» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

   
   
...:: MASKE ::...
 

 

YAZAR: Alin

Devlet Üniversitesi Deposu
Saat:22:30

Üniversitenin bodrum katındaki deponun ışıkları kapalıydı. Ürkütücü salona sessizliğin gölgesi çökmüşken kapıda hafif bir hareketlenme meydana geldi. Yirmili yaşlardaki esmer yakışıklı delikanlı, kapıyı aralayınca koridorun beyaz ışığı salonun girişini hafifçe aydınlattı. Delikanlı içeriye bir göz atıp kapıyı ardına kadar açtı ve arkasındaki kıza içeri girmesini işaret etti. Kız içeri girince kapanan kapının ardından içeriye tekrar karanlık hakim oldu. Genç kız ürkek bir şekilde “Jack” dedi. Ardından elindeki fenerin düğmesine dokunduğunda salon biraz olsun aydınlandı. Jack, birkaç adım ilerisinde durmuş karanlığa bakıyordu. Genç kız tekrar Jack diye seslendi “Burada olmak istemiyorum hadi gidelim”. Jack gülümseyerek baktı “Hadi ama Sue! Buna bayılacaksın; Bugün gelen ihtiyar bile ürktü. Kesin çok önemli bir şey…” Sue elindeki feneri yakarak karanlığa doğru ilerleyen Jack'i takip ederek “Prof. Boyle bile ürktüyse tehlikeli olabilir. Lütfen Jack hadi çıkalım buradan, ya yakalanırsak?”dedi. Jack kıza kulak asmadan ilerledi… Genç kız bir an durakladı ardından karanlık koridorda Jack'i takip etmeye devam etti. Bir masanın önünde Jack'in durduğunu görünce neye baktığını anlamak için fenerini oraya doğru tuttu. Bu metalden bir maskeydi. Oldukça iyi işlenmiş görünüyordu ama gene de maskedeki korkunç ifade kızı ürküttü.

“Jack nedir bu? Bir kadın yüzüne benziyor?”

“Sanırım bu antik dönemlerde kullanılan bir tiyatro maskesi.Antik Yunanda oyunlar oynanırken oyuncular bu maskeleri takarak sahneye çıkarlardı fakat bunda bir farklılık var onları göz yuvaları genelde boş olur takan oyuncu çevresini görebilsin diye bunun göz yuvalarına değişik bir tür taş var”

“Kaç yıllık bu?”

Jack kıza yanıt vermeden önce maskeyi bir süre elinde evirip çevirdi “Tam bilemiyorum gerekli testlerin yapılması lazım ama aşağı yukarı 2500-3000 yıllık falan…”

Sue büyülenmiş gibi maskeye baktı göz yuvalarınki mavi taşlar ışıldıyor maskeye ürkütücü bir hava veriyordu. “Yani gerçekten 2500 yıl önce insanlar bununla rol mü yapıyorlardı?” Jack kızın sesindeki hevesi duyunca gülümsedi “Bak sen de arkeolojinin cazibesine kapıldın hala pişman mısın buraya geldiğine?”

Sue tedirgin bir şekilde gülümsedi “Tamam heyecanlı olduğunu kabul ediyorum ama bu adrenalin yeter bana onu bırak da gidelim. Lütfen Jack…” Jack tekrar gülümsedi “Peki tamam nasıl istersen” Maskeyi tam geldiği tahta sandığa koymak üzereyken ağız kısmında daha önce görmediği şekilde yazılar olduğunu gördü. İlgisini çekmişti. Feneri üstüne tutarak okumaya çalıştı;

“Kne el mym….Sue bana duvarın dibindeki dolaptan bir büyüteç getirir misin?”

Sue genç adamın heyecanına bakarak güldü. Bu adamın coşkulu yönlerine aşık olmuştu zaten. Fenerin ışığında bir şeylere çarpmamaya çalışarak duvara doğru yürüdü. Duvarın dibindeki dolapta bir sürü garip görünüşlü alet vardı. Genç kadın bir süre aradıktan sonra büyüteci buldu.Geri döndüğünde Jack hala yazıyı görmeye çalışıyordu. Büyüteçle tekrar baktı. Antik bir dille yazılmış harfleri bir yerden tanıyordu. Tamamını okudu ama anlamını çözememişti. Sue tedirgin bir şekilde etrafa baktı. “Jack artık buradan çıkmak istiyorum geliyor musun?”

Jack sabırsızlıkla başını kaldırdı; aslında orda kalıp yazıtı araştırmak istiyordu ama bu riski göze alamazdı. Yakalanırlarsa Prof. Boyle gerçekten çok kızardı.

İçini çekerek “Tamam” dedi. “Şunu kaldırayım da gidelim” Maskeyi tekrar sandığa koyarak kapağı kapattı. Birden sırtından bir ürperme geçti uzanıp Sue'nun elini tuttu. Geldikleri gibi sessizce oradan çıktılar.

Sue Holmes' in evi
Saat:7.30

Sue gözüne giren ışıkla uyandı kendi kendine gülümsedi. Gene perdeleri kapamadan uyumuştu.Yavaşça Jack'ten tarafa döndü. O ışıkta asla uyuyamazdı; çoktan kalkmış olmalıydı. Jack hala gözleri kapalı bir şekilde yatıyordu ama suratında boş bir ifade vardı. Sue elini uzatarak Jack'e dokundu birden elini geri çekti sonra tekrar dokundu. Jack garip bir şekilde soğuktu ve katıydı. Sue daha önce hiç ölü görmemişti ama birden anladı; ve apartman genç kadının çığlığıyla inledi.

 

Sue Holmes' in evi
Saat:12:30

Gri bir araba kaldırıma yanaştı. Scully arabadan çıkıp önce binaya, ardından yanına gelen Mulder'a baktı. Mulder Scully'nin yanında durup binaya bakmaya başladı. “İşte burası” dedi yavaşça. Scully binaya yürümeye başlayan Mulder'ın ardından ilerlerken “Hadi şunu özetleyelim; bir polis dedektifi seni aradı yirmili yaşlarda bir oğlanın kız arkadaşının yatağında öldüğünü söyledi. Kız evin bir köşesinde isterik bir haldeyken bulundu. Sinir krizi geçirdiğinden dolayı polis tarafından hastaneye kaldırıldı… Anlamadığım biz niye buradayız? Çocuk doğal yollardan ölmüş olabilir yada cinayete kurban gittiyse bile bu cinayet masasının işi… Mulder beni dinliyor musun?”

“Her zaman Scully ama soruna yanıtı birazdan vermeyi ümit ediyorum; biz niye buradayız?”

Evin içi kalabalıktı polis memurları ve görevliler oradan oraya gidip geliyor etrafı araştırıyor komşular ise koridordan içeriyi görmeye çalışıyorlardı çoğu gençti… Scully ve Mulder kimliklerini göstererek içeri girdiler. Ev tam bekledikleri gibiydi küçük,şirin,sıcak… Raflar kitap dolu…Üstünde kağıtların yığılı olduğu bir çalışma masası derli toplu temiz bir mutfak. Oturma odasını geçerek yatak odasına doğru yürüdüler henüz ceset götürülmemişti. Scully cesedin üstündeki örtüyü açarak genç adamın ölü bedenine baktı. Daha önce gördüğü ölülerden farklı değildi yüzünde mavi bir boyayla boş bir ifadeyle yatıyordu; çoktan katılaşmıştı. Scully'nin ilk dikkatini çeken gariplik bu oldu. Yavaşça dönüp Mulder'a baktı. Mulder sanki onun şaşkın ifadesini bekliyormuş gibi yavaşça yanına geldi “Sadece 12 saat önce ölmüş biri olarak fazla katı değil mi?” Scully tekrar cesede baktı bu derece katılaşma genelde ölümden 20-30 saat sonra gerçekleşirdi “Öleli 12 saat mi olmuş?” Yanıtı oldukça kalın sesli birinden geldi:

“Evet Bayan…” Scully arkasına dönünce 30'lu yaşlarda siyah bir takım elbise giymiş yakışıklı bir adamla karşılaştı. Adam gülümseyerek “Evet” diye tekrarladı. “Kızın sayıklamaların anladığımıza göre saat 00.30 civarında yatmışlar…Kız 7.00'de uyandığında ölüymüş” dedi cesedi işaret ederek. Scully Mulder'a doğru dönmeden önce adamı dikkatle süzdü. Adam ona gülümsedi ve Mulder'a baktı. Mulder bir adım öne çıkarak “Dedektif Connor? Ben Ajan Mulder ve ortağım Ajan Scully” Connor tekrar gülümsedi “Tanıştığımıza sevindim Ajan Scully. Sizin ve ortağınızın çalışmalarınızı duymuştum genelde anormal durumlar ki davalarla ilgileniyormuşsunuz” Scully tekrar Mulder'a baktı. ”Evet açıklanamayan durumlarla karşılaştığımız oldu fakat burada anormal herhangi bir şey göremiyorum” Dedektif biraz öne çıkarak “Gelin size göstereyim” Cesedin yanına giderek surattaki boyayı işaret etti “Sizce bu nedir?”

Scully yavaşça eğilip boyaya baktı. “Sanki sıvı bazlı bir boyaya benziyor göz pınarlarından çeneye doğru sürülmüş”

“Evet” diyerek onayladı Dedektif “Bizde ilk etapta onu öldüren kişinin bunu sürdüğünü düşündük fakat bakın” cebinden bir eldiven çıkartarak genç adamın göz kapağını yavaşça araladı. Gözden süzülen bir kaç damla mavi su akarak çarşafa damladı. “Sadece bu değil” Yine eldivenle adamın göğüs kısmını işaret etti kalbin bulunduğu bölgede büyük mavi bir leke oluşmuştu. “Sizce bu ne olabilir?” Mulder yanlarına gelerek “İşte soru bu Scully;Bu yüzden buradayız”

 

Şehir Hastanesi Morgu
Saat 19:30

Scully gözlüğünü çıkararak içeri giren Mulder' a baktı. Mulder yanına geldiğinde üstü örtülü cesede bakarak ”Eee ne buldun?”

“Maktulün adı Jack Harris üniversitede arkeoloji öğrencisi 22 yaşında okulun futbol takımında da oynayan son derece sağlıklı genç bir adam, ölüm nedeni ise kalbin bir taş gibi sertleşip durması ve gariplikler bununla bitmiyor. Mesela bizim boya sandığımız sıvı yağ, su ve mukusdan oluşuyor yani gözyaşı ayrıca göğsünde oluşmuş olan mavi leke tam kalbi kaplıyor, onun dışında kalp kadar olmasa bile bir çok organda sertleşmeler başlamış; Bu bir cinayetse katilin nasıl olup da kalbin taş olmasını sağladığını bilmek isterdim.”

“Scully sen hiç Medusa'yı duydun mu?”

“Yunan mitolojisinde bakışlarıyla taşa çeviren kadını mı?” Mulder kaşlarını kaldırmış bir şekilde ona baktı. “Şaka yapıyor olmalısın” Mulder buna yanıt vermek için tam ağzını açmıştı ki telefonu çaldı.

“Ajan Mulder…” Bir süre karşı tarafı dinledikten sonra “Tamam Dedektif yarım saat içinde geliyoruz” Telefonu kapatıp Scully'e baktı. “Bir kurban daha bulmuşlar”

 

Prof. Thomas Boyle' nin evi
Saat 20.45

Dedektif Connor bu sefer onları kapıda karşıladı. “Prof. Boyle üniversitede kürsü başkanı bugün derslerine gitmeyince sekreteri şüphelenip eve gelmiş kapıyı yöneticiyle beraber açıp cesedi bulmuşlar. Oturma odasında yerdeymiş üstelik sabah bulduğumuz cesetteki özelliklere uyuyor mavi sıvı,bedenin mavileşmesi…Sekretere herhangi bir hastalığının olup olmadığını sordum” Odanın bir köşesinde sessizce ağlayan bir kadını işaret etti. “Olmadığını söyledi dün akşam 20:00 sularında çıkmış son derece neşeli ve heyecanlıymış”

Mulder kadına baktı çok üzgün görünüyordu. “Prof. neden heyecanlıymış?”

“Bilmiyorum sormadım ama bu olay bize Sue Holmes'un katil olmadığını söylüyor o sadece bir tanık…izninizle”

Scully ve Mulder kadına doğru yürüdüler, kadın başını kaldırıp onlara baktı. Scully kimliğini çıkardı “Biz FBI' danız Ajan Scully ve Ajan Mulder” 40'lı yaşlarda hoş bir kadındı.

“Ona ne olduğunu bulmaya mı geldiniz nasıl yardımcı olabilirim..?”

“Dedektif Connor'a Prof .Boyle'nin dün akşam çıkarken heyecanlı olduğunu söylemişsiniz bunu nedeni neydi?”

Kadın gülümsemeye çalıştı… “Yeni bir tarihi eser gelmişti…Ajan Mulder size tuhaf gelebilir ama Prof Boyle tam bir iş delisiydi bir çok yerde çalıştım ama işine bu kadar tutkuyla bağlı birini daha görmedim.” sesi titredi ve götürülmekte olan cesede baktı “Yani görmemiştim; Dün öğleden sonra Prof. Boyle'ye bir paket geldi Avrupa'dan incelenmesi için özel izinle gelmişti; bir maske. Onu aşağıya depoya indirdik. Prof. Boyle biraz üzerinde çalıştı ardından çıktı. Bazı araştırmalar yapması gerekiyormuş. Ben maskeyi tekrar sandığına yerleştirdim ve ben de çıktım…Sabah erken dersi olmasına rağmen gelmedi önce endişelenmedim Jack'i duydu o yüzden gelmedi diye düşünmüştüm…”

“Jack? Jack Harris? Prof. Boyle onu tanır mıydı?” Kadının gözleri tekrar doldu

“Evet Ajan Scully. Jack Prof. Boyle' nin öğrencilerinden biriydi; çok da iyi bir çocuktu.” Mulder söze karıştı “ Peki bu sandık açıldığında Jack'te orda mıydı?”

Kadın hatırlamaya çalışarak gözlerini kıstı “Evet sandığı benim için aşağıya taşımasını istemiştim Prof. sandığı açtığında yanımızdaydı ama sonra Prof. çalışmaya başlamadan önce onu gönderdi”

“Son bir sorum daha olacak siz çıktıktan sonra salona kim girebilir?”

“Kimse, ders saatleri dışında ve başlarında bir hoca olmadan öğrenciler oraya giremez” “Kapılar kilitlenir mi?”

“Hayır ama bekçi vardır.”

“Teşekkürler sizi durumdan haberdar ederiz” Birkaç adım uzaklaştıklarında Mulder bilmiş bir edayla “Buna ne diyorsun Scully elimizde tarih öncesi bir maske var” dedi Scully aynı tavırla yanıtladı ”Evet ama gene de maskeyi tutuklamadan önce tek tanığımızla konuşmak istiyorum; Sue Holmes' la”

 

Ertesi Gün
Şehir Hastanesi
Saat:11:30

Hastane odasını kapısında onları yine Dedektif Connor karşıladı. Scully'e bakıp gülümsedi “Siz gelmeden önce onunla konuşmaya çalıştım ama pek bir şey söylemedi…Tek söylediği onu ben öldürmedim oldu” Scully Dedektifin gülümseyen yüzüne baktı kendisini adama gülümserken buldu “Umarım Ajan Mulder ve ben daha farklı bir sonuç alabiliriz” Kapıyı açıp içeri girdiğinde Mulder onu izledi…Sue Holmes 20'li yaşların başında sarı saçlı güzel bir kızdı. Dalgın bir ifadeyle pencereden bakıyordu. “Bayan Holmes? Sue?” Genç kız başını çevirdi. Meraklı bakışları önce Mulder'ın sonrada Scully' nin üzerinde dolaştı. ”Evet…kimsiniz?” Mulder kimliğini çıkardı “Biz FBI'danız…Sana Jack'le ilgili bazı sorular sormak istiyorum izin verirsen?”

“Onu ben öldürmedim!!!!”

Mulder “ Bunu biliyoruz Sue sadece ben olayın nasıl olduğunu bilmek istiyorum” dedi.

Genç kadın derin bir nefes aldı. “Biz dün gece dışarıda yemek yedik sonrada eve geldik biraz şarap içtik ve uyuduk; Sabah kalktığımda….”

Mulder gözlerini kıza dikti sesindeki bir şey onu rahatsız etmişti. “Yemekten doğruca eve mi geldiniz? Arada bir yere uğramadınız mı?”

Genç kadın suçlu bir ifadeyle onlara baktı. “Biz yani aslında yapmamalıydık ama Jack çok ısrar edince bende onu kırmak istemedim yani yanlıştı ama…”

Mulder yumuşak bir tavırla kızın sözünü kesti “Ne yaptınız Sue?”

Genç kız Mulder'ın gözlerinin içine baktı “Biz üniversitenin deposuna gittik Jack yeni gelen o parçaya bakmak istiyordu. Sandıktan çıkardık baktık ama yemin ederim ona zarar vermedik. Jack yazıtla uğraşmak istiyordu ama ben ısrar edince bırakıp çıktık”

Mulder Scully'e baktı onu Dedektif Connor'la bakışırken bulunca sinirlendi ikisinin de ne düşündüğünü tahmin edebiliyordu Scully'nin dikkatini çekmek için koluna dokunarak tamam dercesine baktı ardından Sue'ya “Merak etmeyin bunu yapan şeyi bulacağız” Odadan çıktıklarında Scully “Şey mi? ne şeyi? bunu yapan kişi demek istedin sanırım!” Mulder onları dinleyen Connor'a doğru baktı “İstersen bunu şu anda tartışmayalım.” Connor bir adım öne çıkarak “Bende Ajan Scully gibi düşünüyorum belki bize de teorinizi anlatmak istersiniz?” Mulder Connor'a dik dik baktı “Genelde Scully ve ben konuşmaya ihtiyacımız olmadan anlaşırız yıllardır birlikle olmanın getirdiği bir yakınlık bu” Connor Mulder'ın bakışlarına aynen karşılık verdi “Yakın olmanız benim davamdan onu ve beni dışlamanız anlamına gelmiyor sanırım” Scully havanın gerginleşmesinden rahatsız olarak iki adamın arasına girdi. “Dedektif bizim davalarımızı izlediğinizi söylemiştiniz pek normal davalar olmadıkları için normal bir yöntem izlemiyoruz ayrıca” Sözünün burasında hala sinirli gözüken Mulder'a baktı “Bu hala sizin davanız bunu ikimizde gayet iyi biliyoruz” Havanın tam anlamıyla düzelmese de biraz yumuşadığını hissetti. “Ben Prof .Boyle'ye otopsi yapacağım” Arkasına bakmadan yürümeye başladı. Erkekler bazen bir oyuncağı paylaşamayan iki çocuk gibi oluyorlardı.

Mulder Scully'nin gidişini hayran hayran izleyen Connor'a baktı bu adamdan ilk etapta hoşlanmıştı şimdi ise sadece sinirini bozuyordu.Connor ona bakınca tek kelime etmeden başıyla selamladı ve yürümeye başladı.

 

Şehir Hastanesi Morgu
Saat 17:15

Scully morgun kapısının açıldığını duyunca dönüp baktı. Connor yine parlak gülümsemesiyle ona doğru yürüdü “Eee ne buldun?”

“Harris'in cesediyle aynı benzerlikler…Ama buna ne sebep olabilir hala bilmiyorum…” “Sende bunu bir lanetin yaptığına inanıyor musun?Yani farklı olaylarla ilgili çalıştığınızı ve garip şeylerle karşılaştığınızı biliyorum ama bir maske?!”

“Ajan Mulder'ın bulduğu alternatif çözümler bazen dosyalarımızın tek açıklaması olabiliyor” Connor dikkatle onu süzdü “Hadi çıkalım buradan;iki gündür nefes almadan çalışıyoruz,erken bir akşam yemeği yiyelim ve birbirimiz daha yakından tanıyalım” Scully'nin durakladığını görünce alaycı bir sesle ekledi. “Tabi Ajan Mulder'la olan yakın ilişkiniz izin verirse”

Scully onu gözlerinin içine baktı “Hayır tabi ki,hadi gidelim”

 

Blue's Restoran
Saat 18:45

Peter Connor kendisine kahve koyan garsona teşekkür ettikten sonra karşısında oturan Scully'e baktı. “Uzun zamandır böyle güzel vakit geçirmemiştim Dana. Teşekkür ederim” Scully “Ben de” diye yanıtladı içtenlikle. Bu adamdan gerçekten hoşlanmıştı. “Davadan biraz olsun uzaklaşmak bana da iyi geldi” dedi. Connor bir an ona baktı “Aslında sana itiraf etmem gereken bir şey var,bu davada ortağını aramamın tek sebebi seninle tanışmaktı. Daha önce bir davada size yardım eden üniformalılardan biriydim ve zekana, çalışma şekline ve sana hayran kaldım. Başka türlü dikkatini çekemeyeceğimi biliyordum bu yüzden bu davadaki gariplikleri biraz abartmış olabilirim.Yanlış olduğunu biliyorum ama beni bağışlayacağını umuyorum” Scully bir an ne diyeceğini bilemedi çalan telefon onu yanıt vermekten kurtardı.

“Ajan Scully?”

“Scully benim Mulder şu anda üniversitenin deposundayım buraya gelsen iyi olur…Bizim Bay Parlak Gülümsemeyi de aramalıyım sanırım”

“Biz Dedektif Connor'la beraberiz yarım saatte orda olabiliriz”

“Beraber ne yapıyorsunuz ki?”

“Biz …yemek yiyorduk…” hattın diğer ucunda bir anlık sessizlik oldu.

“Özel akşamınızı bozmak istemezdim ama buraya gelsen iyi olur”. Scully yanıt veremeden kapatılan telefona şaşkınlıkla baktı.

 

Devlet Üniversitesi Deposu
Saat 19:20

Deponun kapısından girdiklerinde etraflarındaki karışıklığa baktılar. Ardından koridorun ilersinde bazı konuşmalar duyup oraya doru ilerlediler. Mulder onların ayak seslerini duyunca şöyle bir baktı ama onları gördüğüne dair başka bir hareket yapmadı. Masanın başında Prof. Boyle' nin sekreteri ve tanımadıkları bir başka kadın daha vardı. Söz konusu maske ortalarında duruyordu. Scully maskeye dikkatle baktı güzel bir kadın yüzü şeklinde işlenmişti göz yuvalarının içinde tuhaf bir şekilde ışıldayan mavi taşlar maskeye ürpertici şekilde hüzünlü bir ifade veriyordu. Scully Mulder'a baktı; Mulder anlaşılmaz bir ifadeyle ona bakıyordu. Bu sırada Dedektif elini Scully'nin omzuna koyarak daha iyi görebilmek için eğildi. Mulder başını çevirdi.

Sessizliği Connor bozdu. “Ajan Mulder; Dana ve ben istediğiniz gibi hemen geldik bize söylemek istediğiniz nedir?”

Mulder bu sinir bozucu adama söyleyecek çok şey olduğunu biliyordu ama derin bir nefes alıp sakinliğini korumaya çalıştı. “ Dana ve sana bayan Julie Castle'yi tanıştırayım. Kendisi Prof. Boyle'nin çalışma arkadaşlarından biri bütün öğleden sonrayı maskeyi araştırmakla geçirdik. Bayan Castle sonunda bazı yanıtlara ulaştı. Bayan Castle size ortağım ajan Scully ve Dedektif Connor'u tanıştırayım” Mulder devam etmesini ister gibi Julie Castle'ye baktı. Julie Castle onlara başıyla kısaca bir selam verdikten sonra bir kağıt uzattı. “Ajan Mulder'ın söylediği gibi maskeyi inceledik.Bu maske yaklaşık 3000 yıllık ve metalden yapılmış göz kısımlarına lapis lazuli denilen antik dönemlerde önemli bir yeri olan değerli taşlar konulmuş bu taşlar eski çağlarda takı,oyma süsü,makyaj malzemesi ve afrodizyak olarak bile kullanılmıştı üstelik ruhu korku,acı,kıskançlık gibi duygulardan arındırdığına inanılırdı, bu maskeyi yaptıran kişi maskeye bazı yazılar yazdırmış size verdiğim kağıtta tam cümle yazılı. Yazı Phryg dilinde yazıldığından dolayı sadece bazı kelimeleri anlayabiliyoruz çünkü bu yazı henüz çözülmedi…Phryg'ler M.Ö 9. YY'da Anadolu'da yaşamış bir kavim… “

Scully okuduğu kağıdı Connor'a vererek “Peki bu maske nedir?Antik Yunanlıların kullandığı tiyatro maskelerinden mi?”

Castle başını olumsuz olarak salladı. “İlk etapta öyle sanılabilir ama onlarda göz yuvaları boştur ve yazı olmaz; bu bir cenaze maskesi”

Connor lafa karıştı “Bazı kelimeleri çözdüğünüzü söylemiştiniz.Bu okuduğum şey nedir?” Castle “Göz,taş ve kalp kelimelerini ayırt edebiliyorum ama dediğim gibi yazıtı çevirmek olanaksız” Connor yüzünde alaycı bir ifadeyle onlara baktı “İzninizle yapmam gereken daha önemli işler var burada bunları dinleyemem” Sözünün burasında Mulder'a baktı “Normal olmayan tam açıklanamayan olaylara açığımdır ama zorla gariplik yaratmak ürkütücü olmanızdan öteye gitmez” Mulder yumruğunu sıktı bir vuruşta bu adamın kaç dişini dökebileceğini merak etti. Connor Mulder'ın rahatsızlığını fark etti “İzninizle biraz daha araştırmaya yapmaya gidiyorum. Dana benimle gelir misin?” Mulder diğer yumruğunu da sıktı.Scully Connor'a gülümsedi “Hayır bu davadaki en doyurucu açıklama şu anda bu ve dinlemek istiyorum” Connor bir an sessiz kaldı, ardından dönüp yürüdü. Scully elinde olmadan Mulder'a baktı Mulder'da ona, sessizce anlaştıkları an Castle'nin sesiyle bölündü. “Aslında bir mit var yani bir efsane ama bu şartlar altında size anlatsam iyi olacak; Yunan mitlerindeki Medusa'nın bu hikayenin değişmiş şekli olduğu söyleniyor. Hikayeye göre aşk acısı çeken bir kadın acısını akıttığı bir maske yaptırmış; kendi yüzünün maskesi ve intihar etmeden önce maskeyi lanetlemiş buna göre maskeye her kim bakarsa onun gibi kalbi acıdan taş kesilecekmiş.” Mulder yazıtın olduğu kağıda baktı orda yazılı anlamsız cümleyi tekrar okudu “Aslında bu durumu açıklayabilir.” İtiraz bekleyerek etrafına baktı.Ve şaşırmadı; itiraz Scully'den geldi. “Peki o zaman biz nasıl yaşıyoruz? Sue Holmes nasıl hayatta?” Mulder eliyle gözünü ovuşturdu “Bilemiyorum Scully ama…” Birden eline bulaşan ıslaklık onu ürküttü.

Mavi gözyaşları …

Scully'e baktı. “Erkekler sadece erkekler lanetleniyor” ardından yere yığıldı.

 

Şehir Hastanesi
Saat 20:30

Julie Castle elindeki kağıt bardaklardan birini Scully'e uzattı. “Durumlarında bir değişiklik var mı?”

“İkisi de hala komada ama...” İçini çekerek odanın duvarındaki camdan içeri baktı Mulder ve Connor bilinçsiz bir şekilde yatıyorlardı. “Mulder'ın kalp atışları yavaşlamaya başladı doktorlar çaresiz…Tanrım böyle eli kolu bağlı duramam…” Birden elindeki bardağı bıraktı ve koşmaya başladı.Julie Castle arkasından baktı.

 

Devlet Üniversitesi Deposu
Saat 21:00

Scully her şeyi başlatan maskeye baktı. “Neden? Nasıl bir acı çektin ki bunu yaptın?” Kendine hayret ederek durdu karanlık bir depoda metal bir maskeyle konuşuyordu. Ama ne yapacağını bilemiyordu ve bu çaresizlikten nefret etti. Mulder ölüyordu ve o sadece bir maskeyle konuşabiliyordu.Gözünden akan bir damla yaş elindeki maskeye damladı. “Lütfen onların ölmesine izin verme lütfen” Maskedeki mavi taşlar ışıldadı. Scully yalvarmaya devam etti…

 

Şehir Mezarlığı
Bir Hafta sonra

Scully tabutun etrafına toplanmış insanlara baktı üzüntüyle bir an gözlerini kapattı ardından kalabalıktan uzaklaşarak biraz ilerde dikilen Mulder'ın yanına gitti.

Mulder ona baktı “İyi misin?”

“Evet iyiyim ama Dedektif Connor'a çok üzüldüm. Bu şekilde ölmeyi hak etmiyordu. O iyi biriydi.”

“ Sanırım iyi bir de yemek arkadaşıydı değil mi?” Scully yanıt vermedi.Yürümeye başladılar.Birden durdu. Mulder “Scully söyle bana neler oldu?”

“Neler olduğunu biliyorsun. Maske bir araştırma ekibine verildi ardından da tehlikeli diye işaretlenerek geldiği yere döndü. Olay da dosyalarda iş kazası olarak yerini aldı”

“Onu sormadığımı biliyorsun. Neden ben yaşarken Connor öldü? Kendime geldiğimde sen yoktun. Castle bana senin koşarak bir yere gittiğini söyledi” Scully uzaklara bakıyordu. Mulder yavaşça çenesinden tuttu ve gözlerinin içine bakarak “Söyle bana, ne yaptın?”

Scully gülümsemeye çalıştı kendi bile emin değilken ne yaptığını ona nasıl anlatabilir nasıl açıklayabilirdi ki kalbinden geçenleri kendisinin bile ifade etmekten ürktüğü o gizli kalması gereken duyguları. “Sana söyledim ben sadece dışarı çıktım ne olduğunu gerçekten bilmiyorum” Kendini geri çekerek yürümeye başladı. Mulder bir an arkasından baktı sonra onu izledi…

 

Çok eski zamanlarda
Bilinmeyen bir yer

Sagaratis elindeki maskeye mavi taşı yerleştirdi bir yandan da maskeye kazınmış yazıyı tekrarlıyordu içinden “Hangi erkek bakarsa gözüme akıttığım gözyaşını döksün ve kalbi benim gibi taş kesilsin” İkinci taşı yerleştirmeden önce durakladı ne yaptığını biliyordu bununla nelere sebep olacağını da biliyordu ama yaşadıkları, ruhunu yakıyordu eğer acısını buraya geçirirse belki öbür yaşamında mutlu olabilirdi. Yine de ya olursa diye düşündü ya gerçekten bir gün biri çıkarsa.Ve ben bu yaptığımla onları yok edersem…Bir an düşündükten sonra ikinci taşı yerleştirirken büyüsünü tamamladı. Maskeyi alarak ölümünden sonra mezarına konacak eşyaların yanına koydu. Altından kadehin içindeki zehri içerken “belki” diye düşündü bir gün gerçekten bunu yaşayan iki kişi çıkar. Zehir kanını soğutmaya başladığında büyüsünün son kısmı geçti aklından “Bir gün bir kadın gerçekten sever ve onu gerçekten seven bir erkeği kurtarmak isterse bir damla gözyaşı yeter acıların silinmesine”


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR