» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

   
   
...:: KYBELE'NİN KIZLARI ::...
 

 

YAZAR: Alin

PESSİNUS (ESKİŞEHİR YAKINLARI)
TÜRKİYE
21 MART
Saat:23:46

Genç adam önce hafifçe esen rüzgarı ardından başındaki sızıyı hissetti. Ve kulaklarındaki uğultuyu… Gözlerini açmayı denedi; yıldızlarla dolu gökyüzünü gördü. En son yıldızların altında o gün tanıştığı kızla içiyorlardı, kız ona tatlı bir içki vermişti, sonrasını hatırlamıyordu. Gene bir yerde sızmış mıydı? Merak etti. Kalkmak istediğinde bir sorunla karşı karşıya olduğunu fark etti; elleri ve ayakları bağlıydı. Genç adam birden içinden yükselen panik duygusunu bastırmaya ve dikkatini toplamaya çalıştı. Neredeydi?

Bu arada kulaklarındaki uğultu değişmiş anlamadığı bir dilde bir şarkı halini almıştı genç adam başını ateşten gelen aydınlığa çevirdiğinde ateşin etrafında değişik giysiler giymiş ve başlarına tuhaf çelenkler takmış kadınlar olduğunu gördü. “İmdat!” diye bağırdı. “İmdat! Kimsiniz? Yardım edin!” 20'li yaşlarda iki kadın ellerinde bir keçi yavrusu tutarak yaklaştılar. Oğlak çırpınıyor ama onu tutan kadınlardan kurtulamıyordu. Üçüncü kadın yüzünde tuhaf bir gülümsemeyle yaklaştı. Elinde ateşin ışığında parıldayan gümüş bir hançer vardı. Genç adam dehşetle gözlerini kapadı ses bile çıkartamayacak şekilde korkmuştu. Birden yüzüne bir sıvının aktığını hissetti. Burnuna dolan bu iğrenç sıvıdan kurtulmaya çalışırken başındaki kadının sesini duydu ilk defa… “Anamız, Kybele!! Senin sevgilini arındırdık kanla!! Bize merhamet et bizi yücelt!! Biz senin yolundan gidenleriz… Biz bereketiz, senin kızlarınız.” Genç adam çılgın gibi başını sağa sola çevirerek yüzünden göğsüne doğru akan kanlardan kurtulmaya çalışıyordu. Nihayet nefes almaya başladığında gözlerini açarak kadınlara baktı. Kadınlar şimdi ateşin etrafında sallanarak gittikçe artan bir sesle o garip şarkıyı söylüyorlardı. Neler oluyordu?

Birden sustular, ortalığa derin bir sessizlik hakim oldu. Kadınlar grup halinde ona yaklaşıyor yan tarafında yükselen kayaya dikkatli bir şekilde bakıyorlardı. Gök gürlemesine benzeyen derin bir ses duyuldu ve gökyüzü parlak bir ışıkla aydınladı,genç adam soğuk soğuk terlemeye başladı. Keçinin boğazını kesen kadın elinde gümüş hançeriyle başına geldi elini uzattı ve adamın yüzündeki kanları sildi. Gözlerinin içine bakarak gülümsedi “Sen seçildin. Tanrıçamızın sevgilisi oldun şimdi onun emrettiği gibi kutsanacaksın ve onu bize getireceksin” Genç adam çaresizce “Lütfen lütfen neler oluyor? Ne yapacaksınız bana” Kadın cevap vermek yerine birkaç adım yürüdü, genç adam başını kaldırarak kadının ne yaptığını görmeye çalıştı. Kadın adamın üzerini örten etek benzeri kumaşı kaldırdı.Genç adam çıplak bacaklarında rüzgarın hafif esintisini duydu. Büyülenmiş bir şekilde kadının havaya kaldırdığı gümüş hançere bakıyordu.Hançer aşağı doğru inerken, başına gelecekleri anladı. Haykırmaya başladı. Ardından acıyla kendinden geçti.

Rüzgar esmeye devam etti.

WASHİNGTON D.C.
ABD

16 MART(NEREDEYSE BİR YIL SONRA)
Saat:7:30

Mulder gözlerini açtı. Bir an neden uyandığını kavrayamadı .Kapı çalınıyordu. Kaşlarını çattı; sabah sabah kapısını kırmaya çalışan kimdi acaba? Esneyerek kapıya doğru yürüdü. Açtığında adamın biri kapıyı tekrar yumruklamak için elini kaldırmıştı. Mulder'a bakarak derin bir soluk aldı. “Bay Mulder? Ajan Mulder? Girebilir miyim? Sizinle gerçekten konuşmam gerekiyor” Mulder uyanmaya çalışarak “Sizi tanıyor muyum?” Adam gülümsemek için çaba harcayarak “Hayır ama ortak bir tanıdığımız var; İngiltere'den eski okulunuzdan Michael Blossom onu hatırladınız mı?” “Evet ama…” “Lütfen içerde konuşabilir miyiz?” Mulder yana çekilerek adama geçmesi için izin verdi. Adam içeri girince şöyle bir etrafına baktı. “Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm. Adım Tom Young bir sorunum var; Michael bana yardım edebileceğinizi söyledi… Benim nişanlım kayboldu ve ben onu bulmak konusunda çaresizim” “Bay Young gerçekten üzüldüm ama bu polisin işi size nasıl bir yardımım olacağını bilemiyorum” “Michael bana değişik kült ve tarikatlarla ilgilendiğinizi söylemişti. Nişanlımın böyle bir tarikat tarafından kaçırıldığını düşünüyorum.Ama ne polis nede elçilik yetkilileri beni ciddiye almıyor hatta onun kaçırıldığına bile inanmıyorlar” “Elçilik mi?Hangi elçilik?Nişanlınız nerede kaçırıldı?” “Türkiye'de;bir araştırma için gitmişti.2 ay sonra evleniyoruz ve birden bire beni arayarak biriyle tanıştığını ve orada kalacağını söyledi,ondan bir daha haber alamadım” “Peki kaçırıldığını nerden biliyorsunuz, belki gerçekten sizden ayrılmak istedi.” Tom Young Mulder'ın gözlerinin içine baktı kırık bir sesle “Bay Mulder eğer biriyle yakınsanız onu tanırsınız.Bu Liz'in tarzı değil ayrıca gittikten birkaç gün sonra bana gönderdiği mail'de araştırma yaptığı ekibindeki elemanların bazı garip davranışları olduğu için endişelenmeye başladığını bu yüzden erken dönmeyi düşündüğünü yazmıştı.Bundan sadece iki gün sonra bana telefon edip kısaca başka birini sevdiğini söyledi sanki ezberlediği bir cümleyi tekrarlar gibiydi ona soru sormaya başladığımda telefonu kapattı.Elçiliğe bana yazdığı maili okuttum.Araştırma grubuyla bağlantı kurdular ama ekibin başındaki kişi Liz'in araştırmayı bırakıp biriyle gittiğini söylemiş ve gruptaki gariplikleri inkar ettiği için Liz'in kaçırıldığını yada bir tarikat fikrini ret ediyorlar.Bana yardım edecek misiniz?” Mulder adama baktı 30'ların ortalarında sarışın orta boylu ince yapılıydı ve oldukça dürüst ve içten görünüyordu ama ayrılığı kabul edemediği içinde böyle davranıyor olabilirdi.O daha ne diyeceğini düşünürken Tom Young ayağa kalktı. “Bana inanmadığınızı görüyorum bunun için sizi suçlamıyorum ve kendime inandırmakla zaman kaybetmeyeceğim.Ama birini kaybetmenin ne olduğunu biliyorsanız sevdiğiniz biri sizden alındıysa onu bulmak için engel tanınmayacağını da biliyor olmalısınız.Vaktinizi aldığım için üzgünüm.İyi günler” Mulder Tom Young'un kapıya gidişini izlerken hayatını yönlendiren kayıplarını düşündü.“Bay Young…Ne yapmayı planlıyorsunuz?” “Buradan bir şey yapamam Türkiye'ye gideceğim, oraya gidip Liz'in araştırma ekibini bulmaya çalışacağım.” “Bay Young beklerseniz on dakikada hazır olurum”…

HAVAALANI
DIŞ HATLAR TERMİNALİ

Saat:10:34

Mulder koltuğunda kıpırdanarak etrafında gelip geçen insanlara baktı.Young yanında sessizce oturuyor ama yere vurduğu ayağıyla gerginliğini hissettiriyordu.Mulder Scully'i düşündü ona haber vermemişti.Bu yaptığını kesinlikle onaylamazdı sadece üç saattir tanıdığı bir insanla dünyanın öbür ucuna gidiyordu.Ama Michael, Young'un hikayesini doğrulamış ve Liz'in öyle aklına eseni yapacak biri olmadığını gerçektende başına bir şey gelmiş olabileceğini düşündüğünü söylemişti.Zaten fikir değiştirmek için çok geçti.Tom Young' a dönerek. “Başka bir ülkede resmi hiçbir yetkimin olmadığını biliyorsunuz siz ve ben iki yabancı olarak gidip kayıp bir arkadaşımızı arayacağız.” Tom Young biliyorum anlamında başını salladı. “Size gerçekten şükran borçluyum en azından bana nereden başlayacağım konusunda destek olabilirsiniz ben sıradan bir ekonomistim ama siz böyle şeylerde tecrübelisiniz.” “Bana biraz Liz'den ve onun bulunduğu ekipten bahseder misin?” “Liz bir arkeolog, tez konusu Anadolu'lu bir tanrıça.Onun tapınım gördüğü bölgelerde araştırma yapan bir ekibe -bir çok milletten uluslar arası bir grup ama bir kuruluşa yada okula bağımlı değiller- katıldı.Başkanları Alman bir bilimci Alexa Klein hakkında pek bir şey bilmiyorum Liz onunla internette tanıştı, sanırım Tanrıça Kybele ile ilgili bir sitede.Bir hafta önce onlarla buluşmak için Ankara'ya hareket etti.Bulundukları yöreler kırsal kesimler olduğu için ondan haber alamazsam endişe etmememi söyledi.” “Daha sonra ondan bir mail ardından da bir telefon aldınız ve bir daha haber alamadınız öyle mi?” “Evet ve kimse bana yardım etmek istemedi, sadece Ankara polisinden biri olayla çok yakından ilgilendi, zaten kendisine geleceğimizi haber verdim bizi karşılayacak,anlatacağı bilgiler varmış” Mulder yanıt vermedi;aklına bir şey takılmıştı gözleri etrafta bir kitapçı aradı.

WASHİNGTON D.C.
ABD
FBI

17 MART
Saat:7:03

Büro boştu.Scully bunu şaşkınlıkla karşıladı.Genelde Mulder ondan önce gelmiş olurdu neredeydi acaba?Çalan telefonla irkildi “Ajan Scully…” “Ajan Scully ben personel dairesinden arıyorum…Ajan Mulder dün bıraktığı mesajda kaç gün izin aldığını belirtmemiş ve kendisine ulaşamıyoruz…Siz izninin kaç gün olduğunu biliyor musunuz?” “Hayır ben izin aldığını bile bilmiyordum…İzin için sebep belirtmiş mi?” Telefondan bir takım kağıt hışırtıları geldi… “Hayır sadece özel sebepler demiş.Kendisinden haber alırsanız bizi aramasını söyler misiniz?” “Evet elbette…İyi günler…” Scully yeni bir hat alıp önce Mulder'ın cep telefonunu ardından ev telefonunu aradı.Ulaşılamıyordu.Bir dosyanın peşinde olmalı diye düşündü.Ama onu neden aramamıştı.Kendini huzursuz hissetti.Mulder başını belaya sokacaktı bu kesindi.

ANKARA-ESKİŞEHİR KARAYOLU
TÜRKİYE

17 MART
Saat:14:03

Mulder'da başını belaya sokmak üzere olduğunu düşünüyordu.Belki neredeyse yirmidört saatlik bir yolculuk belki de saat farkı;sebep her neyse içinde bir huzursuzluk vardı.Oysa çevresi huzursuz olmasını engellemeliydi.Bölgeye baharın geldiği anlaşılıyordu.Yemyeşil doğaya arada görünen kırmızı çatılı evler hoşluk katıyor çiçeklerin kokusu arabanın açık pencerelerinden dolarak genzini yakıyordu.Arabadaki sessizliği radyoda çalan bir parça dolduruyordu, Mulder sözleri anlamasa da çalan ezgiden hoşlanmıştı Tom Young Ankara'dan yola çıktıklarından beri sessizdi.Onları havaalanında karşılayan ve 30 yaşlarında gösteren esmer uzun boylu adının Ali Sökmen olduğunu söyleyen poliste öyle.Mulder arabayı kullanan genç adama tekrar baktı.Onlara eşlik etmek için seçildiğini söylemişti ama daha fazlası var gibi görünüyordu. “Bay Sökmen…doğru söyledim değil mi?Neden bizimle berabersiniz?Bu durumdan memnunum ama sanki bize eşlik etmek için özel bir sebebiniz varmış gibi görünüyor.” Aynadan gözleri karşılaştı.Polisin koyu renk gözlerine baktığı zaman emin oldu kesinlikle göründüğünden fazlası vardı. Polis hafif aksanlı hoş sesiyle “Sanırım bana Ali demeniz sizin açınızdan daha kolay olacak.Ve evet kesinlikle size eşlik etmek için biri olması gerekiyordu çünkü Bay Mulder her ne kadar ülkemde bir yetkiniz olmasa da siz bir FBI ajanısınız ve geliş sebebinizin tatil olmadığını Tom'un nişanlısını bulmak amacıyla birçok yeri dolaşacağınızı, bölgeyi tanımayan, dil bilmeyen yabancılar olarak başınızı derde sokabileceğinizi düşünen hükümetim ve sizin elçiliğiniz birinin size dadılık yapması gerektiğine karar verdi.Ben bu iş gönüllü oldum çünkü Tom'un söyledikleri bir süredir var olan şüphelerimi doğruluyor -patronlarım bunun paranoya olduğunu düşünüyorlar- ve size eşlik etmek uzun zamandır yapmak istediğim araştırma için fırsat sağlayacak” “Ne tür bir araştırma bu?”.Aynadan tekrar gözleri karşılaştı. “Merak etmeyin sizi en kısa zamanda bilgilendireceğim”

Araba bir yola saptı.Bir süre sonra yolun iki tarafında tek katlı küçük evler belirdi. “Burası Midaskent…Dünyanın en büyük açık hava tapınaklarından biri buradadır.Phryg'ler den kalma;Liz'in ekibi burada çalışıyordu.Önce onlarla konuşmamızın daha iyi olacağını düşündüm” “Phryg'ler Kybele'ye tapan halk değil mi?” Tom saatler süren sessizliğinden sıyrıldı. “Evet, dokunduğunu altına dönüştüren Midas'ın halkı….Kybele ülkesinde Anadolu'nun göbeğindeyiz.”

Araç asma dallarından bir çardağı olan küçük bir yapının önünde durdu.Mulder araçtan indi;Ali çardağın altındakilerle konuşurken etrafına bakındı.Ali onlara seslenerek. “Gelin biraz oturacağız Bayan Klein buraya gelecek” Tom ve Mulder çardağın altında tahta bir masaya oturdular,Ali bir yandan köylülere laf yetiştiriyor bir yandan da dikkatli gözlerde etrafı kolaçan ediyordu.Diğer masalarda oturanlar ara sıra onlara bakıyor ama çok da bir merak göstermiyorlardı.“Buraya gelişimiz pek ilgi çekmişe benzemiyor.” Ali gülümseyerek “Buralara dünyanın her yerinden araştırmacılar gelir,öğrenciler, hocalar,gezginler,meraklılar o yüzden köy halkı yabancılara alışkındır.Bir çok küçük yerleşimde kadınlar köy kahvesine girmez ama bu köyde gelen kadın konukları burada ağırlamak normaldir.”

Bu sırada kahvenin kapısında 40'lı yaşların ortalarında bir kadın belirdi.Haki renkli bir pantolon,yeşil bir gömlek giymiş güneş gözlüğü takmıştı.Kadın etrafına bakındı, ardından onların masasına oturdu. “Benimle görüşmek istemişsiniz?” Aksansız konuşan soğuk bir sesi vardı.Ali aynı soğuklukla karşılık verdi birbirlerinden pek hoşlanmıyor gibiydiler. “Dr.Klein, Liz'in nişanlısı Tom Young ve …arkadaşı Bay Mulder Liz'le ilgili görüşmeye geldiler.” Dr. Klein onlara herhangi bir selam verme gereği duymadan “Bu konu fazlasıyla uzamaya başladı…İkide birde çalışmamı kesiyorsunuz memur bey ve ben bundan rahatsız olmaya başladım” Tom birden “Bizde Liz hakkında yalan söylemenizden rahatsız olmaya başladık” “Yalan mı?Neden yalan söyleyeyim ki?Liz aniden ekipten ayrılacağını ve kendi başına çalışacağını söyledi” Ali: “Dr. Klein sizinle daha önceki konuşmamızda Liz'in biriyle gittiğini söylemiştiniz” Mulder kadının bir an bocaladığını hissetti.Ardından beklediği gibi saldırıya geçti. “Bay Ali benim ekibimde 20 kadın var hangisinin gönül işi hangisinin araştırması var takip edemem; artık yeter ,biz sizin hükümetinizden izinli çalışan bilimsel bir grubuz ve müzenizin atadığı bir sorumluyla çalışıyoruz ekipte bir problem olsa size söylerdi öyle değil mi?Beni de ekibimi de rahat bırakın” Kadın gitmek için kalktı.Mulder ilk defa söze karışarak “Bayan Klein…Buraya gelirken okuduğum kitapta sizin Kybele'nin Grek'lerin Artemis'in den çalıntı bir taklit tanrıça olduğunu söylüyorlar siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” Klein gözlüğünü çıkarttı ellerini masaya dayayarak Mulder'la göz göze geldi.Konuştuğunda sesi çelik sertliğindeydi. “Bu tamamen uydurmadır.Taklit olan bir şey varsa bu Artemis'tir Kybele tarih öncesi dönemlerden beri var olan doğurganlığın ve bereketin simgesi, kadını yücelten bir tanrıçadır ve hep var olacaktır”.Kadın birden doğruldu ve kahveyi hızlı adımlarla terk etti.Mulder kadının sivri camlar gibi içini acıtan mavi gözlerinin etkisinden kurtulmaya çalıştı.Ali'ye döndü “Artık her şeyi bilmek istiyorum”



WASHİNGTON D.C.
ABD
FBI

18 MART
Saat:10:12

Scully cep telefonunun çaldığını duyunca telefonla konuştuğu kişiye aceleyle “Demek herhangi bir harcama görülmüyor…Teşekkürler” Telefonu kapatıp cep telefonuna uzandı. “Scully benim…” “Mulder nerdesin?” “Scully buna inanmayacaksın ama…” “Niye şaşırmadım?” “Scully dinle,Ben…benim bir arkadaşımın nişanlısı kayboldu onu bulmak için Türkiye'ye geldim…Benim için birkaç şey araştırabilir misin?İnternet de Kybele'nin Kızları olarak tanınan bir grup ve bu grubun Başkanı Alexa Klein isimli bir arkeolog Alman asıllı” Scully Mulder'ın söylediklerini not aldı “Mulder neden sana ulaşamadım?” “Bazı dağlık bölgelerde telefon çekmiyor.Sana kaldığım otelin bilgilerini vereyim” Scully adresi ve numarayı da not aldı. “Mulder iyisin değil mi?Bana ne ile uğraştığını söyler misin?” Mulder hafifçe güldü. “Sanırım bir grup çılgın kadınla;Benim için endişelenme…sonra görüşürüz seni ararım” Scully telefonu kapattıktan sonra yazdığı notlara baktı.İçini çekti.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE

18 MART
Saat:17:12

Mulder telefonu kapattıktan lobide oturan Ali'nin yanına gitti. “Tom nerede?” “Yemek yemeyecekmiş;oldukça kötü görünüyor, Liz hakkındaki bilinmezlik onu iyice etkilemeye başladı sanırım;ortağın ne dedi?” “Gerekli bilgileri bulur bulmaz bana bildirecek”

Mulder Ali'nin karşısındaki koltuğa oturdu. “Klein'den pek hoşlanmadığını anlamıştım.Oda senden hoşlanmıyor.Demek ki sebep bu” “Evet ben onun araştırma adı altında bir şeyler karıştırdığına inanıyorum Klein ise çevresinde dolaşmamdan rahatsız bu yüzden beni şikayet etti ve uyarı almama sebep oldu ve o ve grubu hakkında araştırma yapmam yasaklandı… sana bahsettiğim 2 kişi, Klein ve grubunun burada oldukları sıralarda kayboldular ama bölgenin büyüklüğü tam bir araştırma yapmama engel özelliklede tek başına olunca.” “Peki patronların kaybolan kişiler için ne diyor?” “Tesadüf… farklı milletlerden olmaları onları kimsenin önemsememesi elçiliklerinin kayıp ilanı vermemesi işi zorlaştırıyor haklarında hiç bir bilgi yok,ülkeden çıkışları yok ama nerde oldukları belirsiz…Sanki yer yarıldı ve içine girdiler.” Mulder “Klein konuşurken birinden bahsetmişti kazıyı izleyen biri?Kim o?” “Müze sorumlusu…Türkiye'de yapılan bütün kazılarda müzeler birini görevlendirir.Zaten Klein'i bu yüzden doğrudan suçlayamıyorum çünkü bundan önceki üç sorumluda grupta bir gariplik olmadığını belirttiler.” “Ya son sorumlu?” “Oda aynı şeyleri söylüyor…Yalnız Liz'in ne zaman ayrıldığını hatırlamıyor;yarın sana Klein'in çalıştığı yerleri göstereceğim üstelik üniversiteden biri bize katılacak böylelikle Klein tam olarak nerede ne yapıyor öğrenebileceğiz…Şimdi izin verirsen sana yemek ısmarlamak isterim…”

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
MİDASKENT

19 MART
Saat:15:30

Mulder karşısında duran anıta hayran olmuştu.Devasa kayalık insana ne kadar küçük olduğunu hatırlatıyordu. “Büyüleyici değil mi?” Mulder üniversitede asistan olan genç kıza baktı…20'li yaşların ortasında ufak tefek kısa siyah saçlı sevimli bir kızdı. “Yaklaşık 3000 yıllık ve 1315 m boyunda…Yıllara meydan okuyor…” Mulder “Evet” diyerek onayladı. “Kayanın üst kısmı çatı gibi işlenmiş bunun bir nedeni var mı?” Kız gülümseyerek “Evet…Kybele tüm doğanın tanrıçasıdır.Kayalıklarda onun evidir” “Yani..” diye ekledi yanlarına gelen Ali “Burası tanrıçanın evinin kapısı” “Peki ya ortadaki niş?” “Oraya tapınma esnasında tanrıça heykeli konuyordu büyük ihtimalle” Mulder Ali'ye dikkatle baktı “Bu konuda çok bilgilisin” Ali şimdi anıtın içindeki nişi inceleyen Aylin'e doğru baktı. “Evet arkeolojiye karşı çok yakın bir ilgi besliyorum” Mulder Ali'ye baktı ardından neşeyle gülümsedi.Sabahtan beri bir çok yer dolaşmışlardı.Klein ve ekibi birçok yerde araştırma yapıyorlardı.Anıtın arkasında kazı alanında ekibi görmüşler hatta kazı sorumlusu ile konuşmuşlardı.Kazı sorumlusu onlara herhangi bir sorun olmadığına dair güvence vermişti.Ama Liz'in aceleyle ayrıldığını öyle ki eşyalarını daha sonra gruptan birinin toplayıp bir yere götürdüğünü söylemişti.Ama gruptan kimse genç kadının nereye gittiğini hatırlamıyordu.

Mulder müze bahçesinde oturmuş her duyduğu haberle daha çok karamsarlığa gömülen Tom'a doğru baktı.Ardından Ali'yle beraber Aylin'in peşinden anıtın arkasına açık araziye doğru ilerlemeye başladılar.Yüz yıllara meydan okuyan kayalık açık alan başlamadan hemen önce taşa oyulmuş yer altına inen basamaklarla son buluyordu.Mulder merdivenlerin başına kadar geldi. Aylin'e dönerek. “Bu merdivenler nereye gidiyor?” “Yer altı tünellerine, bütün tepenin altını dolaştığı hatta yakın şehirleri birbirine bağladığı rivayet ediliyor ama oldukça tehlikeli o yüzden girilemiyor” “Peki Klein hakkında ne biliyorsun?” Aylin koyu renkli parlak bakışlarıyla Mulder'ın gözünün içine baktı. “Onunla hiç çalışmadım.Onun yada ekibinden birinin burada yaptıklarını yayınladığını da duymadım.Onlar…” Çalan telefon kızın sözünü kesti ikisi de şaşkınlıkla birbirlerine baktılar bölgede genelde telefon çekmiyordu çünkü…

WASHİNGTON D.C.
ABD
FBI

19 MART
Saat:8:33

“Mulder beni duyuyor musun?” Scully sesini yükselterek tekrar denedi… “Mulder?” “Scully…” “Mulder istediklerini buldum sanırım oradaki sorun sandığından büyük olabilir…” “Nasıl?Ne demek istiyorsun?” “Şu Klein adındaki kadın o…” Scully birden sustu.Artan bir gürültü vardı,bir erkek sesi bir şeyler bağırdı ardından Mulder'ın panikle yükselen sesini duydu. “Dikkat et üstümüze geliyor!!!!!Çekil!HAYIR!!!!!!!” Hat kesildi.

Scully telaşlı bir şekilde tekrar numaraları çevirdi.Ulaşılamıyordu.Sakin olmaya çalışarak derin bir nefes aldı, notlarından Mulder'ın kaldığı otelin numarasını bulup tuşladı.Yanıt veren erkek sesi Bay Mulder'ın arkadaşlarıyla sabah erken çıktığını söyledi.Scully telefonu kapatıp ne yapabileceğini kestirmeye çalışarak etrafına bakındı.Ardından havaalanını aradı.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE

20 MART
Saat:16:45

Scully yaklaşık yarım saattir tartıştığı resepsiyon görevlisinin bezgin ifadesinin rahatlamaya dönüştüğünü fark etti.Görevli hiç ses çıkarmadan otelin kapısını işaret etti.Scully arkasını döndüğünde içeri henüz girmiş olan toz toprak içindeki iki adamı gördü.Biri Mulder'dı.

“Tanrım…Mulder sana ne oldu böyle?” “Scully?…Sen burada ne yapıyorsun?” “Seni arıyorum telefon birden kesilince merak ettim.Çünkü tehlikeli bir işin ortasına düşmüş olabilirsin.Bana sorduğun kadın…Her neyse bunu sana anlatmadan önce burada ne yaptığını ve bu hale nasıl geldiğini anlatmak ister misin?” Mulder'ın tehlikeli bir şekilde sallandığını görünce onu kolundan tuttu. “Yada daha iyisi biraz dinlen” “Yanlarında dikilen diğer adama baktı oda en az Mulder kadar perişan görünüyordu. “İkinizde…”

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE

20 MART
Saat:19:30

“İşte böyle…Seninle konuşurken birden üzerimize kocaman bir kaya parçası peşinde bir yığın toprağı da sürükleyerek düştü,Aylin dengesini kaybetti ve merdivenlerden yuvarlandı ve başını çarptı,onu hastaneye götürdük Tom ve ben hastaneden ayrıldığımızda hala kendinde değildi.” Scully dikkatle Mulder'a baktı “Ve sen kayanın üzerinize bilinçli atıldığını düşünüyorsun…” “Evet birileri orada dolaşmamızı istemiyor.” Mulder bir an sustu. “Burada garip şeyler oluyor Scully…” Scully derin bir nefes aldı. “Sanırım bulduklarım işine yarayacak,Alexa Klein bir arkeolog değil bir din tarihi uzmanı… 21 yaşında üniversitedeyken erkek arkadaşını ne olduğunu bilmediğimiz bir maddeyle uyuşturarak hadım etmiş ve kan kaybından ölüşünü izlemiş.Savunmasında tanrıçam emrettiği için onu arındırdım deyince uzun süre hastanede yatmış ve psikiyatrik tedavi görmüş nihayet 5 yıl önce serbest bırakılmış adını,görünüşünü değiştirmiş ve bir araştırmacı olarak ortaya çıkmış.Kurucusu olduğu Kybele'nin Kızları sitesi oldukça sert mesajları olan Kybele'yi ve kadınları yücelten bir site üstelik üyelik kuralları çok sert ve üye olmak için yüklü bir miktar para ödemek gerekiyor.Üstelik yılın bu zamanlarında bu bölgede toplanmak gibi birde huyları var.Çünkü 21 Mart baharın başlangıcı yani tanrıçanın doğuşu sayılıyor.” Bir an susup kendisini sessizce dinleyen Mulder ve Tom'a baktı. “Yani yarın…”

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
MİDASKENT

21 MART
Saat:13:17

Scully,Mulder ve Tom asma dallarından çardağı olan köy kahvesinde Ali'yi bekliyorlardı.Genç polis Klein'in kazısındaki sorumluyla konuşmaya gitmişti.Aylin'in kendine gelmesinin ardından onlara katılan polise Klein hakkındaki bilgileri anlatınca ilk önerdiği kazı ekibini göz altına almak olmuştu.Ama ellerinde ne kayıp adamlarla nede Liz'le ilgili bir kanıt olmadığından bunu yapamıyorlardı.

Ali asık suratla kahvenin kapısında belirdi.Yanlarına gelerek “Klein ve beraberinde on kişi kadar bir grup ana ekipten ayrılmışlar sorumluya yüzey araştırmasına gittiklerini gece yarısına doğru döneceklerini söylemişler.Yarın da kazıyı bitirip ülkelerine gideceklermiş.” “Yani..” dedi Scully “Her ne yapacaklarsa bu akşam yapacaklar…” “Ama mesele nerede olduğu” diye ekledi Mulder. “Araştırmaya nereye gideceklerini söylemişler mi?” “Söylemek zorundalar… Aslankaya diye bir mezar alanı.Onun yakınlarında olacaklarmış” “O zaman onları gözlemeliyiz;Ali bölgeyi bilen sensin.Scully ve sen Aslankaya'ya gidin,bizde Tom'la burada kalacağız” “Dikkatli olmalıyız ayrılınca haberleşmek gibi bir şansımız kalmayacak,saat gece yarısını geçince orada bir şey olmazsa biz geri döneriz burada buluşuruz” Ali bir an tereddüt etti.Sonra cebinden bir silah çıkartarak Mulder'a uzattı “Bunu size vermem yasak ama bence tedbirli olmalıyız” Mulder silahı alıp cebine koydu.Ardından Scully ve Ali'nin arabaya binmesini izledi.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
ASLANKAYA MEZARI

21 MART
Saat:21:45

Scully arabanın camını biraz aralayarak temiz havayı içine çekti.Mezarın oyulduğu tepenin üzerine park etmişlerdi.Kadınlar hava kararınca bir ateş yakmışlar ve etrafına oturup değişik bir dilde bir tür şarkı söylemeye başlamışlardı.Ali derin bir nefes aldı “Sence nedir bu?Yani ne yapmaya çalışıyorlar” “Kendilerine göre inançlarını yerine getiriyorlar.İnsanların inandıkları şeyler için neler yapabileceklerini daha öncede gördük,herkes inandıkları için bir şeyler yapar, düşünsene,hayatlarımızı tehlikeye atıyoruz,yaşamlarımızı işimize inandığımız şeylere adıyoruz ne için?Bunun yanıtını ve değip değmeyeceğini sadece biz bilebiliriz onlarda bunu bulmaya çalışıyorlar…”

Scully aşağıdaki hareketlenmeyi görünce sustu.Kadınlardan biri elinde bir çantayla kayalığın dibine doğru yürüyüp kayboldu.Diğer kadınlar ateşi söndürdüler şimdi sadece dolunay çevreyi aydınlatıyordu.Kadınlar tek sıra halinde mezara yaklaştılar ve ortadan kayboldular.Ali dışarı fırladı “Gördün mü?Nereye gittiler?” Scully “Mezara girmiş olmalılar.Hadi onları bulmalıyız” Scully ve Ali aceleyle tepeden aşağı inmeye başladılar küçük taş ve toprak parçaları ayaklarının altından yuvarlanıyordu mezarın ismini aldığı aslan heykelleri ay ışığında daha ürkütücü görünüyordu.Mezarın içine girdiklerinde bomboş olduğunu gördüler kadınlar sanki kayaya karışıp kaybolmuş gibiydiler.Ali “Bir yerde gizli bir giriş filan olmalı…” Scully mezarın içindeki lahite baktı. “Şunu açmama yardım eder misin?” Ali yanına geldiğinde taş kapağı ittiler.Kapak ağırlığından beklenmeyecek kadar kolay açıldı.Mezar boştu sadece karanlığa inen merdivenler.İkisi de fenerlerini aşağıya tutarak karanlığı delmeye çalıştılar ama faydasızdı.Genç adam içini çekti Scully'e “Hanımlar önden gider ama sanırım kabalık etmemi bağışlarsın” Silahını beline sıkıştırıp merdivenleri inmeye başladı.Scully onu takip etti.Bir yandan da basamakları sayıyorlardı.Merdivenler sona erince kendilerini bir dehlizde buldular.Üç yanları kayalıktı ama diğer duvarda karanlık bir tünel devam ediyordu.Scully birden “Sende duydun mu?Bir inilti var sanki?”.İkisi de fenerlerini dehlizin ucuna tuttular.Köşede koyu renk bir kumaş yığını kıpırdanıyordu.Ali silahını çıkarttı.Yavaş adımlarla hareket eden kumaş yığınına yaklaştılar.Ali nişan aldı Scully'e bakıp ve başını salladı Scully örtüyü tuttu ve çekti.Gördüğü şey kanını dondurdu.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
MİDASKENT

21 MART
Saat:22:35

“Tanrım beklemek çok kötü.Liz ne durumdadır acaba” Mulder Tom' baktı saatlerdir aynı kayanın arkasında oturmaktan her yerleri tutulmuştu.Büyük anıtın etrafını görebilecekleri yüksek bir kayalığın arkasına sinmişlerdi.Gündüz sıcak olan hava, karardıkça soğumuştu.Pırıl pırıl parlayan yıldızlar ve dolunay büyük anıtı aydınlatıyordu.Ortalık sessizdi.Ekibin orada kalan kısmı saatler önce çalışmasını bitirmiş ve ayrılmışlardı.Mulder:“Merak etme onu bulacağız…” Birden bir gürültü duydu.Tom'a sessiz olmasını işaret etti.Kayalığın kenarından başını uzatıp neler olduğunu görmeye çalıştı.Daha bir gün önce Aylin'in düştüğü tünel girişinden bir takım gürültüler geliyordu.Kadınlar merdivenden çıkarak tünel ağzında toplandılar.Tom Mulder'ın yanından eğilerek daha iyi görmeye çalıştı.Tam o sırada yuvarlanan birkaç taş kadınların ayağının dibine düştü.Kadınlardan bir kaçı yukarı baktılar.Mulder ve Tom tekrar kayanın arkasına sindiler.Bir sessizlik oldu.Mulder kayanın kenarından tekrar baktı.Kadınlar telaşla tünele iniyorlardı.Tom bunu görünce “Hadi onları kaybetmeyelim…” Mulder onu durduramadan kayanın arkasından fırladı.Mulder içinden söylenerek onu takip etti.Merdivenlerin başında Tom dengesini kaybetti ve yuvarlanmaya başladı.Mulder silahını çıkartarak peşinden koştu.Tünele inen taş basamaklarda bir an durakladı.Ortalık fazla sessizdi.Ardından merdivenlerden koşmaya başladı yüzyıllar önce işlenmiş basamaklarda dengesini kaybetmeden inmeye çalışıyordu.Tünel dik bir açı yaparak döndü,ay ışığının kaybolmasıyla karanlık bir tokat çarptı yüzüne.Cebinden feneri çıkarttı.Fenerin ışığında Tom'u gördü;baygın gibi görünüyordu.Ama onun başında diz çökmüş ve hançerini genç adamın boğazına dayamış olan kadın kesinlikle kendindeydi.Mulder silahını doğrulttu “Bırak onu hemen!..” “Yanlış” dedi karanlıklardan bir ses. “Siz silahınızı bırakın yoksa arkadaşınız ölür” Mulder kıpırdamadı.Kadın hançeri bastırdı.Tom'un boynundan kan süzülmeye başladı.Mulder silahını yere attı. “Şimdi geri çekilin” dedi aynı ses.Karanlıktan bir başka kadın yaklaştı.Mulder'ın yere bıraktığı silahı aldı ve tam göğsüne doğrulttu.Kleine karanlıktan çıktı.Gözleri önce yerde baygın yatan Tom'un ardından Mulder'ın üzerinde dolaştı. “Güzel; bir yerine iki kurban…Tanrıçamız çok memnun olacak…Bağlayın onları…Geç kalmamalıyız”

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
MİDASKENT

21 MART
Saat:23:00

Ali aracı son hızla kullanıyordu.Scully başını arkaya çevirerek yarı baygın durumdaki Liz'e baktı.Genç kadını dehlizde bağlı şekilde bulmuşlardı..Ali onun Liz'e baktığını gördü. “Onu hastaneye götürmeli miyiz?” Scully tekrar önüne döndü. “Eninde sonunda gitmesi gerekecek ama acil değil sadece soğuk ve açlıktan yorgun düşmüş birazdan toparlanır.Öncelikle Mulder ve Tom'u bulsak iyi olacak” Ali başını salladı ve gaza bastı.

Sessiz gecede köye büyük bir hızla girdiler.Ali vakit kaybetmeden anıta yöneldi.Arabadan indiklerinde hiç ses yoktu. “Mulder?!Nerdesiniz?” Ali Scully'i kolundan tuttu. “Ne yapıyorsun seni duyabilirler?” “Bu önemli değil tanığımız arabada burada her ne yapıyorlarsa o anlatabilir” Scully tekrar seslendi ama karşılık veren olmadı.Endişeyle Ali'ye baktı. “Nerdeler burada olmaları gerekirdi?” “Belki Klein ve ekibini takip etmişlerdir…” “Peki ne tarafa gideceğiz?Her hangi bir yerde olabilirler” Scully bir an sustu ve arabaya baktı. “Liz!... o bilebilir…” Ali arabaya doğru koşan Scully'i takip etti.Scully Liz'i yavaşça sarstı. “Liz beni duyuyor musun?...Liz?” Liz yavaşça gözlerini açtı önce irkildi ama Scully'i tanıyınca sakinleşti. “Liz söyle bana Klein nereye gitti?Ayini nerede yapacaklar?” Liz'in dudakları kıpırdadı.Scully duyabilmek için eğildi. “Bitmemiş Anıt,gece yarısı” Scully Ali'ye baktı. “Biliyor musun?” Ali başını salladı.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
BİTMEMİŞ ANIT

21 MART
Saat:23:27

Mulder elleri ve ayakları bağlı bir şekilde kadınları izliyordu.Klein ve ekibi onları bağladıktan sonra tünellerden geçip büyük anıta çok benzeyen ama daha küçük yarım bırakılmış bir anıtın yanına çıkmışlardı.

Kadınlar büyük bir ateş yaktılar ve etrafında şarkı söylemeye başladılar.Yanı başında bağlı olan Tom: “Bize ne olacak?” Mulder etrafa göz gezdirdi. “Sanırım kaybolan adamların başına ne geldiğini öğreneceğiz” Bileğindeki ipi çözmeye çalışıyordu bir yandan.Çok genç sarışın bir kadın elinde bir kadehle geldi.Kadehi yavaşça Tom'a doğru yaklaştırdı.Tom büyük bir yudum aldı.Mulder kadının cam gibi görünen gözlerine baktı.Kadın şimdi kadehi gülümseyerek Mulder uzatmıştı.Mulder başını geri çekti.Kadın gülümsemeye devam ederek cebinden silahı çıkarttı ve yere koydu.Kadehi tekrar uzattı.Mulder istemeyerek bir yudum aldı.İçtiği şey son derece tatlı bir sıvıydı.Genzi yandı ve öksürmeye başladı.Kadının gülümsemesi genişledi.Silahı tekrar cebine koydu.Tom'un yanına gitti ve gözlerine baktı.Tom cam gibi parlayan gözlerle kadına baktı. “Bu hazır!” diye bağırdı kadın Tom'un ayağındaki ipi çözerken.Mulder başının döndüğünü hissetti.Kendini inanılmaz bir şekilde rahatlamış hissediyordu.Klein onlara doğru yaklaştı beyaz bir elbise giymiş ve başına çam dallarından bir çelenk takmıştı. “Güzel bunu giydirin ve sunağa yatırın” Tom hiç itiraz etmeden kalktı ve onu götüren kadının ardında gitti.Mulder seslenmek istedi ama sadece gülümseyebildi.Klein Mulder'ın önünde diz çöktü. “Merak ediyorsun değil mi?” Mulder neredeyse iradesi dışında başını salladı. Klein ona baktı dikkatlice, “Daha tam etkilenmemişsin…güçlüsün…güzel, tanrıçam güçlü erkekleri sever;sana verdiğim şey bu dağlarda yetişen bir bitki.İçen insana mutluluk ve uysallık veriyor.Bu sayede seçilenler istediğimiz her şeyi yapıyor ve bizde onları kutsuyoruz tanrıçamızın evine kabul ediliyorlar,ölümsüz oluyorlar…” Klein tekrar gözlerine baktı. “Güçlüsün…tanrıçam memnun olacak.”.Mulder büyük bir çabayla kendini toplamaya çalıştı. Klein kalkıp sunağa doğru yürüdü.Tom beyaz bir giysi giymiş şekilde mutlu mutlu sunağa uzanmıştı.Sarışın genç kadın Tom'u sunağa bağladı.Kadınlar ellerinde bir keçi yavrusuyla yaklaştılar.Klein gümüş hançeriyle keçinin boğazını kesti kanlar Tom'un yüzünden göğsüne doğru aktı.Kadınlar ateşin etrafında şarkı söylemeye başladılar.Mulder tekrar gülümsedi.

Rüzgar esmeye başladı.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
BİTMEMİŞ ANIT

21 MART
Saat:23:38

Ali arabayı durdurdu. “Bundan sonrasını yürümemiz gerek” Scully arkasına döndü “Liz seni burada bırakacağız biz inince kapıları kilitle ve dışarı çıkma” Liz biraz daha kendine gelmişti. Ali anahtarı Liz'e verdi. “Eğer geri dönmemiz gecikirse şehre git ve yardım çağır” Liz tamam anlamında başını salladı. “Dikkatli olun,o… Klein çok tehlikeli”

Scully Ali'nin peşinden patikaya daldı.Fenerlerin ışığında önlerini zor görüyor,bir yandan da sessiz olmaya çalışıyorlardı.Ali birden durdu.Scully ona çarptı. “Duydun mu?” Scully daha önce duymuş olduğu o garip şarkıyı tekrar duydu. “Hadi acele etmeliyiz Ali, gece yarısı olmak üzere” Tekrar yürümeye başladılar.

Rüzgar şiddetlendi.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
BİTMEMİŞ ANIT

21 MART
Saat:23:46

Kadınlar birden sustu.Grup halinde kayaya doğru yaklaşmaya başladılar.Mulder önce sesi duydu.Kayalığın derinliklerinden gelmişti.Ardından parlayan ışık bir an onu kör etti.Kendini daldığı uyuşukluktan kurtarmaya çalıştı gözlerini kısarak kayalığa baktı başında yüksek bir şapka olan kadın yaklaşıyordu.Klein Tom'un üzerindeki eteği çekip gümüş hançerini kaldırdı.Mulder dağlarda yankılanan bir ateş sesi duydu,ardından mücadele ettiği mutluluğa teslim oldu.

ESKİŞEHİR
TÜRKİYE
BİTMEMİŞ ANIT

23 MART
Saat:14:30

Güneş kayalıkların üstünde parlıyor, hafif bir rüzgar medeniyetin izlerini okşuyordu.Scully Bitmemiş Anıtı izleyen Mulder'a baktı. “Neden burayı görmek istedin?” “Hala ne olduğunu hatırlamaya çalışıyorum;en son Klein'nın elinde bir hançer olduğunu hatırlıyorum” Scully “Evet” diye onayladı. “Biz de onu o halde gördük.Ali hiç düşünmeden nişan aldı ve ateş etti.Kadınlar silah sesiyle kaçmaya başladılar.Bir gün boyunca Ali ve ekibi açık arazide onları aradılar.Hepsi yakalandı.İki kişiyi öldürmekten,üç kişiyi kaçırmaktan yargılanacaklar ama bir çoğu o uyuşturucunun etkisi altındayken neler yaptıklarını hatırlamıyor;Liz grupta bir tuhaflık olduğunu fark edince ona da o maddeden vermişler amaçları tanrıçayı onun kadar bilen bir üyeye sahip olmakmış ama sizin bölgeye gelmeniz Klein'ı korkutmuş bu yüzden onu mezara kapatmış ” Aylin yanlarına gelip anıta baktı genç kız başındaki küçük sargı dışında gayet iyi görünüyordu. “Klein eski zamanlardaki tanrıça tapma törenlerini canlandırmış olmalı;o zamanlarda seçilen erkekler baharın doğuşunda kendilerini hadım ederler ve tanrıçanın hizmetine girerlerdi bir bakıma kendilerini tanrıçaya adamış olurlardı.Klein kendince dini inancını yerine getiriyordu.” Mulder tekrar anıta baktı. “Diğer cesetleri bulamadılar değil mi?” Scully olumsuz anlamda başını salladı “Hiç iz yok ama bölge çok büyük bir yerlerden çıkacaktır” Mulder Aylin'in Ali'ye doğru yürümesini izledi ardından çok alçak bir sesle “Scully onlar tanrıçanın törenlerini değil tanrıçanın kendisini canlandırıyorlardı.Gördüm kayanın içinden çıkan kadını gördüm” Scully ona dikkatlice baktı. “Mulder çok güçlü bir maddenin etkisindeydin.Bak Tom ve Liz hala hastanede bu yüzden,yanılıyor olabilirsin. Hadi buradan gidelim eve dönmek sana iyi gelecek” Mulder içini çekti “Ne dersen de Scully…Ben ne gördüğümü biliyorum ve o cesetleri asla bulamayacaklar çünkü tanrıça onları evine götürdü” Mulder yürümeye başladı.Scully anıta tekrar baktı.

Binlerce yılın eseri bütün gizemiyle orada duruyordu.Bütün sırlarıyla.Ürperdi, Mulder'ın arkasından yürümeye başladı.

Rüzgar esmeye devam etti…


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR