» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

 
 
 Teliko :...

Selamlar herkese...
Mükemmel bir sezon yasiyoruz arkadaslar, keyfini çikaralim. Insallah hep böyle devam eder. Senaryolari bir kenara birakirsak, Mulder ve Scully kendi baslarina bu isi götürebilecek potansiyele sahipler. Kesinlikle sariyor her bölüm. TELIKO da öyleydi. Ancak konu bakimindan çok eksik kaldi demeliyim. Çünkü ilk yarinin sonlarina dogru bir Eugeene Tooms vakasiyla daha karsilastigimi düsünmeye baslamistim. Olayin Afrika kültürüyle baglantisi ise, iyi kullanilmadigi için konunun harcanmasini engelleyemiyor. UNRUHE nerede TELIKO nerede yani...

Bu bölümde, Mulder ve Scully’nin yine bir fikir çatismasina düstüklerini görüyoruz. Owen Wilson’un cesedi üzerinde yapilan arastirmalar sonucunda Scully’nin vardigi kesin bir sonuç yoktu ve ajanimiz ondan her zaman bekledigimiz gibi bunun sebebinin bilimsel olarak açiklanabilecek, bir neden oldugunu düsünüyordu. Pek tabii ki bu konuda Mulder’la hemen görüs ayriligina düstüler. Eh, ortada açiklanamayan bir durum varsa Mulder’in baliklama bir komplo fikrine atlamasi kaçinilmaz ne de olsa... Yine de, bu sefer Scully, olayi bilime bagdastirmakta oldukça kararliydi. Ancak bölümün sonunda yazdigi raporda tip biliminin Aboah’in içinde bulundugu duruma kesinlikle bir açiklama getirebilecegini söylerken, Mulder’in sözlerinin etkisiyle bilinmeyene duyulan korkuyu da ele alarak, ortaginin bakis açisini da onayladigini anliyoruz.

TELIKO bölümünün konusunda ilk bakista görülmeyeninden tutun da, “ben buradayim” dercesine siritan bir çok bosluk var. Aslinda temel konu, yani Aboah’in Hipofiz bezinin olmamasi, ilginç bir olay. Ancak senarist Howard Gordon, olmayacak kliselere yer vererek senaryonun degerini küçültmeyi basarmis. Yazik olmus kisacasi...

Aboah, Hipofiz bezi olmadigi için ihtiyaci olan hormonlari diger insanlardan alma yoluna gidiyor. Arkasinda biraktigi cesetler, melatonin hormonlarinin tükenmis olmasi nedeniyle albinoya benziyorlar. Avini etkisiz hale getirmek için Afrika kökenli bir bitkinin tohumunu kullaniyor. Tohumun içeriginde beynin dis zarini etkileyip metabolizmayi yavaslatan bir madde var. Bu da kurbanlarin katatonik durumda olmalarini, diger bir deyisle yasayan bir ölü gibi görünmelerini açikliyor. Aboah hormon gereksinimini karsilayamadiginda, vücudunda deformasyon basliyor ve yavas yavas ten rengi beyazlasmaya basliyor. Burada merak ettigim bir sey vardi, gerçi bunu Ezgi arkadasimiza birakmak daha dogru olacaktir sanirim ama, naçizane bendeniz de ufak çapli bir arastirma yapma girisiminde bulundu. Sebep suydu: Insan metabolizmasinda önemli bir yeri oldugu bilinen Hipofiz bezinin eksikligi, neden sadece melatonin hormonu eksikliginden dogan Albino rahatsizligina sebep oluyordu? Baska yan etkileri de olmaliydi degil mi? Ögrendigim kadariyla Hipofiz bezi, böbrek üstü bezlerini, esey hücrelerini uyarip hormon salgilamalarini sagliyor. Ayni zamanda pigment hücrelerini uyararak melanosit hormonunun salgilanmasini da ayarlayan yine bu bez. Hipofiz bezinin alinmasi ya da bir sekilde salgiladigi hormon miktarinin azalmasi durumunda Summond denen bir hastalik gözleniyormus, bu da devlik, cücelik veya hipofiz hormonlarinin etki ettigi iç organlarda islev bozukluklari gibi sorunlara neden oluyormus. Buradan çikardigim sonuç su: Hipofiz bezinin yoklugu, uzun vadede insan vücudunda büyük degisikliklere neden oluyor; ancak dizide kaçirilma olaylarinin cereyan ettigi 3-4 aylik kisa bir zaman araliginda cücelik ve devligi birakin, ölümcül bir arizaya neden olmasi söz konusu degil. Kisacasi, Gordon’un senaryosunun tibbi temeli ilk bakista çok saglam gibi görünüyor, ancak melatonin eksikliginin ayda hemen hemen iki kisiyi öldürmeyi gerektirecek kadar kisa vadeli bir yan etkisi oldugunu, böyle bir etki olsa bile bunun ölümcül olabilecegini sanmiyorum. (Ay Ezgi ne yaptim ben yaa!! Zormus bu is. Tip ne kadar kiskirtici olabiliyo bööle, baksaniza ahkam kesmeye basladik hemen) Aboah hayatta kalmak için öldürmek zorunda ama, bence fazlasiyla asiriya kaçiyor. Scully, o zamana kadar Aboah’in nasil hayatta kaldigini anlayamadigini söylemisti. Bir sekilde kurbanlarinin hipofiz bezlerini kullandigini biliyoruz, ama durum bundan daha karmasik olmali, elde ettigi hormonlari kendi bünyesinin kullanabilecegi hale nasil getirdigini bilmiyoruz. Ilaç gibi yutacagini düsünmek mantiksiz yani, degil mi? Neyse, bu kismi hiç dokunmadan geçmeleri iyi.. Daha fazla irdelersem kendimi bir sey zannedecegim yoksa...

Howard Gordon sadece tohum ve Hipofiz bezi konularini kullansaydi, bu arada kaçirilma olaylari arasindaki zaman araligini uzatsaydi, birkaç yerinde degisiklikle birlikte elindeki malzemeyi iyi degerlendirebilirdi belki. Ancak bunun yerine, Aboah karakterine Tooms’vari bir yetenek bahsedip onu boru, çekmece, vb. bilimum yerlere sokarak sinirlari zorluyor. Bir de olayi bir Afrika efsanesine baglayarak isin içinden siyrilmaya çalisiyor. Peki adamin yemek borusundaki o alete ne demeli? Tamam neden kullandigini anladik ta illaki öyle eksantrik bir yerde mi saklamaliydi o aleti. Normal bir sekilde cebine koysaydi ya da evinin bir kösesinde saklasaydi ne olurdu? Ahsap bir aletin metal detektörüne yakalanacagini düsünmüyordu herhalde? Yani illaki bir uçukluk yapmasi gerekiyormus gibi davraniyor senaristimiz. Çözemedim valla! Bazi seyler bir halk efsanesine bile birkaç numara büyük gelmis anlayacaginiz. O kadar acayip ayrinti yerine daha sade bir konu olsaydi, yine de sikilmadan izlenebilecek bir bölüm olabilirdi TELIKO. Harcanmis iste.

Dikkat çekmek istedigim bir nokta daha var: Bu bölümde ilk defa Mulder’in bulunan degil de bulan rolünde olmasi. Çok ilginç... Penceredeki X isaretini özleyecegim. Marita Covarrubias’ i kendisi ziyaret ediyor. Ancak bulusmanin fazla göz önünde gerçeklestigi bir gerçek. Mulder ve Marita konusurlarken, arka planda Marita’nin çalistigi Birlesmis Milletler Binasi duruyor. Mulder’in Deep Throat veya Mr. X ile gerçeklestirdigi gizli sakli bulusmalarda biraz heyecan olurdu. Artik hissedemeyecegiz herhalde desem de, Marita’nin yeteri kadar korkmus bir hali vardi, bir dahaki bulusmalarini o kadar açik bir sekilde yapmayacagi kesin. Ve dikkat : Marita, Mulder’a her gün binlerce yabanci türün farkina bile varilmadan Amerika’ya girdigini söylerken söyle bir laf ediyor: “Ürünler(mikroplar) mektuplarla gönderiliyor” !!! Bu kadari da olmaz degil mi? 5 sene sonrasinda Amerikan halkini derinden sarsacak bir olayin tahmininde bulunduklarini bilseler ne yaparlardi acaba... Dizide islenen komplolarin bazilari gerçekten inanilmaz olsa da, bazilari resmen 12’den vuruyor hedefi. Sasirtici, bir o kadar da korkutucu bir sey bu... Insan ister istemez CC’in da bir Deep Throat’i oldugunu düsünüveriyor yani. Bilmiyorum artik! Hiç bulasmayayim ben.

TELIKO bölümünün konusunda bir çok saçmalik ve eksiklik birbirini izlemis. Ancak bölümün sonunda Scully’nin rapora yazdiklari konuyu unutup farkli bir seyi düsünmemizi sagliyor; bilinmeyene duydugumuz korkuyu... Mulder, “Bilinmeyenden korkuyoruz, sonuçta bunu bize daha tanidik gelen kavramlara indirgiyoruz. Bir halk hikayesi, bir hastalik ya da bir komplo gibi” diyor arabada Scully ile Aboah konusunda tartisirken. Bu kesinlikle dogru bir saptama. Scully’nin raporunda da yazdigi gibi, bilinmeyene duyulan bu korku, bizi gerçegi anlamak, kavramak yerine yalanciliga, sahtekarliga ve ikiyüzlülüge itiyor. Böylece gerçeklerden kaçarak kendimi güvende hissediyoruz. Korkularimiz ancak rüyalarimizda bizi rahatsiz edebiliyor. Inandigimiz sey yalan bile olsa bu yalani devam ettiriyoruz, ölene kadar inanmayi sürdürüyoruz. Sadece; farkli sekillerde yaklassalar da ayni amaç çevresinde birlesen ajanlarimiz Mulder ve Scully gibi, gerçegi anlamaya ugrasarak içimizdeki korkuyu yenebilir ve böylece, gerçek yolunda ilerleyecek cesareti de bulabiliriz.

Bölümün baslangicinda tagline “Deceive-Inveigle-Obfuscate” (Ikiyüzlülük-Yalancilik-Sahtekarlik) olarak degistirilmisti. Dizi boyunca X-Files mitolojisi ile bir baglanti kurmaya çalistim dogal olarak..Çogunluk bir bag kuramamis olabilir. Ancak yukarida kisaca degindigim, Scully’nin yazdigi raporu düsünürsek, belki Howard Gordon’un yapmaya çalistigini anlayabiliriz. Scully, insanlarin içindeki bilinmeyene karsi duyulan tarif edilemez korkunun insanlari yalana, ikiyüzlülüge ve sahtekarliga saptirdigini söylüyordu. Bu sözlerle, senarist, belki de X-Files mitolojisinde islenen, Mulder ve Scully’nin gerçegi arastirma sürecinde karsilastiklari engellere gönderme yapiyordu. Sonuçta inanilmaza duydugumuz korku, bir yalana inanmamizi daha kolay hale getiriyor ve böylece, bilinmeyenin içindeki gerçegi kendimizden uzaklastirmis oluyoruz. Bu da Mulder ve Scully’nin ve gerçek yolunda ilerleyen diger insanlarin karsilastigi en büyük engellerden biri haline geliyor. Bir yalana inanmis bir insandan asil gerçegi nasil söküp alabiliriz ki? Bu durumda, CSM ve Sendika üyelerinin amaçlarina da yardim ederek korkularimizi onlarin kullanmalarina ve gelecegimizi de kendimizin yerine onlarin belirlemesine izin vermis oluyoruz. Mitoloji bölümlerinde ele alinan olaylarda, Mulder ve Scully’nin gerçege ulasmalarini saglamak için insanlarin korkulariyla yüzlesmeleri gerektigi bir çok durum gözlendi simdiye kadar... Belki de Howard Gordon, insanlara asil mesaji böylece vermis oluyor: Bilinmeyenden korkmak, Burkina Paso konsolosunun yapmaya çalistigi gibi “gözlerimizi kapatinca gidecegini ummak” gerçege ulasmamizi engelleyen en önemli nedenlerden biridir.Önemli olan, onu anlama cesaretini gösterebilmemizdir. Belki TELIKO gibi vasat bir çikis noktasina dayanan bir bölümde böyle bir mesajin verilmesi, çogumuza mantikli gelmiyor. Ama bazen, anlamsiz seylerden anlamli bir sonuç çikabiliyor.

SAYIKLAMALAR

Lütfen, lütfen Mulder takim elbisesinin ceketini bir daha giymesin, hatta gömleginin kollarini kivirmaya devam etsin. Lütfeeeennn.!!!!! Inanilmaz yakisikliydi. Tanri’m hep böyle kalsin :)). Amaaa, Scully’yi de ihmal etmemeliyim. Zion Hastanesi’nde Aboah’i MR makinesine sokarken, kendisi Doktor Bruin’le bekliyordu ya. Simdiye kadar hatirladigim en seksi hali ve en seksi bakisiydi o valla. O halini bir de MR sonuçlarini incelerken gördük. Kendi adima hakli oldugum sonucuna vardim. Kesinlikle seksiydi. Yalniz, bir daha Skinner’in ofisinde giydigi türden bir -döpiyes mi ne haltsa- giysi giyerse, ve ne oldugunu anlamadigim o rengi üzerinde görürsem çiglik aticam!

Pendrell ne zamandan beri kafayi Scully’ye takmisti öyle... Yani Mulder’a gereginden fazla tepki gösterdi bence... Haksiz miyim? Eh, Mulder da içini rahatlatti sagolsun adamin... “Bir randevusu var. Nefes al Ajan Pendrel! Ölü bir adamla!!!!” O rahat tavrina gicik oldum Mulder’in, ne yalan söyliim. Ama yine de fazlasiyla eglendim. Neyse, bu adama dikkat etmekte fayda var derim.
“Burada bir Michael Jackson esprisi var ama daha bulamadim” Ahahhhhhhaaaaa!!! Agzimdan baklayi aliverdin Mulder’cim...

Su güzellige bakin arkiler yaa... Yani bi asiklar(!), bi de Mulder ve Scully ancak böyle gözleriyle anlatabilir her seyi...

DUFF : Ama siz, FBI ajanisiniz degil mi?
SCULLY : Evet. Muhtemel bir toplumsal saglik krizini arastiriyoruz
MULDER (gözler) : “Harika! Oldu olacak devlet sirlarini da
açiklayiver.”
SCULLY (gözler): “Tamam fazla oldu, ama baska ne yapabilirdim ki?!” (basini eger)
SCULLY (gözler): -911 hattiyla telefonda konusurken- “Neler oluyor? Ne anlatmaya çalisiyorsun Mulder!”
MULDER (gözler inanilmaz bir dehsetle Scully’ye bakmakta): “Arkana bak!Orada! Arkanda!!! Tanri’m! lütfen arkana bak!” (Scully arkasini döner ve Aboah’a ates eder)

Su Aboah Tooms’dan da beter yaaa...Insan yanlamasina girer çekmeceye yaa... Bir el falan beklerken, adamin gözleriyle karsilasinca dumur oldum bea... Neyse ki korkutacak adam yoktu. Biri dokunsa direk kafayi tavana vururduk heralde. (Scully merdivenlerden çikip, ileriye, Mulder’in yerdeki fenerine dogru bakarken, ben kardesimi korkuttum ama! Zavalli neler çekiyo ablasindan. Ehehehuee!!)

Mümkünse bir daha yalan, ikiyüzlülük ya da sahtekarlik kelimelerini duymiim. Kafayi fazlasiyla yordum bu laflara, bakin basim aarimaya basladi bilem. X’le kalin!

Rukiye Fırat






TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR