını açıkça belirtmiştir.
Scully; Mulder'ın teorileri ve işini yıkmak için atandıysa da kendisini
bu davalara atanmış bulunmaktadır.Bu da onun FBI içerisinde yetenekleri
sayesinde yükselip "güç" sahibi olma şansını geri teptiğinin
bir işaretidir. Scully X-Dosyalarında kalmayı tercih etmiştir çünkü;
sonuçta Mulder'ın fikirlerinin anlatıldığı (etiketlendiği) kadar
uçarı olmadığını kanısına varmıştır.
İlk bölümde, genç FBI ajanı/tıp doktoru, adli patolog Dana Scully
ile, "ajanlık yapmak için yanına gönderildiğine inanan"(bir
etiketleme de burada karşımıza çıkıyor. )Fox Mulder'ın tanışmasını
da içermektedir. Özellikle ajanların bürokratik engellerle karşılaştıkları
bölümlerinde Mulder'ın söz konusu etiketi, onu bir alay konusu yapmakla
kalmaz, aynı zamanda dışlar da. Ancak bu onu suçlu yapmamış, suçla
mücadelesine hız kazandırmasına bile neden olmuş olabilir.
Mulder, şeylerin, (gerçeğin)orada bir yerde olduğunu,geleneksel bilimin
bunu (henüz) çözemeyeceğini,gerçeğin pek çok boyutunu halktan saklayan
komploların varolduğunu savunur. Mulder içgüdüyü temsil ederken Scully
bilimsel olanı sergiler.
Scully karakteri sayesinde izleyici kendi kafasında oluşan sorulara
cevap bulmaktadır. Daha farklı ifade edecek olursak, dizideki inanılması
imkansız durumlara onun bakış açısıyla yaklaşır. İzleyicinin olaylara
olası tepkisi, Scully'nin kiyle benzeşir. Scully, etken izleyicinin
bir yansımasıdır. Bu da bir çeşit üst gerçeklik oluşturulmasına katkıda
bulunur.
Bu bağlamda dizinin izleyiciler tarafından diğer kurgusal yapımlardan
daha farklı algılandığını da söyleyebiliriz. Bunda dizi yapımcılarının
kullandığı bazı hilelerin rolü vardır. Örneğin dizinin ilk bölümünün
başlangıcında, "İzleyeceğiniz program gerçek olaylardan esinlenerek
yapılmıştır." ibaresi bulunmaktadır. Daha önce de belirtildiği
gibi, kurgusal yayınların izleyiciyi etkileme yönünde daha fazla
gücü vardır. Bunun nedeni izleyicinin, kurgusal materyali daha rahatlamış
bir ruh haliyle izliyor olmasıdır. Bu durum paradoksal gibi görünse
de, seyircilerin program "gerçek" olmadığı için etkilenmeyecekleri
yönündeki ön kabulleri dolayısıyla, gelebilecek etkilere hazırlıksız
yakalanmalarına neden olabilir. X-Files'ta gerçekliğin sınırlarıyla
bu derece oynanıyor olması, belirsizliği hem seyirci hemde konuyu
araştıranlar için arttırdığından, seyirci üzerindeki etkisinin ne
yönde değiştiğini söyleyebilmek oldukça güçtür. X-Files'ın gerçeklik
üzerinde yaptığı değişimlemeler, post-modernizmle ilişkisi açısından
incelenecektir.Ama bundan önce dizinin daha geniş bir tanımlanmasının
yapılması uygun görülmüştür.
İlk bölümlerden itibaren dizide iki çeşit bölümün yayınlandığını
görüyoruz. Biri her hafta bir gizemi çözmeye adanmış (genellikle
bir cinayet davası) geleneksel dedektiflik yöntemleriyle süslenmiş,
Mulder'ın mitolojik bilgi, dini inanış veya benzer bir geçmişi taşıyan
önceki bir açıklanamayan davaya göndermesi bulunur.
Diğer bölümlerde ise, devam eden bir komplonun parçaları, gerçeği
açıklamak için kurulur, gerçi gerçeğin doğası oldukça gölgelidir
ve ilk bakışta dünya dışı varlıklarla ilişkisi olduğu düşünülmektedir
Bu bölümlere "mitoloji" (Mythology- MYTHARC) denir.
"
Canavarlar"ı incelemek oldukça basittir, bazıları eski mitolojinin
modernize edilmiş versiyonlarıyken, (kurt adam, ya da vampir efsaneleri
gibi )diğerleri evrim teorisinin ağırlığını koyduğu gariplikler ve
anomalileri içerir. Örneğin, insani uzuvlar geliştiren bağırsak kurdu,
ya da kendisini yeniden üretebilen adam gibi. Genellikle açlık ve
benzeri bir güdü tarafından suç işlemeye itilirler.
Kötülüğün psikolojisi de incelenenler arasındadır. Günahkar olduğu
fikriyle mücadele edemeyen bir katoliğin, bazı zamanlarda tamamen
farklı bir insan haline gelip cinayet işlemesini ele alan bir bölüm(3)
de mevcuttur. Dinde X Files'ta açık ve ön yargısız biçimde tartışılmıştır.
Hükümetin bazı kısımlarının uzaylılarla ilişkili olduğu yönündeki
görüşler yansıtılmaktadır. Ancak bu gerçeğin halktan gizlenmesi söz
konusudur.
Bu genel öykü(mitoloji) , kaçırmalar, deneyler ( habersiz insan annelere
uzaylı embriyoları yerleştirme) ve genelde Mulder ve Scully'i gecenin
bir vaktinde insanların tıbbi kayıtlarına bakmalarını gerektiren
olay örgülerini içerir. Öykü, uzaylıların gezegeni kolonize etmek
istedikleri ve insan ırkına "kara kanser" olarak adlandırılan
uzaylı virüsünü yaymayı düşündükleri yolunda ilerlemektedir. İnsan
ırkı arasında yalnızca işbirliği yapanların (Sigara içen adamında
yer aldığı Konsorsiyum) hayatta kalacaktır.
Sezonlar ilerledikçe, dizinin mitolojisini içeren olay örgüsü de
oldukça karışır. Hükümetin parmağının olduğu süper asker yaratma
projesinin içinde yer alan denekler her bölümde ölüp, sonra tekrar
geri dönmektedir. Sigara içen adamın Mulder'ın gerçek genetik babası
olduğu ortaya çıkmıştır ve New Mexico'daki kıyamet gününün bekleyişi
içinde bir finalle sonlanmıştır.
X-Files, modern kültürel inanç ve beklentileri deki değişimi sunması
açısından önem arz ediyor. Hem dünya dışı varlıklara hem de komplo
teorilerine yönelik inanış (Roswell olayı ve Irak Savaşı) 90lardan
beri Batı kültüründe söz sahibi olmaktadır, belli kesime hitap eden "New
Age" fikirler de cabası. Programın bir katalizör mü yoksa basit
bir yansıma mı olduğu tartışılabilir.
Dizide paranormale olan vurguyu anlayabilmek oldukça kolaydır. Zaten
dizinin açılış sekansında "Paranormal Aktivite" mesajı
verilir. Üstelik Scully'nin bilimselliği, Mulder'ın "Fantastik
olanı neden bir olasılık olarak almayalım?" görüşüne hemen her
bölüm yenilmektedir.
Dizinin yayınlanmaya başladığı dönemde meydana gelen bazı olaylar,
dizinin ideolojik mesajlarıyla örtüşüp, gerçek- üst gerçek etkileşimini
arttırıyor. FBI' ın içinde gerçekleşen komploları çözmeye çalışan
ajanlarla kendilerini özleştiren izleyiciler, her gün haberlerde
izledikleri komplo yönelimli iddialara daha fazla ağırlık vermeye
başladılar.
Hükümetin, suçla bire bir ilişkisi olduğuna dair paranoya geçmişten
beri vardı. Gücü elinde bulundurana yönelik güvensizlik olarakta
adlandırabiliriz bunu. Elitlerden korkma, cinsel taciz suçlamaları,
ve tüm tarihi olayların güdüleyici gücünün tek bir kötü entrika olduğuna
dair inanış, komplo teorilerini oluşturan zihniyetin temelini oluşturur
Richard Hofstadter' a göre (aktaran; Knight, 2001). Pek çok suçun
ardında görünmez bir hükümetin yattığı yönündeki politik paranoya
üzerine gidilmektedir.
.
Bağımsız bölümlerde ise; (Haftanın Canavarı :Monster of the Week
/Stand Alone olarakta adlandırılır) ajanlar, doğa üstü fenomenle
ilişkili suçları aydınlatmaya uğraşırlar. Bu bölümlerde olay örgüsü,
fiziksel ya da grup anormallikleri, olağandışı bozukluklar inanılmaz
güçlere sahip insanlar, dünyasal gariplikler üzerinde yoğunlaşır.
Söz konusu bağımsız bölümlerde şehir efsanelerinden de yararlanılmaktadır.
Burada X Files'ın sosyolojik açıdan toplumsal tarihten de etkilenmiş
olabileceğini görürüz. Belki de dizinin bu kadar ilgi çekmesinde
bir etkende kolektif bilinçdışına yaptığı atıflar olabilir.
Kolektif bilinçdışı; Jung'un (2001) üzerinde durduğu bir kavramdır.
Ona göre kolektif bilinçdışı İnsan oğlunun başlangıcına kadar uzanan
ve tüm insanlarla paylaşılan yaşantıların deposudur. Doğrudan asla
bilinçliliğe uzanmaz. Kalıtımı dışlayan bir varoluşa sahiptir. Arkeolojik
araştırmalar, zamandan, kültürden tarihten bağımsız benzerliklerin
var olduğunu ortaya koymaktadır. Bu masallara efsanelere, folklore
yansır. En izole toplumlarda bile kolektif bilinçdışının ürünleri
bulunur.
Devamı>>