Derleyen: Berivan Tokem
Yeni bir yıl, yeni bir buluşma ve (doğal olarak) yeni bir buluşma
yazısı… Bu yıl Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’daydık. İki
gün süren buluşma sırasında forumun eskileri hasret giderdi,
aramıza yeni katılan arkadaşlar yapılan binbir türlü maymunluk
ve geyik muhabbete maruz bırakıldı.
Buluşmanın ayrıntılarına girmeden önce size perde arkasında
olanları aktarayım ki görünüşte iki gün süren buluşma için kim,
ne kadar çalıştı, kim oturduğu yerde ahkam kesti görün, ibret
alın. :P
Dört senelik deneyimle amatörce birşeyler yapmaya çalışan organizasyon
ekibi 10 Temmuz’dan çok önce çalışmalara başlamıştı. (Siz forumda
buluşma tarihini geç duyurduğumuza bakmayın. Bir sene boyunca
kafamızda ne tilkiler dolaştı, bir bilseniz!) Üç sene önce 10
kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz İstanbul buluşmasına
40 kişiye yakın katılımcı bekliyorduk. (Hatta bu sayıyı duyan
Ruki’nin gözlerinde nasıl bir dehşet ifadesi oluştuğunu hala
hatıurlarım. Ehehe…) Forumdaki muhabbetlerin iyice koyulaşması,
ayrı geçen aylar sonrası yaşanan özlem derken buluşmanın en verimli
şekilde yapılmasını sağlamak adına organizatörlere çok iş düşüyordu.
Öncelikle bölüm izleme fikri ortaya atıldı. Ankara’da birlikte
izlenen Fight The Future’ın tadı hala damağımızdaydı ve aynı
zevki paylaşan insanlarla dizinin henüz Türkiye’de yayınlanmamış
bölümlerini izleme fikri herkesi heyecanlandırmıştı. Tancan bölümleri
temin etti (ki kendisi bu Divx, DVD konularında bolca sömürülmesi
gereken, çok teşekkür edilesi bir insandır. Hastasıyız! :P),
ben alt yazıları yaptım, Pelin’in Divx Player’ına el koyduk.
Tancan ve Ruki toplu halde birşeyler izlemek için en uygun olan
mekanı, yani Şekerpera’yı, ayarladılar. Buluşmadan 10 gün kadar
önce Pelin tarafından daha önce ortaya atılmış olan “The X Files
Tabu” oyunu fikri Ruki tarafından yeniden canlandırıldı. Ama
organizasyon ekibi üyelerinin çalışanlardan ve öğrencilerden
oluşması (bahanelere bak, bahanelere) bu çalışmanın yarıda kalmasına
neden oldu. Bu sene yoğun katılıma bağlı olarak uygulama kararı
aldığımız “yaka kartı” fikri ise buluşmadan önceki hafta, bir
sabaha karşı evlerinde oturmuş ahkam kesenler tarafından (öhöm)
ortaya atıldı. Böylece zaten boş boş (!) oturmakta olan Ruki’nin
başına fazladan iş çıkarıldı.
Buluşmanın ilk günü (yani 10 Temmuz, Cumartesi) Taksim Meydanı’nda
buluşuldu. Zor da olsa Şekerpera’nın yeri bulundu (Murat yolu
kaybetti de… ?). 6. sezonun son bölümü Biogenesis ile 7. sezonun
açılış bölümleri olan Sixth Extinction I ve II izlendi. (Hazır
yeri gelmişken birşeyleri açığa kavuşturayım: Yapılan alt yazıların
yarım kalması gibi hatalar benden değil, güncellemeleri yapılmamış
Divx Player’dan kaynaklanmaktaydı; yapılan çeviri hataları ise
tamamen benim suçumdur, zira hayvanlık yaptım, bölümleri daha
önceden izlemiş olmama rağmen alt yazıları yaparken bir kere
bile görüntülere bakmadım, çevirileri genelde gece başlayıp sabaha
kadar yaptığım için deyimlerin çevirileri bile kaydı, bir acayip
oldu. (“Like father, like son” => “Babası gibi, oğlu gibi”.
Bu ne ya??!!).Şekerpera’nın çıkışında Tancan ve Murat katılımcılardan
haraç topladıktan sonra (İnkar etmeyin! Elimde fotoğraflar var!
:P) yine Taksim’de bulunan Çınaraltı isimli mekana geçildi. Mekanın
bir bölümünü kapattık. Burada da (tercihe bağlı olarak) alkol
ve bilimum içecekler eşliğinde geyik döndü, yenilerle kaynaşıldı,
kameralar ve fotoğraf makineleri aracılığıyla şantaj malzemeleri
toplandı. Ertesi gün buluşmak üzere anlaşan Xciler akşam üstü
7 gibi ayrıldılar.
Pazar gününe gelince… İlk defa burada bir özeleştiri yapıyorum
ve diyorum ki: İkinci gün tam anlamıyla bir fiyaskoydu. Adada,
Ece’nin evinde, toplanılmıştı (Buradan da Ece’ye sonsuz teşekkürler
ediyor ve kendisine “yirim yirim” demekten kendimizi alamıyoruz.).
Ev ortamının rahatlığından ve katılımcıların libidolarının o
gün üst seviyelerde dolaşmasından olsa gerek günün yaklaşık 5
saatini bir televizyon karşısında “100 Hottest” zımbırtısını
izleyerek ve gerekli gördüğümüz yerlerde “aaaah”, “ooohh” tarzı
iç çekme efektleri çıkarıp (bu efektler de yazıya dökülünce pek
bir acayip oluyormuş. Hmmm…) alkışlayarak geçirdik, harcadık.
Bir de milleti dışarı çekmek için gelenlerin de televizyona yapışıp
kalması hadisesi var ki, hala aklım almıyor. Er kişilerin top
oynaması da pek bir şık oldu. Ne kadar sportif arkadaşlarım var
falan dedim, gururlandım. (Özellikle gol sevinçlerinde herkes
dağıldı. Eehehe…) İkinci gün de toplu halde, mülteciler gibi,
İstanbul’a geçilmesiyle sona erdi.
İki gün boyunca zaman ayırıp bizimle birlikte olanlara buradan
son bir kere daha teşekkür edelim. Umarım herkes eğlenmiştir.
Seneye daha sıcak bir ortamda (mecazi olarak demiyorum, İzmir’de
olacağız ya… ?), daha kalabalık bir ekiple yeniden görüşmek üzere…
Bu Buluşmadan Neler Öğrendik?:
- Murat artık Boran’ı çekici bulmuyormuş. (Tüm buluşma boyunca
bir kere bile öpme girişiminde bulunmadı!)
- Pelin’in Divx Player’ının güncellenme vakti gelmiş de geçiyormuş.
- Mahmut arabasını kullanmazsa buluşmalara sağ salim gelebiliyormuş.
- Erkeklerdeki kızıl saç hastalığı yeterli sayıda denekle genelleme
yapılabilecek kıvama gelebiliyormuş. (Herkes mi kızıl saç sever
yahu?)
- “Pizza pizza” ya da “The Curse Of The Meeting” gibi buluşma
gelenekleri yavaş yavaş ölmeye başlamış.
- Boran sessiz sakin görünümünün altında durduk yerde ettiği
laflarla insanı yarma potansiyeline sahip bir meslektaşmış.
- Ece bu kalbi kadar temiz ve güzel (öeh) evini bizlere açarak
ne kadar paylaşımcı, yardımsever ve süper bir insan olduğunu
cümle aleme gösterebiliyormuş.
- Ercan ve Sercan ikilisi yine buluşmanın yarı dilsiz ikizlerini
oynayıp çoğu yerde sessiz sakin kalarak kendilerini Ruki’nin
kafasını karıştırmaya adamışlar. (Yan yana durmayın arkadaşım,
zorlanmaktan devreleri yanacak hatunun.. :P)
- Tancan ilk genel buluşmasına katılmış olmasına rağmen geyikte
sınır tanımayarak insanlarla çabucak kaynaşabiliyormuş. (Kendisi
sadece geyik olmayıp aynı zamanda zeki, çevik ve ahlaksız bir
arkadaşımızdır, ilgililere duyurulur.)
- Ruki…Ah be Rukim sana yazacaklarıma satırlar yetmez…:P Buluşma
için en fazla koşturan ve bu sırada Murat’a göğüs germeyi başaran
yalanası bir insanmış.
- Tuğçe onlarca buluşmayı satmasına rağmen (!) söz verdiği şekilde
iki gün buluşmaya katılarak KKTC ve yurtdışı temsilciliklerinde
yoğun sevinç yaşatabiliyormuş. (Bundan sonra sat sıkıysa nıhahaha)
- Fulden forumu bırakmış olmasına rağmen hala buluşmalara katılıp
gecenin bir vakti çeşitli şekillere sokup giydiği çarşaflarla
ortalarda salınabiliyormuş.
- Tufan aslında miniminnacık bir arkadaşımız olmasına rağmen
dış görünüşü nedeniyle insanlarda yanlış izlenimler bırakabiliyormuş.
(Küçüksün olum işte, uzun da olsan bu gerçek değişmez.. :P)
- Oğuz, Nigar ve Ezgi gibi forumun eskileri elde olmayan nedenlerden
dolayı aramıza katılamayarak bizleri üzüyorlarmış. (Kısmet gelecek
seneye…)
- Bülent sadece X Files ile değil, çizgi roman vs konularında
sahip olduğu bilgilerle pek çok insanın kalbini çabucak kazanabiliyormuş.
- Tuncay on parmağında on marifet olan bir arkadaşımızmış. (Gitar
çalmak, site hazırlamak vs vs…)
- Elif ve Eci (Ece No2) buluşmanın ikinci günü geldikleri gibi
sessizce gitmişler.
- Fuat yüzünü sadece İstanbul buluşmalarında bizlere göstermeyi
kendine görev bilmiş bir arkadaşımızmış. Kınıyoruz buradan, ama
öyle böyle değil yani… :P
- Sadun yanında TDK sözlüğünü getirmeyerek buluşma katılımcılarını
bir hayli hayal kırıklığına uğratabiliyormuş. (Oysa ne güzel
olurdu Sadun’un sözlükle bir fotoğrafını çekip forumun girişine
“Dikkat! Burada TDK var arkadaşım!” uyarısıyla koymak. Teey tey…)
- Umut Blackmore’s Night konseri nedeniyle İstanbul’a geldiği
vakit kendini bir grup çatlağın arasında bulabiliyormuş.
- Suret ve Derya ortama hemen uyum sağlayabilen ve güzel muhabbet
çevrilebilen dünya tatlısı insanlarmış.
- Şu bölümde adını anmadığım arkadaşlarla fazla muhabbetim olamadığı
için buraya isim olarak yazılmıyorlarmış, ancak gönlümüzdeki
yerleri büyükmüş.
Annnneeeeeeeeeeeee!!! BİTTİİİİİİ!!!... ;)