» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

 
 
...:: THREE DAYS ::...

 

YAZAR: Ece

YORUMLAR VE FEEDBACK İÇİN: eceblue@yahoo.com ADRESİNE MAIL ATABİLİRSİNİZ

SAHNE 1
Şehir dışında büyük bir malikane 12:30


(12 yaşlarındaki bir çocuk yatakta çırpınıyordu.)

IRIS : Baba! Baba! Babaaaa!

(Merdivenlerde otuzlu yaşların ortalarında, dinç görünüşlü bir adam belirdi.)

DAVID (BABA) : Ne oluyor tatlım? Senin bu saatte uyuyor olman gerekmez mi? (David oğlunun yatakta çırpındığını gördü.) Olamaz. Bill, Bill...(Çocuğun yüzü morarmaya başlamıştı.) Aman Tanrım!

DAVID (BABA) : Iris, tatlım korkma. Ona hiç bir şey olmayacak. (Onu kollarından tuttu.) Tamam mı? Şimdi aşağıya in ve hastaneyi ara hemen. Tamam mı? Çabuk! (Adam korku içinde oğluna sarıldı.)

(Aynı dakikalarda Scully yatağında çırpınıyordu. Kendini istemeksizin acıyla yere attı. Omzunun üstünde silik bir üçgen belirip ve kayboldu.)


SAHNE 2
Ertesi sabah FBI binası Scully ve Mulder'ın ofisi "BIRINCI GÜN"


MULDER : Günaydın. (Yüzünde bir gülümsemeyle içeri girdi.) Scully, bu sabah kahvaltın benden. Aşağıdaki pastane...(Odada Scully'yi göremedi.) Scully? Scully? (Içeride olmadığına kanaat getirdi, elindekileri masaya bırakıp ofisten çıktı.)

MULDER : Günaydın Alex.

GÜVENLIK : Günaydın Ajan Mulder.

MULDER : Ajan Scully bu sabah gelmedi mi?

GÜVENLIK : Hayır efendim. Sanırım bu sabah biraz geç kaldı.

MULDER : Geç kalmak benim işimdi.

GÜVENLIK : Efendim?

MULDER : Yok bir şey. Sağ ol.

SKINNER : Ajan Mulder.

MULDER : Günaydın efendim.

SKINNER : Dünkü raporunuzu masamda bulamadım.Ajan Scully nerede?

MULDER : Daha gelmedi efendim.

SKINNER : Emin misin?

MULDER : (Güvenliği işaret ederek) O da görmemiş.
SKINNER : Onu ara. Eğer cevap vermiyorsa evine git. Sana özenmesini istemem.

MULDER : (Biraz rahatsız olarak) Tabii efendim.


SAHNE 3
Scully'nin dairesi

(Mulder daireye vardığında ilk önce kapıyı çaldı. Cevap alamayınca yüksek bir sesle Scully'ye seslendi. Beklediği yanıt hala gelmemişti. Eski bir kart numarasıyla kapıyı kolayca açtı. Çevresine bakındı, her şey çok normal gözüküyordu. Oda her zamanki gibi temiz ve bakımlıydı. Tedirginlikle Scully'nin odasına girdi. Birden bire gözleri açıldı. Halıdaki kan lekesini gördü ve sonra Scully'nin yatağın yanında yerde hareketsiz yattığını fark etti.)

MULDER : Scully. (Sesi endişeli çıkmıştı.) Scully... (Scully'yi kollarından tutarak sırtını komidine dayadı. Ona ilk kez bu kadar yakından bakıyordu. Bedenindeki şeffaflığı geceliğinin içinden fark etmemesi olanaksızdı. Mulder'ın yüzü kızarmıştı. Ona yardım edeceğine neler düşünüyordu. Elini alıp nabzına baktı. Oldukça düzenli attığını anladı. Ceplerinde telefonunu ararken Scully kımıldadı.)

MULDER: Scully??

SCULLY : (Gözlerini açtı.) AAAAAHH! Muldeeeeeer! (Onu bu şekilde görmesi Scully'yi rahatsız etmişti.) Burrr…da ne arıyorsun?

MULDER : (Yüzünde bir tebessümle kollarını açtı.) Scully, yerde yatıyorsun!

SCULLY : (Etrafına bakındı. Biraz şaşkın görünüyordu.) Saat kaç?

MULDER : Çok garipsin Scully. (Yerden kalkmasına yardımcı oldu.) Burada ölü gibi yatıyorsun, benim ödümü koparıyorsun ve sakince saat kaç diye mi soruyorsun?

SCULLY : Mulder, üzgünüm, sadece yataktan düşmüşüm. (Mulder'a masumca gülümsedi.) Sanırım düşerken başımı yatağa vurmuşum. Yerdeki kanın sebebi de bu. Benden kurtulamadığın için de üzgünüm.

MULDER : (Hala sesi endişeliydi.) Iyi misin yani?

SCULLY : Evet, çok iyiyim. Senin büroda olman gerekmiyor mu?

MULDER : Tabii senin de. (Masadaki dosyayı fark etti.) Bu raporun mu?

SCULLY : Evet. Skinner mı sordu? Eğer öyleyse onu da endişelendirmeden benden önce Skinner'a ver onları.

MULDER : Birlikte gitmiyor muyuz?

SCULLY : Benim hazırlanmam için biraz zamana ihtiyacım var. Hadi Mulder, sen önden git ve bana öyle bakmayı kes.

MULDER : (Istemeksizin Scully'ye bakıyordu, onu ilk kez böyle görmenin şaşkınlığıyla. Uyarısıyla toparlandı.) Pekala. Öyle istiyorsan. (Isteksizce kapıya yöneldi.) O zaman ofiste görüşürüz.

SCULLY : Hoşça kal. (Kapının kapandığı duydu. Yastığıyla ağzını kapadı. Acı içinde sessiz bir çığlık attı.)


SAHNE 4
Başkent Hastanesi "115 nolu oda"

DAVID : (Oldukça bitkin görünüyordu.) Ne oluyor doktor? Geceki krizin nedeni ne?

1. DOKTOR : Henüz bir şey söyleyemeyiz. Ama….

DAVID : Ama ne??

1. DOKTOR : Görünürde hiçbir sorun yok. Yeni doğmuş bir bebek kadar sağlıklı. Tabii ki iz
dışında.

2. DOKTOR : Geceki sarsıntı neydi, anlayamıyoruz.

DAVID : Peki ben gece ne gördüm? Bir hiç mi?

1.DOKTOR : Dediğimiz gibi omzundaki izin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. (Çocuğun sırtındaki şekli David'e gösterdi. Şekil, dün gece Scully'nin omzunda belirip kaybolan üçgenin aynısıydı.)

3. DOKTOR : (Diğer doktorlara göre biraz daha yaşlıca biri) Telaşınızı anlıyoruz. Sizden istediğimiz sadece biraz zaman ve sabır.

DAVID : Elimden başka ne gelebilir ki zaten? (Şevkatle Bill'e baktı. Oğlu sakince uyuyordu.)


SAHNE 5
Başkent Hastanesi "118 nolu oda"

(Scully muayene olduğu yataktan doğrulup gömleğinin düğmelerini iliklemeye başladı.)

SCULLY :Yani hiçbir şey yok mu?

DOKTOR : Hayır. Olanlardan emin misin?

SCULLY : Elbette. Her şey sanki üzerimde parçalanıyordu.

DOKTOR : Fakat Ajan Scully, siz de görüyorsunuz, hiçbir şey yok.

SCULLY : Emin değilim. Belki düşerken çarpmanın şiddetiyle sarsılmışımdır. (Birdenbire sorar gözlerle doktora baktı.)

DOKTOR : Belki de.

SCULLY : (Gitmek için ayağa kalktı.) Her şey için teşekkür ederim.

DOKTOR : Elimden bir şey gelemedi ama... (tehditkar bir ifadeyle) Sakın tedavine gecikme bir şey çıkmadı diye!

(Scully tebessümle kapıdan çıktı. Birden duraksadı. Karşısındaki Mulder'dan başkası değildi.)

MULDER : (Biraz kızgın bir ifadeyle Scully'ye yaklaştı.) Burasının bizim büromuz olduğunu zannetmiyorum. Peki ya sen??

SCULLY : (Bağışlanmayı bekleyen bir ifadeyle) Tamam. Kabul ediyorum. Sana burada olduğumu söylemeliydim, ama seni sabahki gibi endişelendirmek istemedim. (Mulder'ın konuşmasına fırsat vermeden hızlı bir şekilde konuşmaya devam ediyordu.) Yani hiçbir şey yok. Tamam, belki ben şüphelendim. Fakat dediğim gibi, her şey normal.

MULDER : Yani iyisin. Bu cümleyi ikinci kez söylediğimin farkındasın, değil mi? Bak, benden bir şeyler gizleyerek beni koruyamazsın ve benim sana güvendiğim gibi sen de bana güvenebilmeli....

SCULLY : (Mulder'ın sözünü keserek) Mulder, bunun güven meselesi olmadığını sen de biliyorsun. Kendime bile çoğu zaman itiraf edemediğim bir şeyi sana nasıl rahatlıkla söyleyebilirim?

MULDER : Sanırım haklısın. Bilmiyorum, belki de ben de aynı şeyi yapardım, seni suçlayamam. (Scully'ye sıkıca sarıldı.) Hadi çıkalım burdan.


FBI Genel Merkezi
Skinner'ın odası

MULDER : Ajan Scully ve beni çağırmışsınız.

(Scully gülümsedi.)

SKINNER : Evet. FBI bir konuda Ajan Scully'nin yardımını istiyor.

SCULLY : Tıbbi bir konu muydu efendim?

SKINNER : Aslında hayır. (Sözü daha fazla uzatmak istemedi.) Bir çocuk kaçırılmış. Birkaç saat önce.

MULDER : Bunun bir Gizli Dosya olduğundan emin misiniz?

SKINNER : Nasıl olduğunu bilmiyorum, ama çocuk kaçırılmadan önce Ajan Scully'ye bir zarf bırakmış. (Çekmeceden renkli bir zarf çıkarıp Scully'ye gösterdi.) Senin adresini ve FBI kimlik numaranı zarfın üzerine yazmış. Çocukla hiçbir akrabalığın da yok, çünkü ailesi seni tanımıyor. (Şaşkın görünen Scully'ye zarfı verdi.)

(Scully dikkatlice zarfı inceledi. Daha önceden açılmış olduğu anlaşılıyordu. Skinner bunu açıklamak istedi.)

SKINNER : Babası zarfı bulduğunda açmış ve tabii diğer polis ve FBI görevlileri de ona bakmak istemiş, ama hiç kimse ne yazdığı anlayamamış.

SCULLY : (Kağıtta yazılanları sesli olarak okumaya başladı.) Gecenin karanlığında yalnız bir evin ışığı yanacak. Ufuktaki tek nokta, gece ve gündüzü bir kılacak. Üçüncü günün sonunda her yer kızıla boyanacak. Karanlığın içinde iki kişi yolunu bulacak. Sen ve ben....

MULDER : Çocuk kaç yaşındaydı?

SKINNER : On iki. (Scully'ye baktı.)

SCULLY : Bunu, onu kaçıran yazdırmış ola...

SKINNER : (Scully'nin sözünü kesti.) Hayır. Böyle bir olasılık yok, çünkü mektup birkaç hafta önce yazılmış.

MULDER : Peki ama niye Scully?! (Hiç kimseden bir ses çıkmadı.)


SAHNE 7
Scully'nin dairesi

(Scully spor kıyafetleri içinde merdivenleri çıktı. Genelde sıkıntılı bir gün geçirmiş ya da çözemediği bir olay ile karşılaşmışsa hep koşardı. Koşmak ona her zaman iyi gelmişti. Çünkü koşarken tek başınaydı. Kendini, ailesini, FBI'ı, hatta Mulder'ı bile düşünmüyordu. Tek amacı eve geri dönmekti. Son günlerde çok yorulduğunun farkındaydı aslında. Hastalığı nedeniyle iş ve hastane arasında çok zaman harcamış ve çok yıpranmıştı verdiği yaşam mücadelesinde. Ailesinde dayanabileceği hiç kimse yoktu. Eşini ve kızını kaybetmiş bir anneyi daha fazla üzmeye hakkı olmadığını düşünüyordu. Mulder... O çok farklıydı. En yakın dostuydu. Belki de daha fazlası. Onu yarı yolda bırakamamanın verdiği bir sorumluluk vardı üstünde, itiraf edemese de. Ama bu sefer yalnız değildi koşarken, aklı ona yazılmış mektuptaydı. "Karanlığın içinde tek bir kişi yolunu bulacak.Sen ve ben...."

Scully dairesinin kapısına yöneldi. Durakladı. Şiddetli bir sesle yere kapandı. Bir uğultu gibi. Hiçbir şey göremiyordu, bağıramıyordu. Kafası karmakarışıktı, binlerce ses duyuyordu kafasının içinde, binlerce farkı görüntü geçiyordu gözünün önünden.)


SAHNE 8
Scully'nin apartmanı

ADAM : (Siyah montlu biri) Ajan Scully. (Yumuşak bir sesle Scully'yi bulunduğu yerden uyandırmaya çalıştı.)

ADAM : Ajan Scully, iyi misiniz? (Scully kıpırdadı ve gözlerini açtı. Şaşırmıştı.) Ajan Scully, iyi misiniz? Birini çağırmamı ister misiniz? (Sesi oldukça nazikti.)

SCULLY : (Tedirgin olarak) Sanırım iyiyim. (Adamın yardımıyla ayağa kalktı.) Sağ olun.

DAVID : Ajan Scully, ben Bill'in babasıyım.

SCULLY : Kimin??

DAVID : Size mektup yazan çocuğun babası. Özür dilerim, bu şekilde karşınıza çıkmak istemezdim, fakat oğlumun kime mektup yazdığını görmek istedim.

SCULLY : Aslında ben özür dilerim. Sizin karşınıza böyle yarı baygın bir halde çıkmayı hiç istemezdim. Bana ne olduğunu hiç bilmiyorum.

DAVID : Bir kriz miydi?

SCULLY : (Önce şaşırmıştı, fakat sonra istemese de tedirgin oldu.) Ha.. hayır. Ama siz nerden biliyorsunuz?

DAVID : Oğlum da buna benzer krizler geçirdi. En sonuncusu dün akşamdı.

SCULLY : (David'e daha dikkatli baktı. Çok yorgun ve bitkin görünüyordu.) Içeri girmek ister misiniz? (Dairesinin kapısını açtı.)

(David ilk önce duraksadı, sonra Scully'nin ardından içeri girdi.)

(Scully iki fincan kahveyle kanepeye oturdu.)

DAVID : Sağ olun.

SCULLY : Önemli değil. (Nerden başlayacağını bilemiyordu.) Aslında oğlunuz hakkında fazla bir şey bilmiyorum. Eve yeni gelmiştim.

DAVID : Size neden öyle bir not bıraktığını anlayamıyorum. Hem de kaç hafta önce. Hiçbir şey anlamıyorum.

SCULLY : (Bill ile ilgili dosyayı eline aldı.) Bir FBI ajanısınız. Belki bir düşman onu kaçırmış olabilir. Polis bu olasılıkta hiç durdu mu?

DAVID : Böyle bir şey olması biraz zor, çünkü dışarıyla hiç doğrudan bağlantı kurmadım. Bana verilen bilgileri çözümlüyorum. Bir nevi şifre çözücü.

SCULLY : Hastanede olduğunu ve bir takım krizler geçirdiğini ima etmiştiniz.

DAVID : Evet. Bundan yaklaşık üç sene önce başladı ve sonra bir anda kesildi. Nedeni bilinmeksizin. Ve şimdi yeniden ortaya çıktı. Peki ya size bu gün ne oldu?

SCULLY : Emin değilim. Bu gün hastaneye bu konu için gittim, çünkü dün gece bugünkine benzeyen bir sarsıntı geçirdim. Ama hiçbir şey bulunamadı. Ben aslında bu krizin hastalığımdan kaynaklandığını düşünmüştüm, ancak hiçbir belirti yok.

DAVID : Hastalığınız?

SCULLY : (Bu kadar rahat ve içten konuşabildiğine hayret etmişti.) Kanserim.

DAVID : Üzüldüm,... sizin için. (Gerçekten içten görünüyordu.) Fakat ikiniz arasındaki bağlantının bir tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz?

SCULLY : Aslında bunları düşünmemek için koşmak istedim.


IKINCI GÜN


SAHNE 9
FBI binası

MULDER : Günaydın. (Scully'yi yerinde görmekten memnundu.)

SCULLY : (Masaya yasladığı başını kaldırdı. Bütün gece uyumamıştı.) Günaydın Mulder.

MULDER : Ne oldu, bütün geceyi burda mı geçirdin yoksa?

SCULLY : Bill'le ilgili dosyalara bakmak istedim. Ve bütün gecemi aldı. (Oldukça bitkin görünüyordu.) David'in arabasıyla geldiğim için de burda sabahladım.

MULDER : (Bir erkek ismi duymaktan rahatsız olmuştu.) David?

SCULLY : (Yüzünde bir tebessümle) Bill'in babası.

MULDER : (Biraz rahatlamıştı.) Onunla görüşmek mi istedin?

SCULLY : Aslında beni bulan oydu. Oğlu için çok endişeleniyor. Onu suçlayamam.

MULDER : (Scully'nin içten konuşması onu etkilemişti. Onu ilk kez bu kadar yorgun ve bitkin görüyordu. Ama yine de, titizlikle seçilmiş kıyafetinin içinde başı dik, öylece karşısında duruyordu. Hep böyle olmasını istiyordu. Etkileyici, erişilmez...) Peki bir şey bulabildin mi?

SCULLY : Dokuz yaşındayken bir rahatsızlık geçirmiş, ama nedenini bulamamışlar ve kaçırılmadan bir gün önce yine aynı şekilde rahatsızlanmış, ama...

MULDER : Ama yine bir şey bulamamışlar. Babası FBI'ın en iyi çözümleyicisi. Annesini dokuz yaşındayken kaybetmiş. Bir de kız kardeşi var. Ve sen hastalığının psikolojik bir rahatsızlık olduğunu düşünüyorsun, değil mi?

SCULLY : (Biraz sıkılarak) Hayır!

MULDER : Seni hala çözemedim değil mi? Peki ne fark ettin?

SCULLY : Bundan on iki sene önce aklına gelen ilk olay ne?

MULDER : Kırmızı renkli tişörtümü kaybetmiştim. Bulls en parlak yılını geçirmişti. (Scully'nin bakışıyla toparlandı.) Daha iyi bir şey hatırlamıyorum. Peki ya sen?

SCULLY : Yapışık bebeklerin çoğaldığını ve ölü doğumların ne kadar arttığını, ve bunun basında ne kadar çok yer kapladığını hatırlamıyor musun?

MULDER : Hatırlıyorum, ama hala konumuzla ilgisini göremedim.

SCULLY : Yapışık bebeklerin çoğalmasına ve ölü doğumların artmasına neden olan, bu dönemde uygulanan bir tedaviydi ve işin başındaki Dr. Maria Hall, bu tedaviyi elindeki gebe kalmak isteyen kadınların hemen hepsine uygulamıştı. Çünkü tedavi, çocuk sahibi olmak isteyen, fakat tıbben mümkün olmayan herkes tarafından kabul görüyor ve zararsız olduğu düşünülerek imza karşılığında tüm ailelere sağlanıyordu. Ancak ilk doğumda, bu tedavinin gerçekte bebeği rahimdeyken hırpaladığı anlaşıldı. O zamana kadar yaklaşık 50 anne bu yöntem ile hamile kalmıştı. Ikinci, üçüncü ve diğer doğumlarda hep aynı sonuç alındı. En uzun yaşayan bebek 1,5 aylıktı. Ama, tek bir çocuk yaşamayı başardı. Bill.

MULDER : Bunu nasıl bilebiliyorsun? Bendeki raporda böyle bir şey yok.

SCULLY : Sen nasıl UFO kelimesini duyunca kulak kabartıyorsan, ben de aynı özeni bu tür deneylere gösteriyorum. O zamandan ismi aklımda kalmış. Ismini görünce ufak bir araştırma yaptım.

MULDER :Peki ya kaçırılma için ne diyorsun?

(Scully cevap verecekken odaya biri girdi.)

ADAM : Ajan Scully, Ajan Mulder. Bay Skinner sizi çağırıyor.


SAHNE 10
Skinner'ın ofisi

SKINNER : Çocuğun yeri tespit edildi. Bir apartmanın zemin katında olduğu saplandı. Gitmek için sizi bekliyoruz.

(Mulder ve Scully tamam ifadesinde başlarını salladılar.)

(Skinner önlerinde ilerlemekteydi.)

MULDER : Sence çok kolay olmadı mı?

SCULLY : Mulder, bu dosyayı önemli kılan ne? Babasının FBI'da çalışıyor olması değil mi? Bence bunda şaşılacak bir şey yok.

MULDER : Ben bir çocuğun sebepsiz yere kaçırılmasını kabul edemem.

(Scully yeniden şiddetli bir sesle yere yıkıldı. Mulder farkına varmadan uzaklaşmıştı, ancak Scully'den cevap gelmeyince arkasına döndü ve onu gördü.)

MULDER : Scully!!

(Scully elleriyle başını çevrelemişti. Çok acı çektiği belliydi. Mulder endişeyle yanına geldiğinde Skinner da Scully'yi görmüş ve koşarak yanlarına gelmişti.)

MULDER : Scully!! (Durum karşısında bir şey yapamamanın sıkıntısıyla onu kollarının arasına alarak sakinleştirmeye çalıştı.)

SKINNER : (O da en az Mulder kadar endişelenmişti.) Doktor çağırın. Hemen!

(Mulder, kolları arasındaki Scully'nin gerçekte ne kadar savunmasız olduğunu fark etti ve bir kez daha ürperdi. Sonra Scully'nin sakinleştiğini ve doğrulmak için kımıldadığını hissetti.)

SKINNER : Scully, iyi misin?

SCULLY : (Çabuk toparlanmaya çalıştı, ancak hala üzerinde sarsıntının etkisi vardı.) Çocuk orada değil.


SAHNE 11

MULDER : Scully, hemen hastaneye gidiyorsun.

SCULLY : Hayır. Hiçbir yere gitmiyorum. Çocuğu yanlış yerde aradığınızı söylüyorum.

SKINNER : Scully, Mulder haklı. Böyle bir haldeyken bizimle gelemezsin.

SCULLY : Biliyorsunuz ben de bir doktorum. En azından iyi olup olmadığımı bilebilecek kadar. Ve şimdi çok iyiyim.

MULDER : Scully, kollarımın arasında nasıl çırpındığını gördüm.

SCULLY : Ben size Bill'i yanlış yerde aradığınızı söylüyorum.

SKINNER : Böyle bir şeye nasıl bir anda karar verebiliyorsun?

SCULLY : Şimdi bunu mantıklı bir şekilde açıklayamam, ama Bill Oklahoma'da terkedilmiş bir fabrikada tutuluyor.

SKINNER : Scully, sana güvenirim ve düşüncelerine saygı duyarım. Ancak bu kadar manasız bir şekilde karşıma çıkıp bütün operasyonu sana çevirmemi istiyorsun. Hem de hiç bir kanıt göstermeden. Seni bu şekilde ekibimde istemiyorum. Git, ilk önce sağlığınla ilgilen. Bize yarı baygın bir halde yardımcı olamazsın. Seni bu davadan olarak alıyorum.
(Scully hiç beklemediği bir emirle karşılaşmıştı. Hem de FBI'da en çok güvendiği, başı her sıkıştığında yardım istediği birinden. Skinner'dan. Belki de bunu beklemeliydi, ama Mulder onu desteklememişti bile. Halbuki o her zaman Mulder'ın yanında yer almıştı. En karşı çıktığı fikirlerde dahi Mulder'a destek olmuştu. Son bir kez Mulder'a baktı. Hiç bir tepki yoktu. )

SCULLY : Bu şekilde düşüncelerimi nasıl önemsediğinizi söyleyebilirsiniz. (Çok sinirlenmişti. Kimliğini ve silahını masaya sertçe bırakıp, başka hiçbir şey söylemeden kapıya yöneldi.)

MULDER : Seninle hastaneye gelmemi ister misin?

SCULLY : (Arkasını dönmeden sertçe) HAYIR! (Başka bir şey söylemeden hızla odadan çıktı.)

(Mulder ve Skinner birbirlerine baktılar. Ikisi de Scully'nin bu kadar sinirleneceğini düşünmemişlerdi.)

MULDER : Hayal kırıklığına uğradı.

SKINNER : Bu davanın onu daha fazla hırpalamasını izleyemezdim.

MULDER : Onun bir davaya bu kadar bağlanacağını sanmıyordum. (Eline Scully'nin kimliğini aldı.) En iyisi buydu.

SKINNER : Peki ya söyledikleri?


SAHNE 12

(Siyah renkte bir araba hızla otoyolda ilerliyordu. Oklahoma levhasının önünden geçti. Içindeki Scully'den başkası değildi.)

(Scully, Mulder'dan destek alacağını ummuştu en son ana kadar. Ama şimdi yalnızdı. Kendisiyle bütünleşmiş bir kimliği ve silahı olmadan yolda ilerliyordu. Gördüklerinden öylece sıyrılamazdı. Yerini bildiği birini yalnız bırakamazdı. FBI'dan çıkarken geçirdiği kriz onu Bill'e götürüyordu şimdi. Sanki her şeyi bir kez daha yaşıyormuş gibi geldi. Her şey hafızasındaydı. Nereye sapacağını, Bill'in hangi fabrikada olduğunu biliyordu. Arabadan indi, yolun devamını yaya gidecekti. Patikayı biraz zorlanarak tırmandı. Terkedilmiş fabrikayı görmüştü. Ürperdiğini hissetti. Artık geri dönemezdi. Derin bir nefes alarak fabrikaya yaklaştı. Ortalık o kadar sessizdi ki, en ufak bir ses her şeyi bozacakmış gibi geliyordu. Pencereye yaklaştı. Tam içeri bakacaktı ki bir el onu yakaladı.
Scully, ellerin etkisiyle adamla yüz yüze geldi. Karşısındaki yüz çok tanıdık ve yakın birine aitti; Mulder'a. Işte, onu bırakmamıştı. Ona inanmıştı ve şimdi en ihtiyaç duyduğu anda yanındaydı. Her zaman olmasını istediği gibi.)

MULDER : (Kısık bir sesle) Bu eğlenceyi tek başına yaşamana izin veremezdim.

SCULLY : Ben de seni bekliyordum. (Her ikisi birden camdan içeriye baktı. Içerisi oldukça karanlıktı. Sadece bir odadan hafif bir ışık yayılmaktaydı.)

MULDER : ('Hadi' anlamında elini kaldırdı ve Scully'ye bir silah verdi.) Kullanmamaya çalış.

(Bodrumun penceresinden içeri girdiler. Içerisi beklediklerinden daha karanlıktı. Scully, Mulder'ın elinden tutarak onu takip etmeye çalıştı. Merdivenlerden üst kata çıktılar. Burası geldikleri yerden daha aydınlıktı. Scully Mulder'ın elini bıraktı, farkında olmadan sağdaki koridora saptı. Mulder'sa soldakine saptı. Scully'nin arkasından geldiğini sanarak oldukça dar bir koridora girdi. Fakat arkasına döndüğünde Scully'nin yanında olmadığını fark etti.

Scully saptığı koridorda bir çocuk fark etti. Ona seslendi, fakat o hiçbir şey duymamışçasına koşarak ilerliyordu. Scully de onu peşinden ilerledi. Ancak tam yakalamışken bir anda yok oldu ve o anda birden pencerede gördükleri odayı fark etti. Girmekle girmemek arasında tereddüt ettiyse de en iyisinin Mulder'ın onu bulması olduğuna karar verdi. Ancak odadan bir bağırma duyuldu. Bu sefer tereddütsüz odaya daldı. Elindeki silahı karşısındaki adama doğrultu. Fakat kendisi de biliyordur ki silahı kullanamazdı. Adam, ona hiç duymadığı bir lisanda bir şeyler mırıldanıyordu. Sonra elindeki silahı Scully'ye doğrultu. Iki el silah sesi duyuldu.)


SAHNE 13

(Scully'den önce adam ateş etti. Scully vurulmanın etkisiyle yere yıkıldı, ancak Mulder adamı tam göğsünden vurarak onu etkisiz hale getirdi ve endişeyle Scully'ye yaklaştı.)

MULDER : (Scully'nin gözlerinin açık olduğunu görerek) Yaran çok derin mi? Niye ateş etmedin ona? Az kalsın ölüyordun.

SCULLY : (Arar gözlerle çevresine baktı.) Bill nerede? (Mulder'ın yardımıyla omzunu tutarak ayağa kalktı. Kurşun omzunu sıyırıp geçmişti. Mulder'ın endişeyle kanlı kazağına baktığını gördü.) Önemli değil. Canım o kadar acımıyor. Bill, Bill ....

MULDER : (Kutuların yanında yumru olmuş bir beden fark etti.) Scully, bak.

(Scully de çocuğu görmüştü. Ikisi de onu korkutmamak için ağır ağır ilerlediler.)

SCULLY : Bill sen misin? Seni babana götürmek için buradayız. Bize güvenebilirsin.

BILL : Yaralanmışsın.

SCULLY : Önemli değil. Sen nasılsın?

BILL : Sadece biraz üşüyorum.

MULDER : (Montunu çıkarıp Bill'e giydirdi.) Şimdi nasıl?

(Polis sirenlerinin sesleri duyuluyordu.)


SAHNE 14
Başkent Hastanesi

(Doktor, Scully'nin kurşun yarasını temizliyordu.)

MULDER : Kendini öldürmek mi istiyorsun?

SCULLY : Mulder, ona ateş edemezdim. Aslında ona ateş edemedim. Bir şey bana engel oldu.

SKINNER : Seni oraya gitmemen için uyardığımı sanıyordum. Ama her nasılsa onu buldun.

MULDER :Yerini nasıl bildin?

SCULLY : Bunu size kendi inandıklarımla açıklayamam.

SKINNER : Başkalarının bunu kabul edeceğini sanmıyorum. Şimdi dinlen. Ben diğer şeyleri halletmeye çalışacağım. (Odadan çıktı.)

SCULLY : Bana öyle bakmayı kes Mulder.

MULDER : Neden benden bir şeyler gizlediğin hissine kapılıyorum?

SCULLY : Bazı şeyleri gözden geçirmeden sana o zevki yaşatmayacağımı ikimiz de biliyoruz.

(Mulder zafer kazanmışçasına gülümsedi.)

DOKTOR : (Kapıyı çalarak içeri girdi.) Ajan Scully, iyiyseniz Bill ve babası sizi bekliyor. Geliyor musunuz?

SCULLY : Elbette.


Bill'in hastane odası ;

SCULLY : (Tatlı bir sesle) Şimdi iyi misin Bill?

BILL : Ben hep iyiydim zaten. Yaran nasıl?

SCULLY : Endişelenecek bir şey yok.

DAVID : Yorgunsan seni alıkoymak istemeyiz.

SCULLY : Hayır. Iyiyim. Ben.. zaten gelmek istiyordum...Bill'i görmek için.

MULDER : Yorgun bile olsa, burda kalmak istiyorsa kimse onu engelleyemez.

DAVID : Seni ilk gördüğüm andan beri Bill'e ulaşacağını biliyordum. Nasıl olduğunu anlatamasam da.

SCULLY : Bill'in iyi olmasına sevindim. Izninizle. (Elini David'e uzattı. David Scully'nin elini sıktıktan sonra çevik bir hareketle onu kendine doğru çekerek kucakladı.)

DAVID : Sana borçluyum.

SCULLY : (Mulder'ın bozulmuş suratını görmeden) Önemli değil. Hoşça kal Bill.

BILL : Yarın görüşürüz.

DAVID : Scully'nin yarın seni görmeye gelebileceğini sanmıyorum.

BILL : Yarın görüşürüz Scully.

SCULLY : Önemli değil David. Yarın gelmeye çalışacağım.


SAHNE 15
Scully'nin dairesi

(Scully Bill'in dosyalarını bir çekmeceye koydu. Onlarla işi bitmişti. Belki de bitmemişti, ama artık bunun bir önemi yoktu. O sağlıklıydı ve sapa sağlam babasına teslim edilmişti. Peki ya sorun neydi o zaman? Neden bir şeylerin eksik kaldığını düşünüyordu hala? Telefon çaldı.)

MULDER : Alo. Scully, sen misin?

SCULLY : Evet. Mulder, ne oldu?

MULDER : Sadece iyi olup olmadığını bilmek istedim.

SCULLY : Bu konuda herkesin neden bu kadar endişelendiğini anlamıyorum.

MULDER : Aslında başka bir şey var.

SCULLY : Hadi Mulder, uyumak istiyorum. Biraz çabuk ol.

MULDER : Eğer benimle geleceksen uykunu ertelemelisin.

SCULLY : Nereye ve neden?

MULDER :Bir kasabada iki tane kaçırılma olayı var.

SCULLY : Ve sen bunların bir kaçırılma olmadığını düşünüyorsun. O üç harfi aklıma getirmeli miyim Mulder?

MULDER : Pekala. Fakat bu seferkinde sana kanıtlayabileceğim şeyler var.

SCULLY : Bir görgü tanığı, uzaylılarla iletişim kurduğunu söyleyen biri ve belki, şans bizden yana ise, üzerinde test yaraları olan biri. Hangisi?

MULDER : Şanslı gününde olduğunu sen söyledin.

SCULLY : Mulder, yapma bunu. Aynı şekilde gelen her bilgiye bu kadar rahat güvenme. Her gün elimize böyle mektuplar geçiyor.

MULDER : Ama bu güne kadar hiç kimse bana fotoğrafını yollayamamıştı. Soracağın için söylüyorum, fotoğraf gerçek. Fotoğrafı kızın ablası yolladı. Fotoğrafı gören yetkili hayatında ilk kez buna benzer bir iz gördüğünü söylüyor ve şimdi ikimiz için bilet alacağım. Tamam mı?

SCULLY : Oraya gitmeden önce elindekileri görmek istiyorum. Önce buraya gel. Buradan çıkarız.


Bir saat sonra ;


(Mulder'ın üzerinde siyah boğazlı bir kazak ve yine aynı renkte rahat bir kot vardı. Scully'nin kapısını hafifce çaldı.)

SCULLY : Mulder, gel içeri. (Onun üzerinde de beyaz bir gömlek ve lacivert bir etek vardı.)

MULDER : Pekala, neyi görmek istiyorsan göstereyim.

SCULLY : Herhangi bir şey. Beni oraya götürmeye ikna edebilecek bir şey.

MULDER : O zaman sana uzmandan aldığım raporu ve fotoğrafı göstereyim. (Cebinden bir disk çıkardı ve Scully'nin bilgisayarına taktı, beklemeye başladılar.) Hadi itiraf et, sen de merak içindesin.

SCULLY : Mulder, bana laf yetiştireceğine şu fotoğrafları göster.

MULDER : Sızlanmayı bırak Scully. Ve işte işaret...
(Scully'nin ilk gece geçirdiği krizden sonra omzunda beliren, aynı zamanda Bill'in omzundaki üçgen ekranda gözüktü.)

MULDER : Kaybolan kadınlardan birinin omzunda bu varmış. Şans eseri ablası görmüş kaçırılmadan birkaç gün önce. Ilginç, değil mi Scully? Hiç buna benzer bir şey görmüş müydün?

SCULLY : Hayır demem gerekir, ama hatırlıyor olmalıymışım gibi geliyor.

MULDER : (Scully'nin kendisiyle dalga geçtiğini sanarak) Yapma Scully, bunun bir üçgen olduğunu ben de biliyorum. Bunu önemli kılan içindeki harflerin düzeni.

SCULLY : Hayır, yanlış anladın. Demek istediğim, bu şekli bir yerde gördüm.

MULDER : Aynısını mı? Bunu ben bile söyleyemem.

SCULLY : (Mulder'ın son sözlerini duymamıştı bile.) Belki de... (Sonra birden hatırladı. Geçirdiği krizler sırasında gördüğü ilk şekildi bu, ancak bunu Mulder'a nasıl anlatacaktı? Ona söylemekten vazgeçti.) Yanlış hatırlıyorumdur.

MULDER : Yani şimdi geliyor musun, gelmiyor musun?

SCULLY : Bir yere daha gitmemiz gerek.

MULDER : Şimdi ne oldu?!


SAHNE 16

(Scully ve Mulder, oldukça büyük bir malikanenin önünde durmaktaydılar. Mulder umursamaz hareketlerle etrafa bakınırken, Scully hızlı bir yürüyüşle kapıya yöneldi. Arazi Bill'in ailesinin bulunduğu eve aitti.)

SCULLY : Mulder, hadi ne bekliyorsun?

MULDER : Belki bir cevap. Beni burada tutabilecek bir şey.

SCULLY : (Gülümsedi, kendi cevabıyla yakalanmıştı.) Bir konuda Bill'e danışacağım.

MULDER : Yoksa yeğenlerine oyuncak almaya mı karar verdin?

(Scully kapıyı çaldı. Oldukça şık görünüşlü biri kapıyı açtı ve ikisini saygıyla selamladı.)

SCULLY : Bu saatte Beyefendiyi rahatsız ettiğimiz için üzgünüz, ama ismimizi verirsen bizi kabul edecektir.

(Hizmetli, beklemeleri için onları kabul salonu gibi bir yere aldı.)

MULDER : (Bu gösteriş onun hoşuna gitmişti.) Sence David'i bulması kaç gün sürer? (Etrafa bakındı.) Böyle bir ev için daha ne kadar çalışmalıyım Scully?

(David, hizmetkârı bir el hareketiyle uzaklaştırdı.)

DAVID : Sizi uzunca bir süre görebileceğimi sanmıyordum.

SCULLY : Aslında biz de ummuyorduk, ama bir konuda Bill'e bir şey sormam gerek.

DAVID : Dava ile ilgiliyse artık onun bu konuyu daha fazla anımsamasını istemiyorum. Eğer çok önemliyse belki ben yardımcı olabilirim.

SCULLY : Hayır, sanmıyorum. Soracağım şeyin bu konuyla bir ilgisi yok.


Bill'in odası;

DAVID : Sadece birkaç dakika ve sadece sizin için izin veriyorum.

SCULLY : Teşekkürler. Fazla uzun süreceğini sanmıyorum. (Bill'in bulunduğu masaya yaklaştı.) Merhaba Bill.

BILL : Iyi akşamlar Scully.

SCULLY : Niçin buraya geldiğimi merak ediyor musun?

BILL : Şekli sormaya geldin.

SCULLY : (Afallamıştı, ama bu beklemediği bir şey de değildi. Bu çocukta bir şeylerin farklı olduğuna inanıyordu. Gördüğü onca şeyden sonra şimdi 'neden' sorusuna kendisi de yanıt veremiyordu.) O zaman bunu sana neyi anımsattığını söyleyebilirsin.

BILL : Sana anımsattığından farklısını değil.

SCULLY : Ama bana seni anımsatıyor. Bu yüzden buradayım.

BILL : Tahmin edeceğini ummuştum.

SCULLY : Neyi?

(Bill üstündekini çıkartıp omzundaki izi Scully'ye gösterdi.)

SCULLY : (Bunu kesinlikle beklemiyordu.) O zaman içinde ne yazdığını da biliyor olmalısın.

BILL : Bunu bulmaya gelmedin mi?

Devam edecek …


SAHNE 17

(Scully hiç bir yanıt vermeden ayağı kalktı. Bill'i alnından şefkatle öptü. Kapıdan çıkmak üzereyken durakladı, fakat yine hiç bir şey söylemeden yürümeye devam etti.)

Mulder'ın arabası 02:35


(Mulder, Scully'nin Bill ile görüşmesinden beri hiç konuşmamasından rahatsız olmuştu. Daha fazla dayanamayarak sessizliği bozdu. )

MULDER : Şimdi ne oldu Scully?

SCULLY : Bill'in sırtında da o üçgene benzer şekli gördüm.

MULDER : Peki yazı? (Ifadesi çok sakindi.)

SCULLY : Yani şaşırmadın mı?

MULDER : Hayır. Bunca yıldan sonra kolay kolay yanılamam, değil mi?

SCULLY : O zaman her şeyi en başından beri biliyordun.

MULDER : Sadece beni buraya boşu boşuna getirmeyeceğini biliyordum. (Kısa bir sessizlik oldu.) Ama seni tedirgin eden bu değil.

SCULLY : Geçirdiğim üç krizde de bu üçgeni gördüm. Bill'i bulmamı sağlayan da geçirdiğim krizlerdi.

MULDER : (Sakin ifadesini yitirmişti.) Ve sen hala benden bir şeyler saklamadığını söylüyorsun. Mükemmel! Ben aramızdaki engeli kaldırmaya çalışırken, her şeyi seninle paylaşırken, sen hala kendinle ilgili en ufak bir şeyi bile bana söylemeye cesaret edemiyorsun. Harika! Tek diyebileceğim bu. HA-RI-KA!.. (Scully'nin cevap vermesini bekledi. Ancak yanıt alamadı. Ona bakmıyordu bile. Bu, Mulder'ı daha da çok sinirlendirmişti.) Bunu hastalığına bağlayamazsın, ya da kendine. Benimle ilgili olduğunu anlayamıyor musun? (Scully'nin bu kez baktığını farketti. Dokunsa ağlayacak durumda olduğunu gördü. Ne yapmıştı?! Içinden kendine küfrediyordu. Her şey için geçti, ama söylediklerinin hepsinde de haklı olduğunu biliyordu. Belki Scully de onun gibi konuşsa, susmasa, kendini bu kadar huzursuz hissetmeyecekti.)

SCULLY : (Mulder'la göz göze geldi. Davranışlarının ne kadar yanlış anlaşıldığını görmüştü. Bu kez alttan almayacaktı.) Arabadan inmek istiyorum.
(Mulder gülümsedi. Sinirleri bozulmuştu. Arabayı yavaşlatmadı.)

SCULLY : Mulder! (Sesi otoriterdi.)

MULDER : Pekala, istediğin buysa... (Aslında onu yolun ortasında bırakmayı hiç istemiyordu. Son bir umutla sordu.) Bari evine bırakayım.

SCULLY : Mulder, inmek istiyorum.

MULDER : (Arabayı yavaşlattı, yolun kenarına çekti.) Eve kadar yürümeyeceksin, değil mi? (Ortamı yumuşatmaya çalışıyordu.)

(Scully hiçbir şey söylemeden arabadan indi.)

MULDER : Yarın görüşüyoruz, değil mi?

SCULLY : (Gülümsedi.) Inan bana, hiçbir fikrim yok. (Mulder'ın tedirgin yüzünü fark etti.) Umarım.

(Scully, arabanın tam tersi istikamette yürümeye başladı. Işte yine başlıyordu. Her yer kapkara oldu. Bütün sesler birbirine karışmıştı. Üçgeni gördü. Ardından kız kardeşini, babasını... Onlar da kayboldu birer birer. Zamanla her şey normale döndü. Sesler gitmişti. Yalnız Mulder'ın endişeli sesi geliyordu kulağına. Ve yine onun kollarındaydı.)

MULDER : Scully, iyi misin? Bak, her şey geçti artık.

SCULLY : (Gözlerini ovuşturdu. Belli ki acıdan ağlamıştı. Kendine gelmeye çalıştı.) Iyiyim, merak etme.

MULDER : (Scully hala yerde, kollarının arasındaydı. Bundan ikisi de hiçbir rahatsızlık duymuyordu.) Hastaneye gidelim mi?

(Scully 'Hayır' anlamında başını salladı.)

MULDER : Çünkü nedenini söyleyemeyecekler. Peki iki günde geçirdiğin dört krizin hiç mi nedeni yok?!

SCULLY : Keşke biliyor olsaydım.

(Ikisi de kararsız gözüküyordu. Fakat Mulder kendinden emin bir şekilde ayağı kalktı. Scully'nin de ayağa kalkmasına yardım etti.)

MULDER : Hadi! Gidiyoruz.

SCULLY : Nereye? (Bir yanıt alamadı.)


SAHNE 18
Scully'nin Dairesi

MULDER : Çabuk ol, Scully! Bütün gün seni bekleyemem.

SCULLY : Bu şekilde nasıl dışarı çıkarsın diyen sendin. Ayrıca yanılmıyorsam, henüz geleli bir dakika bile olmadı.

MULDER : Eğer arabadan inmeseydin yere düşmezdin, üstün de kirlenmezdi. Biraz alttan alsan ölmezsin, değil mi?

SCULLY : Mulder, benimle uğraşmayı kesip söylediğin kişileri nasıl bulacağımızı açıkla.

MULDER : Seni vuran adam, FBI'a neredeyse bütün öz geçmişini vermiş. (Sırıttı.) Her halde senin gibi birini vurduğu için çok pişman olmuş. Bir de tabii, benim araştırmalarım var, onları hafife alamazsın. Ama ilk önce şu üçgenin sırrını çözmek için gidiyoruz.

SCULLY : Hazırım. (Üzerinde mavi kazağı ve lacivert eteği vardı. Odada eksik bir şeyler olduğunu fark etti. Şöyle bir etrafına baktı. Babasının, doğum gününde hediye ettiği eşarp her zamanki yerinde durmuyordu.) Mulder, askıdaki eşarbı sen mi aldın?

MULDER : Ne?

SCULLY : Eşarbım Mulder!

MULDER : Hayır. Hadi çıkalım artık.

SCULLY : Onu bulmadan şuradan şuraya gitmem.

(Mulder kolundan tuttuğu gibi Scully'yi daireden çıkardı.)

SCULLY : Hey!

(Kapı arkalarından kapandı.)


SAHNE 19
Eyalet Merkezi 06:15

MULDER : Burası sana FBI araştırma merkezi gibi geliyor mu?

SCULLY : Tamam. Çok eski ve bakımsız görünebilir, ama içerdeki malzeme ile sana gelen dosyadaki kıza otopsi yapabileceğimden eminim.

MULDER : Senin için bir sorun yoksa benim için de yok. (Scully'nin inmesi için arabayı binanın önünde durdurdu.)

SCULLY : Peki sen ne yapacaksın?

MULDER : Ne ilginçtir ki, buradaki üniversite profesörünün bana üçgen hakkında bilgi vereceğine dair bir hissim var.

SCULLY : Tamam, bir iki saat sonra burada buluşalım. Ha, unutmadan... Frohike,Byers ve Langly'ye benim de teşekkür ettiğimi söyle.

(Ikisi de gülümsedi. Mulder gidince Scully içeri girdi.)


SAHNE 20
Eyalet Üniversitesi 06:30

MULDER : Ben Ajan Mulder.

PROF. SULLIVAN : Umarım yolculuğunuz rahat geçmiştir Ajan Mulder. Merakla bana göstereceğiniz şeyi bekliyordum.

(Mulder cebinden çıkardığı resimleri uzattı. Resim, üçgenin çeşitli açılardan çekilmiş görüntüleriydi. Üçgenin çevresinde, daire şeklinde, farklı bir dildeki yazı, çok net olmasa da okunabiliyordu.)

PROF. SULLIVAN : Bunları nerden buldunuz Ajan Mulder?

MULDER : Ne olduğunu biliyor musunuz?

PROF. SULLIVAN : Bu bölgenin eskilerindenim. Annem, babam, onların aileleri ve onların ebeveynleri... Hepsi bu kasabada doğmuş ve ölmüş, kısacası hepsi bu bölgenin insanı. Bu şekil bu bölgede yaşayan bir ailenin simgesi. Onların da buradaki yaşantısı bizimki gibi eskilere dayanmakta. Güçlü, soylu bir aile. Hatta benim büyük-büyükbabam onların bahçıvanlığını yapmış. Babama o aileden uzak durmasını öğütlermiş. Tabii o da bana öğütledi. Genelde sevilmezlerdi, onlar da bunu biliyordu. Fazla ortalıklarda görünmezler.

MULDER : Üçgen..

PROF. SULLIVAN : Dediğim gibi, onları belirten bir simge. Onlara ait olanın üzerine çizilir. Bu gün bile arabalarında, kapılarında bu üçgene rastlanır. Peki siz nerede buldunuz?

MULDER : Inanın, bilmek istemezsiniz.

Iki saat sonra


MULDER : Bir şey bulabildin mi?

SCULLY : Aslına bakarsan... bir otopsi için anormal hiçbir şey yok.

MULDER : Yani bir şey bulamadın.

SCULLY : Hayır. Demek istediğim, görünürde bir şey yok, ama kızların farklı kişilerce öldürüldüğünü söyleyebilirim.

MULDER : Benim öğrendiklerim de senin buldukların gibi birbiriyle bağlantısız. Tek işe yarar nokta, bir ailenin bu simgeyi bir işaret gibi herkesin gözüne sokması.

SCULLY : O zaman gideceğimiz adres belli.


SAHNE 21

DESSANGES Malikanesi 9.00

(Mulder ve Scully, üzerinde üçgen şeklinin bulunduğu kapıyı çaldılar. Ellili yaşlarında bir kadın kapıyı açtı.)

SCULLY : Günaydın. Sizi bu saatte rahatsız ettiğimiz için özür dileriz. Bayan Dessanges ile görüşebilir miyiz?

BAYAN DESSANGES : Buyurun, benim.

MULDER : Sanırım içeride konuşsak daha iyi olacak.

BAYAN DESSANGES : Tabi. (Onları içeri aldı.)


Oturma odası


MULDER : Sizin simgeniz olan bu üçgen ölen iki kızın bedenine çizilmiş.

BAYAN DESSANGES : Sizin de gördüğünüz gibi, bu simgeyi herkes tanır ve bilir, bu da herhangi birinin yapmış olduğu anlamına gelir.

SCULLY : Bayan Dessanges, amacımız sizi suçlamak değil. Aksine bu konuda sizden yardım almak.

BAYAN DESSANGES : Nasıl?

SCULLY : Ilk olarak bize simgenin anlamını açıklayabilirsiniz.

BAYAN DESSANGES : Aslına bakarsanız, ben de tam olarak bilmiyorum. Eminim duymuşsunuzdur. Ailem çok eskilere dayanan bir topluluk. Bu simge muhtemelen ailemin gücünü simgeliyor olmalı.

MULDER : Bayan Dessanges, ailenizde daha fazla bilgi alabileceğimiz biri var mı?

BAYAN DESSANGES : Eğer annemi kastediyorsanız, onun akıl durumunun sizinle konuşabilecek düzeyde olduğunu sanmıyorum. Ne yazık ki daha fazla yardımcı olamam. Elimden gelen bu...

MULDER : Peki işaretin aitlikle bir ilgisi olabilir mi?

BAYAN DESSANGES : Ölen kızların bizimle bir bağlantısı mı olduğunu soruyorsunuz? Kesinlikle böyle bir ilişki yok.

MULDER : Yine de çabanız için teşekkür ederiz.
(Çıkmak üzere kapıya yöneldiler.)


SAHNE 22
DESSANGES Malikanesi

BAYAN DESSANGES : Anne, sana bunu kesmeni söylemiştim.

ANNE DESSANGES : Istediğimi elde edinceye kadar olmaz.

BAYAN DESSANGES : Şu FBI ajanını işe sokmamalıydın anne, bunu sen de biliyorsun.

ANNE DESSANGES : Onsuz başaramayacağımızı da sen biliyorsun. Bill'in yanımıza gelmesini istiyorsak, onun inaçlarına ve beslediği sevgiye ihtiyacımız var.

BAYAN DESSANGES : Pekala. Ama elini çobuk tut.


SAHNE 23
21.00 Scully'nin otel odası;

SCULLY : (telefonda) Bill'in yine hastanede olmasına çok üzüldüm.

DAVID : (telefonda) Biliyorum. Sağ ol.

SCULLY : (telefonda) Eğer yardımıma ihtiyacınız olursa beni her zaman arayabilirsin.

DAVID : (telefonda) Tamam.

SCULLY : Düzeleceğinden eminim.

MULDER :Scully!

SCULLY : (telefonda) Kapatmalıyım. Yarın yine aramaya çalışacağım.

DAVID : (telefonda) Görüşürüz.

SCULLY : Girebilirsin, kapı açık.

MULDER : Nasıl olduğuna bakmak istedim.

(Mulder odaya girdiğinde, Scully Bill'in tıbbi dosyasını alıp yatağa oturdu. Mulder da onun yanına geldi.)

MULDER : Istediğin orda yazıyor mu bari?

SCULLY : Biliyorum, bakmam boşuna. Ama hiç bir şey yapmadan ... öylece oturmak, elimden bir şey gelmediğini bilmek canımı sıkıyor.

MULDER : Bu dosyanın seni bu kadar etkilemesine izin verme.

SCULLY : Etkilemiyor Mulder!

MULDER : O kadar belli ediyorsun ki!

SCULLY : Inan bana denedim, ama bu kez duygularım uzmanca davranmamı engelliyor. Bu davaya bir iş gibi bakamıyorum. Bu gün yine hastaneye kaldırılması o çocuk için çok yıpratıcı.

MULDER : Scully, duygularından korkmamalısın. Ben onlara hep güvendim, seni farklı kılan noktayı görmezden gelme.

SCULLY : Sağ ol. Bunları duymak gerçekten güzeldi.

MULDER : Yarın geri dönüyoruz.

SCULLY : Dessanges ailesinde hoşuma gitmeyen bir yan olduğunu söylemek zorundayım.

MULDER : Seni vuran adamın verdiği bilgilerin bir işe yaramadığını da ben.

SCULLY : Bu davanın basit olmadığını söylediğinde haklıydın.

MULDER : Bazı şeyleri kabullendiğini görmek güzel Ajan Scully (Masumca sırıttı.)

SCULLY : O zaman sabah görüşürüz.

MULDER : Seni tedirgin eden başka bir şey yoksa. Iyi uykular.

SCULLY : Hayır yok. Sana da.

(Mulder odadan ayrıldı.)

SCULLY : Bill'in krizlerine bilimsel bir cevap bulamamaktan korkuyorum.


SAHNE 24
Mulder'ın otel odası 12.30

(Mulder hala yatmamıştı. Banyoda dişlerini fırçalarken elektrikler kesildi.)

MULDER : Kahretsin!

(Bir dakika sonra)

SCULLY : Mulder, benim.

MULDER : (Scully'ye kapıyı açtı. Elinde hala diş fırçası vardı.) Uyuduğunu sanıyordum.

SCULLY : Fenerin yanında mı?

MULDER : Bir saniye, senin Scully olduğunu nerden bileyim? Bir uzaylı olmadığını kanıtlamalısın.

SCULLY : Mulder, oyunu bırak. Beş yılda beni yeşil adamlarından ayırabilmelisin.

MULDER : Gri.

SCULLY : Ne?

MULDER : Gri.

SCULLY : Kes şunu Mulder. Hadi çabuk ol.

MULDER : Tamam, sadece sen olduğundan emin olmak istedim. Fenerini her zaman yanında taşıman gerektiğini söylediğimde beninle dalga geçiyordun, ama bak şimdi elime düştün. Seni bir dost olarak uyardığım hiç ak...

SCULLY : Mulder, saat bire geliyor ve sen bu saatte hala saçmalıyorsun.

MULDER : Fenerimi bulamıyorum. Saatimin ışığıyla idare edebilir misin?

SCULLY : Mulder, bir otel odasında ölmek istemiyorsan...

MULDER : Tamam, al işte. Çok istediğin fener.

SCULLY : Güzel!

(Mulder bu sırada camdan kasabaya baktı.)

MULDER : Scully, günün sorusu. Sence bütün kasabanın elektriği kesikken neden ücra, sıradan bir evin ışığı sönmez?

SCULLY : Hangi ev?

MULDER : Bak, şu restoranın yanındaki.

SCULLY : Benim düşündüğümü sen de düşünüyor musun?

MULDER : Karanlığın içinde iki kişi yolunu bulacak... Sen ve ben.... Orası için elimizde fenerden fazlası olmalı.


SAHNE 25

(Mulder ve Scully ışığı yanan eve bakmaya çalışıyorlardı. Fakat başarılı oldukları söylenemezdi. Pencereler ikisinin de içeriyi göremeyeceği yükseklikteydi.)

SCULLY : Lütfen kapıyı açın. Federal ajanlar. Içeride kimse yok mu? Kapıyı açmazsanız zorla girmek zorunda kalacağız!

MULDER : Işığınızdan yararlanmak istiyoruz diyebilirdin. (Scully'nin o bilindik bakışıyla karşılaştı. Alçak bir ses tonuyla devam etti.) Daha sempatik olurdu.

SCULLY : Mulder, kapıyı kırabilir misin?

MULDER : Tabii, çok kolay. Zaten hep bunu yapmak istemişimdir. Geri çekil. Kuvvetimden korkmanı istemem.

(Mulder birkaç adım geriledi, sonra kapıya doğru hızlıca koştu. Oldukça sert bir omuz vurdu ancak kapı olduğu gibi duruyordu. Scully ve Mulder "Olamaz!" der gibi birbirlerine baktılar. Kapı birden gürültüyle yere yıkıldı.)

MULDER : Seni uyarmıştım. Bu sefer arkamdan sakın ayrılma. Geçen maceranda omzunda hafife alınmayacak büyüklükteki bir delikle dönmüştün ofise.

SCULLY : Tamam, arkandayım.

MULDER : Scully, bir kere daha düşündüm de... önden gitmen daha iyi.

(Koridorda ilerlemeye başladılar. Evin içindeki bir çok eşya yere düşmüş, aynalar kırılmıştı. Mulder bir odadan ışığın süzüldüğünü fark etti. Odaya yöneldi. Scully ise üst katta bir kadının farklı bir dilde bir şeyler mırıldandığını duydu. Ayrıldılar.
Scully sesi takip ederken evin sallanmaya başladı ve duyduğu ses giderek yükseldi. Mulder'ın yanında olmadığını fark etti.

Mulder, boş koridorun sonundaki odayı boş bulmaktan hoşlanmadıysa da, Scully'nin yanında olmamasından daha kötü değildi bu.

Yaşlı Dessanges üst katta ayin benzeri bir tören yapıyordu. Ateşin etrafında, üzeri çeşitli sembollerle simgelenmiş bir çubuğu dolaştırıyordu. Scully, ateşin üzerinde Bill'in bedeninin silik görüntüsünü gördü. Ses yükseldikçe beden de belirginleşiyordu. Scully silahla yaşlı kadına doğru ilerledi, ancak bir sopa darbesiyle yere yıkıldı. Onu vuran Bayan Dessanges'tı. Scully toparlanmaya çalışırken, Mulder ilk önce havaya sonra yaşlı kadının elindeki çubuğa ateş etti. Scully de bu sırada Bayan Dessanges'i etkisiz hale getirmişti. Bill'in bedeni yavaş yavaş ateşin üzerinden silindi.)


SAHNE 26
Sabah 3:50

(Evin önü polislerle dolmuştu. Dessanges üyeleri arabaya bindirildi. Ölen kızlarla bu dosyanın bir bağlantısı olmadığı da katillerin yakalanmasıyla belli oldu.)

MULDER : Her şey bitti ha?

SCULLY : Sanırım evet. (Bundan memnun olduğunu belirten bir gülümseme vardı yüzünde.)

MULDER : Kadın, oğlunu bu kasabadan ve Dessanges ailesinden uzaklaştırıyor, torununu çok seven anneannesi de, çocuğu babasından kaçırmaya çalışıyor. Bir anneanne daha iyi bir yöntem bulamazdı.

SCULLY : Bill'in annesinin, aileden soyasını değiştirerek ayrıldığını fark edememiş olsak da, önemli olan Bill'in şimdi evinde huzur içinde uyuyor olması.

MULDER : Bunca olaydan sonra sana iki soru. Hazırsan birincisi: Karanlıİın içindeki yolunu bulan iki kişi arasında benim adım niye geçmiyor?

SCULLY : Çünkü sen benim ortağımsın; ben demek, sen demek. (Göz kırptı.)

MULDER : Peki... Son soru: Senin bu olayla ne bağlantın var?

(İkisi de birbirine bakar. Mulder, cevap alma umuduyla. Scully ise bulma umuduyla.
Zemin katta şöminenin içinde Bill'in futbol şapkası Scully'nin eşarbı ile bağlanmıştı.)

SON

 


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR