Hiç aniden önünüzde bir şekil veya insan
kalıplı bir şey gördüğünüz oldu mu? Veya diğer odadan
size seslenildiğini ve gittiğinizde kimsenin
olmadığını gördüğünüz? Kafanız ayık olduğu halde
yattığınız yerin neredeyse 7 şiddetinde sallandığını
hissettiğiniz ve tam "bina devriliyor"dediğiniz anda
sallanmanın bitmesiyle ne olduğunu anlayamadığınız ve
bu sarsıntıyı sizden başka kimsenin hissetmemiş
olması? Bunlar ve buna benzer örnekler genellikle,bu
olayları anlatan insanın depresyonda olduğunu ve
şizofreni belirtileri gösterdiğini kanıtlar degil mi?
Yani,bunları yaşayan kişi olayları bir psikiyatriste
anlatsa teşhis bu yöndedir. Ya da kişi tanıdığı bir
insana anlatsa,"Strestendir,geçer",hatta "Kendine
dikkat et,delirmeye başlıyorsun" tarzında öğüt verici
sözler duyar. Peki,neden bir rüya gördüğümüzde ve
rüyanın aynısı yaşandığında veya televizyonda çıkacak
klibi önceden bilmediğimiz halde tahmin ettiğimizde
veya hiç tanışmadığınız ünlü bir insan aklınıza
geldiğinde,onun hakkında aklınıza gelen düşünce
gazetede yayınlandığında ve bunu birine söylediğinizde
tepki neden aynı olmuyor? Düşünün,kafanızın içinde
konuşmalar duyduğunuzda siz bile kendinize deli
gözüyle bakmaya başlarsınız ama olacak veya olmuş bir
olayı önceden gördüğünüzde ve olay gerçekleştiğinde
delirdiğinizi düşünmek bir yana,neredeyse mistik
güçleriniz olabileceğine inanırsınız. Hem -kaba
tabirle- delilik alametleri,hem de sezgisel gerçekler
yaşadığınızda ne düşünürsünüz? Ayrı ayrı
değerlendirirsiniz,ikisinin ortak noktası olabileceği
aklınıza gelir mi? En düz mantıkla ikisi de aynı
beynin ürünleri. Ve bence sezgiler olmadan delilik
alametleri,delilik alametleri olmadan sezgiler olmaz.
Buna göre,sezgiler gerçekse duyduğunuz sesler gerçek
diil mi? Burası tartışılır. Madem,iki unsur birbirini
tamamlıyor,ikisi de aynı tür;gerçek veya gerçek
olmayan veya ikisi farklı tür;gerçek ve gerçek
olmayan,öyleyse hangisi gerçek? Ne olursa olsun,iki
durumun ortak en az bir noktası olduğu kesin.
Deli olmayı kabullenmek çok kolay. Başınıza
gelen paranormal her olayı "Nasıl olsa deliyim" diyerek
geçiştirebilirsiniz. Zor olan ve sorumluluğunuz olansa "Neden,nasıl,niçin" sorularını
sormak. "Zor" kelimesini yazmak kolay ama yaşamak
kelimeyi yazmak gibi kolay degil. Zoru
kabullendiğinizde içinden çıkamayacağınız bir
labirente giriyorsunuz. Pes etseniz de
kurtulamıyorsunuz yani,zor olana adım atarken bile
zorlanmanız gerekiyor.
X-files,eğer nedenci bir insan değilseniz
sizi ister istemez nedenciliğe itiyor. Zaten,nedenci
ve neredeyse kafası Mulder ve Scully'ninki kadar
karışık biriyseniz,her sorunuza değil belki ama daha
çok yoğunlaştığınız sorulara cevaplar bulmanızı
sağlıyor. Çoğu zaman cevap değil cevaplar buluyorsunuz
ve bu cevaplar da yeni yollar;sorular çıkarıyor
karşınıza.
Unutmayın,yük sadece X-files
karakterlerinin omuzlarına asılmamış,herkese
dağıtılmış;az ya da çok. Yalanlarla yaşamak ya da
gerçekleri bulmak sizin elinizde. Çözümü verilmiş bir
oyunu oynayıp bitirmeyi mi,yoksa oyunu kendi
çabalarınızla mı bitirmeyi istersiniz?
not1)Bu bir pc v.b. oyunu değil,o yüzden iki bitişin
sonundaki demolar farklı olucak.
not2)Hani çocuk kitaplarında noktalı bulmacalar
vardır,noktaları birleştirince bir şekil çıkar. Bu
bulmacada önce noktaları ve yerlerini bulmanız
gerekiyor.
Selen