» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

 
...:: 3. The X Files Türkiye Buluşması (05/06 Temmuz 2003) :: YAZI 1 ::...


Derleyen: Berivan Tokem

Öhö, öhö. Sesssss, sessss. Evet, sanırım hazırız. Arkadaşlar aşağıda okuyacaklarınız 3. Geleneksel X Files Türkiye buluşmasında yaşanmış gerçek olaylardan derlenmiştir. 18 yaşından küçükler hemen bu sayfayı kapatsınlar, zira bu yazının içeriği gençlerin ve çocukların fiziksel ve ruhsal sağlıkları açısından olumsuz etki yaratabilir. Hade başlayak:

3. yıl, 3. buluşma... İstanbul ve İzmir'den sonra bu sene başkent Ankara'daydık. Türkiye'nin dört bir yanından Xciler Ankara'ya akın ettiler yine bu sene. (Gerçekten akın ettiler yani. 24 kişiydik bi ara. Önceki seneler bu kadar kalabalık değildik. Bunda İstanbul buluşmasının ilk olması ve İzmir sıcağının etkisi büyüktür mutlaka.) Bendeniz ve Melis Ankara'ya 3 gün önce gitmiştik. Hem Ankara tayfasının yükünü biraz hafifletelim, hem de Ankara'yı gezip iyice tanıyalım diye. Önceden orda olduğumuz için trenle gelen İstanbul tayfasını sabahın köründe gardan karşılama görevi Ankaralı olmasak da bize düştü. (Zaten her sene karşılama komitesi aynı oluyor: Ben, Melis ve Fulden!!) İstanbul tayfası sabah 07:20'de garda olacağını bildirince güzellik uykumuzdan ödün verdik, sabah 07:00'de organizatörümüz Nigar ve daimi karşılama komitesi olarak Ankara garında yerlerimizi aldık. Fakat gelin görün ki saat 07:30 oldu, tren hala ortada yok. Trenden gelen telefon saat 08:30 gibi garda olacaklarını bildirdi. Biz de küfrede küfrede 1 saat daha bekledik milleti. Tren geldi veeeeee... 1 senelik hasret sona erdi. Herkes aç olduğu için hemen Papazın Bağı'na gidelim dedik. Fakat dönüş biletini iade etmek isteyen Murat gardaki eşşek kadar "Bilet İade Gişesi" yazısını görmeyip normal işlem yapılan gişelerden numara alınca, bi de üstüne üstlük sırasını kaçırınca bi yarım saatimiz daha orda harcandı. Sonunda Murat biletini doğru gişeden iade etmeyi başardı ve kahvaltı etmek için yola çıktık. Papazın Bağı'nda oturmuş gözlemeleri mideye indirirken trene binmemiş olan Mahmut'u aradık ve gece gara giderken kaza geçirdiğini öğrendik. Ama durumunun iyi olduğunu söyledi, biz de rahat bi nefes aldık. Kendisine burdan da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Aman abicim bi buluşma için ölmeye değmez yani. Sen büyüğümüzsün, daha lazımsın bize. ;)) Papazın Bağı'nda otururken çekeceğimiz film üzerine bayaa bi muhabbet döndürdük, hatta filmin senaryosunun taslağını orda ayak üstü yazdık (Ayrıntılar için forumdaki "Arzularımın UFO'susun" başlığına bakabilirsiniz!!! ). Ruki yine formundaydı. İzmir tayfasına bol miktarda fesatlık yapacak malzeme çıkardı hiç zorlanmadan. Zaten fesat olmamamız gibi bi olasılık yoktu. Ruki incilerini bir bir sıralarken arka planda mekanın ördekleri havuz fantazisi yapıyorlardı. Onların sesleri ve Murat'ın durup durup masanın diğer tarafına, Boran'ın yanına, koşmasıyla (öpmek için koşuyor gibi geldi bize) coşan bizler, Ankara tayfasının yenilerinin şaşkın bakışları altında geyiğin dibine vurduk. Ama gün gelecek elbet onlar da alışacaklar bize. Papazın Bağı'nda 100.750.000 TL'lık efsanevi bi hesap ödedikten sonra filmi izlemek için Freebird Cafe'ye gittik. Rahat koltuklar yerine arka taraftaki bi yüksekliğe tünemek zorunda kalmış ve filmi sahne sahne ezbere bilen insanlar olarak Melis ve ben, doğasından dolayı da Barış enteresan kritikler yaptık film boyunca. (Özellikle Scully'nin "motor functions"tan bahsettiği yerde Murat'ın "Scully sistem raporu veriyor" dedikten sonra durup "motoru bozmuş ya" yorumunu yapması bize geçici süreliğine mavi ekran verdirdi.) Bi süre sonra da İstanbul tayfasının yarısı uyuyakaldı. Film bitince cümbür cemaat Nigar'ın evine Millenium izlemeye gittik. Veee buluşmanın ilk satışı burda yaşandı. Savurduğum tehdite rağmen bana kulak asmayıp erkenden kaçan ankara tayfasına mensup kişileri huzurunuzda afişe etmek istiyorum: Gökmen, Murat, Tufan, Ezgi, Erdem, Nurefsan. Bahsi geçen kişiler siteye konmuş olan buluşma fotolarında kırmızı yuvarlak içine alınmış kişilerdir, belirteyim. :)) Nigar'ın evinde Murat'ı bol bol sinir ettikten, bi rivayete göre ahım tutması sonucu dizinin en önemli yerinde kablo tv bağlantısını koparttıktan, kanlı canlı bi şekilde buluşmanın analizini foruma yapmayı deneyip başaramadıktan sonra yine cümbür cemaat yemek yemeye, ordan da Fulden'in arkadaşının evinde verilen Garden Party'ye gittik. Yemek yeme ve Garden Party'ye gitme arasında geçen sürede de bi GİMA'yı sömürdük bi de LPG istasyonu patlattık. Tam dağıtmaya başlamıştık ki Nigar, Ruki, Pelin, Elif, Boran ve Oğuz günün ikinci satışını gerçekleştirerek güzelim ortamı terkedip evlerine ve otellerine döndüler. Cezalarını ise biz değil, parayı öderken taksici vermiş zaten. Partide kalmaya karar verenlerin de cezasını ben verdim. Murat, Melis, Barış üçlüsü beni avutmak, başka bi deyişle "Güzin ablalık/abilik" yapmak zorunda kaldılar. Gecenin ilerleyen saatlerinde ütopik bi ortam hakimdi eve. Birbirini tanımayan insanlar oturup muhabbet ettiler, eğlendiler, güldüler falan. Sabaha karşı herkes bi yerlerde sızdı kaldı zaten.

Ertesi gün... Yani buluşmanın suyunun çıktığı ikinci gün... Sabah kalkmakta biraz zorlansak da diğerleriyle Freebird Cafe'de buluştuk. Biz gittiğimizde millet DVD'den 1. sezonu izlemek için salona girmek üzereydi. Kapalı alanda kalamayacağımızı anlayınca ben, Ece ve Fulden Freebird'ün terasında kaldık. Orada ben Ece'nin salatasından otlanırken garsonun gelip "çatal bıçak getireyim mi" diye sorması ve masamızın üstünde dolanan küçük sevimli hamam böceğinden tiksinip ayağa fırlamam üzerine garsonların yine koşa koşa gelmesi ve böceği öldürme operasyonu düzenlemeleri "bu mekanın garsonları sürekli bizim masaya mı bakıyor" paranoyası yaratsa da bunun normalde konuyla alakası olmadığını belirtmek istiyorum cümlenin sonunda. Millet bölümleri izleyip bitirince yeniden ikiye ayrılmamız gündeme geldi. Ankara tayfası yine dayanamadı ve bizleri bırakıp evlerine dağıldılar. Bi grup Millenium izlemek için Nigar'ın eve doğru giderken (ki Ruki'nin de bu grupla gitmesi bizde esas amacının dizi izlemek değil, yürümekten kaçmak olduğu şüphesini uyandırdı) bi grup da Kuğulu Park'a gitti. Kuğulu Park'ta bişeyler içtikten, Nigar'ın evde dizi izleyenlere arka arkaya bi sürü çağrı bırakıp manyak damgası yedikten sonra sitemizin kurucusu yüce insan Oğuz başının etini yememe dayanamadı, masadaki herkese sadece su ısmarlamakla kalmadı, bütün hesabı ödedi. Kendisine burdan bi kez daha teşekkürlerimizi sunuyor, gelecek buluşmalarda da kendisinden aynı performansı göstermesini bekliyoruz. :P Kuğulu Park ekibi ve Nigar'ın evindeki ekip akşam yemeği için Atakule'de buluştu. Sevilla'da yemek yerken çevreye buluşma süresinde verebileceğimiz en büyük rahatsızlığı verdik. Rukivan ve Beriye'nin maceraları masadakilerin kahkahalarla gülmesine neden olurken, Oğuz'un dayanamayarak "profiturel" yemesi (evet evet doğru okuyorsunuz, ben yanlış yazmadım. Zira menüde aynen böyle geçiyordu. Gerçi aynı menüde sosisli pizza da hot dog olarak geçiyordu ama, neyse.), Ruki'nin yapılan espriler yüzünden bikaç kez boğulma tehlikesi geçirmesi, Murat'ın ağzı doluyken "eh be Beri" demesi ve benim bunu anlamam akşam yemeğinin enteresan noktalarıydı. (Bi de birisi Oğuz'un Mulder dudaklarıyla duvara yapışarak kuleye tırmanması önerisinde bulunmuş, ama bu lafı eden yüce insanın kim olduğunu hatırlayamadık, hatırlayan varsa bi zahmet söylesin, tebrik edecem kendisini bu güzel laftan dolayı.) Ardından kulenin tepesine çıktık. Film için çoktan mekan bakmaya başlamış olan Ruki tavanında ayna olan asansörde bikaç sahne çekilmesini önerse de bunu henüz yapımcıyla görüşmediğim için kendisine bi yanıt veremedim. Tepede ise zaten serin olan havanın dondurucu hale geldiğini üzülerek gördük. X Files Türkiye ekibi soğuktan korunmak için halay çekmek, kuğu gölü balesi yapmak ve sevgi yumağı oluşturmak gibi çeşitli yöntemlere başvurdu ve bu teşebbüsler fotoğraf makinalarıyla tespit edildi, çevredeki insanların garip bakışlarına maruz kalındı, ama ne olursa olsun Atakule en çok eğlenilen mekanlardan oldu. Oradan otobüse binmek için yürüyerek aşağıya inildi. Yol boyunca yapılan "Oran" geyiğini duyan Boran grubun taa önünden arka saflardaki bizlere doğru gelerek "Efendim??Bana mı seslendiniz?" dedi ve bizleri gülmekten öldürdü; gün boyunca yapılan aktivitelerden dolayı çene kaslarının ağrıdığını söyleyen Ruki fesat İzmir tayfasının dilinden kurtulamadı; Melis ve Ruki çizgilere basmadan aşağıya kadar inmeyi denediler, ama işin içine arnavut kaldırımı girince ne yapacaklarını şaşırdılar. Otobüse binerken ise ayrı bi kaos yaşandı. İstanbul tayfası ve İzmir tayfası ayak üstü vedalaşırken otobüsteki bi sürü insan garip garip bize baktı. Otobüste gidenlerin arkasından el sallarken içimiz bi garip oldu. Tüm ekibin bi daha toplanabilmesi için 1 sene daha beklememiz gerektiği gerçeği geldi aklımıza. Muhteşem geçen iki günlük buluşma anılarımız arasında en güzel yerini aldı. Benden bu kadar. Bi buluşmayı daha böylece atlattık. Yapılan organizasyonda ve geyiklerde emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkürler. Gelecek sene görüşmek üzere millet!!!

Bu buluşmada neler öğrendik?:

- Ankara tayfası olay yerinden erken vakitte uzaklaşmaya meyilliymiş. Kendilerini sitede afişe etme tehditlerime rağmen kaçak olabiliyorlarmış.

- Ankara tayfası beni sitenin ufaklığı olmaktan kurtarma potansiyeline sahip Tufan ve Murat'ı barındırıyormuş. Aynı arkadaşlar forum ahalisinden bazı kişilerin yaş kompleksine girmesine neden olabiliyormuş. (Merak etmeyin kim olduğunuzu söylemeyecem!! :)) )

- Oğuz'unki planlandığı gibi tam saatinde (saat 10'da) kalkmış ve Oğuz tam 6.5 saat sonra inmiş. Demek ki Ankara-Adapazarı arası tren yolculuğu bu kadar sürüyormuş. ;))

- Papazın Bağı bi gözlemeye 2.250.000 TL isteyerek ve 24 kişilik masaya 100.750.000 TL'lık hesap getirerek tüm zamanların rekorunu kırabiliyormuş.

- Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin yayınladığını düşündüğümüz bir genelge yüzünden tüm cafelerde ayranın "butter milk" olarak çevrilmesi bizi dumurdan dumura sürükleyebiliyormuş.

- Pelin İstanbullu olsa da okuduğu şehir olan Ankara'yı bayaa iyi biliyormuş.

- "Boran" ve "Oran", aslında alakaları olmasa da kelime bakımından birbirlerini çağrıştırdıkları için çeşitli yanlış anlamalara neden olabiliyormuş.

- Ruki, cumartesi gecesi aldığı alkolün etkilerini pazar akşamüstü göstermeye başladığı için laz olduğunu bir kez daha belli edebiliyormuş.

- Sercan ve Ercan ikilisi sessiz ama derinden gitmeyi biliyormuş. Buluşma boyunca fazla sesleri çıkmayan ikizlerden Ercan, ilk gün Papazın Bağı'nda çıkardığı tek bi sesle çekilecek filmin ses efektlerini yapma işini rahatlıkla kapabiliyormuş.

- Melis cumartesi gecesi ayık kalmayı başarabilen tek forum üyesi olarak beni, Fulden'i, Ece'yi ve ertesi gün Ruki'yi toparlayabiliyormuş.

- Vatan gazetesi fotoğrafçısına poz veren Elif, bizimle Sevilla'da fotoğraf çektirmeyerek bizi üzebiliyormuş. Gerçi o manyak grupla aynı karede yer almak istememesi normal ama...

- Nigar hepimize evini açmasının yanında çok güzel bi organizasyon yaparak iki günümüzü dolu dolu geçirmemizi sağlayıp herkesi memnun etmenin aslında o kadar zor olmadığını bize gösterebiliyormuş.

- Murat çeneme fazla dayanamama ve Millenium izlerken kablo tvnin kesilmesinin benim yüzünden olduğu iftirasını atma potansiyeline sahip bi insanmış.

- Ece sürekli yollarda olup Ankara, Antalya gibi şehirler arasında bi gün bile ara vermeden dolaşabiliyormuş.

- Bütün ekip bi araya gelse de Atakule'yi yıkmayı başaramıyormuş.

- Galiba iki günün analizi sonunda bitmiş...


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR